SUSMAK BİTTİ

 Nasılsa şemsiyen var, bu yüzden şikayetçi değilsin yağmurdan. Hatta muzip bir sevinç bile duyuyorsun. Oldun olası seversin
yağmurda dolaşmayı. Eskiden ıslanmaktan bile hoşlanırdın. Usul usul ortayaşlandığından belki, artık seni ıslatmayan yağmurları
seviyorsun. Geleneksel olarak Alevisin. Aleviliğin politik duruşu anlamlı senin için, Anadolu halkları Şiiliği olduğu gibi değil,
kendisine uyacak biçime getirerek benimsemiş. Milet’in doğa filozoflarının izi var Alevilikte, Hristiyanlığın izi var.
Zerdüştçülük, Şamanlık terkedilirken olumlu yönleri atılmamış. Alevilik bir sentez. İnsanı temel alan hümanist değerler
Batı toplumlarından çok önce, sessiz sedasız yaşatılmış Alevilikte. Ta başından beri adaletsizliğe, haksızlığa karşı tavrı
var Aleviliğin. Hep baş kaldırmış  Aleviler. Kanla bastırılmış isyanları. Her katliam sonrası derin bir suskunluğa gömülmüşler.
Derin de olsa uçurum değil ya suskunluk. ” Biter bir gün” diyerek iç çekmişler. Aleviler yenilmiş ama, bükemedikleri eli
öptükleri hiç görülmemiş. Doktorun belirlediği dinlenme süresi henüz tamamlanmadı. Ev halkını üzmek pahasına çıktın sokağa...
Bırakalım  Yavuz zulmünü, daha iki hafta önceki dehşet havada. Ne gündü o! Uçurarak getirdi sıska çocuklar, dev gibi kütükleri
barikatlara.  Yanan ateşler, halaylar, zılgıtlar... Nazarlarında haindin, aykırı bir çiçektin steplerinde. Asiydin gençlik kadar,
yangın gibi sokulgan. Düşman bile diyemiyorsun bak! Vicdana kir, akla cehalet gibi saldırdılar oysa. Kanları zehirlemek,
ruhları kundaklamaktı onların işi. Kötü bir hastalık , rezil bir humma gibi saldırdılar. Taş atacakken vuruldun. ”Vuruldum” dedin,
”ey menevişli dağlara gümbür gümbür inen bahar!” Yıllardır pencerenden yıldızlara bakar bakar ısınırdın da geceleri, öyle bir
gece göğü hiç görmemiştin daha önceleri. Allahsız, bayraksızdın işte. Aklın karlar altında uç veren çiğdemlere takılı,
ellerin buz. Gürül gürül bir çağlayan karnında. Nerden gelir onca kan?! Ne bulur yatağını, ne kesilir namssuz! Seni yerden
kaldıranlardan da vurulanlar oldu. Düşüyordu civanmert delikanlılar, nazenin kızlar. Dal dal dökülen Ali kuzucuklarını
anımsıyorsun en son. Ve ağır  ağır zifiri bir karanlık...

Sen kurtarıldın, fakat onlarca can girdi yerin altına. Gençlik ateşleri de budandı, kendileri de. Kimisi sohbetlerde yarım tümce,
yarım solukluk virgül olarak kalacak; kimisi rakı kadehlerinde duman. Belki bir gün, kızılbaş gül olup açacaklar. Sevgiye, bilime,
paylaşıma gerinenyeryüzünde; barbarlıklarıyla övünenlere taş atacaklar başka bileklerde.
Yağmur çoktan dindi, ama şemsiyen hâlâ açık.  ”Geçmiş olsun” diyor dostlarda biri, sağolsun. Karnındaki yara sızlıyor.
İzi hep kalacak. Kalsın, ömrünün süsü olsun. Bir hüküm yırtıldı Gazi Mahallesinde. Suskunluğun bittiğine dair bir manifesto
yazıp imzaladı Aleviler. Duvarlardaki kurşun izleri de mühür olsun!

Hamdi Özyurt