Vedalar

 
 


VEDA EDEBİYATI

Hint-Avrupa’nın en eski edebi abidesi Vedalar’dır ve Dünya Edebiyatında ayrı bir yeri vardır. Yaklaşık 3000 yıl öncesinin Hinduları, Vedaları tanrı sözü olarak kabul etmişlerdir. Vedalar onların düşünce ve duygularının bir göstergesidir. Vedalar, Hint Edebiyatının en eski ürünlerindendir. Hiç kimse Vedik Edebiyatı araştırmadan Hintlilerin kültür ve sosyal yaşamlarını anlayamaz. Ayrıca doğum yeri Hindistan olan Buddhizm de, Vedaları bilmeyen bir kişi için anlaşılmaz olacak kalacaktır. Budha'nın öğretileri ile Vedalar arasındaki ilişki Eski Ahit ile Yeni Ahit arasındaki ilişkiye benzer. Hiç kimse, eskiden söylenmiş.olanları bilmeden yeni düşünceleri anlayamaz.
Veda sözcüğü, vid (bilmek) eyleminden türetilmiştir ve "kutsal, dinsel bilgi" anlamına gelir., Kur'an, İncil ve Buddhistlerin kutsal kitabı olan “Tripitaka”lar gibi kısa bir zamanda ortaya çıkmamıştır. Aksine, yüzyıllar boyunca nesilden nesile, ağızdan ağıza aktarılarak meydana getirilmiş büyük bir edebiyattır.
Veda Edebiyatı Üçe Ayrılır:
1) Samhitalar: Kolleksiyonlar, yani ilahi, sihir, melodi ve kurban bilgisi ve formülleri kolleksiyonları.
2) Brahmanalar: Hacimli düzyazı metinler. Bunların içeriği ilahi bilgiler, kurbanla ilgili gözlemler, kutsal seramonilerdeki pratik ve mistik anlam, ve önem'dir.
3) Aranyakalar ve Upanishadlar: (Ormana Ait Bilgiler ve Gizli Öğretiler) Bunların bir kısmı Brahmanalar içine saklanmış, bir kısmı onlara eklenmiş, bir kısmı da bağımsız eserler olarak kabul edilmiştir. Bu metinler, ormanda yaşayan azizlerin, tanrı, dünya, insanlık üzerine düşüncelerini ve en eski Hint felsefesinin izlerini yansıtır.
Samhitalar şunlardır;
1) Rgveda: İlahi bilgisi
2) Atharvaveda: Sihir formülleri bilgisi
3) Samaveda: Melodi bilgisi
4) Yacurveda: Kurban bilgisi. İki büyük kitabı vardır: a)Siyah Yacurveda, b) Beyaz Yacurveda.
Bunların hepsine birden Vedalar denir. Brahmana, Aranyaka ve Upanishadlardan herbiri bir Veda’ya aittir. Örneğin Aitareya Brahmana Rgveda’ya; Şatapatha Brahmana Beyaz Yacurveda’ya; Chandogya Upanishad ise Samaveda’ya aittir.
Bunların bütününe “Veda Edebiyatı” denir.Brahman inancı taşıyan Hintliler için bu kitaplar kutsaldır, ancak Buddhistler için .kutsar değildir. Çünkü Buddhistlere göre Vedalar, Brahmanlar tarafından değiştirilmiş ve yanlışlarla doldurulmuştur. Ayrıca Buddhistlerde herhangi bir tanrı inancı yoktur.
Veda Edebiyatı ile baglantısı olan diğer bir sınıf eser de Sutralardır. Sūtra metinleri küçük ve kafiyeli cümlelerle yazılmış, din ve mezheple ilgili konuları içeren yazılardır. Şrautasūtra (Kurbanla ilgili), Grihyasūtra (Ev-Aile ile ilgili), Dharmasūtra (Ahlak ve Hukukla ilgili) ve Şulbasūtra (Ölçümle ilgili) olmak üzere dört temel alanda yazılmışlardır. Sūtralarla birlikte bahsedilebilecek bir eser grubu da Vedāngalar’dır. Vedāngalar altı grupta toplanır: Shikshā (Fonetik bilgisi, yazarı Panini), Vyākarana (Gramer bilgisi, yazarı Panini), Çhandas (Vezin bilgisi, yazarı Pingalaçarya), Nirukta (Etimoloji, yazarı Yaska), Cyotisha (Astronomi bilgisi, yazarı Garga), Kalpa (Kurban merasim bilgisi, Yukarda adı geçen dört Sūtra da buna dayanmaktadır).


RGVEDA

Rgveda 1028 ilahi (sukta) ve on kitaptan (mandala) meydana gelmiştir. İlahileri Rshi denilen ermişler meydana getirmiştir. Bu ilahilerde çeşitli şiir ölçüleri kullanılmıştır. Bunlardan en belli başlıları Gayatri, Anushtubh, Trishtubh ve Cagati’dir.
İlahiler bize, o zamanın kültür ve coğrafî durumu hakkında bilgi verir. Bunlardan, o zamanın Arilerinin bütün Hindistan'a yayılmadıklarını, sadece İndus nehri civarında yaşadıklarını anlıyoruz. Yine ilahilerden Arilerin, Hindistan'ın yerlileri olan siyah derili Dasyularla çarpıştıkları anlaşılmaktadır. Bu Dasyu (Dasa) ların tanrı inançları, kanunları ve-kurban törenleri yoktu. Ariler onları Ganj'ın yukarısına doğru sürmüşlerdir. Rgveda'da Ganj isminden fazla bahsedilmez. Hayvan ve bitki isimleri de Rgveda'da sonraki dönemlerden farklılık göstermektedir. Şöyle ki lotus çiçeğinden bahsedilmez. Ayrıca Hint inciri agacı olan Nyagrodha, RgVeda’da yoktur. Mesala, vatanı Bengal olan kaplan da Rgveda’da yoktur. Ayrıca sonraki dönemlerde Hindistan’ın baş yiyecekleri arasına giren pirinç de Rgveda’da bulunmaz. Sadece arpa ekiminden bahsedilir. Buradan ilahilerin yazıldığı dönemde tarımın az da olsa bir rol oynadığı anlaşılmaktadır. O zamanlar, en başta gelen kaynaklardan biri büyükbaş hayvan yetiştiriciliğidir. Bunlardan en .ünlüsü boğa ve öküzdür. At da çok değerlidir ve savaşlarda kullanılır. Tanrılara yakarılan pekçok ilahide büyükbaş hayvan ve ata da yakarışlarda •bulunulur. Tanrılar boğalarla, tanrıçalar ineklerle mukayese edilirdi. İnek sütü baş besinlerden biridir. Süt ve tereyağı tanrılara sunulan sunakların başında gelir. Vedik şairler, sütün bir mucize oldugunu, çünkü "çiğ" ineğin pişmiş süt verdiğini söylerler. Tıpkı Alman çocuk şiirindeki gibi,
“Söyle bana, nasıl olur?
Süt beyaz, inek ise kırmızı”
ineğin etini yerler, öküzün derisini kullanırlardı. Deriden şişeler, ok yayı, kayış yaparlardı. Başka endüstri dalları da gelişmişti. Örneğin, marangozlar, araba kabini yapıcıları, demirciler vardı. Deniz, Vedik Hintliler tarafından bilinmesine rağmen, bir deniz ticaretinin oldugunu söylemek zordur. Bununla birlikte tüccarların olduğu kesindir ve geniş bir ticaret yapılmaktaydı. Ticarette öküz ve altın eşyalar, para yerine kullanılıyordu. Vedik şairler tanrılardan öküz ve attan başka altın da isterlerdi.
Rgveda'da kast sisteminden tek bir ilahide (X,90) bahsedilmiştir. Buna göre Brahmanlar, Kshatriyalar, Vaişyalar ve Şudralar olarak bilinen dört sınıf vardır. Din adamları ve savaşçıların altında olan aşağı sınıflardan, çiftçiler, sığır tüccarları, diğer tüccarlar, sanatkar ve zanaatkarlardan çok az bahsedilir.. Sonraki dönemlerde Rgveda'da olduğu gibi kralın yanında bir danışman rahip (Purohita) bulunurdu. Rgveda'da evli çiftten de bahsedilir (VIII,31) Vedik şairler, savaşlarda tanrılarını yardımlarına çağırırlardı.
Rgveda'nın bazı ilahi ve beyitlerinin çeviri ve yorumu oldukça zordur. Bunlar üzerine ilk olarak, Panini'den önce yaşamış olan gramerci Yaska-eğilmiş ve bir tür sözlük olan Nighantu ile etimoloji bilgisi 'veren Nirukta adlı eserlerinde, Rgveda ilahilerini açıklamaya çalışmıştır. Fakat MS. 14. yyılda yaşamış olan büyük yorum üstadı Sayana'nınki en önemli açımlamadır. Birçok Avrupalı ve Hintli bilim adamı Sayana'nın yorumlarından yararlanmışlardır. Rgveda’nın yorumu üzerine H.H. Wilson, Rudolf Roth, H Grassmann, Alfred Ludwig, R. Pischel, K.F. Geldner, H. Oldenberg ve W.D. Whitney uğraşmışlardır.
İlahilerde güneş tanrısına, ay tanrısına veya ateş tanrısına değil, bizzat güneş, ay ve ateşin kendisine yakarılmıştır. Çünkü bunlar ve bunlar gibi tanrılar, doğal fenomenlerin birer görünüşüdür. Bu doğal fenomennler Rgveda’da mitolojik figürlere dönüşmüştür. Böylece pekçok tanrı ve tanrıça ortaya çıkmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Surya (Güneş), Soma (Ay), Agni (Ateş), Dyaus (Gökyüzü), Marutlar (Fırtına Tanrıları), Vayu (Rüzgar), Apas (Su), Ushas (Şafak) ve Prthivi (Yeryüzü). Bunlardan başka İndra, Varuna, Mitra, Aditi, Vishnu, Pushan, İki Aşvin, Rudra ve Parcanya gibi tanrı ve tanrıçalar vardır. Tanrılara verilen sıfatlar yeni tanrılar doğurmuştur. Şöyle ki, Savitar "soluk veren, hayat veren", Tivasvat "parlayan" anlamına gelir. Bunlar önceleri güneşe verilen sıfatlarken, sonradan bağımsız birer güneş tanrısı olmuşlardır. Çeşitli kabileler ve çeşitli zamanlar, tanrıların niteliklerinde de çeşitlilik yaratmıştır. Mitra, Vishnu ve Pushan, Rgveda'da güneş tanrıları olarak görünürler. Pushan, olasılıkla küçük bir çoban aşiretinin, Veda Panteonuna alınmadan önceki güneş tanrısıdır. Mitra, Avesta'da Mithra olarak geçmektedir. Bu, İranlılarla Hintlilerin ortak yaşadıkları zamanlara ait eski bir Ari güneş tanrısıdır. Ancak, bütün tanrıların temelinde doğal bir fenomenin olduğunu söylemek zordur. Bugün bile, bilim adamlarının tanrılar hakkındaki düşünceleri farklılıklar gösterir. Örneğin İndra, Varuna, Rudra, Aditi ve İki Aşvin gibi önemli tanrıları ele alalım. İndra bir bilim adamına göre fırtına tanrısı iken, ötekine göre güneş tanrısıdır. Varuna, bazılarına göre göklerin tanrısı olarak, bazılarına göre ise ay tanrısı olarak kabul edilir. Genellikle fırtına tanrısı olarak kabul edilen Rudra (Marutların Babası), Oldenberg'e göre bir dağ ve orman tanrısı, Hillebrant'a göre ise, tropik iklimin yarattığı dehşetin tanrısı, Aditi, bir görüşe göre, yayılmış olan gökyüzü, bir başka görüşe göre uçsuz bucaksız yeryüzüdür, İki Aşvin ise, Yaska'dan önce eski Hintli yorumcular için bir bilmeceydi. Bazıları onları cennet ve dünya, bazıları gece ve gündüz olarak görürdü. Bugün bile-bazı bilim adamları onları iki alacakaranlık olarak nitelerler. Bunlar, bazılarına göre güneş ve ay, bazılarına göre sabah ve akşam yıldızı, bazıların göre de ikizler burcudur.
Bazı tanrılar göksel varlıklar haline getirilmiştir. Ancak bunlar, 10. kitabın son ilahilerinde görülür, örneğin Vişvakarman (Dünyanın Baş İnşaatçısı), Pracapati (Yaratıkların Efendisi), Şraddha (İnanç, İman), Manyu (Öfke) gibi. Aşağı mitoloji olarak isimlendirilen ve Rgveda’da geçen aşağı yaratıkların en öenmlileri şunlardır: Rbhular (Bir Tür Ruhlar), Apsaraslar (Periler), Gandharvalar (Orman ve Kırda Gezinen Ruhlar). Ayrıca ilahilerde Devalara karşı dövüşen ve onlardan nefret eden pekçok şeytanlar ve kötü ruhlar vardır. Asura, Hint-İran döneminde “olağanüstü güce sahip olan” yani “tanrı” olarak görülürdü. Daha-sonra, Vedik edebiyatta, tanrıların düşmanları olarak ortaya çıkarlar. Avesta'da ise bu sözcük Ahura (Ahura Mazda) olarak geçer. Rgveda'da Ari olmayan yerli halkı ifade eden Dasa ya da Dasyular, kötü ruhların genel ismidir. Bunların yanında bir tür kötü ruh olan Rakshasalar vardır. En yüksek göğün de ötesinde Ölüm Tanrısı Yama'nın ülkesi vardır. O, bütün kötü yaratıkların başıdır. Avesta'da Yima şeklinde geçer ve insan ırkının atası olarak, yani ilk insan olarak kabul edilir.
Vedik ilahileri düzen şairler, farkında olarak ya da olmayarak büyük bir mitolojik sistem meydana getirmişlerdir. Bir şair tanrıya yakarmışsa, karşılığında ondan çeşitli zenginlikler, inekler ve kahraman evlatlar istemiştir.
İndra, Vedik Hintlilerin ulusal tanrısıdır. Rgveda'nın doğduğu zamanlarda savaşçı bir ulus olduklarından, İndra da buna uygun olarak savaşçı bir tanrıydı. Onün savaşçılık niteliği ve tükenmez gücü defalarca tekrar edilmiştir, İndra'nın Vrtra ile olan savaşı çok ünlüdür. Vrtra yılan veya ejderha şeklinde bir yaratıktır ve suları bir dağda hapsetmiştir. İndra, suları kurtarmak çabasındadır. Yapılan savaş sonunda Vacra (Şimşek) sıyla Vrtra'yı öldürerek, suları kurtarır. Sular, Vrtra'nın cesedinin üzerinden akar. Bu mit, doğal bir fenomenin, yani kuraklığın yağmurlar tarafından giderilişinin canlandırılmasıdır, İndra Vrtra'yi öldürürken yer gök sallanır; üstelik bu olay birçok kez yinelenir, birçok kez onu öldürür. Hillebrant' a göre Vrtra, bir kuraklık cini değildir. Ona göre Vrtra, Himalayalarda yaşayan bir kış devidir. Suları dondurarak, hapsetmiştir. Güneş tanrısı İndra, sıcaklık vererek onları kurtarır ve onlar da nehir biçiminde akarlar, İndra, Vrtra'yı öldürmeden önce bol miktarda Soma içkisi içer. Rgveda'da İndra'ya atfedilmiş 250 tane ilahi vardır.
Agni, ateş tanrısıdır. Vedik şairler ondan sıcak ve sevecen bir tonda bahsederler. Bunun nedeni, evlerde evin efendisinin en büyük yardımcısı olmasıdır. Agni onun karısını ve çocuklarını korur. Bu yüzden ona Evin Efendisi (Grhapati) denir. O, bütün misafirlerden önce gelen ilk misafirdir. İlkel devirlerde bir gelin, yeni evine gelirken, elinde kutsal ateşle gelirdi. Bu yüzden Agni’ye “Gelinleri Seven” veya “Kadınların Kocası” denir. Damat gelini Agni’den alır. Bazı evlilik törenlerinde, bir çocuk dogumunda veya benzeri ailevî durumlarda ona yalvarılır. Evlilik töreninde dua eden kişi geline "Evin Efendisi Agni seni korusun" der. Kurban ateşi olarak Agni, tanrılarla ölümlüler arasında bir elçidir. .Bazen kurbanda sunulacak yiyecekleri tanrılara götürür, bazen de tanrıları aşağı indirir. Bu yüzden ona rahip, akıllı kişi, brahman, Purohita (Aile Rahibi) ve Hotar (Büyük kurban törenlerindeki Baş dinadamı) denir. Özellikle-Agni’ye sunulmuş ilahilerde, mitolojiyle şiir sanatının başlangıçlarını ayırt etmek zordur. Şair Agni’yi parlak yüzlü, saçlarından tereyağı damlayan, ateş veya kırmızı saçlı, kırmızı sakallı, keskin çene kemikli, altın gibi parlayan dişleri ve alevden dili olan bir tanrı olarak betimler. Dört ya da bin-gözü olduğunu söyler. Ateşin yanışı sırasında çıkardığı ses, bir-boğanın bögürmesine benzediği için Agni'ye “boğa” da denir. Ateşin nasıl elde edildiği Rgveda'nın 10. kitabında açıklanır. Agni'nin üç doğuş şekli vardır. Birincisi gökte güneş olarak parlamasıdır. İkincisi yeryüzünde insanların, yanıcı, iki odun parçasını birbirine sürtmeleriyle doğar; üçüncüsü ise suda parlaklık olarak doğar, iki tahtanın yardımıyla meydana getirildiği için ona “İki Anneli” derler. Daha eski bir şair ise onu, on tane yorulmak bilmez kızın meydana getirdiğini söyler. Bundan kastedilen elin on parmağıdır. Bu on parmağın büyük çabaları sayesinde ateş oluşturulduğu için ona bütün Rgveda'da “Gücün Oğlu” denir.
Bunlardan başka değişik doğa olaylarını karakterize eden Surya (Güneş), Parcanya (Yağmur Bulutu), Marutlar (Fırtana) ve Ushas (Şafak) için de sunulmuş ilahiler vardır.
Bunların yanında Aprisuktalar (Türbe İlahileri) vardır. Rgveda'da on tane olan bu ilahiler, hayvan kurbanlarında kullanılır. 
IX. kitabın ilahileri, bütünüyle tanrı Soma’ya aittir. Bunlar büyük Soma kurban törenninde okunurdu. Rgveda’nın X. kitabında ölülerin yakılışıyla ilgili ilahiler vardır. Bundan başka ölümden sonrası ve ruhun mukadderatı hakkında felsefi teoriler bulunmaktadır. Ayrıca evren, yaratılış, tanrısal kuvvetin büyük panteistik düşüncesi üzerine yaklaşık bir düzine ilahi vardır.
Rgveda X, 95’de ünlü “Pururavas ve Urvaşi” öyküsü vardır. Bu, Hindistan’da tekrar tekrar anlatılmış bir öyküdür. Siyah Yacurveda’ya ait Kathaka’da, Harivamşa’da Vishnu Purana’da ve masal kitabı olan Kathasaritsagara’da anlatılmıştır. Büyük şair Kalidasa’da en güzel şeklini bulmuştur.
Rgveda X, 10’da başka bir sanatsal öykü vardır. Bu, Yama ve Yami’nin karşılıklı konuşmasıdır.
Rgveda X, 85’de Surya (Dişi Güneş) ile Soma (Ay) arasında İki Aşvin'in çöpçatanlık yaptığı 'bir evliliği anlatan Suryasukta (Güneş İlahisi) vardır.
Rgveda VII, 103’de kurbağalar, Brahmanlara benzetilmiştir. Kuru havada, -Brahmanların söz orucu tuttukları zamanki kadar sessizdirler. Fakat yağmur yağdığı zaman herbiri neşeyle ötmeye başlar.


Rgveda'dan Örnekler

II,12:13
Yer ve Gök bile onun önünde eğilir,
Onun hiddetinden dağlar bile korkar,
Elinde şimşeği olan bir soma içicisidir,
Elinde vacrası vardır, ey insanlar, O İndra'dır!

VII,71:2
Ey Aşvinler, arabanızla zenginlik getirerek,
Buraya, dindar ölümlünün yardımına gelin.
Bizi, bitkinlik ve hastalıktan koruyun,
Gece-gündüz bizi kollayın ey bal aşıkları!

VIII,48:6
Sürtünmeyle çıkan ateş gibi yak beni,
Bizi aydınlat, daha çok zengin et,
Senin sarhoşluğunla kendimi zengin hissederim,
Ey Soma, mutluluk için gel, bize katıl!

VII,87:1-2
Varuna güneşten bir yol ayırdı ve
Akıttı suyunu onun önünde,
Yarışta gibi kısraklar, düzen içinde koştular,
Senin soluğun olan rüzgar,
Kırda yiyecek arayan vahşi hayvan gibi çınlar!

VI,69:1
Ey İndra-Vishnu, işimin tamamlanması için
Size yiyecek ve kutsal şeyler sunuyorum;
Kurbanımızı kabul edin,
Bizi engelsiz yollardan götürerek, zenginlik verin!



ATHARVAVEDA

Atharvaveda “Atharva’nın Vedası” veya “Sihirli Formüller Bilgisi” anlamına gelir. Aslında Atharvan sözcüğü”Ateş Rahibi anlamına gelir ve .olasılıkla Hindistan’da en eski zamanlarda din adamları için bu sözcük kullanılırdı. Çünkü sözcük, Hint-Ari dönemine kadar geri gider. Avesta’daki “Ateş İnsanları” anlamındaki Atharvanlar, Hintlilerin Atharvanlarıyla eş anlamlıdır. Ateş kültü, eski Hintlilerin günlük yaşamlarında Perslerinki kadar önemli bir rol oynadı. Bu eski ateş inancının rahipleri, Kuzey Asya'daki Şamanlara ve Kızılderililerin büyücülerine benzer. Böylece Atharvan sözcügünün, büyücü rahibin, yani Atharvan'ın büyülerine, kullandığı büyülü sözlere ve sihir formüllerine işaret ettigini anlayabiliyoruz. Bununla beraber bu Veda, Hint Edebiyatında Atharvangirasah, yani Atharvanlar ve Angirasalar olarak bilinir. Angiralar, Atharvanlar gibi, tarih öncesi bir ateş rahibi sınıfıdır ve sözcük tıpkı Atharvan sözcüğü gibi, “Sihir Formülleri ve Sihirli Sözcükler” anlamına gelir. Ancak bu ikisinin arasında fark vardır. Atharvan “Mutluluk getiren kutsal büyü” iken, Angira “Beddua, düşmanca yapılan kara büyü” anlamındadır. Angiralar düşmanlara, kötü büyucülere vb. kimselere karşı yapılırken; Atharvanlar, hastalıkların, sıkıntıların giderilmesi için gerekli formüller verir. Sonradan verilen Atharvaveda ismi, Atharvanlar ve Angiralar’ın Veda’sının kısaltılmışıdır.
Atharvaveda'da 751 ilahi vardır. Bunlar 6000 beyit (şloka) ve 20 kitaptır. XIX ve XX. kitaplar esere sonradan eklenmiştir. XX. kitabın hemen hemen tamamı Rgveda'dan alınarak yazılmıştır. Bundan başka Atharvaveda'nın yedide biri Rgveda'dan alınmıştır. Ayrıca, Atharvaveda ile Rgveda'nın ortak olan beyitlerinin yarıdan fazlası Rgveda’nın X.kitabında bulunur. Geri kalan beyitlerin çoğu Rgveda'nın I. ve VIII. kitabındandır.
Rgveda ilahilerinin Atharvaveda'daki uyarlanışı, belirli bir plana göre ve dikkatlice yapılmıştır, ilk yedi kitapta sayısız kısa ilahiler vardır. I.kitaptaki ilahiler, bir kural olarak 4 beyitli, II.kitap 5, III. kitap 6, IV. kitap 7 beyitlidir. V. kitabın ilahileri en az 8, en çok 18 beyitlidir. VI.kitap, her biri 5 beyit olan 142 ilahiden oluşur. VII. kitap, çoğu l veya 2 beyitten oluşan 118 ilahidir. VIII, XIV, XVII, XVIII.kitaplar, en uzun ilahileri kapsarlar. En kısası (21 beyit) serinin başında (VIII,1) en uzunu (89 beyit) serinin sonunda (XVIII,4) bulunur. Seriyi bozan XV ve XVI. Kitabın büyük bölümü, düzyazı ile yazılmıştır. Dil ve üslup bakımından Brahmanalara benzer.
Atharvaveda'nın dili ve ölçüsü Rgveda ile aynıdır. Atharvaveda'nın Rgveda’dan daha yeni olduğunu kanıtlayan pekçok delil vardır. Bunlardan biri, Rgveda’da hiç görülmeyen kaplanın Atharveda'da ortaya çıkmasıdır. Ayrıca Atharvaveda sadece dört kasttan bahsetmekle kalmaz, aynı zamanda din adamlarının ayrıcalıklarından ve onların bu dünyanın tanrıları olduklarından bahseder. Atharvaveda'da sihirle ilgili ilahiler, eski şeklini kaybetmiş ve zamanla brahmanize edilmişlerdir. Her fırsatta, kitabın duacılar tarafından meydana getirilip, çoğu ilahilerin de yine onlar tarafından yazıldığını görüyoruz. Bu duacılar, ilahilerde kendilerine uygun karşılaştırmalar yapmışlardır. Sözgelişi, tarla zararlıları için söylenmiş bir ilahide, böceklerin mahsule, brahmanların da kurbanın bitmemiş yiyecegine dokunmamaları gibi dokunmadan geçmeleri gerektiği söylenir.
Atharvaveda’daki tanrılar da Rgveda'dakilerle aynıdır. Agni, İndra vb. gibi. Fakat burada tanrıların karakterleri biraz solgundur. Birbirlerinden çok bağımsız olarak dururlar. Tanrılardan çok şeytanlara, kötü ruhlara sihir ilahileri yazılmıştır ve bu tanrılara da, onları öldürmeleri için yalvarılır. Bu ilahilerde, Upanishadlardaki felsefî gelişime benzer bir felsefî terminoloji gelişimi göze çarpar.
Atharvaveda'nın kutsallığı, Hintliler tarafından uzun yıllar tanınmamıştır. Bugün bile bu, sık sık tartışılır. Bunun nedeni bu kitabın karakterindendir. Çünkü, Hintlilerin dediği gibi, Atharvaveda'nın amacı, “yatıştırmak, korumak ve lanet etmek” dir. Yani şeytanları yatıştırmak, dostları korumak, düşmanlara ise lanet etmek. Eski eserler içinde trayi vidya (üç bilgi) dan bahsedilirken, Rgveda, Samaveda, Yacurveda sayılır, Atharvaveda sayılmaz. Vedangalarda, Epik öykülerde (İtihasapurana) Atharvaveda'dan bahsedilmez. Grhyasutra'daki yeni doğmuş bir çocuk için yapılan seramonide de bütün Veda ve öykü, efsane gibi bilgiler verildiği halde Atharvaveda'dan bahsedilmez.
Atharvaveda’daki sihirle ilgili ilahiler, dünyanın pekçok yerindeki çeşitli ulusların büyü yapış biçimlerine benzer. Örneğin Kuzey Amerika yerlileri, Afrika yerlileri, Malayalılar, Moğollar, eski Yunanlılar ve Romalılar, bu çeşit büyüleri yapmışlardır. Hatta bugünkü, Avrupalılar, hala aynı tip sihir formüllerini ve seramonilerini uygulamaktadırlar.
Atharvaveda, gerçek din inanışının dışında, ruhlar, hayaletler ve büyücülüğe inanan halkın, boş inançlarını çok güzel biçimde yansıtması bakımından, halkbilimciler için bulunmaz bir kaynaktır.
Atharvaveda'da hastalıkların iyileştirilmesiyle ilgili ilahi ve büyülü sözler vardır. Hastalığı oluşturanın kötü ruh olduğuna inanılır. Hindistan’da da diğer uluslarda olduğu gibi, hastanın içindeki kötü ruhun baskı yapılarak dışarı çıkarılmasına çalışılır. İnsanlara uzun yaşam ve sıhhat getiren ilahiler vardır. Gelinlik kıza damat, damatlık oğlana gelin bulunması için dualar, sevgilinin kaçırılması vb. konularla ilgili sihir formülleri vardır.


Atharvaveda'dan Örnekler

Vücuttaki kurtları yoketmek için söylenen büyülü sözlere örnek (V,23:2-13):
Bu vücuttaki kurtları öldür! Ey hazineler sahibi İndra!
Bütün kötü güçleri benim lanetimle öldürl
O gözlerde dolaşan, dişlerin arasına giren kurdu ezelim.
İkisi renkli, ikisi değişik renkli; ikisi kara, ikisi kırmızı; biri kahverengi, biri kahverengi kulaklı, biri akbaba gibi, biri guguk kuşu gibi, bunları öldürelim.
Beyaz omuzlu kurtları, beyaz kollu siyah kurtları, alacalı bulacalı kurtları hep ezelim öldürelim.
Kurtların kralını öldür, kurtların valisini de öldür.
Öldür kurdu öldür; anasını da, kardeşini de bacısını da...
Onlarla birlik olanlar ve komşuları da öldürülmeli; bütün ince kurtçuklar da öldürülmeli.
Bütün erkek kurtların, bütün dişi kurtların taşla kafalarını yararım; ateşle onların yüzlerini yakarım.

Aşk için bir kadının sevdiğine büyüsü (VI,130-138);
Kudurt onu, Ey Marutlar, kudurt onu Ey Hava,
Ey Agni kudurt onu, kudurt; benim aşkımdan erisin bitsin.

Kırık kemiklerin düzelmesi için kullanılan büyülü sözlere örnek (IV,12):
İlikle ilik birleşsin, kemiğin kemiğinle
Etinden ve kemiginden ne eksildiyse yerine gelsin 3

İlik ilikle kaynaşsın, deri deriyle kaynaşsın
Kanın ve kemiğin güçlensin, etin etinle güçlensin 4

Tüylerin tüylerinle, derin derinle birleşsin
Kanın ve kemiğin güçlensin; Ey Bitki, kırık parçaları birleştir.

Öksürük için büyülü sözlere örnek (VI,105)
Ruhun, ruhun istekleriyle hızla uzaklara uçması gibi, 
Sen de, ey öksürük, öyle uç git! 1

Ucu sivri süratli okların uzağa uçması gibi,
Sen de, ey öksürük, uzaklara doğru uç git 2

Güneşin ışınlarının uzaklara gitmesi gibi,
Sen de, ey öksürük, deniz sularının ötesine uç git! 3




SAMAVEDA

Puranalarda 1000. tane olduğu belirtilmesine rağmen, bize kadar ulaşan Samaveda kolleksiyonlarının sayısı sadece üçtür. Bunların en iyi bilineni, Kauthumas'ın Samaveda'sıdır. İki parçadan oluşur: Arçika (Beyit Birikimi) ve Uttararçika (İkinci Beyit Birikimi). Her ikisinin beyitleri de Rgveda'da vardır. İkisinin toplamı 1810 beyittir. Bu beyitlerin çoğu, Gayatri şiir ölçüsüyle yazılmıştır. Esas unsur melodidir ve her iki parçanın amacı da melodileri öğretmektir.
Arçika'nın 585 kıtası vardır. Bunlar çeşitli melodilere aittir ve kurbanlarda kullanılır. Saman sözcüğü “beste, melodi” anlamına gelir.
Uttararçika’nın ise 400 şarkısı vardır. Bunların çoğu üç kıtalıdır. Arçika'daki kıtalarda, başta Agni, İndra ve Soma olmak üzere, çeşitli tanrılara yakarılmıştır. Uttararçika'da ise, belli başlı kurban törenlerine göre şarkılar vardır. Udgatar, önce Arçika'yı, sonra da Uttararçika'yı öğretir. 
Arçika'ya bağlı iki türlü şarkı kitabı vardır. Bunlar Gramageyagana (Şehirde söylenen şarkılar kitabı) ve Aranyagana (Ormanda söylenen şarkılar kitabı) dır. İkincisindeki melodiler tehlikeli olarak kabul edildikleri için, ormanlarda öğretilmesi gerekiyordu.
Brahmanik kanun kitaplarına göre, Rgveda veya Yacurveda'nın ezberlenmesi sırasında samanlar okunursa ya da duyulursa, ezberleme kesilmelidir. Apastamba’nın kanun kitabına göre, köpek havlaması, eşek anırması, kurt veya çakal uluması, baykuş ötüşü, bir müzik aletinin sesi ve saman nağmeleri işitildiğinde, Veda çalışmalarına ara vermek gerekirdi.
Sonuç olarak, Samaveda Samhita, Hint kurban, sihir ve melodi tarihini, özellikle Hint müzik tarihini yansıtması açısından değerlidir. Edebi bir ürün olarak ise herhangi bir değeri yoktur.,



YACURVEDA

Samaveda, Udgatar rahibinin şarkı kitabıydı. Yacurveda ise Adhvaryu rahibinin dua kitabıdı. Gramerci Patancali, Adhvaryuların 101 tane Veda okulu olduğundan bahseder. Aşağıda belli- başlı beş Yacurveda okuluna ait kolleksiyonların isimleri verilmiştir:
1) Kathaka: Katha okulunun Yacurveda nüshaları,
2) Kapishthala-Katha-Samhita
3) Maitrayani-Samhita
4) Taittiriya -Samhita (=Apastamba --Samhita)
5) Vacasaneyi-Samhita, (Adı Yacnavalkya Vacasaneya adlı hocadan).

Bunlardan ilk dördü Siyah Yacurveda’ya, sonuncusu Beyaz Yacurveda'ya aittir. Beyaz ve Siyah Yacurveda arasındaki en büyük fark şudur: Beyaz Yacurveda'da sadece dualar (mantralar) olduğu halde, Siyah'da bu mantraların yanısıra, kurban törenlerinin yapılışına ilişkin bilgiler vardır. Siyah’ın Beyaz’dan daha eski olduğu sanılmaktadır.
Beyaz Yacurveda'nın 40 bölümü vardır. Son 15 bölümü, daha sonraki bir döneme aittir. İlk 25 bölümde çok önemli büyük kurban törenlerinin duaları vardır. Beyaz Yacurveda'da bahsedilen en ünlü kurban törenleri şunlardır: Soma kurbanı, Racasuya (Kralın göreve başlamasıyla yapılan tören), Aşvamedha (At kurbanı), Purushamedha (İnsan kurbanı) ve Sarvamedha (Herşeyin kurbanı). Ayrıca kurban ateşine önem verilirdi.

 
1