ırza geçme, seks, cinsellik

Vahit Bıçak Web Sitesi

Atıf Yapmak için

Bıçak, V., "Kadının Cinsel İradesinin Eşine Karşı Korunması: Irza Geçme Suçu",

20. Yüzyılın Sonunda Kadınlar ve Gelecek Konferansı,

ed. O. Çitci, 135-148, TODAI, Ankara, 1998.

..................................

KADININ CİNSEL İRADESİNİN EŞİNE KARŞI

KORUNMASI: IRZA GEÇME SUÇU

Vahit BlÇAK

 

GİRİŞ

Son yıllara kadar ırza geçme suçu birbirine yabancı kişiler arasında işlenen bir suç olarak algılanmıştır. Birbirini bir şekilde tanıyan kişiler arasında da bu suçun işlenebileceği olgusu belli oranda ihmal edilmiştir.

Irza geçme eylemini icra eden kişinin genellikle yabancı biri olduğu varsayımı gerçeği tam yansıtmamaktadır. Birçok ırza geçme olayı, birbirini tanıyan kişiler arasında olmaktadır. Bir kişinin çıktığı arkadaşı, aile dostu, sınıf arkadaşı, iş arkadaşı da aynı zamanda kendisinin ırzına gecen kişi olabilir. Russell tarafından ortaya konulan verilere göre, ırza geçme suçunun işlendiği anda suçun faili ile mağduru arasındaki ilişki oranları şöyledir:

Yabancı

% 12

Yeni Tanışan

% 17

Aile Dostu

% 2

Arkadaş

% 8

Çıkılan

% 8

Erkek arkadaş

% 5

Eski ve mevcut kocalar

% 23

Aşık, eski aşık

% 15

Otorite kullanan

% 7

Diğer

% 3

Birlikte yaşayan (evlilik sözleşmesi ile veya evlilik sözleşmesi olmaksızın) kişiler arasında ırza geçme olgusu son yıllarda, özellikle Batıda gündeme gelen ciddi bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. ABD'de eşler arası ırza geçme fiilinin boyutunu tespit amacıyla yapılan bilimsel çalışmalar evli kadınların yüzde 14 ile 25 arasındaki bir oranının rıza dışı cinsel ilişkiye eşleri tarafından maruz bırakıldığı tahminlerini ortaya çıkarmaktadır. Eş tarafından işlenilen ırza geçme eyleminde ırza geçme fiilinin hangi sıklıkta gerçekleştiği de önemlidir. Mağdur kadınlarla yapılan söyleşide, kadınların yüzde 17’sinin bir kez, yüzde 8'inin iki kez, yüzde 15'inin 3 ile 10 kez, yüzde 5'inin 11 ile 20 kez, yüzde 55’inin 20 defadan fazla eşleri tarafından ırzlarına geçildiği ortaya çıkmıştır.

Birlikte yaşayan kişilerin birlikte yaşadıkları eşleriyle rızaları olmaksızın cebir, şiddet ve hile kullanarak cinsel ilişkide bulunmaları durumunda ırza geçme suçunun oluşup oluşmayacağının irdelenmesi bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Eşler arası rıza dışı cinsel ilişki olgusunun Amerika ve Avrupa'daki gelişme trendi ile birlikte Türk hukukunun yaklaşımı da inceleme konusu yapılacaktır.

 

Olgu Analizi

Toplumda bu sorun genellikle fazla büyütülmemesi gereken, kocanın seks istemesi, karısının kocanın talebini yerine getirmemesi üzerine kocanın karısını yatağa atarak cinsel ilişkide bulunması durumu olarak algılanmaktadır. ABD halkın bu eyleme bakış açısını ölçmeye yönelik olarak Gorden ve Riger tarafından yapılan alan araştırmalarında, kadın (% 63) ve erkeklerin (% 64) büyük çoğunluğunun “eşler arası rıza dışı cinsel ilişkiyi” ırza geçme olarak görmedikleri ortaya çıkmıştır. Bir diğer çalışmada 140 suçun ağırlık derecesine göre sıralanması istenilmiş, kocanın karısının ırzına geçmesi fiili 25 dolar çalmaktan daha gerilerde, 62. sırada yer almıştır.

Çeşitleri

Eşler arası rıza dışı cinsel ilişki olgusunun fazla büyütülmemesi gereken bir sorun olarak algılanması gerçekliği tam olarak yansıtmamaktadır. Eşler arası rıza dışı cinsel ilişki her zaman basit bir gönülsüzlük sorunu olarak karşımıza çıkmayabilir. Birlikte yaşayan eşler arası olabilecek birbirinden farklı üç tip ırza geçme sözkonusu olabilir.

İlk olarak, cinsel ilişkiyi gerçekleştirecek oranda zor kullanılması ile gerçekleşen ırza geçme söz konusu olabilir. Kadın bu durumda cinsel ilişkiye serbest iradesi ile rıza göstermemekte, ancak zora veya zor tehdidine boyun eğmektedir. Bu durumdaki kadınlar aşırı fiziksel baskıya maruz kalmamakla birlikte eşleri tarafından ırzlarına geçilmesinden manevi olarak acı duymaktadırlar.

İkinci olarak, cinsel ilişkide bulunma amacını gerçekleştirmekten öte fiziksel güç kullanarak kadının rızası olmaksızın cinsel ilişkide bulunmasının sağlanması ile ırza geçme gerçekleşebilir. Bu tür ırza geçmede, mor gözler, kırık kemikler, kafatasında yarıklar, bıçak yaraları gibi izler görülebilir. Amerikalı yazar Bergen'in söyleşi yaptığı Karen isimli bir kadın bu duruma örnek olabilecek tecrübesini şöyle anlatıyor: “Mutfakta yemek pişirirken eşim geldi, bana kötü sözler söylemeye başladı. Bu arada ocaktaki yumurtaların yanmasını neden göstererek beni yarım saat dövdü. Dayağın sonunda ‘tamam orospu, şimdi yatak odasına git’ dedi. Söyleyiş şeklinden cinsel ilişkide bulunmak istediği anlaşılıyordu. Çok üzgün olduğumu, beni döven birisi ile beraber olamayacağımı söyledim. Tekrar üzerime saldırdı, vurmaya başladı, pijamalarımı yırttı ve cinsel ilişkiyi gerçekleştirdi. Çok iğrençti".

Üçüncü olarak, fiziksel cebrin sapıklıklarla birleşmesi ile sadisttik ırza geçme söz konusu olabilir. Bu tür ırza geçmede genellikle porno video kasetleri kullanılmakta, filmde geçen sahneleri canlandırmaya eş zorlanmaktadır. Bu tür ırza geçme fiilinin mağduru olan kadınlar ağır bedensel ve ruhsal travma geçirmektedir.

 

Sebepleri

 

Eşler arası rıza dışı ırza geçmenin sebepleri kocanın hak bilinci, cezalandırma ve otorite kurma olmak üzere üç başlık altında toplanabilir.

 

Kocanın Hak Bilinci: Erkekler, eşleriyle istedikleri zaman cinsel ilişkide bulunma hakkına sahip oldukları düşüncesindedirler. Bu hakka kadın saygı göstermediğinde “ihkakı hak” yoluna başvurulmaktadır. Gerçekten, birçok erkekte eşlerinin vücudunun sahibi olduğu duygusu mevcut olduğundan evlilik içi rızasız cinsel ilişkiyi ırza geçme olarak değerlendirmemektedirler. Eşlerinin ırzına geçtikleri ithamıyla yüzyüze gelen erkekler, sahiplik duygusu ile bunu şiddetle reddetmektedirler. “Nasıl olur da kendi eşimin ırzına geçebilirim!” en sık karşılaşılan tepkilerden birisidir. Hatta, mahkemede hakime hitaben “0 benim eşim. Onunla ne yapıp ne yapmayacağıma siz karar veremezsiniz” diye çıkışan eşlere rastlamak mümkündür. Sahiplik duygusu eşlerin ayrı yaşadığı, boşandığı dönemlerde de görülebilmektedir. Ortak yaşam bitmiş olmasına rağmen sahiplik duygusunun devam ediyor olması, bu dönemde kadını daha riskli duruma sokmaktadır.

 

Cezalandırma: Kadının koca tarafından kendisinin, çocukların veya diğer kişilerin yaptığı bazı hataların sorumlusu olarak algılanması durumunda, hataların bedelini ödetmek, cezalandırmak için eşi tarafından ırzına geçilmesi sözkonusu olabilir.

Otorite Kurma: Güç göstermek ve otorite kurmak için de koca eşinin ırzına geçebilir. Otoritesinin zaafa uğradığını hisseden koca, otoritesini tekrar tesis etmek için ırza geçme yoluna başvurabilir.

 

Suç Oluşturur mu?

Tarihsel Gelişim Süreci

Batıda otuz yıl öncesine kadar eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin ırza geçme suçunu oluşturup oluşturmadığı kitaplara, hatta bilimsel makalelere konu olan bir bahis değildi. Son yıllarda ABD ve diğer bazı ülkeler, eşler arası rıza dışı cinsel ilişkiyi ırza geçme suçu saymaya başladılar. Bu gelişmeler öncesi, ırza geçme suçunun işlenmesine evlilik veya birlikte yaşama olgusu imkan tanımıyordu; evlilik kocaya bir tür muafiyet sağlıyordu, cezalandırılmasını önlüyordu. Kocaya böyle bir bağışıklık tanınmasının gerisindeki mantık ise, erkeğin önce baba sonra da koca olarak kadına sahip olduğu varsayımı idi. Bu bakış açısının ifadesini İsa'dan önce 8. yüzyılda da Roma’da geçerli olan yasa metinlerinde bulmak mümkündür.

Kadının kocasının malı olarak muamele görmesi durumu, ırza geçme suçunun geçirdiği yasal evreler incelendiğinde daha belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Irza geçme suçu, kadını korumak veya kadının kendi vücudu üzerinde kontrol hakkını sağlamak için değil, erkeğin kızı veya karısı olan kadını diğer erkeklerden korumasına yönelik bir mülkiyet hakkı olarak ortaya çıkmıştır. Irza geçen erkeğin cezalandırılması ile diğer erkeğin mülkiyet hakkına tecavüzün önlenmesi amaçlanmıştı. Dolayısıyla, erkeğin kendi mal varlığına dahil olan karısının ırzına geçmekten dolayı cezalandırılabilmesi mümkün değildi. Bu mantık, 17. yüzyıl İngiltere'sinde Baş Hakim Sir Matthew Hale tarafından da teyit edilmiştir. 1736 yılında yayınlanan kitabında Sir Matthew Hale tarafından ifade edilen görüşler; "Koca, yasal karısının ırzına geçme suçunu işleyemez, evliliğe yönelik rızası ve evlilik anlaşması ile kadın kocasının kendisi ile cinsel ilişkide bulunmasına rıza göstermektedir, bu rızanın evlilik süresince geri alınabilmesi mümkün değildir" şeklindedir. Ayrıca, geleneksel İngiliz hukukunda evlenme ile karı ve kocanın tek bir kişilik olduğu varsayılmakta idi. Evli karı ve koca kanunlar nazarında tek kişilikti; evlilik ile kadının yasal kişiliği ortadan kalkmakta, kocasının kişiliği ile birleşmekteydi. Kadın mülkiyet sahibi olamadığı gibi, çocukların velayetine de sahip olamamaktaydı. Karı koca tek kişilik sayıldıkları kocanın karısının ırzına geçtiğini ileri sürmek kocanın kendisinin ırzına geçtiğini iddia etmek anlamına gelmekte olduğundan ve bu durumun mantıksız olmasından dolayı kocanın karısının ırzına geçtiğini iddia etmek mümkün değildi. Ayrıca, kadının evliliğe yönelik olarak irade açıklaması evlilik süresince kocasından gelebilecek cinsel kazanımlara da peşinen rıza gösterdiği şeklinde algılanmaktaydı. Evliliğe rıza göstermek evlilik boyunca cinsel ilişkiye de rıza göstermek olarak değerlendirilmekteydi. Özetle, evlilik ile erkek karısı ile cinsel ilişkide bulunmaya hak kazanmakta, ırza geçme ithamlarına karşı bağışıklı konuma gelmekte idi.

 

Amerikan Hukukundaki Gelişmeler

Son zamanlara kadar kocanın karısı üzerinde cinsel hakkı olması anlayışı ABD mahkemelerince kabul gördü. 1970 yılları başlarına gelindiğinde bu anlayışa karşı çıkılmaya başlandı. ABD'de karısının ırzına geçme suçundan yargılanan ilk kişi 1978 yılında John Rideout oldu. 1996 yılı itibari ile ABD’de 50 eyalette kocanın karısına yönelik olarak ırza geçme suçu işleyebileceği kabul edilmiş bulunmaktadır. Ancak 33 eyalette kocan yargılanamayacağı bazı durumlar mevcuttur: Kadının uykuda olması, şuurunun yerinde olmaması, zihinsel veya fiziksel olarak yetersiz olma gibi kadının rıza veremeyecek durumda olması hallerinde kocanın cezalandırılması kabul edilmemiştir.

Eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin ırza geçme suçunu oluşturup oluşturmadığının irdelendiği ikinci olay Trist Crawford davasıdır. Bu dava 1992 yılında basında geniş olarak yer aldı. Trist kocası Dale'nin kendisini yatağa bağlayıp, bıçakla korkutarak ırzına geçtiğini iddia etti. Koca Dale tarafından olayın video kaydı yapıldığından dolayı oldukça güçlü bir iddia söz konusu idi. Ancak, jüri şikayetçi karı Trist'in bu tür seksten hoşlandığı gerekçesi ile koca Dale'in beraatine karar verdi. Jüri üyelerinin bu kanaate ulaşmasında şikayetçi karı Trist'in ilk kocasının eski eşiyle seks hayatları konusunda verdiği ifade etkili oldu.

 

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Divanının Tavrı

 

İngiltere'de o1an iki ayrı olayda, sanık kocaların (SW ve CR) milli mahkeme kararlarıyla tatmin o1mamaları ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmalarıyla “eşler arası rıza dışı cinsel ilişki”nin “ırza geçme” suçunu oluşturup o1uşturmadığı sorunu Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Divanı kararlarına konu o1muştur Her iki dava birleştirilerek karara bağlanmıştır. Bu davalardaki olayların gelişimi şu şekilde olmuştur.

 

İlk olayda, İngiliz vatandaşı sanık SW’nin 1987 yılında yaptığı evlilik, kendisinin işsiz kalması ile 1990 yılında sorunlu olmaya başlamıştır. 18 Eylül 1990 günlü karısı sanık SW’ye evliliklerinin bittiğini ve ayrılmayı düşündüğünü söylemiştir. Bu konuşma öncesi. De bir süredir sanık SW ve eşi ayrı yatmaktadırlar. SW’nin karısının ayrılmayı düşündüğüne ilişkin sözleri üzerine tartışma başlamış ve SW karısının kolunu bükerek evden dışarı atmıştır. SW'nin karısı komşusuna giderek polis çağırmış, polis her ikisi ile ayrı ayrı konuşmuştur. Aynı akşam geç saatte SW'nin karısı komşudan kendi evine dönmüş ve SW kendisi ile cinsel ilişkide bulunmuştur. Bunun üzerine SW’nin karısı çocuklarını da beraberinde götürmeye çalışarak evden ayrılmış, stresli ve ağlar halde tekrar komşuya gitmiştir. Polisi arayarak kocasının bıçak zoruyla kendisiyle cinsel ilişkide bulunduğunu bildirmiştir.

 

İkinci olayda, CR ile eşi 1984 yılında evlenmiş ve 1985 yılında bir erkek çocukları olmuştur. Bazı sorunlarından dolayı çift, 1987 yılında iki hafta ayrı yaşamış daha sonra tekrar birleşmişlerdir. 1989 yılında sorunların tekrar gündeme gelmesi ile CR’nin karısı evi terk ederek anne ve babası ile birlikte yaşamaya başlamıştır. CR’nin eşi bu arada bir avukatla görüşmüş ve boşanmak istediği yönündeki iradesini avukata bildirmiştir. İki gün sonra eşini arayan koca CR kendisinin de boşanmak istediğini bildirmiştir. Karısının ortak yaşamı sürdürdükleri evi terk ettiğinin 22. günü, kadının ailesinin evde olmadığı bir zamanda koca CR eşinin ailesinin evine gelerek zorla içeri girmiştir. Kadına saldırarak, boynunu iki eliyle sıkmış ve zorla cinsel ilişkide bulunmaya teşebbüs etmiştir.

 

Birinci olayda sanık koca, ırza geçme suçundan dolayı beş yıl, tehdit suçundan dolayı iki yıl ve müessir fiilden dolayı üç ay hürriyeti bağlayıcı ceza almıştır. İkinci olayda sanık kocaya ırza geçmeye teşebbüs ve müessir fiilden üç yıl hürriyeti bağlayıcı ceza verilmiştir.

Her iki olayda da sanıklar eşlerinin ırzına geçme suçuyla itham edilmişler ve ilk derece mahkemesi tarafından mahkum edilmişlerdir. Savunma, eşe karşı ırza geçme suçunun İngiliz hukukunda mevcut olmadığı, fiilin yapıldığı tarihte suç olmayan bir fiilden dolayı kişilerin mahkum edilmesinin Sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen kanunilik ilkesinin ihlali olduğu şeklinde olmuştur. İngiliz iç hukuk yolları tüketilmiş, ancak bir sonuç alınamaması üzerine sorun Avrupa İnsan Hakları Komisyonu önüne getirilmiştir. Komisyon başvuruları kabul edilebilir bulmuş, ancak Sözleşmenin 7. maddesinin ihlali olmadığı hükmünü 6'ya karşı 11 oyla vermiştir. Karar lehinde oy kullananlar arasında, Komisyonda Türkiye adına görev yapan Prof. Dr. Feyyaz Gölcüklü de bulunmaktadır Olayı inceleyen Avrupa İnsan Hakları Divanı ise, Sözleşmenin 7. maddesinin ihlalinin sözkonusu olmadığına oybirliği ile karar vermiştir.

 

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7. maddesi şöyledir:

“1. Hiç kimse, işlediği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suç oluşturmayan bir eylem ya da kusurundan ötürü herhangi bir biçimde suçlanamaz. Yine hiç kimseye suçun işlendiği zaman uygulanan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

2. Bu madde, işlendiği zaman uygar uluslarca benimsenmiş genel hukuk ilkelerine göre suç sayılan herhangi bir eylem ya da kusurdan ötürü bir kimsenin yargılanmasına ve cezalandırılmasına engel değildir”.

Komisyon kararında yer verilen görüşler şöyledir: Sözleşmenin 7. maddesi hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi olup Sözleşme sisteminde çok önemli bir yere sahiptir. Savaş, olağanüstü hal durumunda bile istisnası sözkonusu değildir. Bu madde bireylerin keyfi yargılanmalarını, mahkum edilmelerini ve cezalandırılmalarını önlemeye yönelik bir güvencedir. Anılan madde, sanığın aleyhine olarak ceza hukuku normlarının geçmişe yürümesini engellemeyi, suçların ve cezaların kanunlar tarafından öngörülebileceğini ve suçların kıyas yoluyla çoğaltılabilme yasağını öngörmektedir. Bu prensiplerden bir suçun kanunda açıkça tanımlanması gereği ortaya çıkmaktadır. Ancak hukuki bir norm herhangi bir hukuk sisteminde ne kadar açık kaleme alınırsa alınsın, yargısal yorum kaçınılmazdır. Şüpheli durumların açıklığa kavuşturulması, değişen şartlara uyumlaştırılmasına ihtiyaç her zaman olacaktır. Sözleşmenin 7. maddesi, ceza sorumluluğu koyan normların mahkeme kararı ile açıklığa kavuşturulmasına, suçun temel unsurları ile uyumlu olan ve öngörülebilir gelişmelere engel olacak şekilde algılanamaz.

 

Sözleşmenin 7. maddesi ile yasaklanan, önceden cezai müeyyideye bağlanmayan bir fiilden dolayı kişilerin cezalandırılması, veya mevcut suçların daha önceden açıkça suç oluşturmayan bir fiili kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Suçun mevcut bir unsurunun açıklığa kavuşturulması veya yeni bir duruma uygulanması veya toplumdaki gelişmelere uyumlaştırılması 7. maddenin ihlali sayılamaz. Suçu oluşturan ana unsurlar mahkeme kararı ile değiştirilemez. Mahkemeler hukuku geliştirme işlevlerini yerine getirebilirler; ancak yorum yoluyla hukukun gelişimi "öngörülebilirlik" kriteri ile sınırlıdır. Bireyler hareketlerinin neticelerini tahmin edebilmelidirler. Ancak neticenin tam olarak tahmin edilebilmesi gerekli değildir, esasen bu mümkün de değildir.

Avrupa İnsan Hakları Divanı da kararında eşi ile rızası hilafına cinsel ilişkide bulunan kişinin ceza yargılamasına karşı bağışıklı olmasının çağdaş evlilik anlayışına uymadığı gibi Sözleşmenin temel amaçlarından olan insan haysiyet ve şerefine saygı gösterilmesini sağlamaya da ters düşeceğini hükme bağlamıştır. Diğer bir ifade ile 7. maddenin amacı kişilerin keyfi olarak yargılanmaları, mahkum edilmeleri ve cezalandırılmalarının önüne geçmektir. Irza geçme suçunda kocanın karısına karşı muafiyete sahip olduğu şeklinde kabul edilemez düşünce tarzının terk edilmesi çağdaş evlilik anlayışı ile uyum içinde olma yanında Sözleşmenin temel amaçlarından olan insan özgürlüğü ve haysiyetine saygı ilkeleri ile de örtüşmektedir.

 

Komisyon İncelemesine Neden Olan İngiliz Milli Hukuku

Sir Matthew Hale'in 1736 yılında basılan History of the Pleas of the Crown isimli ese- rinde, "koca yasal karısına karşı ırza geçme suçunun faili olamaz; çünkü evlilik iradesinin açıklanması ve evlilik sözleşmesi ile kadın geri alınamayacak şekilde kocaya cinsel ilişkide bulunma hakkı vermiştir" şeklinde görüş açıklanmıştır. Ancak, gözden uzak tutulmamalıdır ki, Sir Hale bu görüşünü evliliğin sona erdirilmesine İngiliz hukuk sisteminin izin vermediği bir dönemde açıklamıştır. Sir Hale, yaşadığı dönemde geçerli olan hukuku, herhangi bir somut olayın özelliklerine atıf yapmaksızın açıklamakta idi. Hale'nin bu görüşleri İngiliz hukukunun saygın kaynaklarından Archbold on Criminal Pleadings, Evidence and Practice isimli kitabın ilk baskısında da; “koca karısına karşı ırza geçme suçunu işleyemez” şeklinde yer almıştır.

Geleneksel İngiliz hukukunda ırza geçme; “cebir, tehdit ve hile kullanılarak rızası olmaksızın bir kadınla hukuka aykırı şekilde cinsel ilişkide bulunulması” olarak tanımlanmıştır. 1956 tarihi Cinsel Suçlar Kanunu'nun l. maddesinde “erkeğin kadının ırzına geçmesi bir cürümdür” hükmüne yer verilmiştir. 1976 yılında Cinsel Suçlar Kanunu'nda yapılan değişiklikle ise ırza geçme suçu “cinsel ilişki esnasında rızası olmayan kadınla hukuka aykırı olarak erkeğin cinsel ilişkide bulunması" olarak tanımlanmıştır. Bu kanunda yer alan "hukuka aykırılık" unsurunun kocanın karısı ile rızası hilafına cinsel ilişkide bulunması durumunu ırza geçme suçunun kanuni tanımı dışında bıraktığı iddia edilmiştir. 3 Kasım 1994 tarihli Ceza Adaleti ve Kamu Düzeni Kanunu'nun 1. maddesi ise, "Bir erkeğin, bir kadının veya erkeğin ırzına geçmesi suçtur. Cinsel ilişki esnasında rızası olmayan bir kişi ile bir erkeğin cinsel ilişkide bulunması ile ırza geçme suçu oluşur" hükmüne yer vererek Cinsel Suçlar Kanunu'ndaki hükmün yerini almıştır.

 

Avrupa İnsan Haklan Komisyonu tarafından incelenen SW ve CR davaları öncesi eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin suç oluşturup oluşturmadığı sorunu ile doğrudan veya dolaylı olarak karşılaşan İngiliz mahkemeleri, evlilik ile verildiği varsayılan rıza gerekçesi ile kocanın bir tür muafiyetinin olduğundan daima bahsetmişlerdir. Sir Matthew Hale'nin yukarıda bahsedilen ifadelerine mahkemelerce son zamanlara kadar atıf yapılmıştır. 1990 yılında "Eşler Arası Irza Geçme" raporunu yayınlayan Hukuk Komisyonu ise hukukun mevcut durumunu, “istisnaları olmakla birlikte, koca karısının ırzına geçmekten dolayı cezalandırılamaz” şeklinde tespit etmiştir.

İngiliz hukukunda evlilik birliği kocaya eşiyle cinsel ilişkide bulunma hakkı vermiş olsa bile, kocanın karısını döverek cinsel ilişkide bulunmasına da izin verdiği iddia edilemez. Nitekim, evlilik birliği ile karının kocasına cinsel ilişkide bulunma konusunda verdiği varsayılan rızanın ortadan kalkacağı bazı durumlar Hukuk Komisyonu tarafından mahkeme kararlarına atıf yapılarak tespit edilmiştir. Eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin ırza geçme suçu oluşturacağı istisnai durumlar olarak ise; “(1) kadının kocası ile birlikte yaşamak yükümlülüğü olmadığına dair mahkeme kararının varlığı, (2) taraflar arasında boşanma işlemlerinin başlamış olması, (3) kocanın karısını rahatsız etmemesi yönünde verilmiş mahkeme kararının varlığı, (4) tarafların ayrılma yönünde anlaşmaları” sayılmıştır. Ayrıca, Hukuk Komisyonu, hukukun toplumun değişen değerlerine ve şartlarına göre değişeceği için evlilikten kaynaklanan görev ve yükümlülüklerin de zamanla değişeceği görüşünü açıkladıktan sonra kocanın muafiyetinin tamamen ortadan kaldırılması gereğini ifade etmiştir.

 

Türk Hukukunda Durum

Türk hukukunda eşler arası rıza dışı cinsel ilişkiyi açıkça suç olarak düzenleyen bir norm mevcut değildir. Aynı şekilde, eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin suç oluşturmadığına ilişkin açık bir normun varlığı da sözkonusu değildir. Dolayısıyla, genel olarak ırza geçme suçunu düzenleyen TCK. 414 ve 416. maddelerinin yorumu önem kazanmaktadır.

Anılan maddelerde düzenlenen ırza geçme suçu, cebir, şiddet ve tehdit kullanmak suretiyle herhangi bir kimsenin ırzına geçilmesi olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşması için cinsel ilişki ve kast unsurlarının varlığı gerekir. Yasal tanımda cinsel ilişkinin evli olmayan kişiler arasında olması gerektiğine ilişkin açık ya da örtülü bir ifade mevcut değildir. Ancak, doktrinde eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin suç oluşturmayacağına ilişkin görüşler ileri sürülmüştür. Örneğin, "Cebrin 'gayr-i meşru' olması da lazımdır. Eşler arasında normal şartlar altında, normal temasa matuf hallerde cebir gayrimeşru değildir. Eğer müessir fiil işlenecek olursa onlar müstakilen cezalandırılırlar" görüşü Prof. Dr. Faruk Erem tarafından açıklanmıştır. Aynı şekilde, "Türk hukukunda kocanın cinsel ilişkide bulunmak istemeyen karısının ırzına geçmesi suç oluşturmamaktadır" görüşü Prof. Dr. M. Emin Artuk tarafından da ifade edilmiştir.

 

Eşler arası rıza dışı cinsel ilişkinin ırza geçme suçu oluşturmayacağına ilişkin ortaya atılan bu görüşler tartışma konusu yapılmaya elverişlidir. Çünkü, Türk Ceza Kanunu açıkca veya örtülü olarak kocaya veya eşe bir muafiyet tanınmaktadır.

 

Irza geçme suçu, vagina veya anüs yoluyla cinsiyet uzvunun vücuda duhulü ile gerçekleşmektedir. Vagina yoluyla eşler arası rıza dışı cinsel ilişki herhangi bir Yargıtay Kararına konu olmuş değildir. Ancak, anüs yoluyla eşler arası rıza dışı cinsel ilişki olgusu Yargıtay'ın birden fazla kararına konu olmuştur. Ancak, bu davalarda Yargıtay 4. Ceza Dairesi Başkanı Sami Selçuk'un “maddi ya da manevi zorla işlenen olağan (vaginal) ya da ters ilişkinin, zorla ırza geçme suçunu oluşturacağı" yönündeki ısrarlı görüşleri diğer üyeler tarafından kabul görmemiştir. Anüs yoluyla eşler arası rıza dışı cinsel ilişki eyleminin ırza geçme suçu değil, TCK 478. maddede düzenlenen aile bireylerine karşı kötü muamele suçu oluşturduğuna Yargıtay düzenli olarak şu ifadelerle karar vermiştir:

"Gayri tabii yoldan cinsi temasa mecbur eden kocanın fiilinde müessir fiil ve cismen eza kasdı bulunmadığı cihetle failin "fena muamele" cürmünden mahkumiyeti gerekir"

"Karısını manevi cebir kullanarak anal (ters) ilişkiye zorlayan sanığın eylemi TCK 478/1-3 maddesindeki suçu oluşturur"

"Evli olduğu mağdurenin iradesine karşın zorla ters (anal) ilişkide bulunan sanığın eylemi, aile bireylerine kötü muamele suçunu oluşturur".

Yargıtay'ın vaginal ilişki konusundaki yaklaşımının belirsizliği ve anal ilişkiyi ırza geçme olarak değerlendirmeme yaklaşımı kadının cinsel iradesinin korunması açısından son derece olumsuzdur. Irza geçme suçu ile aile fertlerine kötü muamele suçu arasında büyük farklılık vardır. Irza geçme suçu için öngörülen ceza minimum yedi yıl ağır hapis cezası iken aile bireylerine kötü muamele suçunun cezası altı ay hapis cezasıdır. Irza geçme suçu re'sen takip edilen bir suç olduğu halde aile fertlerine karşı kötü muamele suçunun takibi şikayete bağlıdır. Irza geçme suçu Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevine girerken, aile bireylerine karşı kötü muamele Asliye Ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir.

Takibat Mümkün mü?

Eşler arası rıza dışı cinsel ilişki çok özel bir alanda gerçekleşmektedir. Bu suçun kamu makamlarınca takip edilebilmesi için kamu makamlarına ihbar veya şikayet yoluyla bil- dirimde bulunulması gerekir. Bu suç özel bir alanda gerçekleştiği için kamu tarafından takibat yapılmasında mağdur eşin şikayeti önem kazanmaktadır. Mağdur eşlerin şikayet yoluna başvurma konusunda ne derece istekli olacaklardır? ABD'de eşler arası ırza geçme eyleminin mağduru olan kadınların kamu makamlarına bu durumu bildirme oranının yüzde 10 civarında olduğu tespit edilmiştir. Şikayet yolunu seçen eşlerin büyük bir kısmı da sonradan şikayetçi olduklarından pişmanlık duymakta ve şikayetlerini geri almaktadırlar .

 

Eşi tarafından ırzına geçilen birçok kadın ortak yaşama devam edebilmektedir. ABD'de eşleri tarafından ırzına geçilen kadınların yüzde 22 sinin ortak yaşama devam ettiği tespit edilmiştir. Kadınların ortak yaşamı terk etmemelerinin muhtemel sebepleri neler olabilir?

 

Bazı kadınlar eşlerinin kendilerinin ırzına geçmesinden fazla etkilenmeyerek rıza dışı cinsel ilişkiyi kabullenebilirler. Irza geçme eyleminin bir kez olması, kadın uykuda iken gerçekleşmesi, kadının olayın sorumlusu olarak kendini görmesi gibi durumlarında ortak yaşamın devam oranı artabilmektedir.

Kadının ortak yaşama son vermeyi göze alamaması

Irza geçen eşin ırza geçme eylemlerine son vermesi: Irza geçen eşin davranışlarını değiştirmesi durumunda ortak yaşam devam edebilmektedir.

 

Kadının ekonomik olarak erkeğe bağımlılığı: Eşi tarafından ırzına geçilen kadınlardan birçoğu ortak yaşamı terk ettikten belli bir süre sonra tekrar eşleri ile ortak yaşama dönebilmektedirler. Kadının eğitim seviyesi, küçük çocukların varlığı, çocuk sayısı ve geleneksel değerlere bağlılık gibi faktörler terkten sonra ortak yaşama geri dönüşe sebep olabilmektedir.

 

Üçüncü kişilerce cinsel tacize uğrama endişesi: Ortak yaşama devam eden kadınlarda ortak yaşama son verilmesi durumunda üçüncü kişiler tarafından daha fazla cinsel tacize maruz kalacakları korkusu içerisinde olmaları da ortak yaşamın devamına yol açabilmektedir.

Kadının ırza geçme olayından kendini sorumlu hissetmesi

Yerel kültür anlayışları

Ortak hayat dışı desteklerden yoksunluk

Eşin bağışlanması: Irza geçme eyleminin sorumlusu olarak eşin kişiliği yerine, alkol gibi maddeler gösterilebilir. Kadınların başvurabileceği tipik savunma mekanizması, eşlerinin “sarhoş olmadığı zaman dünyanın en iyi insanı” olduğu şeklindedir.

Kadının alternatif yaşam mekanının olmaması

Ortak hayatın terki durumunda kadının can güvenliğinin tehlikeye gireceği korkusu salınarak kadının ortak yaşamı terkine ırza geçen eş tarafından izin verilmemesi.

Ortak yaşama devam etme dışında ırzına geçilen kadınların başvurabileceği diğer alternatif yollar ise; ortak yaşamın devamlı olarak sona erdirilmesi, ortak yaşama geçici olarak ara verilmesi, şiddete şiddetle karşılık verme ve kamu makamlarının etkin kullanımı olabilir.

Eşi tarafından ırzına geçilen kadınlar şikayetçi olsalar bile, aile içi bir sorun olarak algılandığı için kamu makamları bu olaylara müdahale etmek konusunda fazla istekli davranmayabilirler.

Eşler arası ırza geçme fiilinin ispatı güçlük arz edecektir. Olayın tanığının olması pek rastlanabilecek bir durum değildir. Sperm gibi maddi delillerin varlığı da başka şekilde açıklanabilir. Mağdur kadında direnme neticesi olabilecek yara ve bereler ispat açısından önem kazanacaktır. Ancak, eşleri tarafından ırzlarına geçilen kadınlar, yabancılar tarafından ırzlarına geçilen kadınlara oranla daha az direnecekleri hususu da göz ardı edilmemelidir. Birlikte yaşanılan eşe karşı daha az direnç gösterilmesi çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Örneğin, ne kadar direnirse dirensin eşin ırza geçme fiilinden kaçışın mümkün olmadığı inancı sebeplerden ilki olarak ortaya konulabilir. Kadınlar eşlerini genellikle kendilerinden çok daha güçlü olarak algılamaktadırlar. Fazla direnme durumunda canlarının daha fazla yanacağından endişe edebilmektedirler. İkinci olarak, olay yerinden uzaklaşmak gibi yabancı kişiler arası ırza geçme durumunda başvurulabilecek direnme tiplerine eşler arası ırza geçme olaylarında pek rastlanılmamaktadır. Olay, genel olarak birlikte yaşanılan evde gerçekleşmektedir. Üçüncü olarak, yabancı kişi tarafından ırzına geçilen kadının direnme şekillerinden olabilecek erkeğe zarar verilerek etkisiz hale getirme yoluna da eşler arası ırza geçmede rastlanmamaktadır.

Ortak yaşamdaki birtakım sorunlardan dolayı eşini cezalandırmak isteyen kadınlar tarafından eşi tarafından ırzına geçildiği iddialarının kötü niyetli olarak ileri sürülebileceği ihtimali de gözden uzak tutulmamalıdır. Eşi tarafından ırzına geçildiği iddiasını kadın, şikayeti ile eşinin tutuklanmasına, yargılanmasına ve cezalandırılmasına sebep olabilir. Muhtemel haksız ithamlara karşı erkekler de korunmalıdır. Koruma, 30 gün gibi kısa şikayet süreleri öngörülerek sağlanabilir.

 

Sonuç

Birlikte yaşama olgusu birlikte yaşayan taraflara birtakım haklar verebilir. Ancak, kişinin eşi ile zorla cinsel ilişkide bulunması, eşini dövmesi birlikte yaşama olgusunun verdiği hakların kötüye kullanılmasının iki açık örneğidir. Nasıl ki mağdurla fail arasında evlilik ilişkisinin bulunması adam öldürme suçunu ortadan kaldırmıyorsa, ırza geçme suçu da mağdurla fail arasında birlikte yaşam olgusundan dolayı ortadan kalkmamalıdır. Irza geçen, mağdurla yakınlığı ne olursa olsun ırza geçendir. Günümüzde evlilik eşitler arası ortaklık olarak algılanmaktadır. Hukuk normları çağdaş değerlerle uyumlu olarak yorumlanmalıdır.

Eşin ırzına geçilmesi olayı bir vakumda gerçekleşmemektedir; eşin ırzına geçilmesi eşler arasında eşit olmayan bir ilişkinin sonuçlarından biridir. Yetkinin kötüye kullanılması, yetkiyi kötüye kullananın pozisyonu değişmedikçe ortaya çıkarılamaz, önlenemez. Ekonomik olarak bağımsız olmayan kadın kendisi ile rızası dışı cinsel ilişkide bulunan eşi ile birlikte yaşamak zorunda kalacaktır. Dolayısıyla bu durumdaki kadınların korunabilmesi işin kadının ekonomik durumunun iyileştirilmesi gerekmektedir.

Eşler arası rıza dışı cinsel ilişki suç sayılırsa bu durum birçok eş açısından caydırıcılık fonksiyonu ifa edebilecek ve kadının cinsel iradesinin eşine karşı korunmasına önemli katkılar sağlayabilecektir. Irza geçme suçundan kocanın muaf olduğunun kabulü ise kadını aşağılama yanında, tüm kadınlar işin potansiyel bir tehlike oluşturacaktır.

 

Kaynaklar

 

Ana Sayfa

1