Elektromanyetik silah sistemleri ve hastalık iletimi
Dünya inanılmaz bir hızla
değişiyor. Bu değişime paralel olarak dünya sistemine yön verenler, ancak
filmlerde olabileceğine inandığımız türden bir dizi ürpertici silah sistemleri
üzerinde çalışıyorlar. Bunların başında da elektromanyetik sistemler geliyor.
Son zamanlarda elektromanyetik
silah sistemleri kapsamına alınan bir başka gelişme de elektromanyetik hastalık
iletimi konusu. Bu argümanın ardında yatan fizik ve mühendislik açıklamaları
gerçekten de son derece hayret verici. ABD'de bu konuyla ilgili en önemli
çalışmaları Dr. Nick Beigch ve ünlü araştırmacı yazar David G. Guyat yapıyor.
Guyat'ın son Electromagnetic Weapons (Elektromanyetik Silahlar) adlı kitabı
epey ses getireceğe benziyor. Görüşlerinin bir kısmını aktarmak istiyorum.
1974'te, Sovyet biyolog A.P.
Dubrov, "tüm canlı organizmaların çekimsel (elektromanyetik) dalgalar
yaydıklarına" dair bir rapor yayınladı. Dubrov raporunda, hücre
moleküllerinin yüksek frekanslı salınımlarının ya da ritmik hareketlerinin,
biyoçekimsel elektromanyetik dalgalar açığa çıkarabileceği ve bunları çok uzak
mesafelere yayabileceği şeklindeki görüşünü desteklemek için kendi kutuplaşma
etkisi geliştiren mikroskobu ile yapmış olduğu deneylerden elde ettiği verileri
aktardı.
Duprov, hücrelerin bölünmesi
sırasında ortaya çıkan fotonik ve ultrasonik seslerin gözlemlenebileceğini
keşfetti. Bunun üzerine, bu ritmik olaylar ve biyoçekimsel elektromanyetik
dalgalar arasında bir bağlantı kurarak, insan beyninin gözlemlenebilir etkileri
üretmek için bu dalgaları koordine edebileceğini öne sürdü. Dahası, Duprov bu
süreç sırasında, uzaktaki nesnelerde hareket, zihinsel aktivite sırasında
oluşan hava iyonizasyonu, uzak bir tabakanın 'gizemli' etkisi, zamanla oluşan
organik etkileşim ve moleküler hareketlerde değişiklikler oluştuğunu da öne
sürdü. Diğer bir deyişle Duprov, insan bilincinin, bölünen hücreler tarafından
açığa çıkarılan organizmanın çekimsel elektromanyetik dalgalarını koordine
edebileceğini söylemekteydi.
V.P. Kaznachayev'in eski Sovyetler
Birliği'nde az tanınan, ancak aslında olağanüstü ehemmiyet taşıyan çalışmasının
izi, hiçbir zaman kaybolmadı. Kaznachayev, tavuk embriyosundan bir doku alarak
bunu parçalara böldü ve parçaları, bunlardan oluşacak tavuk embriyo kültürlerinin
birbirleriyle optik (görsel) temas içinde olabileceği şekilde, kuvartz
pencerelerle donatılmış farklı şekilde izole edilmiş metal konteynerleri içine
yerleştirdi. Sade camdan pencereleri olan konteynerler de 'kontrol grubu'
olarak kullandı.
Sovyet araştırmacıların embriyo
kültürü üzerinde yaptıkları bu deney, kültürlerden birine, virüs, zehirli bir
kimyasal ya da öldürücü dozda radyasyon gibi çeşitli toksin malzemelerin tatbik
edilmesi durumunda, zehirlenen bu doku kültüründen yayılan ölüm sinyalinin, bu
toksinlere maruz bırakılmayan bir diğer kültüre de aktarıldığı (yayıldığı)nı
gösterdi.
Tesla ve ELF silahları konusunda
başlıca otorite sayılan Albay Thomas Bearden bu konuyla ilgili olarak şunları
söylemiştir: "Kaznachayev'in (eski Sovyetler Birliği'ndeki) deneyi,
hastalıklı bir kültürde ölmekte olan hücrelerin, yapay (biçimsel) bir
potansiyele sahip, ultraviyole dalga boyuna yakın fotonlar yaymakta olduğunu
göstermiştir. Yani, bu foton değişkenliği içine işlenmiş olan kalıp, direkt
olarak hücrenin spesifik hastalığını ifade etmektedir. Diğer bir deyişle,
hastalıklı hücre ölürken, kendisinin içinde bulunduğu ölüm koşullarının
şablonunu içeren 'ölüm fotonlarını' yayarlar.
Albay Bearden, Almanya'daki
Marburg Üniversitesi'nden bazı bilim adamlarının, aynı etkiyi kızılötesi
ışınlarla da (IR) elde ettiklerini rapor etmiştir:
Bearden, böyle harmoniklerin
muhtemelen direkt olarak ölüm modelini içerdiğini varsaymıştır: Eğer öyleyse,
bu, böyle ölüm modellerinin normal elektromanyetik taşıyıcılar vasıtasıyla direkt
olarak taşınabileceğinin göstergesiydi. Bu durumda dünyanın bir ucunda da olsa,
kalabalık bir insan nüfusunun var olan altyapıları, belirli bir hastalık kalıbı
taşıyan ölüm fotonları tarafından bombardımana tutulabilirdi.
Yeterli süre sonunda ise, hedef
alınan insanların çoğu, ölüm fotonu elektromanyetik şablonunun getirdiği
hastalığı geliştirecekti... Ölüm fotonlarının şiddeti ve/veya ışıma süresi,
hedeflenen nüfus üzerinde hastalığı ateşlemeye güç yetiremeyeceği şekilde
düşürülse dahi, hedef alınan kişinin hücrelerinin biyopotansiyellerinin
yapısında oldukça yüksek değişimler gerçekleşir. Bu durumda hedeflenen kişiler
üzerinde, bir önmodel hastalığa yatkınlık ortaya çıkar.
Kaznachayev'in keşfi, Rus
elektromanyetik biyolojik savaş programlarının çoğunun geliştirilmesine temel
teşkil etmiştir. Beardon, Kaznachayev'in Pushkino'daki Frank Enstitüsü'ne ve
Fizyoloji ve Biyofizik Enstitüsü'ne oldukça bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu
enstitüler mikrodalga ve mikrodalga 'yönlü enerji silahları' ile yakından ilgili
olduğu için, Kaznachayev'in öldürenfoton keşfinin, bu elektromanyetik silahlar
programlarına dahil edilmiş olması muhtemeldir.
Not: Herkes benzer şeyler yazmak
zorunda değildir. Bu açıdan farklılık arzeden görüşlerimizi ima ile de olsa
'ucuz', kitaplarımızı da bilimkurgu olarak değerlendirenler çıkabilir. Eleştiri
ister yakından isterse uzaktan gelsin, düzeyli oldukça kabul edilebilir bir
olaydır. Yeter ki, iyiniyetli olsun...