|
|
- Ana
menü
-
- Kadınların cinsel isteksizliğine, orgazm olmama ve zevk almamasına
frijidite veya soğukluk denir. Erkeklerde bu duruma eşdeğer olarak da
peniste yetersiz veya hiç sertleşme olmamasına empotans veya
iktidarsızlık denir.
- Bence erkekler için iktidarsızlık, kadınlar için soğukluk
tanımları kadınlar ile erkekleri farklı ele alan bir mantığın
ürünüdür. Penisi, güç ve iktidar sembolü olarak gören mantığa göre
penisin sertleşmesi iktidar belirtisi ve sertleşmemesi de
iktidarsızlık olarak ele alınıyor. Tabi bu erkek egemen ve feodal
düşünceye göre kadın cinsel organı iktidar sembolü olarak kabul
edilmediği için, kadınların cinsel isteksizliğinde iktidarsızlık
terimi kullanılmıyor. Erkeklerden cinsel ilişkide üzerine düşeni
yapması iktidarlılıktır, ama kadınların üzerine düşeni yapmaması
sadece normal oluyor.
- En Yaygın Sorun..
- Cinsel soğukluk hem kadınlarda hem de erkeklerde dünyada mevcut en
yaygın sorundur. Çok iddialı olan bu düşüncem elbette bütün dünyayı
içeren bir araştırma tarafından desteklenmiyor. Uygarlığın gelişmesi
ile beraber cinsel sorunların arttığı şeklindeki öngörüşe uygun olarak
cinsel soğuklukların da günden güne arttığını düşünmek doğru olur.
- Dış Etkenler Cinsel Gücü Etkiler..
- Cinsel konularda bilgisi olmayan kişiler normal koşullarda karşı
cinsten birisi ile yatağa girince, sevişmeye başlayınca herşeyin
normal olarak gelişeceğini zanneder. Ancak bu iş her zaman öylesine
tıkır tıkır yürümez. İnsanların kendi iç dünyalarından kaynaklanan
ufak tefek ve önemsiz veya dış dünyadan gelen büyük ve önemli sorunlar
cinsel ilişkilerinin doğal bir şekilde gerçekleşmesine engel olur.
Örneğin, bir odada sevişirken ve tam birleşme gerçekleşecek iken
odanın kapısının dışardan zorlanması sevişen kişilerin tüm
isteklerinin kaybolmasına yol açabilir. Tam sevişmenin en tatlı
anında, penis vajene girmiş ve erkek ileri geri gidip gelirken, tam o
anda yan odada küçük bebeğiniz çığlık çığlığa ağlamaya başladıysa bir
çuval incirin berbat olduğunu söylemek doğru olur. Bu örnekleri biraz
çoğaltmak istiyorum. Sevişirken çocuğun ağlamasından tutun da eşinizin
ağzının pis bir şekilde kokması veya kötü bir şekilde yellenmesi gibi
bir çok şey sizleri etkileyebilir. Kendinizi sevişmenin eşsiz
senfonisine kaptırmış gidiyorsunuz, işte tam o sırada eşiniz siyasi
demeç ister gibi donuk bir ses ile "kalçanı okşamamı istermisin" veya
"göğüslerimi lütfen o kadar sıkma sarkmasını istemiyorum" der ise
sevişmenin neye benzeyeceğini tahmin etmek sanırım zor değildir.
- Geçmiteki Olumsuz Deneyimler..
- Yine aynı şekilde kişinin geçmişteki olumsuz deneyimlerinden
dolayı "acaba penisim yeterince sertleşecek mi? vajenim gerektiği
ıslanıp orgazm olabilecekmiyim?" endişeleri ile bir sevişme daha
baştan ofsayta düşmeye mahkum oluyor. Zaten bu tür endişeler ile
başlanılan cinsel ilişki sevişmeden daha çok sınava girmeye benzer.
Bazen bu korku ve endişelerin nedeni bellidir. Bazen de belli
değildir. Kişinin kendisinin de açıklayamadığı daha derinlerden,
çocukluk çağlarından gelen unutulduğu zannedilen bazı yaşantılar da
cinsel soğukluklara neden olabilir.
- Genelevlerinin Olumsuz etkileri..
- Bazen de bu korkular çok basit nedenlerden ileri gelebilir. Kişi
bir defa geneleve gitmiştir ve orada tam ilişkiye geçecek iken kadın
ters bir söz söylemiştir. Kadının bu olumsuz konuşması karşısında
adamın penisi aniden inivermiştir. Penis çok hassas ve duyyarlı bir
organdır. Ayrıca çok da bilgedir. Böyle bir durumda aklınız " sen
erkeksin karşında kadın bacaklarını açmış yatıyor, penisini vajene sok
ve boşal" dese bile penis genellikle duyguların sesini dinler. Çünkü
öyle bir durumda bir çok erkeğin duyguları cinsel ilişkiden vazgeçmeyi
istiyordur. Tabii penis de duyguların sesini dinleyerek sertleşmeyi
bırakıverir. Duygularının sesini dinlemeyi bilmeyen bir erkek penisin
sertliğini kaybetmesini bir türlü anlayamaz ve artık erkekliğini
kaybettiğini bile düşünebilir. Bundan sonra tekrar geneleve gider. Ama
artık sevişmeye değil de sınava gidiyordur. Haliyle sınava gider gibi
kalkışılan cinsel ilişkiden hayır gelmez. Şimdi burada penis bilge bir
organdır dedim ama sanki vajen bilge değil mi? Elbette vajen de bilge
bir organdır. Benzer durumlar kadınlar için de geçerlidir.
- Cinsellikten Korkutulma..
- Yine aynı şekilde, özellikle genç kızlarda olan şöyle bir durum
vardır. Bir çok aile kız çocuklarını çevreden gelebilecek olumsuz
tehlikelere karşı bilinçlendirmek için ve herhangi bir erkeğin
tecavüzüne karşı onu güzel bir şekilde eğitirler. "Aman kızım
erkeklere karşı dikkatli ol, erkekler tehlikeli mahluklardır, onların
bir tek amacı vardır, o da sana tecavüz etmektir. Ha erkek, ha
canavar, erkeklerden kaçabildiğin kadar uzağa kaç" diye nefis(?) bir
eğitim verirler. Yaşamı boyunca böylesi nefis eğitilmeler ile büyüyen
bir kızın evlenince veya evlenmeden önce bir erkek ile sevişmesinden
zevk alıp alamayacağını siz okurlara bırakmak istiyorum.
- Kimi zaman da suçluluk duyguları cinsel ilişkiden alınan doyumu
etkileyebilir. Bu suçluluk duygularının kaynağı gerçek veya gerçek
dışı bir olaydan da olabilir. Bana psikoterapiye gelen bir bayan
meslektaşım 8 yaşındayken komşusunun oğlu ile çıplak bir durumda
annesi tarafından yakalanmış. Pek fazla azarlanmamış olsa da güçlü bir
suçluluk kompleksine kapılmış. Daha sonra tam olarak annesinin
terbiyeli kızı olmuş ve otuz yaşına gelmesine rağmen bir daha öyle
ayıp(?) şeyler yapmamış. Benzer şekilde psikoterapisini yürüttüğüm
üniversite öğrencisi bir delikanlı 10-11 yaşlarına kadar uyumak için
annesi ile beraber yatmış. Bu beraber yatmalar sırasında çaktırmadan
annesinin kalçalarını ve bacaklarını okşamaktaymış. Ancak bir
defasında annesi oğlunu sert bir şekilde uyarmış. Sanırım annesi de
bundan belli bir doyum almıştı ama ne hikmetse o gün oğlunu kötü bir
şekilde uyarmış. Bu gencin daha sonra üniversitede beraber olduğu kız
arkadaşı ile sevişmelerinde sorunların çıkması tabii ki sürpriz
değildi.
- Tensel Temas Eksikliği..
- Bazı ailelerde ise bedensel temas hiç hoş görülmez . Anne-baba
çocuklarını bayramdan bayrama o da adet yerini bulsun der gibi soğuk
bir şekilde öperler. Yani tensel iletişimin doğru olmayan kötü bir
şeymiş olduğu telkin edilir. Çocuklara söz ile verilen eğitimlerden
daha çok sözsüz verilen eğitimler daha önemlidir. Anne ile babanın
çocukların önünde hiç bir şekilde öpüşmediği, şakalaşmadığı ve
bedensel temasa girmediği ortamı düşünün. Böyle bir ortamda büyüyen
bir çocuğun ilerde karşı cinsten biri ile arkadaşlığa başlayınca ve
bedensel temas içine girmesi durumunda nasıl olabileceğini tahmin
edebilirsiniz. Elbette bedensel temasa karşı yasaklamalar ile eğitilen
birisinin büyüdüğünde, cinsel ilişki sırasında öpüşme ve okşaşmalara
karşı soğuk olması beklenir.
- Bu tür suçluluk duyguları bazen kişileri cinselliğin belirli
alanlarına karşı soğuklaştırabilir. Örneğin kişi karşısındakinin
cinsel organına dokunamaz ama kendi cinsel organına dokunulmasına veya
kendi cinsel organının ağıza alınmasına itiraz etmez. Veya
kalçaların,makatın okşanmasına anal uyarılmalara karşı olumsuz tepki
gösterebilir. Bu sorunun daha da ileri boyutlarında normal sevişme
sırasında eşinin elini o yasak bölgeye gitmesine bile itiraz eder.
- Erkekler Baskı Altında..
- Cinsel ilişkide olumlu bir beraberliği ne yazık ki erkek egemen
eğitimin etkisi ile erkeğin üzerine yüklemek yaygın bir hatadır. Ne
yazık ki erkekler bu konuda kafasını daha çok yorar. Ve yine bir
cinsel ilişkide olumsuz sonuç alındığında erkekler daha çok suçluluk
duygusuna kapılır. Muayenehaneme gelen bayanlarda cinsel ilişkiden
zevk almadığı için utanan, kendisini suçlayan ve aşağılık kompleksine
kapılan kadın pek görmedim. Ama orgazm olamayan kadınların kocalarında
gördüğüm suçluluk duyguları hiç de az değildi. Penisi sertleşmeyince
erkekler için adeta dünyanın sonu gelirken kadınlar orgazm olmayınca
hiç de aynı yoğunlukta bir üzüntü yaşamazlar.
- "Cinsel ilişkide bir başarısızlık var ise, sorun ne tam olarak
erkeğindir, ne de tam olarak kadınındır, sorun her ikisinindir."
Cinsel birleşmede erkeğin birinci amacı kadını orgazma ulaştırmak
olmamalıdır. Elbette erkek kadını boş vermelidir de demek istemiyorum.
Erkeğin de kadının da cinsel ilişki sırasında birincil amacı
kendilerinin zevk almasıdır. Kişinin önce kendisini düşünmesi
gereklidir. Ayrıca kendini düşünmeyen başkasını gerçekte ne kadar
düşünür.
- Kendinin Beğenmemenin Etkisi..
- Acaba insanların cinsel ilişkiden zevk almamalarının nedeni
çoğunlukta dışardan gelen etkiler mi? yoksa kendi içlerinden gelen
sorunlar mı? Bu soruya tam ve kesin olarak cevap vermek gerçekte çok
güç. Her ikisi de zaman zaman geçerli olabilir. Bazen kapı
yumruklanırken, çocuk ağlarken veya eşinizin ağzı leş gibi kokarken
elbette ondan zevk alamayız. Ancak aslında penisin sertleşmemesinde
veya kadının orgazm olmamasında her iki etken de söz konusu olabilse
de, çoğunlukla sorunun kaynağı kişinin kendisidir. Aşağılık kompleksi
içinde olanların sayısı hiç de az değildir. Başka bir erkeğin gecede
on defa boşaldığını duyan bir erkeğin kendisini küçük görmemesi çok
güçtür. Yine kız arkadaşının memelerinin mükemmelliğini görüp kendi
memelerinin küçüklüğünden dolayı endişe içine giren ve sevişme
sırasında "acaba sevgilim memelerim hakkında ne düşünüyor, acaba
memelerimin küçük olduğunu söyleyecek mi?" endişeleri ile yatağa giren
bir kadının kendini rahat bırakabilmesi zor olabilir. Kimi insan
göbeğinden kimi insan ise kalçalarından hoşnut değildir. Her insan
kendi vücudunun bir yerinden hoşnut olmayabilir. Bu tür
hoşnutsuzluklar o kadar yaygındır ki bunlara anormal demek bile bana
zor geliyor. Bazı insanların kendi bedenlerinden dolayı duydukları
endişelerin gerçek temeli de olabilir ama çoğunlukla gerçek dışıdır.
Adam kalçalarının büyük olduğunu zannediyordur veya kadın memelerinin
küçük olduğunu sanıyordur. Bu tür inanışlarda bir miktar gerçeklik
payı olsa da bunun pek önemi yoktur. Burada esas önemli olan çirkin
bir erkeğim kendisinin yakışıklı olduğuna inanması veya dökük bir
kadının kendisini çekici hissetmesidir.
- Penis Saplantısı..
- Erkeklerin büyük bir kısmında penisleri ile ilgili aşağılık
kompleksi vardır. Penisin çapı veya boyu ile ilgili sorunlar birine
açılır veya yaşam boyu kimseye açılmadan kalabilir. "Keşke penisim
biraz daha büyük olsa, niye biraz daha kalın değil, acaba başkalarının
penisleri daha mı büyük?" gibi endişeler başarısızlığa zemin hazırlar.
Erkeklere penisleri en önemli organ olarak telkin edilir.Adeta penis
bir iktidar sembolüdür. Penis ne kadar büyükse o kadar güçlüdür ve
iktidarlıdır. Bu kadar olumsuz eğitilmeler ile büyümüş erkeklerin
olumlu, sağlıklı ve dengeli bir cinsel yaşama sahip olmaları oldukça
zordur. Penis büyüklüğü saplantısı ne yazık ki sadece erkeklerde değil
bazı kadınlar da önemli bir sorundur. Günümüzde artık çok iyi
biliyoruz ki penis büyüklüğü ile cinsel doyum arasında pek de doğrudan
bir ilişki yoktur. Kadınların orgazm olabilmeleri, vajene giren
penisin boyutları ile pek de ilgili değildir. Penisin söz konusu
olmadığı lezbiyen ilişki ile orgazm olan kadınların sayısı hiç de az
değildir. Belki sadece vajene penis girdiği zaman orgazm olabilen
kadınlar için penisin boyu önemli olabilir. Ancak kadınların çoğunluğu
ön sevişmeler, okşaşma ve öpüşmeler veya klitoris ile orgazm olurlar.
Bir çok cinsel ilişki yaşamış olmasına rağmen bilgisizliği nedeniyle
bu konuyu kafasına takan kadınlar da vardır. Ben şuna inanıyorum ki,
eğer bir kadın kendisine illa da büyük penisin zvek vereceği
saplantısı içine girmişse sorun o kadının psikolojik
şartlanmasındandır. Ayrıca pornografik yayınlar da bu tür
şartlanmaları körükler. Porno filmlerdeki erkeklerin penisi genellikle
boy pos olarak ortalamaya fark atan büyüklüklerdedir. Penisin ortalama
boyutları konusunda pek bilgisi olmayan kişilerde böyle bir filmden
sonra yanlış inanışlar oluşabilir.
- Duygusal Uyuşmazlıklar..
- Eşler arasındaki önemli cinsel soğukluk nedenlerinden biri de
eşlerin birbirlerine karşı olan duygusal uyuşmazlıklardır. Bilindiği
gibi sevişme, iki kişi arasında karşılıklı istek beğenme, arzu ve
sevgi duygularını en düzeyde yaşamaktır. Ama birbirlerini hiç
tanımayan iki kişiyi ilk defa zifaf gecesi bir araya koyarsanız, ki
Anadoluda bir çok yerde bu olmaktadır; artık o ilk cinsel ilişkiden
hayır mı gelir?İki kişi birbirleriyle kafaca anlaşabiliyor mu? Beraber
konuşmaktan zevk alıyorlar mı? Yaşamın diğer alanları ile ilgili
konularda uyuşuyorlar mı? Kdın ve erkeğin dünyaya bakış açıları ve
sosyal ilgileri elbette önemlidir, ama en önemlisi cinsel ilgi ve
zevklerde çakışmadır. Bu nedenle bazen birbirleriyle kedi köpek gibi
kavga ettikleri halde cinsel yönden çok iyi bir uyum içinde olan
çiftler de vardır. Ama yaptıkları kavgalar nedeniyle cinsel uyumları
bozulanlar çoğunluktadır.
- Sevişme sırasında erkek mi daha aktif olacak, yoksa kadın
mı?Kırsal kesimlerde daha yaygın olmak üzere, bir çok kişi erkeklerin
daha aktif olmasının normal olduğuna koşullandırılmışlardır. Özellikle
deneyimsiz kadınlar erkeklerin daha aktif olmasını isterler. Oysa bir
sevişme sırasında kadın da erkek de aktif olabilir. Tabii sevişme
sırasında "ben erkeğim, erkekler sevişme sırasında daha aktif
olmalıdır" şeklinde bir önyargı ile hareket eden bir erkek karşısında
istekli, arzulu ve aktif bir kadın görünce inhibe olabilir veya cinsel
soğukluk içine girip, penisi sertleşmeyebilir.Veya tam tersi bir
şekilde çok aktif bir erkek karşısında bazı kadınlar sevişmeyi
yaşayacağı yerde düzüleceği endişesine kapılabilirler. Sevişmek güzel
bir şeydir ama düzülmek hiç de hoş değildir. Kimin ne zaman aktif
kiminse ne zaman pasif olacağı konuşulsa bile bir çok zaman konuşmaya
bile gerek kalmadan kendiliğinden hissedilir. Zaten bir süre beraber
yaşayan kişiler zamanla birbirlerine karşı çok iyi bir uyum sağlarlar
ve ne zaman ne arzu edildiği hakkında duyarlılık kazanırlar.
- Sevgisizlik..
- Sevgisizlik önemli bir cinsel soğukluk nedenidir. Eğer kişiler
birbirlerine karşı çeşitli nedenlerden dolayı kızgınlık ve benzeri
olumsuz duygular hissediyorlarsa bu kişilerin cinsel beraberliğinden
hayır gelmez. Özellikle bazı evliliklerde bu tür durumlar sık sık
oluyor. Adam çeşitli nedenlerden dolayı karısına kızmıştır ve diyelim
ki bu kızgınlık sırasında karısını dövmüştür. Bu şekilde kocasından
dayak yiyen kadın sayısı hiç de az değildir. Yeri geldi de iki çift
laf da burada edeyim. Bir çok kişi ev ortamının kadınlar için sokağa
göre daha emniyetli olduğuna inanır. Oysa bir kadının sokakta
saldırıya uğrama olasılığı evde uğradığı saldırılara oranla çok daha
azdır. Dayak yiyen kadınların hemen çoğunluğu bu dayakları ev
ortamında baba, abi veya koca gibi yakınlarından yer. Sanırım kocadan
yenenler birinci sıradadır. Elbette bu dayağı yiyip bedensel ve ruhsal
olarak örselenen kadının içinde önemli bir sızı kalır. Kadın böylesi
bir acı içindeyken kocası akşam bir de onunla sevişmek isterse ne
olacağını tahmin edebilirsiniz. Büyük bir olasılık ile kadın yeni bir
kavgaya neden olmamak için evet diyecektir ama haliyle hiç bir zevk
almaz, tam tersine öfke duyar. Ancak bazen de benim burada açıkladığım
tersi durumlar olabilir. Şöyle ki bazı çiftler ilk önce birbirleri ile
doyasıya kavga ederler. Birbirlerine karşı epey bir öfke ve kızgınlık
sergilerler. Daha sonra da şu veya bu şekilde bir sevişme
gerçekleşebilir. Ve de çok ateşli, zevkli bir sevişme olabilir. Bu
söylediğim az evvel anlattığım ile çelişkili gelebilir. Oysa bu son
durumda şöyle bir süreç oluşuyor. Çiftler karşılıklı kavga edip
öfkelerini boşaltırken bedenlerinde adrenalin dediğimiz bir hormonun
salgılanması gerçekleşiyor. Salgılanan bu adrenalinden sonra girişilen
sevişme sırasında kişiler çok daha ateşli ve heyecanlı olabiliyor. Bir
yanda kedi köpek gibi kavga edip diğer yandan çok zevkli sevişmeleri
olan çiftlerde yukardaki durum söz konusudur. Karısı ile sık sık kavga
etme durumunda olan bir meslektaşım bana anlatmıştı. Kavgaları bir çok
zaman dürtükleyen kadın oluyordu ama erkek de buna uyuyordu. Ancak
hemen her kavgadan sonra ateşli bir sevişme gerçekleşiyordu. Bu çiftin
durumu az evvel anlattığıma tamamen uyuyordu. Nitekim sık sık
kavgaları olduğu halde senelerdir ikisi de ayrılmaya kalkışmazlar. Ama
bir tarafın diğerini sürekli aşağıladığı diğerinin de ezildiği ve öfke
içinde sustuğu durumlarda cinsel soğukluk kaçınılmazdır.
- Erkekler kendilerindeki cinsel soğukluğa yani penisin
sertleşmemesine çok önem vererek, aşırı üzüntülü bir olay olarak ele
aldıkları halde kadınlar kendilerinde olabilen cinsel soğukluğa aynı
duygu yoğunluğu ile yaklaşmazlar. Bu konuda görüştüğüm bir çok kadın
"tabii her cinsel ilişkide orgazm olunamıyor" derken, adeta bunu
normal karşıladıklarını hissettim. Hele hele düşük kültür
seviyesindeki bazı kadınların cinsel ilişkide orgazm olunabileceğinden
bile haberi yoktu.
- Kadınlardaki cinsel soğukluk nedenleri de aynı erkeklerde olduğu
gibi ikiye ayrılır. Dıştan gelen nedenler daha önce de söylediğim gibi
sevişirken yan odada çocuğun cıyaklamaya başlaması, erkeğin ağzının
kötü kokması, sert ve kaba davranışları ve benzeri bir çok etken
kadını o anda cinsel ilişkiden soğutabilir. Veya erkeğin kadına olan
yaklaşımı onunla sevişmek için değil de onu düzmek için ise, kadın
yine soğuyabilir. Sevişmek, karşılıklı sevgi duyguları içinde
gerçekleşebilecek bir etkinliktir. Ama bir erkek tarafından "düzülmek,
becerilmek" hiç de hoş bir şey değildir. Burada üzerimde önemli iz
bırakan bir anımı anlatmak isterim.
- Ancak kadınlardaki cinsel soğukluklar için tamamen erkekleri
suçlamak da doğru değildir. Erkek egemen ideolojiyi suçlayabilirsiniz
ama tamamen erkekler suçludur diyemezsiniz. Kadınları büyük bir
kısmındaki cinsel soğukluk nedeni karşısındaki erkekten değil de kendi
içindeki çatışma, kaygı ve korkulardandır. Bunların nedeni de bir çok
zaman kız çocuklarına çocukluklarından itibaren verilen cinselliği
ayıp sayan bir eğitimdir. Kız çocuğu sadece dişi olduğu için
çocukluğundan itibaren horlanmıştır.
- Başlangıç
- Ana
menü
|
|