San Andreas Fay Hattı'nda meydana
gelebilecek büyük bir depremin ülke ekonomisine çok büyük zarar vereceğini
bilen Amerika, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan
tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak,
büyük depremi küçük depremler haline dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Senaryoya
göre, 'ABD bunu daha önce de denedi, en son deney yeri Gölcük'tü...'
16 Mart 2000 tarihinde
star'da yayınladığımız haberi Alman basınında ortaya çıkan belgelerden sonra
yeniden yayınlıyoruz. Okuyup kararı siz verin.
Ağustos 1999'u unutmak
mümkün olmuyor. Hani yerin yarıldığı, göğün ışıdığı akşamı. Hani enkaz altında
kalan insanların feryatlarını. Kurtarma rezaletlerini. Depremin üzerinden bunca
ay geçmesine rağmen hâlâ yaraların sarılamamasını. Felaketi yaşayanlar o
geceyi unutamıyorlardı. O gece farklı bir geceydi. Biri şöyle diyordu: 'O
gece ne olduğunu bilmiyorum ama bildiğim bir şey var ki bu depremden farklı
bir şeydi.' Neden farklı olsun ki deprem?.. Önce İnternet üzerinden geldi
iddia. e-mail'ler yollanmaya başladı: 'Amerika bölgede nükleer deneme yapıyormuş,
deprem ondan olmuş.' Bu iddiayı ortaya atanlar, 'yakınlarda bir Amerikan savaş
gemisi vardı' diyorlardı, 'İsrailli kurtarma ekibi nasıl oldu da bu kadar
çabuk bölgeye ulaştı' diye soruyorlardı. Sonra birkaç yazar köşelerinde dile
getirdi bu iddiayı. Elde somut bir şey yoktu.
İlk ipucu
Aksiyon dergisi, 17 Ağustos depremi öncesinde ve felaket sırasında yaşanan
bazı garip olaylara Amerikan 'Future Times'da yayınlanan bir araştırmadan
yola çıkarak 'bir ipucu' yakalandığını yazdı. Araştırmaya göre, Amerikalılar
ve Ruslar asıl amacı düşmana zarar vermek olan birtakım suni deprem oluşturma
teknikleri üzerinde çalışıyorlardı. Bu konuda özellikle Amerikalılar epeyce
yol almışlardı. HAARP adı verilen bu proje çerçevesinde Kafkaslar dahil
dünyanın çeşitli bölgelerinde 'pratikler' yapmıştı Amerika. Aşağıda bu tartışmanın
geniş bir özetini sunuyoruz:
Gölcük'te akşam
Gölcük Donanma Komutanlığı'nın görkemli devir-teslim törenini müteakip deprem
hiç beklenmedik bir zamanda, ansızın çıkagelmişti. İki fırkateynin gece
boyunca aydınlattığı orduevi yerle bir oldu. Milyarlarca liralık havai fişeklerin
aydınlattığı Gölcük semaları bir kaç saat sonra bilimadamlarının 'deprem ışıması'
dedikleri hâlâ ne olduğu tam olarak anlaşılamayan bir 'şeyle' aydınlandı. Bir
kaç saat sonra, o unutulmaz uğultunun ardından bütün Türkiye derin uykusundan
uyandı. Binalar birbiri ardına devrilirken ölüm binlerce insanı aynı anda
yakaladı. Deprem anını yaşayan insanlar depremle ilgili ilginç şeyler
söylemeye başlıyor, depremden hemen önce Gölcük'ten Avcılar'a kadar geniş bir
alanda görülen 'ateş topu' ile ilgili bilimsel bir açıklama yapılamıyordu.
Bazı bilimadamları görülen ateş topunun 'deprem ışıması' olduğunu söyleseler
de neden diğer depremlerde de bu kadar açık bir ışıma yaşanmadığı sorusunun
cevabı net olarak verilemiyordu. Öyle olsa bile bu da sadece bir tezdi ve
gerçekliliği de en fazla diğer tezler kadardı. Kısa süre sonra fısıltılar
dilden dile dolaşmaya başladı. 'Gölcük depremi suni bir deprem olabilir
miydi? Bu konuda hemen deprem sonrasında birtakım teoriler ortaya atılmaya başlandı.
Kimine göre Ruslar bomba patlatmış ve bu da depreme neden olmuştu. Kimi
Yugoslavya'ya atılan bombaların yer kabuğunun dengesini bozduğu için deprem
olduğunu söylüyordu. Hatta bazılarına göre bu işi PKK bile yapmış olabilirdi.
Ancak bu teoriler arasından en akla yatkın olanı 'Future Times'da yayınlanan
araştırma dizisinde yer alan hikayeydi.
Bu senaryoya göre, San
Andreas Fay Hattı'nda meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan
ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yer kabuğundaki değişmeleri
izleyerek, daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik
noktalardan patlatıp boşaltarak, büyük depremi küçük depremler haline gönüştürmenin
yolunu bulmuştu. Yıllarca önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı mucit Nikola
Tesla tarafından geliştirilen bu 'düşük frekanslı elektromagnetik ışınımla
'yüksek enerji nakli' tekniğini hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır
bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı.
Proje denendi
Bu yöntemle çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat
yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek
amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir yandan da barışçı 'deprem
indirgeme' sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayı ve fonlama
devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya'nın çıplak
ve seyrek nüfuslu bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra bunun
deprem bölgelerinde de denenmesine geldi sıra. Değişik zamanlarda
Kafkaslar'da, Okyanus tabanında ve Güney Amerika'da Antlar'da tektonik uyarılar
verilmek suretiyle endüktif deprem 'yaratma' konusunda büyük adımlar atıldı. İşte
bu araştırmalar da Amerika'da HAARP tarafından yürütülüyordu.
HAARP nedir?
Pentagon, Alaska'da, Anchorage'in 200 mil doğusundaki Arktik kompleksinde,
bir gigawatt'tan fazla enerjisi atmosferin üst katmanlarına yaymak için
dizayn edilmiş güçlü bir verici inşaa etti. HAARP (Yüksek Frekanslı Aktif
Auroral Araştırma Programı) olarak bilinen bu araştırma dünyanın en büyük
'iyonosfer ısıtıcısını' içeriyordu. Bu prototip aygıt, dünyanın yüzlerce mil
yukarısındaki gökyüzüne yüksek frekanslı radyo dalgaları göndermek için
dizayn edilmişti. Peki ama neden iyonosferin elektrik yüklü partikülleri
böyle bir ışınıma tabi tutuluyordu? Amerikan Donanması ve Hava Kuvvetleri'ne
göre, bu projenin sponsorları 'Alaska iyonosferinin kompleks doğa çeşitlenmesini
incelemek için' bu çalışmaya katıldılar. Pentagon ayrıca bu teknolojiyle yeni
haberleşme biçimleri geliştirme, orduya ait nükleer denizaltılara sinyal
gönderme ve yerin derinliklerini araştırabilen teknolojileri gizlice inceleme
imkanına sahip olacaktı. HAARP projesi üzerine araştırma yapanlar, projeyi,
UFO olaylarından Birleşik Amerika'daki dev g üç merkezlerine ve en son olarak
TWA 800 uçağının düşüşüne kadar her şeyle suçladılar. Bazıları bunu
'Pentagon'un kıyamet günü ölüm ışını' olarak çevirdiler. Bu eleştiriler arasında
Star Wars füze savunma planlarından, hava şartları değiştirme komplolarına,
suni deprem yaratma ve hatta belki de insan zihnini kontrol eden deneylere
kadar birçok uygulama bulunuyordu.
Hava ve rüzgar
Donanma ve Hava Kuvvetleri'ne göre HAARP, birkaç mil çapındaki yerlere, 'az
miktarda bilinen enerjiyi iyonosfer katmanın tespit edilen bir yerine
göndermek için kullanacaktı.' Askeri amaçla geliştirilen bir projedi ama
muhaliflere göre kötü amaçlı kullanılabilecekti. Atmosferin üst tabakalarındaki
rüzgar düzeniyle oynayarak hava değişikliği yapmak mümkün olabilecekti. Suni
olarak ısıtılmış olan geniş miktardaki güneş ışığını rahatlıkla dünyanın
seçilmiş bölümlerine odaklamak mümkündü.
1976 Çin Depremi
15 Haziran 1977 tarihli New York Times'da, 28 Temmuz 1976'da Çin, Tangshan'da
yaşanan ve 650 binin üzerinde kişinin ölümüyle sonuçlanan depremle ilgili yazı
yayınlandı. Saat 03.42'deki ilk sarsıntıdan hemen önce gökyüzü, gündüz gibi
aydınlanmıştı. Tıpkı Gölcük'te olduğu gibi. Temelde beyaz ve kırmızı olan çok
renkli ışıkları 200 mil uzaklıktan görmek mümkündü. Birçok ağacın yaprakları
yandı ve gelişmekte olan sebzeler sanki bir ateş topu tarafından adeta
kavrulmuştu. Bazı araştırmacılar bu elektriksel etkilerin elektromanyetik
plazma ve top şeklinde aydınlatmayla bağlantılı olduğuna ve garip parıltıların
da HAARP vericilerinden kaynaklandığına inanıyordu. Herkes depremin doğal bir
deprem gibi görünmediğini söylüyordu. Dr. Andrija Puharich, Ocak 1978'de
'Global Manyetik Savaş', Layman 1977'de 'Dünya Gezegenine Yönelik Alışılmadık
Yapay Etkiler' adlı araştırma raporu yayınladılar. Dr. Puharich raporunda
'1976 yılındaki büyük depremlerin yanında bir tanesi vardır ki özel bir
dikkat gösterilmelidir. 28 Temmuz 197 6'daki Çin depremine' diyordu.
Albayın itirafı
1981'DE nükleer mühendis ve Amerika'daki önde gelen araştırmacılardan Albay
Thomas Bearden, 'Telsa vericileri tarafından üretilen kalıcı dalgalar'ı anlatırken
HAARP'ın nasıl çalıştığını şöyle açıklıyordu: 'Yaptığımız şey frekansı değiştirmektir.
Eğer frekansı bir yönde değiştirirseniz, enerjiyi dünyanın diğer bölümünde
hedeflediğiniz yerin ilersindeki atmosfere boşaltırsınız. Havayı iyonize
etmeye başladıkça, hava akış seyirini, jet gidişlerini vb. şeyleri değiştirebilirsiniz.
Bu mükemmel bir hava makinesidir. Eğer ani bir şekilde boşaltırsanız, bunun
gibi küçük iyonizasyon elde etmezsiniz. Bu kez kıvılcımlar ve ateş topları
dünyanın yüzeyine boşalacaktır. Bu aletle ileri geri oynayarak, dünya çapında
dev hava değişikliklerine yolaçabilirsiniz.'
Albay'ın 'eğlenceli bir
hava oyuncağı' dediği şey acaba Gölcük depreminde de oynanmış mıydı?
İklimler değişiyor,
depremlerin sayısı artıyor
HAARP, Alaska'da, Anchorage'in 200 mil doğusundaki Arktik kompleksinde
Pentagon tarafından inşa edildi. HAARP projesi bünyesindeki dev anten ağı 1
milyar kilowattan daha fazla enerjiyi atmosferin üst katmanlarına yaymak için
kullanılıyor. Antenlerden yayılan enerji ile fırtınalar yönlendiriliyor,
iklimler değiştiriliyor, suni depremler oluşturuluyor. Anten sayısı arttıkça,
dünyada bir yılda meydana gelen büyük deprem sayısı artıyor, daha çok doğal
(!) afet oluşuyor.
İddia: özel bomba,
suni deniz depremi yaratıyor
Amerikalı bilimadamları suni deniz depremine neden olacak özel bomba üretti.
Bu iddia geçen hafta Alman basınında yayınlandı. Star bu iddiayı dün sayfalarına
taşıdı.
İddiaya göre Pentagon'a
bağlı bilimadamları artık düşmanlarını suni yıldırım, sis, yağmur, kasırga
oluşturarak vurabilecek 'meteorolojik savaş' teknolojisini geliştirdiler.
Bizi ilgilendiren boyutu,
aynı teknojiyle denizaltından patlatılacak bir bomba ile suni deprem oluşturulabilmesi.
Soru şu: 'Gölcük'te 17 Ağustos 1999'da bu denendi mi?'
|