AŞAĞI

Küçük afacan, mutfakta yemek pişiren annesinin yanına koştu:
-Anne, anne bakıcım yatağında yabancı bir adamla yatıyor. Hem de çırılçıplak. Deme oğlum, feci bir şey bu! Çocuk kahkahayı bastı:
- Kandırdım seni anne. O adam yabacı değil, babam!


Temel'in oğlu her akşam sinemaya gitmek için Temel'den para istemektedir. Temel de itiraz etmeden parayı vermektedir. Fakat bir kaç hafta sonra, durumdan şüphelenen Temel bir gece oğlunu takip eder ve onun seks filmlerine gittiğini tesbit eder, fakat gençtir, bir süre sonra hevesi geçer deyip sesini çıkartmaz. Ancak günler geçip te durumda bir değişiklik olmadığını görünce, bir gün oğlu eve geldiğinde onunla sert bir şekilde konuşmaya başlar;
Temel- Oğlum bu yaşına geldin hiç utanmadan her gece benden para istiyorsun. Para istediğin yetmiyormuş gibi bir de bu paraları seks filmlerine harcıyorsun.Mesela bu geceyi ele alalım, neydi bu gece gittiğin filmin ismi?
Çocuk- " İNTİKAM PEŞİNDE "
Temel- Hayret ilk defa normal bir filme gitmişsin der, ancak şüphelenmeye devam eder ve sorar:Söyle bakalım baş roldeki oyuncu kimdi? deyince ,cevap verir çocuk: " İNTİK " dedik ya baba.


John sabah kaltığında vakit çok geçtir. Ve acele ile giyinip hemen bir taksiye atlayıp işe gider. Fakat işe geldiğinde patronu onu herzaman geç kaldığı için isten kovar. İşten kovulan John üzgün bir şekilde eve döner. Eve geldiğinde yatak odasında Karısını bir Zenci ile yatarken bulur. Ve kadın artık kendisini sevmediğini, evini ve arabasını aldığını söyleyip John'u evden kovar. İyice çaresiz kalan John sokaklarda dolaşırken kendini köprüden atıp ölmeyi düsünür. Tam köprüden atlarken bir Noel Baba gelir. Noel Baba niçin ölmek istediğini sorar. John başından geçenleri . Noel Baba da
- Şöyle 20 yaşında sarışın bir kadının olsun istermisin? John
- Elbette Noel Baba -
Şöyle kendi işin, Porche ve muhteşem bir villan olmasını istermisin? John tereddütsüz -
Tabi elbette isterim. Noel Baba
-Ama bir şartım var. John
-Nedir şartın? Noel Baba Noel Baba
- Bir kere yapacağım!!!!
John düşünür, biraz sabredeceğim ve muhteşem şeyler kazanacağım der.
- Tamam der. John soyunmaya başlar ve bu işi yaparken Noel Baba sorar.
- John kaç yaşınndasın? John
- 41 Noel Baba
- John 41 yaşındasın ama hala Noel Baba'lara inanıyorsun!!!!!


Bir gemi uzun bir yolculuğa çıkıyormuş ama bu gemide bir KAPTAN ve üç TAYFA varmış.Gemi daha sonra fırtınaya yakalanarak batmış ama nasıl olduysa KAPTAN ve TAYFA'ları kurtulmuşlar.Ama sonuç olarak bir adaya düşmüşler hemde YAMYAM'ların adasına .Adada ki olaylar daha sonra şu şekilde gelişiyor. Adaya geldiklerinin ilk gününde YAMYAM'lar bunları yakalar ve bir soru sorarlar .
Soru:ÖLÜMMÜ yoksa MAKOKMU diye soru sorarlar . Ve sabaha kadar mühlet verirler ki iksinden birini seçmeleri için onlara zaman tanınır. Ertesi gün ilk tayfaya sorarlar ölümmü yoksa makokmu? Tayfa ölmektense bilmediğim şeyi olurum daha iyi der ve makok diye cevap verir.Ardından adamı bir kere düzerler ve bırakırlar.Diğer tayfayada aynı soruyu sorarlar ve aynı cevabı alırlar ve onu da yaptıktan sonra serbest bırakırlar.Son tayfada aynı olayları yaşar ve serbest bırakılır. Sonunda KAPTANA gelmiştir KAPTAN çevresindekilere nutuk atarcasına ayağa kalkar ve "ben bir KAPTAN olarak gururlu ve şerefli bir insan yaşadım ve yine bu şerefimi hayatım pahasınada olsa vermem ben ölümü tercih ediyorum demiş." Bunu duyan kabile reisi "o zaman buna ölene kadar makok." demiş.


Anne ve baba çocukları anlamasın diye sevişmeye "çamaşır yıkama" demişler. Yani sevişmek istediklerinde çamaşır yıkayalım mı diyorlarmış. Bir gün baba oğlunu çağırmış ve "git anana sor bakalım çamaşır yıkayacakmıymış" demiş. Oğluda gitmiş ve sormuş. Annesi "olmaz oğlum git babana söyle bugün yorgunum" demiş. Ertesi gün adam birdaha oğlunu çağırmış ve anana git sor demiş. Anne yine aynı cevabı vermiş. Ondan sonraki gün anne oğlunu çağırmış. "Git babana söyle bugün çamaşır yıkayabiliriz" demiş. Oğulda gitmiş babasına sormuş. Babası "yok oğlum olmaz anana söyle ben çamaşırları elde çitiledim" demiş.


Kalabalık bir belediye otobüsünde kadının biri haykırmış:
Terbiyesiz adam ,yeter artık!
Aman bayan ne oldu ki?
Daha ne olacak geçtin arkama. Taksim den beri ayıptır be!
Efendim yanlış anladınız herhalde. Bugün aybaşı. Maaşımı aldım, cebimde o var. O dokunmuş olacak.
İyi de, Taksim'den Şişli'ye gelene kadar maaşına zam mı geldi?


Bir Türk İngiltere'ye yerleşmeye karar verir ve doğal olarak da yerleşecek ev aramaya başlar. Bir türlü aradığı evsafta ev bulamaz. Mutlaka bir problem çıkar. Ya odaları küçüktür, ya balkonu yoktur,v.s... Eşiyle birlikte bir emlak komisyoncusuna başvururlar, komisyoncu onları bir eve götürür ki ev muhteşem... Derya deniz manzaralı, kat kaloriferli, bahçeli, 4 oda 2 salon, salomanje... Yalnız evin mutfağı ufacıcıktır. Mutfağı en çok kullanacak kişi olan evin hanımı ise buna çok üzülerek kocasına döner ve "Fakat,Muaffak...Ne yapsak? Bu mutfak çok ufak..."deyince, komisyoncu şaşkınlıkla ve işaret parmağını sallayarak çifte şöyle der: "No fuck,no suck in the kitchen!..."


Tilkinin üç yavrusu olmuştur. Onları beslemek için her gün avlanmaya çıkmak zorundadır. Komşusu Tavşan da durumu izlemektedir. Her gün ana Tilki avlanmaya çıkınca yavruların yanına gelip psikolojik baskı yapmaya başlar: 'Ben sizin ananızı düteceğim'. Gel zaman git zaman, ana Tilkinin birgün yuvasına erken döneceği tutar ve Tavşanı yavrularını taciz ederken yakalar. Tavşan önde, Tilki arkada bir kovalamacadır başlar. Derken Tavşan kendini can havliyle yuvasına atar, tabii Tilki de ardından. Ne yazık ki yuvanın girişi ancak Tavşanın kalçalarına göredir ve Tilki yuvanın ağzına sıkışır kalır. Tavşan yuvanın arka deliğinden çıkar, dolaşıp Tilkinin sıkıştığı ön tarafa gelir. Pantolonunun düğmelerini çözerken acı acı sırıtır:
'Yapmayacaktım ama çocuklara söz verdik bir kere !'.


AliCan babasının odasında prezervatif bulmuş. Baba bu ne demiş.
Babası: Yavrum ben onunla fare öldürüyorum demiş. AliCan cevabı yapıştırmış:
" Baba fareleri sike sike mi öldürüyorsun?"


Amerikada en az 3 farklı objeyi kullanarak dünyanın temel sorunlarının ifade edilmesine dayanan bir yarışma düzenlenir. Bu yarışmaya bizim Temel de katılır ve sahneye başında gaz maskesi elinde bir demet çiçek ve prezervatif takmış bir şekilde çıkarak birincilik ödülünü kazanır. Sunucu Temel'i yanına cağırarak bu objelerden maske ile dünyadaki çevre kirliliğine, çiçeklerle doğanın korunmasının gerekliliğine ve prezevatifle de doğum kontrolünün önemine dikkat çektiğiniz için bu odülü size layik gördük der. Bunun üzerine Temel aslında ben " prezervatifle sevişmek gaz maskesiyle çiçek koklamaya benzer. " demek istemiştim der.


Alican fizik dersindeymiş... Hoca bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular soruyormuş...
" Otobüstesin çok sıcak neyaparsın?
Öğrenci: camı açarım,
Hoca: söyle giren havanın sürtünme katsayısı,
Öğrenci: bilmiyorum,
Hoca: otur sıfır" bu böyle bir değil iki değil bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor... Alican kalkmış...
Hoca: oğlum otobüstesin çok sıcak neyaparsın?
AliCan: Ceketimi çıkarırım.
Ama oğlum çok sıcak...
Gömleğimi çıkarırım...
oğlum çok çok sıcak...
Alican dayanamamış: Hocam anamı da becerseniz size o camı açtırmam....!


Temel köydeki sağlık ocağına gelen yeni hemşireye köyün etrafındaki fındık bahçelerini gezdiriyordu. Bak bu gördüğün bütün fındık ağaçları bana aittir. Köylü benden okadar korkarki bu ağaçlara elini bile süremez, sürenide beceririm zaten der. Biraz yürüdükten sonra hemşire elini eğaçların yapraklarına sürer. Temelde bunu görür ben sana kimse dokunamaz demedimmi der ve hemşireyi becerir. Biraz yürüdükten sonra hemşire yine ağaçların yapraklarını eller. Temel yine becerir. Derken bu 5 - 6 defa daha olur. Hemşire bir daha elini yapraklara sürer ama Temel Hemşire hanım söylemeyi unuttum. Geçtiğimiz şu ağaçtan sonrası bana ait degil, Fisko Birliğe aittir. Boşuna elini sürme.


İki Travesti yolda karşılaşmışlar.
Biri diğerine sormuş:
Nasılsın dostum işlerin nasıl?
Öbürü cevap vermiş:
Sorma kardeş işler o kadar yoğun ki osurmaya vaktim yok...


Temel geçimini dağdan odun toplayıp, satarak sağlar. Bir gün yine eşeği ile birlikte odun toplamaya gider. Odunları kesip eşeğine yükledikten sonra evin yoluna koyulur. Yarı yola geldiklerinde bir ayı ile karşılaşırlar. Ayı Temel'e Bir kere verirsen seni öldürmem" der. Temel kimsenin görmeyeceğini düşünür ve kabul eder. Ayı yalnız bir şartı olduğunu söyler. "İlk önce eşeğini yapacağım" der. Temel kabul eder. Ayı önce eşeği sonra Temel'i becerir. Temel eve doğru yola koyulur. Yalnız Temel'in aklına niçin önce eşeği becerdiği takılır. Geri dönüp ayıyı bulur ve sorar.
-Niçin önce eşeği becerdin ? Ayı cevap verir.
-Önce seni yapsaydım Eşek kaçardı...


Genç bir sanatçı adayı , kız doktoruna telefon açıp aldığı randevuya gelemiyeceğini söyledi. Doktor sordu: "Neden çok mu hastasınız?"
-Yoo değilim. Yalnız bugün bir prodüktöre gidip bir rol istedim. Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık. Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı!


Bir bayanın yatak odasındaki gardrop bozuktur. Evin yanında bulunan istasyondan tren geçince kapağı açılmaktadır. Bunun için bir gün bir marangoz çağırır. Marangozu yatak odasına götürür ve dolabı gösterir.
O anda bir tren geçer ve gardrobun kapağı kendiliğinden açılır. Marangoz menteşelere, kilide bakar. Hanımefendi buradan gardrobunuzun nesi olduğunu anlayamadım. Şimdi ben içine gireyim ve siz kapağı kapatın, böylece ben içeriden bakarım belki böyle anlarım der. Marangoz içeri girer, kadın kapağı kapatır. O anda kapı çalar. Kadın kapıyı açar. Kadının kocası gelmiştir. Kocası doğru odasına gider ve üstünü çıkarıp asmak için gardrobunu açar. Bir bakar ki gardropta bir adam. Kızarak adama bağırır. "Ne işin var senin burada" der. Marangoz korkmuş bir vaziyette cevap verir. "Şey beyefendi nedesemki, şimdi size burada tren bekliyorum desem inanırmısınız?"


Adamin adi Mazlum, soyadi da Masum'mus... Mazlum Masum bir gün olmus ve obur dunyaya gitmis, sorgu sual baslamis:
- Hic icki ictin mi?
- Aman efendim.....
- Kumar oynadin mi?
- Aman efendim....
- Kadinlarla aran nasildi?
- Aman efendim, ben kim capkinlik kim?
Cebrail donmus bagirmis:
- Oradan bir cift kanat getirin!
Mazlum Masum cok sevinmis:
- Melek oluyorum degil mi efendim?
Cebrail basini sallamis:
- Hayir, kaz oluyorsun!


Padisah arabayla giderken, bakmis jandarmalar iki kisi goturuyor, arabayi durdurmus:
- Bu adamlari nereye goturuyorsunuz?
- Asmaya idam edecegiz...
- Nicin?
- Birisi adam oldurdu, oburu de irza gecti...
- Hangisi katil, hangisi irz dusmani?
- Bu katil padisahim, bu da irz dusmani....
Padisah karari degistirmis:
- Hayir, bu irz dusmanini asmayacaksiniz, bunun irzina gececeksiniz ki, yaptigi habasetin ne
oldugunu anlasin. Adam oldureni asin!....
Ve binmis arabasina gitmis..
Jandarmalar da iki mahkumu alip yola koyulmuslar..
Padisah emriyle asilmaktan kurtulan irz dusmani, yol boyunca jandarmalari uyarmis:
- Aman hemserim ha, irzina gecilecek olan benim! Bu herifi asacaksiniz, beni degil.
Karistirmayin ha!...


Bir gun oglu Temele gelmis ve Teori ve Pratik arasindaki farki iyi anlamayamadigini ve bir ornege ihtiyaci oldugunu soylemis...
Bunun uzerine Temel:
-"annene ve ablana git, onlara 500.000$ karsiliginda bir arap seyhi ile bir gece gecirip gecirmeyeceklerini sor",demis..
Oglan, once annesine sonra da ablasina ayni soruyu sormus ve her ikisinin de, kisa bir tereddutten sonra, -"Neden olmasin ki", cevabini almis,
Cocuk, babasina geri donmus,
-"Sordum baba"
-"Ne dediler?
-"Her ikisi de kısa bir tereddutten sonra kabul etti",
Temel soyle bir dusunmus ve...
-"Bu ne demek biliyormusun ,oglum, bankada teorik olarak, 1.000.000 $'ımız var, pratikte ise evde iki orospu bulunuyo....!"


Bir ingiliz lordu karisini yatakta bir genc adamla basmis... onlari oyle gorunce kadina :
-"sayin leydim bu yaptiginiz genel ahlaka sigmaz ben size guvenmistim, guvenimin sonsuza kadar surecegini tahmin ediyordum... bana bunu yapmamaliydiniz....", diye yarim saat nutuk ceker.
Ama sonunda dayanamaz ve yataktaki gence doner:
- "Ve siz sevgili genc, en azindan ben konusurken durmak nezaketini gosterebilirdiniz


- Jean, demis, seni cok arzuluyorum, geceleri uyku uyayamiyorum. Ne olur bu hafta sonu bize yemege gel.
Seni annem babamla tanistirayim. Sonra benim odamda ders calisiyor gibi yapar doya doya sevisiriz...
Jean omrunde hicbir kizla sevismemis, toy bir delikanli.Bir eczaneye gitmis. Babacan eczaciya:
- Bu hafta sonu once bir aile yemegi, pesinden atesli bir ask yasayacagim, demis, o yuzden iyisinden iki kutu prezervatif istiyorum...
Babacan eczaci kutulari vermis, oglanin sirtini sivazlayip yolcu etmis.
Jean hafta sonunda bir buyuk buket cicekle Francoise'in kapisini calmis. Genc kiz kapiyi acmis.
Jean'i dogrudan yemege almis.Delikanli cok mahcup bicimde masaya oturmus. Kizin ana babasinin yuzune soyle bir baktiktan sonra basini onune egmis. Baslamis dua etmeye.Ancak dua bir turlu bitmiyor.
Francoise sonunda dayanamamis,fisiltiyla:
- Ben senin bu kadar dindar oldugunu hic bilmiyordum Jean, demis... Jean adeta inlemis:
- Ben de babanin eczaci oldugu bilmiyordum...


Sınıfta öğretmen sormuş: Dalda üç kuş var, birini vurdum kaç tane kalır?Çocuk cevaplamış: Hiç kalmaz örtmenim. "Olur mu oğlum" demiş öğretmen,"2 tane kalır." "Olmaz öğretmenim" demiş çocuk, "siz birini vurunca diğerleri aptal değil ya sesten ürküp kaçarlar..." Öğretmen şaşırmış ve " Aferin oğlum, cevabın yanlış ama düşünce tarzını beğendim."demiş. Sonra çocuk, "Öğretmenim, ben de size bir şey sormak istiyorum: Karşıdan üç tane bayan geliyor, üçü de dondurma yiyor, ama biri yalayarak,biri ısırarak, diğeri de emerek yiyor dondurmayı. Sizce bunlardan hangisi evlidir? " Öğretmen kızmış ama, cevap veremedi dedirtmemek için belli etmemiş, "Emerek yiyen evlidir" demiş. Çocuk, "Olur mu öğretmenim ne alakası var,parmağında yüzük olan evlidir" demiş, "Ama düşünce tarzınızı beğendim."


Yetmişlerinde bir çift.. Doktora gelmişler..
"Doktor" demişler.. "Sevişirken bizi izler misiniz?"
Doktor şaşkın bakmış.. Demek bir sorunları var. Tıp adamı olarak yardım etmek zorunda..
"Peki" demiş.. Çift yatağa uzanmış.. Doktor izlemiş ve teşhisini bildirmiş:
"İkiniz de gayet sağlıklısınız. Sevişmeniz fevkalade.. Merak edecek birşey yok.. Viziteniz 32
dolar. Bu da faturanız.."
Ertesi hafta çift gene gelmiş doktora.. "Sevişirken bizi izle" diye.. Gene izlemiş doktor..
Gene sorun yok. Gene vizite 32 dolar. Her hafta çift randevu alıyor, geliyor, sevişiyor, parayı ödüyor, çıkıp gidiyor.
Bir türlü birşey bulamayan doktor sonunda dayanamamış..
"Bana biraz yardımcı olun. Sıkıntınız ne, söyleyin.."
Adam cevap vermiş:
"Herhangi bir sıkıntımız yok. Birşey bulmanızı da istemiyoruz. Bu kadın evli.. Onun evine gidemiyoruz. Ben de evliyim..
Benim evime de gidemiyoruz. Hilton geceye 78 dolar istiyor.. Sheraton 82 dolar.. Buraya ise sadece 32 dolar ödüyoruz. Onun 28 dolarını da sigortamız fatura karşılığı 'Doktor muayenehanesinde ziyaret' fonundan geri ödüyor!.."


Bir sirkette genel mudur olarak calisan bir adam, eksiksiz bir saglik kontrolunden gecmek uzere doktora gider.
Doktor, hastaneye yeni bir bilgisayar sistemi aldiklarini ve bu sistem sayesinde kucuk bir idrar tahlili ile "full check up"yapabildigini soyler.
"Harika" der bizim genel mudur de, "baslayalim oyleyse".
Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar icin tuvalete gonderir. Bizim adam bir sure sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor, kavanozdaki numuneyi bilgisayara bagli kucuk bir konteynere doker. Bilgisayar ilginc sesler cikartarak calisir ve bir sure sonra yazicisindan uzunca bir dokum alinir.
Doktor yazicidan gelen cikislari uzun sure incelemeye koyulur. Adam dayanamayip sorar: "N'oldu doktor, bir terslik mi var?"
"Bilgisayarin verdigi sonuclara gore," der doktor, "bir terslik yok, ama tenisten mutevellit sag bileginizde bir kavis olusmus."
"Yapmayin doktor" der bizim adam, "ben mesgul bir adamim, ne tenis ne de golf oynarim. Butun bunlari yapacak vaktim yok, nasil olur da sag bilegimde tenis oynamaktan bir kavis olusur?"
Bunun uzerine doktor, bilgisayarin simdiye kadar hic yanilmadigini, asla hata yapmayacagini soyler ve "Ancak" der, "icinizin rahat etmesini istiyorsaniz, bu steril kavanozu yaniniza alip eve goturun. Sabah kalkar kalkmaz da lutfen test icin gerekli idrari yapin.
Sonra, dogruca buraya gelin, sizden ekstra bir ucret almadan testi yineleyelim".
Bizim adam, "tamam" der ve arabasina atlayip evin yolunu tutar. Bilgisayarin koydugu teshis canını sıkyığı icin, bilgisayarlara hiddetlenir. Butun dunyayi bu aptal makinelerin ele gecirecegini dusunur ve hiddeti daha da artar. Eve vardiginda, bilgisayarin "aklini basina getirmeye" karar vermistir.
Arabadan iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da arabasinin kaputunu acip karterden bir kac damla motor yagi alip kavanozun icine damlatir.
Eve girince de olup biteni karisiyla kizina anlatir. Onlardan da kavanoza bir miktar idrar yapmalarini ister. Onlar da bizimkinin istegini yerine getirirler.
Ertesi sabah, bizim genel mudur uyanir uyanmaz eline bir playboy alip bilgisayar icin tasarladigi son hinligi yapmak uzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer.
15 dakka sonra tuvaletten ciktiginda yuzunde mutlu bir gulumseme vardir. Dogruca hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayip nasil oldugunu sorar.
Yuzunde hin bir gulumseme ile, "Iyiyim doktor, iyiyim" der bizim adam.
Doktor, bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarin konteynerine dokerken bir yandan da, "formunuzda gozukuyorsunuz bu sabah" der. Az sonra bilgisayar yeniden tuhaf sesler cikarmaya baslar. Birkac dakika sonra da uzunca bir kagit cikisi gelir yazicidan.
Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken, bizim adam "Bakalim senin bilgisayar bugun ne diyor doktor?" der, sinsi sinsi gulumseyerek.
"Himm..." der doktor, " Bilgisayarimiza gore, arabanizin yag degisim zamani gelmis, kiziniz hamile, kariniz da bel sogukluguna tutulmus. Ayrica, tuvaletlere girerken yaniniza boyle ha bire Playboy almaya devam ederseniz, bileginizdeki kavis daha da kotuye gidecek".


Kadının biri kocası ile tartışmaktadır.
Kadın : Bıktım senin bu çapkınlıklarından. yoldan gelip geçen kadınlara bile bakıyorsun vır vır vır dır dır dır...
Kocası bunun üzerine sinirlenir ve cebinden çıkardığı bıçak ile seyini keserek arabanın camından dışarı atar. tam bu sırada idris ile temel otoyolda otomobilleri ile yolalmaktadırlar. Adamın seyi gelir ve bizimkilerin camına çarparak yapışır. Bunun üzerine temel idris'e dönerek :
Uy ula idris sinekteki mala bak uşağum ...


Temel bir gün bir otele yerleşir. gece olup da tam yatacakken birden üst kattan gürültüler gelmeye başlar. rahatsız olan temel dayanamaz ve hemen üst komşunun kapısına dayanır .içerden müzik sesi gelmektedir. zili çalar. kapıyı genç bir delikanlı açar: temel: gecenin bu vaktinde bu gürültüde ne kardeşim .sizin yüzünüzden uyuyamadım! genç: abi kusura bakma biz dans ve eğlence grubuyuz da. yarın gösterimiz var, bu gece prova yapıyoruz...der bu sözleri duyan temel çocuğa hak vererek bir gecelikten bir şey olmaz der ve zor da olsa gidip yatar. Ertesi gece tekrar aynı saatte uyumaya hazırlanan bizim temel bir süre sonra yine üst kattan gelen gürültülerle uyanır. yine dayanamaz ve üst kata koşar.kapı açılır. içeride kızlı erkekli bir sürü genç dans etmekte ve tepinmektedir.bunun üzerine:
temel: bu ne gürültü yaa.. nedir bu sizden çektiğim?..der gençlerin hepsi aynı ağızdan "abi kusura bakma yarın da gösterimiz var bu gece de prova yapmak zorundayız...derler. temel yine
kafa önde evine döner. bu böylece 3-4 gün sürer. beşinci gün yine üst kattakiler herzaman olduğu gibi yine aynı saatte gürültüye başlarlar. hepside az sonra gelecek temel' i beklemektedirler. fakat uzun zaman geçmesine rağmen temel şikayete gelmez. bizimkiler gürültüyü iyice arttırırlar fakat temel yine de ortada görülmez. bunun üzerine gençler temel 'in evinin ışığının yandığını görünce ona bir şey olduğunu düşünerek kapısının zilini çalarlar. kimse açmayınca kapıyı kırarak içeri girerler.
temel tam karşılarında oturarak otuzbir çekmektedir. Manzarayı görünce:
gençler:Temel ne yapıyorsun sen yaa!
Temel: "Bu gece prova var yarın ananızı mikecem .....


ÇİRKİNLiK
Cemal Temel'e evlenmesi için kız öneriyormuş.
- Senun yerinde olsam o çizla çözü kapalu evlenurdum.
- Neden, o kadar çirkun midur, diye sormuş Temel.


PARANOYAK
Temel ailesi yuruyerek bir yere giderken Temel yerde muz kabugu gormus,
- Ha usaklar Tikkat edun, pirazdan yine tusecaguz, demis.


NISANLILIK
Ikiside yetmis yaslarinda olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nisanliymislar.
- Artik evlenmeliyuz, demis Fadime.
- Amaan, cim alayi pizi bu yastan sonra, diye cevap vermis Temel.


ISLAKLIK
Temel ne zaman baliga ciksa, pantalonunun pacalari islak donermis.
Niye diye sormuslar.
- Paluk tutarkensikilayrum, Sigara iceyrum. Pitince sigarami tenize atip pasip sondureyrum.


ISGUCU
Temel arkadaslariyla cukur aciyormus, bir grup da cukurlari kapatiyormus.
Ne yaptiklarini soranlara Temel soyle cevap veriyormus,
- Bir grup daha vardi, onlar da fidan dikiyordu, bugun celmedular, piz de pizim isler ceri kalmasun diye calisayruz.


BAKIS
Temel otobuse binmis. Sormuslar,
- Ne yaptin, pilet aldin mi?
- Piletci sankim pilet almamusum gibi paga manali manali paktu.
- Peki sen ne yaptin?
- Pen de sankim pilet almisum gibi ona manali manali paktum.


SEMPATIK
Temel Cemal'e anlatiyormus.
- Pi herif baga cok sempatiksinuz dedi.
- O ne demektur?
- Pen de pilmeyrum ama, her ihtimale karsi furdum oni.


KASKET
Temel basindaki kasketi gosterip,
- Bu kasket penu on yas genclestirdu, demis.
- Kac yasindasun, diye sormus Cemal.
Temel,
- Kasketli mu, kasketsiz mu, diye yanitlamis.


ONLEM ALMAK
Cemal ile Temel askerde beraber nobet tutarlarken, komutanlari bir bakmis
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apiyorsunuz, demis.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo paga.
- Peki Cemal'in kulaklarindaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....


HASAN
Iri yari bir adam kahveye girmis.
- Hasan cimdur?
- Penum, demis adamin biri.
Adam bu adami bir guzel pataklamis ve yuzunu gozunu kan icinde birakmis.
Sonrada cekip gitmis. Adam gittikten sonra dayak yiyen adam baslamis gulmeye. Kahvedekiler sasirmis ve hemen sormuslar.
- Ya o kadar dayak yedin, yuzun gozun kan icinde. Ne diye durmus guluyorsun simdi.
- Penum adim Hasan tegul Temel, Nasil kandurdum o enayi adami ama....


MAZERET
Temel askerligini yapiyormus. Bolukte kirk ere izin vermisler. Gec kalirlarsa cadir hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler. Kirk kisiden otuz dokuzu da gec kalmis, hep ayni mazeret:
- Atla istasyona celeydum. At catladi, tren kacti, gec kaldum.
Derken kirkinci da tamamlanmis, Temel cika gelmis.
- Senin de mi atin catladi, diye sormuslar.
- Hayir, demis. Yoldaki otuz dokuz at lesini gecemedum.


KIBRIT
Temel yolda yururken bir kutu kibrit bulmus. Bakmis icinde tam dort tane kibrit var. Ilk uc kibrit yanmamis. Dorduncusu yanmis. Hah bu iyi deyip, kibriti saklamis.


HESAPLASMA
Temel tutmus Yahudi'ye tokat atmis.
- Neden vurdun?
- Siz Isa peygamberi carmiha cermissiniz.
- Iki bin yil once olmus bir sey bu.
- Valla pen yeni tuydum.


AKILLANMA
Temel onsekizlik oglunu evlendiriyor. Cok erken degil mi diye soranlara,
- Simdi evlensin, sonra akli pasina celir, o zaman da evlentiremem, diyor.


MUDUR
Temel sinemanin birinde mudur olmus. Bir seyirci gelmis,
- Sigara icebilir miyum?
- Hayir, demis Temel.
- Ama herkes iciyor.
- Onlar sormatiler ci.


PIYANGO BILETI
Cemal iki tane piyango bileti almis. Temel karsi cikmis,
- Manyak Cemal, Niye ici tane altun? Puyuk ikramiye pi tane.


MEZARLIK
Dort kisilik bir egitim ucagi karadenizde mezarliga dusmus......
Lazlar 80 ceset cikarmislar ve olu sayisinin artmasindan korkuyorlarmis


Temel banka soymak sucundan yargilaniyormus.
Son celsede yargic karari okumus; Temel'in sucsuz oldugunun anlasildigini, tahliyesine karar verildigini ........
Temel sevincle ayaga firlamis :
Uy cözünü sevdigumun hacim beyi, yani simdu bu paralar benim oldu degil mu?


Zamanin en buyuk Mayfa babasi cok agir bir suctan yargilanmaktadir ve idami istenmektedir. Juri uyelerinin icinde Temel de vardir. Mafyanin adamlari mahkemeden once Temeli bir kenera cekerler ve soyle derler: - Temel ne yap et Babanin idam kararini muebbet'e cevir yoksa bu senin sonun olur derler!!!
Temel'in icine korku dusmustur acep ne yapsamda bu adami kurtarsam diye dusunur. Dava baslar gunlerce devam eder ve nihayet Jury uyeleri karar vermek uzere odalarina gecerler. Aradan uzun bir sure gectikten sonra jury geri gelir ve kararini okur:
- Muebbet hapis derler
Bunu duyan Babanin adamlari ne yapacaklarini sasirilar dogru Temel'e gidip afferim sana Temel simdi gozumuze girdin derler. Ehh be Temel iyi guzel de bu isi nasil basardin diye sorarlar:
-Temel "Sormayin bre usaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu
Muebbete cevirne kadar aklan karayi sectim der.


DİL SORUNU
Abdürezzak: Temel hadi Picasso'nun sergisine gidelim. Temel :Yok hocam
ben gelmiyorum.
Abdürezzak: Neden yaw. Picasso dünyanın en iyi ressamıdır.
Temel : Hocam gelirdim ama ben Italyanca bilmiyorum.


BU DAHA KULLANILIRMIS
Temel apartmanin onunden gecerken balkonda bir kari koca nin kavga ettiklerini gorur,giderken adam balkondan karisini asagi atar,atar atmasina ama kadin temelin onundeki cob bidonuna kafa ustu cakilir Temel hemen kadinin yanina gider cop tenekesinde kadinin cansiz yatmakta oldugunu gorur,ve kendi kendine mirildanir ula bu daha kullanilirmis, ne diye salak adam cope atti bu kariyi anlamadum demis.


HUKUMSUZDUR
Temelin esi evden kacar,Temel cok kizar ve gider kendine yeni bir es bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir,yeni es aldigimdan eskisi hukumsuzdur.


BİR DEVE GEZİNTİSİ
Temel, bir gün Afrika'ya gider. Hazir gitmisken bir de deveye bineyim öyle döneyim der. Neyse deve kiralayan bir yer bulur ve sahibine nasil sürüldügünü sorar,
-" Oh diyince gider. Ohhhh Ohhh! diyince kostura kostura gitmeye baslar.
Temel sorar:
-" Eeee, nasıl duracagim?"
-" Amin diyince de durur".
Neyse bizim adam biner deveye, - "oh", der, baslar yavas yavas gitmeye.
Neyse, bir süre sonra sikilir ve
- "Ohhhh Ohhhh!" der . Bu sefer deve de kosturmaya baslar. Temel çok keyiflidir.
Bir yandan kostura kostura giderken bir yandan da çevreyi seyretmektedir.
Tam bu sirada bir bakar karsinda bir uçurum. Ne yapacagini sasirır.
Heyecandan ne söyleyecegini unutur. Neyse der bari bir "son dua" okuyayayim ve baslar okumaya. Duasini bitirince "Amin" der ve deve zink diye durur uçurumun kenarinda.
Bizim adam kurtulmanın verdigi rahatlikla derin bir nefes alir :
-OHHH BEEE!


FOTOGRAF
Temel bir is icin bir fabrikaya basvurmus. Fabrika da 12 tane vesikalik fotograf istemis. Temel kara kara dusunmeye baslamis, 'vesikalik fotografi nasil cektirecem ben simdi' diye. Durumu Idris'e aciklamis.
O da demis ki:
- Uzulme Temel, genis bi arazide bi cukur kazariz, sen sadece vesikalik kismin gozukecek sekilde cukura girersin, ben de senin resmini dedemden kalma yadigarla cekerim, demis. Temel kabul etmis ve yer ve zamani ayarlamislar. Bulusma vaktinden once Temel bulusma yerine gidip 12 tane kuyu kazmis.
Idris gelince sasirmis:
-Yavu Temel, niye 12 kuyu kazdin ki, demis, ben zaten 12 tane fotograf makinesi getirmistim. Hic gerek yoktu kazmana.


ALLAH BİLİYOR
Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış.Ev sahibinin gözü yerinden oynamış :
-Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır, demiş.
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve :
-Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor, demiş.


AKLIN VARSA GÖLE KOŞ
Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken :
-Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı? diye düşünür ve şeytana uyarak çakmağını çakar ve alevi çalı çırpıya dokundurur.Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır.Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar.Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmağa başlar.Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır :
-Aklın varsa göle koş!


ATEŞ DÜŞTÜĞÜ ZAMAN
Nasreddin Hoca'nın evine tüccar arkadaşı misafir olmuş.Hoca ona mantı pişirip getirmiş.Arkadaşı acele edip mantıyı hemen ağzına atınca boğazı yanmış.Boğazının yandığını belli etmemek için başını tavana doğru dikmiş ve yanmanın etkisi gidince de başını tavandan indirmeyip sormuş :
-Hocam bu tavanı ne zaman yaptınız.
Hoca hemen :
-Boğazıma ateş düştüğü zaman, demiş.


BEN UYUYORUM
Bir gün Nasreddin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış.Gece yarısı arkadaşı sormuş :
-Hocam, uyudunuz mu?
-Buyurun birşey mi var?
-Biraz borç para isteyeyim demiştim.
Nasreddin Hoca derhal horlamaya başlayıp :
-Ben uyuyorum! demiş.


BU NASIL NAMAZ
Nasreddin Hoca abdest alırken, bir ayağına su yetmemiş.Namaz kılarken de bir ayağını yukarı kaldırarak namaz kılmış.Bunu gören cami cemaati :
-Hocam bu nasıl namaz? diye sormuş.
Nasreddin Hoca :
-Bir ayağı abdestsiz namaz, diye cevap vermiş.


CENNET DOLUP TAŞMIŞ
Bir gün padişah Nasreddin Hoca'dan sormuş :
-Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım? demiş.
Hoca padişahtan korkmadan :
-Cehenneme gidersiniz padişahım? demiş.
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca :
-Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış.Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim, demiş.


DAVETİYE
Nasreddin Hoca'nın komşusu evlenirken Hoca'dan davetiye dağıtmasını istemiş.Hoca şehirde
kendini beğenmiş olarak ün kazanan bir zenginin davetiyesini vermeye gitmiş.Hoca'yı gören
zengin sinirinden :
-Davetiyeleri dağıtmaya iyi bir insan bulamamışlar mı? demiş.
Nasreddin Hoca :
-İyi insanlar da vardı, ama onlar iyi insanların davetiyelerini vermeye gitti, diye cevap vermiş.


DEVA
Nasreddin Hoca pazara giderken mahalleden şakacı biri yanına gelip :
-Efendim akşam uyurken fare ağzıma kaçtı.Bunun çaresi nedir?
-Çaresi kolay demiş Nasreddin Hoca, acıkmış bir kediyi ağzınıza sokup yutun!


EŞEK-KADI
Nasreddin Hoca eşeğini kaybetmiş ve aramaya başlamış.Bir tanıdığı ona şaka yapıp :
-Hocam duyduğuma göre eşeğiniz falan şehire kadı olmuş, demiş.
Hoca hemen :
-Ben de öyle olmuştur diye düşünüyordum.Ne zaman kadılardan söz etsem, dikkatle dinlerdi.


HOCA'NIN ŞAİRLİĞİ TUTUNCA
Bir gece Hoca, birdenbire uyanır; mışıl mışıl uyuyan karısını dürter :
-Kalk, çabuk şu mumu yak, aklıma bir şiir geldi, hemen yazıvereyim!
Deyince, karısı kalkıp mumu yakar, diviti ve kağıdı Hoca'nın önüne koyar.Hoca, çabuk çabuk
birşeyler yazdıktan sonra yatmak üzereyken karısı merakla sorar :
-Efendi, şu yazdığını oku bakalım bana!
Hoca nazlanmadan yazdığı şiiri okur :
-Yeşil yaprak arasında kara tavuk kızıl burnu!...


KADININ AHBABI
Bir gün Nasreddin Hoca eşeği ile giderken kadıya rastlamış.Kadı hocayla alay edip :

-Hocam, iki kardeş nereye gidiyorsunuz? diye sormuş.
-Evet efendim, kardeşiniz "canım sıkıldı bir ahbabın evine götürün" dedi de onu sizin eve
götürüyorum.Size rastladık yolumuz kısaldı, diye cevap vermiş Nasreddin Hoca.


PERDEYİ BEN BULDUM
Bir ahbap topluluğunda Hoca'nın eline iş olsun diye, bir saz tutturmuşlar :
-Hadi bize güzel bir şeyler çal da dinleyelim! demişler.
Hoca, sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmaya ve
böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmaya başlamış :
-Ama Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır?Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek
gerek...
Hoca, elindeki sazı dımbırdatmayı sürdürürken :
-Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar.Ben buldum işte.Niçin boşu boşuna
gezinip durayım, demiş.


SAHİBİNE VERİRİM
Nasreddin Hoca fakirlikten Kurban Bayramı'nda kurban kesememiş.Bayram namazından
dönerken sokakta bir keçi görmüş, hemen yakalayıp kurban edip yemiş.Bunu öğrenen
komşusu Nasreddin Hoca'ya :
-Hocam kıyamet günü keçi için sorguya çekileceksiniz, o zaman ne diyeceksiniz? demiş.
Hoca :
-İnkar ederim, demiş.
-İnkar edemezsiniz, kıyamet günü keçi dirilip tanıklık edecek.
-Öyleyse daha iyi, demiş Hoca.Kıyamet günü keçi dirilip gelse hemen yakalayıp sahibine geri
verip bu dertten kurtulurum.


SEN DE ÇEKTİR
Nasreddin Hoca'ya bir kişi sormuş :
-Hocam gözüm hastalandı, ne ilaç kullansam olur?
-Benim dişim hastalandığında çektirip kurtulmuştum.Sen de çektir, kurtulursun, demiş.


TURNA AYAĞI
Hoca güzel bir Turnayı kızartıp tepsiye koyar ve Timur'a götürmek üzere yola koyulur.Ancak
tepsiden gelen mis gibi kokular Hoca'nın ağzını sulandırır.Bir ağacın altına oturup Turna'nın bir
budunu koparır yer.
Timur, Hoca'nın getirdiği Turna'nın tek ayaklı olduğunu anlayınca :
-Bu Turna'nın bir budu nerede Hoca?...diye sorar.
Hoca hemen yanıtlar :
-Bizim köyün Turnaları tek bacaklı olur da..
Timur inanmaz, gözüyle görmek ister.Kalkıp Hoca ile birlikte göl kenarına giderler.Gölde
Turnalar tek ayakları üzerinde durduklarından Hoca keyifli keyifli söylenir :
-İşte devletlüm gözünüzle görünüz...
Timur, Hoca'ya döner :
-Al şu oku at, birini vur... emrini verir.
Hoca çaresizlik içinde ok atar.Turnalar birden öteki ayaklarını da çıkarıp kaçmaya başlarlar.
Timur :
-Gördün mü Hoca, hepsi de iki ayaklıymış...
Hoca lafın altında kalır mı? :
-Aman Sultanım, sizde sıkıyı görseniz iki ayağınızla kaçmazmısınız.


YA AŞKA GELİRSE
Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler.Ev eski ve
ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış :
-Evin tahtaları ses veriyor!
Adam ukala ya :
-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder!
Hoca laf altında kalır mı :
-Ya aşka gelip secdeye varırsa!


YELPAZE
Nasreddin Hoca, geçim sıkıntısından tavuk tüyünden yelpaze yapıp satmaya
başlamış.Müşteriler yelpazeyi kullanıp denemiş, tüyler hemen dağılmaya başlamış.
-Bu nasıl yelpaze, sallar sallamaz tüyleri dökülmeye başladı, demiş müşteriler.
Hoca :
-Kullanmasını bilmek lazım, yelpazeyi sıkı tutarak, başınızı iki tarafa sallarsanız olur, diye
cevap vermiş.


Bir Fransız, bir Italyan ve de klasik olarak bir Turk Avrupa da trenle seyahat etmeye karar
vermişler. Neyse trenin birinin kompartmanina girmisler. Bir de ne gorsunler. Bir Japon,
yanında da tas gibi bir hatun oturuyor. Bizimkiler de tam karsilarina oturmuslar. Baslamislar
Japon'u çekistirmeye. Italyan:
- "maymun gibi Japon tas gibi hatunu goturuyor, olmaz boyle, ben simdi hatunu ayarlarim"
demis.
- "Once Japon'u halletmek lazim",demis Fransiz.
Italyan disari cikarken Japon'a seslenmis, disari gelmesi icin. Bir iki dakika sonra dısaridan
pat kut sesler duyulmus.
Kompartmanin kapisini Italyan acmis, yuzu gozu kan icerisinde, bir gozu sismis falan filan.
Bizimkiler hayrette, sormuslar ne oldu diye.
Italyan:
- "tam herife girisecektim, ne olduğunu anlamadim" demis.
Japon da gelmiş az sonra, selam vererek yerine oturmuş.Italyan sormuş,
- "yaw kardes, sen ne yaptin oyle yaaa Italyan`a", diye.
Japon da
-"bizim oralarda çok kullanılan bir yontem var, onu uyguladim.",demis
- "Ne bicim yontem bu?" diye sormuslar.
Japon da: - "Oshidonun Koshidosu" demis. Fransiz bu olaya cok kizmis,tabi ortada kadin
olmasi da cabasi. - "Benim arkadasima bu yapilir mi " demis ve Japon'u disars çagirmis.
Yine bir iki dakika sonra disaridan pat kut sesler duyulmus.
Fransız iceri bir girmis, yuzu gozu dagilmis, iki uc disi kirilmis. Bizimkiler yine sormus ne oldu
diye.
Fransiz da: -" abi, herife tam girecektim, dunyam karardi, olaya fransiz kaldim, anlamadim"
demis.
Japon girmis, hicbirsey olmamis gibi selam verip yerine oturmus.
Fransiz:
- " bilader ne bicim bir yontem bu yaw?" diye sormus. Japon da:
- " bizim orada çok unlu baska bir yontem daha var demis.
- " Mochidonun Kachidosu" diye de eklemis.
Hepsi sasirmis. Bizim Turk icinden:
- " iki tane dev gibi herif dayak yedi, ama ne etcez, Turkluge bok surdurmiycez, dayak
yersek biz de yeriz" demis ve bizimki de dişari cıkarken Japon'a seslenmis.
Disari cikar cikmaz... "kuuut" diye bir ses duyulmus. Italyan'la Fransiz iceri de
sasimislar,,Turk icin uzulmusler ama bir bakmislar Japon iceri girmis, kafasi yarilmis, yuzu
gozu kan icinde. Bu defa Japon'a sormuslar...ne oldu diye. Japon da:
-" hic ",demis.
Hemen arkasindan Turk girmis iceri. Japon Turke donmus:
- " ne oldu yaw, hic bir sey anlamadim, ne yaptin oyle" diye sormus. Bizim Turk de "sizin
oralarda cok kullanilan bir yontem" demis.
Japon sasirmis.
- " Ne bu yaw ben bilmiyorum" demis.
Bizimki de elindekini gostermis:
- " Toyota'nın Krikosu "


Iki tane ciftci, biri Adanali, digeri Kayserili... sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle ovunecekler...
Kayserili tarlalarinin coklugundan, isci yetistirememekten, urunlerin hersene telef olmasindan
bahsedince Adanali atliyor:
- " Benim ciftlikte, sabah gunes dogmadan biniyoruz arabaya, aksam oluyo, biz hala ciftligin
oteki ucuna yetisemiyo oluyoz, careesiz geri donuyoz".
Kayserili de hic bozuntuya vermeden lafi yapistiriyo: -"Yaw bizim de vardi oyle bir arabamiz
ama gecenlerde sattik, illet onlarla yolculuk ya.....


Bizim temel, bi yerden duymus iste, yilin modasi es degistirmek diye! - "Ula Dursun", demis.
"Es degistirmek pek bi modaymis, hadi bu gece biz de degistirelim..."
- "Tamam", demis Dursun da
Ve o gece, Temel'lerin yatak odasi:
"Ula Dursun, bizim karilar su anda ne yapiyordur acaba?"


Temel giderken, yolda bir muz kabugu gormuş ve demis ki:
-" Lan yine mi dusecegiz!!!!!"


Karadenizli trene binmis, biraz sonra konduktor gelmis.
- Biletler beyler, biletler...
Temel biletini uzatmis.
- Ceza vereceksiniz
- Nicun ceza verecek misum?
- Bu tren expres!
Temel basini sallamis.
- Ne fark eder?
Konduktor kizmis:
- Ne farkeder olur mu, bu tren hizli gider!
Karadenizli basini sallamis
- Bana ne siz de yavas gidin! Hizli gitmek sart mu?


Amerikan bahriyelilerinin Turkiye'ye ilk kez geldikleri yillarda uydurulan bir hikayeydi.
Guya Amerikali bahriyeli Eminonu'nden gecerken ciroz satan birine raslayip sormus:
- Bu nedir, neye yarar?
Bizim bickin dalga gecmis:
- Bundan bir tane ye, zekan acilir!
- Kaca?
- Tanesi bir dolar!
Amerikali bir dolari bastirip, cirozu alip cig cig yutmus, bakmis bir sey yok, bir tane daha bir
tane daha, besinci dolari verip cirozu yuttuktan sonra ayilmis:
- Galiba sen beni kazikliyorsun!
Bizimki kis kis gulmus:
- Demedim mi ben sana zekan acilir diye.... Biraz gec oldu ama!


Adam yolda giderken dusmus, arkadan gelen yardima kosmus, kaldirmis. Dusen adam tesekkur etmis:
- Sizin bu iyiliginize, bu yardiminiza nasil karsilik verebilirim?
Meger yardimina kosan politikaciymis:
- Ilk secimlerde oyunuzu bizim partiye vererek, demis
Dusen adam birden bozulmus:
- Beyefendi yaniliyorsunuz, ben dusunce kicimi yere vurdum, basimi degil!


Koyun Birinde adamlar dort vakit namaz kiliyorlarmis, bundan da sikayetciymisler. Koyun
imamini, kasabaya muftuye yollamislar:
- Git su muftuye söyle de namazi uc vakte indirsin!
Imam muftuye gitmis, selam, aleykumselam, lafa baslamis:
- Bizim koylu dort vakit namazdan sikayetci..... der demez, muftu yerinden firlamis:
- Dort vakit namaz mi? Yikil git karsimdan, hic dort vakit namaz olur mu? Bes vakit, bes
vakit, bes vakit namaz kilacaksiniz!...
Imam suklum puklum koye donmus, yari yolda koyluler karsilamis ve uzaktan bagirip sormuslar:
- Indirdi mi, Indirdi mi?
Imam yumrugunu sallamis:
- Nah indirdi, bindirdi, bindirdi!


Bir Türk Amerikaya ziyarete gezmeye gitmiş.Sokakta dolaşırken
tuvaleti gelir.Koştura koştura umumi bir tuvalet bulur.Kendini bir an
önce içeri atmak ister fakat kapıdaki adam 25 cent ister.Bizimki sıkışa
sıkışa 25 cent i verir içeri dalar.Zart zurt sesli yaparken yandan "yavaş
be adam" diye ses gelir meyerse yandakide bir Türkmüş.İşini bitirip
dışarı çıktıktan sonra yandakiyle karşılaşır ve lafı yapıştırır."Be adam
25 cent e mozartımı yoksa şopennimi dinleyeceğini sanıyordun" der.


Cimri bir kişi ölümü yaklaşınca oğullarını yanına çağırır.Üç oğlunada
vasiyette bulunur . Ben ölünce hepinizin mezarıma tek tek birer milyar
koymanızı istiyorum der. Adam öldükten sonra sırayla 1. ve 2. oğlu
mezara gider ve birer milyar parayı mezara koyarlar daha sonra babası
gibi parayı seven 3. oğluda mezara gider ve mezardaki paraları alır
yerine babası adına bir 3 milyarlık çek koyar.


Akıl hastanesinde bir gün bir hasta bakıcıyı yanına çağırır. "Bana çabuk
5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar
ve "al işte kolalarını" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı
hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta bakıcıyı tokatlar."Bakıcı ne
oluyor?" der. Hasta cevap verir. "Şişeleri getirdim abi".


Ali okula yazılıcakmış. Ama çok fırlama bir çocuk olduğundan babası
bazı önlemler almaya karar vermiş ve okuldaki öğretmenine ve diğer öğretmenlere durumu anlatmış. Sıra servis şöförüne gelmiş servis şöförüne oğlunun ne kadar fırlama olduğunu anlatmış. Şöför hiç oralı olmamış içinden ufacık çocuk ne kadar fırlama olabilir ki demiş. Okul günü gelmiş ve Ali alınması gereken yerden servise binmiş. Yolculuğun ilk başlarında sakin sakin oturan Ali daha sonra şöförün yanına gelerek "amca benim annem tavuk babam horoz olsaydı ben civciv olurdum değilmi" demiş. Şöför "evet yavrum şimdi geç yerine otur "demiş. Biraz sonra Ali yine şöförün yanına giderek "amca benim annem inek babam boğa alsaydı ben buzağı olurdum değilmi"demiş. Şöför biraz sinirli "evet şimdi git yerine otur " demiş. Biraz sonra Ali yine şöförün yanına gelerek "amca benim annem" demeye kalmadan şöför Ali'ye "ben sana bir soru soracağım "demiş ve ardından "senin annen orospu baban pezevenk olsaydı sen ne olurdun bakayım" demiş. Ali sırıtarak cevap vermiş "ŞÖFÖR".


Seçim öncesi listeleri düzenleniyordu. Genel Başkan bir öneride bulundu:
-Aday listesine Ali Bey'i mutlaka alın.
Hemen itirazlar yükseldi:
Ama efendim, o aptalın biridir...
-Memleketimizde hatırı sayılır oranda aptal var. Onların da temsil edilmek hakkıdır...


Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır.
-Atımı getirin! O sırada münasebetsiz bir seyirci "Eşek olsa olmaz mı? diye seslenir.
Oyuncu hiç istifini bozmaz:
-Hay hay! Buyrun beyefendi!...


İki arkadaş hem içiyor, hem de karılarından yakınıyordu. Biri
-"Ben" dedi, "Evliliğimizin ilk senelerinde işten eve dönünce karımı kucaklar, nefesi kesilene kadar kollarımda sıkardım." Diğeri içini çekerek sordu "Ya şimdi?"
-Şimdi mi? Daha fazla sıkmadığım için pişmanım!..


Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü haberi olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini söyler. Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar "Daha kötü haber ne olabilirki ?"
Doktor "Dünden beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."


Bir kürt ve Temel Amerikaya zengin olmak için gitmişler. 1 sene sonra aynı yerde tekrar buluşmak üzere ayrılmışlar... Bir sene sonra Temel öyine aynı şekilde beş parasız buluşma yerine gelmiş. Daha sonra yanına bir limuzin yanaşmış ve içinden smokin giymiş bizim kürt çıkmış. Kısa bir selamlaşmadan sonra
-Temel: Valla ben hiç bir baltaya sap olamadım der. Ama görüyorum ki sen oldukça iyi durumdasın.
-Kürt Eh işte durum iyi der. Valla bu amerikalılar salak. Bir fal makinası yaptım. 5 dolara elini makineye koyuyorsun ve fala bakıyor der. Daha sonra yine bir sene sonrası için sözleşirler. Bir sene sonra yine kürt limuzini ile gelir ve beklemeye başlar. 10 dk sonra tepeden dabadabadabna bir helikopter iner ve içinden bizim Temel çıkar. Kürt şaşırır.
-Ulan nasıl olduda bukadar zengin oldun?
- Temel : Valla bu amarikalılar çok salak. Ben senin makineyi biraz geliştirdim der. 5$'a elini veriyorsun fala bakıyor. 10$ vermezsen elini geri alamıyorsun.


Adamın biri bir gün meyhaneden çıkmış tabii kafasıda iyi. Yolda bir ayağı kaldırımda bir ayağıda yolda yürüyormuş. Adamın biri bunu görüp yanına yaklaşmış. Ve de merakını gizleyemeden sormuş.
-Ya hemşerim , niye bir ayağın asfaltta bir ayağın kaldırımda yürüyorsun? Bir yerde yürüsene? demiş. Adamda ona: -Allah razı olsun hemşerim sana. Bende acaba ne zaman topal oldum diye düşünüyordum.


Bir adam diğerine sordu: Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?
-Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.


İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. İçkinin de etkisiyle generalin biri "benim bir erim var çok salak demiş. Diğeriyse "hayır, benim bir erim var o daha da salaktır." demiş. Tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. İlk general askerini yanına çağırıp "oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir Mercedes al gel" demiş. İkinci general de askerini çağırıp "git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. İki asker yolda karşılaşmışlar. İlki "ya benim general çok salak. Bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi." demiş. İkincisiyse "benim general daha salak. Yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi." demiş.


Bi öğretmen, bi çöpçü ve VOLKAN (he he, konu salağı) ölürler...(mesela yani..) Ve cennete giderler. St Peter(ya da aziz bi insan...)'ın canı sıkılmıştır. Cennet çok ama çok kalabalıklaşmıştı!!! St Peter bizim üçlüye yaklaşır ve artık cennete girmek için bi test olacağını söyler. Her birine bi soru sorulacak ve cevabı bilirlerse bal akan nehirler (Volkan yaşadı!) huriler hepsi onların olacaktı!! St Peter öğretmene sordu: "Aysberg'e çarpıp yolcularıyla sulara gömülen o ünlü geminin adı neydi?" Bi kaç sn düşünen öğretmen Titanik (taytanik) diye cevap verdi. St Peter öğretmenin cennete girmesine izin verdi. Şimdi sıra çöpçüdeydi.
Çöpçünün cennete getireceği pisliği, kötü davranışları, yozlaşmayı ve bütün GERÇEKTEN DE iğrenç şeyleri düşünen St Peter ona zor bi soru sormaya karar verdi. "Bu gemide kaç kişi öldü?" Ve çöpçü "1,228" diye tahmin etti ve cennete girmeye hak kazandı. St Peter VOLKAN'a döndü ve sordu: "Ölenlerin adları"!!!!!!!!!!!!!!!


İlan
Gazetede bir ilan: Bilimsel bir çalisma için maymunla çiftleşecek adam aranıyor. Ücret: 100 milyon...
Bizim Temel görüyor ilanı ve sarılıyor telefona:
-İyi cünler, ben iş ilanı içun şeyetmişdum.
-Demek işi kabul ediyorsunuz?
-Yalinuz uç şartum olacak daa. 1.si öpüşmem, 2.si doğacak uşağu velayetuma alurum, 3. su en fazla 50 milyon verebileyrum.


Kardinal
Kadın, bir doktor ile çıkmaya başlar. Bir süre sonrada hamile kalır, ne yapacaklarını bilemezler.
Dokuz ay sonra, kadın tam da doğum yapacakken hastaneye prostatından şikayet eden bir papaz gelir.
Doktor, "Ne yapacağımızı biliyorum. Papazı ameliyat ettikten sonra bebeği ona vereceğim ve bunun bir mucize oldugunu söyleyecegim ona" der.
"Buna inanacak mi papaz?" diye sorar kadın.
"Eh" der doktor "Denemeye değer herhalde."
Doktor doğumu yaptırır ve papazın ameliyatına girer. Tam ameliyat biterken
"Aman Allahım" diye haykırır doktor "Buna inanmayacaksınız"
"Ne" der papaz "Ne oldu?"
"Bir çocuğunuz oldu"
"Ama bu imkansız"
"Doğumu şimdi ben yaptırdım" diye ısrar eder doktor, "Bu bir mucize, bakin işte bebeğiniz".
Aradan 15 sene geçer. Papaz artık oğluna gerçekleri söylemenin zamanı geldiği ne inanir.
Bir gün oğlunu çağırır yanına oturtturur.
"Oğlum" der "Sana bir şey söyleyeceğim. ben senin baban değilim"
Oğlu şaşırır "Ne demek ben senin baban değilim" der.
Papaz cevaplar "Ben senin annenim, senin baban kardinal hazretleri"


Sinek
Namık Kemal nasıl olduysa şeyinden rahatsızlanmış ve hastaneye yatmış.
Şeyini alçıya almışlar bunun.
Gel zaman git zaman, odaya bir sinek girmiş ve tam aletin tepesine konmuş. Tabi Namık rahatsız.. hemen hemşireyi çağırmış. Hemşireye:
-" Şu sineği kovalar mısınız hemşire hanım",demiş.
Hemşire bakmış yetişilcek gibi değil, merdiven aramış, yok.
En sonunda zıplayarak kovmaya karar vermiş. Bir zıplamış sineği ıskalamış, kayarak yaralanmadan yere inmiş. Bir daha denemiş, bir daha....bir daha, nafile. Sinek hâlâ orada. Bir kaç kere daha denemeden sonra
Namık`a dönüp :
- " Namik bey, kusura bakmayın yetişemiyorum", demiş.
Namik da yüzünde bir gülümseme:
- " Hemşire hanım bir zahmet, bi iki kere daha zipla, tavana yapıştıracam o sineği".


Doktor
Adamın biri yapamamaktan şikayetçidir..Utana sıkıla gittiği doktorun da kadın olduğunu görünce utangaçlığı iki katına çıkar ve sadece..
-" Toktur hanım, ben yapamirem.."der..
Doktor buna bir kutu hap verir her gün bir tane almasını tembihler ve sonucunu kendisine bildirmesini ister.
Adam ertesi gün gelir ve yine..:
-" Toktur hanım ben yapamirem.."der.
. Artık kadın, adamın her gelişinde ilacın dozunu artırıp göndermektedir.
Fakat her seferinde de adam hâlâ yapamamaktan şikayetçidir..Doktor hanım en sonunda:
- "Şuna bir vereyim de bakalım neden yapamıyor anlarız der ve adamı paravanın arkasına çeker.....
Adam doktor hanımı kütür kütür yapmıştır..
Doktor hanım mutluluktan uçan fakat bir o kadar da meraktan kuduran bir ses tonuyla..:
-" Eee..Hani yapamıyordun..??,der.
adam bir yandan giyinirken bir yandan da toktur hanıma cevap verir:
-Bulduk mu tabi yapıyok Toktur Hanım...



Deve
Afrikada bir çölde Fransız lejyonerleri var..Neyse bunların karargaha yeni bir komutan atanmiş..herif çevreyi gezerken falan bir bakmış bir deve.. yanındaki askere sormuş:
- " bu deve ne işe yarar?" asker de:
- " onu cinsel ihtiyaçlarımızı gidermek için kullanıyoruz " demiş.
komutan kızmış tabii..: - " kaldırın şunu ortalıktan çabuk..bir askere yakışır mı hiç böyle birşey..kimse kullanmayacak bu hayvanı bir daha" falan demiş.
askerler kaldırmışlar bir ahıra hayvanı.. gel zaman git zaman, bir ay iki ay...komutan tabii dayanamamaya başlamış..bakmış olacak gibi diil, bir de ben deneyeyim demiş... gitmiş akşam vakti ahıra..ama deve de çok yüksek..alttan almış olmamış,
üstüne çıkmış, yavaş yavaş kayayım felan demiş, olmamış, Öyle denemiş olmamış böyle, olmamış..en sonunda zorla bir pozisyon bulmuş ve becermiş...
Ama içinden de -" Bu iş böyle olmuyordur, mutlaka bir tekniği vardır".demiş..
Ertesi gün bir askeri çağırmış ve sormş:
- " ya, siz bu deveyi nasıl kullanıyordunuz cinsel ihtiyaçlarınızı karşılamak için??"
asker cevap vermiş:
-"Çok kolay komutanım, burdan 10 mil ötede bir genelev var, azınca atlıyoz deveye oraya gidiyoz, işimizi görüp geri dönüyoruz!!!!!"


Kadın göğsünden rahatsızmış ve bir röntgen mütehassısına gitmiş.Doktor
-soyunun lütfen....demis.Kadin :
-beyefendi ben utanırım ışıkları kapatabilir misiniz acaba? diye sormuş
Neyse doktor ışıkları kapatmış beş dakika sonra kadın sormuş:
-Doktor bey elbiselerimi nereye koyayım?
-Benimkilerin üzerine....


Marilyn Monroe ahiret gününde Allah'ın huzuruna çıkmış.Allah 'senin
yerin cehennem' demiş.Marilyn 'nasıl olur.benim orada vücudum bozulur,
hayranlarım benden nefret eder.' demiş.Bunun üzerine bir test yapılması
kararı alınmış.
Cebrail Bak demiş çırılçıplak bu koridordan aklına kötü birşey getirmeden geçersen cennete ulaşırsın.Ama aklına kötü birşey getirirsen ayaklarının altı açılır cehenneme düşersin.
Neyse marilyn soyunup yürümeye başlamış.iki üç adım atmış ki küüüt diye bir ses duyulmuş.Büyük bir korkuyla arkasına dönen marilyn cebraili yerinde görememiş.

Hollywood'da bir parti veriliyor,guzel bir evde.Partinin sahibi partiye
heyecan ve degisim katmak icin mikrofonu eline alip basliyor:
-Arkadaslar akvaryumdaki iki pirana'yi bu havuza atacagim.Havuza atlayi
karsiya cikan arkadas su gordugunuz sarisinla sabaha kadar eglenebilir.
Kimsede ses seda yok.
-Bu esmeride sunuyoruz.
Yine kimsede ses yok.
-Bu kumral bayani da hadiye ediyoruz.
Yine ses yok.
-Bu ipneyi de veriyoruz.
Slaaaaash¦...
Adamin biri suda hizla yuzuyor ve karsiya geciyor.Tekrar kosup havuzun
obur kenarina geliyor:
-Nerede o ibne¦
-Beyefendi o havuzun karsisinda¦
Adam saskin saskin:
-O degil¦ Beni havuza iten ibne nerede......


Temel hastalanmisti.Doktora gitti, doktar temelin tedavisinin hergun parmaklanmak oldugunu soyledi.Temel bunun kimseye anlatamayacak kadar utandigi icin mecburen hergun doktora gidip orada tedavi oluyordu.Bir gun doktoru yerinde bulamayinca eve gidip durumu utana sikila karisina a latti.Karisi ona tedaviyi doktoru taklit ederek yapabilecegini soyleyin ce Temel tedaviyi tarif etmeye basladi:
-Karicigim sol elini sol omzuma koy.
-Tamam
-Sag elinide sag omz...?¦.?
Temelin jeton dustu:
-Uyyyy Doktur yedum senu..


Temel bir dostunun evindeki poker partisine davet ediliyor.Soruyorlar
kendisine.Poker bilmedigini soyluyor.Ev sahibi temeli yanina cekiyor:
-Bak Temel.Pokerde amac Aslari.Papazlari,Kizlari falan uyumlu olarak
-biriktirmeye calismaktir.Tum kagitlari Kupa Flos;u keser.
Temel meraak ediyor:
-KUpa flos ne demek oluyor?
-Kupa flos cok muthis bir eldir.Kupa 10,kupa vale,kupa kiz,kupa papaz ve kupa asından olusur.O eli bulana KARIMI BILE VERIRIM.
Neyse geciyorlar bir masaya oyunu seyrederlerken birisinin isi cikiyor
Yerine Temeli oturtuyorlar.Kagitlar dagitiliyor.Temel ilk karti aciyor Kupa as.ikinci,kupa kiz,kupa 10,kupa papaz veeee kupa vale.Birinci oyuncun nunda eli iyi olacak ki REST diyor.Ikinci PAS,ucuncu de PAS sira Temelde
Temel ev sahibinin kulagina egilip soruyor:
-Ha senun kari hangisidur daa?
-Karsi masada oturan sarisin..
Temel dusunuyor veeee konusuyor:
-Bu da PAS....


ajanlar toplantisina Namik Kemal cagrilmamisti.Bu nedenle toplanti giris kapisindaki gorevliyi asmak icin hangi sartlar gerektigini bilmiyordu.Namik Kemal?in bilmedigi sart ise ajanlarin taninmalari acisindan sakalli gelmesi idi.Namik Kemal kapiya yaklasti.Gorevli farketmisti.
-Kardesim ajan olmayanlar iceri giremez.
Namik:Ben de ajanim...
-Hayir ajan degilsin.Cunku sakalin yok.
Namik fermuarini acarak:Sesini cikarma gizli ajan.


Şişman bir adamın karşısına bir gün bir cin çıkar. Cin 3 şey dile benden der. Adam şişman olduğu için ilk olarak ince olmak isterim der. İkinci olarakta şimdiye kadar kadınlardan hep uzak oldum, onlara yakın olmak isterim. Son olarakta hep uçmak isterdim onun içinde kanatlarım olsun isterim der. Cin peki der ve Adamı ince kanatlı bir orkit yapar.


Temel ile Dursun çalışmaya Amerika'ya giderler bir süre sonra Temel dayanamayıp
- Dursun ya ben memleketi özledim buyüzden iki haftalığına memlekete gideceğim söyleyeceğin varmı? der. Dursun selam söyle der.
Temel iki hafta sonra gelir. Dursun sorar.
- Memleketten haber getirdinmi? Temel de bir iyi bir kötü haberim var sana der. Dursun da ne olduğunu sorar. Temel de
- iyi o zaman önce kötüsünü söyleyeyimde peşinden iyisini söylerim moralin düzelir der.
- Oğlun ibne olmuş der. Bunu duyan Dursun çok üzülür ve sonra sorar.
- iyi haberin nedir?
Temel de
- Ama bir muamelesi var çok iyi


Temel ile Dursun bir apartmanın ikinci katında beraber yaşıyorlarmış. Bunlar hergün birbirlerine eşek şakaları
yaparlarmış. Derken Temel bir sabah uyandığında ne görsün üzerinde koca bir kütük haçen bu kütüğü kesin Dursun koymuştur üstüme demiş ve kütüğü camdan dışarı fırlatmış bide ne görsün kütük organına bağlı hemen kütüğün arkasından camdan fırlamış ve pat diye aşağıda kendisini bekleyen Dursunun önüne düşmüş aşağıda onu bekleyen Dursun ise gülerek
- Ula Temel kütüğe bağlı aletini farkettin ama yatağa bağlı topların ne olucak!


Bir barda insanlar oturmuş sohbet ederler, o sırada bir silah sesi duyulur, ve bir zenci bacağından vurulur. Ambulans gelir, ve zenciyi sedyeye yatırırlar. Doktor ve yardımcısı başlar zencinin pantalonunun paçasını kesmeye, ve bakarlarki zencinin organı dizinden aşağı sarkmış. Birden doktor ve yardımcısı başlar gülmeye. Zenci der ki "Siz gülün, eğer sizlerde korksaydınız sizinkide küçülürdü."


Küçük bir oda.Odada bir yatak.Yatakta yalnız bir kız. Birden yatağın yanındaki pencere açılıyor.İri kıyım bir zenci giriyor içeri...Yavaşça pencereden süzülüyor,yatağa yaklaşıyor. Gömleğinin düğmelerini çözüyor. Pazular şişkin,göğüs körük gibi inip kalkıyor. Zenci birkaç adım daha atıyor. Pantolonunu indiriyor. Tamamen çıplak kalıyor. Genç kız birden Ne istiyorsunuz benden?diye çığlığı basıyor. Zenci cevar veriyor.
Ben mi ? Ben hiçbir şey istemiyorum. Hayal gören sizsiniz.


Çapkın bir sürücü çok güzel bir otostopçu kızı arabasına alır.Yolculuk bir ağaca bindirmekle son bulur.Yoldan geçen bir köylü kaza yerine gelir ve sürücüye: Ucuz atlatmıssınız.Arkadaşınız da öyle.Kız çayıra fırlamış ama sapasağlam..İki büklüm sürücü ağlamaya başlar.Evet o sapasağlam ama ben değilim.Gidin bakalım elinde tuttuğu ne?


Bir adam son günlerini yaşıyormuş. Uzuvları meleklerin huzuruna çıkmışlar.Göz saygıyla ayağa kalkmış, kibarca söze başlamış.-Efendim... Sizden bir ricam var.Emekliye ayrılmak istiyorum.Yetmiş yıldır görmekten yoruldum.Sırayla kulaklar,ayaklar söz alıp emekliliklerini istemiş.Derken arkadan çok kısık bir ses duyulmuş:- Asıl emeklilik benim hakkım!Melekler öfkeyle bağırmış.
- Ayağa kalkıp konuşsana saygısız.
- Ayağa kalkacak güçte olsam,emekliliğimi ister miydim hiç?


Bir çifçinin bir atı varmış bu at hiç gülmezmiş.Çifçi bu durumdan para kazanmayı düşünmüş ve gazeteye ilan vermiş. Atımı güldürene 1000$ güldüremeyen 5$ verir diye.Kuyruklar oluşmuş gelen güldürememiş.Bir gün bir adam gelmiş ve adam ahırdan çıkarken at kahkahalarla gülüyormuş.Adam çifçiden parayı almış ve gitmiş.Bu sefer çifçi hiç durmadan gülen atını ağlatan için ödül koymuş.Yine birçok kişiden sonra aynı adam gelmiş ve bu sefer at hüngür hüngür ağlamaya başlamış.Adam parayı almış giderken çifçi meraktan sormuş.Nasıl bu atı güldürüp,ağlattın diye . Adam Bak ilk geldiğimde atına dedimki benimki seninkisinden büyüktür.At gülmeye başladı.İkinci geldiğimde ise çıkartıp gösterdim.....


Günlerden bir gün Genler ayaklanırlar."Bu prezervatif çıkalı hiç bir işe yaramıyoruz" derler.Bir gün aralarından biri öne çıkar ve "Arkadaşlar biz bu pirezervatifi patlatıp amacımıza ulaşmalıyız" der.Savaş naraları atarak saldırıya geçerler fakat hepsi çarpıp ölür.Bu olay gelenek haline gelir ve nesiller boyu sürer ve hiç bir başarı elde edemezler.Günlerden bir gün aralarından biri yine öne çıkar ve "Arkadaşlar atalarımızdan kalşan bu geleneği yerine getirmeliyiz ve bu sefer çok güçlendik artık amacımıza ulaşacağız" der. Savaş naralarıyla yine saldırıya geçerler ve en sonunda prezervatifi patlatırlar.Öndeki liderlerinden bağırarak bir ses gelir
"İmdat boka battık geri dönün !!!


Kör adam bir gün bir tane eğitimli köpek alır ve hemen çarşıya gezmeye çıkar.Trafik ışıklarının oraya geldiklerinde köpek durur.Fakat yeşil ışık yandığında karşıya geçmez.Bu böyle 4-5 ışık devam eder,köpek karşıya geçmediği gibi birde adamın bacağına işer.Bunun üstünede kör çıkarıp köpeğe bir tane bisküvi verir. Çevrede bulunanlar da meraklı gözlerle kör adamı ve köpeğini seyrederler.Son olaydan sonra içlerinden birisi dayanamayıp körün yanına yaklaşır ve:kardeşim senin köpek yeşil ışık yandığı halde geçmedi,birde bacağına işedi üstüne üstlük birde sen kalkmış bu köpeğe bisküvi veriyorsun der.
Körde şu cevabı verir:
Ben onun ağzını tesbit ediyorum,götüne koyacağım der.


Adamın biri Amerikadaki restoranların birinde yemek yerken kaşığını yere düşürür. Hemen o anda garson cebinden bir kaşık çıkarır ve adamın düşen kaşığı ile değiştirir. Adam bundan çok memnun olur ve garsona kaşığı cebinde taşımanın iyi bir fikir olduğunu söyler.Garson restorana işleri programlayıcı bir elemanın alındığını ve kaşığı cepde taşımanın 40 saniye kazandırdığını söyler. Adamın gözüne garsonun pantalonundaki fermuğarından sarkan bir ip çarpar ve sorar bu ne için der. Garson tuvalete girince bu ipi kullanıp organlarını çıkardıklarını ve tuvaletten çıkarken ellerini yıkamaya gerek kalmadığını ve bununda 1 dakika kazandırdığını söyler. Adam sorar peki işedikten sonra nasıl organınızı yerine koyuyorsunuz der. Garson şöyle cevaplar. "Arkadaşları bilemem ama ben size verdiğim o yedek kaşığı kullanıyorum.

Şimdi 3 erkek çocuğu olan bir aile var... Bunların bir de inekleri var ve bunlar ineklerini cok seviyorlar herşeyleri canları, ciğerleri o inek senin anlayacağın... Bir gün evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek ölmüş... Oda hemen orda kıriz geçirip ölüyor... Sonra en büyük oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş buda intahar etmek için boğaz köprüsüne gidiyor.. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. (Peri kızı da kız yani hani).. Oğlana benim ile beş kere yatarsan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor... Tabii büyük oğlan hemen tamam diyor... Gelgelelim iki diyor üç diyor dördüncü de kalıyor ... 5. yi yapamayıp kendini köprüden atıyor aşağı... Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek ölmüş ... Oda gidiyor köprüye ... Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez yatarsan ineğide annenizi de abinizide diriltirim diyor.... Oğlan bir başlıyor oda en son 8 e kadar gelebiliyor. (ahh ulen ben olecektim ki neyse) ehhh o da kendini atıyor köprüden... En son da küçük oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ölmüş bu da gidiyor abi köprüye... Peri kızı geliyor yine ... Bu seferde benimle 15 kere yatarsan 4 ünüde diriltirim diyor. (azgın karı işte) Bunun üzerine küçük oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi diyor tabbii oda olur diyor peri kızı.. Oglan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam deyince peri kızı... Bak sonra inek gibi ölmek yok haa diyor bizim küçük oğlan...

Temel askere gitmiş, komutanı askerleri toplamış. Şimdi herkes sırayla evlendiğinin ilk gecesini anlatsın demiş. İlk üç kişiden sonra sıra temele gelince
Temel - Komutanım evlendiğimin yedinci gecesi demiş.
Komutanı ilk gece dedik oğlum deyince
Temel yine -Komutanım evlendiğimin yedinci gecesi demiş.
Komutan bu sefer temeli geçip herkese anlattırdıktan sonra tamam ne oldu ulan yedinci gece diye sormuş. Temel -Komutanım Fadime dediki
- Çıkar oni işeyeceğum.


Kadın göğsünden rahatsızmış. Doktora gitmiş. Doktor şikayetini dinledikten sonra;
- Buyurun, şurada soyunun hanımefendi, demiş.
Kadın "Utanırım" demiş, "rica etsem, ışıkları kapatabilir misiniz?"
Doktor ışığı kapatmış. Birkaç dakika sonra;
- Elbiselerimi nereye koyayım Doktor Bey?.. diye sormuş kadın...
Doktor da yanıtlamış:
-Benimkilerin üzerine lütfen...


Hekim şikayeti dinledikten sonra kıza dönmüş:
- Soyunun, demiş...
- Fakat doktor, demiş kız, hasta olan ben değilim, annem...
Doktor anneye dönmüş:
- Dilinizi çıkarın bakayım hanımefendi...


Politikacı bir film artistiyle evlenecekmiş. Bir detektif tutmuş.
Artistin geçmişini araştırıp rapor halinde kendisine bildirmesini istemiş.
Bir süre sonra rapor gelmiş.
Politikacı su satırları okumuş:
- Genç kadını tanıyanlar mazisinde en ufak bir leke bile bulunmadığını söylüyorlar.
Tek falsosu... Son haftalarda pek de sağlam ayakkabı olmayan bir
siyasetçi ile görünmeye başlamış...


Genç kız genç aşığına telefon açmış:
- Jean, demiş, seni çok arzuluyorum, geceleri uyku uyuyamıyorum.
Ne olur bu hafta sonu bize yemeğe gel. Seni annem babamla tanıştırayım.
Sonra benim odamda ders çalışıyor gibi yapar doya doya sevişiriz...
Jean ömründe hiçbir kızla sevişmemiş, toy bir delikanlı.
Bir eczaneye gitmiş. Babacan eczacıya:
- Bu hafta sonu önce bir aile yemeği, peşinden ateşli bir aşk
yaşayacağım, demiş, o yüzden iyisinden iki kutu prezervatif istiyorum...
Babacan eczacı kutuları vermiş, oğlanın sırtını sıvazlayıp yolcu etmiş.
Jean hafta sonunda bir büyük buket çiçekle Francoise'in kapısını çalmış.
Genç kız kapıyı açmış. Jean'i doğrudan yemeğe almış. Delikanlı çok mahcup biçimde masaya oturmuş. Kızın ana babasının yüzüne söyle bir baktıktan sonra başını önüne eğmiş. Başlamış dua etmeye. Ancak dua bir türlü bitmiyor. Francoise sonunda dayanamamış, fısıltıyla:
- Ben senin bu kadar dindar olduğunu hiç bilmiyordum Jean, demiş...
Jean adeta inlemiş:
- Ben de babanın eczacı olduğu bilmiyordum...


Efendim üç Rus kadın öğle paydosunda yemeklerini yemiş sohbet ediyorlar.
Natalya "Dün gece rüyamda kocamın teşkilatının soğuk olduğunu gördüm. Korku ile uyandım. Dokundum, baktım. Sıcaktı. İçim rahatladı, uyudum" demiş.
Ertesi gün öğle paydosunda Alissa anlatmış.
"Çok garip. Dün gece de ben rüyamda kocamın teşkilatının buz gibi olduğunu gördüm. Korkuyla uyandım. Hemen dokundum. Baktım sıcak. Rahat rahat uyudum."
Üçüncü gün, Nataşa ise ağzı burnu şişmiş, gözü morarmış gelmiş.
"Ne oldu sana böyle?" diye Alissa ile Natalya koşmuşlar.
"Ben de dün gece ayni rüyayı gördüm. Baktım kocamın teşkilatı soğuk. Uyandım. Dokundum. Baktım gerçekten soğuk. Dürttüm kocamı uyandırdım ve sordum ona. Yahu Ivan.. Niye bütün erkeklerin teşkilatı sıcak da seninkiler soğuk?.."


Savaş zamanı köydeki tüm erkekleri esir alan düşman, iadeleri için tek bir şart koşmuş:
bütün kadınlar gözleri bağlı bir halde kocalarını cüklerinden tanıyacaklar, tanımazlarsa vuracaklar adamları. Kadınlar sıraya geçip tek tek kocalarını bulmaya başlamışlar. Sıra bizim gariban Fadime`ye gelmiş, başlamış utana sıkıla yoklamaya: " bu deel, bu deel, bu da deel...bu bizim köyden deel..."!!!!


Keiko karakolda polise dert yanmaktadır.
Memur bey bu adamdan şikayetçiyim sinemada otururken benim paramı çaldı.
Yaşlı polis sorar:
Paran neredeydi?
Keiko:
Param sutyenimin içindeydi güvenli olsun diye hep orada taşırım''.
Polis bu sefer biraz sinirli:
Peki kızım adam sutyeninin içine elini sokana kadar hiç birsey farketmedin mi?
Keiko ağlamaklı:
Memur bey ben yalnız başıma sinemaya gitmiştim. Filmin tam en heyecanlı yerinde bu adam önce bacaklarımı okşamaya başladı sonra omuzumu okşayarak gögüslerime kadar indi. Ben paramı çalmak gibi kötü bir niyeti olduğunu nereden bilebilirdim ki?''.


Bir Avrupa kasabasında halk çok hızlıymış. Herkes habire esini aldatiyormus. Ancak dini inanislari geregi her seferinde de Kilise'ye gidip gunah cikariyormis. Kilisenin rahibinin canina tak etmis. Nasil etmesin ki, her gelen ayni seyi anlatiyor "Rahip efendi dun gece falanla yattim."
Bakmis rahip bu is boyle gitmeyecek. Gelenlere "Bundan boyle yattim lafini kullanmayin, ayip oluyor, onun yerine dustum deyin, ben anlarim geregini de yaparim" demis.
Boylelikle laf yayilmis, artik gunah cikarmaya giden herkes "yattim" yerine "dustum" demeye baslamis.
Derken rahip baska kilise gonderilmis, yerine de genc bir rahip atanmis. Genc rahip de hergun gunah cikariyor dogal olarak. Tabii eski rahibin "dusme" sifresinden haberi yok. Gelen herkes de "dun gece dustum" diyor.
Genc rahip buna bir cozum bulunmasi gerektigini dusunerek dogru Belediye Baskani'na gitmis. Demis ki "Baskan bey su kasabanin yollarini yaptirsaniz artik. " Baskan sasirmis "Hayrola ne oldu?" diye sormus. Rahip "Ne olacagi var mi?" demis "Her gunah cikarmaya gelen dustugunu anlatiyor."
Belediye Baskani sifreyi bildigi icin gulmeye baslamis. Bunun uzerine genc rahip atilmis "Gulmeyin oyle, bu hafta icinde kariniz bile uc kere dusmus" demis.


Buyukanne ve buyukbaba kis gecesi sominenin basinda oturmuslar.. Ikisinin de elinde birer gazete var. Okuyorlar..
Buyukanne birden ayaga kalkiyor, elindeki gazeteyi elinde yuvarlayip kagittan bir cop yapiyor ve buyukbabanin kafasina tak diye vuruyor..
"Niye vurdun simdi bana?" diye soruyor merakla buyukbaba..
"40 yillik kotu seks icin" diyor buyukanne..
Buyukbaba oturdugu yerde gazetesini sarmaliyor. O da bir cop yapiyor. Kalkip buyukannenin basina tak diye vuruyor, o da..
"Peki bu nicin?" diye soruyor, buyukanne..
"Farki bildigin icin" diyor, buyukbaba..


Uzun ve yorucu bir ask ve sevisme seansindan sonra, doktor, az otesinde uyuklayan hastasina bakarken, birden fena halde sucluluk duygusuna kapilmis. Panikler gibi olunca, icini rahatlatmak icin kendi kendine soylenmeye baslamis..
"Sakin ol, Howard, sakin ol.. O kadar da dert etme kendine.. Bu dunyada hastasi ile sevisen ilk ve tek doktor sen degilsin.. Pek cok doktor yapmistir bunu.."
Tam o sirada kalbinin derinliklerinden vicdaninin sesini duymus:
"Ama Howard, sen veterinersin.."


Kardinal, genc rahibi aksam yemegine evine davet etmisti. Gece boyu, genc rahip, kapali giysiler icinde de olsa, hizmetcinin fevkalade vucudundan gozlerini pek ayiramadi. Bir ara, bir kardinale bakti, bir bu guzellige..
Aralarinda bir sey var miydi acaba?..
Kardinal genc rahibin dusuncelerini okumustu sanki..
"Bu genc ve guzel kizla iliskimiz, tamamiyle profesyonel. Evin islerini gormek uzere tutulmus bir hizmetcidir o.. Degil bir gece, bir saniye bile benim yatagima girmedi. Aklina baska sey getirme oglum" dedi.
Bir hafta kadar sonra, hizmetci, kardinalin calisma odasina geldi.
"Misafirinizin geldigi aksamdan beri, o guzel gumus corba kepcesini bulamiyorum. Onun alip goturdugunu dusunmezsiniz degil mi?" dedi.
"Ondan asla suphe etmem. Ama gene de bir mektup yazarim" dedi, kardinal ve yazdi..
"Sevgili Oglum, evimden bir gumus corba kepcesi aldigini soylemiyorum. Almadigini da soylemiyorum. Ama bildigim bir gercek var. Sen geldigin geceden beri, gumus corba kepcesini bulamiyoruz."
Birkac gun sonra, kardinal, genc rahipten bir yanit aldi.
"Muhterem Peder, hizmetcinizle yattiginizi soylemiyorum. Yatmadiginizi da soylemiyorum. Ama bildigim bir gercek var. Eger geceleri kendi yataginizda yatiyor olsaydiniz, gumus corba kepcesini simdiye kadar coktan bulurdunuz."


Hafta sonunu hem dinlenmek, hem spor yapmak icin planlayan genc kari koca, kentten hayli uzaktaki golf kulubune gitmisler..
Genc kadin topa bir cakmis.. Sangir.. Agaclarin arasindaki bir koy kulubesinin cami paramparca.. Ozur dilemek icin kosarak gitmisler.. Kirik camin arkasinda, odanin ortasinda golf topu, topun yaninda kirik bir sise.. Sisenin yaninda Brad Pitt mi desem, Banderas mi, bir yakisikli..
"Ozur dileriz, tazmin ederiz" derken kari koca, delikanli bir isaretle onlari susturmus. "Ne ozuru, asil ben size tesekkur borcluyum" diye.. Kari koca saskin saskin bakarken anlatmis..
"Ben cinim.. Tam 3 bin yildir bu sisenin icinde hapistim. Sizin topunuz siseyi kirdi, beni kurtardi. Simdi ikiniz de benden bir sey dileyin.. Aynen yapacagim. Yalniz dileklerinizin yerine gelmesi, benim dilegimi de sizin kabul etmenize bagli.. Yani iki sizden bir benden.."
"Peki" diye atlamis, koca sevincle.. "Bankada 10 milyon dolarim olsun.."
"Oldu" demis, cin.. Kadina donmus.. "Ya siz.."
"Sehrin en guzel villasi benim evim olsun. Saraylar gibi.. Hizmetcileri, usaklari, bahcivanlari ile.."
"Oldu" demis cin.. "Simdi sira bende.. Ne olur garip bulmayin.. Uc bin yil bu sisenin icinde.. Oyle ozledim ki.. Bu genc ve guzel kadinla bir kez sevismek istiyorum, bu dunyadan kaybolup cinler dunyasina gitmeden once.."
Genc kadin yakisikliya icten icten bakarken, koca once kizar gibi olmus, sonra dusunmus.. "Bu cin.. Yokolup gidecek. Kimse de bilmeyecek. Bankada 10 milyon dolar, 10 milyon dolarlik da bir saray.. Bu firsat kacirilir mi?.."
Cinle kadin, yan odaya gecmisler.. Kendilerini yataga atmislar.. Tam 2 saat suren bir unutulmaz seans.. Sonunda kadin giyinirken, cin sormus..
"Kocaniz kac yasinda?.."
"Otuzbes" demis kadin.. "Niye sordunuz?.."
"Bu devirde, bu yasa gelmis, hala cinlere inaniyor da.."


Sarisin yildiz adayi, ustu acik kirmizi arabasini gecenin bir vakti iyice tenhalasmis ve loslasmis Hollywood Bulvari'nda hizla surerken trafik polisi cevirdi..
"Hanimefendi, ehliyetiniz lutfen.."
"Ehliyet nedir, afedersiniz?."
"Kredi karti buyuklugunde bir karttir, hanimefendi. Uzerinde resminiz vardir."
Sarisin yildiz adayi cuzdanini cikardi, icinden bir yigin kart dokuldu. Uzerinde resmi olani buldu, uzatti.
Polis "Tesekkur ederim" dedi, "Simdi de ruhsatiniz lutfen.."
Sarisin mahcup mahcup sordu gene..
"Ruhsat nedir?.."
"O da deyim yerinde ise arabanizin kimlik kartidir. Genelde torpido gozunde durur" diye sabirla yanitladi, polis..
Sarisin torpido gozune uzandi. Orada gercekten oyle bir kart vardi. Onu da polise uzatti.
Polis ehliyet ve ruhsati inceledi. Ikisi de mukemmeldi. Gorunurde her sey normaldi ama ortada da bir gariplik vardi.
"Bir dakika lutfen" dedi sarisina ve motosikletinin yanina gitti, telsizle merkezdeki nobetci arkadasini aradi.. Olanlari anlatti.
Merkezdeki sordu:
"Kadin sarisin mi?.."
"Evet!.."
"Mavi gozlu mu?.."
"Evet!.."
"Super mini mi giyiyor?.."
"Evet.."
"Gogusleri kazagindan firliyor mu?."
"Evet.."
"O zaman hemen arabanin yanina git ve fermuarini indir."
"Ne cildirdin mi sen?.. Ben bunu nasil yaparim" diye bagirdi trafik polisi.
"Sen git dedigimi yap" dedi, merkezdeki..
Trafik polisi sarisinin yanina geldi, fermuarini indirdi..
"Neee" diye bagirdi, sarisin.. "Gene mi alkol muayenesi.."


Uluslarasi bir tip kongresi icin dunyanin dort bir yanindan doktorlar, Los Angeles'in en luks otelinde toplanmislar. Gunduz kongre.. Gece otelin barinda yarenlik.. Isini bilenler icin, sonu odalarda bitebilecek avlanma firsati..
Yakisikli doktor, barda hafif hafif ickisini yudumlayan muhtesem afeti gorunce fena heyecanlanmis, "Tanrim ne doktorlar yaratiyorsun" diye.. Kadin ben diyeyim Sharon Stone.. Siz deyin Raquel Welch.. Yanindaki tabureye suzulmus hemen.. Lafa baslamamin en kolay yolu, ortak meslekleri..
"Siz ne uzmanisiniz" diye soze girmis yakisikli..
Duraksamadan yanit vermis, Doktor afet..
"Ben penis uzmaniyim.."
"Anlamadim" diye kucuk dilini yutarak sozunu kesmis yakisikli..
"Uzmanlik dalim penistir benim" diye devam etmis, doktor afet.. "Dunyayi dolasip, cesitli milletlerin penislerini inceliyorum. Sonra da bunun, kadinin tatminindeki etkilerini.."
Yakisiklinin saskin saskin baktigini gorunce, biraz daha aciklamis, Doktor afet..
"Simdi bakin.. Italyan ve Iran erkekleri kadinlari cildirtmalari ile unludur.. Neden mi? Italyan erkeginin penisi ince ama uzundur. Derinligine uyarir. Vajinal orgazma ulastirir kadini. Iran erkegininki ise, kisa ama kalindir. Birlesme aninda klitorise baski yapar.. Bu da klitoral orgazm saglar.."
Bir an duraklamis Doktor afet..
"Neler konusuyoruz boyle.. Daha tanismadik bile.. Benim adim Marylin Taylor.. Ya sizinki.."
Ayaga kalkip saygi ile egilmis yakisikli:
"Roberto Rafsancani!.."


Bir hanimefendi doktora gitmis.. Checkupa.. Yani yillik kontrola..
"Doktor" demis.. "Ben fevkalade saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var. Gaz kaciriyorum.. Durmadan gaz kaciriyorum.. Evde.. Iste.. Kilisede.. Otobuste, asansorde, super markette..Durmadan kaciriyorum.. Ama fazla da sikayetim yok. Kendime hic sorun yapmiyorum bunu.. Cunku benim kacirdigim gazin ne kokusu var, ne de sesi cikiyor.."
Doktor, bir hap yazmis kadinin recetesine.. "Bu haplardan gunde uc tane al, haftaya gel gene beni gor" diye..
Ertesi hafta kadin hisimla girmis doktorun muayenehanesine.. "Doktor" demis.. "Hey doktor.. Gecen hafta verdigin haplardan sonra, kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi.."
Doktor "Guzel" demis.. "Cok guzel.. Demek Sinusleriniz tedavi oldu.
Simdi sira geldi, kulaklarinizdaki probleme.."


Allah'in unuttugu Teksas kasabasindaki "The Saloon"a girdi yalniz koyboy.
Uzun yoldan geldigi belliydi, ustu basi toz icindeydi. "Ben yukari banyo yapmaya cikiyorum. Sen asagiya bir masa hazirla.. Bir de kadin bul oturt" dedi, barciya..
"Buraya en yakin kadin, colun ote yaninda" dedi, barci.. "Ama salonun arkasinda bir agil var!.."
Kovboy midesi bulanarak reddetti teklifi.. "Olsem boyle sey yapmam" diyerek..
Ama ertesi gece kendisini cok yalniz hissetti. Agila gitti, minik sirin bir domuz carpti gozune.. Odasina cikardi, tertemiz yikadi. Taradi, kulaklarinin arkasina bir de kirmizi kurdele bagladi. Domuzu koltugunun altina alip, salona indi.. Bir bakti ki, her masada cesit cesit hayvanlar, kovboylarla beraber.. Bizimki domuzu ile bos bir masaya yaklasirken,
salonda hizli bir fisildasma dolasmaya basladi. Kovboy sasirdi.. Barmene gitti dogru.. "Herkes ayni seyi yapiyor, simdi bu saskinliklari neden?" diye sordu..
"Herkes ayni seyi yapiyor da" dedi, barci.. "Serifin sevgilisi ile yapmiyor!.."


Apollo astronotlarindan Neil Armstrong, ayda ilk adimlari atarken "Bir insan icin kucuk, ama insanlik icin buyuk bir adim" demisti ve bu sozler tarihe gecmisti. Armstrong'un birkac adim sonra fisildadigi "Iyi eglenceler Bay Gorsky" deyisinin uzerinde ise kimse durmadi. Herkes
Armstrong'un ay yolunda Amerikalilar'la yaris halinde olan Rus astronotlarindan biriyle dalga gectigini dusunmustu.. Ama bir merakli gazetecinin arastirmalari, hicbir ulkenin uzay programinda Gorsky adinda bir kozmonot, ya da astronot bulunmadigini ortaya koydu.
Gazeteciler yillar yili Neil'e, "Bu Gorsky kim, bu sozler ne demek?" diye sordular yanit alamadilar.. Rivayet olunur ki FBI ve CIA ajanlari da uzun yillar bu cumlenin bir sifre olup olmadigini arastirdilar, astronotlarinin vatana bagliligindan supheye dusup..
Sonunda bir gun Neil, gazetecileri toplayip "Baylar" dedi.. "Bay Gorsky öldü. Simdi artik konusabilirim."
Sonra anlatti.. Cocukken agabeyi ile bahcede beyzbol oynarken, top komsulari Gorskyler'in bahcesine kacmis. Neil, tam komsularinin yatak odasinin penceresinin dibine dusen topu alirken, aralik duran pencereden, Bayan Gorsky'nin sesini duymus..
"Agzimi.. Agzimi kullanayim istiyorsun oyle mi?.. Ne zaman komsunun oglu ayda yurur, o zaman gorursun agzimi.."


vAdam gecenin bir vakti evine giderken, yol kenarinda otostop yapan guzel bir kadin gordu.. Durdu. Lafi uzatmaya gerek yok.. Az sonra kendilerini Belgrad Ormanlarinda bir yol kenarinda buldular. Arka koltuga gectiler.
Kadin cilgin gibi sevisiyordu..
Bitince "Bir daha.." diye ciglik atti.. "Bir daha.."
O da bitti..
"Bir daha.."
Guc bela bir daha.. Adamin artik ayaga kalkacak hali yok.. Kadin hala ayni sarkiyi soyluyor..
"Bir daha.. Bir daha.."
Tam o sirada arkalarinda bir araba daha durdu.. Birisi indi, yanlarina geldi ve cami tiklatti..
"Sizi boyle bir zamanda rahatsiz ettigim icin cok ozur dilerim, ama cok muskul durumdayim. Lastigim patladi. Gecenin bu saatinda burda bana kriko verecek sizden baska kimse yok.."
Arabadaki adam cevap verdi..
"Ben senden daha muskul durumdayim. Sana sadece krikomu vermem, hatta lastigini de degistiririm.. Eger buraya gecer, benim yerimi alirsan.." Teklif yeni geleni saskina dondurdu, ama karar vermekte gecikmedi..
"Ben istedim bir goz, Allah verdi iki goz.. Madem oyle istiyor, oyle olsun. O lastik degistirirken biz de keyfimize bakalim.." Arka koltuktaki adamla, yeni gelen yer degistirdiler..
Birkac dakika gecmeden bir siren sesi duyuldu. Yanip sonen kirmizi mavi isiklar yaklasti, tam yanlarinda durdu. Arabadan inen polis el fenerini ondeki arabanin arka koltuguna dogrulttu..
"Hey siz, ne yapiyorsunuz orda.."
"Sey memur bey" diye kekeledi arka koltuktaki adam.. "Karimla sevisiyorum iste.."
"Iyi de" dedi, polis, "Bu isi kendi evinizde yapsaniz olmaz mi?.. Madem kariniz.."
"Tabii" dedi adam.. "Tabii daha iyi olurdu. Ama, siz bu isigi tutana kadar, onun karim oldugunu bilmiyordum ki.."


On yildir evlilermis.. Ama gerdek gecelerinden baslayarak, adam hep karanlikta sevismek konusunda israr etmis.. Kadincagiz yillar yili kac kez sabahlara kadar yalvarmis, bir kerecik olsun, isiklari yakip sevismek icin ama adam hep inatla "Hayir" demis.. "Kesinlikle olmaz. Ille de karanlikta sevisecegiz.."
O gece kadincagiz gene isiklari yakmak icin yalvaracak gibi olmus, ama hemen vazgecmis. Kocasi on yil sonra insafa gelecek degil ya..
Vazgecmis ama sadece yalvarmaktan.. Kafasina koymus, bu kez cunku.. Tam sevismenin en heyecanli ani, en doruk noktasinda elini kaydirip, yatagin bas ucundaki gece lambasinin dugmesine dokunuvermis.. Bir de gorsun.. Kocasinin beline, o yapay aletlerden biri bagli degil mi?..
"Bunu bana nasil yaparsin" diye haykirmis.. "Bunca yildir, bu isi sahte bir aletle yaptigini bana soylemedin bile.. Hemen acikla bana her seyi..
Hemen.."
Adam cok ama cok sogukkanli yanit vermis..
"Tamam, tamam.. Her seyi izah edecegim sana.. Ama once sen bana su uc cocugumuzu izah et, bakalim!.."


Efendim bir Tonton Amca varmis kasabada.. Kahveye gelip, nargilesini yaktimi, sohbetine doyum olmaz, etrafina mutluluk sacarmis.. Bu sirin, bu gulec Tonton Amca'nin bir tek takintisi varmis. Nargilesine dokunulmasi.. Birisi kazara bile olsa dokundu mu, dunya kufur sozlugu baslarmis amcanin dilinden dokulmeye..
Bir gun kahveye bir yabanci gelmis.. Her gelen yabanciya oldugu gibi, ona da Tonton Amca'yi anlatmislar.. "Az sonra gelir, aman nargilesinden uzak dur" demisler..
"Siz ne diyorsunuz" demis yabanci.. "Degil dokunmak, ben onun nargilesinin
tombekisine tukururum, gene de agzini acmaz.."
Yabanci kendinden oyle emin ki, is iddiaya binmis.. Az sonra Tonton Amca kahveye gelmis. Hemen nargilesini kosturmuslar.. Marpucu agzina almis ki, "Aleykum selam" diye yabanci cokmus Amca'nin yanina.. "Selamin aleykum" demis, Tonton Amca.. Hos bes, derken sormus..
"Nerden gelirsin?.."
"Hapishaneden yeni ciktim.. Kasabama gidiyorum.."
"Gozunaydin" demis amca.. "Neden dusmustun, mapus damina?.."
"Babami kestim" demis, yabanci.. Tonton Amca irkilmis.. Ama sormus..
"Niye?.."
"Anami satiyordu da.."
Tonton Amca "Insan babasini oldurmemeli. Kimseyi oldurmemeli.. Ama anani satiyorsa, elinden bir kaza cikmistir Iste" demis.
"Yooo" demis, yabanci.. "Anami sattigi icin kesmedim onu.. Anam zaten orospuydu. Babam onu satiyor, bize para koklatmiyordu.. 'Ananin parasi ancak beni gecindirir' diye.. Ben de bunun uzerine kizkardesimi satmaya karar verdim.. Babam diretti, 'Kiz bakire, olmaz' diye.. Bunun uzerine bir gece kizkardesimin odasina zorla girdim. Kizligini bozdum. Ertesi gun satmaya basladim.. Babam ondan gelen paraya da el koydu.. Bunun uzerine son care, karimi satmaya basladim. Babam 'Gelin hakki' diye ondan gelen paraya da goz dikince aramizda kavga cikti. Cektim bicagimi kestim babami.."
Tonton Amca, dehset icinde dinliyormus yabanciyi..
"Sonunda hapse dustuk iste.. Genciz, suratina bakilir delikanliyiz. Hapishane raconu, her gece eski mahkumlar uzerimden gecmeye basladilar. Anlayacagin hapiste o ise de alistik" demis.. Sonra agzini calkar gibi yapmis, tukrugunu damaginda dolastirarak.. Ve de okka ile tukurmus, tam tombekinin ustune..
Kahvedekiler dehset icinde Tonton Amca'ya bakmislar.. Tonton Amca, hiklamis, miklamis, ama hicbir sey dememis, sonunda.. Yabanci bir daha tukurmus nargileye ve cikmis gitmis kahveden..
Hemen etrafini cevirmis, kahve halki, Tonton Amca'nin.. "Yahu biz parmagimizi sursek nargilene, sulalemizi kalaylardin. Oysa bu herif iki kez balgama bogdu tombekini de sesin cikmadi, bu nasil is?.."
Tonton Amca, kafasini kasiyarak cevap vermis..
"Yahu kizanlar, ne diyecegimi bilemedim. Herif benim bildigim butun kufurleri yasiyor zaten.. Ona ne diyecektim de, kufur yerine gececekti, soyler misiniz?.."


Cin'i kesfe cikan bir seruvenci, ucsuz bucaksiz bozkirlarda kaybolmus. Tam uc ay, otlar yiyerek, agaclar altinda uyuyarak yasamis.. Bir gun bir eski ciftlik evi cikmis karsisina.. Kapiyi calmis.. Bir yasli Cinli acmis..
"Uc aydir sefil haldeyim. Bir kap sicak yemek, bir sicak yatak.. Size hic dert olmam, ne olur" diye yalvarmis adam..
"Peki" demis, ihtiyar Cinli.. "Bu lafini unutma.. Guzel torunuma askinti olursan, Cin'in en korkunc uc iskencesini sana uygularim.."
Guzel torun da aksam yemegine katilmis. Dunyalar guzeli bir kiz. O da dogdugundan beri dedesi ile yalniz. Erkek yuzu gormemis. Adamin da karni doydukca icinde kipirdanmalar baslamis. Gizli gizli bakislar, vaatlerle gecmis yemek. Yemekten sonra herkes odasina cekildikten az sonra, adamin tavan arasindaki odasinin kapisi acilmis, bir Cin ipegi tul gecelik icinde huri torun adamin once odasina, sonra yatagina suzulmus.. Adam kiza sarilirken "Boyle bir gece uc degil, bin iskenceye deger" demis icinden.
Muhtesem bir gece gecirmisler birlikte.. Sabaha kadar. Gun isirken kiz odasina donmus, adam tum yorgunlugu ile derin uykulara dalmis.
Ogleye dogru bir uyanmis ki, gogsunun uzerinde muthis bir agirlik.. Birden fark etmis ki, uzerinde tam 50 kiloluk bir kaya parcasi var. Kayanin uzerinde de bir yazi:
"Birinci Cin Iskencesi.. Gogus uzerinde 50 kiloluk kaya.."
"Bunun nesi iskence" demis adam icinden.. Kayayi kucaklamis, pencerenin onune gelmis, asagi firlatmis. Tam o anda da, kayanin dibindeki ikinci yaziyi okumus:
"Ikinci Cin Iskencesi.. Sag testisin kayaya bagli.."
Asagi ucan kayayi yakalamasina imkan yok ya.. Adam kendisini de firlatmis kayanin ardindan, hayati pahasina teskilati kurtarmak icin..
Ikinci kattaki ihtiyarin odasinin onunden duserken, camda ucuncu yaziyi okumus:
"Ucuncu Cin Iskencesi.. Sol testisin karyolaya bagli!.."


Efendim eski devirde bir yeniceri iki garibana takmis... Onlara hayati zindan edermis. Ve o yeniceri gunun birinde olmus. iki gariban da intikam hirsiyla yanip tutusarak yenicerinin mezarini bulmus, uzerini bir guzel pislemisler...
Derken oradan gecen bir yeniceriye yakalanmazlar mi?
- Yiyin ulan simdi kendi pisliginizi de goreyim, diye gurlemis yeniceri.
iki gariban denileni yapmis. Ancak birisi carcabuk bitirmis de digeri bir turlu bitiremiyor. Merakla otekine sormus:
- Yahu sen nasil bitirdin ben mumkunu yok bitiremiyorum...
Oteki biraz da gururla:
- Prensibimdir, demis, ben yiyebilecegim kadar scrm...


Orta yasli yakisikli, barda yalniz basina oturan fevkalade seksi sarisinin yanina oturmus.. Laf lafi, laf kapiyi acmis tahmin edersiniz. Hangi kapiyi.. Yatak odasinin kapisini tabii.
Soyunmuslar.. Bembeyaz carsaflarin uzerine uzanirlarken seksi sarisin sormus:
"Siz discisiniz galiba.."
"Evet" demis adam, biraz saskin.. "Nerden anladiniz?.."
"Yataga girmeden once ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladiniz, ona dikkat ettim de.."
Yarim saat sonra, seksi sarisin bir daha mirildanmis:
"Siz sadece disci degil, cok buyuk, cok usta bir disci olmalisiniz!.."
Adam hafiften kasilmis.. Yatagin basucundaki sigara paketine uzanirken magrur magrur sormus:
"Peki bunu nerden anladiniz?.."
"Hicbir sey hissetmedim de.."


iki kadin dertlesiyormus...
- Sorma hayatim demis biri, basima oyle bir felaket geldi ki, anlatilir gibi degil.
- Hayrola, ne oldu?..
- Kocam yuzde 100 iktidar kaybina ugradi. Seks hayatim tamamen sona erdi.
Lafi oteki kadin almis;
- Guzelim demis, sen gene de haline sukret!.. Ya benim durumum?.. Benimki yuzde 300 iktidar kaybina ugradi!..
"Yuzde 300" lafini duyan birinci kadin itiraz etmis:
-Hic oyle sey olur mu ayol? Yuzde 100 kaybi anlarim da, yuzde 300 kayip nasil olur?
ikinci kadin anlatmis:
-Benimki gecen gun merdivenden iniyordu... Birden ayagi kaydi, yere dustu...
Hem parmakları kırıldı, hem dilini ısırdı!


Moskova'da tenha bir bar.. Sovyetler'in yikilmasindan sonra kente dolan Amerikan isadamlarindan biri, Teksasli Big John, barda o gece tanistigi bir Rus delikanlisi ile kafayi cekiyor.. Bir yandan da sohbet ediyorlar..
Teksasli, Teksas'ta her seyin ne kadar buyuk, Moskova'da ne kadar kucuk oldugunu anlatiyor durmadan..
Bir ornek.. Bir ornek daha.. Sabahin erken saatleri.. Big John ayaga firliyor.. Pantolonunun fermuarini asagi indiriyor.. Kocaman bir makine disari firliyor.. Teksasli parmagi ile makineyi isaret ediyor..
"Bill" diyor.. "Pekos Bill.."
Rus delikanli daha fazla dayanamiyor. O da ayaga firlayip fermuari asagi cekiyor.. Tam dort makine firliyor disari..
Moskof parmagi ile asagiyi isaret ediyor..
"Bil" diyor.. "Cernobil!.."


Amerika'da kucuk bir kasabada tenha bir pub.. Hayli carpici bir sarisin bara dogru yaklasir ve barmene dogru egilir.. Barmen hemen karsilik verir, o da egilir barin uzerinden sarisina dogru.. Sarisinin hareketleri de, sesi de ic giciklayicidir.. Elini uzatir, parmaklarini barmenin sakallarinin icine sokarken konusur:
"Buranin yoneticisi sen misin?.."
Sarisin, barmenin yuzunu iki eli ile oksarken adam yanit verir..
"Pek sayilmam.."
Kadin ellerini barmenin sakallarindan saclarina kaydirirken gene kisik sesle fisildar:
"Bana yoneticiyi cagirabilir misin hemen, ona soyleyeceklerim var.."
Adamin nefesi kesilir..
"Su anda cagirmama imkan yok.."
Tahrik oldugu artik iyice anlasilmaktadir.. "Bana soyleyin, ben yardim edebilirim belki.."
"Tabii edebilirsin" der, sarisin iyice kisiklastirdigi sesi ile.. Bu sirada parmaklarini barmenin agzina uzatmis, adamin onlari emmesine de izin vermistir..
"Tabii yardim edebilirsin hayatim.. Ona de ki, bayanlar tuvaletinde, tuvalet kagidi kalmamis!.."


Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar. Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis.. Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala bacaklarinin arasinda kelepceli.. "Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.."
Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda..
Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum.. Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."


Gecenlerde istanbul'dan kalkan bir ucak cogunlugu isadamlari ve milletvekillerinden olusan bir grubu Tayland'a goturmus. Yolda herkes pur nese... Bol bol seks fikralari anlatilmis. Hayaller kurulmus. Ucak Tayland'a yaklasirken pilot bir anons yapma geregi duymus:
- Sayin yolcular, Tayland guzellikleri kadar tehlikeleri de olan bir ulkedir. Kadinlarin maalesef yuzde 80 AiDS'li, yuzde 20'si veremlidir. Lutfen iliskilerinizde dikkatli olunuz...
Ucaktaki yasli bir zat anonsu duyamamis. Yanindaki genc adama sormus:
- Pilot ne dedi?
- Oksureni gotureceksin amca, kisaca onu dedi...


Bir kadinin cok sevgilisi varmis..
bir gun biri geliyor bir sure geciyor kapi caliyo kadin "eyvah kocam " deyip adami bir torbaya sokuyor..aciyo kapiyo meger baska bi sevgilisi.. tabi ikincisini iceri aliyo..bi sure sonra bi kapi sesi daha.. kadin gene "eyvah kocam " diyo onuda bi torbaya atiyo.. aciyo kapiyi baska bi sevgilisi ..onuda iceri aliyo bir sure sonra gene kapi..gene ayni olay..oda torbaya..kadin kapiyi aciyo gercekten kocasi bu sefer..herif bi bakiyo evde kocaman uc torba "bunlar ne " diye soruyo ..karisi pazardan alisveris yaptigini soyluyor.
Adam gidiyo birinci torbaya siki bi tekme atiyo.torbadan "gitgitgidak" sesi geliyo..ikinciye atiyo bi tekme "meeee " sesi geliyo ucuncuye bi tekme atiyo..ses yok..bi tekme daha gene ses yok..sert bi ucuncu bir tekme atiyor..torbadan bi ses.
-lan hayvan oglu hayvan ne tekme atiyosan ses gelmiyosa patates yada sogandir iste....


bi tane mafya babasi sevgilisinin evine gitcek ..kadin evli kadin tabi. adamlarina diyor ki..
-Gidin bir kalın bi bez ayarlayin pencerenin altinda gerin.. Kadının kocası gelirse pencereden atliycam..
Herifler basustune deyip gidiyolar..bir sure sonra pat pat kapi caliyo patron paldir kuldur pencereden asagi atliyor. kadin gidiyo kapiyi aciyo..patronun adamlarindan biri..diyo ki..
-Patrona soylermisiniz bez bulamadikta..


4 rahibe papaz efendiye gunah cikartiyolar:
1.rahibe: "penisi uc parmagimla tuttum"
papaz: "dua et, uc parmagini kutsal suyla yika"
2.rahibe: "ben avucladim"
papaz: "dua et, elini kutsal suyla yika" tam o sirada
4.rahibe atlar: "Papaz efendi once ben gidiyim cesmeye. Ben agzimi hemen yikarim,
3.rahibe kicini yikiycak uzun surer."


afrikada bi colde fransiz lejyonerleri var..neyse bu karargaha bi komutan atanmis..herif cevreyi gezerken falan bi bakmis bi deve.. yanindaki askere sormus "bu deve ne ise yarar?" asker de "onu cinsel ihtiyaclarimizi gidermek icin kullaniyoruz " demis. komutan kizmis tabii..kaldirin sunu ortadan cabuk..bi askere yakisir mi hic boyle bisey..kimse kullanmicak bu hayvani bi daha demis..askerler kaldirmislar bi ahira hayvani..
Gel zaman git zaman, bir ay iki ay..komutan tabii dayanamamaya baslamis..bakmis olcak gibi diil, bi deneyeyim demis... gtmis aksam vakti ahira..ama deve de cok yuksek..alttan almis olmamis, ustune cikmis, yavas yavas kayayim demis olmamis, oyle denemis olmamis boyle olmamis..en sonunda zorla bi pozisyon bulmus ve becermis... ama icinden de bu is boyle olmuyodur, mutlaka bi teknigi vardir demis..ertesi gun bi askeri cagirmis ve sormus: "ya, siz bu deveyi nasil kullaniyordunuz cinsel ihtiyaclarinizi karsilamak icin??" asker cevap
vermis: "cok kolay komutanim, burdan 10 mil otede bi genelev var,azinca atliyoz deveye oraya gidiyoz, isimizi gorup geri donuyoruz!!!!"


Amerikali genc kadin Japonlarin tarihi kenti Kyoto'da kucuk fakat temiz gorunumlu bir otele yerlesir. Resepsiyondaki gorevli ile konusurken bir ara gozu sehpanin uzerinde camekan icinde duran kucuk bir kurbagaya takilir. Daha dikkatli bakinca camekanin altindaki yaziyi okur: ''Tum isteklerinizi yerine getiren son Japon harikasi''.
Genc kiz resepsiyon gorevlisine donerek yazinin anlamini sorar.
Resepsiyonda calisan Suzuki hafif bir tebessum ile ''Akliniza gelen butun isteklerinize'' diye cevap verir.
Genc kiz kisa bir duraksamadan sonra kurbagayi 3 saatligine kiralar ve odasina cikar. Son Japon harikasi diye tanitilan kucuk kurbagayi masanin uzerine koyduktan sonra banyoya gider. Biraz sonra son derece seksi bir sekilde geri doner ve kurbagaya, ''hadi baslayalim'' der. Genc kizin gozlerine anlamsiz anlamsiz bakan kurbaga sadece ''vraaak vraaak'' diye
iki kez bagirir.
Genc kiz tekrar seslenir. Kurbaga yine sadece ''vraak vraak'' der. Fakat asıl işe bir turlu baslamaz. Bunun uzerine sinirle telefona sarilan genc kiz Suzuki'ye bagirmaya baslar, ''Sizin Japon harikasi kurbaganiz. hicbir ise yaramadi. Sabahtan beri sadece Wraaaak wraaaak bagiriyor. Bizi kandirmaya utanmiyor musunuz.
Suzuki binbir ozur diler ve hemen durumu halledecegini soyler. Elinde ince bir sopa ile odaya gelen Suzuki sopa ile kurbaganin kafasina iki kez vurur. Suzuki pantolonunun kemerini cozmeye calisirken kurbagayi azarlamaya devam eder.
''Bir isi ogrenmen icin kac defa gormen gerekiyor bilmiyorum. Bak simdi beni cok dikkatli takip et. Sana son kez nasil yapacagini gosteriyorum''.


Buyuk bir Japon sirketinin calisanlari icin duzenledigi moral gecesinde patron elemanlarinin sadakatini olcmek icin tek soruluk anket yapar ve ''Hayatta zevk alarak yaptiginiz is nedir?''
Butun calisanlar:
''Patrona ve sirkete hizmet etmek'' diye cevap verirken sadece ise yeni giren genc memur Suzuki:
''Insanin karisina karsi yerine getirmek zorunda oldugu isler'' der.
Patron genc memurun bu kadar acik yureklilikle verdigi cevap karsisinda cok duygulanir ve bu acik sozlu elamanina esi ile Hawai tatili armagan eder.
Suzuki yuzlerce kisi arasindan secilmenin sevinciyle eve kosarak heyecan icinde karisina olayi anlatmaya baslar. Suzuki tam patronun sordugu soruya en iyi cevabi verdigi icin Hawai tatili kazandigini soyledigi sirada kapi calinir. Karisinin annesi ve babasi gelmislerdir. Karisi anne ve babasini iceri buyur ettikten sonra yarim kalmis hikayenin sonunu ogrenebilmek icin merakla sorar:
''Peki sen ne cevap verdin?''
Karisinin anne ve babasinin yaninda dogru cevabi soylemekten utanan Suzuki:
''Karim ile sinemaya gitmek dedim'' der.
Tatilden dondukten sonra patron yeni evlileri yemege davet eder. Patron yemek sirasinda genc kadina donerek:
''Kocanizla ne kada ovunseniz azdir.
Ne dusunuyorsa onu yazmis'' der.
Genc kadin biraz buruk bir ifade ile:
''siz onun oyle dedigine bakmayin efendim bir yillik evliligimiz sirasinda soyledigi sey ancak uc kere oldu. Birincisinde evliligimizin ikinci gunuydu yapacak bir sey bulamadik onun icin oldu. Ikincisinde sonuna kadar sabredemedi. Ucuncude ise olayin en heyacanli yerinde uykuya daldi'.


DAG basindaki manastirdan, genc bir rahibeyi alisveris icin kasabaya yollamislar... Rahibe alisveristen sonra ormandan gecerken, birkac serseri yolunu kesmis ve olanlar olmus...
Rahibe kan ter icinde manastira donmus, hemen bas rahibeye cikarmislar, genc rahibe basina gelenleri allayip, pullayip anlatirken cok uzuldugunu, bu gunahtan nasil kurtulacagini soruyormus.
Bas rahibe "Sen simdi asagiya in, mutfaktan bir limon al, ortasindan kes ve yala!" demis...
Genc rahibe heyecanlanmis:
"Limon yalayinca gunahtan kurtulacak miyim?"
"Hayir kizim, hic olmazsa suratin ugradigin tecavuz yuzunden burusacak! Baksana simdi agzin kulaklarinda!"


Adam tuvalete gitmis bakmis arabinki o-ha... Sormus ya birader bizimki niye boyle degil'de seninki boyle? Arap demiski ben bunu hergun masaya 30 defa vuruyorum... Bir kac ay sonra karsilasmislar... arap hal hatir sormus... ne haber demis, teşkilat nasıl şimdi?...
Bizimki: vallaaa demiş rengini daha yeni tutturdum...


Her biri seksenlik uc ihtiyar kahvede oturmus oflayip poflayarak yasliliktan sikayet ediyorlar...
Birinci ihtiyar:
- Bes dakikalik yere yarim saatte zor gidiyorum artik, diyor, yaslilik dizlerime vurdu azizim...
ikinci ihtiyar inler gibi konusuyor:
- Sizi beklerken soyle gazetelere bir goz atayip dedim, gozlerimin agrisindan iki satir okuyamadim. Demek yaslilik gozlerime vurdu dostlar...
Ucuncu ihtiyar "Benim derdimi hic sormayin" der gibi basini salladiktan sonra diyor ki:
- Dun gece bizim hanima "Hanim gel biraz oynaşalım" diyecek oldum, "Bey daha iki saat once sevistik" demesin mi? Bende de yaslilik beyne vurdu azizim, hafiza diye birsey kalmadi.


Üç sperm hedeflerine doğru ilerlerken söyleşiyorlarmış:
- Birinci sperm: Eğer ben yumurtayla birleşirsem erkek olacağız.
- Ikinci sperm: EGer ben yumurtayla birleşirsem kız olacağız.
- Üçüncü sperm: Boşuna nefesinizi tüketmeyin. YEMEK BORUSUNDAYIZ!


HEPSİ BİRDEN
Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu :
-Bakın çocuklar, dedi.Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı
olmalıdır.Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara...Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı?
Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu :
-Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan :
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.
Adamcağız şaşırdı :
-Hepiniz mi?
-Evet efendim, hepimiz birden.
-Neden?
Çocuklardan biri cevap verdi :
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim!


KARA BULUTLAR
Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki suların buharlaşmasından oluştuğunu
uzun uzun anlattıktan sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, bir şey diyemedi. Onun yanında oturan küçük kız çocuğu parmak
kaldırarak şu cevabı verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..


KEÇİ YEDİ
Gül seren, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu. Babası yanına gelerek sordu :
-Gül seren, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek bir şey kalmayınca o da gitti.


KESTİRME CEVAP
Bütünleme sınavına girmişti Yılmaz. Akşam evde babası sınavının nasıl geçtiğini sordu :
-Sorulara cevap verebildin mi, oğlum?
-Evet babacığım... Ne sordularsa tümüne tek tek cevap verdim.
-Peki, ne cevaplar verdin bakalım?
-Bilmiyorum, dedim babacığım!...


KİM KİMİ GÖRMEYECEK
Ders yılı sonunda sınıfta kalan öğrencilerden biriyle öğretmen arasında şu konuşma geçti.
Öğretmen :
-Bir daha sınıfta kaldığını görmeyeceğim, anladın mı?
Öğrenci :
-İstifa mı ediyorsunuz, öğretmenim?


KÖY YERİNDE
Şehirde doğma büyüme genç bir ilkokul öğretmeni uzak bir dağ köyüne
atanmıştı. Buzdolabından, soğuk hava depolarından söz ediyordu. Çocuklardan birini kaldırdı ve
şu soruyu sordu :
-Koyun etini, kokutmadan uzun süre saklamanın yolu nedir?
Çocuk bakmış ki öğretmenin anlattıklarıyla kendi yaşayışları birbirine benzemiyor, ne desin...
-Köy yerinde öğretmenim, en iyisi koyunu sağ bırakmalı.


MANTIK YOLU
Öğrenci sınıfa yeni gelmişti. İkinci günü öğretmenine sordu :
-Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir misiniz?
-Olur mu evladım, dedi öğretmen. Yapmadınsa ceza da olmaz .Niye sordun bunu?
-Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da ceza verirsiniz sanıyordum!


MATEMATİK DERSİNDE
Öğretmen hayvanlardan söz ederken Nizami 'ye bir soru sormuş :
-Dört ayaklı hayvanlardan birkaçının adını söyler misin?
Nizami çok kısa bir süre düşünmüş ve cevap vermeye başlamış :
-Bir at, bir kedi, bir köpek, iki tavuk...
Öğretmen sözünü kesmiş :
-İki tavuk mu dedin?Ne ilgisi var konumuzla?
-Nizami cevap vermiş :
-İki tavuğun dört ayağı yok mu?


NASIL ÖĞRENMİŞ
Küçük Mustafa ders çalışıyor, babası da köşesinde kahve içiyormuş.
Bir aralık Mustafa sormuş :
-Baba, elektrik nedir?
-elektrik?...elektrik, şey!...Vallahi, ben de bilmiyorum oğlum. Ne kötü her gün görüp
kullandığımız şey halbuki.
Mustafa boynunu bükmüş, tekrar çalışmaya koyulmuş. Bir zaman sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
-Ne var oğlum?
-Gök gürültüsü neden olur?
-Gök gürültüsü mü?Şey!Gök gürültüsü...Doğrusu ben de bilmiyorum...
Çocuk tekrar çalışmaya başlamış çaresiz. Biraz sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
Ardını getirmediği için babası merak etmiş :
-Ne vardı oğlum, bir şey mi soracaktın?
-Hiç! deyip, boynunu bükmek zorunda kalmış çocuk. Babası devam etmiş konuşmaya :
-Söyle bakalım, ne soracaktın?.
-Yok...Öyle pısırıklık etme, sor oğlum, sor!Ben hayatta bütün öğrendiklerimi sora sora
öğrendim.


NE BİLSİN?
Yan yana iki villanın ilkokul birinci sınıfa giden biri kız, diğeri erkek iki çocuğu, kendi
aralarında konuşuyorlardı :
-Büyüyünce benimle evlenir misin?
-Hayır evlenmem!Bizim ailede akrabalar hep kendi aralarında evleniyorlar. Baksana, annem
babamla evli, büyükannem, büyükbabamla ...Teyzem eniştemle!...


NE ZAMAN AT DİYORLAR
Birinci sınıf öğrencisi okuldan dönünce annesine :
-Bugün öğretmen bize atlardan söz etti. Ama ben atın ne olduğunu hala anlayamadım, dedi.
-Neden?diye sordu annesi.
-Öğretmen 'Atın yavrusuna tay, dişisine kısrak, erkeğine aygır derler, dedi.
-Bunda anlaşılmayacak ne var çocuğum?
-Peki anneciğim, ne zaman ata at diyorlar?


NİÇİN ÇALIŞIYORLAR
Küçük Ali babasına sordu :
-Babacığım, insanlar niçin bu kadar çok çalışıyor?
-Ekmek parası için...diye karşılık verdi babası.
-Peki, öyleyse fırıncılar niçin çalışıyor?


ÖYLEYSE NEDEN YEDİNİZ?
Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak :
-Ne var sizin karnınızda teyze, der.
Kadın :
-Çocuğum var evladım, diye cevap verir.
-Sizin çocuğunuz mu?
-Evet.
-Onu seviyor musunuz?
-Evet.
-Çok mu seviyorsunuz?
-Evet evladım.
-Öyleyse onu neden yediniz?


SİZ DE YOKTUNUZ
Öğretmen, tarih dersinde Hasan'a sordu :
-Bana yüzyıl önce olmayan birkaç şey söyle bakalım.
Hasan düşündü :
-Örneğin ben yoktum, dedi. Öğretmen güldü :
-Biliyorum senin olmadığını, dedi ve başka örnekler vermesini istedi.
-Örneğin siz de yoktunuz!


SORU
Öğretmen, öğrencilere :
-Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak.
Şimdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır öğretmenim!...
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani birinciyi bilene ikinci soruyu sormayacaktınız?!...


TERCÜME
İngilizce dersinde öğretmeni çocuğa sordu :
-Oğlum, sana Türkçe cümle söyleyeceğim, sen bunu İngilizciye çevireceksin.
-"Çocuk, koştu koştu, denize düştü, boğuldu..."
Öğrenci yanıt verdi :
-The boy tıkıdık, tıkıdık, culup, glu, glu...


YALAN MI?
Öğretmen tarih dersinde öğrencilerden birini sözlü sınava kaldırmıştı :
-Söyle bakalım yavrum...Napoleon Bonapart Fransa tahtına çıkınca ne yaptı?
-Oturdu öğretmenim!


YANLIŞLIK
Ali karnesini babasına gösterdi.
Babası :
-Oğlum ne biçim karne bu?Hep 1, 2, 0.
-Öğretmenimiz biraz dalgındır da.Bu haftaki Spor-Toto tahminlerini yanlışlıkla benim karneme
yazmış olacak!...


YARDIM
Küçük manav çırağı, ufak el arabasına kavun yüklemiş, yokuştan güçlükle çıkıyordu.Yoldan
geçen bir adam, çırağa yardım, edip, arabayı, yokuşun öte başına çıkardılar.Adamcağız
yüzündeki terleri silerek sordu :
-Senin ustan nasıl adam böyle?Hiç bu kadar kavun yükletilir mi?!...Ben bunu götüremem
demedim mi?
-Dedim ama...
-Aması ne?...
-Elbet bir budala çıkar, sana yardım eder, dedi!..


ZAMANE
Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.Annesi :
-Karnen nerede? diye sordu.
Çocuk güldü :
-Arkadaşıma ödünç verdim.Babasını korkutacak...


CAN SIKINTISI
Sol gözü takma olan adam otobüse binmişti.Otobüs kalabalık hava sıcaktı.Bir süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve canı sıkılan adam, takma gözünü çıkardı, havaya atıp tutmaya başladı.
Durumun biraz sonra farkına varan yanında oturanlar dehşetle irkildiler :
-Ne oluyor yahu!...
Adam gayet sakin gözü atıp tutmaya devam ederek cevap verdi :
-Hiç, burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı diye bakıyordum!...


EVDEKİ PAZAR
Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete gitmek istemiş.Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye.Klasik cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der.Bende, "Oooh ne güzel" der, devam ederim.Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış.
-Nasılsın, iyi misin?
-Ölüyorum.
-Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar?
-Zehir.
-O ilaç çok iyidir.Doktorun kim?
-Azrail.
-Ondan iyi doktor yoktur.


EVLENİRKEN NEREDEYDİN?
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında :
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve,
sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-İyide evlenirken neredeydin!



ARABANIZI YENİLEYİN
Şoför benzin pompasına gelir :
-Yağı yenileyin, der.
Sonra çalımla ekler :
-Nasıl buluyorsun benim arabayı?
Pompacı istifini bozmadan cevaplar :
-Bana kalırsa yağınızı değil de arabanızı yenileyin.


ENAYİ DEĞİLİM
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş bir halde
bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım.Olayı gören kimseler de şu an,
ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi
yazdığımı sanıyorlar.O kadar enayi değilim!



DOKTOR BENİM
Şoför çarptığı yayayı teselli eder :
-Şansınız varmış, size çarptığım yer tam doktorun karşısı.
Yerdeki inleyerek cevaplar :
-İşte o doktor benim.



HASTANEYİ'DE DOLDURUR
Stop levhasına uymadığı için yargıç önüne çıkan şoför, şiddetle itiraz eder :
-Trafik işaretlerini bilmemekle nasıl suçlarsınız beni?Bu konuda bildiklerimi kitap yapsam iki
cilt doldurur.
Yargıç, sakin bir sesle cevaplar :
-Yalnız iki cilt'i değil, 12 hastaneyi de doldurur.



EN ESKİSİ
Çok, ama çok içiyordu.Arkadaşları onu içkiden vazgeçirmek için bir oyun hazırladılar.İçkisine
uyku ilacı koydular, uyuttular.Sonra da evde bir odayı boşaltıp, hepsi beyaz çarşaflara sarılıp uzandılar.Onu da çırılçıplak soyup çarşafa sardılar.İlacın etkisi geçip de uyanınca etrafındakilere baktı.Sonra en yakınındakine :
-Neredeyim, dedi.Sen kimsin?Burası neresi?
-Burası öbür dünya...Sana içme dediler, içtin öldün.Ben İstanbul'un fethinde ölen askerlerden
Ali'yim. Kalktı, gitti, ötekilere sordu :
-Sen kimsin?Sen kimsin?Ya sen?
-Ben Birinci Dünya Savaşı'nda cephede öldüm...
-Ben Balkan Harbi'nde öldüm.
-Ben geçenlerde trafik kazasında öldüm.
Bizimki yine ilk konuştuğuna döndü :
-Heey ahbap, dedi, anladığım kadarıyla buradakilerin en eskisi sensin.Bilirsin.
Buranın meyhanesi ne yanda kuzum!


KAVGA
Sürekli içki içen arkadaşının haline acıyıp sorar :
-İçip duruyorsun, derdin ne?
-Karımla kavga ettik.
-Aranız niye bozuldu?
-Çok içtiğim için.


MEZARCI
Diktatör bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır.Hafif içkili bir sarhoşun
yanına çöker.Oradan buradan konuşurlarken sorar :
-Böyle hergün içmek için ne kadar kazanıyorsun?
Sarhoş :
-Günde 2 bin lira.
-Peki kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp, koşulları ağırlaştırsak, ne kadar kazanırsın?
Sarhoş :
- 4 bın lira.
-Peki biraz daha sıkarsak kemerleri?
-O zaman 5 bin liraya para demem.
Diktatör kızar :
-Bu ne biçim iş.Köküne kadar sıkarsak?
-O zaman muhakkak 10 bin lira kazanırım.
Diktatör şaşırmıştır.Adamın ne iş yaptığını çok merak etmiştir.Sorar :
-Şeytan mısın, nesin.Ne iş yapıyorsun?
-Mezarcıyım!



MUTLAKA SARHOŞTUR
Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur :
-Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der.
Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar :
-Galiba değil, mutlaka sarhoşmuş, belli.


ANA SÜTÜNÜN ÜSTÜNLÜĞÜ
Öğretmen, öğrenciye sormuş :
-Yeni doğan çocuklar için ana sütü niçin inek sütünden daha yararlıdır?
Öğrenci hiç duraksamadan cevabı yapıştırmış :
-Ana sütü bir kere çok daha lezzetlidir.Ekşime mekşime yapmaz.Kedi içmez.


BABA
Birinci sınıfa başlayan çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu :
-Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor?
Tuna :
-Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi.
Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına yavaşça sordu :
-Pekiyi anlayamadım, neymiş babası?
Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi :
-Vinçmiş, vinç!


BU NE
Bir ana okulunda öğretmen çocuklara paraları öğretmek istiyordu.Cebinden bir 25 kuruş
çıkarıp gösterdi :
-Bilin bakalım bu ne?
Ön sırada oturan küçük bir çocuk çabucak cevap verdi :
-Tura!...


CEVAP
Öğretmen Ali'ye sorar :
-Söyle bakalım Ali, sütün bozulmaması için ne yapmalıyız?
-Sütü sağmayıp ineğin memesinde bırakmalıyız öğretmenim.


DAHA ÇOK İSTİYOR...
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne?Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha!Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver,
barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!


DENİZ
Küçük Ayhan'la Mine konuşuyorlardı :
-Nehirler nereye dökülür.
-Denize, tabii.
-Hepsi mi?
-Evet.
-Öyleyse deniz neden taşmıyor?
-Tabii taşmaz.Denizin dibi sünger dolu.Suyu onlar çekiyor.


DOKTORUN İYİSİ
Kadının beşinci kocası ağır hastalanmış.Adam korkunç ağrılar içinde kıvranırken kadın telaşla
söylenmiş :
-Hemen gidip bir doktor çağırayım!
Kocası :
-İyi ama, demiş, bari doğru dürüst bir doktor çağır.İyi bir doktor olduğundan emin misin?
Kadın :
-Emin olmaz olur muyum, demiş.Ölen kocamı da aynı doktor tedavi etmişti!...


EVCİL HAYVANLAR
Öğretmen :
-Evcil hayvanların başlıcalarını say bakalım!
Çocuk biraz düşündükten sonra cevap verdi :
-Kedi, köpek, fare, tahtakurusu, pire, sinek!


FİL SÜTÜ
İki arkadaş teneffüste konuşuyorlardı :
-Bugün bir bebek gördüm, fil sütü içerek bir haftada yedi kilo almış.
-Çok tuhaf.Kimin bebeğiymiş bu.
-Filin!...


HAKSIZLIK
Öğretmen, iki öğrencisine kızar ve ellişer kez adlarını yazmalarını söyler.
Öğrencilerden biri bu karara itiraz eder :
-Öğretmenim, bu haksızlık olur.
-Neden haksızlık olurmuş?
-Onun adı Ali, benimki ise Abdurrahman.


HANGİ EŞEK
Öğretmen :
-Söyle bakalım, dün okula geleceğin yerde, hangi eşekle sokaklarda dolaştın?
Çocuk :
-Oğlunuzla efendim.


HANGİ KASLAR?
Yaşlı bir öğretmen, Fen Bilgisi dersinde kasları anlatıyordu.Bir ara öğrencilerden birine şu
soruyu sordu :
-Şimdi ben boks yapsam hangi kaslar çalışır?
Çocuk sakin sakin cevap verdi :
-İzleyenlerin gülme kasları öğretmenim!


HARFİN ADI
Birinci sınıf öğretmeni öğrencilerden birine sordu :
-Bu harfin adı ne?
Üzülerek karşılık verdi çocuk :
-Harfi tanıyorum ama, adı bir türlü aklıma gelmiyor...


Pinokyo
Hz.İsa bir gün yolda perişan bir adama rastlamış..
Derdini anlamak için yaklaşıp sormuş neyin var diye..
adam:
-" aman sorma", demiş... "oğlumu kaybettim onu arıyorum..."
İsa:
-" peki oğlunu bir anat bakıyım
adam: -"ellerinde ve ayaklarında civi delikleri vardı demiş..
İsa, şok olmuş ve adama sarılıp haykırmış: -" baba...!"
adam da şaşırmış ve o da, İsa'ya sarılmış: -" pinokyo...!"

Av
Köyün gençleri Temel'e gelip: - Temel amca, sen eski avcılardansın bize avlanmayı öğretir misin? demişler.Temel de onları kıramamış ve hep birlikte ava çıkmışlar.
Ormanda gezerken küçük bir delik görmüşler.
Temel: - Çocuklar habu gördüğünüz tavşan deliğidir.Silahı doğrultup bekleyeceksin tavşan çıktı mı vurdun vurdun vuramadın gitti, demiş. Biraz beklemiş ve tavşan çıktığı anda Temel onu halletmiş.
Biraz daha gitmişler, bu sefer ilk delikten daha büyük bir delik görmüşler.
Temel: - Aha bu da tilki deliğidir.Silahı doğrultup bekleyeceksin tilki çıktı mı vurdun vurdun
vuramadın gitti, demiş ve tilki çıkınca onu da vurmuş. Biraz daha gitmişler bu sefer bir insan
boyunda delik görmüşler.
Temel: - Bu gördüğünüzde ayı inidir.Silahi doğrultup bekleyeceksin, ayı çıktı mı vurdun vurdun vuramadın gitti, demiş ve daha öncekilerde olduğu gibi ayıyı da vurmuş. Biraz daha gittiklerinde, neredeyse 5 insan boyunda bir delikle karşılaşmışlar.
Temel biraz çekinmiş: - Ula uşaklar bu kadar yeter hadi geri dönelim, demis.Gençler dönmek
istememiş.İllaki buraya da bakalım demişler.Temel ısrarlara dayanamamış.
- Pekala herkes tüfeğini hazırlasın hep birlikte içeri girelim, demiş.
Hep birlikte dev gibi ine girmişler. Biraz sonra içerden silah sesleri gelmiş.
Ertesi gün gazetelerde manset: "Teroristler, Trabzon-Rize seferini yapan trene saldirdi!".


Papa
Papa'nin elini öpmeye gelen bir adam, tam papa'nın elini öpecekken parmağındaki yüzüğü görür,
çok hoşuna gider ve bakmaya başlar..
papa; - ne oldu? niye durdun? niye öpmüyorsun elimi?
- papa hazretleri.. yüzüğünüz.. o kadar muhteşem ki ona bakıyordum..
papa bunu duyunca adama yanıma gel, kulağını yaklaştır şeklinde işararet eder,
adam yanasınca papa kulağına;
- Görsen bunun bir de küpeleri var, ama takmama izin vermiyorlar..


Ses
Adamın biri gece ormanın biyersinde yürürken bir ses duyuyor gaiblerden:
-" DÜMDÜZ YÜRÜÜÜÜ !" diye, n'apsın tırsıyor, tabi yürüyor falan, sonra yürürken
yürürken yine aynı ses:
-" SAĞA DÖÖÖN !" gibi bişey diyor, dönüyor işte, gidiyor gidiyor, sonra çok büyük bir
agacın altına geliyor, aynı ses bu sefer:
-" AGACIN ALTINI KAAAZ !" diyo kazıyo işte, bir bakıyor birsürü altın, seviniyor, bağırıyor çağırıyor, sonra aynı ses
-" FALAN FİLAN YERE GİİİT !!!" diyo,
gidiyor işte bakıyor bir kumarhane
-" İÇERİ GİİİR ", giriyor bakıyor bir rulet masası, kendi elinde de altınlar
" BÜTÜN PARAYI SİYAH 7'ye OYNAAAAA !" diyor aynı ses, adam oynuyor, bütün parayı.
Sonra rulet dönüyor dönüyor kırmızı 7'de duruyor.
Yine ayni ses:
yankılanıyor..:
-" HASSTİİİR !"


Horoz
Bir gün çiftçinin biri ihtiyarlamış horozunun yerine yeni, genç bir horoz almak istiyor.
Keza pazarda aradığı standartlarda bir horoz buluyor. Heyecanından genç horozu çiftliğe getirir getirmez, tavukların olduğu kümese atıyor..
Genç horoz da hemen işe başlıyor. Yaşlı horozla bu genç horoz tavuklar yüzünden
kavga etmeye başlıyorlar.
Yaslı horoz bakıyor gençle başa gelemeyecek, şöyle bir teklif ileri sürüyor:
- Gel yarışalım, kim kazanırsa tavukları alsın.
Genç horoz düşünüyor, nasıl olsa geçerim diyor içinden. Razı oluyor yarışmaya.
Yasli horoz bu defa:
-Sen gençsin bana biraz avans vermelisin, diyor.
Genç buna da razı oluyor..
Bunlar koşmaya baslıyorlar, yaşlı önde genç arkada... Birden ortalık bir tüfek sesiyle inliyor..
ve genç horoz olduğu yerde cansız bir şekilde kalakalıyor... Çiftçi tüfeği elinde eve dönerken kendi kendine söyleniyor....:
- TÜH BU DA SAPIK ÇIKTI.

Akbulut
Bir gün Akbulut ingiltere de seyahatte, o zamanın İngiltere başbayanı da Tetcher.
Neyse Tetcher bunu at gezisine davet ediyo tabi maksat nezaket..
Biniyolar atlara, yemyeşil arazide başlıyorlar, gezmeye, dıgıdık dıgıdık . Böyle giderken birden Tetcher'in atı seslice,bi gaz kaçırıyo. Tabi Tetcher kızarıyo bozarıyo, dönüyo bizim Akbulut'a:
"I am very sorry mistır Akbulut" diyo, Şöyle başı öne eğik bi vaziyette.
bizim Akbulut da cevap veriyo:
"Aaaa!! siz mi yaptıydınız?? ben de at yaptı sandıydım...."

Bar
Bir adam geliyor bara. -" Barmen, bana özel içkimden bir şişe hazırla", diyor ve geçiyor boş bir masaya kasıla kasıla oturuyor.Yan masada biri bunu hafif hafif kesiyo....
Bizimkinin içkisi geliyo... yan masadaki dayanamıyo....,
-" Ne özelliği var senin bu içkinin", diye soruyo.Sormaz olaydı...
Bizimki,
-" Aslında kimseye anlatmam ama , bu gece şanlısın sana göstereceğim diyor ve merakla birlikte barın bulunduğu binanın terasına çıkıyorlar.
Bizimki ,
-" Seyret şimdi aşağı atlayacam ve tam 5. katın balkonunun yanından geçerken zınk diye duracağım", diyor, önce yarım kadeh içki içiyor ve,kendini aşağı atıyor.
Gerçekten de 5. kata geldiğinde bir anda duruyor.Sonra tekrar terasa çıkıyor...
Bizim meraklı şaşkın tabi.Ama şüpheci şüpheci baktığını görünce ...bizimki bu defa yarımdan biraz fazla dolduruyor bardağı.
-" Şimdi ise 3. katta duracam ", diyerek atıyor kendini aşağıya.
Bu defa da yine, dediği gibi 3. katın balkonunun yanından geçerken zınk diye duruveriyor..içeri girip gene terasa, meraklının yanına geliyor.
Elindeki kadehi meraklıya uzatıp:
-" Denermisin ?" diye soruyor.
-" Tabi ", diyor meraklı...hemen yarım bardak da o içiyor sonra da kendini terastan aşağı bırakıyor.
-"Ne yazık ne yazık ben aldanmışım"...demiştir galiba son sözünde..:-)) Yere çakılıyor bizim meraklı....Ambulans felan geliyo...kazımak için yerden.. Bizimki hiç istifini bozmadan aşağı, bara geri iniyor, elinde şişesi Bardan, ne olduğuna bakmaya çıkanlar birer birer içeri felan giriyo.
Barmen de cık cık ederek içeri giriyo. Doğru bizimkinin masasına yöneliyo....
Yüzünde kızgın bir ifade:
-" Ulan Süpermen, içince acayip puşt oluyon ha!!!!!"


Sherlock
Uzun ve yorucu bir görevden sonra Sherlock Holmes ve Dr. Watson kamp kurup
dinlenmeye karar vermişler.
Gece bir vakit Holmes, "Doktor" demiş.. "Yukarıya bak ve bana neler gördüğünü söyle!.."
"Milyonlar, milyarlarca yıldız görüyorum" demiş Watson..
"Peki bu gördüklerin ne anlama geliyor sence.."
"Astronomi açısından bakarsak, milyonlarca galaksinin, dolayısı ile milyarlarca güneş ve
gezegenin varlığı demek.
Dinsel açıdan Tanrı'nın ne kadar büyük ve mükemmel, bizim ne kadar küçük yaratıklar
olduğumuzu kanıtlar" demiş
Watson.. Eklemiş.. "Meteorolojik olarak, yarının güneşli ve harika bir gün olduğunu gösterir!.
Peki sana ne anlatıyor, gördüklerimiz üstat?.."
"Çadırımızın çalındığını sersem" demiş Holmes.. "Çadırımızın çalındığını.."


İki karadeniz takımı: Rizesporla Sinop maç yapıyorlarmış.O esnada
stadın yanından bir tren geçiyormuş.Sinoplular trenin düdüğünü hakemin
bitiş düdüğü zannetmişler.Ve sahayı terketmişler.Kalan 85 dakikada
Rizespor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş.


Temel eczacılık fakültesini bitirmiş fakat eczane açacak parası yok,
Girmiş bir eczaneye:
- beyefendi sizde soğan var mı?
Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu?hergün yeni saçma
sorularla geliyormuş.Birgün eczacı Temel'e:
-Kardeşim senin derdin ne?
-Burayı bana sat.
Eczacı kurtulmak için eczaneyi satmış,birkaç gün sonra Eczaneyi satan
adam içeri girmiş,Temel'e:
-Siz de soğan varmı? demiş...
Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demiş....


Dört kişilik bir eğitim uçağı karadenizde mezarlığa düşmüş......
Lazlar 80 ceset çıkarmışlar ve ölü sayısının artmasından korkuyorlarmış.


Adamın biri misafirliğe gitmiş.Aksam olunca haliyle sormuşlar;
-Pardon arkadaş demişler karı-koca.Bizim odadamı yatarsın,bebeğin
odasında mı,yoksa boş bir odada mı?
Adam düşünmüş:Karı-koca nın yanında yatılmaz,bebekte uyanır ağlarsa
uykusu kaçacak ben boş odada yatarım demiş,
Sabah olunca adam elini yüzünü yıkamış,bir de bakmış çok güzel bir kız
adama havlu tutuyor,
Adam: - Kızım senin ismin ne?,,,,,diye sormuş.
Kız : - Bebek amcacığım ya sizin isminiz?...
Adam: - Eşşek kızım eşşeeeek.


Temel avustralyaya devekuşu avlamaya seyahata çıkıyor.Orada malzemelerini
hazırlayıp maceraya atılıyor.
Bir viraji dönünce bakıyor 10,15 tane devekuşu.hemen arabayı durduruyor
silahını doğrultuyor.devekuşları silahı görünce ürkerek kafalarını kuma
gömüyorlar.yani kendi akıllarınca saklanıyorlar.Temel etrafa bakıyor.
ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
ulan nereye gitti bu hayvanlar?


Temel yolda yürürken bir senet bulmuş.Bakmış senedin son günü....
Ne yapacağım diye kara kara düşünmeye baslamış.Sonra gitmis borç toplayıp
senedi yatırmış.rahat bir nefes almış.Aynı şekilde bir gün yürürken yine
yerde bir senet görmüş.almış bakmış.Yine senedin son günü.Ama bu
ödenecek gibi değil,çok fazla miktarda....Temel hemen sahte pasaport çıkartıp
yurt dışına kaçmış....


Temelle Dursun ormanda uyuruyorlar bir ara temel dursuna sesleniyor.
-Dursun ormanın güzelliğine bak.
Dursun:
-Ağaclardan göremıyorumki.


Iki karadenizli karadenizde çay bahçesinde çalışırlarken nataşa'lardan
birisi kendilerine doğru yaklaşıyor.Bir miktar para karşılığı kendileriyle
birlikte olabileceğini ancak hamile kalmaması icin prezervatif kullanmalarının
gerektiğini belirtiyor.Mesele halloluyor.Olaydan üç gün sonra
Temel büyük bir sıkıntı içinde Dursun'a sesleniyor:
-Ulan¦ Hamile kalırsa kalsın.Ben artık prezervatifi çıkaracağım.


Temel şehre inmiş.Bakmış pencere kenarında bir papağan.içinden:
-Allah allah kuşa bak yav....demiş.
Tabii bu arada papağan da Temelin kendisine baktığını görüp:
-Ne bakıyorsun hemşerim... demiş .
Temel biraz şaşkınlık biraz da saflıkla:
-Afedersun hemşerum.Ben seni kuş sandiydum.


Yıldırım Akbulut meclis lojmanlarındaki evine deve gelmesin diye evin
etrafina ağaç dikiyormuş,oradan geçen birisi sormuş:
-Yıldırım bey ne yapıyorsunuz?
-eve deve gelmesin diye ağaç dikiyorum.
-iyi de beyefendi burada deve yok ki..
-eeeee arkadaş biz bu ağaçları boşuna mı diktik.


Karadenizlinin birisi bara girmis 'barmen bey' demis,'limonsiz tekila'
Barmen:Beyefendi limonumuz kalmadı kusura bakmayın.portakalsız versek
olur mu?

Iki asik parkta elele dolasiyorlardi.Ayse sordu:
-Ne dusunuyorsun sevgilim?.
Ahmet romantik bir sekilse:
-Senin dusundugunu sevgilim..
Telaslanmisti kiz:
-Yoooo..Sakin ha..Oyle birsey yaparsan avaz avaz bagiririm.


Temel'le Dursun plajda dolasirken.Kapisinda 'ciplaklar kampi'yazan etraf
duvarlar ve tel orgulerle cevrili bir yapiyla karsilastilar.Dursun:
-Temel iceride ne var acaba?
Neyse Dursun yere dogru egildi.Temel sirtina cikip yukseldi.Dursun:
-Iceride ne var?
-Insanlar..
-Kadin mi erkek mi?
-Nasil anlayayim.Hicbiri elbise giymemis ki?


Temel kahvenin bir kosesinde kendi kendine soyleniyor.Arada bir guluyor.
Arada bir de hatirladigi birseyi bosvermek istermis gibi elini yukariya
dogru kaldirip indiriyormus.Arkadaslari merak etmisler:
-Yahu Temel sen sabahtan beri konusarak guluyorsun.Niye?...Temel:
-Kendi kendime fikra anlatiyorum.
-Peki arasira elini yukari kaldirip indiriyorsun... Temel:
-Yahu bildigim fikra aklima gelirse onu geciyorum.


Cocugun biri manava sormus:
-Amca ekmek var mi?
-Oglum burada ekmek olmaz.Aspirin var.... Cocuk hic orali degil:
-Olsun zaten ben de bisikletle gelmistim.


Adamin biri deliler hastanesini gezmeye gitmis.Bakmis deliler kapidaki
delikten iceri dogru bakiyorlar.Bakan tekrar siraya geciyor.Devamli bir
dongu gibi olay yineleniyor.Adam merak etmis oda siraya girmis.Sira kend
sine gelmis.Egilip bakmis.Zifiri karanlik hicbirsey yokj.BIrtanesini dur
durup sormus.:
-Yahu ben hic birsey goremedim?
Deli sasirmis:
-ulan biz iki yildir bakiyoruz birsey goremiyoruz.Sen ilk bakistami
goreceksin.

Venedikte deney yapan bilim adamlari insanlarin beyninden parca alarak
soyledikleri parcalara bakiyorlar.Bir italyan kobay basliyor:
-huano mito...
Beyninden biraz parca aliyorlar tekrar basliyor:
-huano mi.
Biraz daha parca aliyorlar:
-huan.
Beyninin son parcasini aliyorlar ve adam basliyor:
-Cay elinden oteyi.gidelim yali yali.....


Karadenizli bir bilim adami pirelerle deney yapiyor.Pireye sicra diyor.
pire sicriyor.zipla diyor:pire zipliyor.Pirenin kanatlarini kopariyor
ve zipla diyor.zipliyor.
rapor 1:Pire kanatlari koparimis olarak zipladi.
Bu defa ayaklarini kopariyor ve šziplaš diyor hareket yok.Bir daha
zipla diyor yine hareket yok.ve adam yaziyor.
Rapor 2:Pirelerin ayaklari kopunca kulaklari duymuyor.


Karadenizde iki isci tarlada calisirlerken uzerlerinden bir ucak geciyor
biri yukariya bakarak:
-Bak Temel ucak geciyor.
Oburu hala isiyle mesgul:
-Ula Dursun elleme gecsin.


Nasrettin Hoca'ya dert yaniyorlar:
-Yahu Hoca senin kari cok geziyor.
Hoca:Olur mu canim? O kadar gezse arada bir bizim eve de ugrar.


Naziler Uc Ingiliz,Fransiz ve Laz'i esir almislar ve sonucta olum cezasi
carptirmislar.Ve askerler soruyor:
-Beyler Giyotinle mi olmek istersiniz?Asilarak mi?Kursuna dizilerek mi?
Ilk once Fransiz yanit verdi:
-Benim atalarim hep giyotinle olduler ben de giyotinle.
Onu almislar kafasini yerlestirmisler giyotine.Giyotini ustten birakiyor
lar.Tam kafasina 2 santim kalinca giyotin duruyor.Maalesef giyotin bozuk
Almanlar sinirleniyor.Cunku bu durumda Fransiz kurtuldu.Ingiliz:
-Arkadaslar.Asilarak olmek cok kotu benide giyotinle oldurun.
Ingiliz uyaniklik yapiyor.Almanlar giyotini tamir ediyorlar.Ama olay
ayni sekil cereyan ediyor.Sonucta Ingilizde kurtuluyor.
Sıra bizim laza geliyor.Bizim Temel de uyanik:
-Arkadaslar asilarak olmek gercekten cok kotu.E zaten giyotin de
calismiyor.En iyisi beni kursuna dizin.


Temel cok zengin ayrica prestiji de saglam.Birgun otelin birinin kral da
resinde ummadik birsey oluyor.Temel altina kaciriyor.temel pantolonu falan
fazla kirlenmedigine seviniyor ama corap batmis.Simdi komi'yi cagirsa
rezil olacak.en iyisi diyor pencereden asagi atayim.Corabi pencereden sa
larken elinden kaciyor ve tavana carpip yere dusuyor.Eyvah.Tavan mahvoldu
Caresiz artik komi'yi cagiriyor.Komi iceri giriyor.Temel:
-Su tavandakini temizle sana bir maasin kadar avans vereyim.
Komi cok saskin sekilde cevap veriyor:
-Sen onu oraya nasil yaptigini soyle ben sana iki maasimi vereyim.


Temel saat 02.30 da arkadasi Dursun'u ariyor. Telefon kalkiyor.
-Buyrun.
Temel Dursun'un sesini taniyor :
-Alo Dursun orasi 11,11 mi?
-Hayir Temel burasi:1,1,1,1
-Kusura bakma dursun yanlis numara.


Temel kirtasiye'ye girmis.Bilgic bilgic:
-Bana bir roman lazim.
Kirtasiye tezgahtari sormus:
-Efendim agir mi olsun hafif mi?
Temel:
-Farketmez canim.Nasil olsa arabam disarida.


Dursun Amerikaya gidiyor.5,6 ay sonra arkadasi Temel'i ariyor:
-ula Temel hacan cabuk buraya gel.
Temel:Niye la dursun?
Dursun:Ha burada cabuk zengin olayisun.
Temel:Ne is yapacagum?
Dursun:Ula sirf yere dusen paralari topla yeter.Baska is yapma.
Neyse Temel Amerika'ya gidiyor.Ucaktan iniyor.Taksi garajina giderken-
bakiyor yerde 100˜.Temel kendi kendine:
-Ula ilk gunden mi ise baslayacaguz.
diyor ve yerdeki parayi almadan yoluna devam ediyor.


Temelle Dursun kamyona 6 metre yuksekliginde esya yuklemisler.istanbula
goturuyorlar.Giderken 100 metre ileride bir kopru gozlerine carpmis.kopr
yuksekligi 4.50 m. belirtilmis.Temel arabayi kopruye 15 metre kala yavas
lamis.Dursun etrafa bakmis.Temel'e:
-Temel gazla etrafta polis falan yok.


Rus gizli haber alma orgutu KGB Ruslar hakkinda cok gizli sirlari ele ge
ciren uc ajani;amerikali,ingiliz ve laz ajanlari yakalamisti.Bu ajanlar
bilgiyi guvenlik acisindan uce bolmus ve herbirinin diger iki sirdan
haberi yokmuscasina herseyi ayarlamislardi.Neyse KGB bunlari konusturmak
icin iskencelere basladi.Amerikali kendisine ait bilgiyi 17.gun agzindan
kacirdi.Sira ingilize gelmisti.O da 9. gun cozuldu.Lazida konusturabilirlerse
hersey tamamlanacak.Ama laz bir turlu konusmuyor.Artik 36.gun
iskenceden getirip hucresine kapatiyorlar.Laz kafasini duvara vurarak:
-Hatirla essoglessek hatirla..


Karadenizliler doguda ruslarla sicak savastalar.Herbiri belinden el bom
balarini cekip rus askerlerinin oldugu tarafa atiyorlarmis.ruslarda bom-
balarin pimini cekip tekrar bu tarafa atiyorlarmis.

Temel Dursun'a sordu.Yahu dursun aristo mantigi nedir.Dursun nasil anla-
tacagini dusundukten sonra:
-Bak temel..
temel:efendim
dursun:senin akvaryumun varmu?
temel:var
dursun:akvaryumunu severmisin?........evet
dursun:o zaman baliklarida seversin?........evet
dursun:o zaman denizi de seversin?.............evet
dursun:o zaman plaji da seversin?............evet
dursun:o zaman plajdaki kizlarida seversin?..........evet
dursun: o zaman o kizlarla yatmayi da istersin?.........evet
dursun:iste aristo mantigi budur temel?cigim.
bu olay Temelin kafasina yer etti.Yolda rastladigi birini cevirip sordu:
-Kardes senin akvaryumun var mi?
Adam:Hayir birader.
Temel:Ulan sen ipnemisun?


Temel olimpiyat oyunlari 100 metre finalinde doping yapmis. Anlasilmasin diye sonuncu olmus.



FBI eleman alımı için duyuru yapar. Üç kişi başvurur. FBI binasında adayların hepsiyle tek tek görüşmeler yapılmaktadır. İlk adam içeri alınır ve şu sorular sorulur. "Karını seviyor musun?" "Evet, efendim" "Ülkeni seviyormusun?" "Evet, efendim" "Pekala, biz karını da getirdik.Su an yan odada. " der ve masanın uzerine bir tabanca koyar. "Simdi odaya gir ve karını öldür!" Adam silahı alır yan odaya gecer. 5 dakika hiç ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri döner.
Kravatı gevsemiş,ter icinde kalmıştır.
"Yapamayacağım efendim." der ve orayı terk eder. İkinci adam içeri alınır. Aynı sorular sorulur. Aynı yanıtlar. Ve ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam yapamayacağını söyler ve ayrılır. Son adam girer. Aynı sorular. Aynı cevaplar. Ona da içeri girip karısını öldürmesi söylenir. Adam içeri girer. 5-10 saniye sonra içerden silah sesleri gelmeye baslar.BAM,BAM,BAM,BAM,BAM,BAM .... Derken kısa bir sessizlik ve ardından gürültülü bir cam kırılması duyulur. Adam içeri girer ,biraz terlemistir. FBI personeli sorar "Ne oldu ?" Adam cevaplar.. "Efendim bana verdiginiz silah kurusıkı çıktı, o yüzden onu pencereden aşağıya atmak zorunda kaldım"


Sevgili oğlum Temel,
Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş yazıyorum.
Artık senin büyük şehire gittiğin zaman yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede; insanların başına genellikle evlerinin 2 km civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş, o yüzden taşındık. Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşerilerimiz taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler.
Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine 4 gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha o gömlekleri görmedim.
Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün sürdü, ikincisi ise dört gün.
Benden istediğin yeleği postaladım; ancak halan o koca düğmelerle paketin çok ağır olacağını söyledi, o yüzden düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.
Sevgiler
Annen Safinaz
Not: Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum.

Bir Amerika'li bir Alman ve bir Ingiliz bir odada oturuyorlarmış.
Temel kapıyı açmış..
Onları görünce "Yine mi SİZ!" demiş ve gitmiş..

Çocuğun biri KGB'nin telefon numarasını bulmuş, hemen çevirmis:
- Alo,orası KGB mi?
- Evet KGB
- Çat (Telefon kapatma efekti) NO CARRIER
Tekrar çevirmiş numarayı:
- Alo,orası KGB mi?
- Evet KGB
- Çat (Telefon kapatma efekti) NO CARRIER
Üçüncü kere çevirmiş ki:
- Alo, orası KGB mi?
(Arkasından omzuna bir el dokunmus)
-EVET KGB !

"Size hem iyi, hem de kötü haberlerim var" dedi, Avukat cinayet sanığı müvekkiline..
"Önce kötü haber.. Testler sonuçlandı.. Cinayet sahnesinde bulunan kan kesinlikle sizinki..
Artık ipten kurtulman mümkün değil.."
"Ya" dedi, adam.. "Peki iyi haber ne?.."
"Kolesterol seviyen bayağı iyi çıktı!.."


Adamın teki yeni bir araba almış.. Yolda gidiyormuş.. 70-80 km civarı.. Sonra yanından jet gibi
bi vosvos geçmiş geçerkende vosvosun içindeki, adamımıza bağırmış...:
- Heyyyt koçum sen vosvosu biliyo musun? Adamımız sinirlenmiş bu sözler üzerine ve basmış gaza
100 km ile gidiyor..İlerde vosvosu görmüş ve gazlayıp geçmiş... 5 dk sonra yine vosvos jet gibi adamımızın yanından geçmiş, adam yine aynı şekilde..
- Olm sen vosvos'u tanıyo musun?? Adamımız iyice kızmış..
Kendi kendine "lan ne bicim araba almışım.. vosvos bile geçiyo be.." filan demeye başlamış...
Ve basmış gaza... 150 km civarında filan giderken dikiz aynasına bakmış yine aynı vosvos arkadan hızla geliyo... Yine aynı olaylar olmuş. Vosvosun söförü..:
- Sen biliyo musun vosvosu ha??? demis... Adamımız yine sinirlenmiş aradan yarım saat filan
geçmiş adamımız ilerde aynı vosvosun bir ağaca bindirdiğini görmüş.. Hemen durmuş ve vosvosun şöförünün yanına gitmiş ve demiş ki..:
- Bak görüyosun dimi o kadar hızlı gitmenin sonucunu.. Bana ööle "vosvosu biliyo musun" diye
laf atacağına önüne baksaydın ya..
- Abi yanlış anlama, ben eğer biliyorsan frenin nerede olduğunu soracaktım...


Serçe kış günü karda, fırtınada yuvasından düşmüş, bir kenarda tir tir titriyormuş. O sırada
yoldan geçen bir manda başka yer kalmamış gibi, gelmiş serçenin üzerine pislemiş... Serçe
mandanın arkasından kızıp, bağırıp, çağırmış ama nafile... Ama bir süre sonra, mandanın
pisliğinin sıcağı, hoşuna gitmiş, ısınmış, başlamış cik cik ötmeye! Serçenin sesini duyan kedi
koşup gelmiş: "Gel serçe kardeş, böyle günde düşmanlık kalmaz, ver kanadını, seni çekeyim."
Serçe kanadını uzatmış, kedi pençesiyle çekip almış, sonra da yemiş...


Kıssadan hisse...
* Üzerinize pisleyen herkesi düşman sanmayın!
* Sizi pislikten kurtaran herkesi de dost!
* Eğer gırtlağınıza kadar da pisliğe gömülmüşseniz, çenenizi tutmayı bilin!


Adamın biri çok susamış halde bara girmiş.
-Barmen bana bir buzlu viski demiş. Tam viskiyi içecekken bir maymun gelip kuyruğunu viskinin
içine sokup kaçmış. Adam bozulmuş:
-Barmen ben bu viskiyi içmem demiş. Barmen adama yeniden viski doldurmuş. Yine aynı olay olmuş.
Adam sinirlenip barmene sormuş:
-Kuyruğunu viskime batıran maymun senin mi?
-Hayır. Ama bir de şu çalgıcılara sorun, belki onlarındır.
Adam piyanonun başındaki çalgıcıya gidip sormuş.
-Kuyruğunu viskime batıran maymunu biliyor musun?
-Bilmiyorum ama ıslıkla çalarsan çıkarabilirim...


Adamın biri bir kuyunun etrafinda hoplayıp, zıplayıp "15 hi hi hi, 15 hi hi hi" diye şarkı
söylüyormuş. Yoldan geçen başka biri bunu görmüş ve adamın yanına gelerek büyük bir merakla:
- Yav kardeşim nedir bu 15 hi hi hi 15 hi hi hi; diye sormut.
Öteki de kuyuyu göstererek
- Şuraya bak anlarsın; demiş.
Adam tam eğilip kuyuya doğru bakarken öteki arkasına sıkı bir tekme yapıştırmış. Adam kuyu'ya
düşmüş.
- 16 hi hi hi, 16 hi hi hi.


Adamın biri spor bi araba almış. Yaa şunu bi şehir dışında deniyim demiş. Arabasına atlayıp
şehir dışına gitmiş. Başlamış hız yapmaya?.. 150 ile giderken yan tarafa bi bakmış, bir tavuk koşuyor?. Daha
dikkatli bakınca tavuğun 3 ayaklı olduğunu görmüş. Tavuk hızlanmış ve arabayı geçmiş. Adam 180 km'ye çıkmış ve tavuğun yanına tekrar gelmiş ve bakmış.
Gerçekten de 3 ayaklı ve saatte 180 km hız yapıyor?. Tavuk gıdaklıyarak uzaklaşmış ve gözden
kaybolmuş. Adam toz duman icinde durmuş. Yol kenarında tarlada calışan bi köylü:
- Hemşerim nooldu?
Adam:
- Ya söylesem inanmazsın. 180 km ile gitmeme rağmen 3 ayaklı bir tavuk beni koşarak geçti!..
Köylü:
- Normaldir?. Onları biz üretiyoruz!?...
Adam:
- Nasıl yani?...
Köylü:
- Bizim evde ben, annem ve babam yaşar. Bizler tavuğun bacağını çok severiz. Her tavuk
pişirdiğimizde evde kavga çıkar!?..
Adam:
- Nasıl yani, o tavuk sentetik mi?
Köylü:
- Evet!..
Adam:
- Pekiiii TADI nasil?
Köylü:
- Bilmem hiç yakalıyamadik ki????....


Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda çok alımlı bir kız
ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- çok
şiddetli bir şamar sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Herkes şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor.
Genç kız düşünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, işte böyle şamarı yerler..)
Kızın annesi düşünüyor; (Helal benim kıza, öpüldü ama, hemen şamarı yapıştırdı..)
Yuzbaşı düşünüyor; (Ulan asker kızı öptü, şamarı ben yedim...)
Asker gülümsüyor; (İntikamımı aldım daa. Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir şamar!!)


Eskiden bir fakir derviş, bir şeyhin tekkesine kapılanmış. Gel zaman git zaman şeyhle araları
açılmış. Şeyh fakir dervişi kovmuş. Dervişin gideceği yer uzak olduğundan, hiç olmazsa kendisine bir
eşek vermesi icin şeyh hazretlerine yalvarmış. Şeyh dervişin son arzusunu yerine getirip, bir eşek vermiş. Eşeğe binen derviş, cıkmış yola...
Tam yolun yarısında, eşek nalları dikmiş...
Zavalli derviş, göz yaşları arasında eşeğini gömüp, mezarının başına oturmuş, hem ağlar hem
"Ben bu yolu nasıl yaya gideceğim?" diye düşünürmüş. O sırada büyük, zengin bir kervan geçiyormuş.
Derviş'e "Ne ağlarsin" diye sormuşlar. Derviş eşeğinin öldüğünü söylemeye utanmış. Ah sormayın
demiş, burada benim şeyhim,Hazreti Marsuvan yatıyor. Ona ağlıyorum. Hemen kervan yolcuları da mezarın başına oturup başlamış ağlamaya, Hazreti Mursuvan'ın ruhuna fatiha okumaya başlamışlar.
Dervişe bol para verip : Aman Hazreti Mursuvana yakışır bir türbe yap demişler.
Derviş mezarın etrafını duvarla çevirmiş, üstünü kapatmış. Derken ziyaretler başlamış, gün
geçtikçe, bu ziyaretler arttıkça artmış. Gelen giden dervişe avuç dolusu para veriyormuş. Derviş türbeyi büyütmüş. Bir büyük tekke, harem, selamlık, çeşmeler yaptırmış, rahat rahat yaşamaya başlamış.
Gel zaman git zaman bir gün o civardan, dervisin eski seyhi geçiyormus.
Yol üstünde bu büyük tekkeye uğrayınca, vaktiyle kovduğu eski dervişini tanımış. "Bu iş nasıl
oldu?" diye sormuş. Derviş de başından geçenleri anlatınca Şeyh:
- " Aferin evlat, bizim tekkede yatan da Hazreti Marsuvanın babasıdır demiş.


10 zenciye cin sormuş: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkınız var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demiş, olmuş. 10. zenci tebessüm etmeye başlamış.
2. zenci de beyaz olmak istediğini söylemiş, olmuş. 10. zenci sırıtmaya başlamış.
3. zenci de beyaz olmuş dileğiyle... 10. zenci kıkırdamaya başlamış.
4. zencinin de isteği aynı... 10. zenci gülmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yönünde isteğini kullanmış.
Sıra 10. zenciye gelmiş ama adam yerlerde... Gülmekten geberiyor.
Cin isteğini sormuş... Adam nefes almaya fırsat bulduğu bi ara isteğini garip bir böğürtü ile
belirtmiş: HEPSİNİ ZENCİ YAP!


Bir savas gemisi karanlik ve sisli bir gecede yol aliyormus. Derken kaptan koskundeki komutan tam karsida ve uzakta uzerlerine dogru gelen bir isik farketmis. Hemen karsi tarafa sinyal gondererek su mesaji gecmis:
-"Derhal rotanizi 30 derece doguya ceviriniz"
Karsindan aninda cevap gelmis:
-"Sen rotani 30 derece batiya cevir!"
Komutan sasirmis, biraz da sinirlenmis, mesaji tekrarlamis:
-"Rotani derhal 30 derece doguya cevir, emrediyorum!"
Karsidan cevap:
-"Asil sen rotani 30 derece batiya cevireceksin!"
Komutan ofkeden kuplere binmis, bir mesaj daha yollamis
-"Ben 30 yillik kaptanim, sana son kez emrediyorum, rotani 30 derece batiya cevir!"
Cevap: -"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotani 30 derece doguya cevir"
Komutan, o kadar sinirlenmis ki, hemen murettebata butun toplari atese hazir hale getirmelerini emretmis ve son kez bir mesaj gondermis:
-"Burasi bir savas gemisi, derhal rotani 30 derece batiya cevirmezsen atese baslayacagiz"
Karsidan cevap gelmis: -"Burasi da bir deniz feneri.. Sen rotani bir an once 30 derece doguya cevirmezsen birazdan kayalara
carpacaksin"


Birgun dunyanin Gizli servisleri arasinda yarisma yapilacakmis CIA'den, KGB'den ve bizim MIT'ten de katilanlar olmus. Yarismaya katilanlara bir odaya girecekleri ve odadaki cuvala bir sekilde kendilerini paketleyecekleri soylenmis Butun yarismacilar tamam deyip sirayla girmeye baslamislar sirayla.
Ilk once CIA'yinki odaya girip paketlemis kendini. Pesinden giren juri uyesi cuvali tekmelemis ve cuvaldan:
- Hav hav diye ses gelmis. Juri uyesi inandigini soyleyip odadan cikmis. Arkadan KGB'ninki girmis. Ayni sekilde kendini paketlemis Juri uyesi gene tekmelemis cuvali bu sefer:
- Miyav Miyav, diye ses gelmis Tamam demis adam. Arkadan MIT'in ki girmis ayni sekilde yapmis. Adam gene tekmelemis: Ses yok bi kac defa tekmelemis I-ih gene ses yok Cuvali duvarlara vurmaya baslamis en sonunda cuvaldan:
- Patates ulan patates diye ses gelmis.


Herifin biri terasta hamakta dinlenirken bi bakmis ,kopegi agzinda birseyi yerde surukluyor.Gitmis yanina bir de ne gorsun,bu komsunun kizinin cok sevdigi tavsan.Adam hemen davranmis , tavsanin olusunu guzelce yikayip taramis ve kurutmus,sonra citin utunden atlayip kafasine yerlestirmis ki,dogal sebep lerden
oldugu sanilsin diye.Hergun oldugu gibi komsunun arabasi bahceye girmis ve kucuk kiz tavsanla oynamak icin kafese kosmus ama bir metre yaklasinca
-BAAAABBBAAAA Diye bagirmis,babasi hemen kosmus tabii bizim adam da iyi komsu rollerinde cite yaklasmis yardim edebilirmiyim diye .Babasi cok sinirli bir sekilde : --Nasil bir sapik zihniyet kucuk bir kizin tavsanini gomuldugu yerden cikarip,yikayarak tekrar kafese koyar
anlamiyorum.


Temel bir gün doktora gider ve; doktor bey böbreğim hani gözümüz atar ya aynı öyle atıyor der. bunu duyan doktor temel' i önce güzel bir muayene ettikten sonra ; allah allah atmaması lazım der..
bunun üzerine bizimki gider ve veterinerden at maması alır. bunu yiyen temel iyileşir


ANLAYANA...
Yasli ciftci kisa suren bir hastaliktan sonra olur.
Yasli ciftci oldukten sonra cok kapsamli bir hayat sigortasi oldugu meydana cikar.
Ve sigorta sirketi de bu sigortayi odememenin yollarini aramaktadir.
Bunun icin en guvendikleri, agzi çok laf yapan, en hizli avukatlarindan birini
policenin incelenmesi icin koye gonderir.
Kanuni islemler sirasinda, hizli avukat yasli ciftcinin olum raporunu imzalayan doktoru
sorgulamaktadir.
- "Pekala doktor, ciftci oldugunde siz yaninda degildiniz, yasli ciftcinin su
anda adanin bir baska issiz kosesinde yasamadigini nereden biliyorsunuz?"
Doktor bir sure dusunur ve:
- "biliyor musunuz, haklisiniz. O oldugunde yaninda degildim.
O oldukten sonra otopsi sirasinda beynini cikardim ve laboratuarimda formaldehid
icinde sakliyorum, bu durumda ciftcinin biryerlerde başarili bir avukatlik yaptigi
kuvvetle muhtemel"


Adamin biri koyun birinin yanindan gecerken bir koylu inegiyle beraber
otostop cekiyorlarmis. Adam durmus almis koyluyu ama inegi ne yapacaklari mechul,
Koylu:
-"Arka tampona baglariz o pesimizden gelir", demis.
Dusmusler yola, derken adam gaza asilmaya başlamis,
50 km... inekte tis yok.
70 km... inekte tis yok, koylu de:
-"Benim inek iyi kosar",diye sisiyormuş.
Adam takmiş besinci vitese...
hiz 120 ve inek dilini sallamaya baslamis. sofor senin inek kesildi, herhalde bak dili bir karis disarida
demis. Köylü de:
-"Sen yanlis anlamissin o seni sollayacak sinyal veriyor", demis.


Duygu Asena, yolda yurumektedir. Parkin birinde Kucuk Asim'i masum masum oynarken
gorur: "N'apiyorsun sen evladim?" diye sorar. Kucuk Asim: "Feminist yapıyorum teyze"
der. Asena, dogal olarak birtakim camurlarla nasil feminist yapilabildigini merak eder.
Kucuk Asim anlatir: "Iste, su comaklari su camurdan bedene yapistiriyorum, otlardan sac
yapiyorum, gazoz kapagından sapka, sonra uzerine sicinca feminist oluyor!" Duygu Asena,
duygulu bir kadın olarak sinirlenir ve cocuga bir saplak patlatir. Ertesi gun Kucuk Asim'i
yine gorur ve akillanmistir umuduyla yine sorar: "N'apiyorsun evladim?". "Feminist
yapiyorum teyze".. nasil yapildigi konusunda da yine ayni cevabi alinca, bu sefer adamakalli
dover. Bu, bir hafta boyunca boyle gider. Asena, feminist inadiyla hala Asim'a egitim amaçli
dayaklar atmaktadir. Nihayet birgun, Kucuk Asim, farkli bir cevap verir, "Erkek
yapiyorum" der. Asena, buyuk bir zevkle "Nasil yapiyorsun evladim?" diye sorar. Çocuk
anlatir: "Iste, su çomaklari su camurdan bedene yapistiriyorum, otlardan sac yapiyorum,
gazoz kapagindan da sapka yapinca erkek oluyor!". Asena, merak icerisinde sorar: "Eeee,
uzerine sicmayacak misin?". Küçük Asim, siritir: "Yok teyze, uzerine sicarsam, feminist
olur."


Adamin biri cok kuvvetli oksuruyormus, doktora gitmis derdini anlatmis. Doktorda adama
yanlislikla oksuruk ilaci yerine mushil ilaci vermis ve demiski:bir hafta boyunca
yemeklerden sonra ic ve yanima gel. Adam bir hafta sonra gelince doktor: Oksurugun nasil
oldu deyince, adamda: Cesaret edipte oksuremiyorum ki,demis.


Adamın biri bara girmis. Garson, herkese icki ver kendine de al demis. Ickiler icilmis garson
hesap icin gelince adam: Para yok demis. Tabi garson bunu bir guzel dovup disari atmis.
Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese icki kendinede al demis ve sonusta
parasi olmadigi icin yine dayak yemis ve gitmis. Bu uc akşam boyle devam etmis. Dorduncu
gun yine gelmis ve garson herkese icki fakat bu sefer sen icme, icince sapitiyor, sonrada
kavga çikariyorsun


Barda uzun sure tek basina icki icen adam bir sure sonra barmene "Biliyormusun, ben sol
gozumu isirabilirim" demis Dogal olarak barmen buna inanmamis. 1,000,000 Lirasina iddiaya
girmisler. Adam, takma olan sol gozunu cikarmis; isirmis ve barmenin hayret dolu bakislari
arasinda parayi cebine atmis. Bir kac kadeh daha ictikten sonra adam gene barmene donmuş
ve "Biliyormusun" demis; "ben sag gozumu de isiririm!" Adamin tavirlarindan kor
olmadigini; dolayisiyla obur gozunun de takma olamayacagini dusunen barmen, parasini
kurtarabilmek umuduyla hemen 1,000,000 sina iddiaya girmis. Adam sakin sakin takma
dislerini çikarip saglam olan sag gozunu de isirmis. Aradan bir kac saat gecince, musteri
barmene "Iki milyonunu kurtarmak icin sana bir firsat vermek istiyorum" demis. "Iki
milyonuna iddiaya girerim ki bu oturduğum yerden taaa obur koseye yerlestirecegin bir bira
sisesinin icine, bir damla bile etrafa sicratmadan iseyebilirim." Barmen uzun uzun bu isin
altinda nasil bir uc kagit olabilecegini dusunmus; bulamamis ve iddiayi kabul etmis. Salonun
en uzak kosesine bir sise yerlestirmisler ve adam isemeye baslamis. Degil etrafa bir damla
damlatmamak; ortaligi tam anlamıyla berbat etmis. Barmen paralarini kurtarmanin
sevinciyle olduğu yerde ziplamaya baslamis. Biraz sakinlesince adama donup "Kesinlikle
kaybedecegini bile bile neden boyle bir iddiaya girdin?" diye sormus. "Kaybettigimi de
nerden çıkardiniz?" demis adam; "Su karsi masada oturan iki asik suratli adami
goruyormusunuz? Iste onlarla ""barin orta yerine iserim, barmen de sevincten ziplar"" diye
5'er milyon lirasına iddiaya girdim".


Temel bilim adami iken bir arkeoloji araştirmalari konferansina davet edilir. Amerikalilar
anlatmaya başlar;
-Biz ulkemizde yaptigimiz kazilarda 25 metre aşagi indik ve telefon kablolari bulduk.Oyleyse
bizim atalarimiz asirlar once telefon kullanmislardir.
Sıra Turkiye`ye gelir ve Temel başlar anlatmaya:
-Biz ulkemizde yaptigimiz kazilarda 50 metre asagiya indik ama hicbirsey bulamadik.
Oyleyse bizim atalarimiz telsiz telefon kullanmislardir.


Temelin 14 kiloluk bir çocugu olmus. Biraz hava atip neselenmek icin kahveye gidip
arkadaslarina ogune ogune mujdeyi vermis.Arkadaslari tabi hic inanmamislar. Saka
sanip,gulup gecmisler. Aradan 1 ay gectikten sonra "ya dogruysa!" diye dusunup temelin
evine gitmisler. Temel onlara bebegi gostermis. Bakmislar bebek 2 kilo felan. Temele
sorunca, Temel hiç istifini bozmadan yanıt vermiş:
-Dogduğunda 14 kiloydu.. SUNNET ettik 2 kilo kaldi


Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarında "Sunlara son bir
test yapalim da gorelim akillari baslarina gelmis mi?"demisler. Bunun uzerine iki deliyi bir
masa basina cagirmislar. Masanın uzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz
dolusu da canli hamambocegi dokmusler ve
-"Buyrun beyler, yiyiniz." demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, oteki
araya girmis, -"Once kacanlari yiyelim, oburleri nasıl olsa duruyor!

Bir gece, 3 vampir yarasanın cani muthis derecede sikilmis.
Dusunmusler ve "Kan Icme Yarismasi" yapmaya karar vermisler.
Once birinci yarasa havalanmis, pirrrr diye...
15-20 dakika sonra geri donmus bizim avci. Dondugunde agzi ve disleri kan icindeymis
bizimkinin. Digerleri merakla sormuşlar:
-Ne oldu ya?.. Anlatsana.... Bizimki hiiic demis, piskin piskin,
- Hani su ilerde bir koy var ya,
- Eeee,
- Hani orada bir esek varya, iste butun kanini ictim onun!!
- Waww, demis digerleri, buyuk adamsin valla,,....
Biraz sonra, ikinci yarasa havalanmıs yalpalayarak, yarim saat sonra geri donmus, gecelerin
korkusu. Geri dondugunde onun da yuzu, heryeri kan icindeymis.. Diger ikisi hemen sormuslar:
- Eee baba, anlat bakalim sen ne yaptin.. baslamis bizimki:
- Hani ilerde bir koy varya, kani orada bir esek lesi var ya - Eee eee, - Hani orada buyuk bir
cinar varya, hah..iste orada iki inek vardi, ictim ikisinin de kanini.. Diger iki yarasa hayretler icerisinde bakakalmişlar, uff be demisler.
- Senin ustune yarasa çikmaz bu alemde....
Sira 3. yarasaya gelmis... Pirrr... 1 saat, 2 saat... yok bizimki,
derken sabaha karsi bizimki çikagelmis..
Yalpalaya yalpalaya, zar zor inis takımlarini acip tutunmuş diger iki vampirin yanina.
Geldiginde onun da daha bir yuzu gozu,eli ayagi kan icindeymis.. Diger iki yarasa hemen
atlamislar:
- Ne oldu?
Baslamis anlatmaya bizimki:
- Hani ilerde bi koy var ya, hani orada bir esek lesi var ya
- eee ee, demis digerleri merakla.
- Hani orada buyuk bir cinar varya, o cinarin altinda iki inek lesi var ya...
- eee ... ee..????
- Hani leslerin yaninda buyuk bir kaya var ya...
- evet???
- Gormedim....Gormedim anasini satiimmmm....


Politikacı bir film artistiyle evlenecekmiş. Bir detektif tutmuş.
Artistin geçmişini araştırıp rapor halinde kendisine bildirmesini istemiş.
Bir süre sonra rapor gelmiş.
Politikacı su satırları okumuş:
- Genç kadını tanıyanlar mazisinde en ufak bir leke bile bulunmadığını söylüyorlar.
Tek falsosu... Son haftalarda pek de sağlam ayakkabı olmayan bir
siyasetçi ile görünmeye başlamış...


Genç kız genç aşığına telefon açmış:
- Jean, demiş, seni çok arzuluyorum, geceleri uyku uyuyamıyorum.
Ne olur bu hafta sonu bize yemeğe gel. Seni annem babamla tanıştırayım.
Sonra benim odamda ders çalışıyor gibi yapar doya doya sevişiriz...
Jean ömründe hiçbir kızla sevişmemiş, toy bir delikanlı.
Bir eczaneye gitmiş. Babacan eczacıya:
- Bu hafta sonu önce bir aile yemeği, peşinden ateşli bir aşk
yaşayacağım, demiş, o yüzden iyisinden iki kutu prezervatif istiyorum...
Babacan eczacı kutuları vermiş, oğlanın sırtını sıvazlayıp yolcu etmiş.
Jean hafta sonunda bir büyük buket çiçekle Francoise'in kapısını çalmış.
Genç kız kapıyı açmış. Jean'i doğrudan yemeğe almış. Delikanlı çok mahcup biçimde masaya oturmuş. Kızın ana babasının yüzüne söyle bir baktıktan sonra başını önüne eğmiş. Başlamış dua etmeye. Ancak dua bir türlü bitmiyor. Francoise sonunda dayanamamış, fısıltıyla:
- Ben senin bu kadar dindar olduğunu hiç bilmiyordum Jean, demiş...
Jean adeta inlemiş:
- Ben de babanın eczacı olduğu bilmiyordum...


Efendim üç Rus kadın öğle paydosunda yemeklerini yemiş sohbet ediyorlar.
Natalya "Dün gece rüyamda kocamın teşkilatının soğuk olduğunu gördüm. Korku ile uyandım. Dokundum, baktım. Sıcaktı. İçim rahatladı, uyudum" demiş.
Ertesi gün öğle paydosunda Alissa anlatmış.
"Çok garip. Dün gece de ben rüyamda kocamın teşkilatının buz gibi olduğunu gördüm. Korkuyla uyandım. Hemen dokundum. Baktım sıcak. Rahat rahat uyudum."
Üçüncü gün, Nataşa ise ağzı burnu şişmiş, gözü morarmış gelmiş.
"Ne oldu sana böyle?" diye Alissa ile Natalya koşmuşlar.
"Ben de dün gece ayni rüyayı gördüm. Baktım kocamın teşkilatı soğuk. Uyandım. Dokundum. Baktım gerçekten soğuk. Dürttüm kocamı uyandırdım ve sordum ona. Yahu Ivan.. Niye bütün erkeklerin teşkilatı sıcak da seninkiler soğuk?.."


Savaş zamanı köydeki tüm erkekleri esir alan düşman, iadeleri için tek bir şart koşmuş:
bütün kadınlar gözleri bağlı bir halde kocalarını cüklerinden tanıyacaklar, tanımazlarsa vuracaklar adamları. Kadınlar sıraya geçip tek tek kocalarını bulmaya başlamışlar. Sıra bizim gariban Fadime`ye gelmiş, başlamış utana sıkıla yoklamaya: " bu deel, bu deel, bu da deel...bu bizim köyden deel..."!!!!


Keiko karakolda polise dert yanmaktadır.
Memur bey bu adamdan şikayetçiyim sinemada otururken benim paramı çaldı.
Yaşlı polis sorar:
Paran neredeydi?
Keiko:
Param sutyenimin içindeydi güvenli olsun diye hep orada taşırım''.
Polis bu sefer biraz sinirli:
Peki kızım adam sutyeninin içine elini sokana kadar hiç birsey farketmedin mi?
Keiko ağlamaklı:
Memur bey ben yalnız başıma sinemaya gitmiştim. Filmin tam en heyecanlı yerinde bu adam önce bacaklarımı okşamaya başladı sonra omuzumu okşayarak gögüslerime kadar indi. Ben paramı çalmak gibi kötü bir niyeti olduğunu nereden bilebilirdim ki?''.


Bir Avrupa kasabasında halk çok hızlıymış. Herkes habire esini aldatiyormus. Ancak dini inanislari geregi her seferinde de Kilise'ye gidip gunah cikariyormis. Kilisenin rahibinin canina tak etmis. Nasil etmesin ki, her gelen ayni seyi anlatiyor "Rahip efendi dun gece falanla yattim."
Bakmis rahip bu is boyle gitmeyecek. Gelenlere "Bundan boyle yattim lafini kullanmayin, ayip oluyor, onun yerine dustum deyin, ben anlarim geregini de yaparim" demis.
Boylelikle laf yayilmis, artik gunah cikarmaya giden herkes "yattim" yerine "dustum" demeye baslamis.
Derken rahip baska kilise gonderilmis, yerine de genc bir rahip atanmis. Genc rahip de hergun gunah cikariyor dogal olarak. Tabii eski rahibin "dusme" sifresinden haberi yok. Gelen herkes de "dun gece dustum" diyor.
Genc rahip buna bir cozum bulunmasi gerektigini dusunerek dogru Belediye Baskani'na gitmis. Demis ki "Baskan bey su kasabanin yollarini yaptirsaniz artik. " Baskan sasirmis "Hayrola ne oldu?" diye sormus. Rahip "Ne olacagi var mi?" demis "Her gunah cikarmaya gelen dustugunu anlatiyor."
Belediye Baskani sifreyi bildigi icin gulmeye baslamis. Bunun uzerine genc rahip atilmis "Gulmeyin oyle, bu hafta icinde kariniz bile uc kere dusmus" demis.


Buyukanne ve buyukbaba kis gecesi sominenin basinda oturmuslar.. Ikisinin de elinde birer gazete var. Okuyorlar..
Buyukanne birden ayaga kalkiyor, elindeki gazeteyi elinde yuvarlayip kagittan bir cop yapiyor ve buyukbabanin kafasina tak diye vuruyor..
"Niye vurdun simdi bana?" diye soruyor merakla buyukbaba..
"40 yillik kotu seks icin" diyor buyukanne..
Buyukbaba oturdugu yerde gazetesini sarmaliyor. O da bir cop yapiyor. Kalkip buyukannenin basina tak diye vuruyor, o da..
"Peki bu nicin?" diye soruyor, buyukanne..
"Farki bildigin icin" diyor, buyukbaba..


Uzun ve yorucu bir ask ve sevisme seansindan sonra, doktor, az otesinde uyuklayan hastasina bakarken, birden fena halde sucluluk duygusuna kapilmis. Panikler gibi olunca, icini rahatlatmak icin kendi kendine soylenmeye baslamis..
"Sakin ol, Howard, sakin ol.. O kadar da dert etme kendine.. Bu dunyada hastasi ile sevisen ilk ve tek doktor sen degilsin.. Pek cok doktor yapmistir bunu.."
Tam o sirada kalbinin derinliklerinden vicdaninin sesini duymus:
"Ama Howard, sen veterinersin.."


Kardinal, genc rahibi aksam yemegine evine davet etmisti. Gece boyu, genc rahip, kapali giysiler icinde de olsa, hizmetcinin fevkalade vucudundan gozlerini pek ayiramadi. Bir ara, bir kardinale bakti, bir bu guzellige..
Aralarinda bir sey var miydi acaba?..
Kardinal genc rahibin dusuncelerini okumustu sanki..
"Bu genc ve guzel kizla iliskimiz, tamamiyle profesyonel. Evin islerini gormek uzere tutulmus bir hizmetcidir o.. Degil bir gece, bir saniye bile benim yatagima girmedi. Aklina baska sey getirme oglum" dedi.
Bir hafta kadar sonra, hizmetci, kardinalin calisma odasina geldi.
"Misafirinizin geldigi aksamdan beri, o guzel gumus corba kepcesini bulamiyorum. Onun alip goturdugunu dusunmezsiniz degil mi?" dedi.
"Ondan asla suphe etmem. Ama gene de bir mektup yazarim" dedi, kardinal ve yazdi..
"Sevgili Oglum, evimden bir gumus corba kepcesi aldigini soylemiyorum. Almadigini da soylemiyorum. Ama bildigim bir gercek var. Sen geldigin geceden beri, gumus corba kepcesini bulamiyoruz."
Birkac gun sonra, kardinal, genc rahipten bir yanit aldi.
"Muhterem Peder, hizmetcinizle yattiginizi soylemiyorum. Yatmadiginizi da soylemiyorum. Ama bildigim bir gercek var. Eger geceleri kendi yataginizda yatiyor olsaydiniz, gumus corba kepcesini simdiye kadar coktan bulurdunuz."


Hafta sonunu hem dinlenmek, hem spor yapmak icin planlayan genc kari koca, kentten hayli uzaktaki golf kulubune gitmisler..
Genc kadin topa bir cakmis.. Sangir.. Agaclarin arasindaki bir koy kulubesinin cami paramparca.. Ozur dilemek icin kosarak gitmisler.. Kirik camin arkasinda, odanin ortasinda golf topu, topun yaninda kirik bir sise.. Sisenin yaninda Brad Pitt mi desem, Banderas mi, bir yakisikli..
"Ozur dileriz, tazmin ederiz" derken kari koca, delikanli bir isaretle onlari susturmus. "Ne ozuru, asil ben size tesekkur borcluyum" diye.. Kari koca saskin saskin bakarken anlatmis..
"Ben cinim.. Tam 3 bin yildir bu sisenin icinde hapistim. Sizin topunuz siseyi kirdi, beni kurtardi. Simdi ikiniz de benden bir sey dileyin.. Aynen yapacagim. Yalniz dileklerinizin yerine gelmesi, benim dilegimi de sizin kabul etmenize bagli.. Yani iki sizden bir benden.."
"Peki" diye atlamis, koca sevincle.. "Bankada 10 milyon dolarim olsun.."
"Oldu" demis, cin.. Kadina donmus.. "Ya siz.."
"Sehrin en guzel villasi benim evim olsun. Saraylar gibi.. Hizmetcileri, usaklari, bahcivanlari ile.."
"Oldu" demis cin.. "Simdi sira bende.. Ne olur garip bulmayin.. Uc bin yil bu sisenin icinde.. Oyle ozledim ki.. Bu genc ve guzel kadinla bir kez sevismek istiyorum, bu dunyadan kaybolup cinler dunyasina gitmeden once.."
Genc kadin yakisikliya icten icten bakarken, koca once kizar gibi olmus, sonra dusunmus.. "Bu cin.. Yokolup gidecek. Kimse de bilmeyecek. Bankada 10 milyon dolar, 10 milyon dolarlik da bir saray.. Bu firsat kacirilir mi?.."
Cinle kadin, yan odaya gecmisler.. Kendilerini yataga atmislar.. Tam 2 saat suren bir unutulmaz seans.. Sonunda kadin giyinirken, cin sormus..
"Kocaniz kac yasinda?.."
"Otuzbes" demis kadin.. "Niye sordunuz?.."
"Bu devirde, bu yasa gelmis, hala cinlere inaniyor da.."


Sarisin yildiz adayi, ustu acik kirmizi arabasini gecenin bir vakti iyice tenhalasmis ve loslasmis Hollywood Bulvari'nda hizla surerken trafik polisi cevirdi..
"Hanimefendi, ehliyetiniz lutfen.."
"Ehliyet nedir, afedersiniz?."
"Kredi karti buyuklugunde bir karttir, hanimefendi. Uzerinde resminiz vardir."
Sarisin yildiz adayi cuzdanini cikardi, icinden bir yigin kart dokuldu. Uzerinde resmi olani buldu, uzatti.
Polis "Tesekkur ederim" dedi, "Simdi de ruhsatiniz lutfen.."
Sarisin mahcup mahcup sordu gene..
"Ruhsat nedir?.."
"O da deyim yerinde ise arabanizin kimlik kartidir. Genelde torpido gozunde durur" diye sabirla yanitladi, polis..
Sarisin torpido gozune uzandi. Orada gercekten oyle bir kart vardi. Onu da polise uzatti.
Polis ehliyet ve ruhsati inceledi. Ikisi de mukemmeldi. Gorunurde her sey normaldi ama ortada da bir gariplik vardi.
"Bir dakika lutfen" dedi sarisina ve motosikletinin yanina gitti, telsizle merkezdeki nobetci arkadasini aradi.. Olanlari anlatti.
Merkezdeki sordu:
"Kadin sarisin mi?.."
"Evet!.."
"Mavi gozlu mu?.."
"Evet!.."
"Super mini mi giyiyor?.."
"Evet.."
"Gogusleri kazagindan firliyor mu?."
"Evet.."
"O zaman hemen arabanin yanina git ve fermuarini indir."
"Ne cildirdin mi sen?.. Ben bunu nasil yaparim" diye bagirdi trafik polisi.
"Sen git dedigimi yap" dedi, merkezdeki..
Trafik polisi sarisinin yanina geldi, fermuarini indirdi..
"Neee" diye bagirdi, sarisin.. "Gene mi alkol muayenesi.."


Uluslarasi bir tip kongresi icin dunyanin dort bir yanindan doktorlar, Los Angeles'in en luks otelinde toplanmislar. Gunduz kongre.. Gece otelin barinda yarenlik.. Isini bilenler icin, sonu odalarda bitebilecek avlanma firsati..
Yakisikli doktor, barda hafif hafif ickisini yudumlayan muhtesem afeti gorunce fena heyecanlanmis, "Tanrim ne doktorlar yaratiyorsun" diye.. Kadin ben diyeyim Sharon Stone.. Siz deyin Raquel Welch.. Yanindaki tabureye suzulmus hemen.. Lafa baslamamin en kolay yolu, ortak meslekleri..
"Siz ne uzmanisiniz" diye soze girmis yakisikli..
Duraksamadan yanit vermis, Doktor afet..
"Ben penis uzmaniyim.."
"Anlamadim" diye kucuk dilini yutarak sozunu kesmis yakisikli..
"Uzmanlik dalim penistir benim" diye devam etmis, doktor afet.. "Dunyayi dolasip, cesitli milletlerin penislerini inceliyorum. Sonra da bunun, kadinin tatminindeki etkilerini.."
Yakisiklinin saskin saskin baktigini gorunce, biraz daha aciklamis, Doktor afet..
"Simdi bakin.. Italyan ve Iran erkekleri kadinlari cildirtmalari ile unludur.. Neden mi? Italyan erkeginin penisi ince ama uzundur. Derinligine uyarir. Vajinal orgazma ulastirir kadini. Iran erkegininki ise, kisa ama kalindir. Birlesme aninda klitorise baski yapar.. Bu da klitoral orgazm saglar.."
Bir an duraklamis Doktor afet..
"Neler konusuyoruz boyle.. Daha tanismadik bile.. Benim adim Marylin Taylor.. Ya sizinki.."
Ayaga kalkip saygi ile egilmis yakisikli:
"Roberto Rafsancani!.."


Bir hanimefendi doktora gitmis.. Checkupa.. Yani yillik kontrola..
"Doktor" demis.. "Ben fevkalade saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var. Gaz kaciriyorum.. Durmadan gaz kaciriyorum.. Evde.. Iste.. Kilisede.. Otobuste, asansorde, super markette..Durmadan kaciriyorum.. Ama fazla da sikayetim yok. Kendime hic sorun yapmiyorum bunu.. Cunku benim kacirdigim gazin ne kokusu var, ne de sesi cikiyor.."
Doktor, bir hap yazmis kadinin recetesine.. "Bu haplardan gunde uc tane al, haftaya gel gene beni gor" diye..
Ertesi hafta kadin hisimla girmis doktorun muayenehanesine.. "Doktor" demis.. "Hey doktor.. Gecen hafta verdigin haplardan sonra, kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi.."
Doktor "Guzel" demis.. "Cok guzel.. Demek Sinusleriniz tedavi oldu.
Simdi sira geldi, kulaklarinizdaki probleme.."


Allah'in unuttugu Teksas kasabasindaki "The Saloon"a girdi yalniz koyboy.
Uzun yoldan geldigi belliydi, ustu basi toz icindeydi. "Ben yukari banyo yapmaya cikiyorum. Sen asagiya bir masa hazirla.. Bir de kadin bul oturt" dedi, barciya..
"Buraya en yakin kadin, colun ote yaninda" dedi, barci.. "Ama salonun arkasinda bir agil var!.."
Kovboy midesi bulanarak reddetti teklifi.. "Olsem boyle sey yapmam" diyerek..
Ama ertesi gece kendisini cok yalniz hissetti. Agila gitti, minik sirin bir domuz carpti gozune.. Odasina cikardi, tertemiz yikadi. Taradi, kulaklarinin arkasina bir de kirmizi kurdele bagladi. Domuzu koltugunun altina alip, salona indi.. Bir bakti ki, her masada cesit cesit hayvanlar, kovboylarla beraber.. Bizimki domuzu ile bos bir masaya yaklasirken,
salonda hizli bir fisildasma dolasmaya basladi. Kovboy sasirdi.. Barmene gitti dogru.. "Herkes ayni seyi yapiyor, simdi bu saskinliklari neden?" diye sordu..
"Herkes ayni seyi yapiyor da" dedi, barci.. "Serifin sevgilisi ile yapmiyor!.."


Apollo astronotlarindan Neil Armstrong, ayda ilk adimlari atarken "Bir insan icin kucuk, ama insanlik icin buyuk bir adim" demisti ve bu sozler tarihe gecmisti. Armstrong'un birkac adim sonra fisildadigi "Iyi eglenceler Bay Gorsky" deyisinin uzerinde ise kimse durmadi. Herkes
Armstrong'un ay yolunda Amerikalilar'la yaris halinde olan Rus astronotlarindan biriyle dalga gectigini dusunmustu.. Ama bir merakli gazetecinin arastirmalari, hicbir ulkenin uzay programinda Gorsky adinda bir kozmonot, ya da astronot bulunmadigini ortaya koydu.
Gazeteciler yillar yili Neil'e, "Bu Gorsky kim, bu sozler ne demek?" diye sordular yanit alamadilar.. Rivayet olunur ki FBI ve CIA ajanlari da uzun yillar bu cumlenin bir sifre olup olmadigini arastirdilar, astronotlarinin vatana bagliligindan supheye dusup..
Sonunda bir gun Neil, gazetecileri toplayip "Baylar" dedi.. "Bay Gorsky öldü. Simdi artik konusabilirim."
Sonra anlatti.. Cocukken agabeyi ile bahcede beyzbol oynarken, top komsulari Gorskyler'in bahcesine kacmis. Neil, tam komsularinin yatak odasinin penceresinin dibine dusen topu alirken, aralik duran pencereden, Bayan Gorsky'nin sesini duymus..
"Agzimi.. Agzimi kullanayim istiyorsun oyle mi?.. Ne zaman komsunun oglu ayda yurur, o zaman gorursun agzimi.."


vAdam gecenin bir vakti evine giderken, yol kenarinda otostop yapan guzel bir kadin gordu.. Durdu. Lafi uzatmaya gerek yok.. Az sonra kendilerini Belgrad Ormanlarinda bir yol kenarinda buldular. Arka koltuga gectiler.
Kadin cilgin gibi sevisiyordu..
Bitince "Bir daha.." diye ciglik atti.. "Bir daha.."
O da bitti..
"Bir daha.."
Guc bela bir daha.. Adamin artik ayaga kalkacak hali yok.. Kadin hala ayni sarkiyi soyluyor..
"Bir daha.. Bir daha.."
Tam o sirada arkalarinda bir araba daha durdu.. Birisi indi, yanlarina geldi ve cami tiklatti..
"Sizi boyle bir zamanda rahatsiz ettigim icin cok ozur dilerim, ama cok muskul durumdayim. Lastigim patladi. Gecenin bu saatinda burda bana kriko verecek sizden baska kimse yok.."
Arabadaki adam cevap verdi..
"Ben senden daha muskul durumdayim. Sana sadece krikomu vermem, hatta lastigini de degistiririm.. Eger buraya gecer, benim yerimi alirsan.." Teklif yeni geleni saskina dondurdu, ama karar vermekte gecikmedi..
"Ben istedim bir goz, Allah verdi iki goz.. Madem oyle istiyor, oyle olsun. O lastik degistirirken biz de keyfimize bakalim.." Arka koltuktaki adamla, yeni gelen yer degistirdiler..
Birkac dakika gecmeden bir siren sesi duyuldu. Yanip sonen kirmizi mavi isiklar yaklasti, tam yanlarinda durdu. Arabadan inen polis el fenerini ondeki arabanin arka koltuguna dogrulttu..
"Hey siz, ne yapiyorsunuz orda.."
"Sey memur bey" diye kekeledi arka koltuktaki adam.. "Karimla sevisiyorum iste.."
"Iyi de" dedi, polis, "Bu isi kendi evinizde yapsaniz olmaz mi?.. Madem kariniz.."
"Tabii" dedi adam.. "Tabii daha iyi olurdu. Ama, siz bu isigi tutana kadar, onun karim oldugunu bilmiyordum ki.."


On yildir evlilermis.. Ama gerdek gecelerinden baslayarak, adam hep karanlikta sevismek konusunda israr etmis.. Kadincagiz yillar yili kac kez sabahlara kadar yalvarmis, bir kerecik olsun, isiklari yakip sevismek icin ama adam hep inatla "Hayir" demis.. "Kesinlikle olmaz. Ille de karanlikta sevisecegiz.."
O gece kadincagiz gene isiklari yakmak icin yalvaracak gibi olmus, ama hemen vazgecmis. Kocasi on yil sonra insafa gelecek degil ya..
Vazgecmis ama sadece yalvarmaktan.. Kafasina koymus, bu kez cunku.. Tam sevismenin en heyecanli ani, en doruk noktasinda elini kaydirip, yatagin bas ucundaki gece lambasinin dugmesine dokunuvermis.. Bir de gorsun.. Kocasinin beline, o yapay aletlerden biri bagli degil mi?..
"Bunu bana nasil yaparsin" diye haykirmis.. "Bunca yildir, bu isi sahte bir aletle yaptigini bana soylemedin bile.. Hemen acikla bana her seyi..
Hemen.."
Adam cok ama cok sogukkanli yanit vermis..
"Tamam, tamam.. Her seyi izah edecegim sana.. Ama once sen bana su uc cocugumuzu izah et, bakalim!.."


Efendim bir Tonton Amca varmis kasabada.. Kahveye gelip, nargilesini yaktimi, sohbetine doyum olmaz, etrafina mutluluk sacarmis.. Bu sirin, bu gulec Tonton Amca'nin bir tek takintisi varmis. Nargilesine dokunulmasi.. Birisi kazara bile olsa dokundu mu, dunya kufur sozlugu baslarmis amcanin dilinden dokulmeye..
Bir gun kahveye bir yabanci gelmis.. Her gelen yabanciya oldugu gibi, ona da Tonton Amca'yi anlatmislar.. "Az sonra gelir, aman nargilesinden uzak dur" demisler..
"Siz ne diyorsunuz" demis yabanci.. "Degil dokunmak, ben onun nargilesinin
tombekisine tukururum, gene de agzini acmaz.."
Yabanci kendinden oyle emin ki, is iddiaya binmis.. Az sonra Tonton Amca kahveye gelmis. Hemen nargilesini kosturmuslar.. Marpucu agzina almis ki, "Aleykum selam" diye yabanci cokmus Amca'nin yanina.. "Selamin aleykum" demis, Tonton Amca.. Hos bes, derken sormus..
"Nerden gelirsin?.."
"Hapishaneden yeni ciktim.. Kasabama gidiyorum.."
"Gozunaydin" demis amca.. "Neden dusmustun, mapus damina?.."
"Babami kestim" demis, yabanci.. Tonton Amca irkilmis.. Ama sormus..
"Niye?.."
"Anami satiyordu da.."
Tonton Amca "Insan babasini oldurmemeli. Kimseyi oldurmemeli.. Ama anani satiyorsa, elinden bir kaza cikmistir Iste" demis.
"Yooo" demis, yabanci.. "Anami sattigi icin kesmedim onu.. Anam zaten orospuydu. Babam onu satiyor, bize para koklatmiyordu.. 'Ananin parasi ancak beni gecindirir' diye.. Ben de bunun uzerine kizkardesimi satmaya karar verdim.. Babam diretti, 'Kiz bakire, olmaz' diye.. Bunun uzerine bir gece kizkardesimin odasina zorla girdim. Kizligini bozdum. Ertesi gun satmaya basladim.. Babam ondan gelen paraya da el koydu.. Bunun uzerine son care, karimi satmaya basladim. Babam 'Gelin hakki' diye ondan gelen paraya da goz dikince aramizda kavga cikti. Cektim bicagimi kestim babami.."
Tonton Amca, dehset icinde dinliyormus yabanciyi..
"Sonunda hapse dustuk iste.. Genciz, suratina bakilir delikanliyiz. Hapishane raconu, her gece eski mahkumlar uzerimden gecmeye basladilar. Anlayacagin hapiste o ise de alistik" demis.. Sonra agzini calkar gibi yapmis, tukrugunu damaginda dolastirarak.. Ve de okka ile tukurmus, tam tombekinin ustune..
Kahvedekiler dehset icinde Tonton Amca'ya bakmislar.. Tonton Amca, hiklamis, miklamis, ama hicbir sey dememis, sonunda.. Yabanci bir daha tukurmus nargileye ve cikmis gitmis kahveden..
Hemen etrafini cevirmis, kahve halki, Tonton Amca'nin.. "Yahu biz parmagimizi sursek nargilene, sulalemizi kalaylardin. Oysa bu herif iki kez balgama bogdu tombekini de sesin cikmadi, bu nasil is?.."
Tonton Amca, kafasini kasiyarak cevap vermis..
"Yahu kizanlar, ne diyecegimi bilemedim. Herif benim bildigim butun kufurleri yasiyor zaten.. Ona ne diyecektim de, kufur yerine gececekti, soyler misiniz?.."


Cin'i kesfe cikan bir seruvenci, ucsuz bucaksiz bozkirlarda kaybolmus. Tam uc ay, otlar yiyerek, agaclar altinda uyuyarak yasamis.. Bir gun bir eski ciftlik evi cikmis karsisina.. Kapiyi calmis.. Bir yasli Cinli acmis..
"Uc aydir sefil haldeyim. Bir kap sicak yemek, bir sicak yatak.. Size hic dert olmam, ne olur" diye yalvarmis adam..
"Peki" demis, ihtiyar Cinli.. "Bu lafini unutma.. Guzel torunuma askinti olursan, Cin'in en korkunc uc iskencesini sana uygularim.."
Guzel torun da aksam yemegine katilmis. Dunyalar guzeli bir kiz. O da dogdugundan beri dedesi ile yalniz. Erkek yuzu gormemis. Adamin da karni doydukca icinde kipirdanmalar baslamis. Gizli gizli bakislar, vaatlerle gecmis yemek. Yemekten sonra herkes odasina cekildikten az sonra, adamin tavan arasindaki odasinin kapisi acilmis, bir Cin ipegi tul gecelik icinde huri torun adamin once odasina, sonra yatagina suzulmus.. Adam kiza sarilirken "Boyle bir gece uc degil, bin iskenceye deger" demis icinden.
Muhtesem bir gece gecirmisler birlikte.. Sabaha kadar. Gun isirken kiz odasina donmus, adam tum yorgunlugu ile derin uykulara dalmis.
Ogleye dogru bir uyanmis ki, gogsunun uzerinde muthis bir agirlik.. Birden fark etmis ki, uzerinde tam 50 kiloluk bir kaya parcasi var. Kayanin uzerinde de bir yazi:
"Birinci Cin Iskencesi.. Gogus uzerinde 50 kiloluk kaya.."
"Bunun nesi iskence" demis adam icinden.. Kayayi kucaklamis, pencerenin onune gelmis, asagi firlatmis. Tam o anda da, kayanin dibindeki ikinci yaziyi okumus:
"Ikinci Cin Iskencesi.. Sag testisin kayaya bagli.."
Asagi ucan kayayi yakalamasina imkan yok ya.. Adam kendisini de firlatmis kayanin ardindan, hayati pahasina teskilati kurtarmak icin..
Ikinci kattaki ihtiyarin odasinin onunden duserken, camda ucuncu yaziyi okumus:
"Ucuncu Cin Iskencesi.. Sol testisin karyolaya bagli!.."


Efendim eski devirde bir yeniceri iki garibana takmis... Onlara hayati zindan edermis. Ve o yeniceri gunun birinde olmus. iki gariban da intikam hirsiyla yanip tutusarak yenicerinin mezarini bulmus, uzerini bir guzel pislemisler...
Derken oradan gecen bir yeniceriye yakalanmazlar mi?
- Yiyin ulan simdi kendi pisliginizi de goreyim, diye gurlemis yeniceri.
iki gariban denileni yapmis. Ancak birisi carcabuk bitirmis de digeri bir turlu bitiremiyor. Merakla otekine sormus:
- Yahu sen nasil bitirdin ben mumkunu yok bitiremiyorum...
Oteki biraz da gururla:
- Prensibimdir, demis, ben yiyebilecegim kadar scrm...


Orta yasli yakisikli, barda yalniz basina oturan fevkalade seksi sarisinin yanina oturmus.. Laf lafi, laf kapiyi acmis tahmin edersiniz. Hangi kapiyi.. Yatak odasinin kapisini tabii.
Soyunmuslar.. Bembeyaz carsaflarin uzerine uzanirlarken seksi sarisin sormus:
"Siz discisiniz galiba.."
"Evet" demis adam, biraz saskin.. "Nerden anladiniz?.."
"Yataga girmeden once ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladiniz, ona dikkat ettim de.."
Yarim saat sonra, seksi sarisin bir daha mirildanmis:
"Siz sadece disci degil, cok buyuk, cok usta bir disci olmalisiniz!.."
Adam hafiften kasilmis.. Yatagin basucundaki sigara paketine uzanirken magrur magrur sormus:
"Peki bunu nerden anladiniz?.."
"Hicbir sey hissetmedim de.."


iki kadin dertlesiyormus...
- Sorma hayatim demis biri, basima oyle bir felaket geldi ki, anlatilir gibi degil.
- Hayrola, ne oldu?..
- Kocam yuzde 100 iktidar kaybina ugradi. Seks hayatim tamamen sona erdi.
Lafi oteki kadin almis;
- Guzelim demis, sen gene de haline sukret!.. Ya benim durumum?.. Benimki yuzde 300 iktidar kaybina ugradi!..
"Yuzde 300" lafini duyan birinci kadin itiraz etmis:
-Hic oyle sey olur mu ayol? Yuzde 100 kaybi anlarim da, yuzde 300 kayip nasil olur?
ikinci kadin anlatmis:
-Benimki gecen gun merdivenden iniyordu... Birden ayagi kaydi, yere dustu...
Hem parmakları kırıldı, hem dilini ısırdı!


Moskova'da tenha bir bar.. Sovyetler'in yikilmasindan sonra kente dolan Amerikan isadamlarindan biri, Teksasli Big John, barda o gece tanistigi bir Rus delikanlisi ile kafayi cekiyor.. Bir yandan da sohbet ediyorlar..
Teksasli, Teksas'ta her seyin ne kadar buyuk, Moskova'da ne kadar kucuk oldugunu anlatiyor durmadan..
Bir ornek.. Bir ornek daha.. Sabahin erken saatleri.. Big John ayaga firliyor.. Pantolonunun fermuarini asagi indiriyor.. Kocaman bir makine disari firliyor.. Teksasli parmagi ile makineyi isaret ediyor..
"Bill" diyor.. "Pekos Bill.."
Rus delikanli daha fazla dayanamiyor. O da ayaga firlayip fermuari asagi cekiyor.. Tam dort makine firliyor disari..
Moskof parmagi ile asagiyi isaret ediyor..
"Bil" diyor.. "Cernobil!.."


Amerika'da kucuk bir kasabada tenha bir pub.. Hayli carpici bir sarisin bara dogru yaklasir ve barmene dogru egilir.. Barmen hemen karsilik verir, o da egilir barin uzerinden sarisina dogru.. Sarisinin hareketleri de, sesi de ic giciklayicidir.. Elini uzatir, parmaklarini barmenin sakallarinin icine sokarken konusur:
"Buranin yoneticisi sen misin?.."
Sarisin, barmenin yuzunu iki eli ile oksarken adam yanit verir..
"Pek sayilmam.."
Kadin ellerini barmenin sakallarindan saclarina kaydirirken gene kisik sesle fisildar:
"Bana yoneticiyi cagirabilir misin hemen, ona soyleyeceklerim var.."
Adamin nefesi kesilir..
"Su anda cagirmama imkan yok.."
Tahrik oldugu artik iyice anlasilmaktadir.. "Bana soyleyin, ben yardim edebilirim belki.."
"Tabii edebilirsin" der, sarisin iyice kisiklastirdigi sesi ile.. Bu sirada parmaklarini barmenin agzina uzatmis, adamin onlari emmesine de izin vermistir..
"Tabii yardim edebilirsin hayatim.. Ona de ki, bayanlar tuvaletinde, tuvalet kagidi kalmamis!.."


Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar. Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis.. Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala bacaklarinin arasinda kelepceli.. "Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.."
Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda..
Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum.. Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."


Gecenlerde istanbul'dan kalkan bir ucak cogunlugu isadamlari ve milletvekillerinden olusan bir grubu Tayland'a goturmus. Yolda herkes pur nese... Bol bol seks fikralari anlatilmis. Hayaller kurulmus. Ucak Tayland'a yaklasirken pilot bir anons yapma geregi duymus:
- Sayin yolcular, Tayland guzellikleri kadar tehlikeleri de olan bir ulkedir. Kadinlarin maalesef yuzde 80 AiDS'li, yuzde 20'si veremlidir. Lutfen iliskilerinizde dikkatli olunuz...
Ucaktaki yasli bir zat anonsu duyamamis. Yanindaki genc adama sormus:
- Pilot ne dedi?
- Oksureni gotureceksin amca, kisaca onu dedi...


Bir kadinin cok sevgilisi varmis..
bir gun biri geliyor bir sure geciyor kapi caliyo kadin "eyvah kocam " deyip adami bir torbaya sokuyor..aciyo kapiyo meger baska bi sevgilisi.. tabi ikincisini iceri aliyo..bi sure sonra bi kapi sesi daha.. kadin gene "eyvah kocam " diyo onuda bi torbaya atiyo.. aciyo kapiyi baska bi sevgilisi ..onuda iceri aliyo bir sure sonra gene kapi..gene ayni olay..oda torbaya..kadin kapiyi aciyo gercekten kocasi bu sefer..herif bi bakiyo evde kocaman uc torba "bunlar ne " diye soruyo ..karisi pazardan alisveris yaptigini soyluyor.
Adam gidiyo birinci torbaya siki bi tekme atiyo.torbadan "gitgitgidak" sesi geliyo..ikinciye atiyo bi tekme "meeee " sesi geliyo ucuncuye bi tekme atiyo..ses yok..bi tekme daha gene ses yok..sert bi ucuncu bir tekme atiyor..torbadan bi ses.
-lan hayvan oglu hayvan ne tekme atiyosan ses gelmiyosa patates yada sogandir iste....


bi tane mafya babasi sevgilisinin evine gitcek ..kadin evli kadin tabi. adamlarina diyor ki..
-Gidin bir kalın bi bez ayarlayin pencerenin altinda gerin.. Kadının kocası gelirse pencereden atliycam..
Herifler basustune deyip gidiyolar..bir sure sonra pat pat kapi caliyo patron paldir kuldur pencereden asagi atliyor. kadin gidiyo kapiyi aciyo..patronun adamlarindan biri..diyo ki..
-Patrona soylermisiniz bez bulamadikta..


4 rahibe papaz efendiye gunah cikartiyolar:
1.rahibe: "penisi uc parmagimla tuttum"
papaz: "dua et, uc parmagini kutsal suyla yika"
2.rahibe: "ben avucladim"
papaz: "dua et, elini kutsal suyla yika" tam o sirada
4.rahibe atlar: "Papaz efendi once ben gidiyim cesmeye. Ben agzimi hemen yikarim,
3.rahibe kicini yikiycak uzun surer."


afrikada bi colde fransiz lejyonerleri var..neyse bu karargaha bi komutan atanmis..herif cevreyi gezerken falan bi bakmis bi deve.. yanindaki askere sormus "bu deve ne ise yarar?" asker de "onu cinsel ihtiyaclarimizi gidermek icin kullaniyoruz " demis. komutan kizmis tabii..kaldirin sunu ortadan cabuk..bi askere yakisir mi hic boyle bisey..kimse kullanmicak bu hayvani bi daha demis..askerler kaldirmislar bi ahira hayvani..
Gel zaman git zaman, bir ay iki ay..komutan tabii dayanamamaya baslamis..bakmis olcak gibi diil, bi deneyeyim demis... gtmis aksam vakti ahira..ama deve de cok yuksek..alttan almis olmamis, ustune cikmis, yavas yavas kayayim demis olmamis, oyle denemis olmamis boyle olmamis..en sonunda zorla bi pozisyon bulmus ve becermis... ama icinden de bu is boyle olmuyodur, mutlaka bi teknigi vardir demis..ertesi gun bi askeri cagirmis ve sormus: "ya, siz bu deveyi nasil kullaniyordunuz cinsel ihtiyaclarinizi karsilamak icin??" asker cevap
vermis: "cok kolay komutanim, burdan 10 mil otede bi genelev var,azinca atliyoz deveye oraya gidiyoz, isimizi gorup geri donuyoruz!!!!"


Amerikali genc kadin Japonlarin tarihi kenti Kyoto'da kucuk fakat temiz gorunumlu bir otele yerlesir. Resepsiyondaki gorevli ile konusurken bir ara gozu sehpanin uzerinde camekan icinde duran kucuk bir kurbagaya takilir. Daha dikkatli bakinca camekanin altindaki yaziyi okur: ''Tum isteklerinizi yerine getiren son Japon harikasi''.
Genc kiz resepsiyon gorevlisine donerek yazinin anlamini sorar.
Resepsiyonda calisan Suzuki hafif bir tebessum ile ''Akliniza gelen butun isteklerinize'' diye cevap verir.
Genc kiz kisa bir duraksamadan sonra kurbagayi 3 saatligine kiralar ve odasina cikar. Son Japon harikasi diye tanitilan kucuk kurbagayi masanin uzerine koyduktan sonra banyoya gider. Biraz sonra son derece seksi bir sekilde geri doner ve kurbagaya, ''hadi baslayalim'' der. Genc kizin gozlerine anlamsiz anlamsiz bakan kurbaga sadece ''vraaak vraaak'' diye
iki kez bagirir.
Genc kiz tekrar seslenir. Kurbaga yine sadece ''vraak vraak'' der. Fakat asıl işe bir turlu baslamaz. Bunun uzerine sinirle telefona sarilan genc kiz Suzuki'ye bagirmaya baslar, ''Sizin Japon harikasi kurbaganiz. hicbir ise yaramadi. Sabahtan beri sadece Wraaaak wraaaak bagiriyor. Bizi kandirmaya utanmiyor musunuz.
Suzuki binbir ozur diler ve hemen durumu halledecegini soyler. Elinde ince bir sopa ile odaya gelen Suzuki sopa ile kurbaganin kafasina iki kez vurur. Suzuki pantolonunun kemerini cozmeye calisirken kurbagayi azarlamaya devam eder.
''Bir isi ogrenmen icin kac defa gormen gerekiyor bilmiyorum. Bak simdi beni cok dikkatli takip et. Sana son kez nasil yapacagini gosteriyorum''.


Buyuk bir Japon sirketinin calisanlari icin duzenledigi moral gecesinde patron elemanlarinin sadakatini olcmek icin tek soruluk anket yapar ve ''Hayatta zevk alarak yaptiginiz is nedir?''
Butun calisanlar:
''Patrona ve sirkete hizmet etmek'' diye cevap verirken sadece ise yeni giren genc memur Suzuki:
''Insanin karisina karsi yerine getirmek zorunda oldugu isler'' der.
Patron genc memurun bu kadar acik yureklilikle verdigi cevap karsisinda cok duygulanir ve bu acik sozlu elamanina esi ile Hawai tatili armagan eder.
Suzuki yuzlerce kisi arasindan secilmenin sevinciyle eve kosarak heyecan icinde karisina olayi anlatmaya baslar. Suzuki tam patronun sordugu soruya en iyi cevabi verdigi icin Hawai tatili kazandigini soyledigi sirada kapi calinir. Karisinin annesi ve babasi gelmislerdir. Karisi anne ve babasini iceri buyur ettikten sonra yarim kalmis hikayenin sonunu ogrenebilmek icin merakla sorar:
''Peki sen ne cevap verdin?''
Karisinin anne ve babasinin yaninda dogru cevabi soylemekten utanan Suzuki:
''Karim ile sinemaya gitmek dedim'' der.
Tatilden dondukten sonra patron yeni evlileri yemege davet eder. Patron yemek sirasinda genc kadina donerek:
''Kocanizla ne kada ovunseniz azdir.
Ne dusunuyorsa onu yazmis'' der.
Genc kadin biraz buruk bir ifade ile:
''siz onun oyle dedigine bakmayin efendim bir yillik evliligimiz sirasinda soyledigi sey ancak uc kere oldu. Birincisinde evliligimizin ikinci gunuydu yapacak bir sey bulamadik onun icin oldu. Ikincisinde sonuna kadar sabredemedi. Ucuncude ise olayin en heyacanli yerinde uykuya daldi'.


DAG basindaki manastirdan, genc bir rahibeyi alisveris icin kasabaya yollamislar... Rahibe alisveristen sonra ormandan gecerken, birkac serseri yolunu kesmis ve olanlar olmus...
Rahibe kan ter icinde manastira donmus, hemen bas rahibeye cikarmislar, genc rahibe basina gelenleri allayip, pullayip anlatirken cok uzuldugunu, bu gunahtan nasil kurtulacagini soruyormus.
Bas rahibe "Sen simdi asagiya in, mutfaktan bir limon al, ortasindan kes ve yala!" demis...
Genc rahibe heyecanlanmis:
"Limon yalayinca gunahtan kurtulacak miyim?"
"Hayir kizim, hic olmazsa suratin ugradigin tecavuz yuzunden burusacak! Baksana simdi agzin kulaklarinda!"


Adam tuvalete gitmis bakmis arabinki o-ha... Sormus ya birader bizimki niye boyle degil'de seninki boyle? Arap demiski ben bunu hergun masaya 30 defa vuruyorum... Bir kac ay sonra karsilasmislar... arap hal hatir sormus... ne haber demis, teşkilat nasıl şimdi?...
Bizimki: vallaaa demiş rengini daha yeni tutturdum...


Her biri seksenlik uc ihtiyar kahvede oturmus oflayip poflayarak yasliliktan sikayet ediyorlar...
Birinci ihtiyar:
- Bes dakikalik yere yarim saatte zor gidiyorum artik, diyor, yaslilik dizlerime vurdu azizim...
ikinci ihtiyar inler gibi konusuyor:
- Sizi beklerken soyle gazetelere bir goz atayip dedim, gozlerimin agrisindan iki satir okuyamadim. Demek yaslilik gozlerime vurdu dostlar...
Ucuncu ihtiyar "Benim derdimi hic sormayin" der gibi basini salladiktan sonra diyor ki:
- Dun gece bizim hanima "Hanim gel biraz oynaşalım" diyecek oldum, "Bey daha iki saat once sevistik" demesin mi? Bende de yaslilik beyne vurdu azizim, hafiza diye birsey kalmadi.


Üç sperm hedeflerine doğru ilerlerken söyleşiyorlarmış:
- Birinci sperm: Eğer ben yumurtayla birleşirsem erkek olacağız.
- Ikinci sperm: EGer ben yumurtayla birleşirsem kız olacağız.
- Üçüncü sperm: Boşuna nefesinizi tüketmeyin. YEMEK BORUSUNDAYIZ!


DÜŞÜNÜŞ BİÇİMİ
Matematik öğretmeni ilkokul çocuklarına sormuş :
-Ağaçta 5 kuş var. Birini vurdum kaç kaldı.
Ahmet hemen :
-Hiç kalmaz. Çünkü sesten hepsi uçar, demiş.
Öğretmeni bunun üzerine :
-Olmaz öyle şey, diye cevap vermiş.
Burası matematik dersi.5 taneden biri vurulursa 4 tane kalır. Ama düşünüş biçimini beğendim.
Ahmet fena halde hırslanmış :
-Bende bir şey sorabilir miyim öğretmenim, demiş.
Sor bakalım.
-3 kadın dondurma yiyor, biri ısırarak, biri yalayarak, biri emerek yiyor.
Bunlardan hangisi evli.
Öğretmen kızarıp bozarmış. Sonunda :
-Bilemem, demiş.
-Emen mi?
Ahmet cevabı yapıştırmış :
-Yoo, parmağında alyansı olan. Ama düşünüş biçiminizi beğenmedim.


AFRİKA
Bir adam uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. Adam ne yapayım ne yapayım diye düşünürken birden bir Afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür. Adam içinden "İşte simdi boku yedik" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar.
- Hayır evladım boku yemedin.
- Peki ne yapmam gerek.
- Şuradaki mızrağı görüyor musun?
- Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır.
Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır.
- Evladım işte şimdi boku yedin.


UÇAKTA ANONS
British Airways'in Londra - New York seferini yapan yolcu uçağı Atlantik üzerinde uçarken pilotun şu anonsu duyulmuş:
- Sayın yolcular; sağ pencerelerden bakınca rahatça görebileceğiniz gibi sağ motorumuz yanmış ve çalışmaz hale gelmiş bulunuyor. Sol pencereden baktığınızda da sol motorun arka bölümünün uçtuğunu göreceksiniz.
Pencerenizden denize baktığınızda tam altınızda sarı bir şişme bot içinde üç kişi göreceksiniz. O kişilerden biri benim, biri yardımcı pilot, biri de sevgilim olan Hostes...
Size iyi yolculuklar ve bundan sonraki yaşamınızda mutluluklar dilerim.
Bu bir bant kaydıdır. Dinlediğiniz için teşekkürler.


KAMYON ŞOFÖRÜ
Temel kamyon soförüymüş. Çok dik bir yokuş çıkmış ve çok dik bir inişe gelmiş. İnmiş, inmiş bi bakmış frenler tutmuyor!!! "Ulen napak napak" derken aşağıya bakmış; sol tarafta pazar yeri, kalabalık 150-200 kişi. Sağ tarafta, duvar dibinde bir çocuk oturuyo. "Çocuk mocuk ama 100 kişiyi öldürmekten iyidir demiş ve kamyonu çocugun üstüne doğru sürmüş. Neyse olay olmuş bitmiş.
Temel mahkemeye çıkmış.
Hakim sormuş:
-Hele oğlum bi anlat 150 kişiyi nasıl öldürdün?
Temel:
-Hakim bey, bütün herşey çocuğun kalabalık üzerine koşmasıyla başladı!!!!!


TAKSİT
İngiltere' de bir hayvanat bahçesinde soyları tükenmekte olan bir çift goril kalmış. insanlar bunları çiftleştirip soylarını kurtarmaya
Çalışıyorlarmış ki erkek goril birden ölmüş. Ortalık birbirine girmiş. Gazetelere ilanlar verilmiş ve dişi gorile bir eş bulana büyük ödüller vaad edilmiş. Kimsenin elinden bir şey gelmiyormuş.
Herkes çaresiz çaresiz otururken bir Türk çıkmış ve bu işi halledeceğini ancak 50 bin dolar istediğini söylemiş. Hemen kabul etmişler. Türk uçağa atlamış önce İstanbul'a sonra da Ankara'ya gelmiş. Ankara' da otobüse binmiş. Pozanti yolu üzerinde bir kahvede inmiş. Kahveye girmiş bakmış bir suru kamyon şoförü oturuyor. Hepsine şöyle bir alici gözüyle baktıktan sonra bir tanesine `Sen gel' demiş.
Adam gelmiş, bizimki de ona durumu anlatmış. Böyle böyle bir durum olduğunu, gorile bir es aradığını ve adamın bu is için çok uygun olduğunu ve bunun bedelinin de 25 bin dolar olduğunu söylemiş. Kamyoncu düşünmek için 1 saat mühlet istemiş. 1 saat sonra dönmüş ve demiş ki :
"Tamam kabul ediyorum ama 3 şartım var:
1. Hayvani dudaklarından öpmem.
2. Doğacak çocuk erkek olursa babamın adını koyarım.
3. 25 bin dolarım yok. Taksit taksit öderim...."


ANA SÜTÜNÜN ÜSTÜNLÜĞÜ
Öğretmen, öğrenciye sormuş :
-Yeni doğan çocuklar için ana sütü niçin inek sütünden daha yararlıdır?
Öğrenci hiç duraksamadan cevabı yapıştırmış :
-Ana sütü bir kere çok daha lezzetlidir. Ekşime mekşime yapmaz. Kedi içmez.
Taşınması daha kolaydır. Üstelik ambalajı da çok nefistir!


BAŞKANLAR
ABD Baskani Bill Clinton, Ingiltere Basbakani Tony Blair ve Türkiye Basbakani Bülent Ecevit, bir gün, bir toplantida bir araya gelmisler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mi gazeteciler?
Önce Clinton'a sormuslar:
"ABD'de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?" Cevap vermis Clinton:
"Valla ben, 2 bin dolar veririm. Bin dolari ile geçinirler... Geri kalan bin dolari ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam!"
Gazeteci, ayni soruyu Blair'e de sormus... O da cevap vermis: "Ben, memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan bin sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hiç ilgilendirmez!"
Her ikisinden bu cevaplari alan gazeteci, bu defa da Ecevit'e sormus ayni soruyu:
"Türkiye'de bir memurun geçim standardi nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?"
Ecevit ne dese begenirsiniz?
"Valla, Türkiye'de bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon lira lâzim. Ama ben 150 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 150 milyonu nereden bulurlar, nasil geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!"


DÜNYA TÜRKLERİN OLACAK
Dünyanin gelismis ülkeleri bir araya gelmisler. Bir gün, en son teknolojilerle üretilmis bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemisler ve sormuslar:
"Dünyanin sahibi kim olacak?"
Bilgisayar uzun süre bilgileri degerlendirmis ve büyük an gelmis.
Nefesler tutulmus. Bilgisayar, sonucu yaziciya göndermis.
Hakem heyeti sonucu ilan etmis. "Türkiye"
Herkes sasirmis. Mutlaka bir yanlislik olmustur düsüncesiyle ayni soruyu bir kez daha sormuslar
Bilgisayar uzun süre çalistiktan sonucu yaziciya göndermis. "Türkiye"
Tüm dünya soka girmis. Birisinin aklina "niye?" diye sormak gelmis. Herkes bu fikri begenmis ve bilgisayara sormuslar. "Niye?"
Bilgisayar sonucu yaziciya hiç düsünmeden göndermis.
"Herkes bir gün uzaya çikacak ve dünya Türklere kalacak


Köylünün biri her seferinde dayak yemeden vergisini vermezmiş. Muhtarın ve tahsildarın tüm ısrarlarına kulak tıkar, ancak karakolda dayağı yedikten sonra vergisini verirmiş. Birgün karısı dayananamış ve demiş ki:
-Yahu, madem şu vergiyi vereceksin, neden dayağı yemeden vermiyorsun ?
Köylü pişkin pişkin cevap vermiş:
-Dayak yemeden vergi verirsek bunun kabadayılığı nerede kalır ?


İki müdür odacılarından şikayet ediyormuş. İkiside kendi odacısının daha aptal olduğunu iddia ediyormuş.
Birbirlerine kabul ettirmeye bahse girmişler. Bir tanesi zile basarak odacısını çağırmış ve demiş ki:
-Al şu 50 bin lirayı, git bana en son model arabalardan birini al getir.
-Başüstüne, diyerek çıkmış odacı kapıdan.
Ardından diğer müdür kendi odacısını çağırmış:
-Git şimdi bizim eve bak bakalım ben evde miyim?
-Emredersiniz efendim , demiş ikinci odacı.
Tam kapıda iki odacı karşılaşmışlar, onlarda müdürlerini çekiştirmeye başlamışlar. Biri demiş ki:
-Ya şu bizim müdür de çok salak, bana 50 bin lira verdi, git son model bir araba al gel dedi. Bugün pazar hiçbiryer açık değil ki!
-O da bişi mi, asıl benimki benden evine gidip kendisinin evde olup olmadığını öğrenmemi istedi. Aptal adam, elinin altında telefon var açıp sorsana!


Çocuk okuldan eve sevinç içinde koşarak gelmiş:
-Baba, bugün sınıfta birinci oldum!
-Aferin oğlum, neydi bakalım soru?
-Öğretmen ineğin kaç ayağını olduğunu sordu, bende "üç" dedim, birinci oldum.
-Nasıl olur oğlum, ineğin dört ayağı vardır.
-Evet öyleyimiş, fakat sınıftaki diğer çocuklar iki deyince ben birinci oldum.


Hocanın kapısı çalınmış . Başını pencereden uzatan Hoca, hırpani kılıklı bir adam görünce, " Kim o ?" diye seslenmiş. Adam, "Biraz aşağı iner misin ? Bir diyeceğim var," demiş hocaya. Hoca oflaya puflaya aşağı inmiş. Bakmış adam dilenci sadaka istiyor.
Hoca sinirlenmiş tabii, "Yukarı gel!" demiş dilenciye. Adam yukarı çıkınca da, " Allah versin," diye başından savmış.
Dilenci buna çok bozulmuş elbet.
-Be efendi, aşağıdayken söyleyemez miydin?
-Ya sen beni aşağı indirmeden isteyemez miydin ?


Hoca sakız çiğniyormuş. Yemeğe çağırmışlar . Gitmiş sofraya oturur oturmaz sakızı ağzından çıkarıp burnunun ucuna yapıştırmış çevredekiler :
-Ne yaptın Hoca? demişler.
Şu cevabı vermiş:
-Fukaranın malı gözünün önünde gerek.


Hoca bir söyleşi sırasında:
-Ee, arkadaşlar, demiş, bizde erenlerdeniz !
Densizin biri Hoca'yı güç duruma düşürmek için :
-öyleyse Hoca Efendi, demiş bir keramet gösterde görelim. Mesela şu dağı çağır, ayağına geliversin !
Hoca hiç bozuntuya vermeden üç kez:
-Ey dağ, ya mubarek dağ, yanıma gel! diye seslenmiş.
Tabii, dağda kımıldama olmamış. Adam sormuş:
-Ne oldu Hoca, dağ oralı bile değil?
Hoca Dağa doğru yürürken şu cevabı vermiş:
-Biz kibirli kişiler değiliz, dağ yürümezse abdal (gezginci) yürür!


Temel ile fadime hayli zamandır birlikte yaşıyorlarmış. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda biraz ihmalci davranıyormuş. Yıllar böyle geçmiş. Birgün fadime konuyu Temel'e tekrar açmış:
-Temel artık evlensek derim, sen ne dersin ?
-Temel umutsuz, başını sallamış:
-Ha bu yaştan sonra bizi kim alır Fadime ?


Bir gün nasıl olduysa üç Bektaşi namaza gitmiş. Tam namaz sırasında birinin etrafında bir arı dolaşmaya başlamış. Bektaşi bundan çok rahatsız olmuş ve demiş ki:
-Yahu etrafımda bir arı var, rahatsız ediyor, namazı bozacak diye korkuyorum.
Yanındaki:
İyide sen konuştun, namazın zaten bozuldu, bari kov şunu da bizim namaz bozulmasın.
Üçüncüsü de:
Neyse ki ben size uyup konuşmadım, yoksa benim namaz da bozulacaktı.


Dursun sürekli arabasına musallat olan Temel'e sinirlenmiş.
Artık bir araba almanın zamanı gelmedi mi sence Temel, demiş
Temel pişkin pişkin
-Niye nasıl olsa bütün arkadaşlarımın arabası var. Deyince sinirlenmiş dursun
-Ula niye evlendin peçi ?


Köyün Birinde adamlar dört vakit namaz kılıyorlarmış, bundan da şikayetciymişler. Köyün imamını, kasabaya müftüye yollamişlar:
- Git şu müftüye söyle de namazı üç vakte indirsin!
İmam müftüye gitmiş, selam, aleykümselam, lafa başlamış:
- Bizim köylü dört vakit namazdan şikayetçi..... der demez, müftü yerinden firlamış:
- Dört vakit namaz mi? Yıkıl git karşımdan, hic dört vakit namaz olur mu? Beş vakit, beş vakit, beş vakit namaz kılacaksınız!...
İmam süklüm püklüm köye dönmüş, yarı yolda köylüler karşılamış ve uzaktan bagırıp sormuşlar:
- Indirdi mi, Indirdi mi?
Imam yumrugunu sallamis:
- Nah indirdi, bindirdi, bindirdi!


Karadenizli Istanbul'a gelmiş, otele inmiş bakmış, barda herkes cin-tonik içiyor. O'da içecek ama garsona söylemeye utanıyor, ya yanlış söylersem diye. Bir hafta aynanın karşısına geçip calişmiş:
- Garson bey lütfen bir cintonik!
Sonunda tamam becerdiğine inanmış, gitmiş bütün ciddiyetiyle:
- Garson bey lütfen bir cintonik!
Ses yok!
Bir daha soylemiş:
- Garson bey lütfen bir cintonik!
- Sen karadenizli misin?
- Eyvahhh demis içinden, demek yine dogru dürüst soyleyemedim, dilimden anladı..
Sormuş:
- Nereden anladın?
- Burasi otel barı değil banka şubesi......


Temelin 14 kiloluk bir çocugu olmuş. Biraz hava atıp neşelenmek için kahveye gidip arkadaşlarına övüne övüne mujdeyi vermiş. Arkadaşları tabi hic inanmamışlar. Şaka sanıp,gülüp geçmişler. Aradan 1 ay gectikten sonra "ya dogruysa!" diye düşünüp temelin evine gitmişler. Temel onlara bebegi gostermiş. Bakmışlar bebek 2 kilo falan. Temele sorunca, Temel hiç istifini bozmadan yanıt vermiş:
-Dogduğunda 14 kiloydu.. SUNNET ettik 2 kilo kaldi


Akıl hastanesinden iki deliyi salivereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?" demişler.  Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına cağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dokmuşler ve
-"Buyrun beyler, yiyiniz." demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, oteki araya girmis,
-"Once kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!


Bir gece, 3 vampir yarasanın canı muthiş derecede sıkılmış.
Düşünmüşler ve "Kan Içme Yarısması" yapmaya karar vermişler.
Önce birinci yarasa havalanmış, pırrrr diye...
15-20 dakika sonra geri dönmüş bizim avcı. Döndüğünde agzı ve dişleri kan içindeymiş bizimkinin. Diğerleri merakla sormuşlar:
-Ne oldu ya?.. Anlatsana.... Bizimki hiiic demiş, pişkin pişkin,
- Hani şu ilerde bir köy var ya,
- Eeee,
- Hani orada bir eşek varya, iste butun kanını içtim onun!!
- Waww, demiş diğerleri, büyük adamsın valla,,....
Biraz sonra, ikinci yarasa havalanmıs yalpalayarak, yarım saat sonra geri dönmuş, gecelerin korkusu.
Geri döndüğünde onun da yüzü, heryeri kan içindeymiş.. Diğer ikisi hemen sormuşlar:
- Eee baba, anlat bakalım sen ne yaptın.. başlamış bizimki:
- Hani ilerde bir köy varya, hani orada bir eşek leşi var ya - Eee eee, - Hani orada büyük bir çinar varya, hah..işte orada iki inek vardı,
içtim ikisinin de kanını.. Diğer iki yarasa hayretler icerisinde bakakalmışlar, uff be demişler. - Senin üstüne yarasa çikmaz bu alemde....
Sira 3. yarasaya gelmiş... Pirrr... 1 saat, 2 saat... yok bizimki,
derken sabaha karşı bizimki çikagelmiş..
Yalpalaya yalpalaya, zar zor iniş takımlarını açıp tutunmuş diger iki vampirin yanina. Geldiginde onun da daha bir yüzü gözü,eli ayağı kan içindeymiş.. Diger iki yarasa hemen atlamişlar:
- Ne oldu?
Başlamış anlatmaya bizimki:
- Hani ilerde bi köy var ya, hani orada bir eşek leşi var ya
- eee ee, demis digerleri merakla.
- Hani orada büyük bir çinar varya, o çinarın altında iki inek leşi var ya...
- eee ... ee..????
- Hani leşlerin yanında büyük bir kaya var ya...
- evet???
- Gormedim....Gormedim anasini satiimmmm....


Bir gün oğlu Temele gelmiş ve Teori ve Pratik arasindaki farkı iyi anlamayamadığını ve bir örneğe ihtiyacı olduğunu soylemiş...
Bunun uzerine Temel:
-"annene ve ablana git, onlara 500.000$ karsiliginda bir arap seyhi ile bir gece gecirip gecirmeyeceklerini sor",demis..
Oğlan, önce annesine sonra da ablasına aynı soruyu sormuş ve her ikisinin de, kisa bir tereddutten sonra, -"Neden olmasin ki", cevabini almis,
Cocuk, babasına geri donmuş,
-"Sordum baba"
-"Ne dediler?
-"Her ikisi de kısa bir tereddutten sonra kabul etti",
Temel söyle bir düşünmüş ve...
-"Bu ne demek biliyormusun ,oğlum, bankada teorik olarak, 1.000.000 $'ımız var,
pratikte ise evde iki orospu (afedersiniz)   bulunuyor....!"


Bir Fransız, bir İtalyan ve de klasik olarak bir Türk Avrupa da trenle seyahat etmeye karar vermişler. Neyse trenin birinin kompartmanına girmişler. Bir de ne görsünler. Bir Japon, yanında da taş gibi bir hatun oturuyor. Bizimkiler de tam karşılarına oturmuşlar. Baslamışlar Japon'u çekiştirmeye.
Italyan:
- "maymun gibi Japon taş gibi hatunu götürüyor, olmaz böyle, ben şimdi hatunu ayarlarım" demiş.
- "Önce Japon'u halletmek lazım",demiş Fransız.
Italyan dişarı çıkarken Japon'a seslenmiş, dışarı gelmesi icin. Bir iki dakika sonra dışarıdan pat küt sesler duyulmuş.
Kompartmanın kapısını İtalyan açmış, yüzü gözü kan içerisinde, bir gözü sişmiş falan filan.
Bizimkiler hayrette, sormuşlar ne oldu diye.
İtalyan:
- "tam herife girişecektim, ne olduğunu anlamadim" demis.
Japon da gelmiş az sonra, selam vererek yerine oturmuş. İtalyan sormuş,
- "yav kardeş, sen ne yaptın öyle yaaa İtalyan`a", diye.
Japon da
-"bizim oralarda çok kullanılan bir yöntem var, onu uyguladım.",demiş
- "Ne biçim yöntem bu?" diye sormuşlar.
Japon da: - "Oshidonun Koshidosu" demis. Fransiz bu olaya cok kızmışs,tabi ortada kadin olması da cabasi. - "Benim arkadaşıma bu yapılır mı ? "  demis ve Japon'u dışarı çagırmış.
Yine bir iki dakika sonra dışarıdan pat küt sesler duyulmuş.
Fransız içeri bir girmiş, yüzü gözü dagılmış, iki üç dişi kırılmış. Bizimkiler yine sormuş ne oldu diye.
Fransız da: -" abi, herife tam girecektim, dünyam karardı, olaya fransız kaldım, anlamadım" demis.
Japon girmis, hicbirşey olmamış gibi selam verip yerine oturmuş.
Fransız:
- " birader ne biçim bir yöntem bu yav?" diye sormuş. Japon da:
- " bizim orada çok ünlü başka bir yontem daha var demiş.
- " Mochidonun Kachidosu" diye de eklemiş.
Hepsi saşırmış. Bizim Türk içinden:
- " iki tane dev gibi herif dayak yedi, ama ne etcez, Türklüğe bok sürdürmiyeceğiz, dayak yersek biz de yeriz" demiş ve bizimki de dişarı cıkarken Japon'a seslenmiş.
Dışarı çıkar çıkmaz... "küüüüt" diye bir ses duyulmuş. Italyan'la Fransız içeri de saşırmışlar,,Türk için üzülmüşler ama bir bakmışlar Japon içeri girmiş, kafası yarılmıs, yüzü gözü kan içinde. Bu defa Japon'a sormuşlar...ne oldu diye. Japon da:
-" hic ",demiş.
Hemen arkasından Türk girmiş içeri. Japon Türk'e donmuş:
- " ne oldu yav, hiç bir şey anlamadım, ne yaptın öyle" diye sormuş. Bizim Türk de "sizin oralarda çok kullanılan bir yöntem" demiş.
Japon saşırmış.
- " Ne bu yav ben bilmiyorum" demiş.
Bizimki de elindekini göstermiş:
- " Toyota'nın Krikosu "


Iki tane ciftci, biri Adanali, digeri Kayserili...
sohbet ederken, tabi haliyle zenginlikleriyle ovunecekler...
Kayserili tarlalarinin coklugundan, isci yetistirememkten, urunlerin hersene telef olmasindan bahsedince Adanali atliyor:
- " Benim ciftlikte, sabah gunes dogmadan biniyoruz arabaya, aksam oluyo, biz hala ciftligin oteki ucuna yetisemiyo oluyoz, careesiz geri donuyoz".
Kayserili de hic bozuntuya vrmeden lafi yapistiriyo: -"Yaw bizim de vardi oyle bir arabamiz ama gecenlerde sattik, illet onlarla yolculuk ya.....


Hz.Isa bir gun yolda perisan bir adama rastlamiş..
Derdini anlamak icin yaklasip sormuş neyin var diye..
adam:
-" aman sorma", demis... "oglumu kaybettim onu ariyorum..."
Isa:
-" pek oglunu bir anlat bakayim
adam: -"ellerinde ve ayaklarinda civi delikleri vardi demis..
Isa, sok olmus ve adama sarilip haykirmis: -" baba...!"
adam da sasirmis ve o da, Isa'ya sarilmis: -" pinokyo...!"


Köylünün biri her seferinde dayak yemeden vergisini vermezmiş. Muhtarın ve tahsildarın tüm ısrarlarına kulak tıkar, ancak karakolda dayağı yedikten sonra vergisini verirmiş. Birgün karısı dayananamış ve demiş ki:
-Yahu, madem şu vergiyi vereceksin, neden dayağı yemeden vermiyorsun ?
Köylü pişkin pişkin cevap vermiş:
-Dayak yemeden vergi verirsek bunun kabadayılığı nerede kalır ?


İki müdür odacılarından şikayet ediyormuş. İkiside kendi odacısının daha aptal olduğunu iddia ediyormuş.
Birbirlerine kabul ettirmeye bahse girmişler. Bir tanesi zile basarak odacısını çağırmış ve demiş ki:
-Al şu 50 bin lirayı, git bana en son model arabalardan birini al getir.
-Başüstüne, diyerek çıkmış odacı kapıdan.
Ardından diğer müdür kendi odacısını çağırmış:
-Git şimdi bizim eve bak bakalım ben evde miyim?
-Emredersiniz efendim , demiş ikinci odacı.
Tam kapıda iki odacı karşılaşmışlar, onlarda müdürlerini çekiştirmeye başlamışlar. Biri demiş ki:
-Ya şu bizim müdür de çok salak, bana 50 bin lira verdi, git son model bir araba al gel dedi. Bugün pazar hiçbiryer açık değil ki!
-O da bişi mi, asıl benimki benden evine gidip kendisinin evde olup olmadığını öğrenmemi istedi. Aptal adam, elinin altında telefon var açıp sorsana!


Çocuk okuldan eve sevinç içinde koşarak gelmiş:
-Baba, bugün sınıfta birinci oldum!
-Aferin oğlum, neydi bakalım soru?
-Öğretmen ineğin kaç ayağını olduğunu sordu, bende "üç" dedim, birinci oldum.
-Nasıl olur oğlum, ineğin dört ayağı vardır.
-Evet öyleyimiş, fakat sınıftaki diğer çocuklar iki deyince ben birinci oldum.


Hocanın kapısı çalınmış . Başını pencereden uzatan Hoca, hırpani kılıklı bir adam görünce, " Kim o ?" diye seslenmiş. Adam, "Biraz aşağı iner misin ? Bir diyeceğim var," demiş hocaya. Hoca oflaya puflaya aşağı inmiş. Bakmış adam dilenci sadaka istiyor.
Hoca sinirlenmiş tabii, "Yukarı gel!" demiş dilenciye. Adam yukarı çıkınca da, " Allah versin," diye başından savmış.
Dilenci buna çok bozulmuş elbet.
-Be efendi, aşağıdayken söyleyemez miydin?
-Ya sen beni aşağı indirmeden isteyemez miydin ?


Hoca sakız çiğniyormuş. Yemeğe çağırmışlar . Gitmiş sofraya oturur oturmaz sakızı ağzından çıkarıp burnunun ucuna yapıştırmış çevredekiler :
-Ne yaptın Hoca? demişler.
Şu cevabı vermiş:
-Fukaranın malı gözünün önünde gerek.


Hoca bir söyleşi sırasında:
-Ee, arkadaşlar, demiş, bizde erenlerdeniz !
Densizin biri Hoca'yı güç duruma düşürmek için :
-öyleyse Hoca Efendi, demiş bir keramet gösterde görelim. Mesela şu dağı çağır, ayağına geliversin !
Hoca hiç bozuntuya vermeden üç kez:
-Ey dağ, ya mubarek dağ, yanıma gel! diye seslenmiş.
Tabii, dağda kımıldama olmamış. Adam sormuş:
-Ne oldu Hoca, dağ oralı bile değil?
Hoca Dağa doğru yürürken şu cevabı vermiş:
-Biz kibirli kişiler değiliz, dağ yürümezse abdal (gezginci) yürür!


Temel ile fadime hayli zamandır birlikte yaşıyorlarmış. Fadime evlenmek istiyor, ama Temel bu konuda biraz ihmalci davranıyormuş. Yıllar böyle geçmiş. Birgün fadime konuyu Temel'e tekrar açmış:
-Temel artık evlensek derim, sen ne dersin ?
-Temel umutsuz, başını sallamış:
-Ha bu yaştan sonra bizi kim alır Fadime ?


Bir gün nasıl olduysa üç Bektaşi namaza gitmiş. Tam namaz sırasında birinin etrafında bir arı dolaşmaya başlamış. Bektaşi bundan çok rahatsız olmuş ve demiş ki:
-Yahu etrafımda bir arı var, rahatsız ediyor, namazı bozacak diye korkuyorum.
Yanındaki:
İyide sen konuştun, namazın zaten bozuldu, bari kov şunu da bizim namaz bozulmasın.
Üçüncüsü de:
Neyse ki ben size uyup konuşmadım, yoksa benim namaz da bozulacaktı.


Dursun sürekli arabasına musallat olan Temel'e sinirlenmiş.
Artık bir araba almanın zamanı gelmedi mi sence Temel, demiş
Temel pişkin pişkin
-Niye nasıl olsa bütün arkadaşlarımın arabası var. Deyince sinirlenmiş dursun
-Ula niye evlendin peçi ?


Köyün Birinde adamlar dört vakit namaz kılıyorlarmış, bundan da şikayetciymişler. Köyün imamını, kasabaya müftüye yollamişlar:
- Git şu müftüye söyle de namazı üç vakte indirsin!
İmam müftüye gitmiş, selam, aleykümselam, lafa başlamış:
- Bizim köylü dört vakit namazdan şikayetçi..... der demez, müftü yerinden firlamış:
- Dört vakit namaz mi? Yıkıl git karşımdan, hic dört vakit namaz olur mu? Beş vakit, beş vakit, beş vakit namaz kılacaksınız!...
İmam süklüm püklüm köye dönmüş, yarı yolda köylüler karşılamış ve uzaktan bagırıp sormuşlar:
- Indirdi mi, Indirdi mi?
Imam yumrugunu sallamis:
- Nah indirdi, bindirdi, bindirdi!


Karadenizli Istanbul'a gelmiş, otele inmiş bakmış, barda herkes cin-tonik içiyor. O'da içecek ama garsona söylemeye utanıyor, ya yanlış söylersem diye. Bir hafta aynanın karşısına geçip calişmiş:
- Garson bey lütfen bir cintonik!
Sonunda tamam becerdiğine inanmış, gitmiş bütün ciddiyetiyle:
- Garson bey lütfen bir cintonik!
Ses yok!
Bir daha soylemiş:
- Garson bey lütfen bir cintonik!
- Sen karadenizli misin?
- Eyvahhh demis içinden, demek yine dogru dürüst soyleyemedim, dilimden anladı..
Sormuş:
- Nereden anladın?
- Burasi otel barı değil banka şubesi......


Temelin 14 kiloluk bir çocugu olmuş. Biraz hava atıp neşelenmek için kahveye gidip arkadaşlarına övüne övüne mujdeyi vermiş. Arkadaşları tabi hic inanmamışlar. Şaka sanıp,gülüp geçmişler. Aradan 1 ay gectikten sonra "ya dogruysa!" diye düşünüp temelin evine gitmişler. Temel onlara bebegi gostermiş. Bakmışlar bebek 2 kilo falan. Temele sorunca, Temel hiç istifini bozmadan yanıt vermiş:
-Dogduğunda 14 kiloydu.. SUNNET ettik 2 kilo kaldi


Akıl hastanesinden iki deliyi salivereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?" demişler.  Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına cağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dokmuşler ve
-"Buyrun beyler, yiyiniz." demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, oteki araya girmis,
-"Once kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!


Genç karı koca yataklarında uyurken kadın rüyasının etkisi altında "eyvah kocam" diye bağırmış kocası uyku sersemi fırlayıp gardıroba saklanmış.
Öpücük
Diskoda bir güzel eglendikten sonra delikanlı sevgilisini evine götürmüş. Kapıda tam ayrılacakları vakit oğlan bir elini duvara dayayarak kızcagızı kapı ile kendi arasına sıkıştırmış...
- Bir kere öpücem!...
- Olmaz, komşular görür... Derken tartışma uzamış. O sırada kapı açılmış, küçük kızkardeş gözlerini oğuşturarak kapıda belirmiş. Ablasına dönüp:
- Babam diyor ki, demiş, öptürecekse öptürsün yoksa ben asağı inip o herifi öyle bir öperim ki bir daha unutamaz... Hem söyle şuna abla, elini de diafonun düğmesinden çeksin...


Bir ingiliz lordu karısını yatakta bir genç adamla basmış...onları öyle görünce kadına:
-"sayın leydim bu yaptığınız genel ahlaka sığmaz ben size güvenmiştim, güvenimin sonsuza kadar süreceğini tahmin ediyordum... bana bunu yapamamalıydınız....",
diye yarım saat nutuk çeker. Ama sonunda dayanamaz ve yataktaki gence döner:
- "Ve siz sevgili genç, en azindan ben konusurken durmak nezaketini gösterebilirdiniz...


Yaşlı Alman çift Türkiyeden tatilden dönüyorlarmış otelden çıkarak bir taksiye binmişler ve tutmuşlar havaalanı yolunu. Bu sırada taksi şoförü sormuş: Hangi ülkeye gidiyorsunuz?
Ihtiyar adam :Almanyaya demis. İhtiyar kadının da kulakları pek duymuyor tabii kocasına: ne diyoor? diye sormuş. Adamda nereye gittigimizi soruyorda... demis
Biraz yol aldıktan sonra taksi şoförü tekrar: Almanyanın hangi şehrine demiş?
İhtiyar adamda Hamburg demiş..
İhtiyar kadin yine : Ne diyooor? diye sormuş Adam: Hangi sehirde kaldigimizi soruyor demis..
Taksi şoförü :Ben demiş hayatımın en kötü seksini Hamburgta (sao paulo da) yaptım demiş
Sagır kadın yine sormuş: Ne diyooorrr?
İhtiyar adam da demis: Seni tanıdığını söylüyooorrr.....


Bekar biri dert yanıyormuş : Evlilik ne kadar kolay sarhoş kafayla evlendirme memurunun önüde bir evet kelimesi kullanıyorsun ve ömür boyu başına kadını musallat ediyorsun...
Öteki arkadaşı buna katılmamış ve demişki : O kadarda değil , gece yatarken uyuyor gibi yapıpta bir kaç kadın ismi sayıklarsan bir çabuk boşanırsınki.....


Kadın elindeki ipek mendili kocasina göstererek: Bu senin sekreterinin değilmi?
Adam da : nerden buldun onu?
Kadin : Ben değil postacı yatak odamızda buldu....


Ölüm yatağındaki kadın kocasına sormuş : Bana söz ver ben öldükten sonra elbiselerimi evleneceğin kadına giydirmeyeceksin...adam da demis:
saçmalama birincisi sen haftaya kalmaz iyileşirsin, ikincisi onun boyu seninkinden ufak elbiselerin ona olmaz...


Adam karısına demis : Karıcığım işler biraz kötü gidiyor, biz çok para harcıyoruz. Sen yemek yapmasını öğrensen de mutfakta çalışan aşçının işine çıkış versek...
Kadın hemen cevaplamış : Eğer sen sevişmeyi ögrenirsen ilk önce makam şöförünü kovalım istersen.


Adamın biri pazarlama firmasında çalışıyormuş. İşinde çok başarı göstermiş ve patronu yanına çağırmış seni tebrik ederim demiş. Seni ödüllendireceğim seni Brezilyadaki firmanın başına müdür yaptım hemen esyalarını topla ve git adamın sevineceğini sanmış ama adam bu işe tepki göstermiş. Olmaz öyle sey ben oraya gitmem demiş. Patron niye diye sormuş. Adam ordan ya futbolcu çıkar yada hayat kadını çıkar benim ne işim var orda demis. Bu seferde patron sinirlenmiş sen nediyorsun be adam hayat kadını çıkar demekle. Benim karım Brezilyalı demiş. Pazarlamacı adam çekingen bir sesle şey patron karınız hangi takımda oynuyor. :)))

Görüyorum

Amerikan Delegesi Hanimefendi kürsüye gelmis..
"Geçen yilin kararlarini aynen uyguladim.Eve gider gitmez kocama: 'Bundan sonra temiz çamasir istersen kendi çamasirini kendin yika. Iste makine orda..' dedim.
Ilk gün birsey görmedim.Ikinci gün birsey görmedim.Üçüncü gün bir baktim, makinenin basinda sadece kendi camasirlarini degil, benimkileri de yikiyor."
Alman Delegesi söz almis, arkasindan..
"Ben de kararimiz geregince kocama: 'Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulasigini kendin yika'

AMELIYAT YERI

Iki sevgili bir agacin gölgesinde otururlar.Delikanlinin tatli sözleri arasinda bir ara kiz sevgilisinin kulagina fisildar :
-Sevgilim sana apandist ameliyati oldugum yeri göstereyim.
Delikanlinin gözleri parlar.
-Göster canim göster.
Kiz eliyle uzak bir yeri göstererek :
-Bak su ilerde görünen sari bina var ya, onun üçüncü kati....
EVCILIK OYUNU

On yildir evlilermis.. Ama gerdek gecelerinden baslayarak, adam hep karanlikta sevismek konusunda israr etmis.. Kadincagiz yillar yili kac kez sabahlara kadar yalvarmis, bir kerecik olsun, isiklari yakip sevismek icin ama adam hep inatla
"Hayir" demis.. "Kesinlikle olmaz. Ille de karanlikta sevisecegiz.."
O gece kadincagiz gene isiklari yakmak icin yalvaracak gibi olmus, ama hemen vazgecmis. Kocasi on yil sonra insafa gelecek degil ya..
Vazgecmis ama sadece yalvarmaktan. Kafasina koymus, bu kez cunku..
Tam sevismenin en heyecanli ani, en doruk noktasinda elini kaydirip,
yatagin bas ucundaki gece lambasinin dugmesine dokunuvermis.. Birde ne
gorsun. Kocasinin beline, o yapay aletlerden biri bagli degil mi?..
"Bunu bana nasil yaparsin" diye haykirmis..
"Bunca yildir, bu isi sahte bir aletle yaptigini bana soylemedin bile..
Hemen acikla bana her seyi.. Hemen.."
Adam cok ama cok sogukkanli yanit vermis..
"Tamam, tamam.. Her seyi izah edecegim sana.. Ama once sen bana su 3 cocugumuzu izah et, bakalim!.."

BEN DE GELIYORUM

Diyarbakir'da Sehmus okula gelir, tabii bizim Sehmus ilkokul talebesi, ama her tarafi yara bere icinde, hoca sorar
-Sehmus oglum ne oldu sana?,
Sehmus der
-Babam dovmistir.
Hoca sorar:
-Niye oglum?
-Valla bilmiyom hocam aksam evde yatiyik biraz sonra babamin sesini duyuyom, Ali uyudun mi Ali'den ses cikmiy Veli uyudun mi, e Veli'den de ses cikmiy Memed uyudin mi Memed'den de ses cikmiy Sehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadim diyrem oda
geliy beni doviy.
Bunun uzerine hoca, bak Sehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazimdir der. Sehmus kafa sallar eve gider, ertesi gun okulda Sehmus daha fena dovulmus olarak gelir. Bunu goren hoca merakla gider yanina ;
-Sehmus ne oldi kim yapti,der. Sehmus:
-Bubam yapmistir.
-Niye Sehmus ne oldi? Sehmus anlatir:
-Hocam aksam evde yatiyik biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, Ali uyudun mi Ali' den ses cikmiy Veli uyudun mi e Veli'den de ses cikmiy Memed uyudin mi Memed'den de ses cikmiy Seyhmus uyudin mi diy, ben de uyumadim ama hic ses itmedim
Bunun uzerine anam ile bubam bir giprasmaya basladiler anlamadim ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim...

ÇIPLAKLAR KAMPI

Temel annesi ve babasi seyahate gider. Fakat otelde bos yer yoktur.Otelci onlara ileride bulunan ciplaklar kampini tavsiye eder.
Baska careleri olmayinca oraya giderler. Birazdan Temel kosa kosa gelir ve annesine sorar: Anne neden bazi kadinlarin gogusleri buyuk bazilarin kucuktur? Annesi cevap verir.Oglum buyuk gogusluler aptaldir kucuk gogusluler akilidir ondan. Temel gider ve birazdan kosarak gelir.
Anne neden bazi erkeklerin organi buyuk bazilarin kucuktur ?
Oglum organi buyuk olanlar akilidir kucuk olanlar aptaldir. Temel biraz dusunur ve annesine cevap verir.
Biraz once babami aptal bir kadinla oynarken gordum ve git gide akillaniyordu.

SISEDEN IC

Adamin biri bir gece bir sokakta yururken yerde bos bir sise gorur.Can sikintisiyla siseye bir tekme vurur.Sans bu ya siseden bir cin cikar. Ne dilersen dile benden der. Adam biraz dusunur ve votka icmeye bayilirim ve istedigim zaman votka icmek isterim. Bu yuzden senden votka isiyebilmemi saglamani istiyorum. Ve cin isteneni yapar.Adam eve gelir bir bardak alir ve bardaga iser.Bardagi soyle bir havaya kaldirir.Temizdir..Koklar.Votka gibi kokmaktadir.Ve tadar..Hayatinda ictigi en iyi votka elindeki bardaktadir.Bardagi buyuk bir keyifle bitirir ve karisina seslenir..Kadin gelir.Onun icinde bardaga iser ve kadindan icmesini ister. Kadinnazlanir ama adam cok israr edince tadina bakar.ve o da enfes voykayabayilir.Butun gece icerler.Ertesi aksam adam eve gelir ve karisina iki bardak getirmesini soyler.Adam bardaklara iser ve sonuc yine aynidir ve yine sabaha kadar icerler.Ertesi aksam da adam eve gelip iki bardak ister ve yine alem yaparlar.Butun hafta boyle gecer .Cuma aksami adam!
yine eve gelir.Karisina bir tane bardak getirmesini soyler.Kadin bardagi alip gelir adam icine iser.Bir yudum alir ve oh ceker.Kadin sorar. Neden bir bardak istedin kocacigim ben icmeyecekmiyim?
Elbette, sen de iceceksin ama sen bu gece siseden iceceksin.

FARE

AliCan babasinin odasinda prezervatif bulmus. Baba bu ne demis. Babasi:
-Yavrum ben onunla fare öldürüyorum demis. AliCan cevabi yapistirmis:
-Baba sen fareleri mike mike mi öldürüyorsun?

BIR BULSAM

Adamin biri bir gun sehrin, hatta belki de ulkenin en meshur, her nasilsa, bayan olan, cinsel konularda uzman hekime gitmis muayene olmaya. Neyse bizimki doktorun karsisina cikmis, utana sikila, ancak
-Benim cinsel iliskilerde sorunum var- diyebilmis. Tabii ki bizim meshur ve ayni zamanda cok basarili bayan doktor demis ki:
- Merak etme, ben bu tur sorunlari cok gordum, hemen hepsi duzelir vs - daha sonra da bir ilac vermis 1 hafta kullanip kontrole gelmesini emretmis. Bizim adam, bir hafta sonra gelmis, demis:
- Doktor hanim benim sorunda hic bir degisiklik olmadi- doktor sasirmis, demis baska ilac ekleyelim bakalim, bir hafta sonra tekrar gel. Adam bir hafta sonra gelmis, demis
- Hic bir degisiklik yok-. Bizim doktor iyice sasirmis, demis sunu da kullan bakalim tekrar gel kontrole. Adam yine gelmis haftasina, demis
- Yok bir degisiklik-. Bizim doktor iyice sasirmis, kafayi yiyecek, demis
- Ben hic boyle vaka gormedim, gel beni yap, gormek istiyorum nasil beceremiyorsun.- Adam acmis baslamis bizim doktor hanimla mercimegi firina vermeye, bizim doktor iyice saskin, dondurmus kafasini, demis
- Hani beceremiyordun, bal gibi yapiyorsun- demis. Adam da:
-Doktor hanim, bulamiyorduk ki yapalim

HAPIS

Kadin, gece yarisi yanindan kaybolan kocasini bulmak için kalkar.Evde yalnizlik içinde, asagidan bir ses duyar. Asagi iner ve tekrar dinlemeye baslar, ama kocasini bulamaz. Biraz daha aramak için asagi depo'ya iner, orda kocasini dizleri üstüne çökmüs, duvara dönmüs agladigini görür.
merakla sorar, "Kocacigim, neyin var, ne oldu ?" Kocasi ,
"Hatirliyor musun, Baban bizi beraber yakaladiginda bir soru sormustu, ya evlenirsin yada 20 yil hapis çekersin."
Kadin sasirarak "Eeee ne oldu ?"
Adam, "Bu gün, hapisten çikacaktim da"

NASIL SAVUNMA AMA??

Bir çift , göl kiyisina tatile gider..
Gölde bazi bölümlerde balik avlamak yasaktir.Koca, yasak olmayan bölümlerde avlanarak, kadin da kitap okuyarak günlerini gecirmektedirler.Derken bir gün adam balik avlamaktan gelir ve ögleden sonra kestirmek üzere odasina cekilir.Kadinin cani sikilir ve botla golde bir gezinti yapmaya karar verir. Bu gezinti umdugu gibi gitmez ve botun hakimitiyetini yitirir. Bot göl üzerinde serbestce dolasmaya baslar.
Kadin da yapacak bir sey olmadigi icin çikarip kitabini okumaya baslar. Derken devriyeye cikmis olan serif kadini gorur ve yanina yanasir..
"Hanimefendi burada ne yapiyorsunuz?"
"Görmüyor musunuz kitap okuyorum."
"Ama bu bölgede balik avlamak yasaktir."
"Zaten ben de balik avlamiyorum"
"Ama gerekli butun ekipmana sahipsiniz, sanirim sizi karakola goturup ceza kesmem gerekiyor."
"Eger boyle bir sey yaparsaniz ben de bana tecavuz ettiginiz soylerim."
"Size dokunmadim bile..!!"
"Ama gerekli tum ekipmana sahipsiniz, degil mi?"

ESINIZI EVE ERKEN GETIRMENIN YOLU

Tipik bir maco tipik guzel bir kadinla evlenmis.
Dugunden sonra adam asagidaki kurallari siralamis
-Eger istersem evde olacagim canim ne zaman isterse..
bana gucluk cikarmani dir dir etmeni istemiyorum
-Baska turlu soylemedigim surece her aksam iyi bir
aksam yemegi hazir bulmak istiyorum
-Eski arkadaslarimla ava, baliga, icmeye veya kart
oynamaya da gidecegim ve sen karismayacaksin
Bunlar benim kurallarim yorumun var mi?"
Yeni gelin cevap vermis?
"Hayir, benim icin uygun.. Yanliz sunu bilmelisin bu evde
sex her gece saat 7 de olacak.Sen olsan da olmasan da .."

SADECE SARILMAK

Kari-koca yatagi giriyorlar, tansiyonlar yülseliyor, sevismeye
hazirlaniyorlar.
Ancak kadin durup dururken, "Dur, canim istemiyor, sadece bana
saril"diyor.
Adamcagiz, "Neden?" diyor.
Karisi: "Bir kadin olarak sevgi ihtiyaçlarimi anlamiyorsun" diyor
Adam, sevisemeyeceklerini anliyor ve kadinin istedigini yapiyor.
Ertesi gün, adam, karisini çok güzel bir magazaya götürüp, alisveris
yapiyor.
Kadin, 3 tane pahali kiyafet deniyor ama karar veremiyor. Adam,
karisina hepsini almasini söylüyor. Sonra, $200'dan 3 çift ayakkabi da aliyor..
Sonra, pirlanta küpeler aliyor. Kadin heyecanlaniyor, mutlu oluyor..
Kocasinin delirdigini düsünüyor ama umurunda degil, pirlanta kolye de
aliyor.Kocasi, "Kolye sevmezsin sen ama bunu begendiysen, alabilirsin" diyor.
Kadin zipliyor, yerinde duramiyor mutluluktan.
"Hazirim, kasaya gidelim" diyor kadin.
Kocasi: "Hayir, hayir, hayir bunlari satin almayacagiz ki" diyor.
Karisinin yüzü bembeyaz oluyor.
Kocasi: "Tabi almayacagiz, bunlara sadece sarilmani istiyorum"


NE KADARA?

Ingiliz leydisine sormuslar:
- Yüz milyona yapar misiniz?
- Yüz milyon fena para degil.
- Bir milyona yapar misiniz?
- Siz beni ne saniyorsunuz?
- Ne oldugunuzu anladik da pazarlik yapiyoruz.

NE KOYSAYDIK?

Vitrinde bir saat varmis, saat tamir ettirmek isteyen biri gelmis.
- Burasi sünnetçi, saat tamiri yapmiyoruz, demisler.
- Peki vitrine neden saat koydunuz?
- Ne koysaydik birader?

POMPA

Adam bogulmus. itfayenin pompasi agzina dayamislar devamli
çekiyorlar.Yosunlar denizanalari falan geliyor. Oradan geçmekte olan ve
pompadan anlayan bir adamcagiz uyarmis
- Poposunu denizden çikarmazsaniz pompa yanacak

ANNELER HERSEYI BILIR

Hasan annesini aksam yemegine davet etmis. Yemek sirasinda anne hep Hasan’in ev arkadasinin ne kadar cekici oldugunu dusunmeden edememis. Yemek boyunca ogluyla kiz arasinda neler oldugu konusunda meraktan çildiriyormus. Bunu farkeden Hasan ‘Annecigim Ayse ile aramizda inan hicbir sey yok. Biz sadece ev arkadasiyiz’ demis.Bir hafta kadar sonra Ayse Hasan’a sormus:
‘ Annenin yemege geldigi geceden beri çorba kepçesini bir türlü bulamiyorum. Nerde oldugu konusunda bir fikrin var mi? Sence annen almis olabilir mi?’
Hasan cevap vermis ‘Aldigini sanmiyorum ama bir e-mail gönderip ona sorayim’ ve annesine söyle yazmis:
‘Annecigim, sana aldin demiyorum, almadin da demiyorum ama gercek su ki bize yemege geldiginden beri çorba kepçesi kayip’
Bir kac saat sonra annesinden soyle bir e-mail gelmis:
‘ Sevgili oglum, sana Ayse ile yatiyorsun ya da yatmiyorsun demiyorum. Ama gercek su ki eger o kendi yataginda uyuyor olsaydi simdiye kadar corba kepcesini coktan bulmus olmaliydi..’

DEGISMEYEN SEY

Genc cocuk babasina ‘ Baba Afrika’nin bazi yerlerinde erkegin evlenene kadar karisini tanimadigi dogru mu?’
‘Evet ama oglum bu her ulkede boyle.'

AKILLICA

Kadin adama ‘ Siz üçüncü kocama ne kadar benziyorsunuz.’
Adam ‘Yaa! Kac kez evlendiniz?’
Kadin ‘Iki’

MELEK

Birici adam gururla ‘ Benim karim bir melek’
Ikinci adam ‘ Sanslisin benimki hala yasiyor.’

ES ILANI

Adam gazeteye ‘Es araniyor’ ilani vermis. Ertesi gun yuzlerce mektup almis. ‘ Benimkini alabilirsin!’

MALIYET

Kucuk cocuk babasina ‘Babacigim evlenmek kaca malolur?’
Baba ‘Bilmiyorum oglum, hala oduyorum.’

TANRI
Baslangicta Tanri dunyayi yaratti ve dinlendi. Daha sonra erkegi yaratti ve dinlendi. Ve sonra kadini yaratti. O gun bugundur ne Tanri, ne de erkek dinlenebildi

SORULAR

Neden erkekler karilarindan once olurler?
Cunku bunu isterler.
Iki kadinla evlenmenin en kotu yani nedir?
Iki kaynanaya sahip olmak.
Karinizin dogumgununu hatirlamanin en kolay yolu nedir?
Dogum gununu hemmen unutmaktir.
Eger karinizin sizin soylediklerinizi dikkatle dinlemesini istiyorsaniz : Uykunuzda konusun.
Dusunsenize eger evlilik olmasaydi erkekler oyle yasayip gideceklerdi, hicbir hatalarinin farkina varmadan.
Erkeklere gore evlilik nedir?
Bedavaya camasirlarinizi yikatmanin pahali yolu.


ANA FIKIR
Kadinlar kel kafayla, koca bir bira gobegiyle caddede boburlenerek yuruyup hala guzel olduklarini dusununceye kadar erkeklerle esit olamayacaklar.
:
ISTE KADIN ZEKASI
Bir kadinla bir adam ayri ayri arabalarinda giderlerken carpisirlar. Ikisinin de arabasi mahvolur ama sans eseri ikisi de hic yara almadan kurtulur. Arabalarindan surunerek cikarlar ve kadin adama bakip:
-Cok ilginc! Sen erkeksin ben de kadin.Arabalarimiz mahvoldu ama ikimizede hicbir sey olmadi. Bu belki de tanisip,dost olup,hayatimizin sonuna kadar huzur icinde birlikte yasamamiz icin bir isarettir" der.
Muthis heyecanlanan adam:
"Evet, galiba haklisin" diye cevap verir.
Saskinlikla "Bak, arabam hurdaya dondu ama bir sise sarap sapasaglam. Bu kesin bir isaret. Bu sarabi icip sansimizi kutlamaliyiz" diye devam eden kadin, sarap sisesini adama uzatir.
Adam siseyi alir, acar ve yarisini icip kadina verir.Kadin hemen sisenin mantarini kapatip adama geri uzatir.Bunun ustune adam sorar: "Sen icmeyecek misin?"
Kadin cevap verir: "Hayir, ben polisi bekleyecegim!" Terzi Agop

Terzi Agop ile Vartanus evlenmisler... Mutlu birkaç yildan sonra bir gün terzi Agop pat diye ölüvermis... Genç dul Vartanus da Demirci Agop ile evlenmis... Gerdek gecesi Demirci Agop geçmis Vartanus'un karsisina, yavas yavas soyunmaya baslamis...
Önce pazularini göstemis:
- Bunlar terzi Agop'ta var idi?
- Yok idi, demis Vartanus...
Sonra üstünü çikarmis genis gögsünü göstermis:
- Böyle gögüs terzi Agop'ta var idi?
- Yok idi, demis Vartanus...
Demirci Agop pantolonunu indirmis, bacak kaslarini göstermis:
- Bunlar terzi Agop'ta var idi?
- Yok idi, demis Vartanus...
En son demirci Agop külodunu indirmis:
Böylesi terzi Agop'ta var idi?
Vartanus'un sabri tasmis:
- Yok idi, yok idi, ama bu kadar zamanda terzi Agop seni de halleder idi, beni de halleder idi, üstüne iki de pantolon diker idi!

Zifaf Gecesi

Uzun ikna turlarindan sonra Ermeni mahallesinin 17 yasindaki güzeller güzeli ve yoksul aile kizi ZIVART, mahallenin zengin ve yasli 75 yasindaki MIGIRDIC bey ile evlendirilir.
Ilk gece migirdic bey ölür. Durumu süpheli bulan savciligin açtigi dava sonucunda; mahkemede hakim sorar:
Kizim anlat bakalim nasil öldü?
Zivart, utangaç ve ermeni sivesiyle anlatir:
Valla hakim bey, malumunuz zifaf gezesi... Migirdic bey üstüme geldi... basladi titremege...
ben zanetim geloor, meger gidoormus !?

Micro Soft

Karisi Bill Gates'ten bosanmak istemis. Hakim saskin, akli almiyor. "Hanimefendi lütfen sikintiniz nedir söyleyin , böylesine dünyanin en zengin adamindan insan neden bosanmak isteyebilir?" diye sormus.
Kadincagiz çok dertli. " Ah Hakim Bey", demis "nasil sikintim olmaz, biliyorsunuz iste hem < micro >, hem de < soft >".

Ya da...

Kadinla kocasinin arasinda uzun süredir bir faaliyet yokmus. Koca ne yaparsa yapsin karisinin ilgisini çekmeyi basaramiyormus. En sonunda çareyi karisini bir psikologa götürmekte bulmus. Psikolog genç ve güzel kadini problemini cözmek için :
"Anlatin bakalim bir gününüz nasil geçiyor "demis.
Kadincagiz baslamis anlatmaya ...
"Sabahlari ise geç kalmamak için taksiyle gidiyorum. Fakat yanimda para bulunmadigindan soför " Bayan ya parayi ödersiniz ya da ….." diyor. Mecbur kaldigim için ' ya da ' yi seçiyorum. Durum böyle olunca ise gec kaliyorum tabii Patronu kapida kaslarini çatmis beni beklerken buluyorum. Patron," ise böyle geç gelmeye devam edersen seni isten atarim ya da ….." diyor. Yine 'ya da' yi tercih etmek zorunda kaliyorum. Aksam eve yorgun argin geldigimde ev sahibi kapiya dayanip kirayi yine bir hafta geciktirdigimizi belirterek " ya kirayi hemen ödersiniz ya da …." diyor. Eee, haliyle 'yada' yi tercih ediyorum. Kocam eve geldiginde de o isi yapacak halim kalmiyor tahmin edersiniz …"
Psikolog kadina bakiyor :
"Hanimefendi tüm bu anlattiklarinizi kocaniza anlatabilirim ya da ….

Pratik Zeka

Adamin biri birgün felç olan bir arkadasini ziyaret etmis. Sohbet sirasinda felçli arkadasi adama "terliklerim yukarida kalmis onlari bana getirirmisin lütfen" diye rica etmis.
Adam yukari çikmis, bir de ne görsün! Felçli arkadasinin afet gibi iki kizi varmis. Hemen pratik zekasini çalistirarak
"Babaniz beni sizinle yatmam için gönderdi" demis.
Kizlar "Nasil olur! imkani yok demisler!"
Adam "inanmiyorsaniz soralim" demis ve asagiya seslenmis:
"iKiSiNiDE Miiii!".
Felçli adam bagirmis: "iKiSiNiDE! iKiSiNiDEEEE!"

Usta Disçi

Orta yasli yakisikli, barda yalniz basina oturan fevkalade sarisinin yanina oturmus.. Laf lafi, laf kapiyi açmis tahmin edersiniz. Soyunmuslar.. Bembeyaz çarsaflarin üzerine uzanirlarken seksi sarisin sormus:
- Siz disçisiniz galiba..
- Evet demis adam, biraz saskin..
- Nerden anladiniz?..
- Yataga girmeden önce ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladiniz, ona dikkat ettim de.."
Yarim saat sonra, seksi sarisin bir daha mirildanmis: - Siz sadece disçi degil, çok büyük, çok usta bir disçi olmalisiniz!.. Adam hafiften kasilmis.. Yatagin basucundaki sigara paketine uzanirken magrur magrur sormus:
- Peki bunu nerden anladiniz?..
- Zor olmadi, hiçbir sey hissetmedim de..

Akilli er

Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni
kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman
karardigi zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardindan SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktiktan sonra yasli kadin "Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi" diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.
Genc kiz da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi " diye dusunmektedir.
Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik" diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:
"Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya...

Üç dilek

Bir gün ayi ile tavsan ormanda geziyorlarmis.Karsilarina bir cin çikmis.Ayi ile tavsan korktuklari için kaçmaya baslamislar.Cin
"Durun kaçmayin"demis."Sizin üç dileginizi yerine getirecegim".
Önce ayiya birinci dilegini sormus. Ayi da "Bu ormandaki bütün ayilarin disi olmalarini ve bana asik olmalarini istiyorum"demis.
Cin daha sonra tavsanin ilk dilegini sormus.
Tavsan da"Motorbisiklet istiyorum"demis.Ayi tavsana"Sen salak misin?Daha güzel birsey isteyebilirsin"demis.
Cin ayiya ikinci dilegini sormus. Ayi:
"Bu ülkedeki bütün ayilarin disi olmalarini ve bana asik olmalarini istiyorum"demis.
Sonra tavsan"Ben kask istiyorum"demis. Ayi "Daha güzel birseyler istesene"demis ve son dilegini dilemis.
"Bütün dünyadaki ayilarin disi olmalarini ve bana asik olmalarini istiyorum"demis.
Tavsan motoruna binmis,kaskini takmis ve son dilegi su olmus;
"Ben bu ayinin ibne olmasini istiyorum"

Yer yoklugundan

Delikanli kiz arkadasi ile aganigi naganigi yapacak yer ararlar ancak
bulamazlar ve bir kamyonun altina girerler. Bir sure sonra
delikanlinin omzuna bir el dokunur delikanli bakar ki bir polis. Hemen
toparlanir ve polis sorar;
" Ne yapiyorsunuz bakayim siz burada"
Delikanli sogukkanli olmaya calisarak;
" Hiic der kamyon tamir ediyordum"
Polis " Bak oglum der bu cumle ile 3 hata birden yaptin"
" 1.cisi : Kamyon tamir edilirken yuz ustu degil sirt ustu yatilir"
" 2.cisi : Alt taraf degil ust taraf cikartilir"
" 3.cusu : Kamyon gideli yarimsaat oluyor"

Çim biçme makinasi
Supermarkete bir eleman aranmaktadir. Elemanin super tezgahtarlik bilgisine sahip olmasi on kosullardan biridir. Bunun icin her gelen
adaya bir de uygulama yaptirilarak performansina bakilmaktadir. Bir gun iceri bir aday daha girer ve ise talip oldugunu soyler.Bunun uzerine oradaki deneyimli tezgahtarlardan biri gelerek sinamak icin,
"Evlat simdi beni iyi izle" der. Ilk gelen musteri
"Bir paket cim tohumu istiyorum"der.
Bunun uzerine tezgahtar yesil, sari, uzun, kisa, cabuk buyuyen, kalin,ince bir suru cesit cim tohumunu ballandira ballandir anlatir ve adam sonunda "Bana yesil ve ince olanindan bir paket lutfen"der ve tam parayi odeyip cikacak bizim kurt tezgahtar,
"Beyefendi bir dakika. Size bir de cim bicme makinesi verelim" diyerek soze girer ve onlarca cesit cim bicme makinesini avantajlarini, odeme kolayliklarini,bir daha boyle bir firsat bulamayacagini adama gene ballandira ballandira anlatir ve sonunda adam cim bicme makinesini de alarak magazadan ayrilir.
Bizim kurt "Hadi evlat bi de seni gorelim"der ve evlat tezgaha gecer. Yeni gelen bay musteri bizim adaydan orkid ister. Bunun uzerine eleman
bayagi atesli bir sekilde orkid cesitlerini, renkleri kalinliklarini vs. vs. bizim kurt tezgahtardan hicte assagi kalmayacak bicimde anlatir. Musteri en sonunda bilmemne renkte orkidden bir duzine kadar alir. Parayi odeyip cikacakken bizim aday,
"Beyefendi size bir de cim bicme makinesi satalim" der. Adam,
"Hoppalaaa, niye ki?" diye soruncabizimki,
"Beyefendi hafta sonu bi is yapamiyacaksiniz, bari cimleri bicin !"

Cenaze
Bir adam sabah yururken ilginc bir cenaze kafilesi farkeder; onde giden
kopekli bir adam, arkasynda bir tabut ve 10 metre arkadan gelen bir
baska tabut ve tek syra olmus yaklasyk 200 adam. Tuhafina gider. Kafilenin basindaki adam kuskusuz cenazenin sahibidir, yanina yaklasir ve sorar;
"Beyefendi, bu uzuntulu gununuzde hatirlatmak istemem ama olenler neyiniz oluyor?"
Adam yanitlar
"Ondeki karim arkadakide kayinvalidem."
"Vah vah basiniz sagolsun. Nasil oldu?"
"Kopegim karima saldirip oldurmus. Kayinvalidemde karima yardima gelmis
onu da oldurmus."
Adam biraz dusundukten sonra sorar;
"Beyefendi kopeginizi odunc alabilir miyim?"
"Siraya gec"

Hocanin akli

Dört universite ogrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini
kacirirlar, sinav ertesinde hocalarini yakalayip, zarzor bindikleri arabanin lastigi patladigi icin sinavi kacirdiklarina ikna ederler.
Kadin, yalvarmalarina dayanamayarak, bu dört arkadasa sinavi 3 gun
sonra yapacagini soyler.
Sinav gunu geldiginde, matematik hocasi bizim dortluyu sinifin dört kosesine oturtur. Finali gecmek icin de en az 50 almak lazimdir, sinavda da 5 soru vardir. Sayfanin onundeki 4 matematik sorusu basit sorulardir ve her biri 10 puanliktir.
Kagidin arkasindaki soru ise 60 puanliktir ve de soru aynen soyledir
" Hangi lastik patladi ?? "

Ehvaaah!!

Gunlerden bir gun spermler ayaklanirlar.
-Bu prezervatif cikali hicbir ise yaramiyoruz, derler.Bir gun aralarindan biri one cikar ve:
-Arkadaslar biz bu prezervatifi patlatip amacimiza ulasmaliyiz, der.Savas
naralari atarak saldiriya gecerler fakat hepsi carpip ölür.Bu olay gelenek
haline gelir ve nesiller boyu surer ve hic bir basari elde edemezler.Gunlerden bir gun aralarindan biri yine one cikar ve
-Arkadaslar atalarimizdan kalan bu gelenegi yerine getirmeliyiz ve bu sefer
cok guclendik artik amacimiza ulasacagiz- der. Savas naralariyla yine
saldiriya gecerler ve en sonunda prezervatifi patlatirlar.Ondeki liderlerinden bagirarak bir ses gelir:
-Imdat boka battik geri donun !!!

Acele etmeyin

Alican çok terbiyesiz bir çocukmus. Bir gün annesinin misafirleri konken
oynamaya geleceklermis.Oglunun yanlis hareketlerde bulunacagindan korkan annesi misafirlere Alican terbiyesiz bir laf ederse kalkip gidiyormus
gibi yapin belki utanir demis.Misafirler tamam deyip oyuna basladiklari
sirada Alican içeri firlayarak"Anne anne limana bir gemi yanasti içinde
bir sürü abaza denizci var,etrafta kari ariyorlar demis Bunun üzerine
kadinlar ayaga kalkip gidermis gibi yapmislar. Bu sirada Alican atilmis "Oturun oturun daha birhafta buradalar "

Enayi degilim

Arabasini park edip lokantaya giren adam, çiktginda arabasini akordeona
dönmüs bir halde bulur.
Cam sileceginin altinda bir kagitt vardir.Kagidi açtiginda, su satirlarla
karsilasir :
-Ön vitesle geri vitesi karistirip arabaniza sert bir sekilde çarptim.
Arabanizda gördügünüz gibi çok büyük hasar var. Olayi gören kimseler de
su an, ben bu satirlari yazarken çevremde toplanmis bulunuyorlar ve bu
kagida adimi ve adresimi yazdigmi saniyorlar.Ne halin varsa gör, o
kadar enayi degilim!

Aklinizda bulunsun

Adamin birini kirmizi isikta gectigi icin polis durdurmus, adamdan
ehliyet ruhsat istemis. Adam da "Yanimda yok, arkadasin evinde
iciyorduk, sanirim fazla kacirdim, biraz sarhosum orada unutmus olmam
lazim" demis.. Polis dumur olmus tabii..Kirmizi isik, alkol, ehliyet ruhsat yok...Gitmis komiserine durumu anlatmis...
Komiser gelmis adama ehliyet ruhsat sormus, adam cikartip uzatmis hemen.Komiser sasirmis tabiii...
Alkolmetreyi cikarip ufletmis, adamda zerre alkol yok...
Sasirmis tabi..
"Yaw memur bana sizin alkollu oldugunuzu ve ehliyetinizin yaninizda
olmadigini soyledi" demis.
Bizim uyanik donmus komisere..
"Siz ona aldirmayin, pek iyi degil galiba.. Birazdan size kirmizi isikta
gectigimi filan da soyleyebilir"

Doktor

Çekici bir genç kadin, çok zayif bir bebegi doktora kontrole
götürür.Bebege bakan doktor :
-Bu çocuk iyi gida almiyor, der ve kadina dönerek:
-Lütfen soyununuz, diye rica eder.
Soyunan kadinin, gögüslerini iyice kontrol ettikten sonra doktor :

-Düsündügüm gibiymi? hanimefendi der, sizin hiç sütünüz yok.
Kadin :
-Tabi olmaz doktor bey, der.Ben çocugun teyzesiyim...

Iyilik

Birgun bir adamin karsisina bir cin cikmis, "benden uc dilek dile.." demis.
Adam:"Kaynanmi, artik gormek istemiyorum" deyince cin bir anda adamin gozlerini oyuvermis.
Adam aci icinde kivranarak:"Ne yaptin yahu" deyince
Cin:"Eee, sen artik kaynanami gormek istemiyorum demedin mi? Artik gormeyeceksin"demis.
"Simdi soyle bakalim ikinci istegin nedir?"
Adam: "Madem bu boyle oldu, ama hiç olmazsa aletim bacaklarima degsin ki teselli bulayim" deyince cin sak diye adamin bacaklarini keserek aletiyle ayni boya getirmis.
Adam yine aci icinde "ne yaptin ulan" deyince...
Cin:"Eee artik degiyor iste" demis ve eklemis
"Sira son isteginde"
Adam:"Yahu senin hic yaptigin iyi bir sey yok mu? Iyilik olarak ne
yapabiliyorsan bana onu yap" deyince cin adamin arkasina gecmis ve adami bir guzel becermis.
Adam yine bagirarak:"Ne yapiyorsun ulan, bu nasil iyilik" deyince
Cin cevap vermis:"Bu sana en iyi iyiliktir, hem korsun hem topalsin, baska kim becerir seni !!!.."

Sperm testi

Bir gün 75 yasinda bir ihtiyar sperm testi yaptirmak için doktora gider.
Doktor adama bir kavanoz verir ve :
-Bunu doldurup yarin bana getirin, der. Ertesi gün ihtiyar kavanozu
getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve bos oldugunu görür ve
sebebini sorar. Ihtiyar anlatmaya baslar :
-Doktor bey, dün gece sag elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene
olmadi. Karimi çagirdim, o da sag ve sol elleriyle denedi, agziyla
denedi önce disini çikararak sonra disini takarak denedi gene olmadi.
Baktik olacak gibi degil komsunun karisini çagirdik o da iki elini ve
agzini denedi gene olmadi, deyince doktor kendini tutamamis :
-Naaptiniz, komsunun karisini da mi çagirdiniz, diye sormus.
Ihtiyar da :
-Napalim, açamadik su lanet kavanozu bir türlü.

Dis çektirmek mi??

Dis hekiminin odasina giren genç ve güzel kadin :
-Ah doktorcugum, dedi.Bu disi çektirmektense, çocuk dogurmayi tercih
ederim.
Doktor :
-Öyleyse koltugun ayarini yapmadan önce kararinizi verin.

Kitapçida

Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu :
-Sizde "Kadinlara Karsi Zafer Kazanan Erkek" romani varmi? Tezgahtar
eliyle az ötesini isaret etti :
-Var efendim, orada masal kitaplari bölümünde bulabilirsiniz.

Iletisim

Kari koca muthis kavga etmisler ve kusmusler bakmislar olcak gibi
deyil ve birbirlerine notlar yazarak anlasmaya karar vermisler.Bir gun
adam bir is gorusmesi yapmis ve sabah 8.30 da ise gitmesi gerek
komidinin uzerine bir not yazip koymus "sabah beni saat 8.00 de"
kaldir ertesi gun olmus adam bir kalkmis saat 10.00 muthis sinirle
firlamis yatakdan ve basuncunda bir not " saat 8.00 kalk""

Doktor

Uzun ve yorucu bir ask ve sevisme seansindan sonra doktor az otesinde
uyuklayan hastasina bakarken birden cok fena halde sucluluk duygusuna
kapilmis. Panikler gibi olunca icini rahatlatmak icin kendi kendine
soylenmeye baslamis "sakin ol Howard sakin ol... O kadar da dert etme
kendine.. Bu dunyada hastasiyla sevisen ilk ve tek doktor sen degilsin..
Pek cok doktor yapmistir bunu.. Tam o sirada kalbinin derinliklerinden
gelen vicdaninin sesini duymus.
"Ama Howard sen veterinersin..."

Neyle çaliyorum?

Gecenin bir vakti genelevin kapisi yikilacak gibi çaliniyormus...güm güm
güm. fahiselerden biri sinirle kapiyi açmis ve karsisinda iki koluda
olmayan adami görünce sormus.
- noluyor ne biçim kapi çalmak o öyle demis adam
- çabuk bana bir kari ver acilen demis
Bunun üzerine kadin
- Sen bu halinle kadini napican neyine güveniyorsun diye sorunca
Adam:
- Bir saattir kapiyi neyle çaliyorum saniyorsun demis

Is basvurusunda

Adamin biri is bas vurusunda bulunmak için bir sirkete gitmis sirkettekiler
toplanip adami sinava almislar . Sana bir soru soracagiz bilirsen isi
alinacaksin demisler. Adam tamam demis sorun.Soru su yolda gider, yolcu tasir söför kullanir nedir bu? Adam düsünmüs otobüs demis .Sirkettekiler tamam kardesim otobüs ama markasi ne magirus'mu mercedes' mi MAN ' mi demisler.
Tam adam çikacakken gel demisler sana bir hak daha taniyalim söyle
bakalim havada uçar pilot kullanir yolcu tasir nedir bu? Adamcagiz düsünmüs yolcu uçagi demis. Sirkettekiler kusura bakma demisler tamam yolcu uçagi ama Boing mi , Airbus mi, concorde mu demisler bilemedin güle güle demisler.
Adamcagiz tam çikacakken dönmüs bir soruda ben size sorabilirmiyim demis söyleyin bakalim kadinlarin iki bacaginin arasinda bulunur nedir bu?
Sirkettekiler tabiki malum organin adini hep bir agizdan söylemisler. Adam
dönmüs;tamamda kardesim demis ananinki mi, ebeninki mi...

Dert

Eczaneye giren delikanli, eczaci hanimi görünce geri dönmeye davrandiysa
da,
- Ne istediniz? Sorusu üzerine durmak zorunda kaldi.
- Eczaci beyle görüsecektim.
- Eczanenin sahibi benim. Iki de bayan ortagim var. Ne istediginizi bize
söyleyebilirsiniz.
Delikanli, kizarip bozararak:
- Son günlerde bir seyler oldu bana, dedi. Kadinlar beni çok tahrik ediyor.Üç
bes kadin bile yetmiyor. Bunun için bana acaba ne verebilirsiniz?
Eczaci hanim: - Bir dakika, dedi içerdeki arkadaslarimla Konusayim.
Geri dönünce:
- Size, dedi, ayda sekiz bin frank verebiliriz. Bizim evde kalirsiniz, yiyip
içmek de bizden.


Reel ve potansiyel

Çocugun birisi, bir gün matematik dersi sonrasinda kafasinda bir takim
soru isaretleri ile babasina gelir. Babasi,
"Oglum bugün okul nasil geçti?" diye sorunca, çocuk babasina anlatir. "Babacigim her sey iyiydi. Ama matematik dersinde anlatilan "reel" ve "potansiyel" kavramlarini anlayamadim". Bu durum üzerine babasi çocuguna bu kavramlari ilginç bir yöntemle anlatmaya karar verir. Çocuguna, annesine gitmesini ve ona 1 milyon dolar karsiliginda Robert De Niro`yla yatip yatmayacagini sormasini ister. Çocuk gider ve sorar. Annesi, 1 milyon dolar`a gerek olmadigini, bedava olarakta seve seve Robert De Niro`yla yatabilecegini söyler. Çocuk bu cevabi babasina iletir. Bunun üzerine babasi çocugun ablasina giderek ona 1 milyon dolar karsiliginda Leonardo Di Caprio`yla yatip yatmayacagini sormasini ister. Çocuk ablasina gider ve sorar. Ablasida annesi gibi, 1 milyon dolar`a gerek olmadigini bedava bile seve seve onunla yatabilecegini belirtir. Çocuk bu cevabi da babasina iletir. Babasi ise söyle der. "Iste oglum sorularinin cevabi. Su anda elimizde reel olarak 2 milyon dolar para, ve 2 tane potansiyel orospu var."

Inanir misiniz?

Bir bayanin yatak odasindaki gardrop bozuktur. Evin yaninda bulunan istasyondan tren geçince kapagi açilmaktadir. Bunun için bir gün bir
marangoz çagirir. Marangozu yatak odasina götürür ve dolabi gösterir. O
anda bir tren geçer ve gardrobun kapagi kendiliginden açilir. Marangoz
menteselere, kilide bakar. Hanimefendi buradan gardrobunuzun nesi oldugunu anlayamadim. Simdi ben içine gireyim ve siz kapagi kapatin, böylece ben içeriden bakarim belki böyle anlarim der. Marangoz içeri girer, kadin kapagi kapatir. O anda kapi çalar. Kadin kapiyi açar. Kadinin kocasigelmistir. Kocasi dogru odasina gider ve üstünü çikarip asmak için gardrobunu açar. Bir bakar ki gardropta bir adam. Kizarak adama bagirir.
"Ne isin var senin burada?" der.
Marangoz korkmus bir vaziyette cevap verir.
"Sey beyefendi ne desem ki, simdi size burada tren bekliyorum desem
inanir misiniz?"

Vefakar aile

Yamyam baba-ogul balta girmemis ormanda dolasirken nehirde yikanan genç ve çok güzel bir kadin gördüler.
Ogul sordu :
-Ne dersin baba, yiyelim mi onu?
Baba bir an düsündükten sonra :
-Hayir, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz! dedi

Iyilik melegi

Adamin isi varmis, Ankara'ya gidiyormus, tam uçaga binerken kulaginda bir
ses :
-Binme, bu uçak düsecek!
Dönmüs, bakmis, kimse yok, ama içine de bir kurt düsmüs, binmemis.
Ikinci uçagi beklerken kara haber ulasmis :
-Uçak düstü kurtulan olmadi!
Kosmus Haydarpasa'ya, bilet almis, tam trene binecek, ayni ses kulaginda
-Binme bu trene, raydan çikacak!
Dönmüs, bakmis yine kimse yok, trene binmemis, gelmis eve, sabah gazeteyi açinca tüyleri ürpermis :
-Tren Eskisehir'de raydan çikti su kadar ölü, su kadar yarali...
Allahina sükretmis, kosup otobüse bilet almis, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüs yine kimse yok! Dayanamamis, bagirmis :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleginim!
Adam iyice kizmis :
-Ulan evlenirken neredeydin!

Obarana

Birkaç Fransiz kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar:
-Gütenberg kim? Biliyormusunuz?
-Hayir, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarina gitseydiniz, Gütenberg'in basim
makinasini bulan kisi oldugunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?
-Hayir, der ötekiler.
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarina gitseydiniz, Panmentier'in
patatesi bulan kisi oldugunu bilecektiniz.Eger gece kurslarina gitmezseniz
yasam boyunca....
Iste ozaman, aralarinda lehimci olani öfkelenip patlar :
-Oldu, anlastik! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Obarana kim
biliyormusun?
-Hayir!
-Peki öyle ise ögren! Obarana, sen gece kurslarina giderken karinla yatan
heriftir!


Kizamik

Bey, telefonu açip seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oglan kizamik.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli seyleri söyledim,kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oglan hizmetçiyi öpmüs bir kere...
-Ya bu fena iste...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almali.
-Doktor bey, bir sey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... Isler çatallasti, hastalik herhalde size de bulasmis olmali.
-Ya..sonra ben karimi öptüm...
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kizamik olacagim demek...

Hep boga mi?

Ispanya'da tatilini geçiren turist, restoranda tipik bir Ispanyol yemegi yemek istemisti. Listeyi uzun uzun inceledi.Cojano adi dikkatini çekti.Neoldugu hakkinda hiçbir fikri yoktu.Parmagini basip, garsona isaret etti.Garson bir tabak içerisinde yemegini getirdi.Nefis bir seydi ama içindekinin ne oldugunu çikaramadi.Bir çesit etti ama ne?...Garsonu çagirdi ve sordu...Garson anlatti :
-Bugün boga güreslerine gittiniz mi bayim?_
-Evet...
-Iste bu yediginiz yemek bugün arenada öldürülen boganin yumurtaliklarindan yapildi.
Adam ertesi gün gene ayni restorana gitti.Tadi damaginda kalan yemegi
Cojano'yu bir kez daha istedi.Lezzetle yedi.Artik ahbap olduklari garson
hatir sormaya geldi :
-Nasil memnun kaldiniz mi bayim?
-Kaldim kalmasina ama bir sey dikkatimi çekti.Dün yedigim Cojano biraz
daha büyüktü gibi geldi bana.
Garson basini iki yana salladi :
-Her zaman boga kaybetmez bayim...

Kredi
Paraya sıkışan temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebileceğini ama bunun için bir sağlık raporu getirmesi gerektiğini söyler:
Temel bir anlam veremesede soluğu bir hastanede alır. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre göndereceğini ve Temel'e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karşısına dikilir ama sonuç olumsuzdur. Sağlıklı olduğunu düşünen Temel sinirli bir şekil de raporu görmek istediğini söyler ve okuyunca şok olur.. Teşhis kısa ve nettir;
"Bahse konu kişide Kredi alacak göz var ama geri ödeyecek döt yoktur."

Fidye
Dursun fena halde sıkıntıya düşmüştü.. Bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar verdi. Doğru, Yıldız Parkı'na gitti.. Orada kendi kendine oynayan bir çocukla ahbap oldu.. Trilyoner Temel'in oğlu olduğunu ögrenince, planını yaptı.. Çocuğu hemen bir kalın çınar ağacının arkasına çekti.. Cebinden çıkardığı kağıda fidye notunu yazdı:
"Temel Bey, Oğlunu kaçırdım. Yarın sabah yedide, Yıldız parkındaki büyük çınar ağacının içindeki kavuğa, sarı bir çanta içinde 10 bin dolar bırak..Dursun!."
Notu çocuğun iç cebine itina ile yerleştirdi ve "Şimdi doğru eve git, baban bu notu okusun" dedi..
Ertesi sabah yedi buçukta parka gittiğinde, çınarın kovuğunda sarı bir çanta içinde 10 bin doları buldu. Yanında bir de not vardı:
"İste paran. Ama gene de bir Karadenizli'nin kendi hemşerisine bunu yapabileceğine inanamıyorum. Temel..."

Oruç
Dursun Temel'e sormuş
- Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun?
Temal - 100 tane demiş.
Dursun - Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin demiş. Bu espri Temel'in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal'i görmüş ve hemen sormuş
- Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun ?
Cemal - 50 demiş.
-Ha uşağum 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum demiş.

Süper
Temel arabayla giderken bakmış benzini bitiyor. Hemen en yakın benzinciye girmiş, pompanın yanında durmuş, arabadan inip benzin deposunu açmış, başlamış işemeye. Temel'in işediğini g ören pompacı
"-Ya sen ne yapıyorsun, bu yaptığın normal mi?".
Temel "yooo Süper."

Piyano
Temel Laz olduğu için kendinden nefret ediyormuş. Amerikaya gitmiş ve birçok ameliyattan sonra burnunu düzelttirmiş, iyi şekilde İngilizce öğrenmiş ve meşhur bir piyanist olmuş. Birgün büyük bir topluluğa konser verdikten sonra seyircileri selamlarken ön taraftan bir ses duymuş:
-Helal sana hemşerum, çok iyi çalayusun da!
Temel: - Benim Laz olduğumu nereden anladın yahu. Halbuki Lazlara benzememek için bir sürü ameliyat oldum.
- Nasıl anlamayayım, demiş adam. Bütün ppiyanistler otururken sandalyeyi kendilerine çekerler, sen ise sandalyeye oturup piyanoyu kendine çekeyusun.

Akvaryum
Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:
- Ula bu nası oliyi?
Adam: - Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları yönetebilirler demiş.
Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel kafasını akvaryuma sokmuş ağzını balıklar gibi bir açıp bir kapatıyor.

Eczane
Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye:
- Beyefendi sizde soğan var mı?
Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e:
-Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat.
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmiş,Temel'e:
-Siz de soğan varmı? demiş...
Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis...

Çay
Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da eşini hayal eder durur. Ama eve geldiğinde çok yorgundur ve bu yüzden performansı ile ilgili tereddütleri vardır... Ya yorgunluktan birşey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düşünür. Sonunda ne yapacağına karar verir ve fadimeye seslenir...
- Fadime suyu ocağa koy! Olmazsa çay demmleruz!

Tahlil
Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin agladığını görür.
Yaklaşır ve sorar: "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?".
Adam: "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler." der.
Bu sefer Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam Temel'e sorar:
"Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın?".
Temel: " Ben..." der, "İdrar tahlili yaptırmaya geldim..."

Avcı Temel
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel yatın yere tavşan deliği! Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen Vururlar.
Tekrara yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyük bir delik çıkar karşılarına. Temel: "Yatın yere, tilki deliği!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar onu da vururlar. Tekrar düşerler.
Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel:" Yatın yere ayı ini", Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakaralar. Temel:"Uşaklar ne çıkacağunu bilmeyrum. Ama yatın ne çıkarsa bahtumuza!" Ertesi gün gazetelerde:
Dört avcı tren altında can verdi...

Refleks
Temel İstanbul'a gelmiş ve İstanbullu bir kızla flört etmeye başlamış. Beraber yolda yürürlerken kız dalgınlıkla bir muz kabuğuna basmış. Sendelemiş, fakat tam düşeceği sırada tekrar dengesini sağlayıp son anda yere düşmekten kurtulmuş. Ve Temele demiş ki:
- Nasıl refleksim iyi mi?
Sendelediği sırada kızın iç çamaşırı olmadığını da gören Temel cevap vermiş :
- Uyy siz ona refleks mi diyisınız ?

Alkol Kontrolü
Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. İkisini de emniyetkemeri takılmış görünce,
- Ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrollde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. Temel sevinçle
- "Ne yapacağım hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. Komiser şaşkın şaşkın
- "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olaayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey temel içince ne dediğini bilmez” der. Komiser daha da şaşkınlıkla
- "Ne bir de içkili misiniz diye haykırıır. Arkadan yaşlı adam öne atılır ve
- "Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdruste koşa koşa gelerek
- "Ne oldi geçtuk mi sınırı"der.

Pijama
Temel Dursun'a misafirliğe gitmiş. Fakat bi zaman sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış. Dursun
- "Temel bu akşam gitme, çok yağmur yağııyor. Burda kal yarın gidersin.Yoksa çok ıslanırsın" demiş. Temel kabul etmiş. Bir ara Temel ortalıktan kaybolmuş. Sonra kapı çalmış. Kapıyı açan Dursun Temel'i sırılsıklam karşısında görünce şaşkın bi halde sormuş:
- Ula Temel bu ne hal? Temel de
- "Haçan pijamalarımı almağa cittum" demmiş.

Papağan
Fadimeyle Temel buluşmaya gitmişler. Fadimenin elinde birde papağanı varmış. Temel sormuş:
- Hangi dili konuşaği bu kuş?
Fadime:- ze ingliş. lafğanse. a capan
Temel:- Lazca bilmiyor mu?
Fadime: -Bilmiyor
Temel: -Ha ha haa ula boşuna büyütmüşsün o kadar burunu

Sıra
Temel otobüse binmek için bilet alacakmış bilet bayisinin önüne gitmiş ve ufak 'n'şeklinde bulunan pencereden içeriye doğru eğilerek,
- Beyfendi bir otobüs bileti verirmisiniiz demiş.
Gişedeki adam lütfen sıraya geçermisiniz diye seslenmiş temele. Temel şaşırmış çünkü sırada kimse yokmuş. Temel tekrar gişedeki adama; - Arkadaş bir bilet istiyorum demiş adamm biraz daha sestonunu arttırarak sıraya geçin demiş. Temel şaşkın bir halde.
- Tekrar yav kardeşim bir bilet verirmissin demiş adam bu sefer yüksek sesle sıraya geç be kardeşim demiş. O arada temelin beklediği otobüs gelmiş ama temel hala bileti alamamış.Temel yine; - Etme kardeşim ver bileti daa otobüs geeldi demiş. Adam yav sıraya geç dedik ya deyince artık temel zivanadan çıkmış ve 'n' şeklindeki pencereden adama sağlam bir yumruk oturtturmuş. Adam;
- Ne kim vurdu lan bana kim o lan diye bbaşını'n'şeklindeki camdan dışarıya çıkarıp karşısında temel'i görünce
Temel; - Ben ne bileyum uşağum baksana sırada bu kadar adam var kim bilur kim vurdu saaa.

T.H.P
Temel sabah uçağı ile parise gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile istanbula dönmek istemekte...aksilik uçagi kaçırır. Saat 23.30 de lüks bir otelin yolunu tutar. odasına çıkıp uyur. sabah saat 7'de resepsiyona gidip hesabını sorar.
Eline bir fatura uzatırlar temel şaşırır.Ulan bir başımızı koyduk ve kalktik 400 dolar... Olurmu. der. - Ama efendim hizmetlerimiz var.
Temel faturaya bakar T.K.P 100$
- T.K.P ne?
- Tenis kortlarını kullanma parası.
Ben kullanmadım ki der temel.
- Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuzz var. Der
Resepsiyon memuru yine bakar H.K.P 150$
- Bu ne?
- Havuzu kullanma parası
- Kullanmadim ki der temel. Resepsiyon mmemuru gayet sakin bir şekilde kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik.
Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanın altına aynen sunu yazar.
T.H.P 500$. Ve resepsiyon memuruna uzatır.
- Ver bakalım 100$ sizinde bana 500$ borrcunuz vardır, der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır.
- T.H.P ne oluyor?
Temeli Halletme Parası.
Aman efendim olurmu öyle şey estağfurullah. der resepsiyon memuru.
Kardesim Temel burdaydı Halletseydiniz bütün gece...

Matematik
Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar:
Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek."
Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum:
Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi.
Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur...

Laz olduğun için
Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9'a kadar sayabildi ben tam 14'e kadar saydım , laz olduğum için mi ?
Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir,
2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine
Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d'ye kadar öğrendi ben h'ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der
Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine
Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der
Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşında olduğun için.

Yardım
Temel ıssız dağlarda gezerken ayağı kayar ve bir uçurumdan asağı düşerken, yamaçtan dışarı doğru büyümüş bir ağaca zorlukla tutunur.tek eli ile asılı vaziyette başlar bağırmaya "KİMSE YOK MİDUUUUR
KİMSE YOK MİDUUUUR!"
yakınlarda sesini duyacak kimse yoktur. Temel saatlerce aynı pozisyonda bağırmaya devam eder.
"KIMSE YOK MIDUUUUR ! KIMSE YOK MIDUUUUR!"
Aslen keyfine düşkın olan bu kulunun zor durumunu ve feryatlarını duyan Tanrı dayanamaz ve gik gürlemesini andıran bir ses duyulur
"EEEY KULUM TEMEL SEN DE BİLİYORSUN BUGÜNE KADAR BENİM EMİRLERİME PEK RİAYET ETMEDİN, RAKI İÇTIİN, KUMAR OYNADIN, BAŞKASININ MALINA GÖZ DİKTİN, ÇAPKINLIK YAPTIN. ANCAAAAK ŞU HALİNE DAYANAMADIM VE SANA BIR SANS DAHA VERMEK İSTERİM. EĞER İYİ BİR KUL OLMAYA SÖZ VERİRSEN SENİ KURTARACAĞIM!"
Ses kesilir. Bir sure daha sessiz kalan Temel başlar tekrar bağırmaya:
"BAŞKA KİMSE YOK MİDUUUUUR!
BAŞKA KİMSE YOK MİDUUR!"

Ceset
Temel le dursun gece bekçileriymis.Tam konservatoryumun onunden gecerlerken orada bir adamin olu yerde yattigini gormusler. Temel telsizi acmis tam polise bildirecekken dursuna demis: Ula konservatoryum nasil hecelenir? o da demis bilmiyorum..
Temel de o zaman bu oluyu eczanenein onune cekelim...

Pilot Temel
bir gün temel uçak pılotu olmuş.giderlerken uçağın sağ kanadı yanmış.sonra temel demiş;kaptanınız temel konişiyi sakın telaş etmeyun demiş.sonra aradan beş dakka geçmeden uçağın sol kanadı yanmış.sonra temel;kaptanınız temel konişiyi sakin telaş etmeyun demiş.sonra uçak düşmeye başlamış.temel;kaptnınız temel konişiyi şimdi atlaya bilirsiniz, demiş.

Penguen
Temel ile dursun Bir gün Sokakta bir penguen bulmuslar ve onu karakola göturmusler komser onlara bu hayvanı cabuk hayvanat bahcesine göturun demiş. aksama doğru komser pencereden dısarı bakarken temel İle dursun pengueni ortalarına almıs gezdiriyorlar.Komser pencereyi acıp demişki
Komser-'Ula usaklar ben size o hayvanı hayvanat bahjcesine götürün demedim mi
Teme ile Dursun kızgın bi sekil de
Temel ile Dursun-'tamam da göturdük simdide sinemaya götüreyruz demişler

"Z" harfi
Temel mahkemede hakimin huzuruna geçmiş hakim sormuş oğlum ismin ne temel fakat *z* si yok demiş. hakimde eeeee oğlum *temel*isminde zaten *z* harfi yoktur. demiş. temelde hemen karşılığını verir.. ,,ee biz ne dedik ,

Garaj
hava çok karlı radyo'dan her gün yayın yapılıyormuş
- Bu gün yollar karlı yolların buz tutmaa ihtimali var o yüzden sağ taraftan gidin yada sol taraftan gidin. Temel bu yayınlara göre sağ ya da soldan hareket ediyormuş.Yine yağışlı bir gün radyo yine yayın yapıyormuş radyodaki kadın
- Bu gün yollar yine buzlu tam şu taraftan gidin derken yayın kesilmiş. Temel'de yanında oturan Fadime'ye dönmüş
-Haçen kadın açikleme yapemadu yayin kesuldu şimdi arabayu ne tarafe çekelum Fadime hemen cevap vermiş;
- Uşağum bu gün bırak araba garajda galsun

Öksürük
Temel ile Dursun doktora gitmişler. Dursun öksürüyor, Temel ise kabız imiş. Doktor bunlara birer şurup vermiş fakat şişeler karışmış.Doktor bir hafta sonra kontrole gelmelerini istemiş. Bir hafta sonra Dursun doktora gitmiş. Doktor "nasıl oldun, öksürüğün geçti mi?" diye sormuş. Dursun ise "Toktor pey haçan cesaret edup te öksüremeyrum" demiş

Bebek
Temel komutandan izin istemiş ve eklemiş:
-Çocuğum olacakta!
Komutan:
-Ne zaman? demiş. Temel:
-İzin verirseniz eve gittikten 9 ay sonra demiş.

Yemek
temel birgün ispanyaya gitmiş bir arkadaşının tavsiyesi ile bir restuaranta girmiş ve bana engüzel yemeği getirin demiş garsonun getirdiği yemeği temel afiyetle yemiş ve garson bu yemeğin ne olduğunu sormuş garsonda boğanın testisleri demiş ve temel ispanyadan ayrılıp türki yeye dönmüş daha sonra temel işleri nedeniyle tekrar ispanyaya gitmiş ve aynı lokanta ya yemek yemek için girmiş ve aynı yemeği sipariş etmiş garson yemeği getirdikten sonra temel afiyet ile yemiş yedikten sonra garsona sormuş demişki ya garson bey buseferki biraz küçüktü demiş garsonda temele e! her zaman matador kazanacak değilya demiş

Bulgu
temel bilim adamı iken temeli dünya bilimadamları toplantısına çağırırlar. avrupalı bilginler başlar;bizim yaptığımız kazılarda 25m. aşşağı indik ve telefon koabloları bulduk. demek ki bizim atalarımız telefon kullanmışlar diye övüne övüne konuşmuşlar.sıra bizim temele gelir;biz yaptığımız kazılarda 50m. aşşağı indik bişey bulamadık, demek ki bizim atalarımız cep telefonu kullanmışlar"demiş.

Muhallebi
Temel ile Dursun Amerika'da yaşarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş,Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de şaşırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler.Ertesi gün gazetelerde manşet :
"Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!.."

Eyaletlerin Hikayesi
Temel ile Idris cok eskiden bir yolculugacikmislar.Temel'in arkasinda saz, Idris'in sirtinda azik, Asya'yi gecip, Amerika'ya gelmisler. Burda dolasirken birden etraflarini kizilderililer sarmis.
Napicaz derken Temel:
-"Ben sazimi cikartip caligim, bunlar boyle birsey gormemislerdir,"deyip baslamis saz calmaya. Temel'in saz calisini duyan butun kizilderililer son hizla kacmislar.
Bunun uzerine Idris:
-"Buraya bir tek saz yetti, buranin adi TekSaz olsun" demis.
Gene yola koyulmuslar. Bir gun yine kizilderiler etraflarini sarmislar,
Temel gene ayni taktik saz calmis. Sazi duyan yerliler iyicene sinirlenip uzerlerine yurumeye baslamislar Temel ile Idrisin.
Bunun uzerine Idris guzel bir yellenmis. Kokuya dayanamayan kizilderilerin hepsi vin.
Temel:
-"Buranin adi da Laz VeGaz olsun bari," demis.
Dolasmaya devam ederlerken gene kizilderililer saldirmislar. Temel baslamissaza, ama sazi duyan kizilderililer cok sinirlenip almislar sazi, Temelin uygun bir yerine monte etmisler ve gitmisler. Bunun uzerine Idris:
-"Buranin adi da ArkanSaz olsun".

Kılçık

Temel bir gün trene binmiş.hamsilerini çıkarır kılçıklarını bir yana etlerini bir yana ayırır.etlerini poşete sarıp camdan atar.kılçıklarını ekmeğin arasına koyup yemeğe başlar.karşısındaki adam şaşırır ve 'niye etlerini attın kılçıklarını yiyorsun'der.
Temel'de karadenizliler kılçıklarını yedikleri için akıllıdır der.
adam imrenir bir tane kılçıklı ekmek ister.Temel olur ama tanesine '500bin' isterim der.
Adam 'tamam' der ve 5 tane yer. Tabii çok hoşuna gider. Sonra'yahu beğendim yedim ama sana 2,5 milyon verdim, hamsinin kilosu zaten o kadar'der.
Temel'in cevabı 'bak gördün mü? akıllanmaya başladın'olur.

Savaş Hilesi

trabzonlularla kayserililer savaş yapıyorlarmış. kayserililer trabzonlularda temelle dursun çoktur diyip bağırıyorlarmış kalkanı vuruyorlarmış bizim temelle dursunun da bu aralar kulakları pek duymazmış. o yüzden trabzon ordusunda tek temelle dursun onlar kalmış. dursun demişki bizde ahmet diyelim kalkanı vuralım mehmet diyelim kalkanı vuralım demişler bağırmaya başlamışlar ama kimse kalkmamış . bu arada temelde yerde 500.000TL bulmuş ve cömert davranarak ha bu 500.000TL kimundur daa diye bağırmış ve herkez ayağa kalkınca kayserililerin hepsi vurulmuşlar . (savaşın galibi bizim trabzonlulardır daa)
Fren sistemi

Bir gün Temel,İtalyan ve Fransız fren testi yapıyorlarmış.İtalyan Ferrari ile duvara 1cm kala durmuş. İtalyan: Benim arabamda ABS var demiş.
Fransız Audi ile duvara 1mm kala durmuş. Fransız:Benim arabamda ASR var demiş.
Sonra Temel Doğan ile duvara geçirmiş.Temeli kan revan içinde arabadan çıkarmışlar. İtalyan ve Fransız:Senin arabanda hangi fren sistemi var demişler.
Temel:Benim arabada ASD (Anasını Satsan Durmaz)sistemi var demiş.
Tüp Geçit

İstanbul'a tüp geçit yapılması için ihale açılmış, Amerika, Japonya vs. hepsi teklif vermiş, 10 milyar, 20 milyar dolar... Bizim Temel'le Dursun ise 10 bin dolar teklif etmiş.
Komisyon gitmiş Trabzon'a Temel'le Dursun'u görmeye... Demişler ki,
-- İhaleyi size vereceğiz, anlatın bakalım projenizi?
Temel başlamış anlatmaya...
-- Ben gidicem Anadolu yakasına başlıycam denizin altından kazmaya, İdris'de gidecek Avrupa yakasından kazacak. Denizin altında ortada buluşucaz.
Yetkililer sormuş ;
-- Peki ya hic buluşamazsanız ne olacak ?
İdris bu sefer atılmış ;
-- O zaman bir tüp geçit fiyatına iki tüp geçit yaptırmış olacaksınız
Altın Pisuvar

Bir gün Temel eglenmek için bir yer ariyormus. Daha önceleri barlara gidiyormus fakat simdi gidecek farkli bir yer ariyormus. Bir arkadasi ona Sari Bar adli bir yer önermis.Oda gitmis fakat diger yerlerden hiçbir farki yokmus. Neyse demis içkisini içmis tuvalete gitmis . Bir de ne görsün altin bir pisuvar var.
Cok sasirmis daha sonra pisuvara iseyip gitmis.
Obür gün yine gelmis ve içkisini içip tuvalete gitmis. Bir de ne görsün altin pisuvar yerinde yok.
Barmene gidip "Tek farkunuz altun pisuvardu, sinci o da yok" demis.
Barmen barda oturan iri yari adama
"Necmi abii senin saksafona iseyen adam geldi" demis.
Balık Avı

Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta alir ve buldugu ilk genis buzlu alanda ise girisir.
Tam buzu kirmaya çalisirken gümbür gümbür bir ses duyar:
"Orada balik bulamazsin!".
Ne oldugunu anlamayarak etrafina bakinir ama sesin nereden geldigini çözemez. Biraz ileriye gidip tekrar buzu kirmaya çalisirken ayni ses yine duyulur:
"Sana söyledim geri zekali, orada balik bulamazsin!!".
Temel korku içinde basini yukari kaldirir ve dehset içinde sorar:
"Tanrim? Sen misin?".
Ayni ses cevap verir:
"Hayir, ben buz hokey sahasinin bekçisiyim"
Temel'e Mercedes Lazım

Bizim Temel ile Cemal bir gun luks bir otelin lobisinde harika bir hatun gorurler.Temel der ki, 'Ula Cemal, gidip bi bakayim, bu kadindan is cikar mi?'
Temel yaklasir kadina, sorar :
- 'Benimle bi yemek yemek ister misiniz ?'
- 'Bahse girerim su kapidaki Mercedes sizin degil'
- 'Degildir'
- 'Soyle iyi durumda bir banka hesabiniz da yoktur sanirim'
- 'Yoktur'
- 'Karadeniz kiyilarinda soyle iki katli bir ciftlik eviniz de yoktur heralde'
- 'Yoktur'
- 'Hadi o zaman cek arabani!'
Temel boynu bukuk doner Cemal'in yanina :
- 'Ula Cemal, benim Limuzini sana versem Mersedesini bana verirsin?'
- 'Veririm Temel'im'
- 'Bi telefon etsem kendi bankamda bana hesap acarlar mi ?'
- 'Acarlar Temel'im'
- 'Tamam o da kolay da, heralde bizim peder ucuncu kati yikmama izin vermez'
Kola makinası

Temel kola makinalarinin birinin karsisina geçmis, jeton atip kola aliyormus.jeton atip kola aliyomus jeton atip kola aliyomus.
yanina kendi halinde bir adam gelmis ve;
-'ha temel ne yapiyursun da'demis. temel'de;
-'karisma usagum sansim yaver gideyur' demis

Burasi Amerika

Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu,da!"
Dursun hafifçe gülmüs. "Temelim burası Amerika! Bura da herbirsey büyük!"
Yola çikmislar, Dursun'un çiftliğinin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!"
Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temelim burasy Amerika! Burada herbirsey büyük!"
Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye baaarmis. "ammabüyük masa, da!"
Dursun'un sesi gelmis "Temelim burasi Amerika! Bura da herbirsey büyük!"
Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun:
"Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis.Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bağırmaya baslamis:
"Sifonu çekmeyiiin!!Sifonu çekmeyiiin!"

Aynı yerde

  Temel uzun zamandir görmedigi arkadasi Cemal'le Istanbul'da
  karsilasinca :
  - Usak nasilsun pakayum?
  - Iyiyum...
  - Çocuklarin nasildur?
  - Onlar da iyidur.
  - Peki karin nasildur?
  Temel böyle sorunca Cemal'in birden yüzü degisir...Temel
  arkadasinin karisinin geçen yil öldügünü hatirlayip hemen söyle der:
  - Yani hala ayni mezarda mi yatiyii?

Temel'in gazetesi


Temel bir dag basinda oturuyormus ve en büyük zevki günlük gazete okumakmis fakat tembelmis ve gazete alabilecegi tek yer oturdugu dagin etegindeki bakkalmis.Bu is icin hep Fadimeyi gönderirmis. Fadime birgün sıkılmıs ve pazartesi günü 7 tane o günün gazetesinden almis. Ve pazartesi günü bir gazete verip digerlerini saklamis. Ertesi gün Temel gazete isteyince dün aldigi gazetelerden birini ben cikiyorum deyip islerini hallettikten sonra cikarip vermis. Çarsamba günü yine Temel gazete istemis Fadime yine islerini halledip temele gazeteyi vermis. Persembe günü yine Temel gazete istemis Fadime yine vermis. Aksama dogru Temel Fadimeyi cagirip "Fadime" demis.
"Dünyada ne salak insanlar var;dört gündür ayni adam ayni yerdeki agaca arabasini carpiyor".


Randevu
Temel, Dursun'la şafakta köprü altında buluşmak için anlaşmışlar.Temel demiş ki, yatsiya cadar celdim celdim,celmeüm cidersun Tren

Temel ve iki arkadasi istanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere tren garina giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradir, bileti alirlar. Ne yapalim bir saat diy düsünürken yemege gitmeye karar verirler. Yemekte sohbet, muhabbet saate bir bakarlar ki 1 saati geçmis. Hemen kosarlar tren garina ama tren gitmiş. Yine bilet alirlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalim vakiti nasil geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate
baktiklarinda 1 saat olmasina 5 dakika vardir. Hemen kosarlar gara ama trene yetisemezler.Giseye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmi diye.Gisedeki adam
"Bakin bu son tren eger bunuda kaçirirsaniz Trabzon'a bugün dönemezsiniz" der .
Bileti alırla yine sikilmislar ne yapalim derken pastaneye gitmeye karar vermisler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmislar ki 1saat olmak üzere hemen kosmuslar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamis, digeri orta boylu son vagona tutmus. Tren gitmis,Temel oturmus yere baslamis gülmeye. Gise memuru yanina gelmis.
"Sen ne garip adamsin. 3 tren kaçirdin, arkadaslarin gitti, sen kaldin, aglayacagina gülüyorsun be adam.
Temel : "Uy hemserum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum"demis.

Çölde


Temel colun ortasinda susuz kalmis. Birden cin gelmis uc dilekte
bulunmasini istemis.
-Su.
-Bir sise buz gibi su gelmis. Cin,
-Bu sise hic bitmez. Bittikce kendiliginden dolar, obur dileklerin neydi?.
Temel,
-Bu siseden iki tane daha.

Temel fotografcıda

Temel bir gün fotoğrafını çektirmek istemiş. Fotoğrafçıya;
- Ben fotograf çektirmek istiyorum. Lakin vesikalık olmayacak.
Fotoğrafçı;
- Olur efendim. 24 çarpı 32'ye ne dersiniz?
Temel;
-432 eder de, haçan punin konimuzlan ne alakasi vardur? Pilot

Temel ile Cemal pilot olmaya karar vermisler.Bu amacla kursu
bitirip diplomalarini almislar.Ve ilk seferlerini yapmak üzere
ucakla havalanmislar. Inise gececekleri sirada Temel, Cemal'e dönüp:
-Simdi kuleden haber geldi..Bu hava limaninin pisti oldukca kisaymis.
Bu yüzden tekerlekler yere deger degmez, frenlere sonuna kadar asil
ki, pistin disina cikmayalim, demis.
Az sonra inise gecmisler.Tekerlekler yere deger degmez, Cemal frenlere asilmis.Ucak kil payi pistten cikmadan durmus.Temel alnindaki terlerisilerken Cemal'e dönüp
:-Bu ne bicim pist? 50 metrelik yerde ucak durur mu? Cemal basini ikiyana sallayip cevaplamis:
-Haklisin Temel..Bir de su yanlara baksana..Eni de en az 10 km.var....

Karadenizli Bir Babadan Ogluna Mektup

Uy sevgili usagum!
 
Allah'in selami tabiidur. Mektubu cok yavas yazayrum, cunkim bilirum ki,
cabuk okuyamazsun.. Benden yana sual
edersen, Allahuma pin sukur iyiyum, yeni pir is puldum.. Emrimde yuze
yakin adam var, hepsi de sessuz sedasuz, kendi
hallerinde. Ne is puldugumu soraysan soyleyecegum patlama, mezarluk
pekcisi oldum..
Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli
degil. Hacan o yuzden saga dayi mi oldin, teyze mi oldin soyleyemeyrum..
Temel emicen de tukkan actu, o da otuza aldigini yirmipese verir, surumden kazaniyormus oyle dedi..
Bizim koye findukcularin Temel'i muhtar sectuk, akillu usak da. Gecen
gun hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel akilludur, hemde durusttur.. Gecenlerde bir taksinin soforu koye varmis, muhtari arayu, meger yolda pir tavuk ezmus sahibini soraymus.. Muhtar Temel tavuga pakmis, hapu bizden degildur, pizum koyde yassu tavuk yoktur, demis..
Senin kucugun Memet cok akullu bir usak cikti. Gecen gun tepeye varmis,
elinde bir ip sallayup duriy.. Anan, uy usagim ne edeysun orada demis.. O da heva turumuna bakayrum demis. Cektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedim. Anlatti, meger ip sallanunca havanin ruzgarli oldugunu, ip islaninca da yagmur yagdigunu anlaymis..
Cok akillu usak vesselam. Sen o yasta boyle akillu degildun!
Yaa iste boyle usagum.. Memlecetten saga pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazayrum.. Baki Hudaya emanet ol.
Baban
Not: Mektupa para koyacaktum, ama gec akluma geldu, zarfu kapatmisum

Temel atma töreni

Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider.
Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon
tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne... Adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya...Sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya...
Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar:
- Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya?
Içlerinden biri cevap verir:
-Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk.......

Prova

Temel iş için gittiği bir şehirde birkaç günlüğüne bir otele yerleşmiş.
Akşam yatma vakti yatağa girdiğinde yan otel odalarının birinde büyük
bir gürültü. Temel rahatsız olduğundan uyku tutmayınca gidip uyarmak
istemiş. Kapıyı çalıp, durumu anlatınca kapıyı açan;
- Kusura bakmayın biz müzisyeniz yarın bir konserimiz var da prova
yapıyoruz.
Anlayışla karşılamış Temel, ve geri dönmüş. Ertesi gün yine aynı gürültü
ve yine uykusuzluk. Tekrar gitmiş ve kapıyı çaldığında yine aynı cevapla
karşılaşmış ve yine anlayışla karşılaşmış.
Bu durumlar birkaç gün bu şekilde sürmüş. Bir gün akşam müzisyenlerden
gürültüye devam ama kapıyı çalan yok. Merak etmişler;
-Bu Temel'e bir şey oldu galiba
Kapısını çalmışlar Temel'in ama kapıyı açan yok. Bir yolunu bulup içeri
girmişler. Yatak odasından Temel'in tuhaf sesleri geliyor. Yavaşça
yaklaşmışlar Temel yatağın üzerinde mastürbasyon vaziyetlerinde. Biri
dayanamamış sormuş:
-Arkadaş bu ne vaziyet?
Temel de;
-Bugün prova yapiyrum, haçan yarin hepinizun anasini....

Vampir Temel


Bir tepenin ardında 3 tane vampir duruyormuş.. Adları Hank , Frank ve tabii
ki Temel .. Hank benim karnım acıktı bir şöyle uçayım da karnımı doyurup geleyim demiş . Bu uçmuş bi 15 dk sonra geri gelmiş ağzı burnu kan içinde
Bizimkiler nerden buldun? diye sormuşlar .
O da"Şurda sıralı ışıklar var ya demiş işte orda tombik bir kadın yatıyordu .. Daldım başta çok debelendiama sonunda teslim oldu" demiş ..
Frank da ben bi karınımı doyurayımdeyip o da uçmuş. Oda 15 dk sonra geri gelmiş ..Tabii ki onunda ağzı burnu kan içinde!
Ona da sormuşlar nerden buldun diye.
O da "Şurda 3 tane ışık var ya demiş, işte orda bi adam buldum bende onun kanını içtim geldim demiş . En son bizim Temel bende karnımı doyurup da geleyim demiş .. O da uçmuş fakat hemen gelmiş, üstelik ağzı burnu kan içinde. Bunlar merak edip sormuşlar sen ne kadar hızlısın bu kadar çabuk nasıl buldun demişler . Bizim Temel de
"Şurda direk var ya demiş gördünüz mü?"
Onlar da evet demişler .
"He işte ben o direği görmedim de"

Laz sorulari:


1.Bir laz pilot ucagi nasil ucurur?..
Dinamitle.
2.Bir laz gülmekten katila katila ölmüs..
Otopsi yapmislar... Espiriyi bulamamislar.
3.Bir lazi sinifta nasil teshis edebilirsiniz?..
Ögretmen tahtayi silerken o da defterini siler...
4.Bir lazi cenazede nasil teshis edebilirsiniz?...
Sadece o hediye getirmistir...
5.Istanbul-Trabzon ucaginda nicin film gösterilmiyormus?...
Film bitince ucaktakiler arka kapidan cikiyorlarmis...
6.Dolapta iskelet ne anlama gelir?...
Laz saklambac oynamis...
7.Rize'deki köpeklerin burnu neden basiktir?...
Park etmis otomobilleri kovaladiklari icin...
8.Lazlar buz dolabinda nicin bos sise bulundurur?...
Icki icmeyen misafirler icin...

Orman


Temel'le Dursun ormanda uyuyorlarken bir ara Dursun Temel'e sesleniyor:
-Temel, ormanin guzeligine bak!.
Temel:
-Agaclardan goremiyorum ki.

Süzme


Temelin 8 tane cocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak,
gerizekaliymis. Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler.Durumu
anlatmislar. Böyle böyle biz artik cocuk istemiyoruz demisler. Doktor
bunlara 1-2 kutu prezervatif vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis
yollamis. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamis
Temel kara kara düsünmeye baslamis . Ne yapsak ne etsek diye Fadime  "Dur ben sana dantelden örüvereyim demis" Olcüyü falan almis 1-2 gün icinde örmüs. aradan 9 ay gecmis Temel ile Fadimenin 1 cocuklari daha olmus. Zamanla cocuk büyümüs, 9-10 yaslarina gelmis. Ama nasi bi cocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyo. Tum sinavlarda birinci, sporda tum sehrin en iyisi, Köyün en zeki,atilgan cocugu olmus.
 Bir gün Temel kahvede otururken sormuslar :
 " Ya Temel senin 9 cocugun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasi oluyor da
 bu kadar akilli oldu?" Temel gerine gerine cevap vermis :
 " Suzme o, suzme."



Tecavüz


Kadinin birinin arabasi otobanin ortasinda bozulmus. Kadin arabasini  kenara çekmis ve yardim bulabilmek amaciyla otobanin kenarinda yürümeye baslamis. Bu sirada yanina yaklasan kötü niyetli bir adam kadina tecavüz etmeye kalkmis. Kadin kendini korumak için çantasina uzanmis ve eline aldigi biçak ile adamin cinsel uzvunu hizla kesmis. Kadin kestigi bu
parçayi hizla uzaklara firlatarak oradan kaçmis. Tam bu sirada Idris ile
Temel otoyolda otomobilleri ile yol almaktadirlar. Adamin seyi gelir ve
bizimkilerin camina çarparak seker. Bunun üzerine Temel Idris'e dönerek :  Uy ula idris sinekteki mala bak usagum ...

Noşut


Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde
avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız
ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş.Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.İngiliz dayanamamış sormuş:
"Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım."
Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.
 
Ah şu medya!

Temel bir gun hamama gider Herkezin uzerinde pestemal vardir ama temelin
uzerinde bir gazete kagidi sarilidir .... Temel e sorarlar
- Temel hayirdir niye pestemal degilde gazete kagidi
Temel cevap verir:
-Oglum medya herseyi buyutuyor..

Temel ve çoban

Bir gün dagda gariban bir çoban zengin agasinin yüzlerce koyununu
otlatirken yanina birisi yaklasmis. Temel:
- Hey hemserim kolay gelsin. Sana burda kaç koyun oldugunu söylersem
banabir koyun verirmisin. Gariban çoban biraz düsünmüs ve aklindan
"Ulan ben bile burada kaç koyunoldugunu bazen sasiriyorum bu adam nerden bilecek demis" ve Çoban:
- Tamam bilirsen al bir tane koyunu götür. Temel:
- Tam 548 koyun var. Çoban:
- Hemsehrim dogru bildin. Bir koyunu al götür.Tabi o adam gitmis
koyunlarin arasina dalmis ve en irisini sirtlamis götürürkençoban
seslenmis.Çoban:
- Hey...! dur bakalim bende senin nereli oldugunu bilirsem koyunu geri
birakacak misin. Temel kabul edince coban:
- Sen Trabzon'lusun.
- Peki nereden anladin?
- 548 tane koyun içinden davar köpegini sirtlayip götüren Trabzonludan
baskasi olmaz da ondan.

Temel'in icadı

Temel 1 sene çalismis bir alet yapmis.Alet bir karis sopa ucundada bir jilet ve bir peynir.bunu Ankara'ya götürmüs tescilletmek için.Demisler bu ne Temel anlatmis fare kapani.Fare sopanin üstünden gelecek peyniri yerken boynu kesilecek demis.Herkes demiski kesmenin olabilmesi için hareket lazim demisler ve Temel gitmis.1sene sonra gelmis ayni alet ucunda peynir yok bu nasil çalisir demisler. Fare gelecek peyniri göremeyecek nerden benim peynirim deyip kafasini sallarken boynu kesilecek demis.

Kim tanıyacak


Temelin biri birgün denize gider,soyunur elbiseleri sahilde birakir.
Çirilçiplak girer denize epey yüzdükten sonra döner gelir sahile bakar
elbiseler yok.Çaresiz bir eli önde bir eli arkada adem gibi eve gider.
Yolda yasli Temellerden birisi görür sorar usagim bu ne hal Temel durumu
anlatir, yasli Temel ula salak usagim yüzünü kapat oni kim taniyacak der

Temel'in ineği


Temel'in inegi hastalanmis. Komsusu Cemal'e gitmis.
- Ula inegun hastalandugunda ne vermistun?
- Tuz ruhi...
- Eyi......
Temel ertesi gun kosa kosa geri donmus...
- Ula inegum oldi...
- O zaman benimci de olmisti...

Suda kalma yarışması


Temel,Dursun,Cemal suyun altında en çok kalma yarışması yapıyorlarmış.Dursun 15 dakika,Cemal 10 dakika durmuş çıkmışlar. 10 saat olmuş 20 saat olmuş Temel in cesadi karaya vurmuş.Dha sonra Fadimeye baş sağlığı dilemişler.
-"Üzülme"diye tesellietmek istemişler.Fadime:
-"Önenli değil yarışı kazandı ya önemli olan o"demiş.


Temel'in kaynanası
Temel bi gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. N'oldu diye sormuşlar. Temel :
-Kaynanamı gömdük.
Kahvedekiler:
-Iyi de bu halin ne?
-Biraz direndi de. Temel uçakta

Temel uçakla Trabzona gidecekmis.Oturmus bir yere rasgele... Asil yer
sahibi gelmis;
Yer sahibi: Beyfendi burasi benim yerim kalkarmisiniz?
Temel: Hayir
Yer sahibi : Beyfendi burasi benim yerim kalkin
Temel: Hayir
Yer sahibi gider hostese basvurur.
Hostes: Beyefendi burasi sizin yeriniz degil kalkarmisiniz lütfen
Temel: Kalkmam
Hostes çare bulamayinca kaptana basvurur.
Kaptan, Temel'in kulagina bisey fisildar ve Temel gecer arka tarafa oturur.
Herkes hayret etmis biz bu kadar ugrastik kalkmadi acaba Kaptan nasil kaldirdi bunu.Dayanamayıp sormuslar kaptana:
Kaptan: Dedim ki Burasi Trabzon'a Gitmez

Tek asker

Manevra varmış.Temel elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş :
-Düşman önden gelirse ne yaparsın Temel?
Temel cevaplamış.Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan.Temel bunları da cevaplamış.
Komutan en sonunda :
-Ya düşman tepeden gelirse,deyince.
Temel dayanamamış ve :
-Habu memleketin tek askeru ben miyum komitanum daa!

Otelci Temel


Otelci Temel'in kapisini bir gece bir ispanyol asilzedesi çalmis.
* Odaniz var mi?
* Kimsunuz? -
* Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
* Haa, pu katar usagu alacak yerum yok!

Tren

Temel bir gün tren kullanirken treni devirmis, 400 kisi ölmüs.
Amiri sormus "Oglum nasil oldu ?", demis.
Temel "Tren rayina bir adam çikti, onun yüzünden oldu.",demis.
Amiri "Oglum ezseydin o adami da 400 kisi ölmeseydi ,"demis.
Temel de "Ben de öyle düsündüm , adam raydan çikinca onu ezmeye
çalisirken tren devrildi ", demis.

Sahte dolar

Marketin birine bir turist gelmis bir seyler almis, sonra türk parasi
çikaramamis dolar uzatmis kasadaki adama.
Adam para sahte mi degil mi diye kuskuya düsmüs. Paranin orasina burasina
bakmis.Evirmis çevirmis anlayamamis sahte olup olmadigini.
Bakmis böyle olmayacak parayi sirada bekleyen Temel'e uzatmis.
'Bir de sen bak hele' demis.
Temel paranin bir altina bir üstüne bakmis sonra masanin üstüne atmis
ve 'bu para sahte' demis.
Herkes sasirmis, nasil anladin bu kadar çabuk demisler.
Temel de: 'Bunun üstünde Atatürk resmi yok' demis.

Su derin mi?

Temel, dere kenarinda oturuyormus.
Oradan jeeple geçmekte olan bir adam suyun derin olup olmadigini sormus.
Temel: - Derin degildir geçebilirsin demis. Adamda Temel'e güvenerek
suya jeepiyle girmis.
Jeep bir anda sulara gömülmüs. Kan ter içinde sudan çikan adam Temel'in
yakasina yapismis:
-Hani derin degildi ulan.
Temel : - Abi vallahi benim suçum yok,demin bir ördek geçiyordu su
beline geliyordu.

Paraşüt

Temel ile Dursun parasüt kursuna yazilir ve hafta sonlari egitim
görmektedirler.Aradan aylar geçer ve egitim tamamlanir.
Yapilacak bir gösteri için prova yapmaktadirlar.Uçaktan atlarlar lakin
Dursunun parasütü açilmaz,
Temel sorar "Dursun, parasütün açilmadi ne düsünüyorsun?".
Dursun : "Önemli degil ya demis,gerçek degil ki prova yapiyoruz.".

İsim değişikliği

Temel ismini degistirmek için mahkemeye basvurmus.
Hakim demis ki: "Ne var oglum niye ismini degistirmek istiyorsun? Hem
senin ismin ne bakalim ?"
Temel cevap vermit : "Temel Kiç".
Hakim : "Tamam o zaman degistirmekte haklisin, yeni ismin ne olsun
istiyorsun?"
Temel : "Dursun Kiç" olsun demis.

Temel İngiltere'de

Temel Ingiltere'ye gitmis, arabasiyla otobanda giderken bir anons duymuş
(fikra bu fikra, Temel Ingilizce'yi nerede ogrenmis deme):
- Delinin biri ters yonde gidiyor, dikkatli olun!
Temel:
- Hangi biri hangi biri, bu Inciluzlarin hepsi deli hepsi deli!

Yılan

İki laz yılan olan Temel le Idris yolda gidiyorlarmis. Birden Temel Idris'e dönüp :
- Ula Idris biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mu diye sormus. Idris sasirmis
- Ula ne oldu gene demis. Temel de :
- Ula biraz önce dilimi ısırdim da,demiş

İbne-Entel

Temel'e sormuslar:
-Ibne mi olmak istersin entel mi?. Bizimki dusunmus ve
-İbne demis..! herkes sasirmis..demisler
-Niye boyle dedin? Temel cevap vermiş:
-O kadar kitabı kafama sokacagıma..

Fitil

Temel ishal olmuş, gittiği doktor da "günde iki defa fitil" salık vermiş. Temel fitilin asıl kullanım şeklinden habersiz olduğundan, hap gibi yutmuş, ve tabii ki daha kötü olmuş.
İkinci defa gittiği doktor ona günde üç defa fitil vermiş, Temel daha kötü olup da doktora üçüncü defa gidince doktor şüphelenip sormuş:
"Siz yoksa bu fitilleri hap gibi yutuyor musunuz?"
Temel kızmış,
"Yok, bi tarafıma sokuyorum."

Avcı Temel

Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel'in onderliginde ormanda
ilerlemekte.Karsilarina kucuk bir delik cikar.Temel:
`Yatin yere,tavsan deligi !'
Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan
cikar. Avcilar hemen vururlar.Tekrar yurumeye baslarlar.Bir sure sonra
buyukce bir delik cikar karsilarina. Temel :
'Yatin yere, tilki deligi!' Yatarlar.
Biraz sonra tilki cikar.Onu da vururlar.Tekrar yola duserler.Bu defa daha
buyuk bir delik cikar. Temel :
`Yatin yere, ayi ini !'Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar.İyice keyiflanan avcilar yurumeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar.Temel :
'Usaklar ne cikacagini bilmiyorum.Ama yatin yere,ne cikarsa bahtimiza!' . . .
Ertesi gun gazetelerde :`Dort avci tren altinda can verdi...'

Sinyal

Temel'e bak bakalım arabanın sinyalleri çalışıyor mu, demişler.
- Çalisayi,
Çalismayi,
Çalisayi,
Çalismayi.....

Çirkinlik

Cemal Temel'e evlenmesi için kiz öneriyormuş.
- Senun yerinde olsam o cizla çözü kapalu evlenurdum.
- Neden, o kadar çirkin midur, diye sormuş Temel.

Paranoya

Temel ailesi yürüyerek bir yere giderken Temel yerde muz kabuğu görmüş,
- Ha uşaklar Tikkat edun, pirazdan yine tuşecağuz, demiş.

Nişanlılık

İkisi de yetmiş yaşlarında olan Temel ile Fadime kendilerini bildi bileli nişanlıymışlar.
- Artık evlenmeliyiz, demiş Fadime.
- Amaan, cim alayi pizi bu yastan sonra, diye cevap vermiş Temel.

Kellik

Temel'in karisi Fadime çok kıskançmış. Temel'in elbiselerini kontrol eder saç bulursa cıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç bulamamış, yine cıngar çıkarmış:
- Uyy Temel, şimtu kel karularla mi oynaşaysun?

Tramplen

Temel :
- Yüzme havuzuna cittim, peni attilar
demiş. Nedeni sorulunca:
- Havuza işedum, demiş.
- Amaan herkes işiyor, seni niye kovdular, denince Temel şöyle cevap vermiş:
- Tramplenden işedum.

Islaklık

Temel ne zaman balığa çıksa, pantalonunun paçaları ıslak dönermiş.
Niye diye sormuşlar.
- Paluk tutarken sikilayrum, Sigara içeyrum. Pitince sigarami tenize
atip pasip söndüreyrum.

Beklenti

Temel'e hani sen güzel bir dulla evlenecektin, ne oldu diye sormuşlar.
- Kocasının ölmesinu pekleyrum, demiş.

İşgücü

Temel arkadaşlarıyla çukur açıyormuş, bir grup da çukurları kapatıyormuş.
Ne yaptıklarını soranlara Temel şöyle cevap veriyormuş,
- Bir grup daha vardı, onlar da fidan dikiyordu,
bugün celmedular, piz de pizim isler ceri kalmasun diye çalişayruz.

Maske

Temel bir maskeli balonun yarışmasında kompozisyonuyla birinci gelmiş. Çırılçıplak, kafasında gaz maskesi, elinde bir demet çiçek ve orasında sallanan bir prezervatif. Jüriye göre: Çıplaklık fakirliği; Gaz maskesi hava kirliliğini;
Prezervatif de bedensel kirliliği simgeliyormuş. Bir demet Çiçek ise doğayy simgeliyormuş. Hayır diye itiraz etmiş Temel.
- Punu temek istemistum. Kaput kullanmak, çiçeği gaz maskesiyle koklamaya
penzer.

Bakış


;Temel otobüse binmiş. Sormuşlar,
- Ne yaptın, pilet aldın mi?
- Piletci sankim pilet almamuşum gibi paga manali manali paktu.
- Peki sen ne yaptın?
- Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum.

Finduk

Temel 'in üç oğlu varmış. Onlara findik getirmiş.
- Yiyin finduklari da pipiniz buyusun, demiş.
- Temel, piraz da sen ye, demiş karisi Fadime.

Sempatik

Temel Cemal'e anlatıyormuş:
- Bi herif bana çok sempatiksiniz dedi.
- O ne demektir?
- Pek de pilmeyrum ama, her ihtimale karsi furdum oni.

Cehennem

Temel ölmüş, cehenneme gitmiş, sille tokat karşılamışlar.
- Poyle yaparsanuz sonra Hiç cimse çelmez, demiş.

Traş

Temel Fadime'ye
- Sabah tras olunca on yas gençleşeyrum, daa.
Faidme Temel'e
- Ula Temel, öyleyse akşamlary da traş ol.

Kasket

Temel başındaki kasketi gösterip,
- Bu kasket penu on yas gençlestirdu, demiş.
- Kaç yaşindasun, diye sormuş Cemal.
Temel,
- Kasketli mu, kasketsiz mu, diye yanıtlamış.

Önlem almak

Cemal ile Temel askerde beraber nöbet tutarlarken, komutanları bir bakmış
Cemalin elinde bir mektup, okuyor.
- N'apıyorsunuz, demiş.
Temel:
- Sevculumden mektup celdi. Okuma yazma pilmem, Cemal okuyo pağa.
- Peki Cemal'in kulaklarındaki pamuk ne?
Temel:
- Mektubu tuymasin diye....

Nerden nereye?

Temel'in kızı Fadime babasına sormuş,
- Annemle evlendiğinizde Pen nerdeydum?
Temel:
- Palayina ciderken benumleydun. Tönerken annene gectun.

Görev


Cemal çok kumarbazmış, bir gün kahvede ölmüş. Karısına anlatacaklar. Temel bu görevi üstlenmiş.
- Cemal kayıp, demiş Cemal'in karısına
- Cehennemin tipine citsun, demi? Cemalcin karısı.
Temel gayet sakin:
- Cittu, demiş.

Fark


Temel'e sormuşlar,
- Evli kadın ile dul kadın arasında ne fark vardur?
- Tul kadın kocasının nerede olduğuni piliy, evli kadın pilmiy.

Hasan


İri yarı bir adam kahveye girmiş.
- Hasan cimdur?
- Penum, demiş adamın biri.
Adam bu adamı bir güzel pataklamiş ve yüzünü gözünü kan içinde bırakmış.
Sonrada çekip gitmiş. Adam gittikten sonra dayak yiyen adam başlamış gülmeye. Kahvedekiler şaşırmış ve hemen sormuşlar:
- Ya o kadar dayak yedin, yüzün gözün kan içinde. Ne diye durmuş gülüyorsun
simdi.
- Penum adim Hasan teğul Temel, nasıl kandurdum o enayi adamı ama....

Mazeret


Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç kalırlarsa
çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler. Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış, hep ayni mazeret:
- Atla istasyona celeydum. At catladi, tren kaçtı, geç kaldum.
Derken kırkıncı da tamamlanmış, Temel'e sıra gelmiş.
- Senin de mi atin çatladı, diye sormuşlar.
- Hayır, demiş. Yoldaki otuz dokuz at leşini geçemedum.

Güvence


Temel'in on ikinci oğlunu askere çağırmışlar, ondan önceki on bir tanesi askerde olduğu için Temel itiraz etmiş,
- Söyleyin padişahınıza penum şeyime güvenip sağa sola savaş açmasun.

Kibrit


Temel yolda yürürken bir kutu kibrit bulmuş. Bakmyş içinde tam dört tane
kibrit var. İlk üç kibrit yanmamış. Dördüncüsü yanmış. Hah bu iyi deyip,
kibriti saklamış.

Güzel için oruç bozulurmu ?
Bektaşiye bir gün sormuşlar...
Gelse bir dilberi ahu
Olsa savmı ramazan
Dilber-i ahumu efdaldir ,
yoksa savmı ramazan mı?
Bektaşi cevap verir:
Fırsatı fevketme zinhar...
Sür sefasın dilberin
Olur kazası savmın
Olmaz kazası dilberin....


Ne sıklıkta
Erenlerden birine sormuslar
-'ne sıklıkla oruç tutarsın?'
-'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarıım'
-'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?'
> -'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kkılarım'
-'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırssın?'
-'ehh' demiş 'cok nadiren. akşamdaan akşşama!'

Suç sende değil
Bektaşiler gene bir akşam iciyorlarmis. Havada sıcakmı sıcak yazın en sıcak ayı. Ekinlerin suya ihtiyaci var. İçerlerken arkadan birisi seslenmiş '' hocam ne olacak bizim tarlalarımızın hali? bizim için yağmur duasına çıksanda bize bereket yağdırsan''. demiş. Bektaşi ''tamam yarın içmeyelimde yağmur duasına çıkalım''demiş. sabahleyin erkenden bektaşi önde cemaati arkada giderken tarlaların yanına gelmişler. Bektaşi baslamış dua etmeye. Tam duanın ortasında''Allah'im bu tarla benim ''demiş duaya devam etmiş. Neyse duayı bitirdikten sonra herkes evlerine dağılmış. Bektaşininde arsası tam yolun yanındaymış yani çok kıymetliymiş. Bektaşide evine dönmüş. Akşam bir yağmur baslamış, ortalığı sel götüruyor durdurak bilmiyor. Bektaşinin arsasını sel almış götürmüş. Sabahleyin bektaşi yağmurun sevinciyle koşa koşa geliyor birde bakıyorki arsa yok!!! Bektaşi çok sinirlenmiş ellerini havaya kaldırmış ''Yok Allahm suç sende değil, sana o arsanın yerini söyleyen pezevenkte''demiş.

Sen en iyisini bilirsin
Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu.

Vaaz
Papazın biri vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş papaza, papaz efendi ben vaaz vereceyim ama çok heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz şarap iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada vaazı vermiş. Vaazdan sonra gitmiş papaza,demiş nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , "Güzeldi yavrum ama bazı hataların var."
1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan kaymayacaksın.
2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin.
3)En önemlisi de İsa Tanrı'nın oğlu sütçünün çocuğu değil.

Cehennem
Dört samimi arkadaş aynı arabada yolculuk ederken trafik kazasında ölürler. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar. "Fark nedir?" diye sorarlar. Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz" der. Üç tanesi "biz Türk doğduk, Türk ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer. Ve aradan epey zaman geçer avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır, arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu. Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?" "Oğlum oğlum" derler "Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!"

Yalansa
Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kurr’an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş :
- Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftaar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış :
-Yalan !..
-Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’ann-ı Kerim çarpsın.

Elimden Geleni Yaptım
Kasabanın birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde koşuştururken Papaz'ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz'a gelmelerini söylerler.
Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler.
O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye girer.Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.Bir yandan da Papaz'a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden bir kayık geçer.İçinde halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz yine inadını sürdürür.
'Tanrı beni korur'der.Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz 'Tanrı beni korur'demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz çatıdaki direğe tutunur.Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler.Papaz yine
'Tanrı beni korur.'der. Ve ölür.
Tanrı'! nın huzuruna çıkar.Tanrıya 'Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni öldürdün.'der.
Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.'der

ORUÇ
Ataist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş 'Evrim ne güzellikler yaratıyor!diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam "ALLAHIM! diye bağırmış. bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
"Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş.
Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR yapabilirmisin." demiş
SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.Nehir tekrakmaya baslamış herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesinide göge doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış;
"ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana verdiğin nimetlere...

Mucizeler
Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair tartisiyorlarmis.
"Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demit Müslüman."Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah 'a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden etrafimdaki on millik alanda firtyna durdu ve ben köyüme dönebildim.
Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiiini sandim. Tanri 'ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim."
Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda "Sali" oldu.

BEN DE PEDERİM AMA
Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara 'Father-Peder-Baba' derler. Komünist rejim zamanında Rusya'dan zar zor kaçıp New York'a yeni gelen Salamon, metro'da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş
'Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?'
Papaz 'Çünkü ben bir pederim' demiş.
Salamon 'Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil.
Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?' diye yine sormuş.
Papaz biraz düşünmüş ve 'Beyim ben bir çok insanın pederiyim' demiş.
Salamon 'Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil' diye cevap vermiş.
Papaz 'Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım' deyince Salamon gülmüş ve
'Beyim' demiş 'Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim'

MANASTIR HAYATI Bir manastırda yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış.
Birincisi 'Kızlar' demiş 'Geçen gün baş papazın odasını temizlerken bir sürü seks mecmuası buldum'.
Diğerleri 'Peki ne yaptın?' diye sorunca ilk rahibe 'Hiiç' demiş ne yapacağım hepsini çöpe attım'
İkinci rahibe anlatmaya başlamış 'Bende bir ay önce baş papaz efendinin odasını temizliyordum bir sürü prezervatif buldum'
İlk rahibe sormuş 'Peki sen prezervatifleri ne yaptın? Attın her halde'
İkinci rahibe 'Yok canım' demiş 'Hiç üşenmedim tek tek hepsini iğne ile deldim ve tekrar paketlerine koydum'
Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış..

BİTSİN BU DAVA
Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar... Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor... Ama çaktırmadığını sanan kendisi... Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi… Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor..
Allah :
-Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi'ye...
-Kesmedim, diyor Bektaşi...
-Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi..
-Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz.
-Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini...
-Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz...
-Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi ona soralım...
-Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı?...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava..

Alacaklı
İstanbulun eski devirlerinde azınlıktan bir tüccar Jacob Efendi; nasıl olduysa müslüman bir tüccardan borç alır ve bir türlü ödemez. Haftaya, yok öbür haftaya derken bizimkini oyalayıp durur, sonunda bizimki Jacob Efendinin kapıya dayanır borcunu ödemesini ister. Öderdin ödemezdin derken bizimkinin kafası bozulur açık pencereden uzatır Jacobun kafayı dışari, geçer arkaya başlar bi güzel düzmeye.
O sırada pencereden öğle namazı için salına salına camiye giden imami gören Jacob efendi eli yüzü kan ter içinde, telaşla bağırır imama
-İmam efendiiiii, acele edesin be bre, öğle namazi vakti geçmek uzeredir. Okuyasin hemen su ezani.
İmam kaldırır kafayı pencereden kafası görünen Jacob Efendiye seslenir.
- Yahu Jacob Efendi, sana ne bizim ezan vaktinden. Müslüman olmadığına göre sana ne ezan vaktinden ?
Jacob efendi zar zor cevap verir:
-Öyle demeyesin be imam efendi, bizim de vardir icimizde bir parcacik muslumanlik !!!

KENDİNDE OLMAYANI
Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş :
-Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver!
Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış :
-Rabbim, bana iman ver!
İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye :
-Bak, herkes ne isitiyor Tanrı'dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?, demiş
. Bektaşi usulca :
-Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister, demiş.

Peşin Namaz
Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
-Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
-Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
-Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
-Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
-Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?

Trafik
Papazın biri bisiklet kullanırken polis bunu durdurmuş.
-Ehliyet ve ruhsat lütfen
papaz -ehliyetim yok ama cebimde incilim, sağ omuzumda isa, sol omuzumda iyi melek var demiş.
polis -hem ehliyetin yok hemde bisiklete üç kişi biniyorsun demiş

Papaz ile Zangoç
Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?"
Zangoç'ta derin bir sessizlik...
lyice köpürmüş Papaz:
"Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?"
"Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!"
Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..." Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler.
Bu kez Zangoç seslenmiş:
"Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?" Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
Allah erkeği yarattı
Allah eşşeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir eşşeksin. Sabahtan akşama kadar yorulmadan çalışacaksın ve ağır yükleri sırtında taşıyacaksın. Ot yiyeceksin, az akıllı olacaksın ve 50 yıl yaşayacaksın.
Eşşek cevap verdi : 50 sene böyle bir hayat için çok çok fazla, lütfen bana 30 yıldan fazla verme ! Ve böyle oldu... Sonra Allah köpeği yarattı ve ona dedi ki : Sen bir köpeksin. İnsanların mallarını koruyacaksın, onların en yakın dostu olacaksın. İnsanlardan geriye kalan artıkları yiyeceksin ve 25 yıl yaşayacaksın.
Köpek cevap verdi : Allahım, 25 yıl böyle yaşamak çok fazla. Bana 10 yıl ver yeter ! Ve böyle oldu... Daha sonra Allah maymunu yarattı ve dedi ki : Sen bir maymunsun. Ağaçtan ağaca salınacak ve bir aptal gibi davranacaksın. İnsanları eğlendireceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Maymun cevap verdi : 20 sene dünyanın palyaçosu olarak yaşamak çok fazla. Bana 10 seneden fazla verme ! Ve böyle oldu...
En sonunda Allah erkeği yarattı ve ona dedi ki : Sen erkeksin, dünyada yaşayacak tek rasyonel düşünen canlı sen olacaksın. Diğer yaratılmışlara zekanı kullanarak hükmedeceksin. Dünyayı yöneteceksin ve 20 yıl yaşayacaksın. Erkek cevap verdi : Allahım erkek olmak için 20 yıl yetmez. Lütfen bana eşşekten artan 20 yılı, köpekten artan 15 yılı ve maymunun 10 yılını da ver...
Allah bunu kabul etti ve erkek 20 yıl erkek olarak yaşadı, sonra evlendi ve 20 sene eşek olarak sabahtan akşama kadar çalıştı ve ağır yükleri taşıdı. Sonra çocukları oldu ve 15 yıl köpek gibi yaşadı, evi korudu, aileden artanları yedi. Sonra ilerleyen yaşında 10 yıl maymun olarak yaşadı, aptal gibi davrandı ve torunlarını eğlendirdi. Bugüne kadar böyle geldi...

Yine kardayız
Ücüncü Boğaz Köprüsü'nü Japon, Amerikan ve Türkler'den oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdela kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmıs. Japon; 'gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım' diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı; 'gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı' diyerek tabancasını çekip intihar etmiş.
Tüm bunlari izleyen Türk müteahhit de derin bir 'Oh!' çekerek yanındakilere dönmüş: '
'İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum'...'

Amerikan hastanesi
Bir USA Askeri Birliğinde açının yemekleri yüzünden millet hemoroid olmuş. Tam 107 kişi yatak yorgan yatıyormus. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her askerin önüne duruyor ve soruyormuş:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ? - Merhaba komutanım , hemeroidim var - Tedavi olarak ne yapıyorlar ?
- İlaçlı pamuk efendim.
- Bir arzun var mı asker ?
- Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek istiyororum komutanım...
Komutan herkesin önünde durup aynı soruları sormuş ve hep aynı cevapları alınca memnun olmuş. Sıra en son sıradakı adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya başlamıs:
- Merhaba asker , hastalığın nedir ? - Bademciklerimden rahatsızım efendim. <
- Öyle mi ? Peki ne ilaç kullanıyorlar ??
- İlacli pamuk efendim.
- Güzel. Peki bir isteğin var mı evladımm?
- Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelinnce pamuğu değiştirseler diyecektim de....

Dünyanın Sonu
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini tanrının yanında bulmuşlar. Tanrı bunlara dönmüş " Sizi buraya çağırdım çünkü 2000 yılında kıyametin kopacağını cemaatlerinize haber vermenizi istiyorum" demiş. Daha ne olduğunu anlayamadan bi de bakmışlar ki evlerindeler...
Clinton, hemen ülkenin bütün televizyonlarına haber vermiş ve canlı yayına çıkmış. " Sayın vatandaşlarım, size bir iyi bir de kötü haberim var. İyi olanı, In god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman boşuna inanmadınız. Kötü olan ise 2000 yılında kıyamet kopacak...
" Kastro'da boş durmamış hemen insanlarının karşısına geçmiş. " Yoldaşlar üzgünüm ama size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi kandırmısız, tanrı gerçekten de varmış! İkincisi ise daha kötü, daha tanrıya inanamadan hepimiz öleceğiz, çünkü 2000 yılında kıyamet kopuyor.
" Bu arada Gates'de bütün kurmaylarını toplamış havadis veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanrı beni dünyanın en önemli üç kişisinden biri olarak görüyor. İkincisi ise artık "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadı..."

Savaş Gemisi
Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş: -"Derhal rotanızı 30 derece doğuya çevirriniz" Karşıdan anında cevap gelmiş:
-"Sen rotanı 30 derece batıya çevir!" Koomutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-"Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!" Karşıdan cevap:
-"Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevirreceksin!"
Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış.
-"Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez eemrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!"
-"Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 sennelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya çevir."
Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -"Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız."
-"Burası da bir deniz feneri.. Sen rotannı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın"

Dilenci
Adamın biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al bununla bir sigara alırsın der. Dilenci "beyim ben hiç sigara içmem" der. Bunun üzerine adam o zaman bir bira içersin der. Dilenci "ben ağzıma içki koymam" der. Sen de o zaman bir altılı oynarsın. Dilenci "beyim ben hiç kumarda oynamam" deyince adam o zaman al bu parayı ve bizim eve gel der. Dilenci neden olduğunu sorar. Adam "Karım seni bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyor."

Tampon
Üç mahkum cezaevi yolundadır. Herbirine, hapiste geçirecekleri günler için bir eşya getirilmesine izin verilmiştir. Otobüste, biri diğerine döner ve sorar, "ee, sen ne getirdin ?", diğer mahkum bir kutu boya çıkarır ve bunlarla herşeyi boyayabileceğini söyler ve diyer mahkuma sorar, "sen ne getirdin ?". Oda, yanındaki kutuyu açar ve içinden iskambil kağıtlarını çıkarır. "Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kart oyunu oynayabilirim" der. Üçüncü mahkum köşede sessizce sırıtarak oturmaktadır. Diğer iki mahkum farkeder ve sorarlar, "Sen niye kendinden eminsin o kadar, sen ne getirdin ?" Üçüncü mahkum bir kutu çıkarır ve gülerek "bu tamponları getirdim," der. Diğer iki mahkumunda kafası karışmıştır, merakla sorarlar, "Bunlarla ne yapabilirsin ki?" Üçüncü yine sırıtır ve kutuyu göstererek "Kutuda yazdığına göre, bunlarla at sürebilir, yüzmeye gidebilir hatta paten kayabilirmişim"

Cehennem
Bıçkın ve aynı zamanda hovarda bir adam ölür ve cehenneme gider. Cehennemde birkaç gün kaldıktan sonra cennet görevlisi melek gelir ve seni cennete götüreceğim der. Bizim bıçkın halinden memnun görevli melekle cennetin yoluna koyulurlar. Cennetin kapısına yaklaştıklarında içeriden feryat figan sesler duyar ve meleğe döner,
- Sen beni cennete götürecektin der. Melek burası cennet deyince, içerideki sesler nedir demiş,
melek : - ha o sesler içerideki iyi insanlara kanat takılacak onun için sırtlarına delik açılıyor demiş. Bizimki ürkmüş cennetin yolunda biraz daha ilerlemişler bu sefer geçenki seslerden daha acı ve yoğun sesler gelmeye başlamış. Bıçkın yine sormuş; Şimdi neler oluyor, neden sesler daha acı?
Melek: - İyi insanların başlarına halka takılacak onun için başlarını deliyorlar. Bizimki iyice korkmuş ve ben cehenneme gitmek istiyorum deyince melek iyi ama orada da sana kuyruk takacaklar demiş. Bıçkın olsun olsun nasıl olsa onun deliği hazır demiş.

Abluka
Amerikada yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Tabii ilgi obiçim. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Neyse doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış. -Hey Joe, Ön kapıyı tutmuşlar, arka kapııdan kaçalım.

Kamuflaj
Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... Enson çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees, Patateeeeeees!!!"

Yorgunluk
Genç bir sanatçı adayı , kız doktoruna telefon açıp aldığı randevuya gelemiyeceğini söyledi. Doktor sordu: "Neden çok mu hastasınız?"
-Yoo değilim. Yalnız bugün bir prodüktörre gidip bir rol istedim. Sonra terzime gittim. Daha sonra ev sahibiyle kira meselesini tartıştık.
Kısacası doktor bey, bir defa daha soyunacak halim kalmadı!

Senfoni
Bir Türk Amerikaya ziyarete gezmeye gitmiş.Sokakta dolaşırken tuvaleti gelir. Koştura koştura umumi bir tuvalet bulur.Kendini bir an önce içeri atmak ister fakat kapıdaki adam 25 cent ister.Bizimki sıkışa sıkışa 25 cent i verir içeri dalar.Zart zurt sesli yaparken yandan "yavaş be adam" diye ses gelir meyerse yandakide bir Türkmüş.İşini bitirip dışarı çıktıktan sonra yandakiyle karşılaşır ve lafı yapıştırır. "Be adam 25 cent e mozartımı yoksa şopennimi dinleyeceğini sanıyordun" der.

Ekonomik kriz
İki otomobil galerisi sahibi dertleşmektedirler.
Bir ara biri:
-İşler öyle kötü ki,sorma. Şu sıralar enn azından bir araba satamazsam, popomu satmak zorunda kalacağım. Yanında oturan ve bu sözleri işiten sarışın dilberden özür diler. Bunun üzerine sarışın:
-Boş verin canım. Neler hissetiğinizi annlıyorum. Bizim işlerde kötü. Şu sıralar bende popomu satmazsam, arabamı satmak zorunda kalacağım.

İşler
İki otomobil galerisi sahibi dertleşmektedirler.
Bir ara biri:
-İşler öyle kötü ki,sorma. Şu sıralar enn azından bir araba satamazsam, popomu satmak zorunda kalacağım. Yanında oturan ve bu sözleri işiten sarışın dilberden özür diler. Bunun üzerine sarışın:
-Boş verin canım. Neler hissetiğinizi annlıyorum. Bizim işlerde kötü. Şu sıralar bende popomu satmazsam, arabamı satmak zorunda kalacağım.

Bisiklet
Birgün ali askerdeyken komutanın postacısıymış, o günlerde komutanının tayini çıkacakmış buda yeni tayin yerini öğrenmeye gitmek için hazirlanırken aliyi yanına çağırmış. Bak Ali oğlum biliyorsun yengen hamile bundan önceki çocuklarım hepsi kız eğer yengen doğum yaparsa oğlan olursa bana mektupta dersinki; komutanım beklediğin bisikilet geldi yazarsın ben anlarım. Yoksa arkadaşlar erkek oğlum olduğunu duyarlarsa ziyafet isterler tamammı deyip gider. Aradan zaman geçer yenge doğum yapar ama gene kız olur Aliyi bir düşünce alır gider. Mektupta kamyonun geldi desem olmaz minübüsün geldi desem anlamaz tam o anda aklına; komutanım beklediğin bisikilet geldi ama ponpasıyla çantası eksik geldi der.

Tahrik
Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı teyzeye sorar :
- Bize yaşınızı söyler misiniz?
- 86 yaşındayım
- Lütfen bize olay günü neler olduğunu aanlatın
- O gün hava çok güzeldi ve ben parkta ooturuyordum....derken o adam geldi yanıma oturdu
- Onu tanıyor muydunuz?
- Hayır ama tatlı birine benziyordu
- Sonra ne oldu?
- Birden bacaklarımı okşamaya başladı....
- Ona engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü hoşuma gitti.. kocam 30 yıl öncee öldüğünden beri kimse bana böyle dokunmamıştı....
- Sonra ne oldu?
- Sonra göğüslerime dokundu....
- Engel oldunuz mu?
- Hayır
- Neden?
- Çünkü bana kendimi uzun zamandır ilk ddefa bir kadın gibi hissettiriyordu...
- Sonra ne oldu??
- O kadar tahrik olmuştum ki bacaklarımıı açtım ve "SEVİŞ BENİMLE HADİ SEVİŞ BENİMLE!!!"diye bağırdım...
- Sizinle sevişti mi??
- HAYIR!! Ben öyle bağırınca o da birdeen "GÜLÜMSEYİİİN, KAMERA ŞAKASIIII!!"diye bağırdı ben de onu vurdum !!!!!!!

Doğum Yeri
Adamın biri birgün trene binmiş ve karşısında çok hoş bir bayan görünce konuşmaya çalışmış ve sonunda:
- Hanımefendi size 1 milyon dolar versemm şu eteğinizi 2 parmak yukarı kaldırır mısınız
Kadın: - Hayhay der daha sonra
- Size 2 milyon dolar daha verim, 2 parmmak daha derken iş yukarı kadar çıkar, adam sonunda kadına - Hanımefendi size 5 milyon dolar vereyiim bana doğum yaptığınız yeri gösterin der ve kadın kabul ederek şöyle der:
Bakın şu ağaçların arasındaki binanın 2 katındaki oda...

Köprü
Bir gun cennet ve cehenlemdekilerin canı sıkılmış cennettekiler ve cehenlemdekiler karşı karşıya duruyolarmış. Birgün demişlerki cenlettekiler cehenleme kadar yarım köpru yapsın, cehennemdekilerde cennete kadar yarım bir köpru yapsın hergün o köprüde konuşuruz demişler bakmışlarki cehenlemdekiler bitirmiş cenlettekilerde daha bir tuğla bile koymamış eee neden yapmadınız demişler. Cennettekiler cevap vermiş: Eee bözde hiç muteaahit yokki!

Beş Lira
Küçük çocuk yolun ortasında hüngür hüngür ağlıyordu... Yaşlı bir hanım acıyarak sordu;
-Ne için ağlıyorsun evladım?
-Beş liramı yitirdim...
-Peki al sana beş lira.
Yaşlı hanım bir iki adım yürüdü. Küçük çocuk yine ağlamaya başladı. Hanım döndü:
-Peki şimdi neden ağlıyorsun?
-Nasıl ağlamam? O beş liramı yitirmeseyddim şimdi on liram olacaktı...

Değişim
Körfez Savaşı'ndan önceki yıllarda, Amerikalı bir bayan gazeteci, kadınlarla erkeklerin toplumdaki yeri hakkında bir yazı dizisi hazırlamak üzere Kuveyt'e gitmiş.. gözlemleri sırasında ilk dikkatini çeken, kadınların kocalarının 5 adım gerisinden yürüdükleriymis...
Yıllar sonra aynı gazeteci tekrar bir yazı dizisi için Kuveyt'e gittiğinde bu sefer bir de bakmış kadınlar önden gidiyor, kocaları 5 adım arkalarından geliyor... bu işe çok şaşırmış, hemen bir kadına yaklaşıp sormuş:
"Bu gördüğüm inanılmaz bir gelişme... peki ama bu değişikliğin sebebi nedir??"
Kuveyt'li kadın cevap vermiş:
"Mayınlar..."

Manyak
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı farketmişler.. Adamcağız sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş.. Yolculardan biri
"- Kim bu kaptan?" diye sormuş..
"- Bilmem.." demiş Kaptan
"- Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı üşütür.."

Mustafa Abi
Bir gün köy ahalisi köy kahvesinde bir yandan haberleri izliyorlar miş biryandan da pişpirik çeviriyorlarmış. İçlerinden biri (Mustafa Abi) televizyonda Ecevit'i görmüs ve demiş:
- Ulan, başbakan oldu yüzümüze bakmıyo. Eskiden böylemiydi bea! Etrafımda dolanırdı! Hey bee, zaman ne çabuk geçiyor... Tabii kahvedekiler merakla sormuslar:
- Mustafa Abi? Sen nereden tanıyorsun Baaşbakanı yahu?
Mustafa Abi istifini bozmadan cevap vermiş:
"-Ulan üniversite yillarında abilik ettim ona! Az ekmeğimi yemedi!! Gel gör ki şimdi bizi unutmuş baksana!"
Kahvedeki ahali inanmamş tabii ki. Mustafa Abi'de inandıirmak için demis ki:
- Gelin ulan! Meclisin önüne gidiyoruz. Çıkışta yakalayacağız Ecevit'i. O zaman anlarsınız yalan mı değil mi??
Hepbirlikte T.B.M.M.'nin önüne giderler ve çıkışta Ecevit'i yakalarlar. Ecevit hemen Mustafa Abi'nin elini öpmeye kalkışır ve der ki:
- Abim, Mustafa abim; kusura bakma başbaakanlık bir dakika boş bırakılmıyor ki! Kusuruma bakma abi.
Mustafa abi kahve ahalisine şöyle bir bakar ve ahalinin acayip şekilde etkilendiğini görür. Başka birgün gene kahvede ahali ile TV seyreden Mustafa Abi TV'de Süleyman Demirel'i görür ve der:
- Bu da öyle. Cumhurbaşkanı olunca kendiini birşey zannetti. Hayırsız çıktı bu da!!
- Hadi canım. Ecevit'i belki şans eseri tanıyorsun ama buna inanmıyoruz!!, der.
Mustafa Abi hemen ahaliyi toplar ve Çankaya'ya gider. Mustafa Abi'yi gören Demirel hemen Ecevit gibi Mustafa Abi'nin ellerine sarılır ve öpmeye kalkışır. Mustafa Abi buna izin vermez tabi. Demirel ekler:
- Abi Vallahi billahi kusura bakma. Uzunn yıllardır göremiyordum seni. Tamda seni ziyarete gelecektim der.
Mustafa Abi tekrar ahaliye dönerek bir bakış atar ki artık ahalinin gözünde peygamber kadar yükselmistir.
Yine birgün kahvede tv izlerken bu sefer tv ye Clinton çıkar. Mustafa Abi söze başlar ve der ki:
- Ulan ne çabuk unuttun o sefalet dolu ggünleri? Tabi zengin oldun, Amerika'nında başına geçince unuttun bizi.. Hayırsız herif!!
Ahali bu kadarınında fazla olduğunu söyler ve diğerlerinin belki bir şans eseri olabileceğine ama Clinton'u tanımasının imkansız olduğuna imece usülü karar verirler.
Mustafa Abi'nin tabii ki kafası atar ve bazı köylüleri alarak Beyaz Saray'a giderler. Kapidaki görevliye Clinton ile görüşmek istediklerini söylerler.. Görevlide sadece bir kişinin girebileceğini söyler. Köylüler düşünürler ve sadece Mustafa Abi'nin Clinton'u tanıdığını söyleyerek Mustafa Abi'nin gitmesini isterler.
Güvenlik Mustafa Abi'yi iyice arayarak içeri sokar. Saatler geçer ama kapıdan kimse çıkmaz. Köylüler sıkılır. Penceredende bakma olanakları olamadığı için ordan geçen uzun boylu birine sorma kararı alırlar. Şans eseri orada o anda Michael JORDAN geçmektedir. İngilizce bilen bir köylü Michael Jordan'a döner ve der ki:
- Ya Jordan Abi. Senin boyun uzun. Camdaan içeri bakıp neler oluyo, kaç kişi var bi baksana... Jordan camdan bakar ve cevap verir:
- Vallahi ne olduğunu bilmiyorum. İçerdee 6 kişi var. Biri Mustafa Abi, diğerlerini tanımıyorum.

Ekran Koruyucu
BILL GATES ölmüş ve tanrının huzuruna çıkmış. Tanrı Sen iyi bir çocuksun Bill demiş, herkese yapmam ama sana seçme hakkı verecegim, cenneti de cehennemi de gör, hangisini istersen oraya git.?
Bill önce cehenneme gitmiş, deniz kenarında, harika bir gün batımı yaşanmaktaymış, kızarmış köpükler kumları yalıyor, hafif ılık rüzgarda palmiyelerin yaprakları nazlı nazlı sallanıyormuş. Allah allah demiş Bill, Bize hiç böyle anlatmamışlardı!? Sonra cennete gitmiş.Orası da fena değilmiş ama doğrusu cehennemle kıyaslanmazmış. Cehennemi seçtim demiş tanrıya.
Güzel düşler kurarak kapıdan girdiginde tam da bildiği cehennemle karşılaşmış; kazanlar kaynıyor, zebaniler ortalıkta dolaşıyor,alevler gökyüzünü kızıla boyuyormuş.
Aman demiş Bill, Hemen tanrıya çıkmam lazım ve soluk soluğa bağırmış; Benim ilk gördügüm cehennem böyle değildi.?
Tanrı gülmüş, çok geç artık Bill demiş, seçimini yaptın. O ilk gördügün sadece ekran koruyucuydu...?

McGayver
McGyver markete gitmiş. Kasiyer kıza yaklaşıp, "İyi günler, ben 6 metre dikenli tel, bir tane demir makası, bolca zımpara kağıdı, bir de elektrikli testere istiyorum" demiş.
Kasiyer kız şaşırmış: "İ.. i. iyi ama onları burada bulamazsınız ki, burası küçücük bir market, burada sebze meyve gibi şeyler vardır sadece..." demiş.
McGyver 1-2 dakika düşünmüş, sonra kasiyer kıza dönmüş: "Tamam, onlar da olur" demiş

SA
Sakip Sabanci Aga'ya bir gün demisler ki : -Aga bu dünyada her sey senin için güllüük gülistanlik. Nereye baksak her tarafta senin sirketleri, fabrikalari görüyoruz, (MarSA, YünSa, LasSA, ToyotaSA...). Burada işin iy. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?.. Sakıp Aga gülmüş:
-Öte yanda da işimizi sağlama aldık
Bir tarafımızda İSA, diğer tarafımızda MuSA."

Servet
İki fakülte arkadayı yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder...
- Oğlum bu ne ev böyle be, su salonun büüyüklüğüne bak! Nereden buldun bu kadar parayı birader? Duvarlarda nadide tablolar...
- Gel göstereyim, gel şu pencerenin önünne... Şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet.
- 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolarra fatura ettik, farkı cebe indirdik.
İki yil sonra iki arkadas yine karşılaşır...
- Gel bu sefer ben seni davet edeyim, biize gidelim...
- Yuh! Şuraya bak... Vay anam vay! Oğluum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle. Bizimki bunun yanında müstemilat olmaz valla, saray asil burasi.
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim, geç şu pencerenin önüne, bak şurada otoyolu görüyor musun?
- Hayır! - İşte !!!

Beni Bekle
Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı, bavulunu toplamış..
"Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum..Coşku istiyorum..Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil.."
Sonra kapıya doğru yürümüş..
"Dur" diye bağırmış, babası arkasından..
"Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış delikanlı.."
"Dur" diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken..
"Dur... Beni bekle.."

Önemli Neden
-Hayrola nereden?
-Be be ben mi? Rad rad radyodan geliyoruum...
-Ne vardı radyoda?
-Spi spi spi spiker sı sı sı synavı varddı da...
-Eeee, ne oldu?
-Bı bı bı bırak yahu? Kı kı kıravat tak tak takmadık diye almadyılar.

Kamyon Şoförü
Bir kamyon şoförü 30 kişiyi ezerek öldürmüş. Mahkemeye çıkmış. Hakim sormuş,anlat bakalım nasıl oldu. Şoför anlatmaya başlamış. Kamyonla yokuştan aşağı inerken arabamın fireni patladı benimde durmam için sağa veya sola çarpmam gerekiyordu. Sağ tarafta küçük çocuk, soltarafta da 30 kişi vardı. Bende sağ tarafa çarpmaya karar verdim demiş.Hakim de sinirlenerek sormuş. E o zaman nasıl 30 kişiyi ezdin. Kamyon şoförüde: ben ne yapayım çocuk birden bire karşıya geçti demiş.

Başağrısı
Başı ağrıyan kızılderili reisi yanında iki çevirmeniyle birlikte eczaneye girer..Eczacının şaşkın bakışları arasında şef UGGHH der..hemen şefin sağındaki çevirmen atlar "büyükşef bir adet ağrıkesici istiyor"der.Eczacı gider ve getirir, sonra şef gene UGGHH der.Bu sefer soldaki çevirmen şefin bir adet prezervatif istediğini söyler..Eczacı doğum kontrolünün kızılderileler arasında yaygınlaşmasına hem şaşırır hemde sevinir..En kalitesinden bi prezervatifi getirip şefe uzatır..Şef kendinden emin elindeki ağrıkesiciyi prezervatif içine koyar ve tereddüt dahi etmeden yutar ve UGHHH UGGH der.. Eczacı dayanamaz "ne yapıyosun sen kardeşim" deyince çevirmenlerin her ikisi birden gülerek "BÜYÜK ŞEF BAŞAĞRISININ ..MINA KOYDU" derler....:))

4 Motorlu uçak
Amerikalı'lar 4 motorlu bir uçak yapmışlar ve arabistan çöllerinde uçurmak istemişler , yanlarına bir arap pilot almışlar ve uçmaya başlamışlar giderken bom diye bir ses gelmiş ve 1. motor patlamış, göstergede no panik this is a amerikan teknoloji yazmış,biraz daha gitmişler tekrar bom diye bir ses gelmiş ve 2. motorda patlamış,yine no panik this is a amerikan teknoloji yazmış,az daha gitmişler tekrar bom diye bir ses gelmiş 3. ve 4. motorlarda patlamış yine no panik this is a amerikan teknoloji yazmış ve pilot uçağı otomatik pilota bağlamış ve uçak yere inmiş.Araplar'da böyle bir uçak yapmışlar ve amerikalı bir pilotla keşfe çıkmışlar giderlerken 1. motar patlamış no panik this is a arabik teknik yazmış giderken 2.motorda patlamış ve yine no panik this is a arabik teknik yazmış giderken 3. ve 4. motor da patlamış göstergede repeat after me eşhe düella ilahe illah ve eşhe dü enne muhammeden abduhu versulühü yazmış.

Not
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktğında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıtt vardır. Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi karıstırıp arabaanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda gördü?ünüz gibi çok büyük hasar var. Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi yazdğımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi değilim!

İlk Aşk
Evliliklerinin ustunden henuz bir ay gecmistir.Mutlu koca genc ve guzel karisina sarilir :
-Ilk ask ne kadar tatli, ne heyecanli deegil mi?
Genc karisi yanitlar :
-Evet... ama seni tanidigima da memnunumm...

Ameliyat yeri
Iki sevgili bir agacin golgesinde otururlar.Delikanlinin tatli sozleri arasinda bir ara kiz sevgilisinin kulagina fisildar :
-Sevgilim sana apandist ameliyati olduguum yeri gostereyim.
Delikanlinin gozleri parlar.
-Goster canim goster.
Kiz eliyle uzak bir yeri gostererek :
-Bak su ilerde gorunen sari bina var ya,, onun ucuncu kati....

Kuaför
Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal tıraşı yapılırken bir yandan da elleri manikürlenmektedir.
Manikürü yapan sarışın fıstık adamın ilgisini çekmekte gecikmez, "Güzelim, bu gece benimle çıkmaya ne dersin??"
Kız gülümser, "Özür dilerim ama ben evliyim."
"Boşversene" der adam, "Seninkine telefon et bu gece işin çıktığını eve gelemeyeceğini söyle!"
"İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor..."

Tarla
"Bir adamın çok büyük bir tarlasy varmış,tarlasyyla övünür ,hava atarmış.Ancak bir gün tarlasyna geldiğinde onu çok kızdıran birşey görmüş ki,Tarlasynyn ortasyna birisi bir yol yapmy?,oturup beklemeye başlamış ve ilk geleni iyi bir döveceğim demiş.Biraz sonra eşeğin üzerinde bir adam çıka gekmiş,mal sahibi adamy e?ekten indirip dövmeye başlamış,eşek bayılana kadar dövmüş,daha sonrada adamy aynı şekilde bayılana kadar dövmüş.Olayı uzaktan seyreden üçüncü bir şahıs sormuş ; neden ilk önce eşeği dövdün ? adam cevap vermiş "ilk önce adamy dövseydim eşek kaçardı"

Golf
Bir cumartesi sabahi.. Iki genc kadin golf oynuyorlar.
Sarisin olani topu dikmis.. Sopayi oyle bir savurmus ki.. Top havada kursun gibi ucmus, obur delikte golf oynayan bir erkege o hizla carpmis..
Kadinlar dehset icinde, erkegin iki elini bacaklarinin arasinda kelepceleyip iki buklum kaldigini gormusler.
Sarisin hizla oraya kosmus ve ozur dilemeye baslamis..
"Lutfen izin verin size yardim edeyim.. Ben bir fizik tedavi uzmaniyim ve eger izin verirseniz cektiginiz aciyi azaltabilecegimi biliyorum."
"Yooo.. Yooo.. Gerek yok" diye inler gibi konusmus adam, elleri hala bacaklarinin arasinda kelepceli..
"Onemli degil.. Birkac dakika icinde duzelirim merak etmeyin.." Sarisin israr etmis.. Oyle israr etmis ki adam "Peki" demis sonunda.. Kadin cok yumusak hareketlerle adamin ellerini birbirinden ayirip iki yana sarkitmis once. Sonra adami cimlere uzatmis. Pantolonun kemerini gevsetmis.. Elini iceri sokmus ve masaj yapmaya baslamis..
Biraz sonra sormus..
"Simdi nasil hissediyorsunuz kendinizi.."
"Harika" demis adam.. "Harika hissediyorum..
Ama bas parmagim hala fena halde zonkluyor!.."

Patron ve Sekreter
Patron (adam) ve sekreteri (kadin) sehir disina yemege gitmek için arabayla yola çikarlar.
Fakat araba yolda problem yaratir. Inip bakarlar tamir olacak gibi degil. Burda kaldik diye söylenirler. Ilerde bir küçük ev görürler. Giderler ve kapisinin açik oldugunu görürler. Araladiklari kapidan baktiklarinda sanslarina bir de yatak olduguna sevinirler.
Adam,"sen yataga yatabilirsin, ben de uyku tulumuyla suraya kivrilirim" der. Yatarlar.
Biraz sonra sekreter "ben üsüyorum" der. Adam uyku tulumunun fermuarini açar, kalkar ve bir battaniye alip kadinin üzerine örter. Tekrar gider uyku tulumunun içine girer. Fakat çok geçmez.
Kadin biraz da arzulu bir sesle "ama ben hala üsüyorum der". Adam yine kalkar ve bir battaniye daha alip kadinin üzerini örter. Döner, uyku tulumuna girip uyumaya çalisir.
Yine biraz sonra kadin arzulu bir sesle "ama ben isinamadim" der. Adam tekrar kalkar. Bir battaniye daha alir ve kadini örter. Dönüp tekrar uyku tulumunun içine girer.
Biraz sonra kadin daha arzulu bir sesle "ama ben üsüyorum ve bir türlü isinamiyorum" der.
Adam "en iyisi biz seninle bu aksam evliymisik gibi davranalim, ne dersin?" diye sorar.
Kadinin hosuna gider ve sevinçle "olur" der. Adam oldukça yükses tonda bagirir:
"kalk ve su lanet battaniyeyi alip üzerini ört" der.

Slikon Madeni
Ogretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus.
Dersin bitiminde çocuklara sormus:
"Kim hangi madene sahip olmak ister cocuklar?"
Önce David cevap vermis: "Platin, ogretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim."
Ardindan Mike cevaplamis: "Altin, ogretmenim. Altinlarimla kendime sonmodel bir Cadillac alirdim."
En son Küçük Joe yanitlamis: "Silikon, ogretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..."

Vehbi Efendi

Bir gün padisah Vehbi Efendi'yi yanina çagirir ve: "Bana öyle bir siir yaz ki bir misrasini okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. Ve iste sonuç asagida:
* Azm-u hamam edelim, sürtüstürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
* Lal-u sarap içurem ve islatip geçirem, Parmagina yüzügü, hatem-i zer drahsan.
* Egil egil sokayim, iki tutam az midir? Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
* Diz çökerek önüne ilik ilik akitam, Bir gümüs ibrik ile destine ab-i revan.
* Salinarak giderken arkandan ben sokayim, Ard etegin beline, olmasin çamur aman.
* Kulaklarindan tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasin yola revan.
* Öyle bir sokayim ki, kalmasin disarda hiç, Düsmanin bagrina, hançerimi nagehan.
* Eger arzu edersen, ben agzina vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
* Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altini, olsun kulun saduman.
* Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümesselam. Sümbülüzade Vehbi Efendi

İskoç'un Tarağı

Sokakta karşılaşan iki İskoçyalı, aralarında konuşuyorlardı:
- Üzgün görünüyorsun, Neyin var?
- Sorma? Canım çok sıkılıyor.
- Neden ?
- Tarağımın bir dişi kırıldı.
- Tarağın bir dişi kırıldı diye, insan bu kadar üzülür mü?
- Kırılan tarağın son dişiydi

Rolex

Avukat arabasını bürosunun önüne çekmişti inmek için kapıyı açtı tam o sırada arkadan hızla gelen tır kapıyı aldı götürdü hemen kalabalık birikti ambulans polis ...vs polis avukata sordu nasıl oldu avukat sinirli inecekken arkadan geldi kapıyı aldı götürdü eyvah o kadar para vermiştim. Polis: peki beyfendi kolunuz nasıl koptu Avukat bagırarak eyvah rolexim rolexim

Herkes, Hiç kimse, Herhangibirisi, birisi

Öykünün kahramanları 'Herkes! 'herhangi biri' birisi ve Hiç kimse adlı dört kişidir Ortada HERKESTEN yapması istenilen bir iş vardı.HERKES bu işi kesimlikle BİRİSİNİN yapacağına inanıyordu HERHANGİ BİRİNİN yapabileceği bu işi nedense HİÇKİMSE üstüne almadı BİRİSSİ bu duruma çok üzüldü Çünkü yapılması gereken iş HERKESİN işiydi Fakat bıişi HERKESİN yapamayacağını HİÇKİMSE aklına getirmemişti HERKES ise konuya nasılolsa HEHANGİ BİRİ yapar gözüyle bakıyordu sonunda HEKES,HERHANGİ BİRİNİN yapabileceği fakat HİÇ KİMSSENİN yapamadağı bu işin suçunu BİRİSİnin omuzlarına yükledi

Enayi

Bir araştırmacı sabır ve dikkatle çalışarak iki fareye acıktıkları zaman burunları ile bir zile basmayı öğretti.Üç gün sonra bu farelerden biri diğerine şöyle diyordu:
enayiyi amma alıştırdık yahu ....her zile basışımızda peynir veriyor.

Uyuşturucu

İki genc uyusturucu icerken yakalanmislar ve cuma gunu mahkemeye cikarilmislar. Hakim - Bakin cocuklar daha cok gencsiniz size 2. bir sans veriyorum. Hafta sonu elinizden geldigince insanlari uyusturucudan vazgecirin pazartesi goruselim
Haftasonu gecmis..
Hakim - Eeee ne yaptiniz anlatin bakalim ..
1. genc - Ben 17 kisiye uyusturucuyu biraktirdim..
hakim - Cok guzel nasil yaptin?
1. genc - Iki daire cizdim.. ( O o ) seklinde ve 1. si uyusturucudan onceki beyniniz 2. si ise uyusturudan sonraki beyniniz deyince inandilar..
Hakim - Guzel, inandirici..Serbestsin..ya sen?
2. genc - Ben 156 kisiye biraktirdim..
Hakim - Ho !?..Inanilmaz,nasil ?
2. Genc - Bende 2 daire cizdim.( o O ) seklinde.. 1. daire uyusturucudan onceki kiciniz 2. si ise hapishaneden sonraki dedim..

Sadece Yağmur Yağdığında

Kadin kocasi isteyken sevgilisini eve cagiriyor, ikisi yatakta zevk dolusaatler gecirirken birden kapi caliyor bi de bakiyolar KOCASI EVE ERKEN GELMIIIIIS!!!... Kadin panik icinde: "Allahim bu nerden cikti simdi!!!Cabuk al topla kiyafetlerini, camdan atla kaybol!!"
Adam pencereden asagi bir bakiyor: "Hayir atlayamam deli misin nasil yagmur yagiyor gormuyor musun!!!"
Kadin deli gibi kosturuyor: "Kocam bizi burda yakalarsa ikimizi de öldürür atlamak zorundasin hadi cabuk cabuk!!!!"
Boylece adam caresiz,kiyafetlerini kaptigi gibi camdan atliyor.. ayaga kalkip bir de etrafa bakiyor ki bir maratonun tam ortasina dalmis....bozuntuya vermeden yariscilarla kosmaya baslamis.....tabi cirilciplak ve pantolonu gomlegi elinde kosan bitek kendisi oldugu icin dikkat cekiyor ...
Kosuculardan biri soruyor kendisine: "Siz hep ciplak mi kosarsiniz?"
"Ah evet evet...rüzgarin ciplak tenime degmesi kadar guzel bi duygu yok"
"Ama ciplak kosarken de hep kiyafetlerinizi elinizde mi tasirsiniz?"
"Yaaa öyle...kosu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye"
"Gercekten cok ilginc....peki kosarken hep prezervatif de takar misiniz?"
"Aaa..seyy.. sadece yagmur yagdigi zaman..."

Tetikçi

Mafya babasi korumaya aldigi muesseselerden haraclari toplamak icin yeni bir tetikci buldu. Sectigi adam sagir ve dilsizdi. Baba, yeni tetikcinin polisin eline gecerse, fazla bir sey anlatmasinin mumkun olamayacagini dusunuyordu boylece.
Baba, bir gun odemelerin geciktigini fark etti ve tetikciye adamlarini gonderdi. Adamlarin sagir dilsizle anlasmalari mumkun olmadi tabii. Bunun uzerine "Baba" sagir dilsizi odasina aldirtti. Bir de isaret alfabesi bilen tercuman buldular.
Tercuman isaretle sordu:
"Paranerde?..
" Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Ne parasi.. Benim paradan haberim yok.. Neden bahsettiginizi anlamiyorum
." Tercuman tercume etti.
"Neden bahsettiginizi anlamiyormus..
" Baba 38'ligini koltuk altindan cekip sagir dilsizin beynine dayadi.
"Simdi sor bakalim, para nerde?.."
Tercuman isaretle sordu: "Para nerde?
." Sagir dilsiz isaretle yanit verdi:
"Central Park'ta, Bati 78'inci Caddeye acilan kapidan girince soldan ucuncu agacin kovugunda 100 bin dolar var."
Baba ofkeyle gurledi:
"Ne dedi?.."
Tercuman yanitladi:
"Dediki hala neden bahsettiginizi anlamiyormus. Ayrica diyor ki, o tetigi cekmeye de g..unuz yemezmis!.."

Kanca

Sahil kasabasindaki meyhaneye giren tek bacagi, tek kolu ve tek gözü olmayan kara korsan müsterilerin derhal dikkatini çekmis.
Tahta bacagini ileri dogru uzatip kanca kolunu yanindaki iskemleye dayadiktan sonra içkisini yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz hosbesten sonra merakla sormuslar:
- Bacagini nerede kaybettin?
- Preveze deniz savasinda...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pisledigi gün koluma kancayi yeni taktirmistim

İskoç Yöntemi

İskoç gencin birisi, evlendigi günün ertesi Amerika'ya çalismaya gider. 2 sene sonra vatanından eline bir telgraf gelir:
"Karın öldü stop. Acele gel stop."
İskoç atlar ilk uçağa ve memleketine döner. Hanımının başucuna gider ve başlar yakarmaya. Kiraz dudaklarına doyamadım, elma göğüslerine doyamadım derken şehvete gelir ve ölü hanımını becerir. İş buya hanımı birden canlanır
. Bir kaç gün daha memleketinde kalan iskoç tekrar Amerikaya döner.
Aradan bir iki yil daha geçtikten sonra, eline bir telgraf daha geçer:
"Amcanın oğlu öldü stop. Gelmene gerek yok stop. Bütün köy bir haftadır uğraşıyoruz stop.

Doktor Çok Kızdı

Adam doktora gitmişti. Muayeneden sonra doktor : -Sana suppozituvar yazıyorum. Akşamları uygularsın der. Adam eve geldikten sonra karısına sorar.
-Suppozituvar ne demek?
-Ben nerden bileyim aç telefonu doktora sor.
Adam doktora telefonda suppozituvarın nasıl kullanılacağını sorar.
Doktor yanıtlar.
-Rektal yoldan kullanacaksın.Ve telefonu kapatır. Adam karısına döner ve : -Rektal yol ne demek?
-Ayol delimisin ben nereden bileyim doktora sorsana.
Adam bu sefer de rektal yoldan kullanmak nedir diye sorar.
Doktor yanıtlar.
-Anal yoldan uygulayacaksın. Adam yine anlamamıştır. Tekrar sorar :
-Anal yol nedir? Doktor tekrar yanıtlar.
-Kıçına sok kardeşim. Ve telefonu kapatır. Adamın yüzü buruştuğu için karısı sorar.
-Doktor ne dedi?
-Valla adamın ne dediğini anlamadğm ama çok kızdı sanırım. İlacı kıçına sok dedi.

Yöneten Erkekler

Yeryüzündeki herkes ölür ve Tanrı'nın huzuruna çıkarlar... Tanrı der ki:
"Erkekler 2 sıra olsun, bir sırada karılari tarafından yönetilen erkekler, diğer sırada karılarını yöneten erkekler..
ayrıca bütün kadınları cennete aldım onlar meleklerle birlikte gidecekler şimdi..."
Böylece kadınlar gittikten sonra Tanrı erkeklerin karşısına geçer...
Bir bakar ki karıları tarafindan yönetilen erkeklerin sırası 100 km.uzun...ama karılarını yöneten erkeklerin sırasında sadece bir adam duruyor... Tanr diğer sıradakilere çok kızar:
"Kendinizden utanın!! Sizi bu dünyada güç ve idarenin temsilcisi olarak yarattım ve şuraya bak, hepiniz güçsüz karaktersiz 100 km.lik bir sürü olmuşsunuz... bakın bir tek erkek kulum şu yan sırada tek başına gururla dikiliyor...Ondan ders alın!!! Oğlum, sen anlat bunlara, sen ne yaptın da "karılarını yöneten erkekler" sırasında bir tek sen oldun????"
Ve adam cevap verir:
"Bilmem... karım bana burda durmamı söyledi"

Siyanürlü Karpuz

Bir karpuz tarlası olan çiftçi, her aksam tarlasına çocuklariın dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini farketti. Epey düşündukten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya karar verdi.
"Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi! "
Ertesi akşam karpuz yiyemeden kaçan cocukları keyifle izledi.
Bir hafta sonra, çiftci tarlasında geziyordu. Karpuzlarıniı kontrol ederek eksik olmadığıı düşünürkenken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti
"Şimdi o karpuzlardan iki tane var !"

Kravat istiyorum

Günün birinde bir adamın akşam patronla yemeği varmış. Adam takım giysisine çok güzel ve görkemli bir kravat almak istiyormuş. Bir mağazaya gitmiş.Yanına bir kadın yaklaşmış ve sormuş:
-Ne arzu etmitiniz efendim?
-Bir kravat alacaktım.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır kravatlarimiz 2. kattadır.
Adam 2. kata çıkmış. Adam kadına bir kravat istiyorum demiş ve kadın sormus:
-Kravatınız renkli mi olsun yoksa siyah beyaz mı?
Adam: -Renkli olsun, demiş.
kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır lütfen bir kat yukarı çıkın, demiş.
Adam çıkmış. Kadına ben renkli bir kravat istiyorum demiş.
Kadın: -Kravatınız renkli ve üstünde çizgiler mi olsun yoksa renkli ve üstünde çiçekler mi demiş?
Adam : -Çiçekler olsun,demiş.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır lütfen bir kat yukarı çıkın,demiş.
Adam bi kat daha yukarı çıkmış.
Kadına: -Renkli ve desenleri çiçekli olan bir kravat istiyorum,demiş.
Kadın: -Kravatınızdaki çiçeklerin fonu koyu renk mi açık mı olsun ,demiş.
Adam: -Açık renk olsun,demiş.
Kadın: -Bizde müsteriyi memnun etmek esastır lütfen bi kat yukarı çıkın,demiş.
Adam renkliydi, açıkdı,koyuydu, çizgiliydi, fonu açıktı, maviydi, sarıydı derken 36. kata ulaşmış ve sinirli bir halde istediği kravatın özelliklerini saymış.
Kadın: -Alacağınız kravat bu giysinizin üstüne mi olacak yoksa başka bir giysinizin üstüne mi, diye sormuş.
Adam: -Evdeki bir takımımın üstüne demiş.
Kadın: -Bizde müşteriyi memnun etmek esastır,eğer vereceğimiz kravat takımınızın üstüne olmazsa bu bizim disiplin kurallarımıza uymaz lütfen evdeki giysilerinizi getirin, demiş.
Adam sinirli bir halde asansöre doğru yürümüş ve o anda asansörün içinden yarı çıplak bir adam çikmış ve demiş ki:
-Bu popom bu da klozet kapağım lütfen verin artık şu tuvalet kağıdını!

Eleman Aranıyor

Bir şietin kapısında bir ilan asılmış şöyle yazıyor:
"Dakikada 70 kelime yazabilen, Bilgisayar bilen, Yabancı dili olan eleman aranıyor"
Bir köpek ordan geçerken bu ilanı görüyor..bir süre bakiyor; bakıyor,derken ağzıyla kağıdı yerinden söküp ofise giriyor, doğru müdürün odasina...Ve müdürün karşısına geçip ağzında kağıtla ona öylece bakıyor... Adam bunu görünce kahkahayi basiyor....
- "Hahahahahahaaa ama ben bir köpeği işe alamam ki??"
- Ama köpek ısrarla kağıdı adama uzatıyor...Ve müdür sonunda diyor ki
- "peki o zaman sana bi mektup vericem bunu yaz bakalım"
Köpek kağıdı alıyor,bilgisayarın başına geçiyor, gayet güzel tıkır tıkır mektubu yazıp bitiriyor...Müdür şok oluyor,ama bozuntuya vermeden bu sefer diyor ki:
- "Bak şöyle şöyle bir uygulamaya ihtiyacımız var, buna bir program yaz çalıştır bakalım.."
15 dakika sonra köpek bilgisayarda o problemi çözecek süper hızlı bir uygulama yaziyor, adam inceliyor ve dumur oluyor....Artık söyleyeceği tek sey kalıyor:
-"Sen inanılmaz birşeysin!!! Ama yine de seni ise alamam...Ne yazik ki senin herşeyin mükemmel ama yabancı dilin yok" Ve köpek cevabi yapistiriyor:
-"Miaaooooowwwwww"

Papağan

Kadının birinin canı sıkılır ve hayatında değişiklik olsun diye pet shoptan bir hayvan almaya gider.Pet shopa gidince kedi,köpek ve bir papağanın fiyatını sorar. Papağanın fiyatının cok ucuz olduğunu gören kadın sorar:
''bu papağan neden bu kadar ucuz'' .Pet shopun sahibi yanıtlar:
''bu papagan daha önce bir genelevde duruyordu, ağzı biraz bozuktur, alanlarda ondan şikayetçi onun için fiyat ucuz.
''Kadın bu fiyatı kaçırmak istemez ve bir papağan ne kadar kötu konuşabilir ki diyerek alır evine götürür. Eve gelince kadın papağanın örtüsünü kaldırır. Yeni ortamı gören papağan
''ooo yeni mekan, yeni patron '' der.
Kadın bunlara gülüp geçer. Daha sonra evin iki kızı okuldan gelir. Papağan bunları görerek
''ooo, yeni mekan yeni patron, yeni kızlar'' der..
Tabii kızlar saşkin. Anneleri olayı anlatınca kızlar da gülerler. Bu sırada evin babası gelir. Papagan yine acar ağzıni:
''yeni mekan, yeni patron, yeni kızlar''
sonra evin babasına bakarak
''OOOO, Mehmet abi hos geldin yaaa!!!

Gözbebeği

İngiltere'nin saygin kız kolejlerinden birinde biyoloji öğretmeni öğrencilerden miss perkins'a "söyle bakalım, insan vucudunda uyarıldığında normal büyüklüğünün altı katına ulaşan organ hangisidir?" Öğrenci yüzü kızararak bana bu soruyu sorduğunuzdan ailemin haberi olacak demiş. Öğretmen baska bir ögrenciye dönmüs ve sen söyle miss sarah demiş. Sarah "los ışıkta gözbebegi" yanıtını vermiş. Öğretmen aferin dedikten sonra miss perkins'a dönmüs ve sana üç sey söyleyeceğim demiş. 1- dersine hiç çalışmamışsın bundan ailenin haberi olacak 2-aklın fikrin sürekli kötü şeylerde. 3- ilerde çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın...

Kanca

Sahil kasabasındaki meyhaneye giren tek bacağı, tek kolu ve tek gözü olmayan kara korsan müşterilerin derhal dikkatini çekmiş.
Tahta bacağını ileri doğru uzatıp kanca kolunu yanındaki iskemleye dayadıktan sonra içkisini yudumlayan korsana meyhanedekiler biraz hoşbeşten sonra merakla sormuslar:
- Bacağını nerede kaybettin?
- Preveze deniz savaşında...
- Ya kolunu?
- Düelloda...
- Peki ya gözüne ne oldu?
- Güvercin pisledi...
- Güvercin pislemesi gözü kör eder mi?
- Güvercin pislediği gün koluma kancayı yeni taktırmıştım

Başkasının Pantolonu

Öğretmen çocuğa sormuş,
'Oğlum elini pantalonun sağ cebine attın ve bir 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var' cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap vermiş
'Her halde üzerimde başka birinin pantalonu var!'

Gaipten Gelen Ses

Koyboy colorado colunde atıyla yorgun argın giderken birden bire nereden geldiği belli olmayan bir sesle irkilir.
- '' DUUR''
şasıran kovboy etrafına baksada kimseyi göremez. gaipten gelen bir sesdir bu. az sonra tekrar aynı ses,
- '' ATINDAN İN VE KUREĞİNİ AL'' der.
şaşıran kovboy korku içinde emre itaat edip atından ıner ve kureğını atının arka tarafında çekıp alır. bu arada etrafına bakmayı ıhmalde etmez ama koca colde kimseler yoktur. az sonra o uğultu şeklindeki gürleyen ses tekrar duyulur.
-'' SOLA DOĞRU YİRMİ ADIM AT''
kovboy aynen denileni yapar. yapar ama korkudan ne yapacağını bılememektedırde. Adımları sayar ve durur. birazdan, o ses... -'' ORAYI KAZ HEMEN''der
kovboy kazmaya basşar. Az sonra kureğıne bir şey takılır. biraz daha kazar ve bir sandık görür...
-'' SANDIĞI ÇIKART ORADAN''
denileni yapar hemen
-'' AÇ ONU'' diye gürler o ses yine kovboy sandığın kilidini kırar ve içini açar. oda ne içi, çil çil altın dolu. ne yapacağını şaşıran kovboy etrafına bakar bakar ama kimseyi göremez. şaşkınlığını üzerinden atamadan o ses yine gürler,
-'' HEMEN ATINA BİN VE DOĞRU LAS VEGASA GİT'' der.
bir robot gibi emre itaat eder ve hemen sandığı atının arkasına bağlar ve şaşkınlık içinde atını Las Vegas'a sürer. Las Vegas'a geldiğinde o ses ...
-'' DUUUR VE SAĞDAKİ KUMARHANEYE GİR'' der
kovboy denileni yapar içeri girer . ve yine o ses
-'' RULET MASASINA GİT VE BÜTÜN ALTINLARI SİYAH 5'E OYNA'' der.
kovboy, parlayan gözlerle denileni yapar. masaya yaklaşır ve sandığı herkesin şaşkın bakışları arasında siyah 5'e koyar. rulet dönmeye başlar kovboy kendinden emin olmakla beraber birazda heycanlıdır. top döner, döner,döner ve oda ne?
KIRMIZI 12 . Evet top kırmızı 12' de durur. sessizlik olur kovboy şaşkın etrafına,sağa sola bakarken gürleyen ses....
-'' HASS..R BE'' der.....

Kırık Anten

Kaynana geline devamli söylenirmiş babanın evinden ne getirdin diye.
Gelin sonunda dayanamamış "daha ne getireyim"
gögüslerini göstermiş "kristal avize" demiş,
göbeğini göstermiş "6 metrekare bünyan halı" demiş
ekmek teknesini gösterip "renkli televizyon" demiş
sonra kaynanaya sormus :
"Oğlun ne getirdi, kırık bi anten, o da oynamazsan göstermez

Mars'ta Hayat Yok

Temel, marsa gidecek ilk astronottur. 10 milyar dolarlik muhtesem bir uzay gemisi ile giden Temel'den dönüse dek haber alınamayacaktır.
10 yıl sonra geri döndügünde flaslar patlar herkes merakla etrafını sarar:
"Marsta hayat var mı???"
Temel omuzlarını silker: "Yok ..."
Bilim adamları, basın ve tüm dünya hayal kırıklığı içindedir. Temel'i uçağa bindirip Trabzona uğurlarlar.
Aksam evinde ailesi ile kendi dönüsünü seyreden Temel'in oglu sorar:
"Baba hakkaten hayat yok muydu acaba?"
Temel yine omuzlarını silker: "Haçan saat 11 dedin miydu butün tükkanlar kapanii! Sen puna hayat mi diisin?"

Hakan Şükür

Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar : 
  Bir gün Fatih Terim Rıdvan Dilmen'i Florya tesislerine cağırır ve : 
-Benim oyuncularım seninkilerden akıllı, der. Bunun uzerine Rıdvan : 
-Göster hadi, der. 
Fatih : 
-Hakan gel oğum, der. Hakan : 
-Buyur hocam, der. 
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir? 
-Tabiki benimdir hocam, der. 
-Afferim doğru söylüyormuşsun, der Rıdvan. Fenerbahçe tesislerinde :  -Boliç gel evladım. 
  -Buyur hocam. 
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir? 
-Valla bilmem kimdir hocam? 
-Bak birde bana soruyor git iki kat antreman yap!!! 
Boliç düşünür : 
-Ulan hocayı kızdırdık bari Rüştü'den öğreniyim. 
-Rüştü. 
-Ne var. 
-Senin babanın oğlu olupta senin kardeşin olmayan kimdir? 
-Tabiki benim. 
-Sağol. 
Boliç koşarak Rıdvan'ın yanına gelir. 
-Hocam hocam cevabı buldum. 
-Nedir? 
-Tabii ki Rüştü'dür hocam. 
-Salak herif cevap Rüştü olur mu? 
-E peki o zaman nedir? 
-Tabiki Hakan Şükür'dür. 

Gece Kursu

Birkaç Fransız kantinde gevezelik ederken içlerinden biri sorar : 
  -Gütenberg kim. Biliyormusunuz?  
-Hayır, der ötekiler.  
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Gütenberg'in basım makinasını bulan kişi olduğunu bilecektiniz.... Ya Panmentier'i?  
-Hayır, der ötekiler.  
-Güzel, sizde benim gibi gece kurslarına gitseydiniz, Panmentier'in patatesi bulan kişi olduğunu bilecektiniz.Eğer gece kurslarına gitmezseniz yaşam boyunca....   
İşte ozaman, aralarında lehimci olanı öfkelenip patlar :  
-Oldu, anlaştık! Gütenberg'i, Panmentier'i bilmiyoruz. Sen Totoche kim biliyormusun?   
-Hayır!   
-Peki öyle ise öğren! Totoche, sen gece kurslarına giderken karınla yatan adam! 

Güle Güle

Adam bakmış, küçük oğlu Hz. İsa'nın resmi önünde dua ediyor. 
  -Tanrımın anneme, babama, büyük babama uuzun ömür ver.Güle güle anneanne...  
  Bir anlam verememiº bu duaya...Ancak ertesi gün acı haber gelmiş.Anneanne sizlere ömür...  
  Ertesi hafta adam bakmış çocuk yine duada :  
  -Tanrım anneme babama uzun ömür ver. Güllegüle büyük baba...  
  Ertesi gün büyük baba mefta...  
  Bir hafta sonra adam bakmış küçük çocuk yine duada :  
  -Tanrım anneme uzun ömür ver. Güle güle baba...  
  Adam ertesi sabah bir hastaneye gitmip yatmış.Tetkikler, tahliller, kalp elektrosu, röntgen çekimleri...Sapasağlam.  
  Bakmış karısı iki gözü iki çeşme ağlıyor.   -Ne oldu hanım.  
  -Bizim postacı, demiş hanım. Ne iyi adammdı. Bugün haber aldım. Ölmüº!!!!

Trafik Cezası

İki polis otobanda arabayla yavaş yavaş giderlerken bir amcanın eşeğiyle otobanının kenarından giderken görürler ve biraz dalga geçmek için arabayı durdururlar.
Amcacığm senin bu yaptığın yasalara aykırı. Otobana eşekle girilmez. Bu yüzden ceza yazmamız gerekiyor. Cezayı sana mı yazalım yoksa eşeğe mi? Amca düşünmüş ve bana yazın demiş.
Polisler bir daha sormuş ama yine aynı cevabı almışlar. Polisler cezanın neden kendisine yazılmasını istediğini sorunca yaşlı amca;
"Ben bu eşeği ilerde polis yapacağım. Sicilinin şimdiden bozuk olmasını istemem." demiş

Boynuzlar

Bi adamla kadın evlilermiş fakat çocukları olmuyormuş 15 sene sonra kadın müjde kocacım hamileyim demiş bizimki çok sevinmiş ee kolay diil 15 seneden sonra baba olmak, fakat 8 ay sonra işyeri adamı yurtdışına göndermiş adam çok üzülmüş doğumda karısının yanında olamayacağı için ama eli mahkum gitmiş 4 ay sonra geldiğinde ne görsün çocuk zenci, karısına sorunca kadın soğukkanlılıkla cevap vermiş.
Aslında çocuk normal doğdu fakat sonradan benim sütüm kesildiği için zenci bir süt annesi buldum onun sütünü içe içe böyle karardı demiş.
Adamda ben en iyisi anneme sorayım o herşeyi bilir demiş annesine anlatmış. Anneside:
evet oğlum doğrudur sende normal doğdun fakat sütün kesildiği için seni inek sütüyle besledim şimdide boynuzların çıkıyor!

Reha Muhtar'ın konuğu

Reha Muhtar türkiyenin en yaşlı adamını stüdyosunda anahaber bültenine çağırır.
Reha- Efendim bize başınızdan geçen güzel bir anınızı anlatırmısınız.
Adam- Bir gün köyde komşumuzun eşeği kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya gittik. Geri dönerken akşam olmuştu. Eşek gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö burda olmaz efendim. Siz en iyisi bize başka bir anınızı anlatın.
Adam- Bir gün muhtarın kızı kayboldu. köyün gençleri olarak onu aramaya gittik. Geri dönerken akşam olmuştu. Kız gözümüze güzel göründü...
(Reha Muhtar hemen keser)
Reha- öhö öhö ayıp oluyor efendim. siz en iyisi güzel anılarınızı boşverin başınızdan geçen kötü bir olayı anlatın bize.
Adam-BİR GÜN BEN KAYBOLDUM!

Temel'in Ataları

Temel bilim admıdır ve bir arkeoloijk uluslararası toplantıya katılır. jopon bilim adamı kürsüye çıvar ve:
-Biz yaptığımız kazılarda 50 m ye kadarindik ve telefon tellerine rastladık demekki bizim atalarımız telefon kullanıyorlarmış temel:
-Bizde yaptığımız çalışmalarda 100 m ye kadar indik ve hiç bir şey bulamadık demekki bizim atalarımız da telsiz tefon kullanıyorlarmış.

Eşşek Kaybolunca

Nasreddin Hoca'nın eşeği kaybolunca arkadaşları üzülmüş ve eşeği aramaya koyulmuştu. Hoca ise bunların arasında:
"Allaha şükürler olsun", diye dolaşıyordu.
Arkadaşları dayanamadı:
"Hoca efendi biz üzülüyoruz ve eşeğini arıyoruz, sen ise şükürler olsun diye adeta seviniyorsun, bu ne haldir." deyince:
Hoca: "Ben eşeğin kaybolmasını değil, eşeğin üzerinde ben olmadığıma şükrediyor seviniyorum, yoksa dört gündür ben de yitik olacaktım.

Ramazan

Bayramın yaklaştığı günlerden birinde, iftar sırasında, misafirlerden biri:
"Keşke Ramazan senede iki gelse..." der.
Aynı sofrada misafir bulunan Bektaşi ise hemen şu cevabı verir:
"Madem bu kadar seversiniz, Ramazan gider gitmez neden Bayram edersiniz..."

Biletimi Yırtıyor

Sinemaya girip, filmi seyretmek istiyodu. Gişeden biletini aldı. Birkaç dakika sonra gelip bir tane daha aldı. Sonra bir bilet daha, bir daha... Gişedeki görevli dayanamadı; "Karaborsa yapıyorsun galiba. Bu kaçıncı bilet alışın?" Deli; "İçeride bir deli var." dedi.
"Tam kapıdan girince biletimi yırtıyor. Bende gelip yenisini almak zorunda kalıyorum!"

Dilinizi Çıkarın


Doktor şikayetirıi dinledikten sonra kıza dönmüş: "Soyunun!" demiş. "Fakat doktor..." demiş kız, "Hasta olan ben değilim, annem..."
"Doktor anneye dönmüş: "Dilinizi çıkarın bakayım hanımefendi..."".


İnanır mısınız?
Bir kadının yatak odasındaki gardrop bozuktur. Evin yanında bulunan istasyondan her tren geçişinde, gardrobun kapağı açılmaktadır
"Bunun için bir gün bir marangoz çağırır. Marangozu yatak odasına götürür ve dolabı gösterir. O anda bir tren geçer ve gardrobun kapağı kendiliğinden açılır.


Wilson Çivileri
Adamın birinin bir çivi fabrikası vardır ve reklam yaptırmak istiyordur. Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini söyler.   "Bana bir hafta ver." der arkadaşı. "Sana bir kasetle döneceğim." Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilson'u görme ye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır. "
Romalı bir asker, İsa'yı çarmıha çivilemekle meşgul, yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar!" der. Wilson çılgına döner ve bağırır; "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de göstermezler, sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalılar'ın İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum."
"İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Bu sefer kamera, Roma'nın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha gerili İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve "Wilson Çivileri... Her şeyi taşır!" der.
"Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen, beni anlamıyorsun, çarmıhta bir İsa istemiyorum. Sana son şans veriyorum ve bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum." der. Bir hafta daha geçer. "
"Wilson sabırsızca beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. Saçları uzamış, çıplak bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine Romalı asker de peşinden kovalamaktadır. Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameraya döner: "Keşke Wilson Çivileri kullansaydık!"

Papaz

Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş:
"Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?" Zangoç'ta derin bir sessizlik... İyice köpürmüş Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!" Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..."
Zangoç bıyık altından gülmüş;
"İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç seslenmiş: "Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?"
Papaz kendi kendine söylenmiş:
"Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."

Melez


Bir gün bir tavşan ormanda neşeyle yürüyormuş.
Derken karşısına tanımadığı bir hayvan çıkmış. "Nesin sen?" diye sormuş tavşan. .
"Ben katırım. Annem eşşek, babam ise bir attır." demiş. Tavşan "Hmm... hayli enteresan." diyerek yoluna devam etmiş. .
Derken yine tanımadığı bir hayvana rastlamış. .
"Peki sen nesin?" .
"Ben bir kurt köpeğiyim. Annem köpek, babam ise kurttur." Tavşan yine "Enteresan..." diyerek ilerlemiş. .
Ancak bu sefer karşısına ne idüğü belirsiz bir hayvan daha çıkmış. .
"Sen de kimsin?" "Ben bir devekuşuyum." "Hassittir len..."

Limon Kalmadı


Karadetnizlinin biri bara girmiş. "Barmen bey, Limonsuz bir tekila lütfen" demiş.
Barmen: "Beyefendi, limonumuz kalmadı, kusura bakmayın. Portakalsız versek olur mu?"

Program


Başbakan Temel gazetecilere açıklıyor;
-Programımızı tamamlamak için dört yıl daha istiyoruz!
-Programınız nedir?
-Dört yıl daha görevde kalmak!

Savunma

Bir çift, göl kıyısına tatile gider...
Gölün bazı bölgelerinde balık avlamak yasaktır. Koca, yasak olmayan bölümlerde avlanarak, kadın da kitap okuyarak günlerini geçirmektedirler.
Bir gün adam balık avlamaktan gelir ve öğleden sonra kestirmek üzere odasına çekilir. Kadının canı sıkılır ve botla gölde bir gezinti yapmaya karar verir. Bu gezinti umduğu gibi gitmez ve botun hakimiyetini yitirir.
Bot, göl üzerinde serbestçe dolaşmaya başlar. Kadın da yapacak bir şey olmadığı icin çıkarıp kitabını okumaya başlar.
Derken devriyeye çıkmış olan deniz polisi kadını görür ve yanına yanaşır.
"Hanımefendi burada ne yapıyorsunuz?"
"Görmüyor musunuz, kitap okuyorum!"
"Ama bu bölgede balık avlamak yasaktır!"
"Zaten ben de balık avlamıyorum!"
"Ama gerekli bütün ekipmana sahipsiniz, sanırım sizi karakola götürüp ceza kesmem gerekiyor!"
"Eğer böyle bir şey yaparsanız, ben de sizin bana tecavüz ettiğinizi söylerim!"
"Size dokunmadım bile!.."
"Ama gerekli tüm ekipmana sahipsiniz, değil mi?"

Relativite

Bir adam, tanrının doğasını anlamak istiyormuş ve ona sormuş;
"Tanrım, bir milyon yıl senin için ne kadar bir süredir?"
Tanrı şöyle cevaplamış;
"Bir milyon yıl, benim için 1 dakika kadardır." Adam sormaya devam etmiş;
"Peki tanrım, bir milyon dolar senin için ne kadardır?" Tanrı cevaplamış;
"Bir milyon dolar benim için bir pennydir"
Adam dayanamamış; "Tanrım bana bir penny verir misin? " demiş.
Tanrıdan şöyle bir cevap gelmiş;
"Bir dakika. "

Kulaklar

Bir hanımefendi, yıllık kontrol için doktora gitmiş. "Doktor..." demiş.
"Ben son derece sağlıklı bir kadınım. Bir tek kusurum var. Gaz kaçırıyorum. Durmadan gaz kaçırıyorum. Evde, işte, otobüste, asansörde, süper markette. Durmadan kaçırıyorum. Ama fazla da şikayetim yok. Kendime hiç sorun yapmıyorum bunu. Çünkü benim kaçırdığım gazın ne kokusu var, ne de sesi çıkıyor."
Doktor, bir hap yazmış kadının reçetesine. "Bu haplardan günde üç tane al, haftaya gel, gene beni gör." demiş.
Kadın, ertesi hafta hışımla girmiş doktorun muayenehanesine. "Doktor..." demiş. "Hey doktor... Geçen.` hafta verdiğin haplardan sonra, kaçırdığım gazlar leş gibi kokmaya başladı..."
Doktor, "Güzel..." demiş.
"Çok güzel... Sinüslerinizi tedavi ettik demek. Şimdi sıra geldi, kulâklarınız üzerinde çalışmaya..."

İki Deli

Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce, iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar.
Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti. Sordu; "Kim o?"
İçlerinden biri kedi gibi miyavladı.
Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.
Bekçi geri dönüp yine seslendi: "Kim var orada?"
İkinci deli cevap verdi; " Bir kedi daha."


TELEFON
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar; -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra Türkiye’ye gelir ve Temel başlar anlatmaya -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama bir şey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır.


ALADDİN
Bir Fransız bir İngiliz ve bir de Temel bir gemi kazasından sonra ıssız bir adaya çıkarlar. İngiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransız bunun Aladdin'in lambası olabileceğini söyler ve lambayı ovuşturur. Gerçektende lambadan bir cin çıkar. "Ne dilerseniz dileyin benden" der. İngiliz "Ben ailemin yanına İngiltere’ye gitmek istiyorum" der. Cin isteği yerine getirir. Sıra Fransız'a gelir. Oda ailesinin yanına Fransa’ya gitmek ister. Onun isteği de yarine gelir. Sıra Temeldedir. Temel biraz düşünür. Cin çabuk olmasını söyler. Temel etrafına bakar ve cin'e dileğini söyler. "Arkadaşlarımda gitti ben bu ıssız adada yalnız kaldım onun için arkadaşlarımı geri getirmeni istiyorum" der.


SAZ
Temel ile İdris çok eskiden bir yolculuğa çıkmışlar.
Temel'in arkasında saz, İdris'in sırtında azık,
Asya'yı geçip, Amerika'ya gelmişler.
Burada dolaşırken birden etraflarını kızılderililer sarmış.
Napıcaz derken Temel: "Ben sazimi çıkartıp çalayım, bunlar böyle bir şey görmemişlerdir." diyip başlamış saz çalmaya.
Temel'in saz çalışını duyan bütün kızılderililer son hızla kaçmıs.
Bunun üzerine İdris "Buraya bir tek saz yetti, buranın adi TekSaz olsun" demiş.
Gene yola koyulmuşlar...
Bir gün yine kızılderililer etraflarını sarmış.
Temel gene ayni taktik saz çalmış. Sazı duyan yerliler iyicene sinirlenip üzerlerine yürümeye başlamış Temel ile İdrisin. Bunun üzerine Idris'de güzel bir gaz çıkartmış. Kokuya dayanamayan kızılderililerin hepsi vinn.. Temel "Buranın adi da Laz VeGaz olsun bari" demiş. Dolaşmaya devam ederlerken gene kızılderililer saldırmış. Temel başlamış saza ama sazı duyan kızılderililer çok sinirlenip almışlar sazı Temelin münasip yerine monte etmişler ve gitmişler. Bunun üzerine İdris "Buranın adi da ArkanSaz olsun Temel." demiş...


KAMYON
Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken freni patlar ve kamyonu son sürat gitmeye başlar, ve kamyon bir kavşağa gelir temel bir bakar sağ tarafta pazar kurulmuş yüzlerce insan ,soluna bakar bir tane çocuk. Pazara girip yüzlerce insanı öldüreceğine çocuğa çarpmayı tercih eder. Ertesi gün gazeteler şöyle yazar TEMEL KAMYONUYLA PAZAR YERİNE GİRDİ 20 ÖLÜ 50 YARALI. Temele sorarlar niye pazara daldın? Diğer yöne gitmedin? -Temel cevap verir -BENİM NİYETİM ASLINDA ÇOCUĞU EZMEKTİ. ÇOCUK PAZAR YERİNE KAÇINCA .......


RESTORANT
Temel bir gün yolda ilerlerken eski arkadaşı Dursun'la karşılaşıyor. Bu eski arkadaşı Dursun çok zengindir. Merhabalaştıktan sonra Dursun Temel'e yemek ısmarlamak ister. Temel çok sevinir ve gider. Restoran'a geldikten sonra garson siparişleri almak için masaya gelir. Siparişleri sorduğunda Dursun -Bana pilav,kuru fasulye üstüne et. Temel -Bana da aynısından ama üstüne etme.


BARMEN VE SARHOŞ
Barda uzun süre tek başına içki içen adam bir süre sonra barmene "Biliyor musun? ben sol gözümü ısırabilirim" demiş Doğal olarak barmen buna inanmamış. 1,000,000 Lirasına iddiaya girmişler. Adam, takma olan sol gözünü çıkarmış; ısırmış ve barmenin hayret dolu bakışları arasında parayı cebine atmış. Bir kaç kadeh daha içtikten sonra adam gene barmene dönmüş ve "Biliyormusun" demiş; "ben sağ gözümü de ısırırım!" Adamın tavırlarından kör olmadığını; dolayısıyla öbür gözünün de takma olamayacağını düşünen barmen, parasını kurtarabilmek umuduyla hemen 1,000,000 sına iddiaya girmiş. Adam sakin sakin takma dişlerini çıkarıp sağlam olan sağ gözünü de ısırmış. Aradan bir kaç saat geçince, müşteri barmene "İki milyonunu kurtarmak için sana bir fırsat vermek istiyorum" demiş. "İki milyonuna iddiaya girerim ki bu oturduğum yerden taaa öbür köşeye yerleştireceğin bir bira şişesinin içine, bir damla bile etrafa sıçratmadan işeyebilirim." Barmen uzun uzun bu işin altında nasıl bir üç kağıt olabileceğini düşünmüş; bulamamış ve iddiayı kabul etmiş. Salonun en uzak köşesine bir şişe yerleştirmişler ve adam işemeye başlamış. Değil etrafa bir damla damlatmamak; ortalığı tam anlamıyla berbat etmiş. Barmen paralını kurtarmanın sevinciyle olduğu yerde zıplamaya başlamış. Biraz sakinleşince adama dönüp "Kesinlikle kaybedeceğini bile bile neden böyle bir iddiaya girdin?" diye sormuş. "Kaybettiğimi de nereden çıkardınız?" demiş adam; "Şu karşı masada oturan iki asık suratlı adamı görüyor musunuz? İşte onlarla ""barın orta yerine işerim, barmen de sevinçten zıplar"" diye 5'er milyon lirasına iddiaya girdim".


Ve Buddha onlara dedi: "-Size benim kim olduğum sorulduğunda, ne cevap vereceksiniz?"
Onlar dediler: "-Sen bizim varoluşumuzun temelindeki eskatalojik manifestasyon ve açıklanan öz benliğimiz bağlamının ontolojik temelisin." Ve Buddha cevap verdi: "-HA!?"


Akıl hastanesinde bir gün bir hasta bakıcıyı yanına çağırır. "Bana çabuk 5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve "al işte kolalarını" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta bakıcıyı tokatlar."Bakıcı ne oluyor?" der. Hasta cevap verir. "Şişeleri getirdim abi".


Adamın biri bara girmiş. Garson, herkeze içki ver kendinede al demiş. İçkiler içilmiş garson hesap için gelince adam: Para yok demiş. Tabi garson bunu bir güzel dövüp dışarı atmış. Diğer akşam tekrar gelmiş ve yine garson herkese içki kendinede al demiş ve sonuçta parası olmadığı icin yine dayak yemiş ve gitmiş. Bu üç akşam böyle devam etmiş. Dördüncü gün yine gelmiş ve garson herkeze içki fakat bu sefer sen içme, içince sapıtıyor, sonrada kavga çıkarıyorsun.


Temel olimpiyat oyunları 100 metre finalinde doping yapmış.Anlaşılmasın diye sonuncu olmuş.


Temel, arkadası ile ucaktan parasutle atliyorlarmis. Temel parasutunu acmamis. Arkadasi yanindan gecerken
-Parasutunu niye acmadin diye sormus?
Temel de zaten yere az kaldi demis...


Adamın biri evindeki kadınların telefonun başından bir türlü kalkmak bilmediklerinden şikayetçiydi. Çok uğraştığı halde onları bu huylarından vazgeçiremedi. Bir gün kızı telefonla konuşuyordu ve çok geçmeden kapattı. Sadece 20 dakika konuşmuştu. Adam kızını çağırdı:
Aferin kızım, dedi. Sen bu evde devrim yapacaksın. Demek ki telefonda konuşmak için 20 dakika yetiyormuş. Kimdi konuştuğun kızım?
Bilmiyorum baba, yanlış numara çevirmişim.


ASENA
Duygu Asena, yolda yürümektedir.
Parkın birinde Küçük Asım'ı masum masum oynarken görür:
"N'apıyorsun sen evladım?" diye sorar.
Küçük Asım: "Feminist yapıyorum teyze" der.
Asena, doğal olarak birtakım çamurlarla nasıl feminist yapılabildiğini merak eder.
Küçük Asım anlatır: "İşte, şu çomakları şu çamurdan bedene yapıştırıyorum, otlardan saç yapıyorum, gazoz kapağından şapka, sonra üzerine sıçınca feminist oluyor!"
Duygu Asena, duygulu bir kadın olarak sinirlenir ve çocuğa bir şaplak patlatır.
Ertesi gün Küçük Asım'ı yine görür ve akıllanmıştır umuduyla yine sorar: "N'apıyorsun evladım?".
"Feminist yapıyorum teyze".. nasıl yapıldığı konusunda da yine aynı cevabı alınca, bu sefer adamakallı döver.
Bu, bir hafta boyunca böyle gider. Asena, feminist inadıyla hala Asım'a eğitim amaçlı dayaklar atmaktadır. Nihayet birgün, Küçük Asım, farklı bir cevap verir,
"Erkek yapıyorum" der.
Asena, büyük bir zevkle "Nasıl yapıyorsun evladım?" diye sorar.
Çocuk anlatır: "İşte, şu çomakları şu çamurdan bedene yapıştırıyorum, otlardan saç yapıyorum, gazoz kapağından da şapka yapınca erkek oluyor!".
Asena, merak içerisinde sorar: "Eeee, üzerine sıçmayacak mısın?".
Küçük Asım, sırıtır: "Yok teyze, üzerine sıçarsam, feminist olur."


Doktor hastasını telefonla arar ve hastasına bir kötü birde çok kötü haberi olduğunu söyler. Daha sonrada ilk önce hangisini söylememi istersiniz diye sorar. Hasta ilk önce kötü haberi duymak istediğini söyler. Doktor hastaya "Tahlillerinizi aldım ve ne yazık ki 24 saat ömrünüz kaldı." der. Hasta yıkılmıştır. Doktora sorar "Daha kötü haber ne olabilirki ?"
Doktor "Dünden beri sizi arıyorum ama telefonunuzu daha yeni düşürebildim."

Askerde kamuflaj yarışması var... Herkes cuvallara giriyor,, komutan gelip tekme atıyor onlarda hayvan sesleri çıkarıyorlar komutan onaylıyor... Birinci çuvala vuruyor.. Hav hav hav. Komutan aferin diyor köpek çuvalı.... İkinci çuvala vuruyor, miyav miyav.. Komutan gene beğeniyor.. Böyle on onbeş çuval geziyor. Hepsi çok iyi taklit yapıyorlar... Enson çuvala vuruyor ses yok... Daha sert vuruyor gene ses yok, tekme, tokat, tahta, tüfek, ses yok... Askerlere emir veriyor iyicene tekmeleyin... Çuvaldan kan sızmaya başlıyor.. Beş dakika sonra da ince, bitkin bir ses: "Patateeeeeees"


Bir adam diğerine sordu: Köpeğinizi satın almak istiyorum ama sadık mıdır?
-Hem de fazlasıyla sadık. Size bu konuda yüzde 100 garanti verebilirim.
-Nasıl bu kadar emin olabilirsiniz?
Şimdiye kadar 5 kere sattım. Her seferinde de geri geldi.


İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. İçkinin de etkisiyle generalin biri "benim bir erim var çok salak demiş. Diğeriyse "hayır, benim bir erim var o daha da salaktır." demiş. Tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. İlk general askerini yanına çağırıp "oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir Mercedes al gel" demiş. İkinci general de askerini çağırıp "git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. İki asker yolda karşılaşmışlar. İlki "ya benim general çok salak. Bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi." demiş. İkincisiyse "benim general daha salak. Yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi." demiş.


Şişman bir adamın karşısına bir gün bir cin çıkar. Cin 3 şey dile benden der. Adam şişman olduğu için ilk olarak ince olmak isterim der. İkinci olarakta şimdiye kadar kadınlardan hep uzak oldum, onlara yakın olmak isterim. Son olarakta hep uçmak isterdim onun içinde kanatlarım olsun isterim der. Cin peki der ve Adamı ince kanatlı bir orkit yapar.


Temel trene binmiş, Kontrol gelmiş, biletinin İstanbul'a olduğunu, trenin Ankara'ya gittiğini söylemiş. Temel kendinden emin, - Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi, demiş.
Temel hayvanat bahcesinde gezerken acik buldugu bir kafesten iceri dalmis.
-hoop dur ne yapiyorsun orasi aslan kafesi, diye bagirmislar. Temel geri donmus,
-Sanki aslanunuzi yeduk demis.


Temel Cemal`e bir bilmece soruyor:
-Kafestedur saridur oter.
-Kanaryadur.
-pilmedun, paluktur.
-sari paluk olurmi?
-poyadum.
-Kafestedur dedun?
- pen koydum da.
Paluk hic oter mi?
- bu da bilmecenun sasirtmacasidur!


Clintonlar tatildeyken, Beyaz Saray'in papagani ölmüş. Yenisini almislar. Ancak satici uyarida bulunmus : Daha once bir genelev sahibesine aitti.. Eve donduklerinde iceri ilk giren Chelsea olmus. Papagan,
"Cok genc" diye bagirmis.. Ardindan Hillary girmis. Papagan
"Cok yasli" demis.. Derken, Papagan sevincten kanat cirpmis ve Clinton iceri girdiginde:
"Selam Bill, gorusmeyeli nasilsin ?"


Adanali Cemal, Kayserili Kemal ve Temel bu üç arkadas Bogaz Koprusunde tamir yapiyorlarmis ve karılarıda bunlara yemeleri icin bir seyler hazirliyormus. Ama hep ayni seyler. Kayserili yemek torbasini aciyor pastirmali ekmek. Adanali aciyor kofte ekmek. Temel aciyor ekmek arasi hamsi. Bu hep boyle devam ediyormus. Neyse gunlerden birgun bunlarin canına tak etmiş ve demişler yine ayni şeyleri hazırladılarsa kendimizi kopruden atalim. Adanali bakmis ekmege kofteli hop assaga atlamıs,Kayserilininki de pastirmali,oda atlamis asagi. Temel bakmis hamsili, o da dayanamamis ve atlamis.Bunlarin evlerinde de agit yakiliyormus. Adanalinin karisi: -Vah zavalli kocacigim kofte ekmegi ne cok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim. Kayserili -Vah zavalli kocacigim pastirmali ekmegi ne cok severdi hep kendi ellerimle hazirlardim Karadenizli ise -Vah zavalli kocacigim hamsili ekmegi ne cok severdi her sabah kalkip kendi hazirlardi..


FBI eleman alımı icin duyuru yapar. Uc kisi basvurur. FBI binasinda adaylarin hepsiyle tek tek gorusmeler yapılmaktadir. Ilk adam iceri alinir ve su sorular sorulur. "Karini seviyormusun?" "Evet, efendim" "Ulkeni seviyormusun?" "Evet , efendim" "Pekala , biz karini da getirdik.Su an yan odada." der ve masanin uzerine bir tabanca koyar. "Simdi odaya gir ve karini oldur!" Adam silahi alir yan odaya gecer.5 dakika hic ses duyulmaz. Adam tekrar ilk odaya geri doner.Kravati gevsemis,ter icinde kalmistir. "Yapamiyacagim efendim." der ve orayi terk eder. Ikinci adam iceri alinir. Ayni sorular sorulur.ayni yanitlar. Ve ona da iceri girip karisini oldurmesi soylenir.Adam yapamayacagini soyler ve ayrilir. Son adam girer. Ayni sorular.Ayni cevaplar. Ona da iceri girip karisini oldurmesi soylenir. Adam iceri girer.5-10 saniye sonra icerden silahsesleri gelmeye baslar. BAM,BAM,BAM,BAM,BAM,BAM .... Derken kisa bir sessizlik ve ardindan gurultulu bir cam kirilmasi duyulur. Adam iceri girer , biraz terlemistir. FBI personeli sorar "Ne oldu ?" Adam cevaplar.. "Efendim bana verdiginiz silah kurusiki cikti, o yuzden onu pencerden asagiya atmak zorunda kaldim"


Köleler ciftlikten kacarken sihirli lamba bulmuslar ve cini lambadan cikarmislar.Cin 10 zenciye sormus:
Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkınız var.
1. zenci 'beyaz olmak istiyorum' demis, olmus.
10. zenci tebessum etmeye baslamIs.
2. zenci de beyaz olmak istedigini soylemis, olmus.
10. zenci sırıtmaya devam etmiş.
3. zenci de beyaz olmus diledigi dilegiyle...
10. zenci kıkırdamaya baslamıs.
4. zencinin de istegi aynı... 10. zenci gulmeye devam...
5,6,7,8 derkeeen 9. zenci de beyaz olma yonunde istegini kullanmIs.
Sıra 10. zenciye gelmis ama adam yerlerde... Gulmekten geberiyor. Cin istegini sormus... Adam nefes almaya fırsat buldugu bi ara istegini garip bir bogurtu ile belirtmis:
"HEPSiNi ZENCi YAP!".


Temel dahiliyeci olmuş ve buna bir gün kadının biri gelmiş, demiş ki: -Doktor bey ne yesem onu sıçıyorum. Pasta yiyorum pasta cıkıyor ekmek yiyorum ekmek çıkıyor,demiş. Temel de : -O zaman bok ye, demiş.


Adamin biri birgun kizilderililerin arasina dusmus. "Eyvah !" demis "boku yedik !". O sirada gok yarilmis ve sakalli bir adam bulutlarin arasindan ortaya cikmis. Adam kukreyerek soyle demis: "Haaaaaayiiir daha yemediiiin !!!". Bizimki sasirmis "Peki ne yapmaliyim?" demis. Adam: "Su kafasinda uzun tuy olan adamin kafasini ucuuuur " demis. Bizimki sormus "Tamam ama nasil?", "yanindaki adamin baltasini yuruuuuut" olmus gokteki adamin cevabi. Neyse bizimki kapmis baltayi, ucurmus kafasinda uzun tuy olan adamin kafasini. Gokteki adam yine kukreyerek: " asil simdiii boku yediiiiin" demis.


Iki arkadas tren istasyonundan gecerken istasyonun bir kosesinde oturmus yasli bir kizilderili gorurler.Biri digerine : -" Su gordugun kizilderili cok zekidir hic bir seyi unutmaz" Kizilderiliyi ilk kez goren ise "simdi anlariz" der ve kizilderilinin yanina yaklasip : -" 10 yil once bu gun sabah kahvaltisinda ne yemistin" der Kizilderili adamin yuzune bile bakmadan: "Yumurta" der. Aradan 10 yil gecer ve soruyu soran kisi yine tesadufen ayni tren istasyonundan gecer ve ayni kizilderiliyi gorur.Kizilderili aynen 10 yil once oturdugu yerde oturuyordur.Yanina yaklasip sorar: -" Nasildi? " Kizilderili hic dusunmeden cevaplar: -" Rafadan! "


Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye:
- Beyefendi sizde soğan var mı?
Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e: -Kardeşim senin derdin ne?
-Burayı bana sat.
Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan adam içeri girmiş,Temel'e:
-Siz de soğan varmı? demiş...
Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis....


Titanik battığında üç kişi kurtulur. (İngiliz,Fransız ve Temel)İngiliz sadece golf sopasını, Fransız sadece golf topunu, Temel de hamsi konservesini kurtarabilmiş. Bunların canları çok sıkılmış. Fransız hadi golf oynayalım demiş. İngiliz de katılmış. Temel de çok sevinmiş sonra da benim hamsiyi yeriz ,ama ben nasıl oynandığını bilmiyorum deyince ,çok kolay, Sopa, top ve delik lazım demişler.
İngiliz: Bende sopa var.
Fransız: Bende de top var.
Temel: Ben oynameyrum.


Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla sohbet ederken kadın: -Ben lezbiyenim , demiş. Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca, kadın: -Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum, demiş. Temel' in hoşuna gitmiş. -Pen ta sizin cibu lezbiyenum, demiş.


Temel Ingiltere'ye gidecekmis. Arkadasi Cemal Ingilterede trafigin soldan oldugunu ve bunu unutmasinin Temel için oldukça tehlikeli olacagini söyleyip, dikkatli sürmesini ögütlediginde, Temel: "Merak etme geçen gün Rize'den Samsun'a soldan gittimdi, bunun nekadar tehlikeli olduğunu bilirim daa !!!"


Dört kisilik bir egitim uçagı Karadeniz kiyilarinda bir mezarliga düsmüs...... Lazlar 80 ceset cikarmislar ve ölü sayisinin artmasindan korkuyorlarmis.


Bir alman, bir ingiliz, bir fransiz uçaga binmisler. laz içerden kaldirmis kafayi: "-Ulan gene mi siz?"


Bill Gates ,güzel bir kizla evlenmis,güzel bir dügünden sonra ilk gecelerini geçirmisler, ertesi gün kiza arkadaslari sormus nasil geçti gece, Bill gibi biriyle evlenmek nasıl bisey diye.. O da kafayı sallaya sallaya: -"I understood what microsoft means...", demis.


Temelle Dursun, kamyona 6 metre yüksekliginde esya yüklemisler. Istanbul'a götürüyorlar.Giderken, 100 metre ileride bir köprü gözlerine çarpmis. Köprü yüksekligi 4.50 m. diye belirtilmis. Temel arabayi köprüye 15 metre kala yavaslatmis. Dursun etrafa bakmıs.Temel'e:
-" Temel gazla, etrafta polis falan yok".


Hayvansever bir kekeme birgun Topagacinda yururken yolun ortasinda bir at olusu gorur ve hemen karakola telefon eder. Polise
-buuurrddaaa biiirrrr aaattt ollluussuu vvaarr der.Polis nerede diye sorar.
Kekeme anlatmaya calisir.
-Tooooooppp
polis "Topkapıda mı?" der
-Haaaayyyiiiiirrr
polis sinirlenerek telefonu kapatir. 5 dakika sonra kekeme tekrar arar ve:
-bbuuuuuurrrrddaaa biiiiirrrr aaattt ollluuusssuu vaaaaarrrr der. Polis tekrar nerede diye sorar. kekeme:
-Toooooooopp diye baslar. Polis yine sinirlenerek telefonu kapatir. Kekeme bir saat boyunca her bes dakikada bir arar ayni seyleri soyler ve sonunda polis telefonu kapatir. Aradan 2 saat geçer ve bu sure içinde kekeme hiç aramaz, Polis tam kurtuldum diye dusunurken kekeme tekrar arar ve
-buuuurrr ddddaaaa bbbiiiiiiirrrr aaattttttt ooollluuussssuu vaaaaaarrrrrr der.
polis tekrar sorar nerede Topkapi dami?
Kekeme soyle der;
Ooorrrraaaaayyyyyyaa ggöööööötttuuuurrrddduuummmmm!!


Kekemenin biri birgun Beşıktaş'ta kekeme okulunu ararken okulun yerini bulamamış, en yakınındakı bir bakkala girip:
- Kakakakarrdeşşşşş, bubububurraaalarrrrdaddadadadbı kekekemememe okukukukuluuu varmış, nenenenerededede bibibiliyomusususun ? diye sormuş. Bakkalda:
- Okulun yerini bilmiyorum ama ağbiy, senin okula hiç ihtiyacınyok bence gayet iyi kekeliyorsun...


Italya'da Vatikan yakinlarinda bir eve gece hirsiz girmis. Hirsiz evin içinde karanlikta ilerlerken arkasindan bir ses gelmis:
Seni ben görüyorum. Isa da görüyor! Hirsiz panik içinde bir köseye sinip ve farkedilmemeyi ümit ederken ses tekrar yükselmis:
- Seni ben görüyorum. Isa da görüyor! Hirsiz sesin kendine seslendigine emin olunca el fenerini açip, sesin sahibini aramaya baslamis ve bakmis bir Papagan! Saskinlikla söylemis:
- Konusan sen miydin? Papagan tekrar konusmus:
- Evet.. Bunun üzerine Hirsiz:
- Ama sen Papagansin! Papagan cevap vermis:
- Evet ben Papaganim...Isa da Doberman..


Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmis, ta ki bir gün bir melek cennetten onlar için gelene kadar. -"Sizler iyi ve örnek heykel oldunuz, bu yüzden ben de size özel bir hediye verecegim.Yarim saat için sizi canlandiracagim, siz de bu sure içinde isteyip de yapamadiginiz seyleri yapabileceksiniz." demis. Ve melek ellerini çirpar çirpmaz heykeller canlanmis. Iki heykel önce birbirlerine biraz utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir süre sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis.... Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yüzünde bir tebessum varmis tabi. -"Onbes dakikaniz daha var," demis melek, gözlerini anlamli anlamli kirparak. Disi heykelin yüzündeki tebessüm biraz daha yayilmis ve hemen erkek heykele dönüp: "Harika! Ama bu sefer güvercinleri sen tut, ben kafalarina yapayim" demis.....


Hz.Isa bir gün yolda perisan bir adama rastlamis.. Derdini anlamak için yaklasip sormus neyin var diye..adam:
-" aman sorma", demis... "oglumu kaybettim onu ariyorum..."
Isa: -" peki oglum bir anlat bakiyim
adam: -"ellerinde ve ayaklarinda civi delikleri vardi demis..
Isa, sok olmus ve adama sarilip haykirmis: -" baba...!"
adam da sasirmis ve o da, Isa'ya sarilmis: -" pinokyo...!"


Moskova'da bir ilkokul ogretmeni cocuklara sorar:
-"Turkiyenin para birimi nedir?"
En arkadan bir firlama parmak kaldirir:
-"Kere; ogretmenim!"
-"Bilemedin, otur. bilen var mi?
Afacan oturmaz, cevabinin dogrulugunda israrlidir. "Ogretmenim!" der; "Turkiyenin parasinin `kere' olduguna eminim Daha dun ablam Istanbul'dan dondu.. Annemle birlikte bavulu acmaya basladilar... Babam da sormaya basladi.. "Bu kazak icin kac kere verdin?..Bu sutyen icin kac kere verdin.. Bu ayakkabi icin kac kere verdin.. Bu bluz icin kac kere verdin?.."


Osmanli donanmasiyla Venedik donanmasi arasinda savas çikmis. Venedik donanmasinin komutani Andrea Doria imis. Gözcü Osmanli donanmasinin yaklastigini fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermis:
-Osmanli yaklasiyoor.
Andrea Doria sormus:
-Kaç gemi var?
Gözcü:
-10-20 kadar.
Komutan hemen emir erini çagirmis:
Oglum bana hemen kirmizi gömlegimi getir.
Emir eri sasirmis:
-Niçin komutanim?
Andrea Doria:
-Savasirken yaralanacagiz. Kan izi belli olmasin ve de askerlerin cesareti kirilmasin diye...Bu arada gözcüden yine ses gelmi$:
Efendim 50 kadar oldular.
Andrea Doria heyecanlanmis ve emir erine tekrar seslenmis:
-Gömlegi bosver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir..


Kadina sormuslar:
-Sevisirken kocanizla konusur musunuz?
Kadin yanitlamis:
-Ararsa niye konusmayayim!?


Temel dahiliyeciye gitmis.Doktor ona neyinin oldugunu sormus.
-Oksurayrum,demis Temel.
-Ne zamanlar oksuruyorsun?
-Tuvalette oturayurken kapiyu tiklattiklari zaman,demis Temel.


Temel hastalanmis, doktora gitmis. Doktor Temel'i muayine ettikten sonra yeni dogum yapmis bir kadinin memesinden süt emerse hastaliginin iyi olacagini söylemis. Temel kara kara düsünerek doktorun yanindan cikmis. Nerden bulacagini kimden isteyecegini düsünürken aklina arkadasi Dursun'un karisi Fadime gelmis. "O yeni dogum yapmisti, rica eder sütünden icerim" diye düsünerek kapiya dayanmis. Kapiyi Fadime acmis, Temel "Dursun evde mi?" diye sormus Fadime "yok" demis. Temel utana sikila derdini acmis. Fadime de "N'olacak ula alti üstü bir kac damla süt, hem sevaptir gir iceri demis" Fadime memesini acmis Temel'in agzina vermis. Temel memeyi emmeye baslamis. Temel emdikce Fadime tahrik olmus. Dayanamaz duruma gelmis. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel "Ayip olmaz mi?" diye yanitlamis. Fadime ihtirasli bir sekilde "Niye ayip olsun?" diye cevap vermis. Temel "Iyi oyleyse, ayip olmazsa bir iki tane bisküit ver, katiksiz süt icilmiyor" demis.


Karadenizliler doguda ruslarla sicak savastalar.Herbiri belinden el bombalarini cekip rus askerlerinin oldugu tarafa atiyorlarmis.ruslarda bombalarin pimini cekip tekrar bu tarafa atiyorlarmis


Temel ic hastaliklari uzmanina gitmis. Doktor "Sikayetiniz nedir ?" dediginde:
"Bir suredir sessiz sessiz yellenmeye basladim.Ne tavsiye edersiniz ?" demis.
Doktor:
"Once bir kulak doktoruna gitmenizi tavsiye ederim !!!"


Ali babasina sormus:
-Baba ben nasil dünyaya geldim?
-Gece annenle yatmaya gittigimizde yatagin çevresine seker koyduk. Sabah kalktigimizda sen gelmistin.
Ali'nin bu fikir ilgisini çekmisve denemeye karar vermis. Yatarken yataginin çevresine seker koymus. Sabah bütün karinca, böcekler, vs yatagin çevresindeymis. Ali,
Ulan demis, simdi size elimin tersiyle bir korum. Ama baba yüregi dayanmaz ki.


Karadenizlinin birisi bara girmis 'barmen bey' demis, 'limonsuz tekila'
Barmen: Beyefendi limonumuz kalmadi kusura bakmayin portakalsiz versek olur mu?


Temelle Dursun ormanda uyuyorlar bir ara Temel Dursuna sesleniyor.
-Dursun ormanin guzelligine bak.
Dursun:
-Agaclardan goremiyorumki.



Temel kahvenin bir kosesinde kendi kendine soyleniyor. Arada bir guluyor. Arada bir de hatirladigi birseyi bosvermek istermis gibi elini yukariya dogru kaldirip indiriyormus. Arkadaslari merak etmisler:
-Yahu Temel sen sabahtan beri konusarak guluyorsun. Niye?...Temel:
-Kendi kendime fikra anlatiyorum.
-Peki arasira elini yukari kaldirip indiriyorsun... Temel:
-Yahu bildigim fikra aklima gelirse onu geciyorum.


Venedikte deney yapan bilim adamlari insanlarin beyninden parca alarak soyledikleri parcalara bakiyorlar.Bir italyan kobay basliyor:
-huano mito...
Beyninden biraz parca aliyorlar tekrar basliyor:
-huano mi.
Biraz daha parca aliyorlar:
-huan.
Beyninin son parcasini aliyorlar ve adam basliyor:
-Cay elinden oteyi.gidelim yali yali.....


Karadenizli bir bilim adami pirelerle deney yapiyor. Pireye sicra diyor. pire sicriyor, zipla diyor, pire zipliyor. Pirenin kanatlarini kopariyor ve zipla diyor, zipliyor.
rapor 1: Pire kanatlari koparimis olarak zipladi.
Bu defa ayaklarini kopariyor ve "zipla" diyor hareket yok.Bir daha "zipla" diyor yine hareket yok ve adam yaziyor.
Rapor 2: Pirelerin ayaklari kopunca kulaklari duymuyor.


Karadenizde iki isci tarlada calisirlerken uzerlerinden bir ucak geciyor biri yukariya bakarak:
-Bak Temel ucak geciyor.
Oburu hala isiyle mesgul:
-Ula Dursun elleme gecsin.


Temel Dursuna soruyor:
-Ula Dursun sen oruclu oruclu kac hamsi yersun?
Dursun:Vallaa 100 tane yerim.
Temel:Olur mu ulan ilk hamsiyi yediginde oruc bozulur diger 99 sayilmaz.
Neyse Dursun bunu kafaya takiyor. O da yine yolda gordugu Idrise soruyor:
-Ula Idris sen oruclu olarak kac hamsi yersun?
Idris: Valla 50 tane falan.
Temel: Ula 100 tane deseydun sana birsey anlatacaktum.


Dursun Amerikaya gidiyor.5,6 ay sonra arkadasi Temel'i ariyor:
-Ula Temel hacan cabuk buraya gel.
Temel: Niye la dursun?
Dursun: Ha burada cabuk zengin olayisun.
Temel: Ne is yapacagum?
Dursun: Ula sirf yere dusen paralari topla yeter. Baska is yapma. Neyse Temel Amerika'ya gidiyor. Ucaktan iniyor. Taksi garajina giderken,
bakiyor yerde 100$. Temel kendi kendine:
-Ula ilk gunden mi ise baslayacaguz.
diyor ve yerdeki parayi almadan yoluna devam ediyor
Rus gizli haber alma orgutu KGB Ruslar hakkinda cok gizli sirlari ele geciren uc ajani, amerikali, ingiliz ve laz ajanlari yakalamislar. Bu ajanlar bilgiyi guvenlik acisindan uce bolmus ve herbirinin diger iki sirdan haberi yokmuscasina herseyi ayarlamislar. Neyse KGB bunlari konusturmak icin iskencelere baslamis. Amerikali kendisine ait bilgiyi 17.gun agzindan kacirmis. Sira ingilize gelmis.O da 9. gun cozulmus. Laz`ida konusturabi- lirlerse hersey tamamlanacak. Ama laz bir turlu konusmuyor. Artik 36.gun iskenceden getirip hucresine kapatiyorlar. Laz kafasini duvara vurarak:
-Hatirla essoglessek hatirla..


Temel`e ruyasinda Allah `yuru ya kulum` demis. Adam arabasini satmis.


Doktorun biri hastasinin yanina gelir ve konusmaya baslar:
-Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Önce kötü haberi söyleyeyim isterseniz... Hmm, maalesef yanlis bacaginizi kesmisiz...Çok üzgünüz.. Ama iyi habere sevineceksiniz! Öteki bacaginiz iyilesiyor..


Adamin birinin elinde koltuk yayi, keman yayi, amortisor yayi gibi yaylar varmis. Bunlari sirayla isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus. Adam da yanitlamis:
-Yayla lezzet testi..


Iki asik parkta elele dolasiyorlarmis. Ayse sormus:
-Ne dusunuyorsun sevgilim?. Ahmet romantik bir sesle:
-Senin dusundugunu sevgilim.. Telaslanmis kiz:
-Yoooo..Sakin ha..Oyle birsey yaparsan avaz avaz bagiririm.


Karadenizlilere nicin persembe gunu fikra anlatilmaz?
cevap:cuma namazinda gulmesinler diye.


Temel bogazda tekneyle turist gezdiriyo bigun bi amerikaliyi aliyor basliyolar gezmeye..(sahildeki yer isimleri uydurma..) turist falanca sarayi goruyor ."bu ne kadar zamanda yapilmis diyor" temelde: 5 yilda diye cevap veriyor...herif:yazik bizde olsa 1 yil.. biraz sonra filan camiyi goruyo "bu nekadar zamanda yapilmis" diye soruyor..temelde.:"2 yil diye cevap veriyor.turist: yazik be bizde olsa 3 ay da biter diyor.temel uyuz oluyo duruma.. biraz sonra bi tarihi yapi daha goruyolar..gene soruyor turist.. Temel..2 ay diyor, adam gene yazik be bizde olsa 1 haftada biter, diyor. Temel iyice killaniyor, tam o sirada bogaz koprusunun altina geliyor.. adam yukariyi gostererek bu kopru ne kadar zamanda yapildi diyor.. Temel saskin saskin bakislarla kafayi kaldirip..
-hangisi ? bumu? bu dun burda yoktu yaa..


Bigun bi kutup ayisiyla oglu sohbet ediyolarmis.cocuk demis. -Baba senin babanda kutup ayisimiydi?
baba: evet oglum oyleydi.
cocuk: beki onun babasi?
baba: evet oda kutup ayisiydi...bi yandanda iskilleniyo ne is diye?
cocuk: peki onun babasinin babasi?
baba: evet oda oyleydi diyo..bi yandanda hayirdir bakalim diyo icinden
cocuk peki annemin babasi?
baba: evet oyleydi oglum..
cocuk: onun babasinin babasi..?
baba evet ne niye bu sorulari soruyosun ?
cocuk : usuyom baba ya usuyom..


Temeli patronu cagiriyor ve diyor ki..
-Temel sen en iyi elemanlarimdan birisin ..bunun icin seni brezilyadaki buromuza mudur yapiyorum ..oraya tayin oldun diyor.. tabi Temelin yuzu asiliyor... patron soruyo oglum ne bu hal sevinsene lan..
Temel...patron ben orayi sevmem hic..brezilyada fahiseler ve futbol takimlari vardir diyo..
patron hiddetleniyo..bagara bagara..
-Ne diyosun lan sen ?..bilmiyomusunki benim karim brezilyali.. Temel hic caktirmiyo tabi..
-Ciddi mi patron kariniz hangi futbol takiminda oynuyor?


Benzin istasyonunun önünde bir afis:
"Depoyu dolduran lotaryada tutturursa bedava seks kazaniyor." Iki kafadar benzinciye "Doldur depoyu" der, sonra bedava seks için lotaryaya talip olur...
Benzinci sorar: Kafamdan bir sayi tuttum, bilirseniz bedava seks.
"Üç" derler...
Benzinci, "Bilemediniz, ben bes tutmustum."
Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine lotarya...
Bizimkiler "Yedi" der.
Benzinci "Olmadi, ben alti tutmustum".
Üç gün sora yine depoyu "fullerler", yine lotarya...
"Iki" derler, benzinci "Bir" der.
Kafadarlardan biri arkadasina açilir...
"Yahu bu bizi kandiriyor galiba, hep baska rakam söylüyor... Hile yapmasin!"
Diger cevap verir:
"Yok canim kizkardesim arka arkaya iki kere kazandi."


Bir kadinin cok sevgilisi varmis.. bir gun biri geliyor bir sure geciyor kapi caliyo kadin "eyvah kocam " deyip Temeli bir torbaya sokuyor..aciyo kapiyo meger baska bi sevgilisi.. tabi ikincisini iceri aliyo..bi sure sonra bi kapi sesi daha.. kadin gene "eyvah kocam " diyo onuda bi torbaya atiyo..aciyo kapiyi baska bi sevgilisi ..onuda iceri aliyo bir sure sonra gene kapi..gene ayni olay..oda torbaya..kadin kapiyi aciyo gercekten kocasi bu sefer..herif bi bakiyo evde kocaman uc torba "bunlar ne "diye soruyo ..karisi pazardan alisveris yaptigini soyluyor. adam gidiyo birinci torbaya siki bi tekme atiyo.torbadan "gitgitgidak"sesi geliyo..ikinciye atiyo bi tekme "meeee " sesi geliyo ucuncuye bi tekme atiyo..ses yok..bi tekme daha gene ses yok..sert bi ucuncu bir tekme atiyor..torbadan bi ses.
-lan hayvan oglu hayvan ne tekme atiyosun ses gelmiyosa patates ya da sogandir iste....


Temel'e bak bakalim arabanin sinyalleri calisiyormu, demisler.
- Calisayi,
Calismayi,
calisayi,
calismayi.....


Adamın biri bi gün her zaman takıldığı bara gitmiş.Barmen bana özel içkimden hazırla demiş.Almış içkisini ve oturmuş masasına.Yan masadaki adamda merak içinde bunu kesiyormuş ve dayanamamış gitmiş yanına sormuş:
-Sizin özel içkinizin sırrı nedir?Adam cevap vermiş
-Aslında bunu kimseye söylemiyorum ama sen şanslısın gel bakalım benimle demiş ve binanın terasına çıkmışlar.Adam
Bak şimdi buradan aşağı atlıycam ve 5. katta aniden durcam demiş.İçkisinden biraz yudumlamış ve atlamış aşaa.gerçekten de 5. katta zınk diye durmuş.Çıkmış hemen meraklı adamın yanına
Bak şimdi de 3. katta durcam demiş ve içkisinden yudumlayarak atlamış aşaa.Yine 3. katta zınk diye durmuş ve koşarak çıkmış meraklı adamın yanına .
Denemek istermisin? demiş..Adam da
Tabii demiş.İçmiş içkiden ve atlamış aşaa.Bu dümdüz girmiş yere.Ambulans gelmiş toplamış bunu yerden.Olayın şokunu yaşayanlar da terketmişler barı.Barmen de adamın yanına gelmiş ve adama
-Ulan süpermen içince çok adi oluyon ha !


Birgün Temel eşegiyle köyüne dönerken yolda gördügü elma bahcesindeki elmalardan tatmak ister. Bahceye girer ve eşeginin üstünde kolayca eriştigi elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacagı sırada bahce sahibi ikisini de görür ve yakalar.. Önce bir güzel eşegi döver, ardından da Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar :
- Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum!
- Sor bakalım.
- Neden önce beni degul de eşegi dövdün ?
- Seni önce dövseydim eşek kacardı da ondan !...


Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel:
`Yatın yere, tavşan deligi !'
Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çikar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına. Temel :
`Yatın yere, tilki deligi !'
Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel :
`Yatın yere, ayı ini !'
Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. ıyice keyiflanan avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zamansonra kocaman bir deligin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel :
`Uşaklar ne çıkacagını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza !' . . .
Ertesi gün gazetelerde :
`Dört avcı tren altında can verdi...'


Köyün birinde dünyanin en yasli adaminin yasadigini haber almis televizyoncular... Hemen kameralar, naklen yayin arabalari, köye koyulmus... Ihtiyari kahvede en öne oturtup karsisina kameralari koymuslar... Muhabirler sormaya baslamis...
"Bu kadar güzel yasama kimbilir ne güzel anilar sigdirmissinizdir... Bir güzel aninizi anlatir misiniz?..."
"Anlatayim" demis ihtiyar... "Birgün aganin eseginin taze sipasi kaybolmustu. Gittik köyün delikanlilari sipayi aramaya... Sipayi bulduk dagin arkasinda... Baglayip dagdan indirirken serde gençlik var. Sipa gözümüze çok güzel göründü..."
Muhabirler kizarmis...
"Aman dede, geç bunu, daha güzel bir anin yok mu?" demisler...
"Var" demis ihtiyar... "Birgün muhtarin kizi kayboldu... Köyün delikanlilari gittik kizi aramaya... Kizi bulduk dagin arkasinda... Dagdan indirirken serde gençlik var, kiz gözümüze çok güzel göründü..."
"Öhööö... Ühüüü... Pöööhö" diye muhabir gene kesmis dedenin sözünü...
"Iyi anilari geç dede" demis. "Sen en iyisi bir kötü anini anlat bize..."
Ihtiyar baslamis anlatmaya...
"Bir gün ben kayboldum..."


Bir gemici geç vakit otele gelmis.Yer olup olmadigini sormus:
- Iki kisilik bir odada tek yatagim var, demis resepsiyon görevlisi,ancak pek tavsiye etmem. Çünkü öteki yatakta fena halde horlayan bir delikanli yatiyor.
- Ziyani yok, demis gemici, verin bana o yatagi...
Ertesi sabah gemici hesabi ödemeye indiginde otelci sormus:
- Nasil uyuyabildiniz mi?
- Çok güzel uyudum, demis gemici...
- Yaninizdaki müsteri hiç horlamadi mi?
- Hiç horlamadi...
- Ama nasil olur?..
- Odaya girince yanagindan "Merhaba güzel çocuk" diye bir makas aldim. Sabaha kadar gözlerini kirpmadan yatakta oturdu...


Cok soguk bir kis gunu padisah, tebdil'i kiyafet gezmeye karar vermis.Yanina basvezirini alip yola cikmis. Bir dere kenarinda calisan yasli bir adam gormusler.. Adam elindeki derileri suya sokup, doverek tabakliyormus.Padisah, ihtiyari selamlamis.
" Selamunaleykum ey pir'i fani..."
" Aleykumselam ey serdar'i cihan..."
Padisah sormus.
" Altilarda ne yaptin ?"
" Altiya alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor..."
Padisah gene sormus.
" Geceleri kalkmadin mi ?"
" Kalktik...Lakin, ellere yaradi..."
Padisah gulmus.
" Bir kaz gondersem yolar misin ?"
" Hem de ciyaklatmadan..."
Padisahla basvezir adamin yanindan ayrilip yola koyulmuslar.Padisah basvezire donmus.
" Ne konustugumuzu anladin mi ?"
" Hayir padisahim..."
Padisah sinirlenmis.
" Bu aksama kadar ne konustugumuzu anlamazsan kelle ni alirim."
Korkuya kapilan basvezir, padisahi saraya biraktiktan sonra telasla dere kenarina donmus. Bakmis adam hala orada calisiyor..
" Ne konustunuz siz padisahla..."
Adam, basveziri soyle bir suzmus. " Kusura bakma. Bedava soyleyemem. Ver bir yuz altin soyleyeyim.." Basvezir, yuz altin vermis.
" Sen padisahi, serdar'i cihan, diye selamladin. Nereden anladin padisah oldugunu.."
" Ben dericiyim. Onun sirtindaki kurku padisahtan baskasi giyemezdi.." Vezir kafasini kasimis.
" Peki, altilara alti katmayinca, otuz ikiye yetmiyor ne demek..."
Adam, bu soruya cevap vermek icin de bir yuz altin daha almis. " Padisah, alti aylik yaz doneminde calismadin mi ki, kis gunu calisiyorsun, diye sordu. Ben de, yalnizca alti ay yaz degil, alti ay da kis calismazsak, yemek bulamiyoruz dedim." Vezir bir soru daha sormus...
" Geceleri kalkmadin mi ne demek ?" Adam bir yuz altin daha almis.
" Cocuklarin yok mu diye sordu..Var, ama hepsi kiz. Evlendiler, baskasina yaradilar, dedim..." Vezir gene kafasini sallamis.
" Bir de kaz gonderirsem dedi, o ne demek..."
Adam gulmus.
" Onu da sen bul..."


Adamin biri birgün kafasini islatmadan sampuanlamaya baslamis.
Annesi de:
Olum hiç saç islatilmadan sampuanlanir mi? deyince adam:
ama anne bu sampuan da "kuru saçlar için" yaziyor!!!


Apo birgün militanlarina "4 bölü 2 kaç eder?"diye sormus!
Hepsi bir agizdan "bilmiyoruz!" diye bagirmislar.
Apo sinirlenmis. Ayaga kalkmis ve bagirarak:
"Siz ne biçim bölücü örgütsünüz?" demis.


Adamin birinin elinde koltuk yayi, keman yayi,amortisor yayi gibi yaylar varmis.
Bunlari sirayla isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus.
Adam da yanitlamis:
Yayla lezzet testi.


Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmis.
Bunu gören arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar:
Niye attin saati havuza?
Nasil yüzdügünü görmek için.
Peki, kurdun mu?
Hayir.
Enayi, hiç kurmadan yüzer mi??


Tanri ikinci zenciyi de yaratmis! -Tüh bu da yandi, demis!


Iki arkadas tren istasyonundan geçerken istasyonun bir kösesinde oturmus
yasli bir kizilderili görürler. Biri digerine "Su gördügün kizilderili çok
zekidir hiç bir seyi unutmaz" Kizilderiliyi ilk kez gören ise "Simdi
anlariz" der ve kizilderilinin yanina yaklasip "10 yil önce bu gün sabah
kahvaltisinda ne yemistin" der. Kizilderili adamin yüzüne bile bakmadan "Yumurta" der. Aradan 10 yil geçer ve soruyu soran kisi yine tesadüfen
ayni tren istasyonundan geçer ve ayni kizilderiliyi görür.Kizilderili
aynen 10 yil önce oturdugu yerde oturuyordur.Yanina yaklasip sorar: "
Nasildi? " Kizilderili hiç düsünmeden cevaplar : "Rafadan!"



Adamin biri, yeni açilan lüks büyük magazaya gitmis, satici kiza yaklasmis.
"Bir kravat almak istiyorum."
Satici kiz son derece sirin bir tavirla:
"Beyefendi, bizde müsteriyi memnun etmek esastir. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü?"
"Ipekli"
"O zaman lütfen bir kat yukari buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarida"
Adam bir kat yukari çikmis, baska bir satici kiz..
"Ben ipekli bir kravat almak istiyorum"
"Beyefendi, kravat düz mü olacak, desenli mi?"
"Desenli"
"Bizde müsteriyi memnun etmek esastir, desenli kravatlar bir kat yukarida,
lütfen bir üst kata buyrun"
Adam bir kat daha çikmis. Yeni bir satici kiz..
"Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum"
"Desenler, çizgili mi, çiçekli mi olacak?"
"Çizgili""Bizde müsteriyi memnun etmek esastir, çizgili kravatlar bir üst
katta, lütfen bir kat yukari buyrun"
Adam bir kat daha çikmis..
Çizgiler kalin mi, ince mi, bir kat yukari.. Zemin açik mi, koyu mu,
bir kat yukari, derken adam 18'inci kata gelmis. Öfke ile satici kizin
yakasina yapismis..
"Ben ipekli, ince çizgili, çizgileri boyuna ve açik renk, zemini
koyu, bir kravat istiyorum"
"Kravati bu elbiseyle mi kullanacaksiniz?"
"Hayir, evdeki elbisemle"
"Beyefendi, bizde müsteriyi memnun etmek esastir, bir uyumsuzluk olursa
firmamizin prensiplerine ters düser, lütfen evden öbür elbisenizi alip gelir misiniz?"
Adam büyük bir öfkeyle asansöre gitmis.. O sirada asansörün kapisi
açilmis, içinden gene çok sinirli bir adam çikmis.. Bir elinde bir klozet kapagi, belden asagisi da çiplak:
"Iste popom, iste evdeki tuvaletin klozet kapagi.. Verecekseniz verin artik su tuvalet kagidini.."


Kadinin biri temizlik yaparken bir lamba bulmus .
Bunun tozunu alirken icinden bir Cin cikmis ve dile benden ne dilersen demis.
Ama benden sadece uc dilek dileme hakkin var
ve de her isteginin iki katini kocana verecegim demis.
Kadinda tamam demis. Ve ilk dilegini soylemis.
Beni dunyanin en guzel kadini yap demis.
Cin bak ama kocan iki kat daha yakisikli olacak demis.
Kadin sorun degil demis.
Kadinin ikinci dilegi dunyanin en zengin kadini olmak olmus.
Cin kadini yine uyarmis..
Bak kocan senin iki katin kadar zengin olacak demis..
Kadin yine sorun degil demis...
Sira ucuncu dilege gelmis ve kadin gulerek simdide beni oldurmeyecek
hafiflikte bir kalp krizi gecirmemi sagla demis...


Adam kizina Barbie almak ister ve bir oyuncakciya girer.
- Vitrindeki Barbie bebek kac para ? diye sorar.
Satici
- Hangisi beyim ? ve devam eder :
- Barbie spora gidiyor 100.000 TL.
- Barbie alisverisde 100.000 TL.
- Barbie discoda 100.000 TL.
- Barbie plajda 100.000 TL.
Barbie bosandi 1.000.000 TL.
Adam sasirir.
-Neden hepsi 100.000 TL. de bosanmis olan 1.000.000 TL.?
Satici cevaplar :
- Cok basit Bosanmis Barbie ile birlikte ; Ken'in evini , arabasini , mobilyalarini da aliyorsunuz.


Baskanlar
ABD Baskani Bill Clinton, Ingiltere Basbakani Tony Blair ve Türkiye Basbakani Bülent Ecevit, bir gün, bir toplantida bir araya gelmisler.
Tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mi gazeteciler? Önce Clinton'a sormuslar:
"ABD'de bir memur ne kadar parayla geçinir? Siz kaç para veriyorsunuz?" Cevap vermis Clinton:
"Valla ben, 2 bin dolar veririm. Bin dolari ile geçinirler... Geri kalan bin dolari ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam!"
Gazeteci, ayni soruyu Blair'e de sormus... O da cevap vermis: "Ben, memuruma 3 bin sterlin veririm. Geçinmesi için 2 bin sterlin yeterli. Artan bin sterlini ne yapar, nerede harcarlar, beni hiç ilgilendirmez!"
Her ikisinden bu cevaplari alan gazeteci, bu defa da Ecevit'e sormus ayni soruyu:
"Türkiye'de bir memurun geçim standardi nedir? Kaç para ile geçinebilirler? Siz kaç para veriyorsunuz?"
Ecevit ne dese begenirsiniz?
"Valla, Türkiye'de bir memurun geçinebilmesi için en az 300 milyon lira lâzim. Ama ben 150 milyon lira veriyorum!.. Geri kalan 150 milyonu nereden bulurlar, nasil geçinirler beni hiç ilgilendirmiyor!"


Dünya Türklerin Olacak
Dünyanin gelismis ülkeleri bir araya gelmisler. Bir gün, en son teknolojilerle üretilmis bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemisler ve sormuslar: "Dünyanin sahibi kim olacak?"
Bilgisayar uzun süre bilgileri degerlendirmis ve büyük an gelmis. Nefesler tutulmus. Bilgisayar, sonucu yaziciya göndermis. Hakem heyeti sonucu ilan etmis. "Türkiye"
Herkes sasirmis. Mutlaka bir yanlislik olmustur düsüncesiyle ayni soruyu bir kez daha sormuslar Bilgisayar uzun süre çalistiktan sonucu yaziciya göndermis. "Türkiye"
Tüm dünya soka girmis. Birisinin aklina "niye?" diye sormak gelmis. Herkes bu fikri begenmis ve bilgisayara sormuslar. "Niye?"
Bilgisayar sonucu yaziciya hiç düsünmeden göndermis. "Herkes bir gün uzaya çikacak ve dünya Türklere kalacak"

Kiyamet
Tanri sonunda kiyameti koparmaya karar vermis.Ama gene de kullarimi haberdar edeyim demis..Bu amacla dunyanin en unlu 3 sahsiyetini cagirmis.Bill Clinton, Yeltsin ve Bill Gates. Onlara
"Kullarima soyleyin haberdar olsunlar da yureklerine mureklerine
inmesin" demis..
Clinton Aksam TV'de aciklama yapmis:
Sevgili Amerikalilar , size bir iyi bir de kotu haberim var.
-Iyi haber biz hakliyiz.Tanri var.Kotu haber .Yarin kiyamet kopacak.
Yeltsin gene TV'de konusmus.
Sevgili Rus halki.Size iki kotu haberim var.
-Malesef Tanri varmis. Yarin kiyamet kopacakmis.
Bill Gates ise herkese mail atmis:
Sevgili dostlar size iki iyi haberim var:
-Dunyanin en populer 3 adami arasina girdim. Year 2000 problemi diye bir sorunumuz artik kalmadi.


Düsünce suçu
Adamin birinin bir papagani varmis.Papagan devamli televizyon
seyrediyormus.Adamda isten eve evden ise giden bir kisiymis.Bir gün
adam papaganini kafesiyle birlikte balkona birakmis ve ise gitmis...
Bir saat sonra sokaktan polis araci geçerken papagan bagirmaya
baslamis. KAHROLSUN PARALI EGITIM KAHROLSUN POLIS V.S.
Ekip araci hemen durup sesin geldigi yere ates etmeye baslamis.Ev
darmadagin olmus.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmis.Neyse
diyerek evi yaptirmis. Ertesi gün ayni olay tekrarlayinca adam evi
gözlemeye baslamis.Ekip araci karsidan görününce baslamis papagan yine slogan atmaya tabi polis te ates etmeye. Durumu gören ev sahibi papagani alip tavuk kümesine atmis.Papagan kümeste baslamis volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmis.
Papaganin kafasida atmis, tavuklara dönüp söyle demis...
-Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahiselikten yatmiyorum.Düsünce suçundan yatiyorum...


Iki ihtimal
2. Dunya Savasinda 2 yahudi Almanlara esir olmustur.Bunlardan biri
digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya
" 2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar. Oldururseler
sorun yok, kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna diziliriz ya da gaz
odasinda olduruluruz. Kursuna dizilirsek sorun yok, gaz odasina gidersek
2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit. Sabun yaparlarsa
sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada
tuvalet kagidi. Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak
iste o zaman boku yedik".


Devletin ayak bastigi yer
Vali köylerden birisine gezmeye gitmis.Köye valinin geldigini duyan
Mehmet dayi acele köy meydanina kosarak gelir. IYI BIR TEMANNAH ÇEKTIKTEN SONRA sayin valim ne olur bizim eve gidelim der.Valiyi zorla eve götürür.Eve gelir gelmez dama bir merdiven dayar valim yukariya çikalim der valiyi dama çikarir baslar dolastirmaya vali merakla sorar beni niçin dolastiriyorsun diye.Sayin Valim der köylü devletin ayak bastigi yerde ot bitmez derler benim damda her yagmurda akiyor bundansonra insallah akmayacak der!


Mumya
Bir gun Misir'da bir mumya bulunur ve bunun kac tarihine ait oldugu ogrenilmek icin Amerika, Ingiltere ve Turkiye'den uzmanlar istenir. Tabii ki Turkiye'den emniyet gorevlileri gider. Neyse Ilk Amerikalilar baslarlar. 3-5 saat sonra cikarlar ve olsa olsa 300-600 senelerine aittir derler.Ingilizler girerler. Bir kac gun sonra cikarlar ve olsa olsa 300-420 arasidir derler. Nihayet sira Turkiye'den giden emniyet gorevlilerine gelir ve iceri girerler. Girerler girmesinede, aradan 10 gun gectigi halde hala disari cikmazlar. Nihayet 15. gun cikarlar ve merakla gozlerinin icine bakan Misirli bilginlere tam tamina 427 derler.Tabiiki herkes sasar bu ise ve nasil olur yahu derler. Bizimkiler gayet ciddi,
- "Biraz zor oldu amma, sonunda dili cozuldu keratanin ..


Bakan karisi
Bakanlardan birinin ölmesiyle baska bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere seçilmisti. Adam hemen karisina telefon ederek, bu haberi
vermek istedi :
-Bir bakan karisi olmak ister miydin? diye sordu.
Karisi biraz düsündü sonra:
-Hangisinin?


Bakan
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti.Ne yapsa
makbule geçmiyor, basin hergün kendisiyle ugrasiyordu.Nihayet :
-Öyle bir sey yapayim ki, gazeteciler mat olsun, diye düsündü ve ilan etti:
-Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecegim. Pazar sabahi saat 10'da tüm basin mensuplari toplandilar orada.
Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye basladi.Karsi kiyiya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehsetle açilmisti.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su baslik okundu :
-Bakan yüzme bilmiyor!

Kruscef Kuba'da
Amerika ile Sovyetler arasindaki meshur fuzeler ve Kuba bunaliminin en dehset gunleri.. Kruscef, Kuba'ya gelecekmis.. Kubalilar toplanmis, bir hosluk yapacaklar.. Ulkenin en iyi ressamina basvurmuslar..
"Bir tablo yap..Adi, 'Kruscef Kubada' olsun" diye..Ressam "Hadi ordan" demis..
"Ben adami gormedim bile.. Adam hayatinda Kuba'ya gelmedi. Simdi ben
nasil "Kruscef Kuba'da" diye atmasyondan resim yaparim?.."
Tesaduf bu ya.. Bizim Temel, puro almaya Havana'ya gelmis o sirada..Sikintiyi duymus..
"Ben size istediginiz tabloyu yaparim. Bana bir sandik puro verirseniz" demis..
Vermisler..Temel bir hafta sonra, Kubalilar'i cagirmis..
"Iste tablonuz" demis..
Tuvalin uzerini orten bezi hizla asagi cekivermis.. Kubalilar da donuvermisler..
Tabloda, yatakta iki kisi, al takke ver kulah..
"Bu ne" diye gurlemis, Turizm Bakani.. "Bu ne?.. Bu kadin kim?.."
"Kruscef'in karisi" demis, Temel..
"Peki bu ustundeki adam kim?"
"Kruscef'in usagi..."
"Peki Kruscef nerde ulan!.."
"Kruscef Kuba'da" demis Temel!..


Çocuktan al haberi
Ortaokul ogrencisi kahramanimiz, babasinin omuzuna dokunur, sorar:
- Baba, okulda ders verdiler, "Politika nedir", anlatmamiz lazim. Nedir
politika?
Baba oglunun yasina uygun bir formul bulur:
- Bak yavrum, simdi su kelimeleri iyice aklinda tut... Ben ucretli
calisiyorum, buna KAPITALIZM diyoruz. Parayi nasil harcayacagimiza annen karar veriyor, ona HUKUMET de. Hepimiz aslinda senin icin cabaliyoruz, sen HALK'sin. Bebek kardesine bakan dadin, ISCI SINIFI. Kardesini de GELECEK diye dusun. Simdi bunlari boyle ezberle, yarin kahvaltida sana politikayi anlatirim.
Oglan bunlari ezberler, aksam olur, herkes yatar. Gece bizimki, kardesi
kucuk bebegin aglamasiyla uyanir. Gider bebegin odasina, bebek altini
kirletilmis aglamaktadir. Annesinin odasine girer, annesi derin bir uyku
cekmektedir, uyanmaz. Dadinin odasina gider, bir bakar ki, babasi dadisiyla
ayni yatakta, "Bebek agliyor" demesine hic aldiris eden bir halleri yok.
Bizimkisi gerisin geriye doner, yatar...
Ertesi sabah kahvaltida babasina,
"Baba ben politika neymis anladim" der. Babasi "Neymis soyle bakalim" diye sorunca anlatir:
"KAPITALIZM, ISCI SINIFINI beceriyor. Bu arada HUKUMET uyuyor. HALK kimsenin umurunda degil. Ve de GELECEK bok icinde...


Ajan
Amerika ile eski SSCB arasindaki soguk savasin en hareketli yillari... Amerika, Rusya'dan istihbarat almak icin oraya bir gizli ajan gondermeye karar veriyor. Ajan icin yuzlerce aday arasindan en iyi ozelliklere sahip bir tanesi seciliyor. Ajan yapilan tum testlerden mukemmel sonuclar aliyor, Ruscasi mukemmel, hatta yerel siveleri dahi cok iyi derecede konusabiliyor, her turlu silahi basariyla kullanabiliyor, diplomatik yetenekleri olaganustu... Secilen ajan haftalar suren cok zorlu egitimlere tabi tutuluyor ve goreve hazirlaniyor. En sonunda gorev zamani geliyor ve ajan, Rus Hava sahasina gece gizlice giren kucuk bir ucaktan parasutle atlayarak gorevin oldugu sehire yakin koylerden birinin civarina birakiliyor. Yere basariyla ve sessizce inen ajan parasut ve yanindaki diger donanimi kamufle ediyor ve yaninda getirdigi yerel giysileri giyerek civar koye dogru yola cikiyor. Sabaha karsi havanin aydinlanmasiyla koye yaklasan ajan, tarlasina gitmek icin yola cikan bir koyluye rastliyor ve ona yanasarak yerel aksanla ve mukemmel bir rusca ile gidecegi sehre nasil vasita bulabilecegini soruyor.
Koylü cevap veriyor: - Amerikali misin?
soka giren ve hayretler icinde kalan ajan cevap veriyor:
- Onu da nereden cikardin? Koylunun cevabi:
- Bizim buralarda pek zenciye rastlanmaz da!


Ajan yarismasi
Bir gün, CIA, KGB ve MIT teskilatlarindan hangisinin daha basarili oldugunu tespit etmek için bir "istihbarat yarismasi" düzenlenmis.Bu yarisma uyarinca, her üç teskilatin en iyi adamlarindan olusan 10'ar kisilik bir grubu Kongo'nun balta girmemis ormanlarina göndermisler. Ormanin girisinde görevlerini açiklamislar:
"Ormana girip, en kisa sürede bir zürafa bulup getiren kazanir!"
Önce KGB'liler gitmis. 15 dakika sonra bir zürafa ile çikagelmisler.
Sonra CIA gitmis. 10 dakika sonra zürafa ile gelmisler.
En sonunda bizim MIT gitmis, 7 dakika sonra bir fille dönmüsler.
Yarismayi düzenleyenler "Bu ne yaa!" diye sorunca fil atilmis,
"Abi valla ben zürafayim" demis.

YUKARI

E-MAİL GÖNDER
GERİ
MaviNokta Banner Degisimi
1