TURNA BALIGI
TURNA BALIĞI
TANIYALIM                                   

Esociade familyasından, Esox Lucius, yurdumuzda Turna adı ile anılır, bazı yörelerde dişli balık, oklama, ördek balığı gibi isimlerle de tanınır. İngilizce kaynaklarda pike, northern pike, jack. jackfish. pickerel, snake, gator, şuka (Rusça) gibi  isimlerle de rastlanır. En zevkli sportif balık avı balığıdır. Vücudu ve başı hidrodinamik yapılı, rengi koyu yeşilden zeytin yeşiline değişen tonlarda oval daha açık renkli harelerle kaplıdır. yaşadığı  yere göre bu hareler sarı veya gri renklerde olabilir. Vücuda iyi intibak etmiş küçük pullarla kaplı ve kaygandır. Yüzgeçlerinde koyu renkli lekeler vardır, çoğu zaman yüzgeçleri kırmızımsı bir renktedir. Hemen hemen tüm dünyada su bitkili, 5-28 derece sıcaklık aralığındaki temiz, tatlı sularda bulunur. Genelde tek yaşar ve göç etmez. Boyları dişilerde 150 cm. ye erkeklerde 100 cm. ye kadar ulaşır, maksimum ağırlıkları 23 kg. kadardır. Ömürleri 25 yıl kadar tahmin edilmektedir. Anlaşılacağı gibi dişiler daha hızlı büyür ve daha iridirler. Yaşlı ve iri olanların et kalitesi düşüktür, 50 - 60 cm. civarında olanlar en lezzetli olanlardır. 40 Santimden küçük turnalar standart dışı kabul edilir ve yakalanması halinde incitmeden oltadan çıkartılıp bırakılması gerekir. Kışı yüzeye göre daha sıcak olan derin sularda geçirirler bu dönemde pek aktif olmamakla beraber zaman zaman avlanmak üzere sığlıklara da gelirler. İlkaharın hemen başlarında su sıcaklığı 6-10 derece civarında iken 2-3 yaşına gelmiş turnalar yumurta dökmeye başlarlar. Bu dönem yurdumuzda genelde 15 Ocak 1 Nisan tarihlerine denk gelir ki; balık avlamayı seven her zaman bu balığı avlamak isteyen gerçek amatörlerin bu dönemde turna avlamamaları gerekir. Dişi balık 200,000 kadar yumurta yapar. Yumurtalar sarı veya kırmızımsı renktedir. Kuluçka süresi havalar soğuk giderse yaklaşık 29 gündür 18 derece sabit sıcaklıkta 5 günde açılırlar. Sıcaklığın artması yumurtaların ölüm miktarını arttırır. Yumurtlama işlemi sığlıklarda yumurtaların rastgele atılması ile gerçekleşir. Ana babanın yumurtaları korumak için çaba göstermediği bilinmektedir. Turna havyarının (yumurtasının) ticari değeri de vardır ve özel olarak üretilen balıklardan alınan yumurtalar ambalajlanarak satılır. Yumurtlamadan sonra iri turnalar derin sulara çekilirler, daha küçükleri ise sığlarda gezinir. Yumurtlamayı takip eden dönemde çok aç ve hırslıdırlar özellikle atıp-çekme (kaşık) ile çok zevkli çok verimli avlar yapmak mümkündür. Avcılığı bu dönemi takiben yaz boyunca hatta kışın bile devam eder. Havaların fazla ısındığı zamanlarda aktivitesi düşer ve derin suya çekilir. Turna balığı çok güçlü ve hızlı, tam bir yırtıcıdır. Tatlı sularda iri yayınlar hariç önünde durabilecek balık yoktur. Ağzı büyük, dişleri iri ve keskindir. Alt çenesi üstten hafifçe uzundur. Resimde de görüldüğü gibi alt çenesinin geriye doğru kısmında bulunan içe dönük dişler avının kurtulmasına engel olur ve turnanın yutması için avı içeri çekerler. Avını bütün olarak yutar. Üst damağı da keskin dişlerle kaplıdır. Turnaların periyodik olarak diş değiştirdikleri bilinmektedir. Bu işlem mevsime bağlı değildir sebebi de tam olarak bilinmemektedir, buradan bazı dönemlerde daha çok bazı dönemlerde daha az dişi olabileceği söylenebilir. Tecrübe ile söylüyorum balık canlı iken ağzına elinizi sokmayın, ölü olsa bile parmağınızla damağına dokunmayın. Oltaya yakalanan balık iğneyi derince yutmuşsa  takımları kullanarak iğneyi çıkartın. Turna balığı elinizi ciddi şekilde ısırabilir, ısırılan yerdeki yaralar kapandıktan sonra bile sanki etin içinde bir şey kalmış gibi acısı uzun süre devam edebilir. Beslenme alışkanlıkları ile de bu balık ilgi çekicidir. Başta küçük balıklar olmak üzere önüne çıkan boyuna, dişine uygun herşeye saldırır ve yer. Sülük, kurbağa, fare, suda yaşayan bazı memeliler ve su kuşları turna balığının menüsündedir. Kendi türünün küçüklerine dahi saldırarak yer ve gerçek bir yamyamdır. Yandaki resim bunun en iyi örneğidir. Genel alışkanlık olarak otların arasında hareketsiz bekleyerek avını gözler. Suda görüşleri çok iyidir 15 metre mesafeden avını rahatlıkla görür.  Ortama o kadar iyi uymuştur ki farkedilmesi genelde çok zordur ve bu şekilde beklerken önünden geçen veya yakınına gelen avına saldırır. Su kuşlarını da ayaklarından yakalayarak suya çeker ve yer. Zaman zaman oltaya yakalanmış ve çekilen balıklara saldırdığı görülmüştür.

Turna balığının en çok bilinen üç türü vardır. Bunlardan biri burada anlatılan Türkiye' de yaşayan  Esox Lucius iken diğerleri altta resimleri görülen Esox Niger ve Esox Masquinongy' dir. Biz bunların tamamına Turna derken yabancı dillerde başka isimlerle anılırlar. Yurdumuzda diğer iki türün yaşadığına dair ben bir bilgi, belge bulamadım. Tüm bilimsel kayıtlar diğer iki türün doğal yaşam alanının Kuzey Amerika ve Kanada' da olduğunu gösteriyor. Ancak Hikmet Solak kendi sitesinde bu Esox Masquinongy' nin Türkiye' de de olduğunu hatta melezlendiğini yazıyor. Bence araştırılması gereken bir tespit, zira bu balığın Kuzey Amerika dışında üretilmesi denemelerinin başarlı olduğuna dair başka kayıt bulamadım.

Esox Niger, turna balığı gibi su bitkili göllerde nehirlerde ve küçük göletlerde bulunur. Maksimum 99 cm. boy ve 4250 gr. ve 9 yaşında bir balık  rapor edilmiştir. Doğal yaşama alanı Kuzey Amerika' dır. Amerika' dan Kanada' ya ve Fas' a getirilip salındığına dair tarihi bilinmeyen bilgiler vardır Fas' da ürediği tespit edilememiştir. Sportif avcılığının turna gibi zevkli olduğu bildirilmektedir. İngilizce' de Pickerel veya Chain Pickerel isimleri ile bilinir.
Esox Masquinongy, turna balığı gibi su bitkili göllerde nehirlerde ve küçük göletlerde bulunur. Maksimum 183 cm. 32 kg. ağırlığında 25 yaşında rapor edilmiştir. Masquinongy adı Amerikan yerlilerinin lisanından gelmektedir Büyük Turna Balığı demekmiş. Wisconsin' de 1955 yılında yakalanan 31 kiloluk bir balık rapor edilmektedir. Doğal yaşama alanı Kuzey Amerika' dır. 1964 yılında Amerika' dan Fas'a getirilip salındığına dair kayıt  vardır ancak burada ürediği tespit edilememiştir. İngilizce' de  Muskie, Musky, Maskinonge gibi isimlerle tanınır. Sportif avcılığının balığın iriliği nedeni ile çok zevkli olduğundan şüphe etmemeli.
Esox Masquinongy dişisinin yumurtalarının erkek Esox Lucius (bizim turna balığımız) tarafından döllenmesi sonucu Tiger Musky denen türün ortaya çıktığı bilinmektedir. Amerikalı amatörler bazen sol altta resmi görülen Silver Pike denen genetik bozukluk gösteren mutant türler de yakalamaktadırlar. Bunlarında yukarıda belirtilen melezlenmeden ürediği sanılmaktadır.

Turnanın bu yaygın olarak bilinen türleri dışında daha az bilinen üç türü daha vardır.

Esox Reichertii, sadece Kuzey Asya' da Amur nehir sisteminde bulunur. Maksimum 1 metre boy 16 kg. ağırlığa kadar çıkar. Çin ve Rusya doğal olarak bulunduğu ülkedir. Amur pike, black spotted pike ve Amurskaya Şuka (Rusça) isimleri ile tanınır. Resimde bir örneği görülmektedir.

Diğer iki tür ise sadece Kuzey Amerika kıtasına, bu anlamda Birleşik devletlerin kuzeyi ve Kanada' da doğal olarak bulunan Esox americanus vermiculatus ve Esox americanus americanus' tur. Bunlardan birincisi bitkili göllerde, derelerde yaşar ve Grass Pickerel ismi ile tanınır maksimum 450 gr, ağırlığa erişirler. İkincisin de yaşama alanı aynı olup Redfin Pickerel olarak tanınır ve maksimum 38 santim boya 900 gr. ağırlığa erişir.

Ancak hangi tür olursa olsun aynı yöntemlerle yakalanır; ortak yaşama ve beslenme alışkanlıları gösterirler. Hiç şüphesiz hepsi de gayet saldırgan ve güçlü yırtıcılardır. Yalnız bu türlere suda yaşayan aslaklar kolaylıkla bulaşır, bunların içinde şerit kurtlar da bulunur ki balık iyice pişirilmeden yenirse bu parazit insana da bulaşabilir. Yakalanan balığın incelenmesi ile bu parazitler varsa hayvanın üzerinde görülebilir. Özellikle tuzlama veya tütsüleme yolu ile tüketilecek balıklarda bu konuya daha da fazla dikkat etmek gerekir.

Şimdi bakalım bu balık hangi şartlarda nerelerde bulunur. Öyle ya suyun başına gider gitmez balık bulamazsınız balıkçıların gelip onları yakalamalarını beklemez bunlar, o zaman nerelerde bulunabileceğini bilmek lazım. Balığı bulalım sonra bakalım nasıl yakalayacağız.

NERELERDE BULUNUR

Turna balığı dibi taşlık, kırmalık, bitkisiz yerlerde pek bulunmaz. Sakin göller veya hafif akışlı derelerde yaşar. Dibi arasına saklanabileceği ve bu yolla avlanabileceği su bitkileri ile kaplı alanlarda bulunur ve yakalanır. Alttaki resimlerde bu tür bölgelerin temsili resimleri görülmektedir.

Nilüferlerle kaplı bölgeler turnanın en sevdiği saklanma ve avlanma alanlarıdır. Eğer böyle bir bölge ile karşılaşırsanız buralarda deneme yapmanızda fayda vardır. Sağdaki su bitkileri ise elodea adı ile anılır ve turnanın en sevdiği rengine uygun saklanma alanıdır. Akvaryumcularda da bolca bulunur, daha iyi tanıma için akvaryumcularda görebilirsiniz.Bu bitkileri tespit ettiğiniz zaman kaçırmayın deneyin büyük bir ihtimalle eliniz boş kalmayacaktır.

 

Sağda benzer resimleri olan sazlık kamışlık alanlar da turna avlamak için ideal yerlerdir. Ancak buralarda oltayı taktırma ve takımı bırakma riski vardır dikkatli olmak gerekir. Bu tür yerlerde kıyıdan çalışmak yerine sandalla açıkta durup kıyıya doğru çalışmak daha yararlıdır.

Alttaki resimlerde su üstünde görülen bitkilerinin yaprakları dibin turna için çok müsait olduğunun göstergesidir. Ancak buralarda takımın takılması kaçınılmazdır. Bırakma şamandıralı takımlar daha etkili olabilir, ancak bu durumda bile dikkatli olmak balığın yakalandığını görür görmez fazla beklemeden almak gerekir ki oltayı bitkilere dolamasın.

 

Yasal avlanma sezonu Türkiye' de Tarım ve Köy işleri Bakanlığınca yıllık yayınlanan 'av sirküleri' ile belirlenir. Ancak bunu temin etmek her zaman mümkün olmadığından Nisan ayı başından itibaren ava çıkmaya başlanabilir. Turna balığı soğuk havalarda derinlere iner, sıcaklarda daha sığlıklara gelse de iri turnaların sıcaklarda da derinlere çekildiği ve daha az aktif olduğu bilinmektedir. Amerikalı avcılar su sıcaklığı 19 dereceyi bulunca turna artık vurmaz derlermiş, hatta dişlerinin döküldüğüne bile inanılırmış ama bu gerçek değildir sadece çok sıcaklarda balığın aktivitesi azalır ve iri balıklar derine çekildiğinden daha derinlerde avlanmakta yarar vardır. Çok parlak ve güneşli havalar da av için en iyi zaman sayılmaz daha iyisi hafif bulutlu sakin havalardır. yağmur sırasında su bulanabileceğinden av pek bereketli olmaz, ancak eğer havada sert bir rüzgar patlaması beklenmiyorsa derin sularda tekneden atıp-çekme (kaşık) denemek başarı getirebilir. Çünkü yağmur ile suyun artan oksijen miktarı balığın aktivitesini de arttırır. Yağmurdan sanra durulan sularda da turna balığı oldukça aktiftir. Ani atmosferik basınç değişimler ki bunlar hava şartlarında da değişiklik getirir, tüm balıklar gibi turna balığını da olumsuz olarak etkiler. Turna genelde gündüz beslenen balıktır. Eski amatörler bilirler genelde gece canlı yemle bırakılan oltalara, paraketelere de vurmaz (bulutsuz parlak dolunaylı gecelerden sonrası hariç); bu nedenle en iyi zaman sabah günün ilk ışıkları ile ava başlamaktır. Avcılık gün boyu sürer.

AVLAYALIM

Turna balığının avcılığını suni yemlerle yapılan avcılık, doğal yemlerle yapılan avcılık olarak ikiye ayırabiliriz. Bunlar da kendi içlerinde bazı gruplara ayrılabilir.

1. Suni yemlerle avcılık

   a. Atıp-çekme

   b. Sürütme

2. Doğal yemlerle avcılık (Bu sayfanın yükünü çok arttırıp yavaşlatmamak için ayrı sayfada anlatılmıştır)

   a. Şamandıralı takımlar

   b. Serbest bırakma takım

   c. Dip oltası

   d. Parakete

1. Suni Yemlerle Avcılık

   a. Atıp Çekme

Turna balığının en zevkli avcılık yöntemi belki de budur. Kaşık atma diye de bilinir, ben de daha çok kaşık atma diyorum ve burada da kaşık atma olarak bahsedeceğim. Bu yöntemde balıkçı ya kıyıdan ya da sandaldan kaşık adı verilen turna balığına yem olan küçük balıkları taklit eden suni yemleri kamış ve makara yardımı ile atar ve çeker. Önce balığı aldatan suni yemlere göz atalım. Altta benim kullandığım bazı basit tipten kaşıkları görüyorsunuz. Bu kaşıklar esas olarak turnanın avladığı balıkları taklit ederek aldatmaya yöneliktir. Pek çok değişik renk, boy  ve şekilde olabilirler. Ağırlıkları da  kullanılacakları derinliğe göre farklıdır. Hangi derinlikte hangi kaşığı kullanacağınızı iyi bilmelisiniz, yoksa ya devamlı dibe takılır kaşığı bırakırsınız  ya da o bölgede balığın yaşadığı derinlik yerine daha üstten boşa atıp çekersiniz. Tavsiyem bulunduğunuz yerde balığın hangi derinlikte olduğunu bilmiyorsanız üstlerden başlayarak yavaş yavaş daha derinlere doğru deneyin. Bunun için bu kaşıkları alırken rastgele değilde nerede nasıl kullanılacağını ağırlığını bilerek alın. Üretici satıcı firmaların web siteleri bu konuda gayet iyi bilgiler veriyor. Genel olarak 1-3 metre derinliğe kadar 5-15 gr. ağırlığında, 5 metreye kadar olan sularda da 15-25 gr, ağırlığında olan kaşıklar tercih edilmelidir. Bu seçimi yaparken dipteki bitki yapısı ve dibin ilişkenliğini dikkat etmek gerekir ki takılıp dipte kaşık bırakmayalım. Üstad Hikmet Solak bu tür kaşıkları reklamcıların, tabelacıların kullandığı türden yanar-döner fosforlu kağıtlarla (hologramlı kağıt) kaplayarak kendine özgü renkler ve şekiller yaratıyor ben de tavsiye ederim. Soğuk ve kapalı havalarda bu kaşıkların parlak kırmızı renkte olanları daha iyi sonuçlar verebilir.

Yanda görülen döner kaşıklar, ki bazen kelebek olarak da bahsedilir, turna avında oldukça etkilidir. Bu tür kaşıklar balık taklit etmez sadece görünümü ve sesi ile turnanın ilgisine çekerek saldırmasına ve tabii yakalanmasına neden olurlar. Bu tür kaşıklar da boy boy, renk renk, tüylüsü tüysüzü ile amatörün emrindedir. Ayrıca bu kaşıkların tandem denilen çiftlileri de mevcuttur ben onlarla gayet iyi sonuçlar aldım. Bu kaşıklarla ilgili yukarıda belirttiğim ağırlık-derinlik ilişkisi dışında tavsiyem iyi, bilinen markaları seçmeniz, çünkü bu tür kaşıklar suya düşer düşmer dönmez ise hiç bir işe yaramaz ve genelde kötü kalite kaşıklarda bu sorun çok sık ortaya çıkar. Ağırlık ve renk seçiminde yukarıda belirtilen kriterleri dikkate almak gerekir.

Bunlar da suni balıklar. Biraz pahalıca olmakla beraber turna balığı avında bunlarla iyi sonuç almak mümkündür. Çeşitli ağırlıkta batan, yüzen, su üstünden çekilen tipleri başta olmak üzere pek çok değişik tipi vardır. Kimi yüzer, kimi batar, kimi ağırlığı dengelenmiştir. Derin ve sıığ sular için olanları farklı derinliğe inenleri de mevcuttur. Genelde çenelerinin altındaki plastik uzantının durumu dalma derinliğini belirler. İlk başlayanlar için yüzer tipleri (batmayan) daha uygundur. Hangisi, nerede ne için kullanılır alırken bilin ki boşa uğraşmayın. Atmadan önce kıyıdan veya tekneden suda çekerek gözleyin hareketlerinin doğru olduğundan emin olun. Elinizdeki yapay balıklara bulunduğunuz suların derinliğine göre hafif kalıyorsa bunlara ağırlık eklemek de mümkündür ama bu ağırlıklar yapay balıktan 20-25 cm uzağa beden üzerine monte edilmelidir, tek büyük bir ağırlık yarine bedeni dik tutmaya daha uygun olan ufak birkaç ağırlık konması dengelemenin daha kolay yapılmasına da yarar. Bir de tabii iyi bir marka seçin. Bu balıkların esas görevi normal hareket etmeyen yaralı balık hissi vermek olduğundan, bu sağlanamaz ise boşa atar-çekersiniz. Plastik (silikon) balıklar en etkili av araçlarındandır. İngilizce isminden tercüme edersek titrekkuyruk denebilir ki bu yemler suda çekilirken kuyruğu sallanarak turnanın dikkatini çeker ve yaralı balık izlenimi vererek saldırmasını sağlar. Boy  boy, renk renk ve çeşitli tipte olanları vardır. Bence en iyileri yumuşak malzemeden yapılmış olanlarıdır bunlar suda çekilirken gayet güzel titreyip yaralı balık izlemimi verirler. Tabii bunların kullanımları için hemen yanda görülen zokalara ihtiyaç vardır, bu zokalar jig diye de bilinir, çeşitli renklerde olur rengi pek önemli olmamakla beraber plastik yeme uygun olmasında veya kontrast yaratmasında fayda vardır. Zoka balığın ağzından takılarak içinde geçirilir ve ucu sırtından çıkartılır. Bu işlemi yaparken zokayı önce balığın üstüne koyarak boyunu ölçün çıkacağı noktayı tespit edin ki taktığınızda plastik balık ya çok uçta ya da çok ileride kalıp bozuk durmasın. Son olarak çok uzun saplı iğne kullanmamaya çalışın. Bu yemleri asıl amacı titrek kuyruk hareketi ile yaralı balık taklidi yaparak turnanın ilgisini çekmek olduğundan uzun saplı iğne fazla ileri giderek bu hareketi önler. Ayrıca turna genelde kafadan saldırır veya yakaladığı avını kafadan yutar uzun saplı iğne fazla ileri gideceğinden kuyruğa yakın kalır ve şansı azalır. Zoka yerine sapı halkalı bir iğne ve bu iğneye bir ek halkası ile bağlanmış iki halkalı kurşun ağırlık da kullanılabilir. Bu durumda beden kurşun ağırlığın boşta kalan ikinci halkasına bağlanacaktır.

 Plastik (silikon) kurbağalar ve sülükler (veya solucanlar her neye benzetilirse işte, Ankara' da sasi deniyor,İngilizce de twister diye  geçiyor bu isim kuyruğunun hareketinden gelmektedir ayrıca Mr. Twister markası ile de üretilmektedir) de turna avında  başarı ile kullanılır. Bunların da boy boy renk renk olanları vardır. Bunlarda zoka ile kullanılırlar ve zokaya plastik balıklar gibi takılırlar. Sasiler alırken kullanılan plastiğin yumuşak olması suda çekilirken flama gibi sallanması gerekir ki turna balığını saldırmak için ikna etsin. Ben bazen özellikle bu sasi ve plastik balıklarla turna balığı avı için üretilmiş özel kokular kullanıyorum, başarı oranı fena değil bulabilirseniz tavsiye ederim. Bu suni yemler de de yaratıcılığınızı kullanarak keserek biçerek değişik şekiller yaratıp demelere yapabilirsiniz yanda bu türden fikir verebilecek örnekler var. Bu suni yemlerin dışında Türkiye de pek bilindiğini sanmadığım sünger balıklardan bahsedeyim. Ben bunları Rus balıkçılardan gördüm.   resimlerdeki gibi balığa benzetilenler olduğu gibi konik şekilde kesilmiş sarı süngerle de gayet güzel turna ve sudak avlıyorlar. İşte yaratıcılığınızı kullanın yeni yemler araştırın demenin anlamı bu, siz de bu tür şeyler yapabilirsiniz.

Spinnerbait diye bilinen bu suni yemler genelde levrek avında daha etkili olmakla beraber takılmaya karşı emniyetli olduklarından sık otluk ve sazlık sığ sularda turna için de rahatlıkla kullanılırlar.

 

 

Şimdi de kullanılacak oltaya bakalım.Kamış eğer avcılık kıyıdan yapılıyorsa 2,7 m veya 3 m boyundadır. Daha uzunu hem yorar hem de kullanımı zor olduğundan isabetli atışları engeller. Refleksi pek önemli değildir, ben yine de atıp çekme için yavaş kamışı yani parabolik kamışları daha çok tercih ediyorum. Eğer avcılık kıyıdan yapılıyorsa 2,10 veya 2,40 kamış kullanılabilir. Kamış hafif veya hafif-orta sınıf, ağırlık atma kapasitesi 10-30 gr. eğer çok iri balık çıkıyorsa 30-60 gr olabilir daha büyüğü gerekmez. Ben 10-30 iki parçalı 2,7 boyunda DAM Senso Power Nordic karbon kamış kullanıyorum, ama yanımdanda 30-60 lık bir kamışı eksik etmiyorum. Son zamanlarda 10-40 kamış kullamaya başladım ama arada pek fark yok. Makina 0,25 kalınlığında 100 metre misina alabilecek kapasitede uzun mesafe atış yapabilecek formda 1/5 çevrim oranı civarında atıp-çekme yapmaya uygun olmalıdır. Makinanın sürtünme freni olmalı, atıp-çekme yaparken büyük balık yakalama ihtimaline karşılık bu fren hafifçe gevşek bırakılmalıdır. Tedbiri elden bırakmadan 0,35 misinadan 100 metre sarabilecek ikinci bir makinada yedekte bulundurmanın faydası vardır. Kural: Şaşmaz matematiksel formül MİSİNA NE KADAR İNCEYSE VURUŞ O KADAR ÇOK OLUR. Misina inceldikçe uzun mesafe atışı daha kolay yapılabilir. Mücadelenin zevkine varılır balığa da şans verilmiş olunur. Ben yukarıda bahsettiğim kamışla birlikte 0,20 misinadan 100 metre saran DAM ZRi 420 ve 0,22 misina kullanıyorum, DAM LTI 440 da 0,27 ve 0,35 sarılı iki  makara ile yedekte. Misinanın ucuna kopçalı bir fırdöndü bağlamak yem değiştirme işini çok kolaylaştırır bunu yaparsanız iyi olur. (Buralardaki bazı terimlerin daha geniş açıklamasını '' sayfasında bulabilirsiniz.) Turna avı için genelde misina ucundaki fırdöndüye 10 veya 15 cm.lik çelik beden ilave edilir ki balık misinayı ağzına alıp kesmesin. Yalnız unutmamak lazım ki çelik beden vuruş sayısını azaltabilmektedir. Ben genelde çelik beden kullanmıyorum, ana misinanın ucuna kopçalı fırdöndü bağlıyorum kaşık veya suni yemleri doğrudan fırdöndüye takıyorum, bu durumda balığı çekerken boşluk vermemek gerekir ki yemi aşırıp misinayı kesmesin. Genel olarak balık çekilirken kamışı dik tutmakta yarar vardır, bu hem başını dik tutarak balığı daha çabuk yorar hem de boşluk bırakmaz. Bazen turna balığı yeme öyle hırslı saldırır ki yemi aşırıp bedeni ağzına alır ki (bu durumda iğneler genelde solungaçlara saplanmaktadır) eğer çelik beden yoksa misinanın kesilmesi kaçınılmaz olur.  10 cm.lik çelik beden hem takımı kurtarır hem de balığı alır. Karar sizin tecrübenize göre seçimizi yapın.

Atıp-çekme' de yemi çekerken duraklamalar, ani çekmeler yapılırsa özellikle yumuşak plastik yemler ve sasi de çok etkilidir. Çekiş sırasında kamışın ucunu aşağı yukarı sallamak da iyi bir yöntemdir. Suni balıklar da da aynı teknik uygulanabilir ama bu durumda onların batan mı, yüzen mi yoksa dengelenmiş tipten mi olduğunu iyi bilmek gerekir.

 

Eğer avlandığınız bölgede uzun süre balık yakalayamazsanız önce yemi değiştirin bundan sonuç alamazsanız yer değiştirin, Turna balığı genelde bulunduğu bölgede kalabalık gruplar halinde yaşamaz o nedenle bir bölgede bir kaç balık yakalandıktan sonra oradan başka balık çıkmayabilir. Bu durumda da yer değiştirmekte fayda vardır. Bulunduğunuz yerden devamlı aynı noktaya değil mümkün olan her tarafa atın çekin. Yandaki resim buna örnektir.

Bu suni yemlerde genel kural olarak açık güneşli havalarda, sığ, berrak sularda  daha koyu renkli yem; kapalı bulutlu havalarda, derin bulanık sularda daha açık parlak renkli yem kullanmak tavsiye edilir ama bu kuralın işlemediği pek çok durum vardır. Ben bu kuralı da gözönünde bulundurarak ava başlamak çalışmaz ise mümkün olan herşeyi demekte yarar var derim. 

Turna için geçerli bir inanışda  da büyük balık büyük yeme vurur denir. Doğru yanı vardır ama tavsiyem siz o büyük balığı suda görmediyseniz ilk olarak mümkün olan en küçük yemle başlayın (mesela Mepps Aglia 2 numara boyunda) yavaş yavaş büyüklere çıkın. Büyük balık küçük yeme de vurur.

Özellikle yeni gidilen sularda oltanın sık sık dibe takılması durumunda kullanılan bir taktik de sayı saymaktır. Uygulamada atışı yaptıktan sonra yem suya değer değmez 1,2,3,,,8,9,, diye sayılır olta kaçta dibe değdiyse veya otlara takılmaya başladıysa bir dahaki atışta daha az sayarsınız. Mesela atışı yaptık, yem suya değdi saymaya başladık 10 da çektik çekerken hafifçe otlara takılma oldu veya dibe vurdu; bir dahaki sefere 8 e kadar sayıp 8 olunca başlarız çekmeye. Bu şekilde hemen otların üstünden (en ideal durumdur) veya dibe paralel çekebiliriz. Tavsiyem ilk atışlarda küçük sayılarda çekmeye başlamak yavaş yavaş takılmayı hafifçe hissedene kadar sayıyı arttırmaktır, yoksa ilk atışta fazla dibe inerek takımı otların arasında bırakabiliriz. Bu yöntem her suni yem değişikliğinde uygulanarak ağırlığı farklı yemlerin batma hızı ve süresine göre ideal derinlik bulunabilir.

   b. Sürütme

Bu usulde atıp-çekme bölümünde kullandığınız takımları kullanabiliriz yemlerde aşağı yukarı aynı, ama ben daha çok suni balıklarla yapılan sürütmeyi tavsiye ederim. Tabii bu iş için bir de şişme bot veya daha iyisi sandala ihtiyaç var. tatlı sularda sürütme yapılırken motor kullanılması doğru olmaz, balık ürker en doğrusu kürekle sürütme yapmaktır. Sandalda iki kişinin olmalı, biri kürek çekerken diğerinin oltaları kontrol etme. Balığın vurması durumunda da oltacı balığı çekerken kürekçi de diğer iki oltayı toplayarak hem dibe takılmayı hemde balığın boşta kalan oltaları karıştırmasını önler. Balığın sanda alınmasında da kepçe veya kakıç gerekiyorsa oltacıya yardım eder. Yine bu yöntemde dibin karakteristik durumunu veya derinlikleri görüp takılmalara hazırlıklı olmak için balık bulucu kullanmak işe yarar. Yanda sürütmenin yapılışına ait prensip resmini görüyorsunuz. Bu örnekte de görüldüğü gibi sürütme yaparken üç oltaya kadar kullanmak mümkündür. Resimde yemler doğrudan özel imal edilmiş ağırlıkların ucuna bağlanmış. Ben bu yöntemi pek tavsiye etmiyorum. Boşluk verildiğinde ağırlıklar dibe batarak takılmaya neden olabiliyor veya derinliği ayarlamakta problem çıkıyor. Dibi temiz fazla ilişken olmayan yerler için üçlü fırdöndü kullanarak alt uca ağırlık, üste oltayı, yatay uca da bedeni bağlamak mümkündür. Üçlü fırdöndü bulunamaz ise bir ek halkasına üç fırdöndü takılarak da aynı şey yapılabilir. Ben bu tür sürütme takımı kullanılması durumunda el oltası için; olta 0,40 - 0,45 misina, 1,5 - 2 kulaç beden 0,35 misina.  10 cm çelik beden, kurşun bedeni derinliğe göre en fazla 1 metre 0,30 veya daha ince misinadan tavsiye ederim böylece takılma durumunda sadece kurşun kopar ve takım kurtarılır. Kurşun kürekle hareket ettirilen teknenin hızına ve suların derinliğine göre 80 - 150 gr arası olabilir. Derinlik ve hız arttıkça daha ağır kurşun kullanılır. Kurşunun uçmaması dibe sürtmesi gerekir. Kamış ve makinalı takım olursa o zaman daha ince misinalar tercih edin derim, misinanın inceliği vuruş sayısını arttırır. Bu tür sürütme sadece suni balık değil diger suni yemler de kullanılabilir. Yumuşak plastik yemleri daha kullanışlı buluyorum. Döner yemleri pek tavsiye etmem. Sürütmede el oltası da kullanılabilir ama kamışlı makinalı takımlar daha iyidir. Sürütme esnasında kamış ucunun haraketleri takip edilmelidir; eğer sürekli ve düzgün bir titreşim varsa herşey normal kaşıklar veya yemler görev yapıyordur; eğer titreşim yoksa kamış eğik ve sabit olarak duruyorsa kaşık veya yeme otlar sarılmıştır.

Sürütmenin zevkli bir yolu da başta bahsettiğim gibi suni balık kullanmaktır. Ayrıca dibi otlarla kaplı veya fazlaca ilişken olan yerlerde bu yöntem en iyisidir derim. Bu yöntemde atıp-çekmedeki takımı aynen kullanabilirsiniz. Üç oltanın da ucuna batma derinlikleri ve gerekirse boyutları farklı üç ayrı suni balık takılır. Derinlikler birinci balık için 1 - 1,5 metre, ikincisi 1,5 - 2 metre, diğeri de 2 - 3,5 metre olabilir. Derin sularda avcılık yapılacak ise daha derine dalma özelliği olan yemler de kullanabilirsiniz. Yemler istediğiniz derinliğe inmiyor ise suni yemden bir metre kadar öne 20 - 25 gr bir kıstırma takılabilir. Kürekle ilerlendiğinde yemler özelliklerine uygun olarak farklı derinliklere inecek ve hareket süresince bu derinlikleri tarayacaktır. Bu yöntem için ben kamış ve makinalı takımı daha uygun buluyorum el oltası tavsiye etmem. Makinalı kamışların kullanılması sırasında kamışı sandalda sabitleyen, balık vurduğunda sabitlendiği yerden kolayca alınmasını sağlayacak düzenekler Avrupa' da satılmaktadır ama her amatör bu işi görecek kendi ihtiyaçlarına göre böyle bir sabitleme düzeneğini kendisi yapabilir. Sürütme de 10 veya 15 santimlik çelik beden kullanılması doğru olur. Yukarıda belirttiğim gibi kamış ucunun takibi de yemlerin durumu hakkında bilgi verir.

 3.SAYFA

1