
Temel, bir gün İzmir Konak Meydanında dolaşırken,
gözü saat kulesine takılmış. Vatandaşın biri de, yanına yaklaşarak, saatin
kendisine ait olduğunu, isterse satabileceğini söylemiş. Neyse, pazarlık edilmiş,
paralar ödenmiş, Temel orada beklerken, adam, saati yerinden sökmek için bir merdiven
bulmaya(!) gitmiş. Tabii, gidiş, o gidiş. Ertesi gün, Temel yine oralarda. Bu defa
başka bir adam yanaşıyor Temel'in yanına ve aynı muhabbet... Pazarlık yapılıyor,
paralar ödeniyor, o adam da, merdiven getirmek(!) üzere gitmeye kalkınca, Temel bu, iki
defa yutar mı? "Yok uşağum, olmaz" diyor, "Bu defa sen purada
pekleyeceğusun, ben merdiven alup geleceğum da."
Rize'de yasayan karadenizli bir yurttasimiz agaç kesmek için eline baltasini yanina
karisini almis yola koyulmus, bir uçurumun kenarinda gözüne kestirdigi bir agaci kesmek
için ve agacin uçuruma düsmemesi için agacin gövdesine bir ip baglamis, ipin ucunuda
karisinin beline.. Agaci kesince agaç ile birlikte kadincagiz da uçuruma yuvarlanip,
ölmüs. Adli kayitlarda, adamin ifadesi söyle imis: "Ipin bir ucunu agaca bir ucunu
da kariya bagladim. O kadar 'siki dur!' diye tembih etmeme ragmen beni dinlemedi, hem
kendi geberdi hem de agaci uçuruma düsürdü"....
Temel ile Dursun promosyonlu mesrubat alirlar. Mesrubati açan Temel hemen kapaga bakar:
-"Tekrar deneyin". Kapagi kapayip yeniden açar ve okur: -"Tekrar
deneyin" ... ... ... En sonunda sinirlenen Temel: -"Ula Tursun.hapunlar pizi
kandiriy! Iki saattir deneyrum hala pisey çikmadi."
Bir karpuz tarlasi olan ciftci, her aksam tarlasina cocuklarin dadandigini ve birkac
karpuzun eksildigini farketti. Epey dusundukten sonra, tarlaya bir uyari levhasi koymaya
karar verdi. "Dikkat! Karpuzlardan birine siyanur enjekte edildi! " Ertesi aksam
karpuz yiyemeden kacan cocuklari keyifle izledi. Bir hafta sonra, ciftci tarlasinda
geziyordu. Karpuzlarini kontrol ederek Eksik olmadigini dusunurken gozu kendi levhasinin
yanina konan bir levhaya ilisti. "Simdi o karpuzlardan iki tane var !!!"
20. yüzyilin ilk yarisinda yoksul bir adam falciya gider. Falci kadin fanusta korkunç
gelecegi görür: - Eyvah! Gelecekte milyonlarca insanin ölümüne sebep olacaksin! Adam
kahrolur.. - Milyonlarin katili olmaktansa kendimi öldürürüm,daha iyi! diyerek tren
yoluna kosar. Raya kafasini dayayacak, istikbaldeki korkunç felaketin önüne
geçecektir!.. O anda, o da ne?. Raya kafasini dayamis bir küçük çocuk... Tren de 100
metre ötede ve hizla geliyor.. Hemen firlayip çocugu rayin üstünden çeker.. Ufakligi
yatistirmak için basini oksarken sorar: - Adin ne senin, söyle bakayim?.. - Adolf
efendim...
Doktor: İki kulağınızı birden nasıl yaktınız? Hasta: Telefon geldiğinde ütü
yapıyordum, yanlışlıkla ütüyü yanıtladım. Doktor: Ama iki kulağınız da
yanık.? Hasta: Tam telefonu kapatmıştım ki yeniden çaldı.. *** Hasta: Doktor, ben
kendimi görünmez sanıyorum! Doktor: Kim konuştu? *** Hasta: Doktor, kendimi bir elma
gibi hissediyorum. Doktor: Korkmayın sizi ısırmam *** - Lütfen söyleyin doktor,
durumum ciddi mi? - Valla ne diyeyim bilmem ki? TV'deki yeni dizileri seyretmeye
başlamasanız iyi olur. *** Hasta: Aman doktor, bu ilk ameliyatım da, biraz sinirliyim
Doktor: Takmayın kafanızi, benim de ilk ameliyatım. *** Göz doktoru: Sizin gözlük
takmanız gerekiyor Hasta: Zaten takıyorum ya Göz doktoru: O halde benim gözlük takmam
gerekiyor *** Kötü haber: Maalesef cerrah yanlış bacağınızi kesti İyi haber:
Diğer ayağınız iyileşiyor *** Hastalık hastasının mezartaşı: HASTA OLDUĞUMU
SÖYLEMİŞTİM, İNANMADINIZ.. *** Doktorlar ameliyatta neden maske takarlar:Ameliyat
başarısız olursa sonradan tanınmamak için Neden eldiven giyerler: Parmak izi
bırakmamak için *** Meşhur bir cerrah Afrika safarisinden dönüşünde, seyahatinin
nasıl geçtiğini anlatıyordu. -Tamamen hayal kırıklığı.. Bir tek şey bile
öldüremedim. İnanın hastanede kalsaydım daha eğlenceli olurdu.. *** - Çabuk gelin
doktor, bebeğim tükenmez kalem yuttu. - Tamam, hemen geliyorum! Bu arada siz ne
yapacağınızı biliyor musunuz? - Tabii.. Kurşun kalemle yazıyorum. *** Hasta: Doktor,
kendimi örümcek gibi hissediyorum Doktor: Tamam, tavandan ininde bu konuyu konuşalım.
İstanbul'a gurbete giden Erzurumlu, dönüşte karısına istanbul'lu hanımların,
akşam eve dönen kocalarını, kapıda nasıl karşıladıklarını "Hoş geldin
kocacığım, üşümüşsün, yorulmuşsun!" gibi kibar, nazik laflar ettiklerini
anlatmış.Belli ki o da karısının kendisini öyle karşılamasını istiyor.... Akşam
eve gelmiş, kar, tipi,soğuk,karısı kapıyı açmış : -Uy kocacığım,it gibi
titriyisen...
Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduğuna dair
tartışıyorlarmış. "Çölün ortasında devemin üzerinde gidiyordum" demiş
Müslüman."Aniden, nereden geldiği belli olmayan çok büyük bir kum fırtınası
koptu. Devemin yanına uzandım, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe,
gerçekten sonumun geldiğini düşündüm. Ama, Allah 'a inancımı yitirmedim. Dua
ettim, dua ettim ve aniden etrafımdaki on millik alanda fırtına durdu ve ben köyüme
dönebildim. Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayıkta balık tutarken,
dev bir fırtına koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiğini sandım.
Tanrı 'ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafımdaki on millik alanda fırtına dindi,
ben karaya çıkabildim." Yahudi anlatmaya başlamış. "New York şehrinin
ortasındayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanın içine bakınca parayla dolu
olduğunu gördüm. Cumartesi günü olduğundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el
sürmemiz yasak olduğu için, gerçekten sonumun geldiğini düşündüm. Ama, inancımı
yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafımdaki on millik alanda
"Salı" oldu.
Postanede çalışan memurlar yılbaşı günü Noel Babaya yazılmış bir mektuba
rastlarlar. Tabii Noel Baba diye birisi olmadığı için mektubu kendileri açıp
okurlar. Mektupta şöyle yazıyordur. "Sevgili Noel Baba. Ben 10 yaşında bir
çocuğum. Hiç kimsem yok. Yetimhanade kalıyorum. Diğer arkadaşlarıma birçok hediye
geldi ama bana hiç hediye getiren olmadı. Senden üç şey istiyorum. Bana bir kalem,
bir kalemkutusu, bir de ayakkabı gönderirsen çok sevinirim". Memurlar mektubu
okuyunca çocuğa çok acırlar. Kimsesiz çocuğu mutlu etmek ve noel babaya olan
inancını sarsmamak için kendi aralarında para toplayıp hediyeleri kendileri almaya
karar verirler. Kalem ve ayakkabıyı alırlar, para yetmediği için kalemkutusunu
alamazlar. Aldıkları hediyeleri gönderdikten günler sonra çocuktan teşekkür mektubu
gelir. Mektup şöyledir: "Sevgili Noel Baba, gönderdiğin hediyeleri aldım. Beni
çok memnun ettin. Gönderdiğin hediyelerden birisi gelmemiş. Onu da herhalde
postanedeki şerefsizler almıştır."
Sevgili oglum Temel, Senin hizli okuyamadigini bildigim icin bu mektubu yavas yavas
yaziyorum.Artik, senin buyuk sehre gittigin sirada yasadigimiz evde yasamiyoruz. Baban bir
gazetede, insanlarin basina genellikle evlerinin 2 km civarindaki bolgelerde kaza
geldigini okumus; o yuzden tasindik. Sana yeni adresi veremiyorum cunku yeni evimizde
bizden once oturan hemsehrilerimiz, tasininca adresleri degismesin diye kapi numarasini
sokup goturmusler. Bu evde garip bir camasir makinasi var. Gecen gun icine 4 gomlek
koydum, calistirmak icin duvardakizinciri cektigimden beri bir daha o gomlekleri gormedim.
Gecen hafta sadece iki kez yagmUr yagdi. ilki 3 gun surdu; ikincisi ise dort gun. Benden
istedigin yelegi postaya verdim, ancak halan, o koca dugmelerle paketin cok agir olacagini
soyledi; o yuzden dugmeleri kopartip yelegin cebine koyduk. Orada bulabilirsin. Sevgiler,
Annen (Safinaz) NOT : Sana biraz da para gonderecektim ama zarfi bir kere yapistirmis
bulundum.
Türk Filmleri Klasikleri Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da. Amca size kanim
isindi, baba diyebilir miyim? Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım? Senin
annen bir melekti yavrum. Neden ağlıyorsun anneciğim? Hayır yavrum ağlamıyorum.
Gözüme toz kaçtı. Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım. Seni
sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala? Annen sen doğarken öldü
yavrum. N'olur gerçeği söyleyin doktor yaşayacak mıyım? O kızla evlenirsen, seni
mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim. Nayır Necla, n'olamaz. Hayır siz
kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum. Tanrım, bu resim... Bu resim. Ben fakir
bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörün kızısın. Biz ayrı dünyaların
insanıyız. Aman tanrım, göremiyorum... Göremiyorum... Kör oldum. Görüyorum...
Görüyorum ... Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak. Aman Allah'ım, ne kadar
mesudum. Hayır! Durun! Kemal suçsuzdur! Aradığınız suçlu benim! Durun, siz
evlenemezsiniz. Siz kardeşsiniz! Bizim bu dünyada yaşamaya hakkımız yok mu be hakim
bey abicim. Ha? Bu ses ... Bu ses ... Olamaz! Git! Git buradan! Vücuduma sahip
olabilirsin ama ruhuma asla. Üstlendiğin vazife çok mühim Kemal, bu görevi
layıkıyla yapacağından eminim. Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak
kazanırım. Reca ederim, duygularımla oynamayın. Sen arkadaşımın aşkısın. Sizi
ebediyete kadar bekleyeceğim. Lütfen haddinizi biliniz. Metanetinizi muhafaza ediniz.
Allah'dan ümit kesilmez. Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını
hatırlattınız. İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meğer hepsi
yalanmış. Al bunları. Hayır Tamer... Olaylar sandığın gibi değil. Fakirsin sen!
Fakir! Fakir! Beni paranla satın alabileceğini mi sandın? Bu resimdeki amca kim anne?
Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım. Hayır! Hayır! Tertemiz hislerimle oynadın
benim. Biliyordum! Ölmediğini biliyordum Rıfat. Oh, ne saadet! Yaa Justinyanus, işte
buna Osmanlı tokadı derler. Yettim yiğidim. Yavrum İstanbul sana neler etmiş? Saadet
dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün. Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşar
Bosluktaki fil'e ne denir? Fil in the blanks! Yikanan Ton'a ne denir? Washington! Adamin
biri birgün kafasini islatmadan sampuanlamaya baslamish. Annesi de: -Olm hiç saç
islatilmadan sampuanlalnir mi? deyince adam: Ama anne bu sampuan da "kuru saçlar
için" yaziyor!!! Geçen gün bir taksi çevirdim; hala dönüyo! Adamin birinin
elinde koltuk yayi, keman yayi, amortisor yayi gibi yaylar varmis. Bunlari sirayla
isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus. Adam da yanitlamis:
-Yayla lezzet testi. Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmis. Bunu
gören arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar: -Niye attin saati havuza? -Nasil
yüzdügünü görmek için. -Peki, kurdun mu? -Hayir. -Enayi, hiç kurmadan yüzer mi??
Sisman adamin biri birgün yolda yürürken karsisina bir cin çikmis. Bu cin hemen adamin
yanina yanasip adama: "Dile benden ne dilersen! Üç istegini yerine getiricem!"
demis. Adamda sevinmis ve "1)Ince olmak istiyorum! 2) Yillardir hep kadinlardan uzak
kaldim! Kadinlara yaklasmak istiyorum. ve son olarak ta 3) kanatlarim olsun ki
uçayim!" demis! Bir iki saniye sonra adam kanatli orkid ped olmus! Bir gün Temel
sürekli bi göbegin çevresinde arabayla dönüp duruyormus! Yaninda oturan Dursun:
"Ula Temel neden sürekli döniisin?" demis. Temelde: "Ula Dursun! Sinyal
takildu da ondan!" demis!! Adamin birinin iki kulagi da yanmis!! Hastanede, neden
yandigini sorunca: "ütüyü telefon zannettim!" demis!! Doktorlar: "E peki
dier kulagin nasi yandi?" diince, adamda: "Telefonla ambulans çagirmak
istedim!" demis!! Biliyomusun: sen yüzme bilmesen ve denize girsen bile batmazsin
çünkü tipin kayik!! Temel, Fransa'ya gitmis. Tabelada Fransa yaziyomus!! Oda "AAA!
Burayida mi Sabanci aldi?" demis! Temel kapiciymis, ve asansör bozulmus! Oda
üstüne not yazmis: "Asansör bozuktur, lütfen yan apartmaninkini kullaniniz!"
Balgam ismi nerden gelir? Bal gibi tatli sakiz(gum) gibi yumusak oldugundan. Cin Ali mavi
mürekkebe düserse ne olur? Blue Jean. Sigara böregine DIKKAT!!! Tiryakilik yapabilir.
Senin bu söylediklerine kim inanir? Kadir Inanir... Bir fil elektrik direginden daha
yüksege ziplayabilir mi? Elektrik diregi ziplayamaz ki!.. Yagmur yagmis, kar peynir!
Heryerim tutuldu bi kulaklarim tutulmadi. O zaman bende onu kiraya veririm! Kitabim ewde
kalmis, çünkü onun bi kocasi yook!! Oglumun adini mafya koydum, artik bi mafya
babasiyim! Sakin ha bi hamster'a seker serpip, "AA! Ne seker bi Hamster!"
demeyin. Bebeginiz oldu gözünüz aydin, kulaklariniz Manisa. Saçinizi nasil keselim?
-Sessiz!! Hakan Sükür maçta sakatlaninca onu kim tasir? Hakan Tasiyan! Rahat bir
askerlik yapmakta olan Temel'e arkadaslari sorar: -Sen buraya torpille mi geldin? -Yoo!
Otobüsle geldim! Temel Tirabzon-Istanbul uçaginin kaptan pilotudur.Istanbuldan havlanmis
temelin uçagi.Uçak zonguldak üzerine gelirken bir sarsinti olmus,yolcular
paniklemis.temel anons yaparak "tikkat tikkat kaptaniniz konusuyor.panige gerek
yoktur sukunetinizi koruyun" demis .yolcular rahatlamis. Sinop üzerinede bir
sarsinti daha geçirmis temel gene anons yaparak yolculari sakinlestirmis.Samsun üzerinde
bir sarsinti daha temel mikrofonu eline alarak yolculara söyle seslenmis."Eshedü
Enlaaa.... Ögretmeni Temel'e -Oglum bana bi daire çiz der temel'de hocam daire çaok
pahali olur ben size bir gecekondu çiziyim der => Kursunlar çok utangaçtir; ondan
adres sormazlar! Iste böyleleri yüzünden bu memleket adam olmuyor! Yaa kadin kaldik
gitti yaa!! sinir bi olay abisi!! Temel bir gün özel bir davete gitmek ichin smokin
giymek zorunda kalmis ve giymis. Tam salona girerken bir de bakmiski tabela da "No
Smoking" yaziyor! Simdi ormanda oturan acil vaka bir hasta varmis, hastaneye gitmesi
mecburmus. Bizim doktor da ne yapsin, almis jipini gitmis kadinin ormandaki evine. Almis
kadini atmis jipinin arkasina ve ormanda gidiyorlarmis. Önüne kipkirmizi bir adam
çikmis, ben demis ormanin kirmizili **nesiyim demis. Bana bir yiyecek. Adam düsünmüs,
sandvicini vermis . Sonra bir gölun etrafindan geçerken sapsari bir tip çikmis, el kol
sallamis falan, bizimkini durdurmus. Ben demis bu gölün sarili **nesiyim demis. Bana bir
içecek. Bizimki durmus düsünmüs, vermis kolasini. Sonra yola devam etmis. Bizimki iste
basbaya bildigimiz asvalta çikmis otoyolda gidiyormus. Önöne masmavi bir adam çikmis,
el kol sallamis falan durdurmus bizimkini. Bizimki sinirlenmis. "Yaa asfaltin mavili
**nesi!!!! Sen ne istiyorsun????" Mavili herif dönmüs: "Ehliyet, ruhsat
lütfen!" Adamin biri topalmis, karisi da oynamis... - Elektrik sandalyesinde oturan
idam mahkumu gardiyana ne demis? - Çok korkuyorum, elimi tutar misin?.. Bir adamin kafasi
atmis, vücudu da essek... Bir adam yatmis, karisi da tekne... - Selam, ben Aydan Sener -
Hadi yaa... Ben de Dünyadan Neil Armstrong Adamin biri birgün eczaneye sinek ilaci
almaya gitmis ve eczaci ona "Sineginizin nesi var acaba?" demis.
Iki adam muhabbet yapiyormus. Ne muhabbeti demisler, geyik muhabbeti demisler. Ne geyigi
demisler, Ren geyigi demisler. Ne reni demisler, el fRENi demisler. Ne eli demisler,
hanimeli demisler. Ne hanimi demisler, ev hanimi demisler. Ne evi demisler, dag evi
demisler. Ne dagi demisler, Agri Dagi demisler. Ne agrisi demisler, bas agrisi demisler.
Ne basi demisler, kusbasi demisler. Ne kusu demisler, muhabbet kusu demisler. Ne muhabbeti
demisler GEYIK muhabbeti demisler. Ne geyigi demisler...
Christopher Colomb beyler Amerika'da çölde yürürken karsisinda bizim laz Temel'i
görmüsh. Temel'in yaninda cok sevdigi, yanindan hic ayirmadigi bir de kaz'i varmish.(Kus
olan kaz) Eh,malumunuz Amerika Colomb'dan yuzyillarca once de biliniyordu. Bizim Piri
Reis'imizin Amerika'nin kesfinden 30 yil once cizdigi haritada adanin an ufak ayrintisina
kadar yer aldigini bilmeyeniniz yoktur. Ancak Colomb beylerin isim verme merakindan olacak
ki kendisine cok ilginc gelen bu olaydan otturu çöle Laz Ve Kaz ismini vermeye karar
vermish.Ancak konusma özürlü Amerikalilar Laz ve Kaz diyemedikleri için bölgeye Las
Vegas adini koyup olayin anisina tam Laz ve Kazin bulunduklari noktaya bir kumarhane
kurmuslar. Sonra da sayilari gitgide artan kumarhanelerle Las Vegas bugunku halini
almishtir.
Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis.
Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy,
amma da büyük bu,da!" Dursun hafifçe gülmüs. "Temelim burasy Amerika! Bura
da herbirsey büyük!" Yola çikmislar, Dursun'un çiftlisinin kapisindan içeri
girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma
da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temelim burasy
Amerika! Burada herbirsey büyük!" Neyse, aksam olmus, yemek salonunageçmisler.
Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa
uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye baaarmis. "ammabüyük masa, da!"
Dursun'un sesi gelmis "Temelim burasi Amerika! Bura daherbirsey büyük!"
Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun: "Temelim, alt kata in,
soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan
üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis. Heryer karanlik oldugu için
Temel elektrik düsmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle baaarmaya baslamis:
"Sifonu çekmeyiiin!!Sifonu çekmeyiiin!"
Dünya kadınlar gününde bir çok ülkeden kadının katıldığı Dünya Kadın
Örgütü toplanmış. Kararlar alıyorlar. Kadınları kimse ezememez. Herkes eşittir
vs. Bundan sonra kendimizi ezdirmeyeceğiz kocalarımızın isteklerini yerine
getirmeyecegiz demişler. Sonuçlarını da gelecek sene tekrar toplanıp değerlendirmek
üzere kongreyi bitirmişler. Aradan 1 sene geçmiş. Tekrar toplanmışlar. Sonuçları
değerlendiriyorlar. Önce İtalyan kadın söz almış; -Eve ilk gittiğimde kocam benden
yemek yapmamı istedi, bende bundan sonra yemek yapmayacağımı kendisinin yemek yapması
gerektiğini soyledim. 1. gün bişey göremedim, 2. gün kendisine yemek yaptı, 3. gün
bana da yemek yaptı o günden beri evde yemeği kocam yapıyor. Sıra Alman kadına
gelmiş; -İlk gün eve gittim. Kocam benden elbiselerini yıkamamı istedi. Ben de ona
bundan sonra temiz elbise giymek istiyorsa kendisinin yıkayacağını soyledim. 1. gün
bişey goremedim, 2. gün kendisinin elbiselerini yıkadı, 3. gün benimkileride
yıkadı. O günden beri evdeki butun elbiseleri yıkıyor. Sıra bizim Türk kadına
gelmiş; -İlk gün eve gittim. Kocam bulaşıkları yıkamamı istedi. Bende ona bundan
sonra temiz tabakta yemek yemek istiyorsa bulaşıkları yıkaması gerektiğini
söyledim. 1. gün bişey göremedim, 2. gün bişey göremedim, 3. gün gözümün birisi
azcık açıldı görmeye başladım
Kutup ayısı ve oğlu bir buz kütlesinin üstünde oturmuş manzarayı seyretmektedirler. Yavru kutup ayısı babasına dönerek sorar: Baba biz kutup ayısıyız değilmi? Yani sen, ben, annem hepimiz kutup ayısıyız di mi? -Evet kutup ayısıyız oğlum. Niye sordun? -Yok bişi, der yavru.. Aradan bi süre geçer yavru kutup ayısı yine sorar babasına: -Baba yani şimdi senin baban onun babası hep kutup ayısı mıydı? Baba şaşırır -Evet oğlum. Niye sordun? -Yok bişi.. Yine geçer süre ve yine aynı soru... Baba bizim bütün atalarımız kutup ayısıydı di mi?.. Baba sinirlenir, eeeevet oğlum kutup ayısıydı. Niye sordun?..Yavru kutup ayısı başını eğerek cevap verir: Ya baba ya, ben üşüyom ya.
BEN OZGURUM...BEN OZGURUM... * Murat Demirel Bir banka vardi ya, kayitlarda Ben soydum. Bir cek vardi ya karsiliksiz, hesaplarda Ben cektim. Kasa dolu degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Hirsiz deme degilim, arsiz deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki soygunda nerde karsilasacaklar?... a) Ziraat Bankasi, b) Halkbank, c) Vakifbank. * Fatih Terim Bir ulke vardi ya uzaklarda Ben gittim. Bir kupa vardi ya vefasiz muzelerde Ben aldim. Italya Cizme gibi degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Fatih deme degilim, Imparator deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki gorevine ne olarak devam edecek? a) Haber spikeri, b) Yorumcu, c) Kameraman. * Nuri Ergin Bir kodes vardi ya uzaklarda, Ben girdim. Birkac mahkum vardi ya savunmasiz, koguslarda Ben kestim Alem delikanli degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Cete deme degilim, mafya deme degilim. Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki vahseti nerde yapacaklar?... a) Bilecik, b) Eskisehir, c) Adana. * Banu Alkan Bir reklam vardi ya tv'lerde Ben oynadim. Bir sarki vardi ya notasiz, listelerde Ben soyledim. Baskasi star degiilmis, oyle degilmis Ben gordum. Aptal deme degilim, zeki deme degilim Ben afroditim, sadece afroditim... Ha ha haaa... -Bir sonraki olayi ne olacak? a) 20 yas iddiasi, b) Siyah sac, c) Beyin ameliyati. * Vatandas Bir sabit ucret vardi ya 2 milyon, faturalarda Ben verdim. Bir baz istasyonu vardi ya sagliksiz, her yerde Ben oldum. Hazir kart sinirsiz degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Keriz deme degilim, sazan deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki kazigi nerde yiyecek? a) Melodi vergisi, b) Batarya vergisi, c) Radyasyon vergisi.
Kisinin kurdugu iletisimlerde, onun kisiliginin ve iletisim bilgisinin etkisi kadar, hangi rolu oynadiginin, hangi degerleri benimsediginin de onemi vardir. Diyelim ki Ahmet Bey kuyrukta bekliyor ve kuyrugun on tarafina birisi kaynak yapiyor. Ahmet Bey bu munasebetsizi nasil uyarir? Suphesiz ki Ahmet Bey ait oldugu ekol ve dunya gorusune uygun bir dil kullanacaktir. Simdi bu tipleri bir gorelim. KLASIK TEPKI: "Siraya gec kardesim" NEOKLASIK TEPKI: "Seker kardesim siraya geciver" REALIST TEPKI: "Sira var" SURREALIST TEPKI: "Sallandiracaksin bunlardan ikisini Kizilay'da, bak bir daha yapabiliyorlar mi?" ROMANTIK TEPKI: "Beyefendi galiba sirayi gormediniz" NATURALIST TEPKI: "Sirana gec" MODERN TEPKI: "Efendim insanimiz egitimsiz. Halbuki Avrupa'da" POST-MODERN: "Sirana gec lan ayi!" UZLASIMCI: "Acelesi olmasa one gecmezdi; uzmeyin garibi" DEVRIMCI: "Alt yapi sorunlari cozulmeden halkimiz siraya gecmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek" KADERCI: "iki dakika fazla beklesek kiyamet mi kopar? Kismetse hepimizin isi gorulur" FELSEFECI (septik-kuskucu): "On ve arka kavramlari gorecelidir. O tarafin on taraf olduguna kim karar verdi? One gectigini zanneden, aslinda arkaya gecmis olabilir" KANT'CI: "Efendim algilanmayan seyler yok demektir. Bakmayin o tarafa, adam yok olur" KOTUMSER VAROLUSCU: "Herkes bir gun olecek. Onurlu bir sekilde bekleyin. Bir gun o adam da olecek" IYIMSER VAROLUSCU: "Sikmayin caninizi, su anin tadini cikarmaya calisin. Bakin ne guzel hayattasiniz ve birileri onunuze gecebiliyor" HUMANIST: "Insanlik bir butundur. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz icin. Dolayisiyla birimiz one gecince, aslinda hepimiz one gecmis oluyoruz."
20. yüzyilin basinda bi evde kucuk bir cocuk babasina sormus -"baba kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günahmidir?" Baba ilgisizce -"gunahtir evladim" demis -"peki baba zencilerin derileinden paspas yapmak günahmidir?" -"o da gunahtir ewladim" -"peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunahmidir?" -" offf o da günahtir ewladim" -" peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?" baba en sonunda dayanamaz -"Degildir ulan .öff bee adolf nerden aklina gelir boyle sorular sormak..."
Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmis, bir gun bir melek cennetten gelene kadar... "Sizler iyi ve ornek heykel oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye verecegim. Yarim saat icin sizi canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demis. Ve melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir sure sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis. Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yuzunde genis bir tebessum varmis. "Onbes dakikaniz daha var!" demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak... Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donmus: "Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben siccam kafasina !..."
Bir Makine Muhendisi, Bir Elektrik Muhendisi ve bir Bilgisayar Muhendisi bir gun eski bir araba ile yola cikmislar. Issiz bir otobandan gecerken, araba aniden durmus, baktilar calismiyor, Makine Muhendisi "Ben simdi hallederim!" diyerek atilmis, once arabanin altina yatmis, kaputu acmis, bir kac girisi sikistirip, bir kac yere cekicle filan vurmus ama tik yok! Basi egik arabaya geri donmus. Bunun uzerine Elektrik Muhendisi atilmis hemen, o da elektrik girislerini, sigortalari kontrol etmis, kablolarla oynamis ama hareket yok! Bunun uzerine ikisi birden donup, Bilgisayar Muhendisine bakmislar. Siranin kendisine geldigini anlayan Bilgisayarci, "Eeee sey, arabadan bir cikip tekrar girsek?"
Temel derede yıkanırken, köyün çocukları hınzırlık yapıp dere kenarında bıraktığı elbiselerini alıp kaçmışlar. Dereden çıkan Temel elbiselerini bulamayınca utancından elleriyle önünü kapayarak eve doğru koşmaya başlamış. Uzaktan çırılçıplak, koşarak geldiğini gören babası seslenmiş: "Ula Temel, ula benim salak uşağım, yüzünü kapasana, oni kim tanıyacak!!!"
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar: "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii...... "Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..."
Kutup ayısı ve oğlu bir buz kütlesinin üstünde oturmuş manzarayı seyretmektedirler. Yavru kutup ayısı babasına dönerek sorar: Baba biz kutup ayısıyız değilmi? Yani sen, ben, annem hepimiz kutup ayısıyız di mi? -Evet kutup ayısıyız oğlum. Niye sordun? -Yok bişi, der yavru.. Aradan bi süre geçer yavru kutup ayısı yine sorar babasına: -Baba yani şimdi senin baban onun babası hep kutup ayısı mıydı? Baba şaşırır -Evet oğlum. Niye sordun? -Yok bişi.. Yine geçer süre ve yine aynı soru... Baba bizim bütün atalarımız kutup ayısıydı di mi?.. Baba sinirlenir, eeeevet oğlum kutup ayısıydı. Niye sordun?..Yavru kutup ayısı başını eğerek cevap verir: Ya baba ya, ben üşüyom ya.
BEN OZGURUM...BEN OZGURUM... * Murat Demirel Bir banka vardi ya, kayitlarda Ben soydum. Bir cek vardi ya karsiliksiz, hesaplarda Ben cektim. Kasa dolu degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Hirsiz deme degilim, arsiz deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki soygunda nerde karsilasacaklar?... a) Ziraat Bankasi, b) Halkbank, c) Vakifbank. * Fatih Terim Bir ulke vardi ya uzaklarda Ben gittim. Bir kupa vardi ya vefasiz muzelerde Ben aldim. Italya Cizme gibi degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Fatih deme degilim, Imparator deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki gorevine ne olarak devam edecek? a) Haber spikeri, b) Yorumcu, c) Kameraman. * Nuri Ergin Bir kodes vardi ya uzaklarda, Ben girdim. Birkac mahkum vardi ya savunmasiz, koguslarda Ben kestim Alem delikanli degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Cete deme degilim, mafya deme degilim. Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki vahseti nerde yapacaklar?... a) Bilecik, b) Eskisehir, c) Adana. * Banu Alkan Bir reklam vardi ya tv'lerde Ben oynadim. Bir sarki vardi ya notasiz, listelerde Ben soyledim. Baskasi star degiilmis, oyle degilmis Ben gordum. Aptal deme degilim, zeki deme degilim Ben afroditim, sadece afroditim... Ha ha haaa... -Bir sonraki olayi ne olacak? a) 20 yas iddiasi, b) Siyah sac, c) Beyin ameliyati. * Vatandas Bir sabit ucret vardi ya 2 milyon, faturalarda Ben verdim. Bir baz istasyonu vardi ya sagliksiz, her yerde Ben oldum. Hazir kart sinirsiz degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Keriz deme degilim, sazan deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki kazigi nerde yiyecek? a) Melodi vergisi, b) Batarya vergisi, c) Radyasyon vergisi.
Kisinin kurdugu iletisimlerde, onun kisiliginin ve iletisim bilgisinin etkisi kadar, hangi rolu oynadiginin, hangi degerleri benimsediginin de onemi vardir. Diyelim ki Ahmet Bey kuyrukta bekliyor ve kuyrugun on tarafina birisi kaynak yapiyor. Ahmet Bey bu munasebetsizi nasil uyarir? Suphesiz ki Ahmet Bey ait oldugu ekol ve dunya gorusune uygun bir dil kullanacaktir. Simdi bu tipleri bir gorelim. KLASIK TEPKI: "Siraya gec kardesim" NEOKLASIK TEPKI: "Seker kardesim siraya geciver" REALIST TEPKI: "Sira var" SURREALIST TEPKI: "Sallandiracaksin bunlardan ikisini Kizilay'da, bak bir daha yapabiliyorlar mi?" ROMANTIK TEPKI: "Beyefendi galiba sirayi gormediniz" NATURALIST TEPKI: "Sirana gec" MODERN TEPKI: "Efendim insanimiz egitimsiz. Halbuki Avrupa'da" POST-MODERN: "Sirana gec lan ayi!" UZLASIMCI: "Acelesi olmasa one gecmezdi; uzmeyin garibi" DEVRIMCI: "Alt yapi sorunlari cozulmeden halkimiz siraya gecmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek" KADERCI: "iki dakika fazla beklesek kiyamet mi kopar? Kismetse hepimizin isi gorulur" FELSEFECI (septik-kuskucu): "On ve arka kavramlari gorecelidir. O tarafin on taraf olduguna kim karar verdi? One gectigini zanneden, aslinda arkaya gecmis olabilir" KANT'CI: "Efendim algilanmayan seyler yok demektir. Bakmayin o tarafa, adam yok olur" KOTUMSER VAROLUSCU: "Herkes bir gun olecek. Onurlu bir sekilde bekleyin. Bir gun o adam da olecek" IYIMSER VAROLUSCU: "Sikmayin caninizi, su anin tadini cikarmaya calisin. Bakin ne guzel hayattasiniz ve birileri onunuze gecebiliyor" HUMANIST: "Insanlik bir butundur. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz icin. Dolayisiyla birimiz one gecince, aslinda hepimiz one gecmis oluyoruz."
20. yüzyilin basinda bi evde kucuk bir cocuk babasina sormus -"baba kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günahmidir?" Baba ilgisizce -"gunahtir evladim" demis -"peki baba zencilerin derileinden paspas yapmak günahmidir?" -"o da gunahtir ewladim" -"peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunahmidir?" -" offf o da günahtir ewladim" -" peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?" baba en sonunda dayanamaz -"Degildir ulan .öff bee adolf nerden aklina gelir boyle sorular sormak..."
Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmis, bir gun bir melek cennetten gelene kadar... "Sizler iyi ve ornek heykel oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye verecegim. Yarim saat icin sizi canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demis. Ve melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir sure sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis. Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yuzunde genis bir tebessum varmis. "Onbes dakikaniz daha var!" demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak... Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donmus: "Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben siccam kafasina !..."
Bir Makine Muhendisi, Bir Elektrik Muhendisi ve bir Bilgisayar Muhendisi bir gun eski bir araba ile yola cikmislar. Issiz bir otobandan gecerken, araba aniden durmus, baktilar calismiyor, Makine Muhendisi "Ben simdi hallederim!" diyerek atilmis, once arabanin altina yatmis, kaputu acmis, bir kac girisi sikistirip, bir kac yere cekicle filan vurmus ama tik yok! Basi egik arabaya geri donmus. Bunun uzerine Elektrik Muhendisi atilmis hemen, o da elektrik girislerini, sigortalari kontrol etmis, kablolarla oynamis ama hareket yok! Bunun uzerine ikisi birden donup, Bilgisayar Muhendisine bakmislar. Siranin kendisine geldigini anlayan Bilgisayarci, "Eeee sey, arabadan bir cikip tekrar girsek?"
Temel derede yıkanırken, köyün çocukları hınzırlık yapıp dere kenarında bıraktığı elbiselerini alıp kaçmışlar. Dereden çıkan Temel elbiselerini bulamayınca utancından elleriyle önünü kapayarak eve doğru koşmaya başlamış. Uzaktan çırılçıplak, koşarak geldiğini gören babası seslenmiş: "Ula Temel, ula benim salak uşağım, yüzünü kapasana, oni kim tanıyacak!!!"
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar: "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii...... "Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..."
Kutup ayısı ve oğlu bir buz kütlesinin üstünde oturmuş manzarayı seyretmektedirler. Yavru kutup ayısı babasına dönerek sorar: Baba biz kutup ayısıyız değilmi? Yani sen, ben, annem hepimiz kutup ayısıyız di mi? -Evet kutup ayısıyız oğlum. Niye sordun? -Yok bişi, der yavru.. Aradan bi süre geçer yavru kutup ayısı yine sorar babasına: -Baba yani şimdi senin baban onun babası hep kutup ayısı mıydı? Baba şaşırır -Evet oğlum. Niye sordun? -Yok bişi.. Yine geçer süre ve yine aynı soru... Baba bizim bütün atalarımız kutup ayısıydı di mi?.. Baba sinirlenir, eeeevet oğlum kutup ayısıydı. Niye sordun?..Yavru kutup ayısı başını eğerek cevap verir: Ya baba ya, ben üşüyom ya.
BEN OZGURUM...BEN OZGURUM... * Murat Demirel Bir banka vardi ya, kayitlarda Ben soydum. Bir cek vardi ya karsiliksiz, hesaplarda Ben cektim. Kasa dolu degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Hirsiz deme degilim, arsiz deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki soygunda nerde karsilasacaklar?... a) Ziraat Bankasi, b) Halkbank, c) Vakifbank. * Fatih Terim Bir ulke vardi ya uzaklarda Ben gittim. Bir kupa vardi ya vefasiz muzelerde Ben aldim. Italya Cizme gibi degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Fatih deme degilim, Imparator deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki gorevine ne olarak devam edecek? a) Haber spikeri, b) Yorumcu, c) Kameraman. * Nuri Ergin Bir kodes vardi ya uzaklarda, Ben girdim. Birkac mahkum vardi ya savunmasiz, koguslarda Ben kestim Alem delikanli degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Cete deme degilim, mafya deme degilim. Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki vahseti nerde yapacaklar?... a) Bilecik, b) Eskisehir, c) Adana. * Banu Alkan Bir reklam vardi ya tv'lerde Ben oynadim. Bir sarki vardi ya notasiz, listelerde Ben soyledim. Baskasi star degiilmis, oyle degilmis Ben gordum. Aptal deme degilim, zeki deme degilim Ben afroditim, sadece afroditim... Ha ha haaa... -Bir sonraki olayi ne olacak? a) 20 yas iddiasi, b) Siyah sac, c) Beyin ameliyati. * Vatandas Bir sabit ucret vardi ya 2 milyon, faturalarda Ben verdim. Bir baz istasyonu vardi ya sagliksiz, her yerde Ben oldum. Hazir kart sinirsiz degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Keriz deme degilim, sazan deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki kazigi nerde yiyecek? a) Melodi vergisi, b) Batarya vergisi, c) Radyasyon vergisi.
Kisinin kurdugu iletisimlerde, onun kisiliginin ve iletisim bilgisinin etkisi kadar, hangi rolu oynadiginin, hangi degerleri benimsediginin de onemi vardir. Diyelim ki Ahmet Bey kuyrukta bekliyor ve kuyrugun on tarafina birisi kaynak yapiyor. Ahmet Bey bu munasebetsizi nasil uyarir? Suphesiz ki Ahmet Bey ait oldugu ekol ve dunya gorusune uygun bir dil kullanacaktir. Simdi bu tipleri bir gorelim. KLASIK TEPKI: "Siraya gec kardesim" NEOKLASIK TEPKI: "Seker kardesim siraya geciver" REALIST TEPKI: "Sira var" SURREALIST TEPKI: "Sallandiracaksin bunlardan ikisini Kizilay'da, bak bir daha yapabiliyorlar mi?" ROMANTIK TEPKI: "Beyefendi galiba sirayi gormediniz" NATURALIST TEPKI: "Sirana gec" MODERN TEPKI: "Efendim insanimiz egitimsiz. Halbuki Avrupa'da" POST-MODERN: "Sirana gec lan ayi!" UZLASIMCI: "Acelesi olmasa one gecmezdi; uzmeyin garibi" DEVRIMCI: "Alt yapi sorunlari cozulmeden halkimiz siraya gecmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek" KADERCI: "iki dakika fazla beklesek kiyamet mi kopar? Kismetse hepimizin isi gorulur" FELSEFECI (septik-kuskucu): "On ve arka kavramlari gorecelidir. O tarafin on taraf olduguna kim karar verdi? One gectigini zanneden, aslinda arkaya gecmis olabilir" KANT'CI: "Efendim algilanmayan seyler yok demektir. Bakmayin o tarafa, adam yok olur" KOTUMSER VAROLUSCU: "Herkes bir gun olecek. Onurlu bir sekilde bekleyin. Bir gun o adam da olecek" IYIMSER VAROLUSCU: "Sikmayin caninizi, su anin tadini cikarmaya calisin. Bakin ne guzel hayattasiniz ve birileri onunuze gecebiliyor" HUMANIST: "Insanlik bir butundur. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz icin. Dolayisiyla birimiz one gecince, aslinda hepimiz one gecmis oluyoruz."
20. yüzyilin basinda bi evde kucuk bir cocuk babasina sormus -"baba kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günahmidir?" Baba ilgisizce -"gunahtir evladim" demis -"peki baba zencilerin derileinden paspas yapmak günahmidir?" -"o da gunahtir ewladim" -"peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunahmidir?" -" offf o da günahtir ewladim" -" peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?" baba en sonunda dayanamaz -"Degildir ulan .öff bee adolf nerden aklina gelir boyle sorular sormak..."
Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta dururlarmis, bir gun bir melek cennetten gelene kadar... "Sizler iyi ve ornek heykel oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye verecegim. Yarim saat icin sizi canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demis. Ve melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz utanarak yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir sure sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis. Onbes dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yuzunde genis bir tebessum varmis. "Onbes dakikaniz daha var!" demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak... Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donmus: "Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben siccam kafasina !..."
Bir Makine Muhendisi, Bir Elektrik Muhendisi ve bir Bilgisayar Muhendisi bir gun eski bir araba ile yola cikmislar. Issiz bir otobandan gecerken, araba aniden durmus, baktilar calismiyor, Makine Muhendisi "Ben simdi hallederim!" diyerek atilmis, once arabanin altina yatmis, kaputu acmis, bir kac girisi sikistirip, bir kac yere cekicle filan vurmus ama tik yok! Basi egik arabaya geri donmus. Bunun uzerine Elektrik Muhendisi atilmis hemen, o da elektrik girislerini, sigortalari kontrol etmis, kablolarla oynamis ama hareket yok! Bunun uzerine ikisi birden donup, Bilgisayar Muhendisine bakmislar. Siranin kendisine geldigini anlayan Bilgisayarci, "Eeee sey, arabadan bir cikip tekrar girsek?"
Temel derede yıkanırken, köyün çocukları hınzırlık yapıp dere kenarında bıraktığı elbiselerini alıp kaçmışlar. Dereden çıkan Temel elbiselerini bulamayınca utancından elleriyle önünü kapayarak eve doğru koşmaya başlamış. Uzaktan çırılçıplak, koşarak geldiğini gören babası seslenmiş: "Ula Temel, ula benim salak uşağım, yüzünü kapasana, oni kim tanıyacak!!!"
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar: "İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii...... "Şimdi komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın..."
Kutup ayısı ve oğlu bir buz kütlesinin üstünde
oturmuş manzarayı seyretmektedirler. Yavru kutup ayısı babasına dönerek sorar: Baba
biz kutup ayısıyız değilmi? Yani sen, ben, annem hepimiz kutup ayısıyız di mi?
-Evet kutup ayısıyız oğlum. Niye sordun? -Yok bişi, der yavru.. Aradan bi süre
geçer yavru kutup ayısı yine sorar babasına: -Baba yani şimdi senin baban onun
babası hep kutup ayısı mıydı? Baba şaşırır -Evet oğlum. Niye sordun? -Yok
bişi.. Yine geçer süre ve yine aynı soru... Baba bizim bütün atalarımız kutup
ayısıydı di mi?.. Baba sinirlenir, eeeevet oğlum kutup ayısıydı. Niye
sordun?..Yavru kutup ayısı başını eğerek cevap verir: Ya baba ya, ben üşüyom ya.
BEN OZGURUM...BEN OZGURUM... * Murat Demirel Bir banka vardi ya, kayitlarda Ben soydum.
Bir cek vardi ya karsiliksiz, hesaplarda Ben cektim. Kasa dolu degilmis, oyle degilmis Ben
gordum. Hirsiz deme degilim, arsiz deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir
sonraki soygunda nerde karsilasacaklar?... a) Ziraat Bankasi, b) Halkbank, c) Vakifbank. *
Fatih Terim Bir ulke vardi ya uzaklarda Ben gittim. Bir kupa vardi ya vefasiz muzelerde
Ben aldim. Italya Cizme gibi degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Fatih deme degilim,
Imparator deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki gorevine ne olarak
devam edecek? a) Haber spikeri, b) Yorumcu, c) Kameraman. * Nuri Ergin Bir kodes vardi ya
uzaklarda, Ben girdim. Birkac mahkum vardi ya savunmasiz, koguslarda Ben kestim Alem
delikanli degilmis, oyle degilmis Ben gordum. Cete deme degilim, mafya deme degilim. Ben
ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki vahseti nerde yapacaklar?... a) Bilecik, b)
Eskisehir, c) Adana. * Banu Alkan Bir reklam vardi ya tv'lerde Ben oynadim. Bir sarki
vardi ya notasiz, listelerde Ben soyledim. Baskasi star degiilmis, oyle degilmis Ben
gordum. Aptal deme degilim, zeki deme degilim Ben afroditim, sadece afroditim... Ha ha
haaa... -Bir sonraki olayi ne olacak? a) 20 yas iddiasi, b) Siyah sac, c) Beyin ameliyati.
* Vatandas Bir sabit ucret vardi ya 2 milyon, faturalarda Ben verdim. Bir baz istasyonu
vardi ya sagliksiz, her yerde Ben oldum. Hazir kart sinirsiz degilmis, oyle degilmis Ben
gordum. Keriz deme degilim, sazan deme degilim Ben ozgurum, sadece ozgurum... -Bir sonraki
kazigi nerde yiyecek? a) Melodi vergisi, b) Batarya vergisi, c) Radyasyon vergisi.
Kisinin kurdugu iletisimlerde, onun kisiliginin ve iletisim bilgisinin etkisi kadar, hangi
rolu oynadiginin, hangi degerleri benimsediginin de onemi vardir. Diyelim ki Ahmet Bey
kuyrukta bekliyor ve kuyrugun on tarafina birisi kaynak yapiyor. Ahmet Bey bu
munasebetsizi nasil uyarir? Suphesiz ki Ahmet Bey ait oldugu ekol ve dunya gorusune uygun
bir dil kullanacaktir. Simdi bu tipleri bir gorelim. KLASIK TEPKI: "Siraya gec
kardesim" NEOKLASIK TEPKI: "Seker kardesim siraya geciver" REALIST TEPKI:
"Sira var" SURREALIST TEPKI: "Sallandiracaksin bunlardan ikisini
Kizilay'da, bak bir daha yapabiliyorlar mi?" ROMANTIK TEPKI: "Beyefendi galiba
sirayi gormediniz" NATURALIST TEPKI: "Sirana gec" MODERN TEPKI:
"Efendim insanimiz egitimsiz. Halbuki Avrupa'da" POST-MODERN: "Sirana gec
lan ayi!" UZLASIMCI: "Acelesi olmasa one gecmezdi; uzmeyin garibi"
DEVRIMCI: "Alt yapi sorunlari cozulmeden halkimiz siraya gecmez. Devrim olunca herkes
hizaya gelecek" KADERCI: "iki dakika fazla beklesek kiyamet mi kopar? Kismetse
hepimizin isi gorulur" FELSEFECI (septik-kuskucu): "On ve arka kavramlari
gorecelidir. O tarafin on taraf olduguna kim karar verdi? One gectigini zanneden, aslinda
arkaya gecmis olabilir" KANT'CI: "Efendim algilanmayan seyler yok demektir.
Bakmayin o tarafa, adam yok olur" KOTUMSER VAROLUSCU: "Herkes bir gun olecek.
Onurlu bir sekilde bekleyin. Bir gun o adam da olecek" IYIMSER VAROLUSCU:
"Sikmayin caninizi, su anin tadini cikarmaya calisin. Bakin ne guzel hayattasiniz ve
birileri onunuze gecebiliyor" HUMANIST: "Insanlik bir butundur. Birimiz hepimiz,
hepimiz birimiz icin. Dolayisiyla birimiz one gecince, aslinda hepimiz one gecmis
oluyoruz."
20. yüzyilin basinda bi evde kucuk bir cocuk babasina sormus -"baba kedilerin
kuyruklarini kesip kemer yapmak günahmidir?" Baba ilgisizce -"gunahtir
evladim" demis -"peki baba zencilerin derileinden paspas yapmak
günahmidir?" -"o da gunahtir ewladim" -"peki baba japonlarin
beyinlerinden corba yapmak gunahmidir?" -" offf o da günahtir ewladim"
-" peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?" baba en sonunda
dayanamaz -"Degildir ulan .öff bee adolf nerden aklina gelir boyle sorular
sormak..."
Yillarca, iki kahraman heykeli, biri erkek, biri disi, birbirlerine bakar durumda parkta
dururlarmis, bir gun bir melek cennetten gelene kadar... "Sizler iyi ve ornek heykel
oldunuz, bu yuzden ben de size ozel bir hediye verecegim. Yarim saat icin sizi
canlandiracagim, siz de bu sure icinde ne isterseniz yapabileceksiniz!" demis. Ve
melek ellerini cirpar cirpmaz heykeller canlanmis, birbirlerine biraz utanarak
yaklasmislar, ama sonra hizla parktaki caliliklarin arkasina kosmuslar. Kisa bir sure
sonra caliliklarin arkasindan kikirdesmeler, kahkahalar duyulmus, calilar sallanmis. Onbes
dakika sonra, caliliklardan cikmislar, ikisinin de yuzunde genis bir tebessum varmis.
"Onbes dakikaniz daha var!" demis melek, gozlerini anlamli anlamli kirparak...
Disi heykelin yuzundeki tebessum biraz daha yayilmis ve erkek heykele donmus:
"Harika! Ama bu sefer guvercini sen tut, ben siccam kafasina !..."
Bir Makine Muhendisi, Bir Elektrik Muhendisi ve bir Bilgisayar Muhendisi bir gun eski bir
araba ile yola cikmislar. Issiz bir otobandan gecerken, araba aniden durmus, baktilar
calismiyor, Makine Muhendisi "Ben simdi hallederim!" diyerek atilmis, once
arabanin altina yatmis, kaputu acmis, bir kac girisi sikistirip, bir kac yere cekicle
filan vurmus ama tik yok! Basi egik arabaya geri donmus. Bunun uzerine Elektrik Muhendisi
atilmis hemen, o da elektrik girislerini, sigortalari kontrol etmis, kablolarla oynamis
ama hareket yok! Bunun uzerine ikisi birden donup, Bilgisayar Muhendisine bakmislar.
Siranin kendisine geldigini anlayan Bilgisayarci, "Eeee sey, arabadan bir cikip
tekrar girsek?"
Temel derede yıkanırken, köyün çocukları hınzırlık yapıp dere kenarında
bıraktığı elbiselerini alıp kaçmışlar. Dereden çıkan Temel elbiselerini
bulamayınca utancından elleriyle önünü kapayarak eve doğru koşmaya başlamış.
Uzaktan çırılçıplak, koşarak geldiğini gören babası seslenmiş: "Ula Temel,
ula benim salak uşağım, yüzünü kapasana, oni kim tanıyacak!!!"
Cafer komadadır... Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle
karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar: "İlk işten kovulduğum zaman
yanımda idin... İflas ettiğim gün oradaydın... Vurulduğum zaman ilk gözümü
açtığimda seni gördüm... Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep
başucumdaydın... Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabii...... "Şimdi
komadayım yine başucumdasın... Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne
uğursuz karısın..."
AFRIKA
-Ev odevi hazirlayan cocuk babasina
sordu.? -"Afrika ne taraftadir baba".?
-Babasi bilmiyorum demeyi kendisine yediremedigi icin biraz dusundu.Fazla uzakta olmamali
dedi.
-Cunki bizim sirkette bir zenci var.
-Hergun ise bisikletle gidip geliyor.
UYANIK KIZ
Saf kizin bir tanesini erkek arkadaslari
erik agacina cikmasi icin israr ediyorlarmis,Agaca cikarsan sana para verecegiz hediye
alacagiz diye kandirmaya calisiyorlarmis. Kizcaaz da suphelenmis gelmis annesine sormus.
Anne bu arkadaslarim benim erik agacina cikmami neden bu kadar israrla istiyorlar,Annesi
kizim onlar seni erik agacina cikarip asagidan kilotuna bakacaklar diyor ve pesine
nasihati veriyor sakin cikma.Kizda peki diyor. Ertesi gunu kizin annesi bakiyorki kizinin
elinde bir suru hediye ve para ile geliyor.Annesi cikisiyor seni erik agacina cikardilar
degilmi....!
Kizi anne ciktim ama kulotumu cikaripta ciktim onlarda benim kulotumu goremediler.Ben
kulotumu gosterecek kadar safmiyim...?
HOKKABAZ
-Eve geldiginde burnu
kaniyordu.Meraklanan annesine;
-Okula hokkabaz geldi.Burnumdan uc tane demir ellibinlik cikardi...dedi.
-Ama hokkabaz goz aldatir...Burun kanatmazki...
-"Zaten burnumu hokkabaz kanatmadiki.
-Baska para kalip kalmadigini kontrol eden arkadaslarim kanatti.
KARNE
-Bir gun Hasan kosarak odaya girdi.Ve
elindeki karneyi babasina uzatti.
-Babasi karneye soyle bir goz atti..
-Iyi bir is yapmissin gibi,bu karneyi bana gosterebiliyorsun.
-Su karnenin haline bak.Beden dersinden baska iyi not varmi sunda.
-Ama babacigin kizma.Bu benim degil senin kitaplarinin arasinda buldum.
-Eski bir karnenmis.
KORKUNUN NEDENI
Kompartmanda tek basina yolculuk
ediyordu. Birden kapi acildi ve cifte tabancali biri;
Cabuk paralari!! sokul diye bagirinca, adam korkudan titreyerek cevap verdi:
-Kusuruma bakmayin ama meteligim yok.
-Oyleyse niye titriyorsun?
-Yolcu guldu;
-Ben sizi konduktor sanmistim da!...
TABUTUN NERESINDE
Sormuslar Hocaya:
Cenaze tasinirken tabutun ne tarafinda bulunulmali,
onundemi,arkasindami,sagindami,solundami? diye.
Hoca soyle bir kasilmis cevap vermis tabutun icinde bulunmayinda neresinde bulunursaniz
bulunun!
PARA HOCA ve CIMRI
Cimri vede bos bogazin biri Hocaya:
Ya nasrettin hoca demis demek parayi cok seviyorsun..Acaba neden ?
-Hoca cevabini yapistirmis. Senin gibilere muhtac olmamak icin.
ANLAM
Hocaya sormuslar Evliligin anlami nedir diye. Su cevabi vermis hoca gunduzleri cifte hirlama geceleri cifte horlama
OLMEK
Hocayi ramazan da iftara davet etmis biri. Yemekte borek sinisinin basina ususup ev sahibi, atistirmaya atisitirdikcada siniyi kendi yonune dondurmeye baslamis.Hoca bir bakmis iki bakmis her lokma yutusunda oh oldum diyen ev sahibine, birader demis birak birazda biz olelim.
UZAYLILAR
Diyarbakirli birisi kamyonuyla Adana`da gidiyormus. Radyo'dan bir anons duyulmus : -Adana`da seyreden yolcularimiz, sehrimizi kisa bacakli, uzun kollu, kirmizi suratli ve cüce uzaylilar basmistir ama onlardan korkmayiniz ve dost olmaya çalisiniz. Adam yoluna devam etmis ve bir iki saat sonra adamin tuvaleti gelmis . Bir çali kenarina inmis. Tam isini yapacakken çali sallanmis. Bizim soför önce ürkmüs ama radyo anonsunu hatirlamis veee : -Diyarbakirliyam, kamyon soförüyem, sizinle tanismak istiyem. Ses gelmemis. Adam tekrar : -Diyarbakirliyam, kamyon soförüyem, sizinle tanismak istiyem. Yine ses gelmeyince adam bagirarak : -Diyarbakirliyam, kamyon soförüyem, sizinle tanismak istiyem. Çalinin arkasindan ürkek bir ses : -Urfaliyam, tir soförüyem, siçiyam.
TIRYAKI YOKSA
Bir köylü telasla bir baska köylüye
kostu :
-Bana bak, senin inekler sigara içer mi?
-Çildirdin mi sen? inek sigara içer mi hiç?
-Öyleyse ahirin yaniyor, kardesim.
SAKIN YEME
Diyarbakir tren garindan Istanbul'a
gelmek için yola çikmisti Haso ile Reso.Trende birlikte yolculuk yaptiklari bir yolcuyu
muz yerken gördüklerinde, muzun ne menem bir sey oldugunu merak ettiler.Trenin durdugu
ilk istasyonda birer muz satin aldilar. Tedbir olsun diye
-Reso :
-Haso, sen yemeyesen ben yiyacagim bana bir sey olursa sen yardimci olacaksin, der.Reso
muzu isirir isirmaz tren tünele girer.
-Reso bagirir :
-Ula Haso sakin yemeyesen, ben yemisem, kör olmusam!
ISLAK TEMEL
Temel her baliga gittiginde islak
donuyormus babasinin dikkatini
cekmis ve sormus ula Temel sen paluktan hep islak doneyursun
nedendur daa.Temel cevap vermis pabacugum ben paluga cikinca sigara
iceyurum, baba e oglum bunun islaklikla ne ilcusu var demis
Temel pabacugum sigara bitunce denize atayirum sonsun diyede ustune
basayurum onun icin islanayurum.
BU DAHA KULLANILIRMIS
Temel apartmanin onunden gecerken
balkonda bir kari koca nin kavga
ettiklerini gorur,giderken adam balkondan karisini asagi atar,atar
atmasina ama kadin temelin onundeki cob bidonuna kafa ustu cakilir
Temel hemen kadinin yanina gider cop tenekesinde kadinin cansiz
yatmakta oldugunu gorur,ve kendi kendine mirildanir ula bu daha
kullanilirmis, ne diye salak adam cope atti bu kariyi anlamadum demis.
HUKUMSUZDUR
Temelin esi evden kacar,Temel cok kizar
ve gider kendine yeni bir es bulur.
Daha sonra gazeteye ilan verir,yeni es aldigimdan eskisi hukumsuzdur.
HASERE ILACI
-Temel bir gun bol miktarda hasere ilaci
icer...Koma halinde hastaneye kaldirilir.
-Komadan cikinca doktor:
-Zorun neydi o kadar ilaci ictin...?
-Temel heycanla inleyerek;Ben soforum yolda bir tabela gordum.
-Icunuzdeki trafik canavarini oldurun yazayi....
-Bende oyle ettum..
ESEK DEGIL
-Temel yolda araba bekliyordu...Karsidan
da bir adam yaninda keci
ile birlikte geliyordu.
Adam Temelin yanindan gecerken selam vermedi...Biraz gittikten sonra
Temel kizarak arkalarindan yetisti ve;
-Hemserim habu esekle nereye gideyusun.?Adam gulerek ve Temel ile alay
ederek;
-Ula gormeyumusun ? Habu esek degildur.Kecidur deyince
-Temel bende senlen konusmadum keciye sordum.
AVUKAT TEMEL
-Temel bir davada avukatlik yaparken
yuksek sesle konusuyordu...
Derken disardan bir esek anirmaya basladi.
-Hakim : -Biriniz konussun...Deyince Temel susar...Ve esegin anirmasi kesilince
-Hakim Temele buyur anlat ,der.
-Temel:
-Ne anlatayim ikumuzu da dinledun ver kararini.
SAMPUAN
-Temel dus almaya girer sampuani kafasina
bosaltip ovalamaya baslar.
-Sirtini keselemeye gelen annesi.
-Oglum kafani islatmiyacakmisin der.
-Temel anne bu sampuan kuru saclar icin!!!.
ISINE SON
-Temel askerde biraz tembel..Sabah
istimasindan kaytarip bir agacin altina yatar.
-Ancak biraz sonra yakalanir.Komutan yanina cagirir.
-Meslegin nedir? -Insaat kalfalugu yapayurum komutanim.
-Ha demek oyle,Peki sen insaatta yaninda calisan bir isciyi boyle yatarken yakalarsan ne
ederdin.
-Temel firsati kacirmaz:
-Hemen ,hic dusunmeden isine son verirdim evine gonderurdum komitanum.
MAKINIST
Temel treni surerken raylar Uzerinde bir
cocuk gormus,yantaraf dada
piknik yapan 200 kisi, Temel insanlari yada cocugu ezecekmis ve cocugu
tercih etmis ertesi gun haberlerde 201 kisi tren kazasinda oldu haberi
duyulmus polisler makinist temeli sorguya cekmisler temel olayi ve
kararini anlatmis ve eklemis cocugu ezeceydum oda kalabaliga dogru
kacinca hepsini ezdim.
HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret
alınır"yazılı doktora girdi.Gülerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni?dedi.
Doktor da güldü :
Tabii, hatırlamaz olur muyum?
Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz?
Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...
AMELİYAT YERİ
İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı sözleri arasında
bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :
-Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim.
Delikanlının gözleri parlar.
-Göster canım göster.
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....
ÜÇ KEZ
Ava çıkmış adam, başına gelenleri anlatıyormuş :
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit
yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden
hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar
yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana
kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde...
Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı
kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım,
yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı
yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp
yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek
kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere
düştü sanıyorsun?
BAKAN KARISI?
Bakanlardan birinin ölmesiyle başka bir milletvekili onun süresini doldurmak üzere
seçilmişti. Adam hemen karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :
-Bir bakan karısı olmak ister miydin? diye sordu.
Karısı biraz düşündü sonra:
-Hangisinin?
BEBEK
Adamın biri misafirliğe gitmiş. Akşam olunca haliyle sormuşlar :
-Pardon arkadaş, demişler karı-koca. "Bizim odada mı yatarsın, bebeğin
odasında mı, yoksa boş bir odada mı?
Adam düşünmüş :
-Karı-koca nın yanında yatılmaz, bebekte uyanır ağlarsa uykusu kaçacak, ben boş
odada yatarım, demiş.
Sabah olunca adam elini yüzünü yıkamış, bir de bakmış çok güzel bir kız adama
havlu tutuyor.
Adam:
-Kızım senin ismin ne? diye sormuş.
Kız :
-Bebek amcacığım ya sizin isminiz?...
Adam :
-Eşek kızım eşşşeeek...
RESİM
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası kızın elindeki bomboş
kagığıdı görünce sordu :
-Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.
HOO!!!
Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş.Köylüler cenazeyi
kızakla mezarlığa götürüyorlarmış.Ama daha mezarlığa varmadan, kızak da,
öküzler de çamura saplanmış.Köylüler uzaktan öküzlere bağırmışlar
çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış.
O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş :
-Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün,
mübarek?
KIZAMIK
Bey, telefonu açıp seslendi :
-Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık.
-Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini
kimseyle temas ettirmeyin ve..
-Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere...
-Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı.
-Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm...
-O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
-Ya..sonra ben karımı öptüm...
-Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...
SERT KOVBOY
Bir kovboy çiftliğine dönmektedir.Bindiği atı yeni satın almıştır.Atın üstünde
bir gün evvel evlendiği genç bir kadını da getirmektedir.Sel yatağı boyunca
ilerlediklerinden, kötü bir rastlantı sonucu at kayar.
-Bir,der kovboy kısaca.
Ve on dakika sonra at yine bir yoldan sapma yapar.
-İki, der kovboy.
Biraz daha ileride, at bir engel karşısında, az kalsın dengesini kaybeder gibi olur,
bu kez kovboy ne bir, ne iki der.Kadını attan indirir ve :
-Üç, der!
Ve bir tabancayla atı öldürür.
Genç evli kadın, dehşete düşmüştür.İtiraz etmekten kendini alıkoyamaz.
-Herşeye karşın, biraz sert, yapmamalıydın!
Ve kovboy sayar :
-Bir!
ELTİMGİLE GİDİYOM
Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir
polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik
eğitimi vermeye çalışıyormuş.
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken
karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :
-Hanım, hanım! Nereye?
Kadın dönüp :
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.
KAZANAN KİM
Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken...Bir ara ağanın aklına bir muziplik geldi
:
-Bak, dedi, şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen...Bu arabamı da,
atları da, koşumları da sana veririm.Senin olsun.
Irgat gıcır gıcır arabayı, atları, koşumları görünce, düşünmedi
bile...Tezeğin hepsini yiyip bitirdi.
Kasabaya gittiler, alışveriş yaptılar, dönerken...Ağa birden düşünceye
daldı."Muziplik derken, araba da, at da, koşumlar da gitti"diye :
-Bana bak, dedi, arabayı, atları, koşumları geri istiyorum.Kaça verirsin?
-Para filan istemem.Aldığım fiyata veririm,ağa...
-Yani?
-Yanisi şu ; Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü?Sen de onları ye!Al
arabayı, atları koşumları!...
Baktı başka çare yok, ağa da eğildi, zorlana zorlana yedi tezekleri...
Tam köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başladı kendi kendine...
-Ne gülüyorsun, diye sordu ağa, bir şey mi var?
-Nasıl gülmem, ağam?Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum da
senindi.Şimdi yine senin...Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik?
DAHA ÇOK İSTİYOR...
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü
şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek
vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
PATATES
FBI gizli ajan eksikliğini giderebilmek için ajan seçmeleri yapmaya karar vermiş. Ve
hergün üçer kişi çağırıp aralarından birini ajan olarak himayelerine
alıyorlarmış. Seçimlerin 3. günü Temel' de katılmış. Yanındada bir ingiliz ve
bir amerikan varmış. Bunlardan ilk olarak kamuflaj olmalarını istemişler. İçinde
sadece bir çuvalın bulundu boş bir odaya sokmuşlar ve burada gizlenmelerini
söylemişler. İlk önce ingiliz girmiş. 5 dk. sonra odaya giren bir yetkili gitmiş
içinde ingilizin saklandığı çuvala tekme atmaya başlamış.
Hemen çuvalın içinden bir ses gelmiş: " Miyaw, miyaw." İngilize ilk testi
başarıyla geçtiğini söyleyip amerikan' ı odaya koymuşlar. Amerikan' da aynı
çuvala saklanmış. Biraz sonra yine odaya giren yetkili gitmiş ve çuvala bir tekme
atmış. Çuvalın içinden: "Hav, hav." diye bir ses gelmiş. Amerikan' ıda
tebrik edip Temel' i odaya koymuşlar. 5 dk. sonra odaya giren aynı görevli gitmiş
çuvala bir tekme atmış. Ama hiçbir ses gelmemiş. Bir daha atmış yine tık yok. Bir
daha bir daha derken en sonunda çuvaldan cılız bir ses yükselmiş: "
Patateeeeesss
ŞEMSİYE
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece
subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile
hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine
yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?