![]() |
ÇALIŞMADAN, YORULMADAN, ÜRETMEDEN RAHAT YAŞAMAK İSTEYEN TOPLUMLAR, ÖNCE HAYSİYETLERİNİ, SONRA HÜRRİYETLERİNİ VE DAHA SONRA DA İSTİKLAL VE İSTİKBALLERİNİ KAYBEDERLER. Mustafa Kemal Atatürk |
||||||||||||||||||||||||||||||||
| Sadri ÖZEN Web Sayfasına Hoşgeldiniz |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
| Buradan bana e-mail atabilirsiniz | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| Fotograf Albumum | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| Beni daha iyi tanıyın |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
"Herkes Cumhuriyet'e yakışır yaşam biçimine sahip çıksın...! T.C. parasının sahte olup olmadığını anlamak için parayı ışığa tutar ve üstünde Atatürk resmini görmeye çalışırsınız.Para sahte değilse Atatürk'ün resmini görürsünüz... Bazı adamların ne mal olduğunu anlamak için,onları kaldırıp ışığa tutup bakacaksınız,içinden Atatürk geçiyor mu ,geçmiyor mu diye..İçinden Atatürk geçmeyen adamlara paye vermeyiniz. Cumhuriyete yakışır yaşam biçimlerine sahip çıkınız".... Ali Poyrazoğlu |
||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
| Yalova Hakkında Her şey... | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| ATATÜRK KÖŞESİ | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| YALOVA HABERCİ GAZETESİNDE YAYINLANAN YAZILARIM İÇİN BURAYI TIKLAYINIZ | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| İYİ İNSAN, İYİ İŞ ADAMI | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| Karaca Arberatum | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| SEVGİLİ GENÇLER Buradan bana e-mail attığınızda size tam 17 sayfalık ''İŞ BULMA TEKNİKLERİ'' ile ilgili çok güzel bir seti gönderebilirim. Bu seti okuduğunuzda iş bulmanızın kolaylaşacağına inanıyorum. |
|||||||||||||||||||||||||||||||||
| Yalova ilinde sokakta çalışan çocukların rehabilitasyonu ve çocuk işçiliğinin önlenmesi projesi | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| DİĞER YAZILARIM | |||||||||||||||||||||||||||||||||
| GÜZELLİKLER ve ÇİRKİNLİKLER Yalova basınından bir haber. Aynen şöyle ; “Yerel Gündem 21 Ulusal Gençlik Parlamentosu 2.Olağan Genel Kurulu’nda Yalova Yerel Gündem 21 en başarılı kent seçildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun onur konuğu olarak katıldığı genel kurulda, gençlik ve girişimcilik konusu ele alındı. Ankara’da yapılan toplantıya Yalova YG 21’den Gülgönül Bozoğlu, Özge Falay ve Volkan Topçu katıldı. Yalova ekibi, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na Yürüyen Köşk maketi hediye etti. Ardından Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, DPT, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nden ve Habitat Gençlik Derneği temsilcilerinden oluşan seçici kurul tarafından yapılan oylama sonucu, 2005-2006 dönemi için Yalova Türkiye’nin en başarılı kenti olarak seçildi. En başarılı kent olarak seçilen Yalova, UGP’nin amblemini taşıyan ipek flamayı bir yıllığına muhafaza edecek. Programların sorumlusu Gülgönül Bozoğlu 2006-2007 dönemi Marmara Bölge Temsilcisi seçildi..” (Devamı için Tıklayın...) 2 Haziran 2006, Yalovamiz.com Lider Böyle Olmalı–2 Lider dediğin ; Her şeyden önce kim olduğunu bilmeli ve kendine güvenmelidir. “Ben diktatör değilim. Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar. Evet bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım bir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsızca hareket etmesini bilmem. Ben kalpleri kırarak değil kazanarak hükmetmek isterim.” Mustafa Kemal ATATÜRK (Devamı için tıklayın...) Kaynak ; http://nar.eksisi.sitemynet.com/NarEksisi/liderdedigin.htm yalovamiz.com, 18 Mayıs 2006 Lider Böyle olmalı-1 Geçenlerde sevgili editörümüz Alper Rodoplu ile konuşurken, dostlarımızdan gelen güzel maillerden bahsettik. Bazen o kadar güzel mailler alıyoruz ki, hazır yazı diye köşemizde yayınlamaktan kaçınsak da herkesin okuması gerektiğine inandığımız bir mail olunca bu kuralımıza uymuyor ve yayınlansın istiyoruz. İşte bunlardan birisini aynen aktarıyorum. “Atatürk hakkında aşağıdakilerden hangisini biliyorsunuz? (Araştırmacı Yazar İlknur Güntürkün Kalıpçı`nın `İçimizden Biri Atatürk` adlı yazısından alıntıdır) -Atatürk`ün dünyada “başöğretmen” sıfatlı tek lider olduğunu, -Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasını bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu, -Bir röportajda "Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?" diye sorulur, Atatürk: "Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz" dediğini ve BM yasasının değiştirilerek ilk davet edilen ülkenin ülkemiz olduğunu, -Yıl 1938, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı dönemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen : "Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim" dediğini, -Yıl 2000, ABD Başkanı`nın milenyum mesajında: "Bugün milenyumun hiç şüphe yoktur ki tek devlet adamı Mustafa Kemal Atatürk' tür. Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış tek liderdir" dediğini, -Yıl 1938, Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiir`de : "Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal gibi lider getirir" dendiğini, -Norveç’te “Atatürk gibi olmak” diye bir deyim olduğunu, -Kurtuluş Savaşında rütbe alan bir çok kadın askerlerimiz var. Ama dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimiz var; 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk tarafından atanmış Üsteğmen Kara Fatma olduğunu, -“Atatürk çiçeği”nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını, -Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu, -“Mimber” adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini, -Yıl 1996, Haiti Cumhurbaşkanı vasiyetinde mezar taşına yazılmasını istediği metni bırakmıştır. "Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm" dediğini, -Yıl 2005, Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un bir öneri olarak "Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk' ü örnek alsın yeter" dediğini, biliyormuydunuz ? Yazımızı, onun bugün bile çok geçerli olan bir sözü ile noktalayalım… "Milletimi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve hareketlerimle aldatmamış olmakla gurur duyuyorum." İşte Lider, İşte Mustafa Kemal Atatürk, Hiçbir kuvvetin içimizdeki Atatürk sevgisini kazımasına asla izin vermeyeceğiz… Bu böyle biline… www.yalovamiz.com 08.05.2006 ORDAN, BURDAN Süs Bitkileri Fuarı; 4.Yalova Süs bitkileri ihtisas fuarı sona erdi. Katılan üretici firmalar bu fuardan beklentilerine ulaşabildiler mi bilmiyorum ama bazı konular benim dikkatimi çekti. Fuarın genel katılım koşullarında, bir ihtisas fuarı olduğu ve fuarda yer alacak olan ürün profilinin de gayet açık ve net bir şekilde belirtilmesine karşın, belirtilen bu ürün grubunun dışında bazı ürünlerin de sergilenmesi bence fuarı bir ihtisas fuarı olma özelliğinden uzaklaştırıyor. Geçtiğimiz yıllara göre daha az olmakla birlikte, fuarın hem adına hem de amacına uymayan ürünlerin sergilenmesi fuarı bir müddet sonra panayıra dönüştürür düşüncesindeyim. Ben fuarı son günü olan Pazar günü ziyaret etme fırsatı bulabildim. Kapıdan girişte herhangi bir ücret talep edilmedi ancak diğer günlerde ücret alındığını duydum. Ücret alınmasının da bazılarınca eleştirilmesi beni şaşırttı gerçekten. Ben değil 2 YTL. 5 yada 10 YTL. alınması taraftarıyım. Çünkü bu fuarın hedef kitlesi, evinin balkonuna yada bahçesine 1-2 küçük saksı çiçek satın almak isteyenler değildir. Bu fuar bir ihtisas fuarı olarak amaçlanmıştır ve bu konuda ihtisas ve ihtiyaç sahibi olan kişi ve kuruluşları buluşturabilmek hedefini gütmektedir. Yani fuar, daha çok bağlantıların yapılacağı ticari bir fuar olma düşüncesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu amaca uygun olmayan ziyaretçiler illaki fuarı gezmek istiyorlarsa bu ücreti ödemek zorundadırlar. Bu her yerde bu şekildedir. Eleştirilecek bir tarafı da yoktur. Öyle sanıyorum ki fuar organizatörleri katılımcı firmalara yeteri kadar davetiye vererek fuarın amacına uygun alıcılara ulaşmasını sağlamaktadırlar. Turizm; Bu yaz Yalova Turizmi Çınarcık ve Çiftlikköy’de var sadece. Yalova’da maalesef yine bir hareket yok. Hatta olanları da yok etmeye çalışıyormuşuz duyumlara göre. Mesela bir önceki belediye yönetimince yaptırılan iskele meydanındaki Balıkçılar kaldırılacakmış. Şehrimize gelen yabancıların ve Yalovalıların açık havada balık yiyebildikleri tek yer orasıydı. Orasını da kaldıralım olsun bitsin. Deniz kıyısı şehrine bak. Deniz ile ilgili neredeyse hiçbir şey kalmayacak ortalıkta. Şehir içindeki koca sahil şeridinde denize girebileceğimiz düzenli bir tek yer kalmadı. Konuşurken mangalda kül bırakmayanların bu güne kadar Yalova’ya hiçbir şey katamadıklarını seyrederken yorulduk. Hep başkalarının yapmayı düşündükleri yatırımlarla övündük durduk. Kaçıncı defadır yazıyoruz. İnsanlar Yalova’dan Bursa’ya, Arap Şükrü’ye balık yemeye gidiyor. Biz Arap şükrü gibi bir yer neden yapamıyoruz? Mesele Bad Godesberg parkını neden bir Arap Şükrü gibi, bir Kumkapı gibi yaparak Bursalıları, İstanbulluları şehrimize çekmiyoruz? Yazık bu şehre! Elimizde bir çok imkan var ama maalesef bunu bile yapamıyoruz. Üniversite; Yalova’ya üniversite getirmek için yarış devam ediyor. Birileri çok uğraştı, bir sonuç çıkmadı. Uğraşanlara yenileri de katıldı. Umarım sen ben kavgası yaparak olacak işi de olmayacak hale getirmeyiz. Bana ilginç gelen olay ise şu; Yalova’mızda bulunan Uludağ Üniversitesi Meslek Yüksek okulunda Kimya, Makine ve Elektrik bölümlerinin kapatılma kararı alınmış. Nedeni ise, bu üç bölümünde mevcut olabilmesi için laboratuarlarının da olması gerekiyormuş. Ama maalesef bu bölümlere laboratuar yapılamamış. Koskoca Yalova 3 tane laboratuar yaptıramadı ise yazıklar olsun bize. Bir de yeni üniversite peşinde koşuyoruz. Vah Yalova’m vah! 17 Nisan 2006 Yalovamiz.com KİM İSTİFA ETMELİ ? Geçtiğimiz günlerde, borsa soluksuz yükselip 48.000 puanlara geldiğinde, bazı ekonomistlerimiz, Türkiye’de her şeyin iyiye gittiğini, yabancı sermaye akışının devam edeceğini, dolayısıyla borsanın da daha yükselmemesi için bir neden olmadığını ifade ediyorlardı. Hemen o günlerde Japonya’nın faizli ekonomiye geçebileceğini belirtmesi, ABD Merkez bankasının faizleri arttırmaya devam edebileceğinin sinyallerini vermesiyle borsa endeksinde 2-3 gün içinde ciddi düşüşler yaşanınca aynı ekonomistler, böyle bir düşüşün beklendiğini, borsa endeksinin çok fazla yükseldiğini söylemeye başladılar. Madem düşeceğini öngörüyorlardı da düşmeden önce niye söylemiyorlardı anlayabilmiş değilim. Bence bu bilgiçlik taslamaktan başka hiçbir şey değildir. Tam biz Türk milletine özgü bir “Ben bunun böyle olacağını biliyordum.” davranışı. Bunun benzeri bir şey de Yalova’mızda yaşanıyor maalesef. Geçtiğimiz yıl şehrimiz stadında oynanan bir futbol müsabakasında her iki takım taraftarının da ettiği küfürlü tezahüratlar nedeniyle kendimce bu durumu protesto etmiş, sezon sonuna kadar maça gitmemiştim. Benim gibi düşünen insan sayısı artınca Yalovaspor yönetimi de bazı önlemler almış, küfürlü tezahürat kısmen de olsa azalmıştı. Bu nedenle bu sezon Yalovasporun maçlarını tekrar takip etmeye çalıştım. Ancak, bu hafta oynanan Kırşehir maçına kadar şehrimiz stadına gelen seyircinin ödediği para ile çok zaman ne hakem parası, nede saha kirası ödenemediğini öğrendim. Doğru olabilir çünkü maçlarda seyirci sayısı oldukça azdı. İşte bu ilgisizlik ve desteksizliğe maddi imkansızlıklar da eklenince başarısızlık üstüne başarısızlık yaşayan Yalovaspor maalesef küme düşme potasına girdi. Bu haftaki Kırşehir maçında ise kulüp yönetimi, taraftar desteğinin takımı hareketlendirebileceği düşüncesiyle para kazanma düşüncesini bir tarafa bırakarak stadın kapılarını herkese açtı. Ben bu hafta da maçtaydım ve açık tribünde sezon başından bu yana hiç olmayan kalabalığı görünce inanın fazla şaşırmadım. Belki bu yazıma alınan çok insan çıkacak ama iğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batırmamız gerekmiyor mu acaba ? Ayda 100-150 YTL. sigaraya yada bir o kadar iddaa’ya para verirken, bir ay içinde sadece 6 YTL için mi Yalovaspor maçlarına gelmiyoruz acaba diye düşünmedim desem yalan olur. Bu yazdığın şeyin başlangıçta yazdığınla ne ilgisi var diyeceksiniz. Şimdi oraya geliyorum. Maç sonunda çok kişinin “Bunun böyle olacağı belliydi” diyerek, takımın küme düşme potasına gelmesinde Yönetim ve futbolcuların suçlanışı tam bizlik bir davranış değil mi ? Şapkamızı önümüze koyup düşünelim lütfen! Ne verdik ki ne istiyoruz? Yalovaspor yönetiminde değilim ve yönetimi de savunmuyorum ama kulübün kasası para dolu da daha iyi futbolcular mı transfer etmiyor yönetim, ya da kendileri mi sahaya çıkıp oynasınlar? Biz Yalova’lılar olarak takımın her maçına gelip, ayda toplam 6 YTL. vererek sahip çıktık mı takımımıza? Eğer bunu yaptıysak eleştirme hakkına sahip oluruz ancak futbolcuyu da yönetimi de. Yapmadıysak, yapamadıysak eğer her kötü sonuçtan sonra sanki yapılması gereken bir ödevmiş gibi yönetimi istifaya davet etmek yerine takımımızın küme düşmesini engellemek için birlik olmanın, destek olmanın yollarını aramalıyız hep birlikte. Eğer bu başarısızlıkta sorumlu aranıyorsa bu ne Yalovaspor yönetimi ne de Yalovasporun mevcut futbolcu kadrosudur bence. Başarısızlığın sorumlusu tüm Yalova’dır. Mevcut futbolcu kadrosunun kapasitesi bu kadardır. Bu kadrodan daha fazlasını istiyorsak eğer destekleyerek gayrete getirmekten başka çaremiz yoktur. Yönetimin imkanı da bu kadardır. Saha kirasını ve hakem parasını bile maç hasılatından ödeyemeyen kulüp yönetimini istifaya davet etmenin de hiçbir anlamı yoktur. Taa ki bu yönetimden daha zengin ve daha yürekli bir yönetim buluncaya kadar... Ama bugün Yalova’lılar olarak görevimiz birlik olmaktan başka bir şey değildir... 3 Nisan 2006 Yalovamiz.com NE KADAR EMEK, O KADAR TURİZM Av Turizmi, Kış Turizmi, İnanç Turizmi, İpek yolu, Sağlık Turizmi, Kongre Turizmi, Golf Turizmi, Gençlik Turizmi, Yat Turizmi, Botanik Turizmi, Mağara Turizmi, Yayla Turizmi, Hava Sporları, Dağcılık, Rafting, Su altı dalış, Kuş Gözlemciliği. Bunlar Kültür bakanlığının web sayfasında yazılı olan turizm çeşitleri. Bence bunlara Yalova’mıza özgü olarak Tracking turizmi de eklenmeli. Yalova’nın pek haberi olmasa da bahar ve yaz aylarında Erikli ve Delmece yaylalarında Yalova dışından bir çok insanı yürüyüş yaparken yada kamp yaparken görmek mümkün. Ben Yalova’ya 2000 yılında geldim. Daha öncesini bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum. Yalova herhalde oldum olası Turizm kenti olmaya çalışıyor. Eskiden Turizm deyince akla sadece deniz turizmi gelirdi. Maalesef Yalova deniz turizmini adamakıllı beceremedi ama bu arada turizm acaip çeşitlendi. Öyle güzel, öyle olanaklı ki Yalova’mız, turizmin bir çok çeşidine uygun. Belki Kış turizmi, İnanç turizmi, Mağara turizmi ve rafting için uygun olmayabilir Yalova’mız. Ama ya diğerleri. Av turizmi, İpek Yolu, Sağlık turizmi, Kongre turizmi, Golf turizmi Gençlik turizmi, Yat turizmi, Botanik turizmi, Yayla turizmi, Hava sporları, Dağcılık, Su altı dalış, kuş gözlemciliği, Tracking turizmi olmazmı ? Zaten birkaç tanesi var. Var ama organize olmaması nedeniyle var olduğundan bile haberimiz yok. Dolayısıyla var olanlardan da yararlanamıyor Yalova. İstanbul’a bir adım uzaklıktayız. Ama İstanbul’lu yakınında bulamadığı için Golf turizmini, Kongre turizmini, Yat turizmini, şehrimizin yanından geçerek gidiyor 9-10 saatlik yolculuk sonrası Antalya’ya, Belek’e. Bizde onların geçişlerini seyrediyoruz. Av turizmi için her taraf orman, İpek Yolu’nun üzerindeyiz, Sağlık turizmi için işte Termal, Kongre turizmi, Golf turizmi, Gençlik turizmi, Yat turizmi için birazcık yatırım. Botanik turizmi için Yalova’dan daha müsait bir yer olamaz. Hava sporları zaten yapılıyor Taşköprü’de ama bize faydası varmı bilmiyorum ! Yayla turizmi için, tracking için bulunmaz güzellikte yerlerimiz mevcut. Dağcılık ve su altı dalış için biraz yaratıcılık biraz da yatırım. Kısacası bunların hepsi için ne kadar da uygun bir yerde yaşıyoruz değilmi ? Ama bir araya gelerek, bu güzellikleri nasıl değerlendiririz, bu güzellikler sayesinde Yalova’mıza neler kazandırabiliriz, can çekişen Yalova ekonomisini canlandırmak için bu güzelliklerden nasıl yararlanırız üzerine kaç kez beyin fırtınası yaptık dostlar ? 5-10 sermaye sahibi Yalova’lı bir araya gelerek bir turizm yatırımı nasıl yapabilirizi düşündümü hiç ? Bebek anne karnında mucize bir şekilde yaşar, dünyaya gelir. Dünyaya geldikten sonra yaşatmak ve topluma yararlı hale getirmek için anne ve baba emek harcar. Çalışır, didinir onu büyütür ve ondan yararlanır. Turizm de böyledir. Tanrı güzellikleri verir. Bu güzellikleri yaşatmak ve ondan yararlanmak biz insanların elindedir. Emek harcamadan, çalışmadan, yorulmadan, özveride bulunmadan turizm olmaz. Ne kadar emek harcarsanız, ne kadar çok çalışır ve yorulursanız, o kadar karşılığını alırsınız. Kısacası lafla peynir gemisi yürümez. Hepimiz üzerimize düşen görevi yapmak zorundayız. Tüm Yalova’lılar, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşları. Turizm kenti olalım diyoruz. Yaz geliyor. Sahillerimizi temizlemek için bir çalışmamız varmı ? Sahillerimizin temiz tutulması için halkımızın eğitilmesi konusunda bir projemiz varmı ? Yoksa yine her bahar, her yaz olduğu gibi çekirdek çıtlatarakmı yürüyeceğiz deniz kenarlarında ? Sigara izmaritlerinin, plastik su şişelerinin deniz kenarındaki kayaların arasına, deprem anıtındaki çiçeklerin arasına atılmasını yine görmezdenmi geleceğiz ? Bir yerden başlayalım artık. Değiştirelim Yalova’nun şu makuz kaderini... 3 Şubat 2006 yalovamiz.com YALOVA'NIN KURTULUŞU KENDİ ELİNDE Dubai’liler dedik umutlandık, Üniversite dedik umutlandık, Hyundai dedik daha da umutlandık. Umarım umutlarımız sadece bir umut olarak kalmaz. Daha önceki yazılarımdan birisinde de yazmıştım. Yalova sanki küçük Türkiye. Umudumuz hep başkalarında. Yalova dışından birileri bir şeyler yapsa da, Yalova’da bundan yararlansa gibi bir atalet içindeyiz. Dubai’liler gelse Yalova’ya turistik yatırım yapsa, Birileri gelip şehrimize bir üniversite kursa, Hyundai gelse, bir fabrika kursa da bize de sadece bu başarıyı sahiplenme işi kalsa! Eğer bu yatırımlardan herhangi birisi gerçekleşse, konuşulacakları duyar gibiyim; - Dubai’li yatırımcılar gelip Yalova’ya yatırım yaptıysa, bu tamamen bizim çabamız sonucu olmuştur. Bu başarıyı hiç kimse üstlenmeye kalkmasın! - Bu şehirde yıllardır Üniversiteden bahsediliyordu, ama kimse gerçekleştiremedi. Üniversite kurmak bize nasip oldu! - Hyundai tamamen bizim başarımızdır. Biz olmasaydık Hyundai buraya asla yatırım yapmazdı. Sayemizde Yalova’da işsizlik azaldı. İnşallah ileride daha başka Hyundai’ler de getireceğiz... Ben bir Yalova’lı olarak bu konuşmaları yüzlerce defa dinlemeye razıyım. Yeter ki herhangi birisi gerçekleşsin. Ama gerçekleşmezse eğer, zamanımızı havanda su döverek geçirmişiz demektir ki, halkımız havanda su dövenlere bir defa kanar. İkincisi biraz zor olur. Yalova’ya yeni yatırımlar getirmek için çaba gösterirken mevcutları da elde tutmasını bilmeli ve gelişmelerini sağlamalıyız diye düşünüyorum. Söylentilere göre şehrimizdeki mevcut üniversitenin bazı bölümleri kapanma tehlikesi ile karşı karşıyaymış. İnşallah gerçek değildir. Ama gazetelerde bir gerçek vardı ki bunun Yalova için bir olumsuzluk olmadığını düşünmek bence çok yanlış olur. Mudanya Güzelyalı’ya, Güzelyalı-Yenikapı hızlı feribotu için yapılacak olan iskelenin ihalesi sonuçlandırılmış. Bunu yapan da Bursa Büyükşehir belediyesi. Somut sonuç diye buna denir. Bravo demekten başka diyecek bir şeyimiz yok. Başkalarının Yalova’da yatırım yapmasını beklemektense, neden Yalova’lı sermayedarlar bir araya gelerek yada birilerinin öncülüğünde bir araya getirilerek yatırıp yapmayı düşünmezler ki ? Bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bankalarda milyarlarca hatta trilyonlarca parası olan bir çok Yalova’lı olduğunu artık sağır sultan bile duydu. Bu paralar faizlerin bu kadar düşmesine rağmen neden hala yatırıma dönüştürülmez ? Neyi bekler bu sermaye sahipleri ? Faizlerin tekrar yükselmesini mi, yoksa kendilerine öncülük edecek bir kuruluşun ortaya çıkıp bu girişimi başlatmasını mı? Altınova tersane girişimcileri bir örnek. Yeri tartışılır yada tartışılmaz. Ama bir araya gelen bu girişimci grubunun amacı yatırımdır. Altınova’da yada başka bir yerde. Önemli olan sermayeyi birleştirerek daha büyük güç oluşturmaktır. Başkalarından medet beklemektense, Yalova’lılar olarak bir araya gelinse, bir YALOVAŞ Kurularak başlangıç yapılsa, Belediye ile, Devlet ile omuz omuza verilerek Yalova için yararlı, ortakları için karlı bir yatırıma karar verilse kötü mü olur? Yalova’daki sermaye sahipleri, sivil toplum kuruluşları ve Yalova’yı seven herkes! Bize, bizden fayda var. Başkalarını bekleyerek zaman öldürmeyelim. Yalova’nın başkalarından yardım bekleyerek zaman kaybetmeye tahammülü hiç kalmadı... Yarın bu dünyadan göçüp gittiğimizde çocuklarımıza babaları ile övünecekleri bir şeyler bırakalım... Yoksa ileride bırakacak bir şeyimiz de kalmayabilir... 9.1.2006 Yalovamız.com TUTUMLULUK HAFTASI Geçtiğimiz hafta Tutum, Yatırım ve Türk Malları haftasıydı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da İlköğretim okullarında okuyan çocuklarımız bu haftayı kutladılar. Öğretmenlerimiz çocuklarımıza tutumlu olmayı, israf etmemeyi anlattılar. Bakın bu konuda bir internet sayfasında neler yazıyor; “İnsanların parasını, malını eşyalarını, zamanını ve sağlığını gerektirdiği gibi korumak ve kullanmasına tutumlu olmak denir. Yalnızca kendimize ait olanı değil, elektriği, suyu, yiyecekleri, toplumun müşterek kullandığı eşyaları kendimizinmiş gibi özenle korumalıyız. Topluma olan eşyalara zarar vermemeliyiz. Tutum ve yatırım, ülkeler için de önemli bir konudur. Çünkü devletler de gelirleriyle giderlerini dengelemek zorundadır. Bir devlet eğer gelir ve giderlerini iyi ayarlarsa; gelir kaynaklarını iyi yatırımlarda kullanırsa kalkınır, zenginleşir ve hiçbir devlete bağımlı kalmaz. Cumhuriyet döneminde temelleri atılan kendi kendine yeter bir toplum olmadaki ilk adım bugün de devam etmektedir. Tutum ve yatırım alışkanlığı küçük yaşlarda kazanılır. Ders araçlarını, giysilerini, harçlığını tutumlu kullanan çocuk bu güzel alışkanlığı büyüyünce de devam ettirir. Küçükken boşa akan su musluğu, gereksiz yanan lambayı kapatan çocuk bu güzel alışkanlığı büyüyünce de devam ettirir. tasarruf yapmak, milli kaynakların işletilmesi, yerli fabrikalar kurulması, paranın dış ülkelere gitmesini önlemek, temel tüketim maddelerini öz kaynaklardan karşılamak, ekonomimizi geliştirmek bu haftanın belli başlı amaçları içindedir.” Ne güzel şeyler yazmışlar değimli ? Biz çocuklarımıza tutumlu olmayı, israf etmemeyi öğütlerken, 17 Aralık tarihli bir gazetede şu haber dikkatimi çekti. Bakınız TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, kaynak israfı konusunda neler söylüyor; “Tek bir lisanslı yüzücüsü olmayan bir ilimize tam 8 tane olimpik yüzme havuzu yapılmış’ (Eski Bakan Bahattin Şeker’in memleketi Bilecik’ten bahsediyor) Dünyada iki konuda zirvedeyiz. Bir tanesi yolsuzluklar, öteki de istihdam üzerindeki vergi yükü. Yolsuzluklar sadece kamu maliyesini bozmuyor aynı zamanda özel sektöre dolaylı olarak inanılmaz zararlar da veriyor. Bunun en güzel örneği enerji konusunda oluşan yüksek maliyettir. Türkiye doğalgaza tam bağımlı hale getirildi ve toplam elektrik üretimimizin yüzde 45’i doğalgazla gerçekleşiyor. Doğalgazın ana kaynağı Rusya’da bile bu oran yüzde 25’i geçmiyor. 10 yılda kayıp kaçak faturası 10 milyar doları bulmuş. Oysa Kayseri’de dağıtım işini özel sektör yaptığı için kayıp kaçak oranı sadece yüzde 7.” Hisarcıklıoğlu, devletin israf geleneğinin Osmanlı döneminden beri sürdüğünü savunarak şöyle devam ediyor: “Bir Osmanlı Sadrazamı zamanının mali durumunu şöyle tarif ediyor; ‘Bizde devletin geliri üçe taksim olunur. Birincisi çalınır, ikincisi israf olunur, üçüncüsü gerekli yere harcanır, tabii ki geriye ne kalırsa’. 1854’te mali bunalım yaşayan Osmanlı maliyesi ilk dış borçlanmaya gideceği zaman Abdülmecid, ‘borç almamak için çok çalıştım. Lakin durum bizi borç almaya mecbur etti. Bunun ödenmesi, gelirlerin artması ile olur’ demişti. Sonradan paralar daha çok saraylar inşa etmeye harcandı. Bugün de her biri birer saray görünümünde onlarca yeni kamu binası inşa ediyor. Ankara-Eskişehir Yolu üzerinde, 20 kilometre boyunca yükselen, devasa kamu binaları, birer ibret ve israf örneği gibi dikiliyor.’ Devletin başlayıp da bitiremediği yatırım sayısının 5 bin 500 olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu bu yatırımlara bugüne kadar 130 milyar dolar harcandığını söylüyor ve devam ediyor ; ‘Hepsinin bitirilmesi için de 40 milyar dolar gerekiyor. Bir yatırım bitmeden ötekine başlandığı için bir yatırımın ortalama ömrü bu memlekette 19 yıla yükselmiş durumda.” Bitirilmiş olan yatırımların da bu nedenle aslında büyük israflarla bitmiş olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, “100 milyon dolarlık maliyetlerle yapılan havaalanlarından 7 tanesi hiç uçak inmeden kapatıldı” diyor. Hisarcıklıoğlu, kamunun binalara gömdüğü kaynakları örneklemek için de ilginç örnekler veriyor. “Ankara’daki Tekel binası inşaatı, 14 yıl önce 5 milyon dolarlık bir proje olarak başladı. Büyüklüğü 10 bin metrekare olacaktı. Bugün bu inşaatın boyutları 147 bin metrekareye ve 38’er katlı iki kuleye dönüştü. Bugüne kadar 120 milyon dolar harcandı. İnşaat hálá bitmiş değil, bitmesi için 60 milyon dolar daha gerekiyor. Şimdi de binanın devrinden söz ediliyor. Peki ihtiyaç yoktuysa niye başlandı. Bu kuleler, işi kılıfına uydurmanın, kamudaki kaynak israfının dev bir anıtı olarak tarihe geçmiştir.” Allahtan bunları Rıfat Hisarcıklıoğlu söylüyor. Biz söylesek sanırım düşünce suçu işlemiş oluruz. Bu haberi okuyunca tutumlu olmayı, israf etmemeyi çocuklarımızdan önce Devletimize öğretmemiz gerektiğini düşündüm...Siz ne dersiniz ? 19.12.2005 Yalovamız.com |
|||||||||||||||||||||||||||||||||