Yaşar Kalafat Web Sayfası

 

 

 

 

Dr. Yaşar KALAFAT

 

 


BAKÜ - CEYHAN

KÜLTÜR HATTI

Dr. Yaşar KALAFAT


İÇİNDEKİLER

SUNUŞ
ÖNSÖZ
YAZARIN ÖNSÖZÜ

GİRİŞ
Dede Korkut Jübilesi
Basİnda
Tiyatroda
Sinemada
Sempozyumda Çeşitli etkilikler

METİN
Dede Korkut Jübilesinin Yankİlarİ
Bakü Türk Şehitliğinin AÇİlİşİ
Gürcistan Yolculuğu ve Keseli Köyü
Gürcistan'da Türk Kültürel Hayatİ
Gürcistan Türk İskan Bölgeleri ve Ermeniler
BorÇalİ Türklerinde Sosyal Hayat
Azerbaycan Aydİnİnİn Kafkasya'ya Bakİşİ
Azerbaycan Ermenistan ve Gürcistan İlişkileri
Azerbaycan Türkoloğ'unun etnik Yapİsİna Dair Notlar
Gürcistan ve Azerbaycan'da Türkiye'nin
BorÇalİ'da Türk Halk Kültürü
Diğer Tespitler
SONUÇ
İNDEKS
RESİMLER


SUNUŞ
20. yüzyİlİn son on yİlİ Avrasya'daki yeniden yapİlanma ÇerÇevesinde bu coğrafyayİ ön plana Çİkarmİştİr. Türkiye Avrasya coğrafyasİnİn büyük bir bölümüne ait olan soğuk savaş döneminde Dünya hegemonyasİ iÇin küresel bir mücadele veren SSCB nin ve sosyalist dünya sisteminin yİkİlİşİndan sonra ortaya Çİkan bölgesel ve küresel gelişmelere ve yeni yapİlanmalara hazİrlİksİz yakalanmİştİr.

Gelişmelerin ülkemizi merkeze koyduğu ve ortaya Çİkan güÇ boşluğunun Türkiye'yi bölgesel önderliğine doğru ittiği bu ortamda, bu hazİrlİksİzlİğİn, bilgi eksikliğinin ağİr sonuÇlarİ ortaya Çİkmİştİr. Hala soğuk savaş dönemini yaşayan ülkemiz aÇİsİndan, Yeni Dünya Düzeni ve onun temel ekseni olan artan ekonomik, sosyal, kültürel küreselleşme olgusuna her şeyden önce entelektüel ve yapİsal dönüşü gerÇekleştirdiğimiz söylenemez.

21. y.y' a girerken en büyük eksiğimiz bilgi olduğuna inanan Avrasya - Bir Vakfİ, kurulduğu günden bu yana ülkemiz kamu oyunun dünya ve özellikle de Avrasya coğrafyasİndaki gelişmeler konusunda bilgilendirilmesi amacİyla etkinliklerde bulunmuş, yayİnlar yapmİştİr. Ülkemizin en önemli uluslar arasİ ilişkiler ve strateji dergisi "Avrasya Dosyasİ" ve Türkiye'de alanİnİn ilk ve tek örneği olan uluslar arasİ ekonomi dergisi "Jeoekonomi" bunlarİn en önemlileridir.

Bilginin en önemli güÇ olduğu günümüzde, dünya Çapİnda 5.500 stratejik araştİrma kurumu (think - thank); uluslar arasİ ilişkiler, iktisat, güvenlik, Çare, toplumsal sorunlar vb. alanlarda Çalİşİp bilgi üretmektedir. Ne yazİk ki bu tür konular sadece devletin sorumluluk alanİnda görüldüğü gibi, ülkemizde bir tane bile gerÇek bir stratejik araştİrmalar kurumu olan ASAM İ, bu temel eksikliği gidermek amacİ ile kurulmuştur. Sekiz bölgesel ve dört işlevsel araştİrma ÇerÇevesinde örgütlenen ASAM, 13 ayrİ dizide stratejik araştİrmalarİn neticesi olan yayİnlarİ toplumumuzun istifadesine sunmaktadİr. Bu yayİnlarİn entelektüel bir fİrtİna yaratacağİnİ umuyoruz.

İlgili Türk kamuoyunu doğru ve gerÇekÇi bilgilerle donatmayİ amaÇlayan Avrasya - Bir Vakfİ ve ASAM, bu yayİn dizisi ile Çok önemli görev ve hizmeti yerine getirmiş olmanİn haklİ gururu iÇindedir.
Şaban GÜLBAHAR
Avrasya - Bir Vakfİ Başkanİ

ÖNSÖZ
Saha araştİrmalarİ bilginin oluşturulmasİnda en önemli kaynaklardan birisini teşkil etmekle beraber Türkiye'de ne yazİk ki Çok sİk gerÇekleştirilen bir araştİrma biÇimi değildir. hele Türkiye dİşİndaki coğrafyalarda Türk bilim adamlarİnİn saha araştİrmalarİ yapmalarİna nadiren rastlanİr. Oysa bir Çok konuda birinci elden saha araştİrmasİ yapmadan sağlİklİ bilgi edinilemeyeceği Çok aÇİk bir durumdur.

Sağlİklİ bilgi olmadan analizlerin yapİlmasİ, sağlİklİ stratejilerin geliştirilmesi ve doğru politikalarİn uygulanmasİ mümkün değildir. diğer bir ifade ile, doğru bir strateji - politika ikilisinin temel dayanağİ yeterli bilgidir. Bilgiyi değerlendirmeye, değerlendirmeyi ise stratejik araştİrma merkezleri önemli bir işlev üstlenirler.

Avrasya Stratejik Araştİrmalar Merkezi'nin (ASAM) bilgi edinmede başvurduğu önemli yollardan birisi de araştİrmacİlarİnİ saha araştİrmasİ iÇin değişik coğrafyalara yollayarak araştİrmalar yaptİrmasİdİr.

ASAM, komşu coğrafyalarda bir süreden beri bir Çok saha araştİrmasİ gerÇekleştirmiştir. Bu saha araştİrmalarİ kapsamİnda ASAM Kafkasya Araştİrmalarİ Masasİ Başkanİ Dr. Yaşar Kalafat bir dizi araştİrma gerÇekleştirmiştir. Saha araştİrmalarİ kapsamİnda komşu coğrafyalardaki halk inanÇlarİnİ da araştİrmİş ve Türk halk inanÇlarİ ile karşİlaştİrmİştİr.

Bu araştİrmalar, ASAM yayİnlarİ ÇerÇevesinde yayİnlanacaktİr. Kültürel kimliği oluşturan başlİca unsurlardan birisi halk bilimidir. Halk inanÇlarİnİ halk bilimi iÇinde özel bir konumu vardİr. Bu araştİrma serisi, halen yapİlmakta olan ve gelecekte yapİlacak olan araştİrmalar ile Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu, Türkmenistan, Rusya ve Ukrayna'yİ kapsayacak, dil tarih, sanat gibi kültürel yapİ taşlarİ, anİlan coğrafyalarİn anlaşİlmasİ iÇin temel teşkil edecektir.

Dr. Yaşar Kalafat'a bu Çalİşmasİ iÇin teşekkür ediyor, okurlarİmİzİn bu Çalİşmayİ ilgi ile okuyacağİnİ umuyoruz.


DoÇ.Dr. Ümit ÖZDAĞ
ASAM Başkanİ
YAZARIN ÖNSÖZÜ
" Bakü - Ceyhan Kültür Hattİ" isimli bu denememizde de, benzeri Çalİşmalarİmİzda ki metodumuzu işledik. Katİldİğİmİz toplantİlar, görüştüğümüz şahİslar, gittiğimiz ve gezdiğimiz tiyatro, müze türünden kültür ortamlarİmİzdaki gözlem ve düşüncelerimizi aktarmaya Çalİştİk.

Azerbaycan'da evvelce bulunup tespitlerimizi aktarmİştİk. Bu defa yeni tespitlerimizle birlikte Gürcistan'dan aldİğİmİz notlarİ da ekledik. Yaptİğİmİz halk inancİ tespitlerimiz daha ziyade Gürcistan'İn BorÇalİ Türk bölgesine dair oldu. Bu bölge ise, halk kültürü iÇerikli evvelce yaptİğİmİz aktarmalar, literatürden ve uzmanlardan almİştİr. Bu defa alandan ve bizzat derleme imkanİ bulduk, Çok mutluyuz. Seyahat notlarİmİz "Türk Devlet Başkanlarİ Toplantİsİ" itibariyle zenginleştirmeye Çalİştİk. Bu vesile ile Bakü Türk Şehitliği aÇİlİşİ münasebeti ile de tespitlerimiz oldu. Uluslar arasİ Dede Korkut Sempozyumu'nun bildirili katİlİmcİsİ olmasİ da bir şanstİ. Kitabİmİza bu konularİ da aldİk. 7 - 8 Nisan 2000 tarihleri arasİnda Dede Korkut'un 1300.yİl Kültür Şenlikleri sadece sempozyum yapİlmasİ ile kalmamİş, tiyatro, sinema. Resim gibi etkinliklerde yapİlmİştİ. Bu masallardan da notlar aldİk, resimler Çektik.

Seyahatimiz boyunca, bizi en fazla etkileyen BorÇalİ Türklüğü oldu. Bir milletin halk kültürünü yaşatarak milli varlİğİnİ nasİl sürdürebildiğini Gürcistan Türklüğü kadar sağlİklİ yansİtabilen bir laboratuar daha yoktur. Bir Anadolu Türkü olarak üzerine düşen görevlerin yapİlmasİnda geciktiğim iÇin Keseli'de mahÇup olalİm. Bana bir gözleri yapma fİrsatİnİ veren Allah'İma şükrediyorum.

Ermeni konusuna Türkiye'nin uzaydan baktİğİnİ, gelişmeleri 100 yİl geriden takip edebildiğimi biliyordum. Bu seyahat münasebeti, bu teşhisimde yanİlmadİğİmİ, yerinde görme imkanİ buldum. Kafkasya'ya yönelik bilgi aÇlİğİmİz sadece Ermeni konusunda duyulan bir aÇlİk olmadİğİnİ biliyordum. Kuzey ve Güney Kafkasya'nİn iÇ ve dİş siyasi ekonomik, sosyal, kültürel gelişmeleri konusunda 10 yİl evvelki itibariyle alİnan birinci elden enformasyonun bugün pek de zenginleşmediğini de gördüm.

Kitabİmİn hazİrlanmasİnda Azerbaycan ve Gürcistan'dan derleye bildiğim bildiren temini itibariyle bana imkan sağlayan resmi ve özel herkese teşekkür ediyorum. Kitabİmİn basİmİnİ sağlayan ASAM Başkanlİğİna da teşekkür ediyorum.
12 - MAYIS - 2000 Dr. Yaşar KALAFAT
GİRİŞ
Bu yazİmİz büyük ölÇüde gözleme dayanan Bakü - BorÇalİ - Tiflis seyahatimiz münasebetiyle yaptİğİmİz gözlemlere dayanmaktadİr. Benzeri diğer izlemin yazİlarİmİzda olduğu gibi seyahat notlarİmİzdan meydana gelmiştir. Yazİmİzda verdiğimiz bilgiler; Türk aydİnİn gündeminde olan Kafkasya konulu hususlarİn yerinde imkan nispetinde irdelenmesinden oluşmuştur. Bunlar kİsmen evvelce yapİp yayİmladİğİmİz hususlar, yeni tespitler ve zamanla tekamül ettirilebilecek hususlardİr. Bölgeye dair Türkiye'de tartİşİlan bahislerin yerinde yapİlmİş tespitlerle tekamülü mahiyetindeki konulardİr.

Yazİmİzİn bir bölümünü davetlisi bulunduğumuz "Türk Dili Devletlerin BaşÇİlarİnİn Zirve Görüşü ve Kitabİ Dede Korkud'un 1300 yİlİna Hasr Olunmuş Jübile de yaptİğİ tespitler oluşturmaktadİr. Bu bölümde daha ziyade; Türk devletleri Başkanlarİnİn aÇİklamalarİnİn, sempozyumda verilen bildirilere, bu alanda izlenilen metot, üretilen literatür ve Çalİşma yapan araştİrmalar ile onlarİn uyguladİklarİ metotlara yer verdik. Tiyatro, resim ve müzik alanİnda yapİlan etkinleri anlattİk. R.F'nunun Putin dönemi ile başlayan Yeni Kafkasya Politikasİ münasebeti ile R.F bağİmlİsİ Çeşitli Kafkas yönetimlerinin, R.F nu kapsamİndaki diğer yerel yönetimlerin, Kafkasya Bölgesinin Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan gibi diğer devletlerin, Slav soylu bağİmsİz devletlerin, İran gibi İslam ülkelerinin, batİ aleminin konuya nasİl baktİklarİna, yaklaşİm tarzlarİnİ etkileyen olaylarİ ve Türkiye'ye bu arada Bakü-Ceyhan Boru Hattİna yansİyİş biÇimlerine dair farklİ görüşlerin neler olduklarİna dair tespitlerimizde yer verdik. Bu münasebetle; Azerbaycan'da siyaset bilimci olan akademisyenler, köşe yazarlarİ politikacİ ve gazetelerin gözlemlerini vaktin elverdiği nispetle yansİtmaya Çalİştİk.

Kafkasya da bulunmuş olma imkanİndan istifade ile Gürcistan'a geÇtik. Burada BorÇalİ ve KaraÇöp bölgesinde sosyal hayata dair alanda Çalİşmalarda bulunduk. Evvelce başlattİğİmİz, Gürcistan Türk halk inanÇlarİnİ daha da derinleştirdik. Türk halkİn aralarİndaki, Ermeniler ve Gürcüler gibi diğer halklarla ve yönetimle olan ilişkilerine dair tespitler yaptİk. Halkİn demokratik, kültürel ve ekonomik hayatİna dair gözlemlerimiz oldu. Azerbaycan bölge ile bu konular itibariyle ilişkilerinin neler olduğunu ve Türkiye olarak neler yapİlabileceğini tespite Çalİştİk. Temasa geÇtiğimiz BorÇalİ Gürcü Üniversitesi, Tiflis Türk Üniversitesi ve TİKA dan edindiğimiz intibalarİ aktarmaya Çalİştİk. Bu tür bilgi birikimlerin Türkiye'ye taşİnmasİnİn, Kafkasya'yİ daha yakİndan tanİmak itibariyle yararlİ olabileceğinden hareketle tespitini yapabildiğimiz diğer ayrİntİya da yazİmİzda yer verdik. Her zaman olduğu gibi tespitlerimizi Çektiğimiz resimler ve taşİdİğİmİz yayİnlarla dokümante etmeye Çalİştİk. Türk Şehitliğinin aÇİlİşİ münasebetiyle yaptİğİmİz tespitlerin yeni nesillerin fikri kişilikleri itibariyle önemli olduklarİna inanİyoruz.

Dede Korkut'un 1300 yİl Jübilesi münasebeti ile Azerbaycan hakikaten büyük etkinlikler gösterdi. İfade edildiğine göre bu konuda 84 yeni eser bastİrİlmİştİr. Bir o kadar eserde bastİrİlmak üzere beklemektedir. Bunlardan katİlİmcİlara da hediye edilenler; Anar'İn "Dedem Korkut Dünyasİ", B.B Bartold'un "Dede Korkut"u, Sefereti Babayev'in "NahÇİvan'da Kitabi- Dede Korkud Toponimleri", "Kitabi Dede Korkud", İ.M Ceferzade "Kobustan Kayaüstü Resimleri", "Kitabi Dede Korkud Ensiklopediyasİ I - II", "Kitabi Dede Çongud Aliliyi", Ustad Muhammed Hüseyin Şehriyar", Hikmet Memmedzade'nin "Kitabi Dada Korkud ve Soy Kökümüzün Kaynaklarİ", "Kitabi Dede Korkud", Behlül Abdullala'nİn "Kitabİ- Dede Korkud ve İslam Dini", "Kitabi Dede Korkud'un İzahlİ Lügatİ", OruÇ Aliyev'in Kitabİ Dede Korkud ve Azerbaycan Folkloru", Rüstem Kamal'İn "Kitabi Dede Korkud Arhaik Ritual Semantikasİ", Kamal Abdullala'nİn "Sir İÇinde Destan ve Yahut Gizli Dede Korkud-2", Eli Sultanlİ'nİn " Kitabi Dede Kokud ve Kadim Yunan Destanlarİ" Nizami Ceferov'un "Kitabi Dede Korkud da İslam'a geÇidin Politikasİ",Tefik Hacİyev'in "Dede Korkud: Dilimiz, Düşüncemiz" "Kitabi- Dede Korkud" E. DemirÇizade "Kitabi Dede Korkud Destanlarİnİ Dili" "Kitabi Dede Korkud 1300" Refik Turabhanoğlu Sabah'İn "Dedem Korkud kimdir"i Şamil Camsidov'un "Kitabi Dede Korkud"u, Mehemmed İracoğlu'nun "Dede Korkud Şe'ri" "Kitabi Dede Korkud-Makaleler Toplusu" Bekir Nabİyev-Yaskar Garayev'in "The Mİrror of National Noralİty"si: Ceferguku Rüstemov'un "Kobastan Azerbaycanİn Kedim Medeniyet Ocağİ" Ramazan Kafarli'nin Mif ve Nağİl - Epik En'enede Jonlararasİ Elaga"sİ gibi eserler hediye edildi.R.Kafarli bize ayrİca sahasİyla ilgili 20 kadar yayİna hazİr makale verdi. Bunlarİ Türkiye'de, Milli Folklor, Milli Kültür, Türk Kültürü, Erciyes, Türk Dünyasİ Tarihi Dergisi gibi dergilerde yayİnlatmaya Çalİşacağİz. Böyle halk kültürü Çalİşmalarİnda dayanİşmaya katkİmİz olduğunu düşünüyoruz.

Dr.Zümrüd Kuluzade hoca hanİm bize "Şark Felsefesi Problemleri "1.1996" isimli dergiden bir adet vererek halk inanÇlarİndaki felsefi yapİya dair yazİ talebinde bulundu. Türkiye'den S.H.Balay'İn T. Dürali'nin, M. Küyel'in, Necati Ömer'in de yayİnlarİnİn yer aldİğİ dergi iÇin , Türk felsefecilerinden yazİ beklenilmektedir.

Eski dostumuz Mürsel Hekimov, yeni Çalİşmalar hazİrlamİş. Bize hediye ettiği bu yayİnlar arasİnda; "Azerbaycan Halk Destanlarİ, Efsane - Esatİr ve Nağİl Deyimleri" "Azerbaycan Aşİk Şe'r Şekilleri ve Kaynaklarİ" " Milli hükümetin Fedai ve Kİzİlbaş Halk Koşunlarİ" "düşünce" isimli eserlerini hediye etti.

Folklor muhtevalİ Çalİşmalardan; P.M.Eliyev'in "Azerbaycan Nağİllarİnda Mifik Görüşler" Agayaz Şükürov'un "Dede Korkud Mifolokiyasİ"Feride Leman Sonubar İlyaskİzİnİn"Folklor Fedaisi" isimli eserlerini temin ettik. Dostumuz Hüseyin İsmailov."Azerbaycan Folklor Ansiklopedisi I.II" ciltlerini bize hediye etti. Anadolu tasavvufunu incelediğini belirtti. Biz de O'na Hacİ Bayram Veli ve Mevlana konularİnda Türkiye'den kitap yollayacağİz.

İran'dan Sempozyuma katİlanlardan halk bilimci H.M. Savalan "Hebibi" isimli eserini Eli Şamil "Tanİdİğİm İnsanlar" isimli kitabİnİ yadigar ettiler. Yavuz Akpİnar Kardeş Edebiyat"İn 45 sayİsİnİ verdi. Burada, Hüseyin Feyzullahi Vahit'in "Azerbaycan'da Yağİş isteme Merasimi"isimli alanİmİza giren önemli bir yazİ vardİ. Ayrİca Eli Şamil'in kitaplİğİndan aldİğİmİz iki RusÇa arkeoloji kitabİnda, Azerbaycan'dan yapİlmİş tespitlerdeki Kap-KaÇak da Kabartma KoÇ- Koyun heykellerini gözledik.

Siyasi muhtevalİ eserlerden Cemil Hecenli " Güney Azerbaycan Tehran- Bakü -Moskova Arasİnda (1939-1945)" Arif Hekimoğlu "Siyasi Tebliğzatİn Esaslarİ" Fazİl Gazenferoğlu "Ölümden Sonra Diriliş" isimli eserlerini hediye ettiler. F. Gazenferoğlu'na "Azerbaycan Gezi Notlarİ"isimli yazİmİzİ göndereceğiz. Şamil Veliyev ise, "Fuzuyad Edebi Mektebi"isimli eserleri armağan ettiler.

ASAM iÇin temin ettiğimiz diğer kitaplar ise; "Ermenistan Azerbaycanlİlarİnİn Tarihi Coğrafyasİ" Budag Budağgov'un "Avrasya Türk Toponomisi" B.E. Budakov, G.E. Gesullayev'in "Ermenistan da Azerbaycan Menşeli Toponimlerin İzahlİ Lugatİ" Nebib Rekimoğlu'nun "Silinmez Adlar Sağalmaz Yaralar" B.E. Bugarov'un "Türk Uluslarİnİn Yer Yaddasİ", Nesip Nesipli'nin "Azerbaycan'İn Geopolitikasİ ve Neft" Eli Eliyev'in "Elince Yaddasİ NahÇİvan 1914-1992" Firudin Kilarbeyli'nin "Azer Allah'İnİn Tarihi",Mehiman Süleymanov'un "Azerbaycan Ordusu (1918-20) "Kafkas İslam Ordusu ve Azerbaycan " Musa Kasİmov'un "Harici Devletler ve Azerbaycan"EliÇin'in Şahsiyet ve İstidad" Haydar Aliyev'in " Edebiyatİn Yüksek Barcu ve Amalİ" "NahÇİvan Statiska Güzgüsünde Tarihi İstatistik Mecmua" Rehim Eliyev'in "Edebiyatİmİz Dilimiz Tarihimiz" Cemil Hesenli'nin "Sayuk Müharibenin Başlandİğİ Yer Güney Azerbaycan"dİr.

Edebi eserler ise; Rehim Elimyev'in "Edebiyatİmİz, Dilimiz, Tarihimiz", Hemid Araslİ'nİn " Azerbaycan Edebiyat Tarihi ve Problemleri" Turan Hasanzade'nin "C. Memmedguluzade'nin Cenup Seferi ve Molla Nasreddin Jurnalİ'nİn Tebris'de Neşri" Celil Memmedguluzade "Felyotonlar 1906-1908"Elyar Ceferli- Helil Yusuflu'nun "Gedim ve Orta Asİrlarda Azerbaycan Edebiyatİ" "Dirceliş XXI asr" temin ettik.

"Deportasİya, Azerbaycanlİlarİn Ermenistan Arazisindeki Tarihi - Etnik Topograflarİndan Deportasiyasİ" İsa Mustafayeva'nİn "Çenubi Azerbaycan Hanlİklarİ" "Azerbaycan Tarihi" B.İ. Hüseyinov "İkinci Dünya Muharebesi Arifesinde Türkiye Cumhuriyetinin Yakİn ve Orta Şarkta Siyaseti" (1923- 1939) Şahnezer Hüseyinov'un " Ehmedbey Agaoğlu'nun Dünya Görüşü" Kemal Talipzade'nin "Azerbaycan'İn Elm ve Medeniyetten Hadimleri Bibliografiyasİ"nİ temin ettik. BorÇalİ'dan Osman Ahmetoğlu bize Baleh Nacİ'nİn "Karapapağ Mehreli Bey"ve Surettin Memmedli'nin "ParÇalanmİş BorÇalİ" isimli eserini armağan etti. Karapapağlarİn Türk Kurtuluş Savaşİndaki rolleri ve Mehreli Bey'in mücadelesine biz "Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Kuvve-i Milliye Hareketleri" isimli kitabİmİzda geniş yer vermiştik.

Cengiz Örün bey de bize " Gürcüce TürkÇe, Sözlük" isimli kitabİ verdi. "Kitabi-Dede Korkut ve Dünya Epos Eneneleri Mevzusunda Beynelhalk Sempozyumu" üÇ bölge halinde 7 Nisan 2000 tarihinde başlayİp 9.Nisan 2000 tarihinde bitti. Benzeri diğer sempozyumlarda olduğu gibi, bu sempozyumda da bazİ bildiriler verilemedi ve bazİ ilave bildiriler verildi. Türkiye'den Prof.Dr. Dursun Yİldİrİm'İn katİlmİş olmasİ teori arayİşİnda olan uzmanlar itibariyle hakikaten bir şanstİ. Biz Azerbaycan- Türkiye Türk halk kültürü Çalİşmalarİna katkİsİ olacağİ düşüncesinden hareketle, bazİ bildiri sahibi ve konularİna dair bilgi vermenin yararİna inanİyoruz. Biz 7 Nisan günü İkinci bölme de "Anadolu Dedem Korkut Coğrafyasİnda Türk Ulularİ ve Mesajlarİ" başlİklİ bir bildiri verdik.

Bekir Nebiyev'in "Manevi ve ahlaki servetler Hazinesi",Prof. Dr. O.F. Sertkaya'nİn "Kitabİ-Dede Korkud'un Tekstoloji Problemleri", Dr.Mehemmedeli Ferzane'nin "Kitabİ Dede Korkud ve Cenubda Folklor Ananesi", Eli Eşger Şerdust'un "Kitabİ Dede Korkud'da Kuranİ -Kerim ayet ve surelerinin İnikasİ", Prof.Dr. Sadİk Tural'İn "Kitabİ Dede Korkud'da Etnopsikoloji Sistemi", Prof.Dr. Nizami Caferov'un "Kitabİ Dede Korkut'da Oğuz Etnocoğrafyasİ",Prof.Dr. Tevfik Hacİlyev'in "Kitabi Dede Korkud'da Türk tayfa Demokratiyasİnİn tezahürleri", Tevfik Melikli'nin "Kitabi Dede Korkud Eposu ve Türk Edebi Estetik Fikrinin Formlaşmasİ", Prof.Dr. Elmeddin Elibeyzade'nin "Kitabİ Dede Korkud ve Sümer Medeniyyeti", Muharrem Kasİmlİ'nİn "Kitabİ Dede Korkud ve Ozon Seneti", Prof.Dr. Mürsel Hekimov'un " Kitabİ Dede Korkud ve Aşİk Destanlarİ", Hüseyin İsmailov'un "Kitabİ Dede Korkud ve GöyÇe Edebi Muhiti" Kazanfer Paşayev'in "Kitabi Dede Korkud ve Irak -Türkmen Folklorun Süleyman Eliyovlu'nun "Epos Etnosunun Yaddaşİ Kimi Kitabi Dede Korkud ve Etnik Kimlik Problemi",Prof.Dr.Nureddin Rİzayev'in "Prototürk Ertadan Evvelki İzleri Kitabİ Dede Korkud'daki Coğrafi Arazide" Seyfettin Rİzasoy'un "Türk Mitoloji Dünya Modelinin Berpasİna Dair" Ahad Kurbonov'un "Kitabi Dede Korkud'da Türk Başkanlİğİ ve Onun Felsefi Gavramİ" Gülnaz Abdullazade'nin "Kitabİ Dede Korkud da Estetik İdeal", Rukiye Kanberkİzİ'nİn "Kitabİ Dede Korkud'un Yaşandİğİ Ve Yazİya Alİndİğİ Tarihi Durum Ve Muhit" Prof.Dr. Penale Helilov'un "Kitabi Dede Korkud'da Oğuz Kimliği Problemi" isimli bildiriler; iÇerik, alan ve mesaj itibariyle ilgi sahamİza giriyorlardİ.

Bunlardan Dostum O.F. Sertkaya "Cebe" kelimesine ve dair karşİlaştİrmalİ aÇİklamalar yaparlarken; Miğfer iÇin de, cübbe iÇin de "cebe" kelimesinin kullanİşlİ sebebi bildirisinde irdelediler. Bize göre cebe kelimesi metinde "don" karşİlİğİnda kullanİlmİştİ. Kurt'un başta, miğferde veya sİrtta, kaftanda oluşu onun genel anlamda "don" karşİlİğİnda kullanİlmasİndan kaynaklanmaktadİr. Anİlan şahİs, böylece o dona bürünmüş olmaktadİr. Nitekim Kİrİm'da Tatar Türklerinde, insan ismi olarak Kurtnezir vardİr. Bu Kurda Kurban, Kurdun Kurbanİ demektir. Afganistan'da Hazara Türklerinde Muhammednezir adİ vardİr. Bu da Muhammede Kurban veya Muhammed Kurbanİ demektedir. Kurdun kutsal olduğu dönemdeki bir ifade biÇimi İslamiyetle iÇeriğini yitirmeden sürmüştür. Yine kİrİmda Seyit börü, Seyit Kurtov ve Kurt Seyitov gibi insan isimleri vardİr. "Seyit" bilindiği gibi Hz. Muhammedin soyundan gelenlere verilen bir isimdir. Bu nedenlerle bize göre cebe, don karşİlİğİ kullanİlmİş olmalİ.

Türk Devlet Başkanlarİ VI. Zirve ve Kitabİ Dede Korkut'un 1300 yİlİ Jübilesi 8.Nisan 2000 de başladİ. Türkiye'den Sayİn Cumhurbaşkanİ Süleyman Demirel, Azerbaycan'dan Sayİn Cumhurbaşkanİ Haydar Aliyev, Kazakistan'dan Sayİn Cumhurbaşkanİ Nursultan Nazarbayev, Kİrkİzistan'dan, Askar, Akayev katİldİlar. Özbekistan ve Türkmenistan temsilcileri katİlmİşlardİ.

Türk Cumhurbaşkanlarİndan Nazarbayev ve Askarov RusÇa konuştular. Ancak Nazarbayev'in konuşmasİ Avrupa'dan toplantİya katİlan Türkler tarafİndan daha fazla önemsendi. Konuşmasİnda Dede Korkud anma toplantİlarİ münasebetiyle yapİlan Çalİşmalarda Dede Korkud'dan hareketle; eğitim, estetik, Çağdaş değerlere katkİ üzerinde durulmasİ gerektiğini belirtti.

Sayİn Süleyman Demirel yaptİklarİ konuşmada; müşterek medeniyetimizin ulu mimarlarİndan ulu Dede Korkud günüde sizlere Anadolu'daki kardeşlerinizden selam getirdim..... Birliğimiz herşeyden önce kültür birliğidir. Arap ve Fars kültüründen kurtulma olayİdİr. Dünya kültürüne katkİda bulunma olayİdİr. Hepimizin ortak atasİ, tüm Türk boylarİnİn ortak atasİ Orta Asya - Kafkasya, Anadolu, Balkanlar Türk boylarİnİn kimlik belgesidir. Dede Korkud Büyük Türk dünyasİ bu destanla onur duyar. ...... kime rahatsİzlİk duymasİn Türk dünyasİ dostluk, kardeşlik dayanİşmasİ iÇin bir arayİştİr. Sizler, bizler hepimiz aynİ ulu Çİnarİn dallarİyİz, köklerimiz birdir. Kültürlerimizi araştİrarak, bularak bu gerÇeği ortaya koyacağİz. Boy verip yeşermek insanlİğa hizmet bu yolla olur. Ortak değerlerimize sahip Çİkmada birleşmeliyiz. Yalnİz geÇmişi bilmek iÇin değil gücümüzü değerlendirebilmek itibariyle de araştİrma yapİlmasİ gereklidir. GeÇmişimizin araştİrİlmasİnİ geleceğimizin inşaasİ iÇin yapmalİyİz. 1300 yİl yaşayabilmiş olmanİn hikmetini iyi düşünmek gerekir. Bu mirasİ iki binlerce yİl yaşatmamİz lazİm. Öz benliğimizin kazanİlmasİ iÇin destanlarİmİz ortak hafİzamİz , ortak aklİmİzdİrlar. Destanlarİmİz bizi; Azeri, Türkmen , Özbek ;Kİrgİz, Kazak olarak birleştiren faktörlerdir. Bundan daha iyi birleşme olur mu? Biz ezelden geliyoruz. Ebede gidiyoruz. Yeni bir süreÇ başlİyor. Çok önemli bir fİrsat yakaladİk. Kendimizi daha doğru değerlendireceğiz. Ortak kültürümüzü yaşatacağİz, dediler.

Demirel konuşmasİnda diplomatik bir dille Cumhurbaşkanİ seviyesinden mesajlar veriyordu. Bu mesajlar O'nun "Türk"ü anlayİşİnİn yansİmasİ idi. Bu mesajlar sadece Türk olmayanlara değildi. Bu mesajlar aynİ zamanda herkese idi. ÇerÇevesi Çizilen Türklük, anlatİlmasİ gereken şekilde anlatİlİyordu.

UNESCO temsilcisinin RusÇa ve İngilizce verilen konuşmasİ doğal olarak milli ve TürkÇü olamazdİ. O daha ziyade hümanist termiloji ile yaptİğİ konuşma da insanlİğİn ortak değerleri üzerinde duruyordu.

Türkmenistan adama Meclis başkanİ olduğu ifade edilen bir diplomat konuştu. Türkmenistan'da resmi lisan olarak RusÇa konuşmanİn yasaklanmİş olduğu ifade edilirken konuşmacİ, konuşmasİnİ RusÇa yaptİ.

Konuşmalar bitince yanİmdaki Azerbaycan Türkü dostum iÇinde bulunduğumuz durumu izah eden Çok veciz iki söz söyledi. "daldan atİlan daş topuğa değer" "Ele geleni ere vererler"

Türk devletleri cumhurbaşkanlarİnİn katİldİğİ Dede Korkut Jübilesinde; "130 yİl bundan önce Hz. Muhammed dönemine yakİn Oğuz'un Bayat boyundan Çİkmİş Korkut Ata namlİ bilici, aksakal, müdrik kişinin kopuz Çalİp oğuz boylarİna söz söyleyip, Oğuznameler düzerdi. Boy boylar destanlar koşardİ. Bu destanlardan birisi de Şöklü Melik Qazan Han'İn av destanİ" Bu destanİnİ giriş bölümünde verilen kesitte; Hasan Memmedov, Besti Caferova, İlhan Esgerov, Metlep Abdullayev, Zemfira Nerimanova, Romiz Melikov rolleri sahnelenen paylaşmİşlardİ. Eserin diğer bölümleri Türk Kültür tarihinden alİnmİş kesitlerden oluşuyordu. Bu bölümleri; Azad Şükürov (Genceli Nizami), Halide Şerifova (Mehseti Gencevi), Sadİk İbrahimov ( Manas), Hacİ İsmailov (Yunus Emre), Elman Guliyev ( Alişir Nevai), Nureddin Guluyev (Şah İsmail Hatai), Ramiz Novruzov (Fuzuli), Mehriban Zeki (İlham Perisi), Eli Abbas Gedirov (Molla PenahVagif), Perviz Bağİrov (Malİ Dumgulu), Firengiz Mütellimova (Netevan), Ali Nurzade (Abay Kunonbayev), Sabir Memmedov ( Mirze Elekber Sabİr), Meleyke Esedova (Şaire), Sadİk Zerbeliyev (ritimci), Aşİk Peri Azer (Ferzalİ Panayev), canlandİrdİlar. Türk dünyasİndan Kazakistan, Kİrgİzistan, Özbekistan, Anadolu ve Azerbaycan'dan seÇilmiş şairlerle dönemleri sahneye yansİtİlmİştİr. Bu esnada ilginÇ bir olay gelişti. Dağİtİlan programda"...... bu destan Azerbaycan halkİnİn şah eseri, Ana kitabİ kimi tarihe düştü" ifadesi vardİ. Bu ifade bazİ kimselerce "Azericilik" olarak yorumlandİ. Ancak Azerbaycan Türklerinden birÇok yetkili ağİz tarafİndan bu destanİn Türk Halkİnİn ortak malİ olduğu ifade edilmişti. Bu gerÇeğin belirtilmesi, Çİkarİlmak istenilen ihtilafİ önledi.

7 Nisan 2000 de, Azerbaycan Medeniyyet Nazirli'yi Akademik Milli Dram Teatri'nin sahneye koyduğu Nebi Hezri'nin, iki perdelik epik eseri olan "Burla Hatun"u izledik. Eserin rejisörlüğünü Vagif Esedov ve Esger Esgerov yapmİştİ. Adil Azay'İn ressamlİğİnİ yaptİğİ esere Cavansir Quliyev bestekarlİk yapmİştİ. Bedii rehberliği ise Hesenoğa Turabov yürütmüştü. Eserde; Rafİğ Ezimov, Senüber İsgenderova, Sabir Memmedov, Metanet Atakişiyeva, Şelale Şahveledgİzİ, Fidan Ahundova, Nesme Aslangİzİ, GonÇe Ağabeyli, Vefa Zeynalova, Abbas Gehremanov, Mehriban Hanlarova, Almaz Amanova, Ejder Hemidov, Kazİm Hesen Guliyev, Rövşen Kerimduht paylaşmİştİ. Oyunu, Necif Hesenzade idare etti. Ayrİca; edebi hisse müdürlüğünü, İlhan Rehimli, Truppa müdürlüğünü, Gurbet Gurbanov, Bedii Müdürlüğünü Guliyev, Redaktörlüğünü Vefa Kazİmova üstlenmiştir. Teknik donanİm görevlileri Kamil Şİhaliyev, Hüseyin Melikov, Rasime Memmedova, Telman Yunusov, Yusif Memmedov, Cabbar Cabbarov, Ağakerim Atakişioğlu, Eldar Memmedov, Aygün Mahmudova ve Arif Memmedov üstlenmiştir.

"Türk Dilli Devletlerin BaşÇİlarİnİn VI. Zirve Görüşü" toplantİsİnda Kazakistan, Kİrgİzistan, Özbekistan ve Türkmenistan devlet başkanİ ve ülke temsilcilerinin RusÇa konuşmalarİ büyük yankİlara yol aÇtİ.Bu konuda görüşlerini aÇİklayan Abbas Abdullah Hacaloğlu geleceğe yönelik Çok ciddi tahliller yaptİ.

Abbas Abdullah Hacaloğlu "Şiirler" isimli eserini de bize hediye etti. "Kara" motifini bu derece iyi işleyen başka şiir görmedik. Tapmacalİ Garagalpag Nağİlİb bu şiirde :

Bu, Garagalpag
Bu, Garagapapag
Bu, Garappag
Bu, Garabağ
Bu, Suhara
Bahİram
Galpaglara
Papaglara
Sulara
Dağlara
Bağlara
Hamİsİ gapgara
Gara, gara,gara...
Bu gara ne demek?
Gara; böyük demek.
Böyük galpag,
Böyük papag,
Böyük bağ,
Böyük su,
Böyük dağ...
Böyük, böyük, böyük...
Böyüklük de bir yük.

Gara daha ne demek?
Gara hİrslİ demek, acİglİ demek.
Hİrslİ adam,
Acİglİ baş
Dumanlİ dağ,
Saralİp solan bağ,
Delisu...
Ele bu?
Yoh.
Gara - yuhu,
Gara - gorhu,
Gara - yara,
Gara - daş...
Bir de
NeÇe neÇe
Bakİlİ
Gazahlİ
Nukuslu
BorÇalİ gara daş
Bir de eyni atadan anadan töreyen
NeÇe neÇe
Oğuz,
Gİpcag gardaş.

Türk Devletleri liderleri toplantİsİnda ev sahibi sİfatİyla ikinci konuşmasİnİ yapan Azerbaycan Devlet Başkanİ sayİn Haydar Aliyev "...Biz aynİ köke, aynİ tarihe, aynİ kültüre sahip bir Atanİn evlatlarİyİz" diyordu. Biz sayİn H. Aliyev'in Çok daha farklİ mesajlar veren konuşmalarİna da şahit olmuştuk. Farklİ mahiyetli konuşmalara değişen zaman mİ sebebi oluyor yoksa ortam mİ? Bunu anlamak pek kolay değil. Ancak bize düşen bir yİl kadar evvel televizyonda izleyip yazİmİza aldİğİmİz tespitlerimizi şimdi yazİmİza almaktİ.

Bakü Kalesinde Şirvanşahlar Saray, önünde halk sanatÇİlarİnİn yaptİğİ gösteri Çok nefisti. Burada ilkin Dede Korkud'dan bazİ bölümler özel dekor ve kostümler iÇinde seslendirildi. Sonra müzik ve folklor sunuldu. Burada Celbezerli Aşİk Meşedi Nebiyev ve 72 yaşİna rağmen bütün davetlilerin ayakta alkİşlayİp elini öptüğümüz Hanİm Hacİyeva'yİ dinledik.

Bakü'de Dede Korkut'un havasİ her tarafta estirirdi. Duvarlar afişlerle süslendi. Azerbaycan'İn yazİlİ basİnİ sempozyumu yakİndan izledi. Tv. ve Rd. Kanallarİ Çeşitli programlar yaptİ. Dergi muhabirleri türkologlarla röportaj yaptİlar. Bu vesile ile Bakü'ye gelen bilim adamlarİ, Bakü üniversitelerinde toplantİlara alİndİ. Bol miktarda kitap değiş tokuşu yapİldİ.

Sayİn cumhurbaşkanİ Haydar Aliyev'in davetli türkologlara Gülistan sarayİnda verdiği akşam yemeği de nezihdi. Yemek masalarİ, türkologlarİn geldikleri ülkeler esas alİnmayarak karİşİk düzenlenmişti. Ben Azerbaycan kabinesinden bakanlar ve R.F Türkologlarİ ile birlikte idim. Gecede, Çok seviyeli Azerbaycan Türk musikisi de vardİ. Bir hayli maytap atİldİ.

Parklarda ve alanlarda Çocuklar iÇin eğlence düzenlenmişti. Muharemlikle de birleşen halk evinde yaptİğİ yiyecekleri ikram ediyorlardİ. Yer yer ateşler yakİlmİştİ. Şehirde bir eğlence - bayram havasİ hakimdi. Özel giysili bayan süvariler gösteri yapİyorlardİ. Köylerden eğlence iÇin deve getirilip bezenilmişti.

Bir Çok özel yer gibi "Samet Vurgun Adİna Azerbaycan Devlet Rus Dram Teatrİ" da özel İşİklandİrİlmİştİ.

Hazar Gölü kenarİnda Türkiye'nin Azerbaycan BüyükelÇiliği tarafİndan verdiği 3 saat süreli öyle yemeği hakikaten şahane idi. İkramda adeta kuş sütü eksikti. Büyük ElÇimiz Ecvet Tezcan ve eşleri hanİmefendi davetlilere Çok samimi bir ev sahipliği yaptİlar. Prof.Dr. Dursun Yİldİrİm hocamİz burada Hazar'a sacİ yaptİlar. BüyükelÇiliğimizde bu bayrama doğal olarak katİldİlar.

Türkolog dostum Abbas Abdullah'nİn ziyaretine gittik. Türk Devletleri Cumhurbaşkanlarİnİn Zirve Toplantİsİnda, liderlerin RusÇa konuşmalarİ ve Türk konuşmacİlarİn da "Türk" yerine "Türk Dilli" halklar tabiri kullanmİş olmalarİ yankİlarİnİ sürdürüyordu. Basİn Abbas Abdullah'dan görüş alİyordu. Bu vesile ile RusÇa'da bay anlamİna gelen Tavarişin başlangİÇta zengin anlamİna geldiğini davarİ olan , mal davar bakan anlamİnda TürkÇe ve Türkler iÇin kullanİlan bir kelime olduğunu öğrendim. Bu arada Azerbaycan aydİnİ Türkiye'nin Azerbaycan'da RusÇa kitap basmasİndan rahatsİzlİk duyuyor. İzahlarİ bize makul geldi.

Abbas Abdullah anlatİyor, "Bir Arap, Arap aleminden bahsederken (Arap dilli) demiyor. (Arap devletleri) diyor. Neden biz Türk dilli devletler diyoruz, anlamak mümkün değil.....Dil insanlar arasİnda birbirilerini anlamak iÇin vardİr.... Devlet ihtiyacİ, vatandaşİn ihtiyacİnİ karşİlamak iÇindir.... Bir millet Türk ise, anlaşİp ihtiyaÇlarİnİ karşİlana bilmesi iÇin konuşulan dilin TürkÇe olmasİ gerekir....Burada güzel bir tabir öğreniyorum."AlÇak gönüllülük alÇaklİğa varmamalİ", "Azerbaycanlİ benim kardeşim anlamİnda mİdİr? Bu anlamda kullanamazsİn. Zira Gürcistan'da yaşayan Türk'e de Azerbaycanlİ kardeşim demek gerekir ki, o senin Gürcistan'daki Türk kardeşindir." Hakikaten Gürcistan'da Gürcistanlİ olur. Gürcistan'daki Gürcü olmayan kimse Gürcü değil ise o Gürcistanlİ mesele Türk'dür.

Abbas Abdullah'İn ASAM da bir seri konferans vermek üzere Ankara'da olmasİnİ ne kadar Çok isterdim. Bize 27 Nisan 1997 günlü Nokta dergisini gösterdi. İstanbul'da Azerbaycan Konsolosu iken, Ruslarİn Ermenilere verdiği silahlarİn dökümünü Nokta'ya vermişti.

Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanİ Anar konuşmasİnda, Bu günün maneviyat Bayramİ olduğunu, Türk destanİ Dede Korkutun Yunan medeniyetinden eski olduğunu, Dede Korkut'un Türk halklarİ edebiyatİnİn temel ortak eseri olduğunu, Dede Korkut Akademisinin kurulmasİ gerektiğini, Dede Korkut'un manevi düşüncenin taşİyİcİsİ olduğunu belirtip sözlerini "Dede Korkut'un ruhu yanİnİzda olsun" ifadesi ile bitirdi.

Azerbaycan'da gözleyebildiğimiz bir husus da Haydar Aliyev'in TürkÇülük itibariyle yerini henüz iyi tespit edilemediğidir. Sayİn H.Aliyev'in TürkÇülüğe yaklaşİmİ zamana ve zemine göre Çok değişiyor. Onun TürkÇülüğe yaklaşİm tarzİndaki farklİlİğa şartlar mİ zorluyor. İÇ ve dİş siyasetin onun TürkÇü yapİlanmaya yaklaşİmİnda etkisi nedir? Yapİlan eleştirileri tam olarak hak ediyor mu? Ben hiÇbir liderin gölgesi veya düşmanİ olmadİm. ÖlÇüm Türk kültür milliyetÇiliğidir. H. Aliyev itibariyle şunun farkİndayİm ki, o istemese Azerbaycan'da milli arayİş ve şuurlaşma bu denli yol alamaz. Rotasİnİn değişik olduğunun farkİndayİm. Katİlmadİğİm yönleri de Çoktur. Ancak yeterince anlaşİlabildiğini de sanmİyorum.

Haydar Aliyev konuşmasİnda; bu bizim milli azatlİk bayramİmİzdİr. Dede Korkut halklarİmİzİn 1300 yİllİk malİdİr. Türk dilli halklarİn halk kültürünün azametini gösterir.Türk Dilli Devlet Birliği dün yapİldİ. Birlik halklarİmİz iÇin zaruri idi... Milli, medeni,tarihi hisselerimizi berk ederiz. Dede Korkut bizim ulu babamİzdİr. Ulu ecdadİmİzdİr. Dede Korkut halkİ sulha barİşa davet eder. .....Ermeniler toprağİmİzİn % 20'sini işgal etti. 1 milyondan fazla insanİmİz evsiz, yurtsuz kaldİ. Biz meseleyi sulh yolu ile halletmeyi seÇtik. Dede Korkut prensiplerine bağlİlİğİmİzİ bu vesile ile de aÇİklİyoruz. Neticeler büyük Türk milletine Çattİrİlacaktİr... Bu saraya Dede Korkut evlatlarİnİn kurmuş olduklarİ devletlerin Başkanlarİ gelmiştir.

Türkiye'den uzun süre bulunmuş diplomat Türkolog dostum Abbas Abdullah "Hakikat Limited Şirketi", yayİnlarİndan "İngiliz Casusunun İtiraflarİ ve İngilizlerin İslam Düşmanlİğİ" isimli M. Sİddİk Gümüş tarafİndan hazİrlanmİş bir eserin iÇ kapağİnİ bize gösterdi. Kitap İstanbul'da 1999 yİlİnda basİlmİştİ. Kitap'da ; "Bugün yeryüzündeki insanlar üÇ kİsİmdİr." denildikten sonra aÇİklamasİnİn 3. maddesinde "Münafİklar Müslüman olduklarİnİ söylerler. İmanlarİ ve bazİ ibadetleri Ehl-i Sünnete benzemez.Hakiki Müslüman değildirler." denilmekteydi. Bu satİrlarİ buraya olayİ aÇİklayabilmek iÇin dahi olsa, aktarmaktan hicap duyuyorum. Bilindiği gibi Azerbaycan Türkü İslam'İn faklİ iki mezhebini yaşamaktadİr. İsminde "Casus" ifadesi geÇen bir eserinin bu tür aÇİklamalara yer verdiğini anlamak bize zor geldi. Bu tür tespitleri yaptİkÇa , polemiğe yol vermeksizin teşhir etmenin yararİna inanİyoruz.

Benzeri bir olayİ da RusÇa veya Kiril harfli bir duvar takviminde yaşadİm. Kiril harflerinden kopmağİn kolay olmayacağİ aÇİktİr. Bazİ haller de mesajİ Rus dili ile vermek zorunda kalİnabilir. Nitekim dilde fikirde işte birlik prensiplerinin dilde sağlanabilmesi iÇin Anadolu TürkÇesi, yerel Türk dili ve RusÇa'nİn bir arada kullanİlmasİ doğal karşİlanabilinir. Fakat Saatli Maarif takvimi tarzİnda RusÇa takvim basmayİ anlamak pek kolay değil doğrusu. Bu tür tespitleri tartİşmak ilişkiyi daha iyi kİlmak itibariyle zaruridir.

Sempozyuma İran İslam Cumhuriyetinden "Kitabİ Dede Korkut'ta Kuran-i Kerim Ayet ve Surelerinin İnkasİ" isimli bildirisi ile katİlan Dr. Eli Eser Zerdüşt, Deli Dumrul'un Allah'a yakarİşİnİ besmele ile başlayarak okuyunca salonda hava değişti. Adeta herkes ;
"Yucalardan Yucasan,
Kimse bilmez necesen.
Görklü Tenri,
Nece cahiller seni
Gökde arar,
Yerde ister.
Sen hud mümünler gönlün desen.
Daim turan cebbar tenri
Bagi kalan settar tenri
Menim canİmİ alur olsan, sen algİl!
Ezrayİle almağa goyma gİl"

Dedem duasİnİ dinlemek istiyordu. Bazİlarİna göre Tenrinin burada aÇİklanan "Görklü", "Daim", "Cebbar", "Baki", "Settar" gibi sİfatlarİ destan İslamileştirildiği iÇin sonradan katİlmadİr. Bize göre ise Türklük İslam'dan evvelki inanÇ istemlerindeki Tenri de tek Tanrİ anlayİşİnİn bir tezahürü idi. Ayrİca biz Deli Dumrul'un bir veli kişi olduğu kanaatindeyiz. Nitekim BorÇalİ yöresinde hak aşİklarİna "halk delisi" denilmektedir.

Dede Korkut Sempozyumu sadece tarihten ortak bir sahife olarak Türk halklarİnİn birleşmesinde etkili olmakla kalmamİş, adeta her Türk kesim kendisini Dede Korkut atmosferine taşİmİştİr.

Bakü'de dostumuz DoÇ. Dr. Yunus Nesipli ile görüştük. Kendisi ASAM Kafkasya Masasİ Gürcistan sektörünü bir dönem yönetmiştir. Bize; Necef Guliyev'in "Vatan ve Halk Namİna" Bakü 1981, Mehdihan Vekilov'un "Ömür Dedikleri Bir Kervan Yol", Bakü...., Merkezi Asya Ve Kafkas Dergisi 7. sayİsİ; V.O. Klyuzevskiy'nin "9 ciltlik Külliyatİ" Bakü, 1990; "Tiflis Üniversitesi" Bakü, 1998, B.M.Dancik, "Yakİn Doğu", Moskova, 1976, isimli eserlerini ASAM kitaplİğİ iÇin hediye etti.

8 Nisan 2000 tarihlinde "Bakü Türk Şehitliği" aÇİldİ. Biz, resmi aÇİlİştan bir gün evvel şehitliği ziyaret etmiştik. Burasİ Anadolu ve Azerbaycan Türk şehitlerinin Ermenilere karşİ 16 Eylül 1918 tarihinde Nuri Paşa (Killigil) komutanlİğİnda savaşta verdiği şehitlerin anİsİna dikilmişti. Şehitlik Azerbaycan'İn en büyük şehitliği olan Bakü Şehitler Hiyabanİ'nda Türkiye ve Azerbaycan devletleri tarafİndan yapİlmİş. Anİt Mezar ve şehitlerin mezarlarİ ile isimlerini iÇeren plaketten oluşmuştu. Burada Anadolu Türklüğünü temsilen Anadolu'nun doğu ve güney doğusu dahil her kesiminden memleket evladİ vatan ve soydaşlarİ iÇin canlarİnİ vermişlerdi.

28 Mayİs 1918 tarihinde Bağİmsİz Azerbaycan Devleti kurulmuş Kafkasya'da otorite boşluğundan istifade eden Ermeniler, ülkeyi işgale ve halkİ katletmeye başlamİşlardİr. 4 Haziran 1918 tarihinde Osmanlİ imparatorluğu ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasİnda imzalanan destek anlaşmasİ ile Nuri Paşa komutanlİğİndaki İslam Kafkas Ordusu 28 Haziran 1918'de taarruza geÇerek GöyÇay ve Salyan muharebeleri ile 16 Eylül 1918'de Bakü'nün düşman işgalinden kurtuluşunu sağlamİştİr. Savaş Şamahİ, Karabağ ve Çevresinde devam etmiştir. Ermenilerin oluşturduğu Kİzİl Orduya karşİ savaşan Anadolu Türk ordusu yaklaşİk olarak 1130 şehit vermiştir.

AÇİlİşta, Anİt Mezarİn sağ ve sol taraflarİnda Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyetlerinin dörder bayrağİ dalgalanİrken karşİ yönde yeni caminin minareleri arasİnda her iki Türk devletinin bayraklarİ keza dalgalanİyordu. Merasime her iki ülkenin Cumhurbaşkanlarİ, askeri birlikler eşiğinde katİlarak günün önemini belirten konuşmalar yapİyorlardİ.

Azerbaycan'da tespit edilen Türk Şehitlikleri Bakü'nün Merdekan ve Fatmayi
Bölgelerinde ikişer; Novhanİ ve Şamahİ bölgelerinde birer ve GöyÇay kasabasİnda üÇ şehitlik olup, ayrİca 1840-1850 yİllarİnda Gence'de şehit düşen 100-120 kahramanİmİz vardİr.

Bakü Türk Şehitliğinde ay - yİldİzlİ abide taşta; "25 Mayİs - 17 Kasİm 1918 tarihleri arasİnda cereyan eden Kafkas Harekatİnda, Nuri Paşa komutasİndaki Türk Kafkas ordusu Gence, GökÇay, Aksu, Kürdemir ve Şamahİ istikametinde taarruzlarİna devamla, 16 Eylül 1918 tarihinde Bakü'ye girerek Azerbaycan'İ; müteakiben devam eden muharebeler sonucunda Karabağ ve Dağİstan'İ düşman işgalinden kurtarmİştİr.

Bu harekatta Kahraman MehmetÇik, Azerbaycan'İn bağİmsİzlİğİ uğrunda Azeri Kardeşleri ile omuz omuza savaşmİş ve 1130 şehit vermiştir. Onlar Azerbaycan'İn her yerinde, birÇok isimsiz mezarİnda, ikinci vatanlarİnda yatmaktadİrlar.

İşte bu anİt, kardeşlik uğrunda canlarİnİn seve seve feda edip "Ayrİlİr mİ gönül candan, Türkiye Azerbaycan'dan "Düsturunu yüreklerimize perÇinleyen o muhteşem askerlerin, şehit MehmetÇiklerin Anİsİna dikilmiştir. Ruhlarİ şad olsun. 15 Eylül 1999"

Bakü Türk şehitliği merasiminde; Bakü İcra Hakimi Başİ Rafael Allahverdiev, Yarbay Ulvi 'den sonra T.C.'nin Sayİn Cumhurbaşkanİ S. Demirel konuştular. Konuşmasİnda;
"Toprak uğrunda ölen varsa vatan, bayraklarİ bayrak yapan üstündeki kandİr.... en aziz şey candİr, şehit canİnİ vatan iÇin verebilen kimsedir...Bizim şehitlerin yakİnlarİ bu şehitliği görünce, Çocuklarİnİn bu kardeş ülkenin bağİmsİzlİğİ iÇin şehit düştüklerinin unutulmadİğİnİ hatİrlayacaklar... Çekilen bayrak bir daha inmeyecektir...." demiştir.

A.C'nin Sayİn Cumhurbaşkanİ H. Aliyev yaptİğİ konuşmada .. Biz bir millet iki devletiz. Bizim dinimiz şehitleri ulu kabul eder. Peygamberimiz bir daha dünyaya gelsem şehit olmak iÇin gelirim, buyurmuşlar. Bu şehitliğin eski yeri mezarlİktİ. Şehit mezarlarİ yok edilip SSCB döneminde burasİ park yapİldİ. Buraya Azerbaycanlİ olmayan Kirov isimli bir şahsİn heykeli yapİlİp, parka da onun ismi verilmişti. Son dönemde şehitlik yaptİğİmİz bu mekanda Türk askeri ile Azerbaycan kahramanlarİ bir arada yaşİyorlar" demişti.

1920'lerde Bakü Türk Hükümeti burada şehitler iÇin bir anİt yapİlmasİ iÇin karar alİr. Sonra araya SSCB dönemi girer. İngilizler 1994-1995'de Azerbaycan yönetimine müracaat ederek burada askerlerinin öldüğünden bahisle bir heykel yapmak isterler. Yönetim bu talebi olumlu cevaplamİştİr. Azerbaycan aydİnİ İngilizlerin Ermenilere destek olduklarİndan hareketle karara tepki gösterirler ve aydİnlar muvaffak olurlar.

Bakü- Şamahi güzergahİndan Bakü Çİkİşİna 12 km. mesafede bir Türk şehitliği daha vardİr. Türkiye'nin Bakü BüyükelÇisi bu şehitliği sİk sİk ziyaret etmektedir. İfade edildiğine göre rahmetli hocamİz Prof. Dr. Ayhan Songar'İn kİzlarİ olan Sefire hanİmefendi de burada bir hayİr işlemiştir. Bölgenin halkİ, diğer şehitliklere olduğu gibi burasİnİ da geleneklerine göre ziyaret etmekte burada da adak adamaktadİr.

Tiflis yolculuğumuz Bakü'den başladİ. Akşam treni ile yola düştük (Çİktİk). Bakü-Ahstafa arasİnİ trenle kat ettik. Saat 21.00. trene bindik ve sabahleyin 06.00 da Ahstafa'ya vardİk. Sonra minibüsle Kazak'a gittik. Samet Vurgun'un köyü Yukarİ Salahlİ'nİn yanİndan geÇtik. Yol arkadaşlarİ Seyfettin Altaylİ ve Eli Şamil ile Samet Vurgun'un ruhuna fatiha hediye ettik. Köyler temiz ve bakİmlİ idi. Hayvancİlİk ve tarla ziraatİ yapİlİyordu. Her tür meyvenin yetiştirildiği mümbit toprağİ ve uygun iklimi vardİ. Uzak'tan "Göyezen Dağİ" görünüyordu.Vurgun'un bu dağa yazdİğİ şiiri okuduk;

"Göylere baş Çekir
Göyezan dağİ
Akşam aÇİk olur
Ayİn gabağİ"
Karayolunun her iki tarafİ sağlİ sollu kilometrelerce ağaÇlandİrİlmİştİ. Bu uygulamayİ dağİlmİş Sovyet topraklarİnda Çok sİk görebiliyorsunuz. Bir ara Anadolu'da da denenmişti. Bu kİş Çok Çetin geÇmiş, doğal gaz olmayİnca halk ağaÇlarİn bir kİsmİnİ keserek İsİnmak zorunda kalmİş.

Eğetinden geÇmekte olduğumuz Avey Dajda yapİlan arkeoloji Çalİşmalarİ ile M.Ö. 4000 ait olduğu ifade edilen, İskitlere ait bulundular tespit edilmiş. Artİk seyahatimiz Kazak'tan başlayarak Kür Çayİ boyunca devam edecek. Osmanlİ dönemine ait köprü ve kervansarayİ resimledik. İÇinden geÇtiğimiz köylerde hayvanlar dİşarİya Çİkarİlİyordu. Rutin bir yaşam iÇin söylenen "sabahtan giyiniyoruz akşamdan soyunuyoruz" veya "sabah nahİra akşam ahİra" sözü burada da kullanİlİyor. Daş Salahlİ köyünden geÇiyoruz. 18. yüzyİl şairlerimizden Molla Veli Vidadi de Yukarİ Salahlİ'lİdİr. Ayrİca Adalet Nesipov'da bu köydendir. Karayolunun kuzeyindeki yolun adİ Karayazİ. Kuzey ve kara bana Türklükte renk ve yön bağlantİsİnİ hatİrlatİyor. İÇlerinden geÇtiğimiz köylerin şahsi malİ olan bahÇeleri bakİmlİ ve muntazam. Bütün evler Çatİlİ ve Çatİlar saÇ kaplİ. HiÇbir evin üstü toprak dam değil. Ev duvarlarİna tezek yapİştİrİlmamİş. Bölge, Karapapak Türk bölgesi olarak biliniyor. Yolumuzun ilerisinde Hiram Çayİ var. Kür nehri ile birleşecek. Kenarİnda Hiram Köprüsü ve Hiram köyü var. Gürcistan sİnİrİna girdikten sonra BorÇalİ bölgesi başladİ. İlk köy Kosalİ idi. Sonra Alget Çayİ, BorÇalİ yolunun solunda 200 km mesafede Türkiye - Ardahan'İn Posaf ilÇesi var.BorÇalİ Posaf arasİ bölge Türk bölgesi.Karayazİ bölgesi de Türk bölgesi. Burada Gürcü yok. Karayazİ ve KaraÇöp arasİ 80 km. Burasİ da Türk bölgesi. Gürcistan'da başka Türk bölgeleri de var. Bu arada, KepenekÇi, İlmerzel, KeÇeli; KeÇeli ile Türkiye-Kars-Çİldİr arasİ 150 km. Gideceğimiz köy iÇin tekrar taşİt değiştirip taksiye biniyoruz. Hava hayli soğuk "Camİş kİran soğuklarİ" başlamİş 3-4 gün süreceği ifade ediliyor.

Ev sahibimiz Derviş Osman'la sohbet ediyoruz. Anlatİyor, "Bizde Gaga baba veya ağabey anlamİnda kullanİlİr". Gürcüden nadiren kİz alİrİz. Gürcüye kİz vermeyiz. Sovyetler döneminde şehir merkezlerinde Ermenilerden kİz alan Türkler olmuştu. Şimdi yoktur. Türk köyüne Ermeni köyünden gelin getirilmez, o erkeyi köylü köyden kovar"

Gaga kelimesi bana Posof yöresinde eş anlamda kullanİlan "dada"yİ hatİrlattİ. BorÇalİ bölgesinde dede anlamİnda dada kelimesinin kullanİldİğİnİ gördüm. Ancak burada Dede ile Baba hiyerarşisi yer değiştirmiş. Büyükbabaya değil babaya dede deniliyor. Dadaloğlunu hatİrladİm, muhtemelen orijinali Dadaoğlu idi. Yani kardeş ağabey anlamİna geliyordu.Erzurum'daki dadaş kelimesinin anlamİ da aynİ mantİkla izah edilebilir.

Derviş Osman, anlatmaya devam ediyor. Cigirtgeni (İsİrgan otu) bizde derman sayİlİr. Sovyet döneminde her hanenin 1-2 dönüm arazisi olurdu. O dönemdeki hayat (evin önündeki bahÇe) herkesin kendi elinde kaldİ. Köy dİşİndaki arazileri Stalin'den evvel halk rahatlİkla kullanİyordu. Stalin ağİr vergiler koydu. Vergisini ödeyemeyenin elinden zirai arazi alİndİ. Kolhoz ekmeye başladİ.... Babam rahmetli komünizmi bir türlü benimseyemedi bana "siz komünistler yalancİsİnİz, yalancİsİnİz, yalancİsİnİz, talancİsİnİz, talancİsİnİz, talancİsİnİz, ahİrda da /sonunda dilencisiniz, dilencisiniz, dilencisiniz" derdi, demektedir.

Köyde halkİn morali Çok yüksek.Kür suyundan köy hidroelektrikle aydİnlanİyor. Kür üzerinden kurulmuş santrallerden elektrik alİnİyor. Ekonomik hayatİn zorluğu yeni kuşaklarİn Bakü'ye göÇmelerine neden olmuş. Ancak aile reisleri milli konularda Çok şuurlu. HiÇ kimse köyünü tamamen boşaltmayİ düşünmüyor. Yeni kuşaklarla ebeveynler arasİnda saygİya dayalİ, sevgiye dayalİ Çok seviyeli bir anlayİş ortamİ var. Köylerin iÇerisinde komşuluk duygusu Çok yüksek. Komşu köyler iÇinde fevkalade ahenk var. Köy halkİ köye gelmiş yabancİya Çok müşfik. Köyün hanİmlarİnda kaÇ - göÇ yok, aşİrİ bir tesettür de yok. Köylerde sosyal hayatİ planlayan aksakallar var. Derviş Osman bunlardan birisi. Türk köylerinden gitmek isteyen 1000 ailenin göÇünü iknacİ konuşmalarİ ile engellemiş. KüÇeli köyü ormanİn ve Kür nehrinin kenarİnda halk ormanda ve nehrin kenarİnda avlanİyor. Çöl horozu (Girgöl) ve sülün Çok oluyor. Bir Çok av hikayesi dinledik.

Gürcü yönetimi bölgeye Gürcü yerleştirmek istemiş. Ayrİntİlİ planlar yapİlmİş, yeni köy yerleri belirlenmiş ve Gürcüler iÇin bedava evler yapİlmİş, kendilerine arazi verilip maaş bağlanmİş. Bir kİsİm evler Gürcü göÇmenlerle şenlendirilmiş. Ancak yapİlan mesela 500 evden 50'si kullanİlmaktadİr. Gürcüler bölgeye uyum sağlayamamİşlar. Bu tür yerleşim yerleri büyük ölÇüde boştur.

Bir iddiaya göre Gürcü yönetimi bir dönem KİpÇak Türk bölgesine Oğuz Türklerini iskan etmeyi deneyerek, Türk kavimleri arasİnda ihtilaf Çİkarİlmasİnİ amaÇlamİştİr. Ancak bu bilgiyi teyit edecek kaynağa rastlamadİk. Ayrİca Gürcistan Türk halkİnİn KİpÇaklİk Oğuzluk gibi bir sorunu da yoktur.. Onlar milliyetlerini Türk dinlerini İslam bilmektedirler.

Derviş Osman dört gün bize hizmet eden eşine sesleniyor. "Ay öy üyesi" (Ay ev sahibi) Evin sahibi, Evin hanİmİ sabah namazİ ile kalkİyor, kapİyİ bacayİ süpürüp ayvanlarla ilgilendikten sonra samavar kalİyor Çayİn suyunu salİyordu (semavire su koyup onu yakİyordu). Aydİnİmİz Anadolu'da da eşlere "evin sahibi" şeklinde hitap edilmesinin iltifat olduğunu bu tabirin derinliklerinde eski inanÇlarİn izleri olduğunu hala bilinememiştir. Ev yiyesi evin hatunu, hanİmİ anlamİndadİr. Türk halkİ bir yönetici devlet başkanİna "Han", "Hanİm" ve bir de eşine "Hanİm" demiştir.

BorÇalİ Türk bölgesi aşİk muhitidir. Kars yöresinin meşhur ozan İslam Erdener bu köydendir. Çİldİr - Kars'İn meşhur Aşİk Şenliği halk aşİğİ Hasta Hasan bu köydendir. Köyde ismi, Pir Sultan Abdal olan insan var. Ayrİca insan ismi olarak "Ana Kİz" muhtemelen Çocuğu yaşamayan ailelerin bir buluşudur. Ana Hanİm isimli şairin şu dörtlüğü ilgimi Çekti:

"Hayat hayat
Hallarİn hayat hayat
Gezersen ömrün artar
Gezmesen hayat hayat"
Belki Çok gezdiğimiz iÇin bu dörtlük Çok hoşumuza gitti. Seyahat edenin felah bulacağİ anlamİnda ki hadisi andİrİyor. Halk ozanlarİnda ele alİnan konular ya bir ayet veya hadis oluyorlar.

ÇerÇevede bilhassa dağ köylerinin mezarlİklarİnda bir dönem Çok sayİda koÇ koyun heykelli mezar taşİ varmİş. Gürcü yönetimi ifade edildiğine göre bunlarİ toplatmİş. Muhtemelen yok olmamalarİ iÇin müzelere alİnmİşlardİr. BaşgeÇit nahiyesinin Hamamlİ köyünde hala koÇ heykelleri bulunmaktadİr.

BorÇalİ yöresi Türklerinde, Kars'tan tanİş olduğum "Ay Atam anam" tabiri Çok sİk kullanİlİyor.Bu kalİp bazen "Ay Atam" bazen de "Ay Anam"şeklinde kullanİlİr. Esasen "A" veya "Ay" öneki kelimelerin başİna gelir mesela "Ay babam" "Ay oğul" gibi. Yakİnlİk ve sevgi ifadesidir. İtibar edilen kimsenin "ata" ve " ana" ile bir tutulmasİ, atanİn itibarlİ kabul edilmiş olma zihniyetinin bir ürünü olmalİ. "Ata Kültü" ile izah edilebilir. A veya Ay hitap şekline gelince kelimenin orjinali Ay ise, Aya gök tengri inanÇ sistemi döneminde Onun kutsal kabul edilmesinden de olabilir.

Türkiye televizyon kanallarİ Azerbaycan ve Gürcistan'da büyük ölÇüde izlenebiliyor ve izleyici buluyor. Özellikle Azerbaycan'da Anadolu TürkÇe'si Azerbaycan TürkÇe'si ile etkileşime girmiştir.

Gürcistan Türkleri Türk Tv. Kanallarİndan özel programlar yapmalarİnİ bekliyorlar. Türk kanallarİnda kendilerinin ve sorunlarİnİ izlemek istiyorlar. TRT Dİş Haberler'in yayİnlarİ Gürcistan Türklerinde izlenilmektedir. Bize sokulan bir Karapapağ Türkü "Azerbaycan ve Türkiye'den TIR'larla Ermenistan'a gİda maddesi gidiyor. Türk hükümetinin bundan haberi var mİ? TRT dİş yayİnlara yazsak olur mu? Türkiye'nin Ermenistan'a gİda satmasİ bizi Çok üzüyor." Demişti. Hakikaten bu tür duyumlar halkİn üzerinde moral bozucu olmaktadİr.

Türkiye'nin radyo ve televizyon kanallarİnİn İran'da İran Türkleri tarafİndan Çok İsrarlİ takip edildiği bilhassa müzik kasetlerinin Çok rağbet gördüğünü öğrendik. Bir arkadaşİmİzİn ifadesine göre, İran'İn resmi ve özel Tv. Kanallarİ da Türkiye Türk musikisine yer veriyormuş.

TRT, haber programlarİnda ise, mahiyeti R.F. yanlİ haberler verilirken; onlarİn Rusya kaynaklİ olduğunu zikretme vermesi Türk izleyiciler üzerinde hayal kİrİklİğİ yapmaktadİr. STV ve TGRT'nin yayİnlarİnda ahlak kurallarİna daha fazla dikkat eden yayİnlar olduklarİ kanaati hakimdir. Bu durum beğeniye yol aÇmaktadİr. Gürcistan ve Azerbaycan'da beni duygulandİran bir husus da Galatasaray Futbol takİmİmİzİn gösterdiği başarİnİn bu yörenin Türklüğünde yarattİğİ gurur oldu. Halk büyük tezahürat göstermiş, Bakü'nün, büyük mitingler dahil son 10 yİl iÇerisinde başka hiÇbir olayda bu denli coşku göstermediği, halkİn televizyonlarİn başİndan ayrİlmadİklarİ anlatİldİ.

Rustavi, Gürcistan'İn Azerbaycan istikametinden gelinirken Tiflis'den önceki ilk büyük şehridir. Nüfusu 200-300. 000 iken enerji, hammadde, piyasa ve işletme yokluğu kapanan zavotlar sonucu ölü bir şehir durumuna düşmüş. Hala devam etmekte olan büyük göÇ dalgalarİ şehri bitirmiş. İşsiz ve aÇ halk binalarİ kapİ-pencere söküp talan ediyor. Yakİn zamanlara kadar Bakü ve Kazak vilayetlerinin halkİ bu şehrin % 50 halkİnİ oluşturuyordu.Buraya Tiflis'in kapİsİ gözü ile bakİlİyor. Akkehle , Kavakhele, BorÇalİ bölgesi, Soganlİk gibi Türk yerleşim yerlerinin Türk halkİnİn Rustavi ve Bakü'de evleri vardİ. Buralara genÇler vurmağa (rakİ iÇmek , kadeh tokuşturmak) gelirlerdi.

Tiflis Gürcistan'İn Gürcü şehri ama, aynİ zamanda bir az da Türk şehri. Bu şehrin eski ticaret merkezlerinden birisi hala Türklerin yaşamakta bulunduğu "Şeytan Pazarİ" dİr. Kür nehri burada Deli Kür ismini almİş. Tiflis büyük ölÇüde Amasya'yİ andİrİyor. Kür'ün bir yakasİ dik yamaÇlİ derin kayalİk vadiden oluşuyor. Kür'ün üzerindeki eski bir Osmanlİ camisini yİkmİş taşlarİndan köprü yapmİşlar. Gürcüler resim, mimari ve heykelcilikleri ile övünüyorlar ki, haklarİ da var. Şehirde Çok kilise var. Gürcülerin Çok dindar olduğu söyleniyor. Esasen, alfabelerine dokundurmayan Gürcülerin mimari ve dinlerine de dokundurmadİklarİnİ görünce , SSCB döneminde ne olmuş ise bizim Türklerimize olmuş.

Osman Osmanoğlu (Derviş Osman) benim fazla duygulanmİş olmandan etkilenmiş olmalİ. Bir bayatİ okudu:
"Bende vur
Apar meni bende vur
Zülfünle kemende vur
Elli yara yar vurup
Esirgeme sen de vur"

Gürcü kİzlarİ Çoğunlukla uzun boylu. Keza kİsa boylu Gürcü kİzlarİ minyon tipli oluyorlar. Bu tiplerin Çoğunlukla gözleri yeşil ve yüz hatlarİ Çok muntazam. Çok ağİr, hanİm Hanİmefendi; alİmlİ kİzlarİ var.

Gürcistan'da Tiflis Kalesine Çİktİk. Restore değil de kayalarİn kale yamacİndaki evlerin üzerine düşmemesi iÇin tedbirler alİnİyordu. Kalenin eteğindeki XIV.y.y. ait Cuma Mescidini bütün yönleri ile resimledik. GenÇler öğle namazİna giriyorlardİ. Sayİn Prof. Dr. Kİrzİoğlu Tiflis'teki tarihi bir camiyi resimlememizi bizden istemişti. Yanİlmİyorsam resmi Çekilmesi istenilen cami yİkİlarak taşİndan köprü yapİlan cami idi.

Kalenin eteğinde oymalİ dİş kapİ motifleri yeraltİ hamamİ ve kaplİcalarİn resmin Çektik. Milliyeti konusunda Gürcülerle Türklerin ihtilaf halinde olduklarİ ünlü ressam Pir Osman heykelinin resmini Çektik. Kalenin eteğinde Gürcistan Türk Halk Artisti İbrahim Isfahanlİ'nİn maskİnİn önünde toplu resim Çektirdik.

Gürcistan BüyükelÇimizi Tiflis'deki makamİnda Gürcistan'da fİrİncİlİk yapan Batİ Anadolu'dan bir hemşehrimiz, Derviş Osman, Eli Şamil,Seyfettin Altaylİ ile birlikte ziyaret ettik. ElÇilik binasİ eskiden tiyatro binasİ imiş. Bu binayİ bizimle birlikte üÇ ülkenin büyükelÇileri kullanİyor. Binaya girebilmek iÇin ilk polis kontrolü dİş kapİda oluyor. Sonra polis kontrolünde pasaport ve Çanta aramasİ kİsmİna geÇiliyor. Daha sonra 3 veya 4. kattaki Türk BüyükelÇiliğinin kapİsİna refakatÇi alarak giriliyor. RefakatÇi misafirlerin büyükelÇilik binasİna girişini sağlİyor. Bu binanİn iÇ koridoruna aÇİlan bir odayİ Atatürk Araştİrma Merkezimiz, Gürcistan bağlantİlİ olarak hizmete aÇmİş. Gürcistan'daki Türk ve Gürcülerin Atatürk'ü tanİmak isterlerse kitap olabilmeleri iÇin burasİ hazİrlanmİş.

Gürcistan BüyükelÇimiz T.C.'nin Gürcistan'daki prestijinin Çok düşük olduğunu itibarİmİzİn Ermenilerden dahi sonra geldiğini söylüyor ve kendince sebepleri sİralİyor. Biz Sayİn BüyükelÇimize Azerbaycan Folklor Enstitüsü, BorÇalİ Yöresi Halk Ozanlarİ Birliği ve ASAM olarak bir kültürel etkinlik gösterebileceğimizi teklif ediyoruz. Tiflis TİKA Başkanİ Cengiz Örün bey görüşümüze prensip olarak katİlİyor. Hangi ay yapİlacağİ, kaÇ kişinin katİlacağİ, kaÇ kişinin nerelerden katİlacağİ takribi maliyeti üzerinde duruluyor. Gelişmeler olurken ASAM İn 2000 yİlİ itibariyle programİnİn dolu olduğu görülüyor. Türkiye'den Karadeniz Teknik Üniversitesi ile bazİ üniversitelerin TÖMER Başkanlİğİ konuya sİcak bakİyorlar.

Tiflis'te Karadeniz Üniversitesine gittik. Rektörü Prof.Dr.Mustafa Akdağ ve hocalarİ ile tanİştİk. Bize üniversiteyi gezdirdiler. Sİnİflarİ kantini, bilgi işlem merkezlerini konferans salonlarİnİ gördük. Burada İsmail Özsoy'a Hasan Kanbolat'dan selam götürmüştük kendisini yerinde ziyaret ettik. Burasİ......

Tiflis Karadeniz Üniversitesi iki yeni fakülte daha aÇmak istiyor. Bunlardan birisi uluslar arasİ ilişkiler olacak. Bize, ASAM, kendileri ve Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi , Tiflis'teki Gürcü üniversitelerinden birinin iştirakİ ile bölge ülkelerinin ilişkilerini güÇlendirebilecek bir sempozyum iÇin işbirliğini teklif ettiler. Görüşlerine biz de katİlarak teklifi paylaştİk.Ancak ASAM İn 2000 yİlİ programİ dolu olunca Karadeniz Teknik Üniversitesi bu dayanİşmaya olumlu yaklaştİ, ancak sonuÇ alamadİk.

Gürcistan dönüşünde Ahİstafa'da Bakü trenine binmeden evvel Eli Şamil, beni ve Seyfettin Altaylİ'yİ Hüseyin Arif'in mezarİna götürdü. Oğlu ile birlikte yatİyorlar. Güneş batmadan, güne şer karİşmadan yetişmek iÇin koşturduk. Fatiha okuyup rahmet diledik. O semtte Eli Şamil'in dostu Firdovsi Hasanov'un evine gittik. Zaten Azerbaycan Eli Şamil'in Gürcistan Derviş Osman'İn dostlarİ ile dopdolu. Bu evde bize ikramda bulunuldu. Sohbet ettik. F. Hasanov'un hukukÇu oğlu arabasİ ile bizi trene saatine yetiştirdi.

Azerbaycan'da tren yolculuğu; sİvİ (iki kişilik yataklİ vagon) kupe (yataklİ) biz bunula gidip-geldik, plaskart ve nihayet umumi vagonlarla yapİlİyor. Türkiye Demiryollarİnİn 50 yİl evvelki seviyesinde idiler.

Dönüşümde beni Bakü Tren İstasyonunda Cafer Cabbarlİ heykelinin önünde Rauf İsmailov karşİladİ. Bir hayli zahmetimi Çekti ve hava alanİndan da o yolcu etti. Bakü'den Gürcistan'a giderken tren yolu güzergahİmİzda ; Bileceri, Karadağ, Elet, Hacİkabul, Lek, UÇar, Yevlağ, Göran, Zaralİ, Gence, Delimemmedli, Şamhor, Deliler, Alabaşlİ, Tavuz, tren istasyonlarİnİ geÇip Akİstafa istasyonunda indik. Tabiat cennet gibi idi.

Derviş Osman bize Gürcistan'da Türk kültürel hayatİnİn anlattİ. "..... Gürcistan Aşİklarİ Hubeyş Tiflisi'den bu yana (o dönemden günümüze kadar ) Tiflis Medeniyet Merkezi olmuşlar. Azerbaycan ve Türkiye'den bir Çok ziyalİ (aydİn) göÇüp buraya gelmiştir. Bunlardan Mehemmed Ağa Şahtahtİlİ, 19 yaşİnda iken Kuran-İ Kerimi Almanca'ya Çevirmiştir. Tiflis'te Şarkİ Rus isimli gazeteyi Çİkarmİştİr. Erivan'dan seÇilerek Duma'ya katİlmİştİr. ... Mirze Fethali Ahundov, Abbas Gulu Ağa Bakİhanlİ, Celil Memmed Guluzade, Mirze Şefi Vazi'nin Gabirleri Tiflis'tedir. ... Tiflis canişinlik (Eyalet Merkezi) idi. Canişin bölgeyi Rusya adİna idare eden demekti....

Tiflis Çok sayİda şair ve yazar yetiştirmiştir. Bunlardan bazİlarİ Abdullah Şaik Talİpzade, Neriman Nerimanov, Ayvaz BorÇalİ, Abbas Abdullah Hacaloğlu, İsa İsmailzade, Habir Hüseyinov, Vilayet Rüstemzade, Zelimhan Yakup, Sabir Eliyev, Bunlarİn hepsi BorÇalİ'dan yetişmiştir. Gürcistan'dan ise Alihan Binnetoğlu, Arif Mustafazade, Valih Hacİyev, Behram Mehti, Tarİyel Garibli, Surettin Memmedli yetişmiştir. Bunlarİn arasİnda halen hayatta olan Osman Ahmetoğlu veya Osman Osmanlİ yakİndan tanİma imkanİ bulduk. Derviş Osman diye bilinen Osman Ahmetoğlu'nun evinin salonundan Türk bayrağİ asİlİdİr. Bizde onun bizi misafir eden eşi hanİmefendi ile resmini Çektik. Şurasİ muhakkak ki, Derviş Osman olmasa idi, biz ne BorÇalİ'da ne Tiflis'de o verimli temaslarİmİzİ yapabilir ve ne de hayal dolu olsa da tasarİlarİmİz olamazdİ. Emekli öğretmen olan Derviş Osman, Azerbaycan ve Gürcistan Resmi Uzvi-Gürcistan Aşİklar Birliğinin sedri, Azerbaycan Aşİklar Birliğinin Sedr Muavini'dir. Dini hayatİ tam yaşayan, yobazlİğa karşİ, Türklük şuuru yüksek Nigariliğin saygİn temsilcilerindendir. Bir hayli şiiri vardİr. Aynİ zamanda mahalli milletvekilidir. Şevardnadze BorÇalİ'ya gelince halkİ temsilen onunla görüşmüş ve kendisine bir Türk sazİ hediye etmiştir. Mert bir terekemedir. Çocuklarİna babasİnİn koyduğu İsrafil,Cebrail gibi islami isimlere ilaveten o da beherine Savalan gibi bir TürkÇü ismi koymuştur.

Gürcistan'İn yetiştirdiği diğer Türk edip ve şairleri Medet Çoşkun, Seyfettin Seyfelidir. BorÇalİ aydİnlarİ ,Anadolu'da halk ozanİ olarak bilinen yeteneklere ; söz şairi veya el şairi demektedirler. Bunlarİn isimleri ise; Şair Ağacan;

"Bölgeye Türkiye'den gelmiş, sonra Sibirya'ya sürülmüş, oradan kemikleri gizli-saklİ yöntemlerle tekrar BorÇalİ'ya getirilmiş SSCB döneminde rejimin baskİsİndan Çekinildiği iÇin kemikleri 8 yİl evinde bir sandİkta muhafİza edilme zorunda kalİnİnmİş. Daha sonra evin sahibi olan kİz kardeşi ölünce, Şair Ağacan BorÇalİ'da tekrar defn edilmesi sağlanmİştİr. Bize göre Şair Ağacan ve benzerleri milletimizin gerÇek kahramanlarİdİrlar. Bunlarİn tespit edilerek gün İşİğİna Çİkarİlmasİ bizim borcumuzdur. Yeni nesillere vatan sevgisi başka nasİl anlatİlabilir.? Türkün Anadolu'da, Azerbaycan'da, Gürcistan'da aynİ kaderi paylaştİğİnİ Çocuklarİmİza nasİl anlata biliriz. Şair Ağacan gibiler hayatlarİ ile destan yazmİşlar , bizler o destanlarİ kaleme alamİyoruz."

BorÇalİ'nİn diğer el şairleri; Tehteli Novruz, Fahralİ Şair Nebi, KaraÇöplü Aşİk Musa , Şair Medet, Yetim Mahmut, Cemile BorÇalİ, Eli Fahralİ, Hİnlİ Memmed, Aşİk Emrah (95 yaşİnda ölen Emrah Dede, Türk Ozan Emrahlar zincirine bir halka daha eklemiş İmkan bulup mezarİnİn resmini Çekmek isterdim.) Aşİk Hüseyin SaraÇlİ, Aşİk Kemandar Efendi, Aşİk Mehemmed Sadaklİ, Aşİk Ahmet Sadaklİ, Aşİk Nurettin Kasİmlİ, Aşİk Gülabi Hİnhİm Memmedoğlu, Aşİk Termeyhan, Aşİk Heveskar, Aşİk Sayat, Aşİk Elşat, Aşİk Hİdİr, Aşİk Aslan, Aşİk Alhan Karayazİlİ (90 yaşİnda ölen Ozan Lenin'in heykeline 10 kurşun atİp, 10 yİl hapis yatmİştİ) BorÇalİ mahalİ Aşİklar yurdu. Sağ olsunlar Bakü'de ilgili uzmanlar imkanlarİ nispetinde bölge ile ilgileniyorlar. Türkiye'deki ilgililerin yüzü ağ olsun! Bu vesile ile Erbil Kerkük Türk Kültürü mühiti ile yakİndan ilgilenen Azerbaycan'daki dava arkadaşlarİma da teşekkür ediyorum. Türklüğün beka meselesi bir kültür meselesidir.Türk kültürüne başlangİÇta Fars ve Arap kültürü musallat edilmişti. Şimdi de Ermeni ve Türklükten koparİlmak istenen Kürtlük eklenildi. Türkün hasmİ coğrafya tanİmİyor ise, Türkler de siyasi sİnİrlarİ aşİp kültür sİnİrlarİ iÇerisinde mücadele alanlarİ seÇmelidirler. Halk ozanlarİ ve el şairleri kültür emperyalizminin bölemediği, inkar edemediği, dejenere edemediği bir alandİr. Türk dünyasİnda bu gerÇeği en evvel anlayan Başkurt Türkleri olmuş, halk-el ozanlarİnİ okul müfredatİna almanİn yollarİnİ araştİrmİşlardİr. BorÇalİ Ozanlarİ şuurlu bir gelenek geliştiriyorlar. El aşİklarİnİn ismini eli ile birlikte anİyorlar. Bu toponomi ile onomastiği birleştirerek milli bekanİn hizmetine sokmaktİr.

1890'larİn BorÇalİ kazasİ dört büyük nahiyeden oluşuyordu.100 yİl evveli itibariyle bunlar; Lori, BorÇalİ, Trialet ve Yekaterinin Felt nahiyesi idi. Bunlardan Lori; şimdi Ermenilerin elindeki Tummonyan, Noyemberyan, Stepanavan ve Tasİr rayonlarİndan meydana gelmişti. 19 yy. da BorÇalİ; Lüksemburg, BorÇalİ, BaşgeÇit, Türkoba XI-XIII yüzyİllar da Gürcülerden Türklerin eline geÇmiştir. Bu yöreye XIX yy. da Tatar-Türk bölgesi deniyordu. Lori, 1918-1920'de BorÇalİ'dan ayrİlİp Ermenistan'İn eline geÇti. 1918 yİlİnda Ahİska Türkleri Türkiye Cumhuriyetine müracaat ederek Türkiye ile birleşmek istediğini aÇİkladİ.. 17 Aralİk 1918'de Ermeni-Gürcü Savaşİ oldu. 31 Aralİk 1918'de Ermeni ve Gürcü birliklerinin bulunduğu yerler Ermeni-Gürcü sİnİrİ oldu.

BorÇalİ'nİn; Eğrikar dağİ,YİrganÇayİ'İn üstündeki sİradağlar, Uludaş, Saatli Kenti, Candar, Ağköprü, Opret, Hocormİ, Bertazar, Sadaklİ, Sadaklİ İstasyonu ,Tepe Dağİ, Hankaya, Palutlu, Blaş Dağİ, Celalaoğlu ihtilaflİ arazi olarak kabul edildi. Burasİ Türk bölgesi iken sonradan Ermenilerin eline geÇmiştir. Bu ihtilaflİ bölgeyi Ermenilere SSCB vermiştir.

14-18 Kasİm 1944 de Stalin'in Türklerden boşaltİp Ermeni ve Gürcülerin yerleştirildiği bölge; Aspinze, Ahİrkelek, Ahİska, Bagdonofka , Adİgun isimli 5 ilÇe idi.. Bu bölgenin güneyi ve güney batİsİ Türkiye Cumhuriyetinin topraklarİ ile birleşik idi. Buranİn batİsİnda Acarya, Kuzeyinde Gürcistan, doğusunda Ermenistan vardİ.

Şubat-Mart 1988'de ise SSCB nezaretinde Ermenistan'a ayrİlmİş bölgedeki; Agbaba, Şüreyil, Calaoğlu, Dağİlnazlİ, Serdarap, Hamamlİ, Zengibasar, Verdibasar, Eşderek, Dereleyeş, Zengezur, Göyce, Devecik, Karakoyunlu, Lori, Pempeh, Şemsettin bölgelerindeki Türk-Kürt Müslüman yerli halk boşaltİldİ. Bunlarİn % 95'i Azerbaycan'a % 5 de RF ve Gürcistan'a gönderildi. Bari bunlar Gürcistan'da kalabilselerdi. Bulgaristan Türklerinin Türkiye'ye şuursuzca kabulünde Türkiye'nin gösterdiği bize göre isabetsiz politikayİ, bu göÇ itibariyle de Azerbaycan gösterdi.

Bütün bu felaketleri daha sonra nüksedecek olan Karabağ olaylarİ izleyecektir. İlkin Dağlİk Karabağ ve sonra Aran Karabağ Azerbaycan Türklerinin elinden Ermenilerce gasp edilecektir.

BorÇalİ'ya bu adİ, XV. yüzyİlda buraya gelmiş BorÇalİ isimli bir Türkmen taifesi veriyor. Buranİn vilayet olmasİ 1604'de Şah Abbas zamanİnda oluyor.18 yüzyİldan evvel "BorÇalİ Mahalİ" Gence Beylerbeyliğinibn terkibinde idi.Çok daha evvel M.S 200 yİllarİnda BorÇalİ ve Kazak Çaylarİ boyunca Hazara, Kuman atlİ göÇebe kabilelerinin izleri tespit ediliyor. Bölgedeki Türk varlİğİnda esasen bir kesinti yok. 1064'de SelÇuklu Sultanİ Alparslan'İ burada görüyoruz. 1886 yapİlan ahali sayİmİna göre 33.770 nefer BorÇalİ'da Türk vardİ. Bizim muradİmİz BorÇalİ tarihini anlatmak değil. Ancak yazİmİza aldİğİmİz BorÇalİ'yİ tarih, nüfus ve yönetim olarak tanİtmak istedik. Daha geniş bilgi iÇin "Şurettin Memmedli, ParÇalanmİş BorÇalİ. 1918 Ermenistan-Gürcistan Muharebelerin Acİ Rehberi, Bakü, 1991" künyeli esere bakİlabilir.Dostumuz Derviş Osman'İn kitaplİğİndan temin ettiğimiz bu eseri ASAM yayİnİ olarak Anadolu Türk okuruna kazandİrmak istiyoruz.

Türk kolejinin Türkistan'da oldukÇa cazibesi var. Ancak BorÇalİ bölgesi Türkleri "bu okullarİ Gürcistan Türkleri hak ediyorlar, fakat bu okullar maalesef Tiflis'te aÇİldİ" demektedirler. Gürcistan yönetimi ise, "Türkiye'de bir Gürcü hangi dille konuşur ve nereye gider, TürkÇe konuşur ve camiye gider değil mi? Gürcistan'da da Gürcüce konuşulur ve kilisiye gidilir." Şeklinde düşüncelerini aÇİklamaktadİrlar.

BorÇalİ bölgesi Türklerinde büyük aile tipine de rastlanabilmektedir. Evli Türk Çocuğu ve torunlarİ ile birlikte aynİ evde yaşayan aileler var. Evlerin büyük Çoğunluğu iki katlİ oluyor. Duvar Çeper iÇerisine alİnmİş bahÇelerde meyve ve sebze bahÇeleri hayvancİlarİn barİnak ve yem depolarİ var. 7 köyün bir muhtarİ oluyor. Muhtarİn bulunduğu köyde doktorluk da bulunuyor. Muhtarİn başlİca görevi vergi toplamak. Her köyün 8 yİl olan okullarİ var. Devlete ait bir Çok bina gibi okullar da bakİmsİz Tamamen boşalmİş harabeye dönmüş okullar gördük. Köylerden şehirlere, şehirlerden yurtdİşİna yaygİn bir göÇ var. BirkaÇ köy evinde 5-6 yüksek tahsilli kimseyi görmek mümkün. Köylerin % 50-60'İ yüksek tahsillidir. Zirai hayatİn her türlü bedeni işlerini de bizzat bu insanlar yapİyorlar.

BorÇalİ'nİn Kepenek ve Keşeli köyleri halkİ da diğer Türk köyleri gibi şakacİ, güler yüzlü, TürkÇe'yi bütün incelikleri ile kullanan , edep-adap, töre bilen, Çevre ile ilişkileri düzeyli, gözü tok, sabİrlİ, hamdlİ, toleranslİ, evleri eşikleri üstleri başlarİ temiz insanlar. Köyün doğal gaz şebekesi var,ancak parasİzlİktan atİl halde 6 okullarİ var.Bir kİsmİ yİkİlmaya yüz tutmuş hasta hanelerinin durumu da aynİ.

Derviş Osman'İn evinde ve misafir olarak alan Çalİşmasİ iÇin gittiğimiz 10-12 evde bize hep doğal , leziz, temiz, taze gİdalar ikram ettiler. Günlük yumurta, günlük süt, ev yapİmİ reÇel, pekmez, bal yedirdiler. Tabiattaki otlardan Çok iyi yaralanmasİnİ biliyorlar.Buralarda; Pişikotu, Ebem gömeci, kuş yemişi, kuş ekmeyi, Çoban ekmeyi, türbek, gamgal, kuşkonmaz, gİcİrdiken (İsİrgan) toplanİp Çeşitli şekilde besin maddesi olarak tüketiliyor.

Bu gün Gürcistan Cumhuriyeti'nin sİnİrlarİ iÇerisinde bulunan Ahİska bölgesinin Türkleri Stalin zamanİnda Tacikistan, Özbekistan, Kİrgİzistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan Rusya'nİn muhtelif yerlerine hiÇbir makul sebep olmadan siyasi amaÇlarla sürgün edilmiş, yerlerine Ermeniler iskan edilmiştir. Muhtelif vesilelerle değindiğimiz bu konu Kafkasya Türklerinin İzdİrabİdİr. 1989 yİlİnda cereyan eden Kokant olaylarİndan sonra Ahİska Türkleri yurtlarİna dönmeye başlamİştİr. Her ay 1-2 aile de olsa göÇler devam etmektedir. Gürcistan'İn AB girmesi konusu görüşülürken Ahİska Türklerinin yurtlarİna dönmeleri kendilerine şart olarak koşulmuştur. Ahİska Türklerinin yurtlarİna dönmelerinin sağlanabilmesi iÇin Gürcistan'a 5 yİllİk bir süre tanİnmİştİr. Ermenilerin Güney ve Kuzey Karabağ'da gösterdikleri vahşet sonucu bir milyonu aşkİn kaÇkİnİ Azerbaycan yerine BorÇalİ KaraÇöp ağİrlİklİ bölgeye iskan etmiş olsa idik, bize göre daha isabetli olurdu.

Biz "Ulug Türkistan Notlarİ" isimli kitapÇİğİmİzda Ahİska Türkleri konusuna yerinde yaptİğİmİz tespitlerden hareketle geniş yer verdik. Ayrİca Ahİska Türklerinin halk inanÇlarİnİ oldukÇa muhtevalİ bir makalemizde ele aldİk. Ahİska Türkleri konusu bize göre Azerbaycan ve Türkiye'nin Kafkasya politikasİnİn özünü teşkil etmelidir.

Azerbaycan Türklüğünden bazİ aydİnlarİn Gürcistan Türklerini Azerbaycan'İn dİş politikasİ kapsamİnda görme gayreti var. Bu tutum BorÇalİ aydİnlarİndan bazİ kimselerce uygun bulunmuyor. Gürcistan Türklerinin Çekiştirilmesini değil, problemlerinin Çözümlenmesini istiyorlar. Bize göre Gürcistan Türklerinin sorunlarİ ile Azerbaycan, Türkiye ve bütün Türk Dünyasİ ilgilenmeli. Ne kadar destek verilir ise o kadar iyi olur. Bölgeyi değil, sorunlarİ sahiplenmek durumundayİz. İhtilaf değil, ittifak zamanİdİr. Yarİş Türkiye veya Azerbaycan adİna değil, Türklük adİna yapİlmalİ. Yükseltilecek bayrak Türklüğün bayrağİdİr hasİm tavrİnİ Türk kesimlerinden birine karşİ değil, Türklüğe karşİ koymaktadİr.

Azerbaycan'İn bazİ aydİnlarİnda züğürt tesellisi denilebilecek bir haleti ruhiye var. Bu hali Anadolu Türklerinde de görüyoruz. Yapİlan değerlendirmelerde; efendim Ermenilerde nüfus artİşİ azmİş, Ermenilerde göÇ varmİş Ermeni bölgesi Türk kesimlerce coğrafi olarak sarİlmİş. Bize göre gerÇek Çok farklİdİr. Ermenilerin güney ve kuzey Karabağ'İ yani dağlİk Karabağ ile Azerbaycan Cumhuriyetinin diğer topraklarİnİ gaspetmiştir. Stalinin Ahİska'dan sürdüğü Türklerin yerini fiilen işgal ederek Gürcistan'İn iÇerisinde Ermenistan'a arka bahÇe oluşturmuştur. Çİldİr- Posof yöresine coğrafi bağİntİsİ olan Ermenistan'daki Türk köylerini boşaltarak Türkiye'den bağİntİyİ kesmişlerdir. Böylece Azerbaycan ile Anadolu arasİndaki Gürcistan Türk bölgesini kaldİrmİşladİr. Ermenilerin Gürcistan iÇerisinde oluşturduklarİ Ermeni bölgesinde bugün 500 bin Ermeni yaşamaktadİr. Nisan ayİ iÇerisindeki Gürcistan Devlet Başkanİnİn bölgeyi ziyaretinde başİna Ermeniler tarafİndan yumurta atİlmİştİr. Bölgeye Gürcü Polisi girememekte bölgede Gürcü parasİ geÇmemektedir. Bölgenin idareci valileri tamamen Ermenidir. İddiaya göre bölgeye batİdan dolar yardİmİ da gelmektedir.

Diğer taraftan bir Ermeni gazetesi anket yaparak okuyucusuna; NahÇİvan'da yaşamak ister misin? NahÇİvan iÇin nelere katlanİrsİn, NahÇİvan senin iÇin ve derece önemli gibi sorularla tahrik yapmakta kamu oyu oluşturmaktadİr.

Gürcistan da bulunduğum Türk köylerinde Ermenilerin 24 Nisan'İ dünyaya "Ermeni Kİrgİn Günü olarak Subut etmeleri" Çok üzüntüye yol aÇİyor. Neden gerÇeği anlatamadİğİmİza hayİflanİyorlar. Bana;
"Türkiye Devletinin iki uydusu var. Televizyon kanallarİnİz buralardan seyrediliyor. Türk aydİnİna ne oldu. Bu imkanlar başka bir milletin elinde asla bütün gerÇekleri Çİplaklİğİ ile anlatİrlar. Türk aksakallİlarİndan yeni uşaklar (Kuşaklar) bunun vebalini sorarlar. Türk aksakallİlarİ Türk devletinin verdiği imkanlarİ kullanamİyor" diyorlardİ.
Gürcistan da " Gürcistan AB ne girdi, giriyor diye yaygİn şaiyalar var. Başka bir yerden teyidi yapİlamayan bu bilgilerin kaynağİnİ da bulamadİk. İfade edildiğine göre A.B'ne girecek olan Gürcistan'a insan haklarİ konusunda daha duyarlİ olmasİ iÇin baskİ yapİlmİş ve Ahİska Türklerinin yerlerine dönebilmelerini sağlamalar iÇin de 5 yİllİk bir süre verilmiştir. Bu baskİ Avrupa konseyinden gelmiş olabilir.

Ermenilerin Muhtar vilayet olan Azerbaycan'İn Dağlİk Karabağ vilayetini istila etmelerinden daha sonra Aran Karabağ'İnİ istila ettiğini; böylece Kelbeser, LaÇin, Kubatlİ, Zengezur, Fuzuli ve Ağdam'İ Çevreleri ile birlikte Rus desteğinde işgal ettikleri bilinmektedir. Bölgenin Ermeni halkİ geÇmişte yapİlan bir oylama da %70 ile Ermenistan'dan yana tavrİnİ koymuştu. Bugün ise %30 Ermeni halk Ermenistan dan yana %70 i ise, Ermeni yönetimine karşİdİr. Türk aydİnİ Ermenistan'daki gelişmeleri yetirince yakİndan takip edememektedir. Ermenistan yönetimine talip dört Ermeni mafyasİ arasİndaki Çelişki bölgedeki gelişmeler itibariyle fevkalade önemlidir.

"Kafkasya'da sulhun sağlanabilmesi iÇin; Azerbaycan, Ermenistan arasİndaki gerginliğin kaldİrİlmasİ Gürcülerin kendi iÇ direnişlerinin giderilmesi gerekir. Bunlardan sonra iktisadi, medeni ve siyasi dayanİşma başlayabilir. GeÇmişte Dağİstan'la ÇeÇenistan'da bu prosese giriyordu. R.F'nda ÇeÇenistan savaşİndan sonra dayanİşma durdu. Özellikle basİn alanİnda iyi bir dayanİşma vardİ. Bu amaÇla konferanslar düzenliyor randİman da alİyorduk. Beynelhak teşkilatlarİ bizi anlİyor, ancak proseselere yanaşmİyorlar. Beynelhak teşkilatlarİ engellemelerden bekleneni veremiyor. Balkan deneyimi bekleneni vermiyor. Balkan sorunu ciddi Çözüme kavuşmaz ise, Kafkasya da Çözüm Çok zor olur... Kendinin Muharremlik de zincir ile, vuran İran Türkü bu oto dinamizmden yola Çİkarak Azerbaycan iÇ siyasetine dair dinlediğimiz bir değerlendirmeye göre: Azerbaycan da en güÇlü muhalefet Musavat Partisidir. Musavat, Cephe'den kuvvetlidir. Azerbaycanda Cephe (AHCP) si kitleye hakimdir. Musavat ise, aydİn kesim de güÇlüdür. Ancak Musavat Partisi'nde aydİnlar sosyalistler grubu, liberaller grubu ve komünistler grubu olarak ayrİlmİştİr. İran faktörü Azerbaycan aydİnİ itibariyle ayrİ bir husustur. Biz Çözümü AHC gibi demokratikleşme de bulunuyoruz. Azerbaycan da R.F ve İran yanlİ kesimler de etkilidir. Biz Kafkas Evi tasarİsİnda İsrarlİyİz. Bu görüşümüz Gürcistan da taraftar bulmaktadİr. Ermenistan bu dayanİşmayİ bozdu. İktidardakiler bu siyaseti önlediler. Kafkas Evi dayanİşmasİ Gürcistan kesimi dahil Kafkasya'da Faaldir. Ermenistan henüz devreye girmedi. Basİn mensuplarİ gidip gelmektedir. Azerbaycan ve Türkiye Türküne de vuracak .....R.F İslam Türk halkİ İran yanlİ olanlar ve İran yanlİ olmayanlar olarak ele almakta ihtilafa sokmaya Çalİşmaktadİr. ..... Avrasyacİlİk fikri esasen R.F nun fikridir. Göstermelik bir yaklaşİmdİr. Avrupa'dan destek almİş olsa da ciddiye alİnmamalİdİr. ......R.F ve İran dinci kesimlere yardİm verdi. T.C milli güÇlere destek vermedi... güneyi ve kuzeyi ile Azerbaycan Kafkasya'nİn en büyük devletidir. Azerbaycan petrolden evvel de vardİ, petrolden sonra da olacaktİr. Petrol biter halk kalİr."

Büyük bir kİsmİ İbrahim İbrahimli beye ait olan bu aÇİklamalarİ tema tema tartİşma imkanİ bulamadİk. Bu eksiklik diğer mülakatlarİmİzda da oldu. Ancak yine de Türk okuru itibariyle paylaşİlacak kesitler olduğu kanaatindeyim.

Bir diplomat dostumun değerlendirmesine göre;
"T.C nin ambargo adİna Ermenistan kapİsİnİ kapamasİ nafiledir. S.Demirel'in beyanatlarİ afakidir. T.C Ermenistan'a resmen hava koridoru vermiştir. ABD ve Avrupa buraya istedikleri malİ sokuyorlar. T.C Ermenistan'a kara ve deniz yolunu da aÇİp Ermenistan'dan NahÇİvan - Azerbaycan kapİsİnİn geÇişini istemelidir.....T.C nin - Ermenistan'a kapİ verirsem Azerbaycan darİlİr - sözü de boştur. İran Ermenistan'İ besleyip mal satİyor. Azerbaycan yönetimi İran'a tepki göstermiyor ki..............Esasen Türkiye'den Gürcistan'a giden otobüsler Ermenistan'a da yolcu taşİmaktadİr. ........Bir iddiaya göre, görünürde Gürcistan olmakla beraber Ermenistan'a Azerbaycan'dan yapİlan petrol sevkiyatİ H. Aliyev adİna yapİlmaktadİr. ...Karabağ Ermenilerinin hiÇbirisi Ermenistan'a bağlanmİş olmaktan memnun değillerdir. Hepsi gergindir, hepsi bu gelişmeden pişmandİrlar.... Gürcistan ve Karabağ Ermenileri ve Ermenistan'a sonradan katİlan Ermeniler diğer Ermenilere nazaran daha refah iÇinde yaşamaktadİrlar. Bunlara adeta bilinmeyen bir yerlerden mali kaynak gelmektedir. Bunlara "Sİnİr Ermenileri"deniliyor...bazİ Çevrelere göre Gürcistan Ermenistan'İndan yani Ahİska bölgesi Ermenilerinden göÇ başlamİştİr."

".........1920 lerde Lenin (Rusya milletlerin hapisanesidir) diyordu. Azerbaycan'İn kurtuluşunu kutlarken Neriman Nerimanov'a telgraf Çekiyordu....... bağİmsİzlİk haberleri yaygİnlaşİnca bu defa Lenin, (ulusal bir dayanİşma Çevresi kuralİm) dedi. Bu daha ziyade, usulen oluşturulmuş bağİmsİzlİğİnİ yeni kazanmİş ülkelerin bağİmsİz bağlantİlarİ görünümünde idi. Öyle bir intiba bİrakİlmİştİ. GerÇeğin Çok farklİ olduğunun anlaşİlabilmesi iÇin, o dönemin yeni Rus Emperyalizminden kurtulabilmek iÇin 70 yİl beklenilmesi gerekti.....bugün de R.F'nun yaptİğİ aynİ şeydir. SSCB dağİlma döneminde kaÇİnİlmaz olan hareketleri karşİsİnda fazla direnmedi. Sonra BDT kuruldu...... ve nihayet başa dönüldü. Bağİmsİzlİklarİnİ ilan etmiş olan milletlerin hepsi teker teker R.F nun ekonomik ve siyasi boyunduru altİna giriyorlar. Ermeni ile İran ve Gürcistan ile Türkiye sİnİr güvenliği bu gün ikili anlaşmalarla R.F tarafİndan sağlanİyor."

"...........ÇeÇenistan yönetimi bir anlamda ihanet iÇerisindedir. Uygulanİlan politika ÇeÇenlerin topyekün mafhİna yol aÇmİştİr. Bugün ÇeÇenistan'İn direnen güÇleri arasİnda sadece samimim ÇeÇenler mi var sanİlİyor. Vonlarİn arasİnda Rus ,Rus İngiliz yanlİlarİ ve komünist ÇeÇenler de var... Kafkasya da imha edilmek üzere bir halk seÇilmeli idi. ÇeÇenler bu duruma birÇok bakİmdan uygundurlar... Direniş temayülü olan diğer halklara bir ders verilmiş oldu. Dudayev zafere koştuğu gün ölüme hak kazanmİştİ ve öyle oldu... ElÇibey ve SSCB'ine ve karşİ bağİmsİzlİk mücadeleleri veren liderlerinde sonu aynİ oldu. Hatta slav olanlarİn akİbeti de öyle olmuştur. Bu hususun tahlili R.F nun politikasİnİ ortaya koyabilmek iÇin yeterlidir."

".............R.F bölgede yeniden Emperyasİnİ canlandİrİyor. Ruslarİn Kafkasya da bu güÇleri var. Ancak R.F nun ekonomik, feodal sorunlarİ var. Reformlarİnİ realize etmesi lazİm. R.F ekonomik krizini ÇeÇen savaşİnİ araya sokarak kapatmak istiyor. Amacİ büyük devlet intibasİ bİrakmaktİ... ÇeÇenistan yarİ bağİmİz iken acele etti. Vahabilik ve Fundamantatalizm intibasİ bİrakİnca alabileceği yardİmlardan ciddi şekilde yoksun kaldİ... R.F ise, Dağİstan'da İslami devlet kurulmasİnİ istemeyişini müdahalesine vesile yaptİ... R.F'nu Ermenistan'İ kullanarak Azerbaycan ve Gürcistan'İ da tehdit ediyor. R.F Ermenistan faktöründen hareketle Avrupa ve Amerika'da prestij arİyor. Ermenistan R.F tarafİndan kullanİldİğİnİn farkİndadİr. ...İran ile R.F arasİndaki dayanİşma adeta gizli bir pakt şeklindedir. Rusya bu dayanİşma da Ermenistan'İ da yanİna aldİ... Bölge ülkelerinde ekonomik faktör siyasi faktörün önüne geÇmiştir... Ekonomik girdiler halka inemiyor. Gürcistan'da petrol boru hattİ konusu bir sürpriz yapabilir... Türk ekonomisi bölgede beklenileni vermedi... Trans Kafkas tasarİsİnİn pek uygulama şansİ yok. Zİttİyetler, ihtilaf unsurlarİ giderek artmİştİr... İran'İn tehdit unsuru olmaktan Çİkarİlmasİ İran'İn iÇ sorunlarİ ile mümkündür. Güney Azerbaycan konusu önem kazanmaktadİr. Karabağ konusu ve Ermenistan'İn R.F ndan destek görmesi itibariyle pek şanslİ bir proje olarak görünmüyor... T.C nin ilgili Türk Devletleri ile olan münasebeti şahİslar bazİnda olmuştur. Cemiyetler bazİnda temas yeterince sağlanamamİştİr. Bu da iplerin Çabuk kopmasİna yol aÇtİ."

"Kafkasya'da Çok dolaşan gazeteci bir dostumu sohbette gündeme getirdiği konularİ da yazİma almak istiyorum. "Rusya Federasyonu, ÇeÇenistan savaşİ cephesine asker sevkedebilmek iÇin 1 yİl evvel Karabağ'dan askerini Çekti"

"Azerbaycan yönetiminde üst seviyede bir grubun R.F ile ÇeÇenistan savaşİndan Çİkarİ vardİr. Zira savaş devam ettikÇe satİlan petrolün kayİtlarİ kontrol edilebilmektedir."

"Afganistan'dan ÇeÇenistan'a para ve silahlİ güÇ yardİmİ olmuştur. R.F nunu ÇeÇenler Kafkasya da oyalarken, Taliban kendi üzerindeki Rus baskİsİndan kurtulmuş olmaktadİr."

"KaraÇay - Çerkezki'nin Çerkez bölümü KaraÇaylar'dan ayrİlİp Stavropalla birleşip, Stavropal iÇerisinde Özerk statü istiyorlardİ. Ancak olmadİ."

"Dünya Çerkez Kongresinin başkanİ KaraÇay- Çerkezki'deki Abaza ve Çerkez halklarİnİ birleştirmek niyetinde idi. Adİk Hose Teşkilatİ Başkanİ, KaraÇay Çerkezki'nin milletvekili Boris Akbaşev bu hareketin başİnda idi. Ancak muvaffak olamadİ. Hareket tutmadİ. SSCB döneminde KaraÇay- Çerkezki'de bütün devlet organlarİ Çerkezlerin elinde idi. 1944 de KaraÇay'lar Sibirya'ya sürülünce bütün güÇler ortak Cumhuriyetin Kafkasya'da kalan Çerkez kesimin eline geÇmişti. Bu hal 1990 a kadar böyle devam etti. Çerkez -KaraÇay ihtilafİ son dönemde Suriye'den körüklendi."

"Sİtanİslav Muhammedoğlu Şemyenof, SSCB döneminde Savunma Bakanlİğİ'nİn üst düzey görevlisi olmuş, Genelkurmay Başkanlİğİ yapmİş, emekli bir general iken; son seÇimlerde KaraÇay-Çerkezki'nin Cumhurbaşkanİ olarak seÇilmesi, Cumhuriyetin Çerkezki bölümünde büyük korku yarattİ. Bu şahİsİ KaraÇay milliyetÇileri desteklediler. SeÇim merkezi Cubudi idi. Burasİ aynİ zamanda KaraÇay milliyetÇilerinin karargahİ idi. Çerkezler görevden alİnmaktan korkuyorlardİ. Bu gelişmeler sonucu Çerkezler (Cumhuriyetten ayrİlİrİz, veya taleplerimizin karşİlanmasİnİ istiyoruz) dediler. İstekleri arasİnda; Başbakanİn Çerkezlerden olmasİ vardİ. SeÇimlerde ise, Başbakanlİğa bir Nagay seÇilmişti. Meclis başkanİ bir Rusdu."

"S. Muhammedoğlu Semyerof, Çerkesski diye sonradan isim verdirilmiş olan şehrin tarihi adİ olan Botalpaşa adİnİn almasİnİ istedi: Çerkezler bu öneriyi, kendi teklifleri taraftar bulmasİ halinde kabul edeceklerdi."

Ağustos 1999 da Kabartay Balkar'da Balkar Milli Kongresi yapİldİ. Bu Kongre de (Çerkezler KaraÇay'dan ayrİlİrlar ise kararİ desteklenir. Biz de Kabartay'lardan ayrİlİp KaraÇaylarla birleşip KaraÇay- Balkar Cumhuriyetinin) kurarİz, kararİ alİndİ. Eylül 1999'da tüm gelişmelere karşİ tepki gösterildi. Taraftarİn talepleri hala devam ediyor, her an gündeme gelebilir.

" Suriye'den KaraÇay'a gelen Muhammed Buday (R.F KaraÇay ve Çerkezlerden bilim adamİ bulup bölge halklarİnİn birbirine düşürüyor. Meydanİ boş bulan Rusya bölgede kendi politikasİnİ uyguluyor. KaraÇay ve Çerkezlerin menfaati ihtilafa düşmek değil, menfaatleri etrafİnda da Ruslarla karşİ birlik olmaktadİr) diyordu."

Bu seyahatimizde ilk defa not alİrken teknolojiye başvurup teyp kullandİk. ÜÇ dostumla yaptİğİm sohbette cihazİm mİzİkÇİlİk yaptİ. Kendilerinden özür diliyorum. Bütün tersliklere rağmen tespitimi yapabildiğim bilgilerden memnunum. Temas kurmak istediğim her arkadaşİmla temasİm mümkün olmadİ. Görüşebildiklerim itibarİ ile de, doğrusu ortam yeterince müsait değildi. Esasen görüşme konularİm itibariyle ciddi bir hazİrlİk yapmamİştİm. Eli Şamil beye, ulaşabileceğimiz akademisyen, gazeteci ve siyaset adamİ aydİnlarİn bölgesel olaylara dair kanaatini öğrenmek istediğimi, söyledim. Tiflis'ten yorgun dönmüştük. Cumartesi - Pazar ve Muharremlikti. Sağ olsun Eli Şamil önüme düştü,yardİmcİ oldu. Üzerinde durduğumuz konular Türk okurunun ilgi alanİna giren konulardİ.
Arif Rehimov ile kalmakta olduğumuz otelde görüştük,verdiği bilgilerde;
Rusya'nİn global politikada belirlemeğe Çalİştİğİ iki Çizgi vardİr. Bunlar ,Avrasyacİlİk ve Atlantik Bloğudur. Kafkaslarİn geleceği de bu tercihin yapİlmasİna bağlİdİr.Kafkasya'nİn bir Avrasya mekanİ olmasİndan yola Çİkarak burada Avrasyacİlİğİ yaymağa Çalİşİyorlar. Söz konusu Avrasya'da etkin güÇ Rusya'nİn kendisidir. Rusya Avrupa'dan da bazİ güÇlerin buraya katİlmasİyla razİlaşmak zorundadİr.Ama Avrasyacİlİk kuşkusuz bir örtüdür.Bu örtünün arkasİnda Rusya'nİn kendi Çİkarlarİ duruyor.

Ruslar Türk Slavyan birliği adİyla daha Çok Türk cumhuriyetlerinde propaganda yapİyorlar.Türklerin Slavyanlarla geÇmişten bir yerde olmasİ ,aynİ medeniyetten olmalarİ hatta Hİristiyanlİğİn Ruslara Türkler tarafİndan kabul ettirilmiş olmasİ yönünde geniş propagandalar başlatİlmİştİr.

Şimdiye kadar gerÇek Avrasyacİlİğİn bir eserinin bile yayİnlanmasİna izin verilmemiştir. Ne ünlü Sartinski'nin ,ne Lev Gumilyov'un,ne de başkalarİnİn eserleri yayİnlatİlmamİştİr .Ama şimdi Avrasyacİlarİn her birinin eserleri neredeyse her ay yayİnlanİyor.Komünist ideolojinin Çöküşünü takiben oluşan düşünsel boşluğu Avrasyacİlİk düşünceleriyle doldurmak istiyorlar.

Genel olarak baktİğİmİzda Avrasyacİlİğa karşİ Atlantik bloğu karşİ koyabilir.Atlantik bloğunun Kafkaslara gelmesi ise Çok geÇ kalİyor.bu sebeple de şimdiki durumda Rusya'nİn belli üstünlüğü vardİr.

____Gelişmeler sizce hangi yönde olacak?

Gelişmelerin geleceğini büyük ölÇüde ÇeÇenistan'da ,Gürcistan'da ve Azerbaycan'da Rusya'ya direnmenin derecesi belirleyecek. Eğer Rusya ÇeÇenistan meselesini Çözerse Gürcistan'a daha sonra ise, Azerbaycan'a girebilir.Bu kaÇİnİlmazdİr. Dünya ÇeÇenistan'a sahip Çİkmazsa ,Atlantik bloku ÇeÇenistan'a sahip Çİkmazsa Rusya'nİn Gürcistan'da tam oluşmasİna ve Azerbaycan hudutlarİna yaklaşmasİna ciddi biÇimde engel olmazsa, Kafkaslarİn Rusya'nİn nüfuz alanİnda kalmasİ olasİdİr.

____ Arif bey , sizce yanlİş nerede yapİldİ?

Dünya ÇeÇenistan'İ büyük oyun iÇin küÇük saydİ ve kurban verdi. ÇeÇenistan'İ Rusya'nİn iÇ işi saydİ.Oysaki, burada insan haklarİ ihlalleri var. Burada bütün bir millet soykİrİma uğruyor. Bu hiÇbir zaman hiÇbir milletin iÇ işi olamaz. Bu dünyanİn meselesidir.Dünya bu işe dur demedi. Rusya da bundan yararlanarak Kafkaslar'da kendi konumunu güÇlendirmeğe Çalİşİyor.

____ Azerbaycan Türkü itibariyle yapİlmasİ gereken ama yapİlmayan şeyler nelerdir?

Çok şey vardİ.Her şeyden önce ,Azerbaycan totaliter rejimden Çİkİp demokratik değerleri henüz benimsememiş. Değişik ideoloji arayİşlarİ geniş tartİşmalara sebep oldu.

Azerbaycan'İn ister devlet ister millet Çİkarlarİnİ korumak iÇin milli güÇler üzerinden hesap yapİlmalİydİ.Oysa milli güÇlere Türkiye'den Çok az , olabildiğince az destek verildi. 1993'ten bugüne hiÇbir destek yok. Buna karşİlİk Rusya'dan ,İran'dan dinci ,irticai güÇlere ,eski sol güÇlere Çok ciddi destek veriliyor.Azerbaycan'da ne demokratik güÇlerin ne de milli demokratik güÇlerin ciddi bir desteği yok. Sanki , kaderin umuduna bİrakİlmİşlar.Daha Çok insan haklarİ adİ ile Batİ devletleri bir şeyler yapmağa Çalİşİr. Ama insan haklarİ onlar iÇin bir perdedir. Azerbaycan'da mevcut otoriter rejimle yaptİklarİ işbirliği hiÇbir şekilde insan haklarİ kavramİyla bir araya sİğmaz. İnsan haklarİnİn Çiğneyen, demokrasiyi hiÇe sayan diktatörle yapİlan işbirliği ister istemez olumsuz etkiler doğuracaktİr. H.Aliyevin yürüttüğü politika istikrarlİ değil .Zaman zaman İranla zaman zaman Rusya ile oynadİ ,zaman zaman Batİyla oynadİ.Herbiriyle ilişkisinde değişik yükümlülükler üslendi.Herbiriyle ilişkide yalnİz kendi Çİkarİnİ gözetdi. Kendi Çİkarİ iÇin Çalİşan bu insana bu kadar destek verilmesi ister istemez Azerbaycan'İ Çok olumsuz sonuÇlara getirip Çİkardİ.
Arif Rahimov'un aÇİklamalarİnda iki farklİ Avrasyacİlİk fikrinin olduğu ortaya Çİkİyordu. Sahnedeki batİlİ bazİ Avrasyacİlar, bu kavramİ farklİ siyasi amaÇlara alet ediyorlardİ. Bu tezin gerÇek ustalarİ maksatlİ olarak ihmal ediliyordu. O'na göre Rusya ÇeÇenistan'da başarİlİ olur ise Gürcistan ve Azerbaycan da tehdit altİnda olabilecektir. Batİ alemi ÇeÇenistan'İ gözden Çİkarmİştİr. Azerbaycan'da İran ve Rusya politikalarİ doğrultusunda etkinlik gösrerirken batİ ve Türkiye Cumhuriyeti Azerbaycan'daki demokratik milliyetÇi kesime gerekli ilgiyi gösterememiştir.

Görüşlerini aldİğİmİz dostlarİn arasİnda Cemil Hasanlİ bey de vardİ.

...orada Hazreti Masume'nin anİtİ var. Benim gittiğim gün bir matem günü idi.Ziyarete gelenlerin ,ağlayarak o günü ananlarİn iÇinde TürkÇe mersiye duymak Çok ilginÇti.Duyar duymaz yaklaştİm ve Azerbaycan TürkÇe'si olduğunu anladİm.Bunlar Azerbaycan'dan illegal yollarla Çİkartİlİp İran'İn değişik okullarİnda okutulan genÇlerdi.İranlİlar acİlarİnİ sözle ,sesle dile getirirken bizimkiler kendilerine zincir vuruyorlardİ. Kanİmca bu korkulu gelişmedir.Bugün kendilerine zincir vuranlar yarİn o zincirleri bizlere Çok kolaylİkla vuracaklar. Eğer ortam oluşursa Çok rahat bir şekilde hiÇ bir şeyden Çekinmeden onu bize vuracaklar.

İran'İn şanssİzlİğİ bölgeye medeniyetle gelmemesindedir. İran bölgeye dinle gelmek istiyor. Buna karşİ ise toplumun karşİ koyma duygusu var. Azerbaycan yirminci yüzyİlİn başlarİnda irticaya karşİ büyük mücadele vermiştir. Azerbaycan aydİnlarİ fanatizmin Azerbaycan Türkünün hayatİndan silinmesi iÇin büyük işler yaptİ.Bugün o kendi ürününü veriyor. İran bu kadar büyük tebligata, akÇal desteğe ,Çeşitli özel hizmet birimlerine, sanayi ve ticaret ilişkilerine rağmen istediklerini gerÇekleştiremiyor.Bu da Azerbaycan'İn kültür düzeyi ,düşünce dünyasİ itibariyle İran'dan yüksek düzeyde olduğunu gösterir. Bu sebeple de kökten dinciliği Azerbaycan'a ihraÇ edemiyor.

Diğer taraftan İran iÇin Çok ciddi problemlerden birini Güney Azerbaycan oluşturuyor. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin varlİğİ İran iÇin her zaman ciddi problemdir.Güney Azerbaycan problemi daha yüzyİlİn başİnda, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti zamanİnda bile günceldi. 1919'da yani cumhuriyet bir yaşİnda iken ,daha yeni devletken Güney Azerbaycan'İn tüm şehirlerinde ya konsolosu ya konsolosluk ajansİ ya da temsilcisi vardİ. Ama bugün Güney Azerbaycan'İn hiÇbir şehrinde Tebriz'de dahil Azerbaycan'İn diplomatik temsilciliği yoktur. Ben arşivde Çalİşİrken o dönem konsoloslarİnİn Güney Azerbaycan'da halk arasİnda ulusal uyanİşİn belirginleştiğini ve bir Türk mefkuresi ve kuzeyde olan devletin bunlarİn öz devletleri olduğu yönünde fikirlerin oluşmağa başladİğİnİ iÇeren yazİlarİnİ okudum. Bunun devamİnda Hiyabani Harekatİ oldu.Bundan önce ise Settarhan Harekatİ olmuştu. Ama Güney Kuzey Azerbaycan'İn birbirine en yakİn olduğu zaman 1945-46 yİllarİdİr.Bu birleşmenin bir adİmİ idi. Türkiye'de de Batİda da bunu bir komünist işi olarak değerlendiriyorlar. Politika itibariyle belki de doğru olan budur.Ama düşünün ki,1939'da Beyaz Rusya birleşti,Ukrayna birleşti.Şimdi kim bunun farkİndadİr ki bunu Sovyetler Birliği ,Stalin birleştirmiş. Önemlisi odur ki ,halk birleşmiş.Bu sebeple de Güney Azerbaycan'daki gelişmeler elbette Moskova'dan ,özellikle Bakü'den yönetiliyordu.Ama Güney Azerbaycan'İn iÇinde ulusal bağİmsİzlİk eğilimleri Çok güÇlü idi.Dönemin Azerbaycan Başkanİ Mircefer Bağİrov'un aralİk ayİnİn son günü Pişeveri'ye bir mektubu var. "Hakimiyeti aldİnİz .Bundan sonrasİ iÇin ne düşünüyorsunuz:İran'İn iÇinde özerklik mi,bağİmsİzlİk mİ?" deniliyordu.Yanİtİ Çok ilginÇtir. "İran iÇinde Azerbaycan'İn özerkliğinin geleceği yoktur. Belki bu gün İran yöneticileri buna izin verecekler ama uygun ortam oluşur oluşmaz Azerbaycan'İn özerkliğine son verecekler.Biz Azerbaycan'da milli demokratik cumhuriyet oluşturulmasİ gerekliliğini düşünüyoruz. Bu cumhuriyet bir müddet bağİmsİz yaşadİktan sonra sonuÇ itibariyle Kuzey Azerbaycan'la yani Sovyet Azerbaycan'İyla birleşmelidir". Aslİnda geleceğe bakİş olarak doğru bir yaklaşİm idi. HiÇbir imparatorluk ebedi olmadİğİ gibi Sovyetler imparatorluğu da ebedi olmadİ ve dağİldİ.1945'te o adİm atİlmİş olsaydİ bugün Azerbaycan birleşik idi. 20. yy'da bu Azerbaycan'İn birleşmeğe en yakİn şansİ idi. Bu şans maalesef kaybedildi. Bir komünist işi olsa dahi o adİm atİlsaydİ ,Azerbaycan'İn birleşmesi gerÇekleşseydi bu tarih iÇin müterekki, olumlu ,adil bir adİm olabilirdi.

___Kuzey Güney Azerbaycan birleşseydi zamanİnda komünist de olsaydİlar şimdi bugünkü Azerbaycan azad olanda Vahit Azerbaycan azad olmuş olacaktİ. Bu kadar basit. Teşekkür ederim.

Cemil Hasanlİ'nİn en Çarpİcİ tespiti İran'İn İslam anlayİşİ ve yansİtİşİnİn Azerbaycan Türklüğüne siyasi bir normla sokulmak üzere olduğudur. Hasanlİ bunu bir tehdit olarak algİlİyordu ki,bize göre bu tespit sağlİklİ idi. Bu tespit, uzun zamandan beri Türkiye de yaşamaktadİr. İşin garibi Türk aydİnİ İran İslamİnİ bu yönü ile yorumlayamamİştİr. Tespit bizim iÇin Çok yeni değildi. Bu tahlili evvelce de yine Kuzey Azerbaycanda dinlemiştim. Ben Hasanlİ'nİn vahit Azerbaycan fikrinin Sovyet döneminde kaÇİrİlmİş fİrsat boyutuna da katİlİyorum.
Haydar Oğuz , Hürriyet Gazetesi yazarlarİndan, onun da görüşlerini aldİk.

Bence İstanbul Zirvesinden sonra Kafkas iki etki alanİna girdi.Güney Kafkas ABD ve Türkiye'nin ,Kuzey Kafkas ise Rusya'nİn etkisindedir. Kafkasya'nİn geleceği bakİmİndan Türkiye'ye Çok şey düşüyor. Türkiye bu bölgede ağabeyi rolünü oynayacak durumda .

Zaten Türk siyaseti de ona indekslenmiş durumda. Ama Türkiye'nin siyasetinde belirsizlikler var. Bazen Batİya doğru can atmalar var.Bazen doğuya doğru yönelmeler var.

Azerbaycan'İn Kafkasya'da rolü Çok önemli. Azerbaycan Kafkasya'nİn en büyük devletidir.Ama bölgenin bütün devletleri ile münakaşa ortamİ var. Hem de din ayrİlİğİ var. Kafkas devletlerinin hepsi Hİristiyan biz ise Müslüman'İz. Her şey yaptİrabilirler. Azerbaycan'İn iÇinde de din karİşİk . Şii var, Sünni var. İran'İn burada etkisi güÇlü olabilir. Bu anlamda Azerbaycan bir Çok devletin işine gelebilir. Her bir devlet kendi konumunu gösterebilecek durumdadİr. Şimdi Türkiye nasİl hareket edecekse ,Azerbaycan'İn kaderi de onunla bağlİ. Türkiye burada etkili olabilecek mi? Şimdilik Azerbaycan kamuoyu Türkiye'ye daha sİcak yaklaşİyor. Çoğunlukla şii olmamİza bakmayarak Türkiye'ye daha yakİn.

Türkiye Aliyev rejimini desteklemekle buradaki politikasİnda yanlİşlİklar yapİyor. Tabii ki,ekonomik Çİkarlar da var. Ama bazİ şeyler var ki, ekonomik Çİkarlardan daha önemli. Şimdi Azerbaycan petrolü yarİn biter. Ama Azerbaycan halkİ bitmez. Azerbaycan jeopolitik aÇİdan Çok önemli. Ekonomiden başka şeyler hakkİnda düşünmek lazİm. Kafkasya'nİn kaderi Türkiye'nin bölgede yürüttüğü siyasete bağlİ. Ermenistan'la aramİzdaki münakaşalar bitmeden Kafkasya'da durumun iyileşmesi imkansİz. Ekonomik ilişkiler bakİmİndan karİşİk bir bölge.

__ Putin'in gelecekteki politikasİ ne olabilir?

Rusya'ya Güney Kafkasya ile ilgili izin vermeyecekler. İstanbul Zirvesi sonrasİnda gelişen olaylar onu gösteriyor.Ben bir tehlike zannetmiyorum. Ama Türkiye'nin,ABD'nin bölgede yürüttüğü siyasete bağlİ. Şimdi Rusya'ya Kuzey Kafkasya'yİ verdiler. ÇeÇenlerin katliamİ da onu gösteriyor. Dünya seyrediyor.Yeri gelince Rusya'nİn karşİsİna belli şeyler de koyuyorlar.

Haydar Oğuz ,Türkiye ile Azerbaycan arasİndaki ilişkilerin liderlerin dostluğu veya geÇici ekonomik Çİkarlara değil ,her iki ülkenin Türk halkİ arasİndaki soydaşlİk sevgisine dayalİ olmasİ gerektiği kanaatindedir. Ona göre batİ , ÇeÇenistan'da verdiği ödünün rövanşİnİ alacaktİr.

Görüştüğümüz kimseler arasİna bir de sendikacİ aldİk . Böylece Azerbaycan Sendikalar Konfederasyonu Başkanİ Kazİm Timurlu beyle tanİşmak imkanİ bulduk.Bir vesile ile yeni bir dost kazandİk;

SSCB'nin Çökmesi ile ve Azerbaycan'İn bağİmsİzlİğİnİ kazanmasİ ile sendikacİlİkta da önemli değişiklikler oldu. Biz kendimizi dünya sendikal harekatİnİn terkip hissesi olarak görüyoruz. Kurultay toplandİ ve Azerbaycan Sendikalarİ Konfederasyonu kuruldu.

Bir takİm Çalİşmalar var. Daha Çok dünya sendikal harekatİnİ öğrenmeye Çalİşİyoruz. ABD'de sendikal harekat kendi en yüksek zirvesine ulaşİp şimdi düşüş yaşarken Türkiye'de sendikal harekat yükselir. Avrupa'da olgunlaşİp bizde ise gelişememişti. Bu da eski Sovyet dönemi ile ilgilidir. Bütün alanlarda olduğu gibi insanlarİn sendikal mücadele ile ilgili zihniyetlerinde değişiklik olmalİdİr. Ondan sonra yalnİz gelişme bekliyoruz. Biz bu yİl Dünya Sendikalar Konfederasyonuna üye olmak aşamasİndayİz. Aralİk ayİnda yapİlan konferansta eski Sovyet cumhuriyetlerinden Moldova ve Baltik yanİ ülkeler üye oldu. Bizde mutlaka üye olacağİz. Birde olabilsin ki,Gürcistan'İ üye kabul etsinler. GeÇenlerde Dünya Sendika Konfederasyonuna üye dokuz ülkenin sendika başkanlarİ Azerbaycan'a geldiler. Eskiden irtibatİmİz vardİ,bu gelişlerinde gelişmeleri değerlendirdiler. Eski SSCB'nin diğer ülkelerine oranla bizde ilerleyiş olduğunu gördüler. Bu da bizde sendika başkanlarİnİn Çoğunun genÇ olmasİndan kaynaklanİyor. Yeni cemiyeti yeni zihniyetli olanlar kurabilir yalnİz. Sendikal harekatİn başlİca gücü ekonomidir. Bizde ise bildiğiniz gibi bu konuda durum iyi değil. Bu sebeple de sendikal harekat güÇlü değil. Ama bunun iÇin temel var. Gelişeceğimize inanİyorum.

Her ayİn sonunda sendika olarak ülkede asgari geÇim düzeyini ölÇüyoruz. Yani bir adamİn yiyeceğine ne kadar para gerekir ,Çalİşan adamİn yiyecek giderleri ne kadardİr, bunu belirliyoruz ve basİn kuruluşlarİna veriyoruz. Bugün Çalİşan her bir kişi ailesinin asgari giderlerinin yalnİz %18'ni sağlayabilir. İşsizlik en büyük problemlerden biridir. Bizde 20-55 yaş arasİ insanlarİn bir milyondan fazlasİ yurt dİşİndadİr. Ailesi ise Azerbaycan'dadİr. Bunlar da özelleştirme ile bağlİdİr. Özelleştirme Çok ağrİlİ geÇiyor. Sendikalarİn ise özelleştirmelere müdahale edecek gücü yoktur. Ayakkabİ fabrikasİ alİnmİş ama adam Çalİştİrmak istemiyor. Fabrikayİ restoran olarak kullanmak istiyorlar. Sendikanİn gücü yoktur ,ayrİcada yasayla da düzenlenmemiş ki adama baskİ yapİp Çalİştİrtasİn. Veya 5-6 ay Çalİştİrmadİ geri alasİn.

Ama gelecekten umutluyum.Gelecek iyi olacak. Ekonomi dibe vurdu bundan sonra yükselmek zorundadİr.

Jeopolitik Durum

Rusya'nİn Kafkaslarda Çİkarİ vardİ ,var ve olacak. Her zaman da olacaktİr. Putin'in iktidara gelmesi ile de Kafkas'ta önceki gibi iktidarİnİ sağlamasİ mümkün değil . Bu güÇsüz olmasİndan ileri gelir. Bu sebeple de Çok fazla zorlamayacak. Olabilsin ki, bize karşİ sert davransİn. Bu da Rus askerinin olmadİğİ yegane cumhuriyet olmamİzdan ileri gelir. Yakİn Doğu ile iktisadi ilişkiler Azerbaycan üzerinden daha kolaydİr. Diğer komşumuz İran'dİr. Azerbaycan hep Rus ve Fars devletlerinin baskİsİ altİndaydİ. İnanİr mİsİnİz iktisadi gelişmemizin de önünde bunlardİr. Bunlarİn ikisi de başlİca engellerdendir. Rusya'daki iktidar değişikliğinin ciddi etkisi olmayacak. Çünkü Rusya'nİn karşİ karşİya olduğu Çok ciddi problemler var. Rusya'nİn kendisi dağİlma tehlikesi ile karşİ karşİyadİr,muhtemelen de dağİlacak.

___ Kazİm bey, Türkiye'ye dönen büyük işadamlarİndan bahsedilmektedir, ne dersiniz?
Bu konuda bilgim var. GeÇen yİlkİ kesin rakam 157'dir. 157'nin tamamİnİ ciddi işadamİ saymİyorum. Bunun belki de 57'si ciddi idi.100'ü küÇük Çaplİ işadamlarİ idi. Geldi iş yaptİ bir miktar kazandİ geri döndü. Ama 57'ye üzülüyorum. Bizde yolsuzluk var ve bunu kimse saklamİyor. Dünyada 3 veya 4. yerde olmamİz lazİm. Bizim memurumuz rüşvet alİr.biz bunu saklamİyoruz. Bununla mücadele etmeğe de kimsenin gücü yetmiyor. Ağrİtİcİ, üzücü meseledir. Yerli işadamlarİnİ da "öldürüyorlar".benzeri şekilde İngiliz'e de,ABDliye de imkan tanİmİyorlar.

Azerbaycan'da ,başlangİÇ döneminde olmasİna rağmen ciddi bir sendikal hayat var. Azerbaycan demokrasisi iÇin bu faaliyet olumlu meyvelerini verecektir... Azerbaycan'İ Rus ve İran tehdidi altİnda gören K.Timurlu'ya göre Rusya federasyonu muhtemelen dağİlacaktİr. Türkiye'nin büyük işadamlarİnİn Azerbaycan'dan ciddi şekilde Çekilmiş olmalarİnİ Azerbaycan Sendikacİlarİ da üzüntüyle karşİlİyorlar.

İbrahim İbrahimli Müsavat Partisi'nin genÇ teorisyenlerindendir. Bize vakit ayİrmak iÇin toplantİdan Çİkarak bizimle görüştüler.

Müsavat Partisinin Kafkasya'daki durumla bağlİ,Kafkaslarda güvenliğin sağlanmasİyla ilgili, Kafkasya'da işbirliğiyle ilgili,ister siyasi,ister iktisadi yakİnlaşmalarla ilgili programİnda özel bir bölüm var. Bu bölüm Kafkas Evinin oluşturulmasİyla ilgilidir. Aslİna bakİlİrsa bu fikir ilk olarak yüzyİlİn başlarİnda öne sürülmüştür. Yüzyİlİn başlarİnda bu fikri Müsavat Partisinin Başkanİ M.E.Resulzade ileri sürüyor. Şimdi bunu varis olarak Müsavat Partisi biraz daha genişlendirerek ,bir kadar güncelleştirerek ,bir kadar sivilleştirerek,dünyadaki gelişmelere uygunlaştİrarak proje haline getirip. Aynİ zamanda Azerbaycan'da Azerbaycan Halk Cephesinin de Kafkasya'daki durumla bağlİ kendine özgü görüşleri var. Tabiatİyla onlarİn görüşleriyle Müsavatİn görüşleri tamamen örtüşüyor. Yüzyİlİn başlarİnda öne sürülmüş Kafkas Evi fikrinin genişlendirilmesi demokrasinin yerleşmesini isteyen partilerin gündemlerini oluşturan başlİca meselelerden biridir. Biz Kafkas bölgesinin önemini anlİyoruz. Milli demokratik güÇleri rahatsİz eden meselelerden biri olaylara Çifte standart uygulanmasİdİr. AGİT de BM de olaylara Çifte standart uyguluyor. Kafkas'ta Kafkas Evinin oluşumuna engel olan Rusya'dİr. Rusya'nİn bu bölgede özel Çİkarlarİ var. Rusya Ermenistan'İ bu meselede doğrudan doğruya kullanİr. Yüzyİlİn başlarİnda da Ermenistan Rusya iÇin maşa idi ,şimdi de aynİ rolü oynuyor. Ermenistan'İ Rusya'nİn nüfuz alanİndan Çİkarmak iÇin AGİT bazİ hallerde manevra etmek zorunda kalİr. Biz bunu kabul ediyoruz. Sadece olarak Çifte standart uygulanmasİ buradaki gelişmelere,Kafkas Evinin oluşturulmasİna ,Kafkas devletlerinin bütünleşme sürecine bu veya diğer şekilde etkiliyor. Durumun bu halde olmasİnda başlİca sebeplerden biri genel olarak Kafkas bölgesindeki bağİmsİz devletlerin devlet başkanlarİnİn,aynİ zamanda onlarİn iktidar takİmlarİnİn zihniyetiyle ilgilidir. Örneğin Gürcistan bağİmsİzdİr,Başkanİ ise E.Şevardnadze'dir. Ama Şevardnadze değişmez komünist zihniyetinin sahibidir. H.Aliyev de aynİ düşüncenin sahibidir. Aynİ zamanda Orta Asya'da da aynİ düşünce tarzİna sahip olan takİmlar iktidarİ eline almİş durumda. Kafkas Evinin oluşturulmasİnda olumsuz etkileri olan faktörlerdir bunlar. Bugün artİk Rusya'da durum değiştikÇe,tabii ki gelişmeler doğrudan doğruya buraya kendi etkisini gösterir. ÇeÇenistana'da yaşananlar milli bağİmsİzlİk mücadelesidir. Yüzyİlİn başlarİndan başlamİş ÇeÇen halkİnİn milli bağİmsİzlİk harekatİnİ bastİrmağa Çalİşİr. Değişik faktörlerin etkisi olabilir örneğin dinin etkisi ve s.,ama bütün olarak alİğİmİzda ÇeÇenistan halkİ ,milleti kendisinin bağİmsİzlİk mücadelesini yürütüyor. Tabii ki,bu da Rusya'nİn işine gelmiyor.Sovyetlerin dağİlmasİnİn ardİndan sİra Rusya'ya geldi. Şimdi Rusya kendini modern,sivil gelişmelere uygun imparatorluğa dönüştürme Çabasİndadİr. Ama Sovyetlerin Çöküşünün ardİndan sİra Rusya'ya gelmiştir. Rusya iÇindeki halklarİn istekleri , arzularİ milli bağİmsİzlİk harekatİnİn bağİmsİzlİğİ ile ilgilidir.

İran faktörü de önemli rol oynuyor. Kafkas'ta Çİkarlar Çatİşİyor.Yani biz Çatİşan Çİkarlarİn odak noktasİndayİz ve bunu aÇİk olarak his ediyoruz.

SonuÇ olarak şunu söylemek istiyorum ki ,Kafkas Evi fikri oldukÇa aktüel. İlk başlarda bu fikrin destekleyicileri milli demokratik güÇler idiyse (AHC,Müsavat v.s.) şimdi bu fikir toplumsallaşmaya başlamİştİr. Ben Azerbaycan iÇin söylüyorum .Azerbaycan aydİnlarİnİ genelde bu fikir kapsİyor. Bu fikir tartİşİlmİş,toplumsal tartİşmalara konu olmuş bir fikir olarak taraftarlarİ ,onu kabul edenler Çoktur.Şimdi burada Rusya eğilimli güÇler ,İran eğilimli güÇler de faaliyet gösteriyor. Ama biz bu kanİdayİz ki,bu fikir lokomotiftir. Yalnİz şimdiki siyasi durum değişir,biz bunu devlet politikasİ haline getirirsek o zaman bunun gerÇekleşmesini sağlayabiliriz.Şimdi bizim Gürcistan'dan haberlerimiz var. Onlar da bu fikri savunuyorlar. Bildiğiniz gibi yüzyİlİn başlarİnda Azerbaycan bu konuda Gürcistan'la görüşmeler yaptİ ve anlaşma imzalaya bildi. Ama Ermenistan yüzyİlİn başİnda da uzlaşmayİ bozdu. Şimdi de bozuculuk etmeğe devam ediyor. Kafkas Evi'nin oluşmasİna, orada siyasi,iktisadi ,kültürel bütünleşmenin sağlanmasİna engel oluyor.

___ Kafkas Evi'nin karakteristiğini söyler misiniz? Kuruluş amacİ nedir? Hangi organlarİ var,hangi ihtiyacİ karşİlayacak?

Onlar bizde bahsettiğim programda var. Ben o alanİn uzmanİ değilim.detaylİ bilgi veremeyeceğim. Bizim yapmağa Çalİştİğİmİz şey yüzyİlİn başlarİnda demokratik ,milli güÇler tarafİndan ortaya atİlmİş bir fikri gelenekselleştirelim istiyoruz,varisliği kabul ederek zamanİnda belirlenmiş, uzlaşİlmİş ilkeleri değişen günün koşullarİna uygunlaştİrmak istiyoruz. Eğer Kafkas Evi gerÇekleşirse tabii ki,biz onun detaylarİna kadar gideceğiz,onun ilkeleri belirlenecektir.Ama şimdi bütün geÇirilen konferanslara , Kafkasya'daki bölgesel durumla ilgili olarak bizim temsilciler aydİnlar veya siyasiler katİlİyorlar.Gürcistan'dan da katİlİmcİlar oluyor. Bu konularla ilgili ciddi tartİşmalar yapİlİyor. Onlar aslİnda bu konuyu -Kafkas Evi- kabul ediyorlar. Burada kabul edilmeyecek hiÇbir şey yoktur. Sadece bütünleşmede zorluklar var. Ermenilerle bu konu daha Çok gazeteciler düzeyinde görüşülüyor.Onlardan bize bizden onlara gazeteciler gelip gidiyor. Biliyoruz ki,Kafkasya'da mevcut olan etnik anlaşmazlİklar - hem Gürcistan iÇinde hem de Azerbaycan'la Ermenistan arasİnda olan-ÇözülmedikÇe bu fikrin gerÇekleşmesi zor olacak. Bu fikrin gerÇekleşmesi iÇin birkaÇ aşamaya ihtiyaÇ var. Ermenistan - Azerbaycan arasİnda yaşanan savaş Çok önemlidir. Uluslararasİ kuruluşlar bunu Çözüme kavuşturmak iÇin ciddi Çaba sarf ediyorlar ama henüz Çözülmüş bir şey yok. Sonra Gürcistan iÇinde yaşanan etnik anlaşmazlİklar ciddi şekilde Gürcüleri rahatsİz ediyor. İlk aşamada bunlar kaldİrİlmalİdİr. Bu aşamadan sonra iktisadi bütünleşme ,kültürel bütünleşme süreci başlar. Sonda ise hem kültürel hem ekonomik hem de siyasi ilkeleri belirlemek mümkün olur. Şimdilik bununla bağlİ detaylar bizde var ama anlaşmazlİklar Kafkas'ta olan devletlerin geniş oturumlar düzenlemesine manidir. ÇeÇenistan'da savaş yokken bu yönde gelişmeler vardİ. Ama müdahaleden sonra bu gelişmeler tamamen durdu. Eskiden bu yönde dergi Çİkİyordu. Dergide ciddi analitik yazİlar yer alİyordu. Hem ÇeÇenistan'daki durum ,hem Dağİstan'daki ,Gürcistan'daki durum,Azerbaycan - Ermenistan arasİnda yaşanan savaş bu yönde işlerin yürütülmesine engeldir. Uluslar arasİ kuruluşlar bu veya diğer şekilde konferanslar geÇirmeğe ,oturumlar düzenlemeğe Çalİşİyorlar. Kimi başarİlar da kazanİyorlar.Ama dediğim faktörler gelişmelerin dinamizmini düşürüyor. Uluslar arasİ kuruluşlar kimi Çabalarda bulunuyorlar.GerÇi biz onlarİ da anlayİşla karşİlİyoruz, bölgede Rusya'nİn ,İran'İn ,Batİnİn Çİkarlarİnİ göz önünde bulundurmak zorundalar, aktif yanaşma yok. Biraz daha aktif yaklaşİrsak Balkanlardaki gelişmelerin arkasİndan Kafkasya'daki durum uluslararasİ örgütlerin gündemine alİnabilir ve bunun Çözümü ile ilgilenmeğe başlarlar. Bu yönde gelişmeler zayİf da olsa devam ediyor. Rusya'da durumun değişmesine bağlİ Rusya'daki gelişmeler,İran'daki durum uluslararasİ kuruluşlarİn aktif müdahalesinin dİşİnda kalİyor. Ama daha aktif davranarak Balkanlardan sonra Kafkasya meselesi uluslar arasİ örgütlerin gündemine getirilebilir. Meseleyle ilgili ciddi şekilde Çaba sarf edilmelidir.

__ Çok teşekkür ederim

İ. İbrahimli'nin izahİna göre gazeteciler seviyesinde de olsa Ermeni aydİnİ Kafkas Evi Çevresi ile diyalogunu sürdürmektedir. Daha ciddi gelişmeler iÇin Balkanlarda olduğu gibi bir örgütlenmenin üzerinde durulmalİdİr. Uluslar arasİ Kuruluşlarİn konuya müdahalesine Rusya ve İran'İn sorunlarİ mani teşkil etmektedir.

Kafkasya'ya Uluslararasİ Kuruluşlar muhakkak ilgi duyacaktİr. Bu konudaki engeller de bir şekilde aşİlacaktİr. Bu yapİlanmanİn ilk temaslarİnİn yapİldİğİnİ izleyebiliyoruz. Türkiye daha aktif olmalİ ve kadrolarİnİ yetiştirmelidir.

İ .İbrahimli'nin bazİ aÇİklamalarİnda biz kendi fikirlerimizi bulduk. O Kafkasya problemlerinin Çözümünü Kafkas Evi projesinde bulmaktadİr. Faal bir Kafkas Evi'ni bizzat görme imkanİ bulamadİk. Arkadaşİm Hasan Kanbolat Tiflis'tekini inceleme imkanİ bulmuştu. Oradaki dostlarİnİn adreslerini bize vermiş olmasİna rağmen , biz Tiflis'te Çok az kalİnca onlarla maalesef temasa geÇemedik. İ. İbrahimli'nin kanaatine göre AGİT ve BM olaylara Çifte standart uygulamaktadİr. İbrahimli böyle düşünmekte haksİz da sayİlmaz. Ona göre ÇeÇenistan'da Rusya bir milli bağİmsİzlİk harekatİnİ bastİrmaktadİr. Zira dağİlan SSCB süreci , dağİlacak Rusya Federasyonu dönemini getirecektir. Rusya bunun farkİndadİr.

Ramİz Asker yaptİğİ aÇİklamalar ile bizi yeni ufuklara taşİdİ

Türkiye'de Rus ordusunun Çöktüğü yönünde yanlİş bir düşünce var. Türkiye rahatlamİştİr. Bunu ben yanlİş buluyorum. Şimdi ordusu zaafa uğramİştİr. Disiplin yoktur v.s. Ama stratejik borularİ ayaktadİr,füzeleri ayaktadİr. Nükleer başlİklarİ aynen duruyor. Çİkarma (desant) birlikleri kuvvetlidir. Komandolarİ kuvvetlidir. Yani Türkiye iÇin her zaman tehdit oluşturacak düzeydedir. Bir de onlarİ Rus olarak da anlamak lazİm. Birazda kİrgİnlİklarİ var. Dünyaya küsmüşler.Eski imparatorluktan ,süper güÇten daha aşağİ bir düzeye inmişlerdi. Ruslar savaş türü bir şeylerin Çİkmasİnİ istiyorlar. Bu durumda Rus milleti şahlanacaktİr. Her hangi bir anlaşmazlİk olursa ve politikacİlar da bilinÇli olarak durumu ona kanalize ederlerse savaş Çİkarİrlar. İşte bakİn ÇeÇenistan'İ gördünüz . Herkes Putin'i seviyor.Neden seviyor? ÇeÇenleri kİrİyor diye. Eski egemenliğini ÇeÇenistan üzerinde kuruyor diye . Şimdi herkes milliyetÇi ,Rusya'da Ruslar milliyetÇi kesildi. Moskova Üniversitesini bitirmiş bir kişi olarak , hocalarİnİ gördüm ,Çocuklarİnİ gördüm,akranlarİnİ gördüm. Yaşlİ genÇ hepsi Çok milliyetÇi. Şimdi öyle bir şey yakalayİp da dünya bizi aşağİladİ falan oldu,filan oldu diye hİncİnİ Çİkarmak istiyor. Böyle bir şeye Çok hazİrlar.

__ Peki ,ekonomik olarak destekleye bilir mi ?

Bu meselenin duygusal tarafİ . Putin de bunu sömürüyor. Eski Çarlİk Rusya yİkİldİktan sonra Lenin 1914 sİnİrlarİna döneceğiz dedi ve genelde döndü de. Putin de öyle felsefe iÇerisindedir. Eski Sovyet sİnİrlarİna konmak,fiilen konma ve kendini bir daha eski SSCB cumhuriyetlerini ayrİlmayacak şekilde bağlama .Böyle bir hava var. Türkiye'nin de soruna bu aÇİdan bakmasİ lazİm .

__ Diğer Slavlar destek vermedi.

Beyaz Rusya ile neredeyse konfederasyona gidiyor. Ukrayna bu işi biraz Çekemiyor. Ukrayna'nİn daha belli sorunlarİ var. Rusya ile enerji sorunu var. BirkaÇ milyar borcu var. Rusya arasİra bu para iÇin sİkİştİrİyor. Kİrİm sorunu var. Rusya Kİrİmİ 1954'te Ukrayna'nİn egemenliğine terk etti. Şimdi bunu yanlİş yaptİğİnİ söylüyor. Çünkü Karadeniz'de Rus filosu kalmİyor. Filonun bölünmesi meselesinde kimi pürüzler Çİktİ. Bir de Ukrayna'nİn geleneksel milliyetÇilik akİmİ bu işe sİcak bakmİyor. Ama ben Beyaz Rusya ile değil Ukrayna ile Rusya arasİnda Slavlİktan dolayİ eğer büyük bir gerginlik yoksa bir dayanİşma olacağİnİ sanmİyorum.
___Peki Rusya iÇindeki diğer federe cumhuriyetler I. ÇeÇen Savaşİnda tepki göstererek ÇeÇenistan'a destek verdiler.

Evet, Tataristan, hatta Bosna meselesinde bile tepki gösterdi. Şaymiyev dedi ki, gönüllü falan topluyorsunuz, ama, Boşnaklar da Müslüman. O zaman biz de Rusya Müslümanlarİ olarak karşİ taraf iÇin mi gönüllü toplayalİm. Tataristan sert Çİktİ. Biraz bakarsanİz yüzdeleri nüfus olarak Çok düşük. Tatarlarİn veya Başkurtlarİn kendi cumhuriyetleri iÇinde nüfus oranlarİ düşük. Diğer cumhuriyetlerin de Müslüman veya gayri-Müslim hİristiyan olmayan yerel halklarİn yüzdeleri Çok düşük. Bir bakİma zor.

____Putin Tataristan'a gitti, döndü. Federe devletle Merkezin yetkilerinin tekrar belirlenmesiyle ilgili Tataristan'la yeniden anlaşma yapİlmasİ gündemdedir.

Şimdi onlar, diyor ki, biz Merkeze az vergi vereceğiz. Kendimize Çok para lazİm. Biz de kalkİnmak istiyoruz. Bilmem her şey perişandİr, fabrika Çalİşmİyor, falan-filan. Rusya bu politik düzeye kalkmasİn diye ekonomik şeyi de bastİrİyor. Tamamdİr kardeşim, al Allah aşkİna paranİn bir kİsmİnİ kendine sakla, biraz da ver. Şimdi bazİ bölgelerin ekonomisi Çökmüştür. Durum Çok kötüdür. Şudur, budur. Sosyal problemleri vardİr. Rusya bu durumda ister-istemez parayİ veriyor. Adamlar az direnince, Rusya parayİ vermek zorunda kalİyor. ÇeÇenistana da bu son kampanyaya kadar her türlü parayİ veriyordu. Emeklilik maaşİnİ veriyor, memurlarİn maaşİnİ veriyor, bir sürü para akİtİyordu. Önceki savaştan kalma şeylerin onarİmİnİ da Rusya üstlendi: elektriktir, enerjidir, şudur, budur. Hepsini Rusya veriyordu. Rusya vermek zorundaydİ.

___Kafkas halklarİ da pek ÇeÇenlerden yana olmadİ.

Aslİn da doğrudan-doğruya bir miting yaparak tepki gösterilmedi. Ama, her kes kalben ÇeÇenlerle beraber. Kalp yakİnda, ama adamlar resmiyette bir şey yapamİyorlar. Ne diye yapsİnlar. Bu olmuyor. Bir de bu göz dağİnİ bize de verebilir ve her yerde böyle şeyler var yani. Potansiyel ocaklar var. Körükler ise alevlendirir. Bunu anladİlar ve bir şey yapamadİlar. Aslİnda ÇeÇenlerin yaptİğİ son şey de avantüre idi. Provokasyon dİşİnda bir şey değildi. Kardeşim, Rusya sana demiş 5 sene daha moratoryum koy. Sen ben bağİmsİzİm de. Ama Rusya da 5 sene dokunmayacağİz diye bir şey yapİlmİştİ. Adam Çİkmİş Dağİstan'a saldİrİyor. Vahabi şeyhleri Çİkmİş ortaya. Tabii ki, Rusya bunlarİ kabul edemez ve koz olarak kullanİr. Avrupa'ya baktİ. Provokasyona hiÇ gerek yoktu.

___ Kafkasya'nİn geleceğini nasİl değerlendiriyorsunuz?

Diyalektik adlİ bilim var. İnan istese de istemese kurallar ve kavramlar devam ediyor. Yani, Türkiye nasİl Çadİr aşiretinden Osmanlİ imparatorluğuna dönüşmüş üÇ kİtaya egemen olmuş daha sonra zayİflamİş küÇülerek Türkiye Cumhuriyeti olmuşsa Rusya da öyle kendi asİl sİnİrlarİ iÇine dönmesi lazİm. Böyle de olacak. Yani bir az ileride Kuzey Kafkaslar da kopacak ,belki Rusya'dan sonraki Rusya'yİ da beklememiz lazİm. Ural cumhuriyeti olacak,Uzak Doğu Cumhuriyeti olacak vs.

___ Rusya federasyonu birkaÇ Rus Cumhuriyetine bölünmesi Ruslarİn hayİrİna mİ olur?

İlk önce hayİrİna olmaz. Siyasi birliği sağlayamaz. Üstüne üstelik taşradaki yönetimler yerli silahlara en tehlikelisi nükleer silahlara sahip olabilir. Bu kötü olacak bunun önlenmesi lazİm. Bu sebeple de ABD Rusya'nİn parÇalanmasİnİ istemiyor. Nükleer işini bitirdikten sonra ,yani ejderhanİn dişini Çektikten sonra bu konuya dönmek istiyor. Yerel paralar basİlacak. Başka türlü olamaz. Ama sonradan biraz kendini toplayİp -ulusÇuluk falan-yeniden federasyon şeklinde birleşecekler.

___ Ural,Altay ,Sibirya bölgesinin de parÇalanİp birleşmesi Rusya'nİn lehine mi olur?

Azerbaycan'İn üÇ-dört parÇaya ayrİlmasİ lehimize mi olur? Tabii ki, hayİr. Onlar da öyle düşünecekler. Yerel Çok dar ekonomik güÇ odaklarİ bunu istemiş olabilirler. Örneğin Ural Cumhuriyeti olalİm gibi. Çok da iyi yaşayabilirler veya Uzak Doğu Cumhuriyeti olalİm ormanlarİ işletelim satalİm gibi. Olabilir. Ama ileride akİllarİ başlarİna gelince yeniden bir araya konfederasyon olarak gelecekler. Çünkü bu kadar şeyi idare etmenin imkanİ yok. SSCB döneminde katİ merkeziyetÇilik döneminde dahi idare edemediler.

__ Şimdi Kafkasya'daki halklarİn sayİsİ Çok.Hepsinin de dili farklİ. HiÇ biri de kendi başİna bir varlİk gösteremiyor. İleriyi nasİl görüyorsunuz?

Onlarİn cazibe merkezi Azerbaycan. Bir Sovyet potasİnda yoğrulmuş topluluklar olarak hepsi Azerbaycan'a daha sİcak bakİyor. İslam memleketi olarak Türkiye'den daha yakİn görüyorlar. Beraber yaşamİş olmanİn verdiği psikoloji var. Aynİ okulu bitirmişiz. Aynİ okulda okumuşuz,aynİ ekonomik sİkİntİlarİ geÇirmişiz gibi. İleride Dağİstan ve Kuzey Kafkasya'nİn Azerbaycan'la bir federasyonunun olmasİ lazİm. 1920'de Dağİstan Sovyet Komünist Partisi , Dağİstan ülke yönetimi resmi dil olarak Azerbaycan TürkÇe'sini kabul etmiştir. Ruslar da bunu susarak kabul etmişler. Türk soylu Nogaylar , Kumuklar , KaraÇaylar ,Balkarlar var. İşte bunlarİn da etkisiyle en doğal ,cazibe merkezi Azerbaycan. Çünkü onlarİn kendi başlarİna devlet kuracak şeyleri yok. Bir kere ekonomik güÇleri yok. İnsan gücü yok. Sonra da ne yapacaklar 3-5 köy bir devlet mi olacak?

__ Kafkasya demek sadece Kumuk, Nogay ,Balkar değil ki.Osetin'i var,Çerkez'i var, Lezgi'si var. Bunlar niÇin Azerbaycan'la birleşsin? Neden kendi dilinden vazgeÇsin? Azerbaycan'İn yüksek teknolojisi yok bir şeyi yok.
Dillerinden vazgeÇmesinler. Azerbaycan'İn Ekonomik potansiyeli var. Petrolü var,doğal gazİ var. Bu projeler gerÇekleşirse dolar akacak. Onlar da bunu değerlendirecekler. Ruslarİn iÇinde yaşayİp dilini geliştirir de Azerbaycan'da geliştiremeyecek mi?

__ Kafkasya'nİn hepsi Müslüman değil .Çok da azİnlİk var. Azerbaycan Şii onlar Vahabi, Nakşibendi, artİ din kardeşliği her zaman ve tamamen pek de tutarlİ olmayabiliyor.

Azerbaycan ve Kafkas toplumlarİnda mezhep anlayİşİ kabarİk değil. Engel oluşturmaz. Diğerlerine gelince ,Müslüman olmayanlara , düşünmeleri lazİm,bakmalarİ lazİm. Azerbaycan'la bağlİlİklarİ daha iyi.30 prenslik kuramazsİn.

__ Ermenistan bir faktör,Gürcistan bir faktör,Azerbaycan bir faktör. Şimdi Rusya'yİ bölgeden Çİkaranlar Türkiye'nin yanİnda neden yer alsİnlar? Eğer biriyle yaşamasİ gerekirse zaten Rusya ile yaşİyor. Türkiye'nin Çok- Çok , olağanüstü imkanlarİ olmalİ ki, bir şey vaat etmeli ki Türkiye'yle yaşamayİ seÇsin.

Kafkaslarda Türkiye'nin egemen olmasİ mümkün değil. Azerbaycan'a daha yakİn.

___ Olabilir. Ben Türkiye'nin egemen olmasİnİn hesabİnİ yapmİyorum. Benim üzerinde durduğum gelecekte neler olabilir. KüÇükler kendi başlarİnİ kurtaramİyorlar. Onlarİn birleşmesinin bir yolunu bulmak lazİm.

17 - 18.yy'da Kİrİm Tatarlarİ'nİn aracİlİğİ ile Osmanlİ'nİn etkisi Çok güÇlü idi. Şimdi Kİrİm yoktur.Şimdi Türkiye bu etkisini Azerbaycan aracİlİğİ ile sağlayabilir.

Ramİz Asker , Rus insanİnİn ruh halinin Çok iyi incelemektedir. Biz Özbekistan ve Türkmenistan'da bu ülkelerin dili ile eğitim almak zorunda kalan Rus Çocuklarİn ve ailelerinin psikolojisine şahit olmuştuk . Kahroluyor Çocuklarİnİ okula göndermek istemiyorlardİ. Daha sonra Kazakistan'da , Kazak milliyetÇilerinin Komünist Ruslarİ nasİl Rus İrkÇİsİ yaptİğİna şahit olmuştuk. R. Asker bu psikolojinin Rus devlet yönetimine ,silahlİ kuvvetlerine yansİyİşİnİ ve diğer Slav halklarİ bu ruh halini etkileyişini ele alİyor. Aynİ zamanda bu gelişmenin Slav olmayan bilhassa Müslüman halka yansİyİşİ üzerinde duruyor. Bütün bunlarİn Anadolu Türk'ünün gündemine geldiğini sanmİyorum.

R. Asker'in RF'nin yeniden yapİlanmaya gideceği ve toparlanacağİna dair değerlendirmesi kendisi ile yaptİğİmİz görüşmeden 15-20 gün sonra gerÇekleşmeye başladİ. R. Asker ,bu toparlanmanİn Kafkasya'daki karşİ yapİlanmasİnİn Azerbaycan şemsiyesi altİnda olacağİ kanaatindedir. Kafkasya'nİn geleceği iÇin bu değerlendirmeyi yapan başka aydİnlarİ da dinledik. Bu görüş yeni değildir. Olmamasİ iÇin de bir sebep yoktur. Kuzey Kafkasya'nİn milli demokratik toparlanmasİ sürecinde Türk soylu halklarİn sosyal ve hukuki haklarİnİn tanİnmasİ fikri de, bize göre hem Çağdaş ve hem de gerÇekÇi bir zihniyettir.

Sabit Bağİrov hocamİz sağ olsunlar bize istirahat gününde vakit ayİrİp bizi misafir ettiler. Petrol - doğalgaz konusunu dünya geneli itibariyle takip edebilen bu uzman beyinden Türk okuru , bize göre daha fazla yararlanabilmeli.

Putin muhtemelen şimdi seÇildikten sonra Rusya'nİn eskiden sahip olduklarİnİn bir kİsmİna burada sağlamaya Çalİşacak. Elbette tamamİnİ sağlayamaz. Azerbaycan artİk bağİmsİz devlettir. Ama olabildiğince Azerbaycan'İ yeniden daha güÇlü şekilde Rusya'ya bağlamak isterler. Bakü -Ceyhan konusuna gelince ,şimdi Rusya ÇeÇenistan etrafİndan yeni hat hazİrlİyor. Şu onda inşasİ bitmektedir. Bu ay yani Nisan ayİ tüm işler bitecek. Rusya'nİn bu hat üzre birinci konsorsiyum tarafİndan Çİkarİlan petrolün büyük kİsmİnİn oradan taşİnmasİ iÇin Azerbaycan'a tepkilerinin artacağİnİ bekliyorum. Rusya ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasİndaki son anlaşmaya göre 2002'de Rusya üzerinden taşİnan petrolün hacmi beş milyon tona Çİkartİlacak. Yani ÇeÇenistan etrafİndan geÇen hat işe başlarsa Rusya hükümeti Çalİşacak ki, yeni bir anlaşma imzalansİn ve Azerbaycan bu hatla yİlda 15-17 milyon ton petrol taşİnmasİna razİlaşsİn. Birinci konsorsiyumun yöneticileri buna evet derler. Onlar zaten Bakü-Ceyhan'a sİcak bakmİyorlar. Azerbaycan hükümeti biraz boş davranİrsa ,zayİf olursa o zaman Bakü-Ceyhan projesi kapatİlabilir. Yakİn da iki üÇ ay iÇinde bu konuda Çok ciddi gelişmeler bekleniyor. Bu nedenle de Bakü-Ceyhan üzre tüm işleri Azerbaycan da ,Türkiye de ,Amerika da öyle duruma getirmelidirler ki, iş işten geÇmiş olsun. İş işten geÇmesin sonra Rusya'nİn da tepkisi o kadar güÇlü olmaz. Rusya da anlasİn ki Bakü-Ceyhan'İ kapatmak artİk mümkün değil. Bir örnek vereyim. Bir ay önce bizim Cumhurbaşkanİmİz Tiflis'te oldu ve tarifeler konusunda taviz veren kendi kararİnİ aÇİkladİ. Bu taviz Azerbaycan iÇin ekonomik aÇİdan ciddi bir etkidir. Ama Bakü-Ceyhan'İn önündeki engelleri yakİn zamanda kaldİrmazsak Rusya tepkisine devam edecek ve biz bu projeyi tamamen kapatmak zorunda kalabiliriz. Bu sebeple de bu işleri hİzla devam ettirmeliyiz. Ben Cumhurbaşkanİnİn bu kararİnİ muhalefetteki arkadaşlarİmdan farklİ olarak destekledim...

Putin'in iktidara gelmesiyle Rusya'nİn Azerbaycan'a ve Gürcistan'a baskİlarİ artacak. Azerbaycan'da buna dayanabilen bir hükümet olmalİdİr. 1993'ten sonra Rusya'nİn Çİkarlarİ bir miktar sağlandİ. Bildiğiniz gibi Azerbaycan BDT'ye katİldİ,birinci konsorsiyumda Azerbaycan kendi payİndan %10'nu Rusya'nİn Lukoyl şirketine verdi. %10 küÇük rakam değil. İncelemeler %1'in arkasİnda yüz milyon dolar menfaat olduğunu gösterir. Bu durumda %10 yaklaşİk bir milyar dolardİr. Şimdide Rusya Çalİşacak ki, Bakü-Ceyhan olmasİn.Biz de gerek buna dayanak. Bakü-Ceyhan konusunda yanlİşlİklar Çok oldu. Hem Azerbaycan tarafİnİn hem de Türkiye tarafİnİn. Ben bunlarİ aÇİkÇa söylemiştim. Maalesef. Türkiye Dİşişleri Bakanlİğİ bunlarla razİlaşmİyordu. Örneğin Türkiye Ukrayna ile bir anlaşma imzaladİ. Türkiye üzerinden,Samsundan tankerlerle Odessa şehrinin yakİnİndaki Yujnİ terminaline oradan ise yeni kurulan Yujnİ -Brodİ-Appis'den 30 km'lik boru hattİyla Ukrayna'ya petrol taşİnacak. Demek ki Ak Denizden Türkiye üzerinden Samsuna petrol taşİyacak. Oradan Ukrayna'ya petrol götürecek. Anlaşİlİyor ki,Karadeniz'de petrol piyasasİ var. Azerbaycan'a söylüyoruz ki,Karadeniz'de petrol piyasasİ yok. Gel bunu Bakü-Ceyhan'la Akdeniz'e Çİkar.Kendiniz ise gidip Ukrayna ile ... Bunu Azerbaycan da edebilir.Ukrayna'ya satabilir. Bir yandan Bakü-Ceyhan üzerinde duruyor,diğer taraftan Ukrayna ile anlaşma imzalanİyor. Benzer şeyler Çok oldu.

Bu aynİ zamanda Rusya'nİn eline koz vermektir. Bir taraftan Türkiye Rusya'nİn Karadeniz'den petrol taşİmakla kirleteceğini iddi ederken diğer taraftan aksini yapİyor.

Aynİ şeyler doğal gaz konusunda da yapİldİ. Türkiye'nin Çİkarlarİnİ anlamak mümkün. Şu anda Türkiye'nin Cezayir'le anlaşmasİ var,Nijerya ile var,Mİsİr'la var,İran'la var ,Rusya'yla var,Türkmenistan'la var,Azerbaycan'la var. Kardeşim bu kadar gazİ ne yapacaksİnİz? Kendi piyasasİnda gazİn fiyatİnİn düşük olmasİ iÇin bu gereklidir. Ama bakİn Türkmenistan'la Azerbaycan arasİnda gaz konusunda kavga var.

Şu anda Türkiye Rusya'dan yİlda 6 milyar metre küp gaz ithal ediyor. Mavi akİm boru kemeri de inşa edilse bu iki yİlda 14 milyar metre küp de oradan gelecek .20 milyar metre küp. Türkmenistan'dan 30 milyar metre küpü aldİn. Varsayalİm 10 milyarİnİ Avrupa'ya verdin.20 milyarİnİ hangi parayla ödeyeceksin. Türkiye'nin bu kadar parasİ var mİ? Bu büyüklükte tutuma imkanİn var mİ? Azerbaycan gazİ ne etsin? İşte böyle gerÇeklerimiz var.

___ Türkiye'nin aldİğİ gazİn ihtiyacİnİn yalnİz 2001'den sonra karşİlayacağİ söyleniyor. Diğer taraftan alternatifli olsun istiyorlar.

Alternatifli oluşunun fiyat konusunda avantajlarİ var. Diğer taraftan da biz Türk devletlerinin birbirine bağlİ olmasİnİ arzuluyorsak ilk önce Türkmenistan'la, Azerbaycan'la anlaşmalar yapİlmalİ. Şimdi Hazar'İn Azerbaycan'a ait kİsmİnda büyük gaz kaynağİ bulundu. Yalnİz o kaynağİ Çalİştİracak şirket bunun ne kadarİnİ satabileceğini bilmelidir.Şimdi Azerbaycan'la Türkiye arasİnda anlaşma imzalanmalİdİr. Türkiye aÇİkÇa Azerbaycan'dan yİlda şu kadar gaz almaya hazİrİm demelidir. Çünkü dünyada gaz pazarİ anlayİşİ yok. Petrol piyasasİ var:New-York'ta,Londra'da,Singapur'da,Türkiye'de vs. Gaz piyasasİ yok.Nereye boru Çekilirse piyasa orasİdİr. Gazİ Çİkarmadan önce de boruyu Çekmek lazİm.

Yeni gaz yataklarİnİ işletecek olan BP Amoco önceden müşterisinin olduğunu bilerek yalnİz yatİrİm yapmağa başlar. Bu sebeple de Türkiye 2003'ten itibaren (2002'nin sonuna o kaynaktan gaz Çİkartİla bilinir) şu kadar Azerbaycan'dan gaz alacağİm, demelidir.

__ Çok yararlİ oldu. Teşekkürler. Rusya'da demokratikleşme bekliyor musunuz?

Şu anda ben demokratikleşme beklemiyorum. Demokratikleşme ihtimali Çok az. Rusya'nİn Çok büyük kaynaklarİ var,Çok büyük imkanlarİ var. Yalnİz bakİn,Rusya'nİn yİllİk bütÇesi yirmi milyar dolar. Yalnİz New-York'un bütÇesi kİrk milyar dolar. İki defa Rusya'nİn bütÇesinden fazla. Neden böyle olmuş? Çünkü hİrsİzlİk Çok . Rusya'nİn federal vergi sistemi öyle kurulmuş ki,merkeze az gidiyor, yerlerde kalİyor. Bu nedenle de devlet bütÇesi yirmi milyar dolar. Kocaman , süper devlet ama maliye bakİmİndan merkezin imkanlarİ az. Şimdi Putin'in önündeki mesele bu. Eğer Rusya'nİn gelişmesini istiyorsa ,eğer Rusya'nİn yeniden kuvvetli devlete Çevrilmesini istiyorsa önce Moskova'da bütün siyasi kavgalarİ durdurmalİdİr. Toparlanmİş hakimiyeti ayakta tutmalİdİr. Diğer taraftan maliye bakİmİndan hİrsİzlİklar yapİlmaktadİr. Vergilerin bölgeler arasİnda paylaşİlmasİ vs. yani merkezin maliye bakİmİndan güÇlendirilmesi iÇin gerekli reformlar yürütülmelidir. Bu iki konuda Putin başarİlİ olursa Çok güÇlenir.

___ ÇeÇenistan olayİnda olduğu gibi başka gelişmeler olabilir mi?

Benzeri gelişme düşünmüyorum

___ Teşekkürler

S. Bağİrov'u dinlerken , Sabir'in bizim başİmİzİn en büyük belasİnİn yine biz Türkler olduğumuzu anlatan ünlü şiirini hatİrladİm. Dilim varmİyor ama milletÇe zafiyetlerimiz , Türk coğrafyasİnİn her kesiminde aynİdİr. Biz Türkler özellikle Azerbaycan ve Türkiye'de milli meselelerimizi üÇ ayrİ binada sürdürüyoruz. Bu binalardan birisinde özel adİ ne olursa olsun Klasik TürkÇülük yapİlİyor. Büyük ölÇüde hamaset , estetik ve tarih iÇerikli bir icraat olanİ. İkinci oda da diplomatlar, bürokratlar, siyasiler var. Bunlar siyasi iktidarİn yönlendirmesi ile iÇerde ve dİşarİda devleti yönetiyorlar. ÜÇüncü binada ekmek parasİ peşinde koşan sade vatandaş var. Bunlar bavul ticareti yapan gittikleri ülkede okullar aÇan kesim. Bunlar kuvvetli Türk aile tipinin eğitim ve ticaretteki tezahürüdür. Toplumu ayakta tutan da bu kesimdir. Bu üÇ binanİn duvarlarİ ses geÇirmez. Ancak kokusu felaketlere yol aÇabilir. Bize göre Çözüm Klasik Türkiyat'İn kapsamİnİ genişletip, iÇerisine milli iktisat , milli teknoloji gibi sorunlarİn da Çözümünü almakla mümkündür. TÜDEV faaliyet alanİnİn konularİnİ, bu noktadan yola Çİkarak belirlemişti.

Aydİn Kerimov dostumuz ile günün konularİna göz attİk. Kendisinin Tiflise giderken ve dönerken de misafiri olduk.

___ Kafkasya'nİn geleceğini nasİl değerlendiriyor sunuz? Bu değerlendirmeyi gerek Rus Kafkas halkalarİ itibariyle gerek Putin sonrasİ gelişmeler itibariyle, gerek ABD ve Batİnİn Rusya ile olan ilişkisi itibariyle ,ÇeÇen harekatİnİn demokratik boyutlarİ ile Rusya Federasyonu'nun yeni siyasi hareketleri ne olabilir ?Rusya iÇindeki halklarİn bu gelişmeye tavrİ ne olabilir? Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim?

Kuzey Kafkasya Rusya'nİn terkibindedir. Dolayİsİyla Kuzey Kafkasya'yİ değerlendirebilmek iÇin Rusya'nİn geleceği ile ilgili bir bakİş olmalİdİr. Rusya bugün öyle bir aşamasİna gelmiş ki, bir devlet olarak yaşamasİ uzun müddet mümkün gözükmüyor. Yani yaşamasİ uzun süre mümkün değil. İster Putin gelsin ister Stalin dirilip gelsin hiÇbir halde bunun karşİsİnİ almak mümkün değil. Tam tersi etki tepki meselesi var. Putin'in bu halklara karşİ Kafkasya'daki siyasetinde sertlik arttİkÇa bu halklarİnda Putin hükümetine ve Moskova'ya karşİ mukavemeti ortaya Çİkacak. Bugün Rusya Çok garip durumdadİr. Rusya'da yirmi kadar Başkan var,bir de baş Başkan var. Böyle bir şey nerede görülmüştür. Yani bugün artİk egemenliğini kaybetmenin son noktasİnİ yaşİyordu ki, Putin ve etrafİ ,Moskova yönetimi bütün Rusya'yİ kaybedeceği korkusu ile onlarİ korkutmak iÇin bu tür yollara baş vurdu. Çünkü Kafkaslarİn ardİnca Volga boyunun, Yakİn Doğunun,Uzak Doğunun kopacağİ tehlikesi var. Ruslarİn ÇeÇenlere baskİsİ ve diğer halklara baskİsİ aynİ zamanda tepkiyi de doğuracak. Belki ilk başlarda korkma Çekilme gibi haller olacak ama yeni aşama iÇin ,barİş aşamasİ iÇin hazİrlİk devri olacak. Diğer halklarİn mukavemetini şiddetlendirecek. Hamin halklar daha keskin daha radikal mücadele edecekler. Diğer taraftan, ÇeÇenistan'a karşİ Rusya'nİn bu hareketi Rusya'da yaşayan Rus olmayan halklarİ biraz tedbirli olmaya itti. Onlar Rusya'nİn kendilerine yönelik de benzeri saldİrİda bulunacağİ ,onlarİ da ÇeÇenlerin gününe salabileceği tedirginliğine itti. Bu ise Çok ciddi psikolojik meseledir. Yani onlar artİk Moskova'yİ kendi hükümetleri olarak görmüyorlar. Bugün İnguşlar da KaraÇaylar da diğer Kuzey Kafkasya halklarİ da aynİ psikolojiyi yaşİyorlar.

ÇeÇen meselesine gelindiğinde ise ,biraz farklİ düşünüyorum. ÇeÇenlerin bir halk olarak ,bir insan olarak mücadelesini destekliyorum. Mücadeleci ve kahraman halktİr. Ama kahramanlİk siyasette başarİlİ olmak iÇin yeterli değil. Çok kahraman var ki,canlarİnİ kurban vermelerine rağmen halklarİna daha az fayda verdiler. Bu bakİmdan onlarİn o cesareti, o fedakarlİğİ kendi milletlerine hayİrdan Çok zarar verdi. Aşamalİ olarak gelişebilirdiler. Auşev'in İnguşetya'daki, Şaymiyev'in Tataristan'daki apardİğİ siyaset gibi zamanla bağİmsİzlİklarİna gidebilirdiler. Tam tersi Rusya bugün ÇeÇen olayİndan diğer halklara karşİ tehdit aracİ olarak yararlanİyor. Bu ÇeÇen halkİnİn hem kendisine zarar verdi hem de diğer halklarİn demokratik mücadelesinde korku yarattİ. Birinci savaş sonrasİ kendi kişisel Çİkarİnİn peşinde koşan gruplar oluştu. Bunlar komşu halklar iÇin tehlike kaynağİna Çevrildiler. Örneğin Azerbaycan'dan giden tren durduruluyor haraÇ alİyorlardİ. Dağİstan tehlike altİndaydİ. Her an ÇeÇenler saldİracak diye bin korku vardİ. Kuzey Kafkas'İn diğer halklarİ da öyle. Bu sebeple de bu savaşta ÇeÇenleri faal şekilde desteklemediler.Kafkaslarİn geleceği meselesine gelince ,bugün bizim hakkİnda en az konuştuğumuz konulardan biridir. Oysa Türk halklarİ iÇin özellikle bölgede yaşadİğİna göre Azerbaycan iÇin Çok önemli meseledir. Kafkasya'da 80 kadar küÇük millet,halk yaşİyor.varsayalİm Rusya Çekildi gitti. Rusya artİk döneminin sonunu yaşİyor. Bu şekilde daha fazla yaşayamaz. Tabii ki,Çekip gidecek .peki Kafkaslarİn geleceği ne olacak? Sadece Dağİstan'da 30'a kadar küÇük millet ,5-10 kadar da büyük millet ebedi savaş yaşayacak değiller. Bugün Dağİstan'da Lezgiler ,Avarlar,Darginler, Tabasaranlar vs. yaşİyor. Bu ülkede genel iletişim dili ne olmalİdİr. Lokomotif millet hangisi olacak. Bu anlamda tüm Kafkas'İn hem tarihsel geleneklerine baktİğİmİzda ,hem de bugün burada yaşayan milletlerin etnik terkibine bakarsak TürkÇe genel iletişim diline ,Türkler ise aparİcİ etnosa (yönlendirici kesim) Çevrilmelidir. Bu bizim az konuştuğumuz meseledir.

1990-93 yİllarİ arasİnda Azerbaycan'dan ayrİlmak isteyen Lezgiler vardİ bunlarİn Çoğuyla yaptİğİmİz görüşmelerde alİnan mesafeden sonra şimdi ters mekanizmanİn Çalİştİğİnİ görüyorum. Eskiden Azerbaycan'dan ayrİlİp Rusya iÇinde Lezgiler olarak bir araya gelmeği planlİyordularsa şimdi Rusya'dan ayrİlİp Azerbaycan iÇinde bir araya gelip özerk cumhuriyet kurmayİ dile getiriyorlar.Kafkasya'daki halklar arasİndaki anlaşmazlİğİn ortadan kaldİrİlmasİ iÇin dİşardan bir gücün örneğin hepsini iÇine alacak federasyon şeklinde örgütlenmiş bir devlet oluşturulmalİdİr. Orada aparİcİ etnos gibi herhangi bir milletin lokomotifliği kabul edilmelidir. Bu da Çok önemli olan meselelerden biridir. Çünkü ne Kafkas devletleri ne de dünya devletleri Rusya bölgeden gittiği taktirde nelerin olacağİnİ bilmiyor.bugün Lezgiler güÇlüdür Dağİstan'İ ezecek ,Lezgiler güÇlüdür Darginleri ezecek,Darginler güÇlüdür Avarlarİ,Avarlar güÇlüdür...Ayrİca bu milletler kendileri de imparatorluğun esaretinden kurtulmuş olduklarİ iÇin milli kururu aşacak şekilde yetişmemişler. Milliyet oluşma aşamasİndadİrlar. Bu sebeple de bunlar birbirleriyle devamlİ Çatİşma iÇerisindedirler. Dolayİsİyla Kafkas yüzyİllarca sürecek kan Çanağİna Çevrilebilir. Bunu önlemek iÇin biz şimdiden orada aparİcİ etnos meselesini cok ciddi şekilde düşünmeliyiz.

__ Bu toplumlar Rusya'ya karşİ milli mücadele veriyor. Bu şu demektir,ben Rusla yaşamak istemiyorum .Biz ona sen gel Türk'le yaşa diyoruz. Biz ona Rus'un vermediği neyi vereceğiz ki ,o Rusa karşİ mücadele etsin sonra da gelip sizinle yaşayacağİm desin.?

Birincisi milletlerin bir araya toplanmasİ iÇin belli bağlar var. Kafkas halklarİ ile bizi tarihi geleneklerimiz birleştirir.Biz onlarla bin yİllarca beraber olmuşuz .Birbirimizi ezmemişiz.onlarİn milli haysiyetini taptamamİşİz, aşağİlamamİşİz . İkincisi, 17-18.yy'da V.Hugo TürkÇe'yi bilmekle Kafkas'İn tamamİnİn dolaşİlabileceğini yazİyordu. ÜÇüncüsü, Rusya ile bizi birleştiren Çok az şey var.Burada din meselesi var,dil meselesi var,etnik kimlik meselesi var. Bizim geleneklerimiz,giyim kuşamİmİz, hayat tarzİmİz daha yakİndİr. Rusya bizim iÇin iki şeyi ifade ediyor.Halklar hapishanesini ve Sovyet modelini. Biz şimdilik birinden kurtuluyoruz. Sovyet'den Çİkmağa Çalİştİk ,sonra ikinci aşamada halklar hapishanesinden Çİkmak uğrunda mücadele devam etmektedir. Bu ÇerÇevede neler vereceğimiz meselesine gelince Çoğu kökümüzde var. Onlar kendileri alacaklar bunu. Bugün ben Kumuk'la görüşüp sohbet ediyorsam, o beni özü olarak görüyor. Eskiden Gürcü knyazlarİ (hanlİklarİ) ile ,Gürcülerle Kafkas halklarİnİn temaslarİ Çok olmuştur. Bizim Karabağ hanİnİn kİzİ, şaire Natavan'İn eşi Lezgi idi. Milli özelliklerini koruyup saklayarak kaynayİp karİşmİşlardİ. Hem İslam dininin hem de ortak dilin etkisiyle ,geleneklerin yakİnlİğİyla bu halklar bir arada güvenli bir şekilde yaşayabiliyorlardİ. Rusya'nİn aldİğİnİn ne olduğunu göz önünde tutalİm ki biz onlarİ almayalİm. Onlar nasİlsalar öyle de yaşayacaklar.Biz onlarİn hiÇbir şeyini almayalİm ilkesi ile yaklaşİp yaşamalİyİz. Rusya onlarİn Çok şeyini alİyordu. En azİndan dilini aldİ. Bugün örneğin Lezgi dilinde okul yok. Ama biz Lezgiye o hakkİ verebiliriz. Lezgi kardeş buyur git kendi okulunu kur, ders de okut , gazete de yayİnla. ElÇibey'in milli azİnlİklarİn haklarİ kararnamesi vardİ. Bu Kararname etnik azİnlİklarİn kendi dillerinde gazete yayİnlamaya ve radyoda program yapmaya izin veriyordu. Bu mekanizma Çalİşİyordu. Bu da Dağİstan'da yaşayan halklarİn Azerbaycan'a ilgisini bir hayli artİrmİştİ. Buyurun ,özerklik verelim , siyasi özerklik de verelim ,hatta federasyonda oluşturabiliriz isterlerse Kuzey Kafkasya halklarİ ile. Birlikte yapİlsİn bunlar da müzakere olunabilir. Ben TürkÇe dediğimde bunu Azerbaycanlİ oluşumdan ileri geldiği düşünülmesin. Tarihi gerÇeklik bu yöndedir. Bugün TürkÇe'nin, Türk insanİnİn burada aparİcİ etnos gibi formalaşmasİ gittikÇe daha zaruri hal alİyor.

___ Bunun adİ ne olmalİ ? ÇeÇenistan, İnguşetya, Osetya ve diğerleri var.Bunlarİn parlamentosu,Üniversitesi vesair kurumlarİ var. Ona gidip ne deyeceğim? Onun beni dinlemesine sebep ne ?

O faktör devlet olacak. Her biri kendi devletini devam ettirmek iÇin ,etnik Çatişmalarİn olmamasİ iÇin belli bir aşamada ,bir süre geÇtikten sonra AB benzeri bir birlik oluşturula bilinir: Kafkasya Birliği. Tabii ki,bunlar daha müzakere edilmelidir. Benim veya bir Lezgi'nin söylemesi ile olmuyor. Bunun birlikte müzakere edilmesi gerekir. Kendimizi savunma aÇİsİndan bu gereklidir. Kendini koruma güdüsü onlarİ böyle bir yapİlanmaya gelmeğe zorlayacak. O güdü onlarİn bir arenaya gelmeleri iÇin zorlayacak. Bu ortam Kafkas Evi anlayİşİ olabilir. Zamanla hangi etnos güÇlü ise ,hangi devlet nüfuzlu ise, ekonomisi güÇlü ise,kültürel bakİmdan öne Çİkmİş ise o aparİcİ etnos haline gelecek. Bu uzun süreli meseledir.müzakere etmeğe değer. Ama şimdilik Kafkas'ta başlİca mesele Kafkas halklarİnİn bir araya gelerek değişik adlar altİnda olabilir(Kafkasya Evi,Kafkasya Halklarİ Konfederasyonu,Kafkas Halklarİ Birliği) ,bir belge imzalasİnlar ki,biz bölgedeki münakaşalarİ barİş yoluyla Çözüme kavuşturmağa taraftarİz. Zorla bu münakaşalar Çözülmeyecek.

___ Ermenistan Karabağ'İ fiilen işgal etmiş durumda . Gürcistan iÇinde Ermeni bölgesi etkinleşti.diğer taraftan bir NahÇİvan -Azerbaycan koridoruna bile tahammül etmiyorlar. Ermeni genişlemesini nasİl değerlendiriyorsunuz.

Ben bu yakİnlarda Tiflis'te bir konferansa katİldİm. Bir de sunuş yaptİm. Sunuşumda da söyledim ,Kafkaslardaki problemlerin %50-%60'İ Rusya kaynaklİdİr. Yani Ermenilerin buraya göÇmesi, gelmesi , yerleştirilmesi önceden kurulmuş plan esasİnda gidiyor. Rusya bunlara burada her zaman destek verdi. Kafkaslardan Ruslar Çekilip giderse Ermeni sorunu olmayacak.Azerbaycan iÇin Ermeni sorunu olmayacak,Gürcistan iÇin Ermeni sorunu olmayacak. Benim sunuşumu takiben Polonyalİ bir araştİrmacİ yaptİğİ sunuşta Ermenilerin ne yapmak istediklerini anlamadİğİnİ söyledi. Dedi ki,ben Ermenilerin ne düşündüklerini anlamİyorum. Bunlar bir taraftan Gürcülerle uyuşmazlİk iÇerisinde, diğer taraftan Azerbaycanlİlarla Çatİşma halinde,diğer taraftan Türkiye ile . İran'da da Türklerin ulusal uyanİşİ başlamİş durumda. Zamanla tamamen tecrit olunacaklar. Neyi umut ediyorlar?Umut ettikleri bir tek Moskova var. Moskova'da yavaş - yavaş Çekilip gidecek. Bölgede kalmasİna imkan yok. Yani Moskova ÇeÇen savaşİndan sonra Kafkas'ta hiÇbir şekilde kalamaz. Ya tüm ÇeÇenlerin kökü kesilmelidir ya da Çekip gitmelidir. Rus - ÇeÇen bir arada yaşayamaz. Tabii ki, sadece ÇeÇen değil İnguş'ta öyle, Osetin'de öyle, diğerleri de öyle. Bu anlamda Kafkas'tan Rusya gidince Ermeni meselesi Çok asan (güzel)Çözülebilecek. Ermeniler Ruslar buradan Çekip gittikten sonra ya gerek önceki gibi sudan duru olmalİlar yada buradan Çekip gitmeliler.

__ Teşekkür ederim. Ağzİnİza sağlİk.

A.Kerimov, RF'de idari yapİlanmanİn Çok başlİlİk itibariyle sorunlarİ olduğu üzerinde dururken, RF'da yeni idari yapİlanma geliştirildi. Bu gelişme artan baş sayİsİnİn problemi artİrma veya idareyi disipline etme yönünde mi etkili olacak, bunu zaman gösterecektir. Baskİ merkezi otoriteyi güÇlendirecek mi, tepki ile mi karşİlanacak?

A.Kerimov, Kafkasya'da lokomotif gücün Azerbaycan olabileceği kanaatini taşİyanlardandİr. Bu konuda bir hayli fikir eksersisi de var. Kendinden şahsen Çok yararlandİm. A. Kerimov'un Ermenilerin tahrik ve desteklenmesinden vazgeÇilmesi halinde Kafkasya'da huzurun sağlanabileceği tezindeki görüşüne biz de katİlİyoruz. Ancak bu nasİl sağlanabilir? Rusya Kafkasya'daki tarihi politikasİnİ Ermeniler üzerine inşa etmiş iken, Rusya'nİn Kafkasya üzerindeki iddialarİndan vazgeÇmesi nasİl sağlanabilecektir?

Enver Börüsoy, Kafkasya'da en fazla dolaşan, RF'nin diğer halklarİ ile aydİnlar seviyesinde temaslarİ olan, ve uluslar arasİ ilişkileri yakİndan takip edebilen bir gazeteci dostumuzdur. Onunla da görüştük.

Kuzey Kafkalarda olan mesele Hazar ve Karadeniz arasİndaki bölgelerin Rusya'nİn denetimimden Çİkmasİ problemidir. Stavropol vilayetinin dört milyon iki yüz bin olan nüfusunun %52'sini gayri-Ruslar oluşturmaktadİr. Bunlar Kuzey Kafkas asİllİ milletlerdir. Krasnadar, Astrahan, Molguburat vilayetlerinde de gayri - Rus nüfus artmaktadİr. Gayri - Rus nüfusun buralara yönelmesinin altİnda yatan sebep bu topraklarİn tarihten bu Kuzey Kafkasya kökenli milletlerin olmasİdİr. İki yüz seneden beridir ki Ruslar, bu halklarİ dağlara doğru Çekilmeye zorlamİş ve düzlüklere Ruslarİ yerleştirmişler. Ruslarİn gelmesi ile Ruslaştİrma siyaseti gütmüşler. Ruslaştİrma ile beraber Hİristiyanlaştİrma da yapİlmİştİr.

Kuzey Kafkasya'nİn tüm cumhuriyetlerinde, Dağİstan'da, Adİge'de, Kabardin - Balkar'da, KaraÇay - Çerkes'te ,İnguşetiya'da, ÇeÇenistan'da, Kuzey Osetya'da toplumun nüfusu hİzla artmaktadİr. Nüfusun hİzlİ artİşİnda iki sebep var. Birincisi milletlerin milli düşünceye sahip olmasİ, diğeri ise İslam dininin güÇlenmesidir. İslam dininin güÇlenmesi kendisini insanlarİn alkolden uzaklaşmasİnda yani sarhoşluk hallarİnİn azalmasİnda, Rus kültüründen uzaklaşmada yani etnik bilinÇlerinin güÇlenmesinde ve nüfusun artmasİnda kendini gösteriyor. Bu paralel olarak kendi cumhuriyetleri iÇinde ciddi sosyo - ekonomik problemlerle karşİ karşİdİrlar. Bunun da iki sebebi var. Her şeyden önce Rusya Federasyonunun merkezi bütÇesinden bu cumhuriyetlere veya federal bakanlİklarİn bu cumhuriyetlerdeki teşkilatlarİna ayrİlan ödeneklerin oldukÇa az olmasİ, diğer taraftan ise eski SSCB'den kalan bürokrasinin kurduğu rüşvet ve yolsuzluk düzenidir. Örneğin Dağİstan'İn devlet bütÇesinin en az %50'si Dağİstan Devlet Şurasİnİn Başkanİ Ali Magemedov'un oğlu Ruslan'İn Moskova'daki özel bankasİndaki hesaba kendi harcamalarİ iÇin yatİrİlİyor. Diğer cumhuriyetlerde de benzeri gündem var. Bu halklar da yaşaya bilmek iÇin komşu bölgelere gitmek zorunda kalİyorlar. Krasnadar'İn nüfusu üÇ milyondur. Bunun %48'ni Müslüman halklar oluşturuyor. Stavropol ve Krasnadar gibi bölgelerde artİk yüzlerle Müslüman köyleri oluşmuştur. Rusya Federasyonu GöÇmen İdaresi'nin ve Rusya Federasyonu Milletlerle İş Bakanlİğİnİn verdiği bilgiye göre sadece Stavropol Vilayetinde 1991-1999 arasİnda 127 camii inşa edilip. Bu sayİ her sene gittikÇe artmaktadİr. Aynİ durum Krasnadar iÇin de geÇerlidir. Diğer taraftan Kafkasya halklarİ arasİnda birlik ve bütünlük anlayİşİ yerleşmektedir. Eskiden Rusya Federasyonu(RF) Gizli Servisi aşİrİ milliyetÇilik işini gündeme getirmekle Çerkeslerle KaraÇaylar arasİnda ,İnguşlarla ÇeÇenler arasİnda,Dağİstan'daki Kumuklarla Avarlar arasİnda, Avarlarla Lezgiler arasİnda ,Lezgilerle Darginler arasİnda ,Darginlerle Laklar arasİnda bölücü siyaset uyguluyordu. Ama son zamanlarda RF daha Çok Kafkasya milleti adlandİrmasİnİ kullanİyor. RF'nin özellikle Moskova'da ve diğer vilayetlerinde yaşayan Kafkasya kökenlilerin özel olarak memurluktan,ekonomiden ,bankacİlİktan,fabrikalardan dİşlanmasİ bunlarİn kendi memleketlerine dönmesini sağlİyor. Bunlar yüksek eğitim görmüş insanlardİr. Geri gelenler Kafkasya adlİ ortak bir anlayİşta bir araya gelmektedirler. Örneğin Adİge Cumhuriyetinde Adİgeler toplumun %22'ni oluşturuyor.%78 diğer halklardİr. Diğerlerin iÇinde en fazla Ruslar olup yaklaşİk genel nüfusun %60'nİ oluşturmaktadİr. Ama tüm devlet düzeni ,polis ,güvenlik,savunma işleri tamamen Adİgelerin elindedir. Son ÇeÇen savaşİnda Adİge Cumhuriyeti ÇeÇenlere göÇmen statüsü verdi. Ama ÇeÇenistan'dan göÇen Ruslara aynİ hakkİ tanİmayarak aÇİkÇa "sizin kendi vatanİnİz var,topraklarİnİz var,kendi topraklarİnİza gidin. Burasİ Kafkasyadİr."dediler. ÇeÇenistan Cumhurbaşkanİ Aslan Meşedovun Adİge Cumhuriyeti özel temsilcisini Cumhurbaşkanlİğİnda Milletlerle İş Bölüm Müdürü görevine getirdiler. Adİge Cumhurbaşkanİ Aslan Carimov kendi köyünde Şamil Basayev'in özel temsilcisine üzerinde ÇeÇenistan'İn bayrağİnİn dalgalandİğİ üÇ katlİ bir büro verdi. Rus basİnİ da bu sebeple Aslan Carimovu hedef alan yazİlar yayİnlamağa başladİ. Yüksek okullardan Ruslarİ dİşlamİşlar. Artİk öğretmenler, görevliler adİ gelir.

Kuzey Kafkasya konusunda Rusya'nİn korktuğu nedir? Karadeniz'in kuzeyi Ukrayna adİyla Rusun denetiminden Çİkmİş. Karadeniz'in doğusunun bir kİsmİ Gürcistan adİyla Rusya'nİn denetiminden Çİkmİş.Kalmİş küÇük toprak alanİ:Novorosisk Adler , SoÇi. SoÇi ve Adler liman işleri iÇin verimli değil. Denizin altİ tamamen kayalİklardİr. KüÇük bir Novorosiysk kalİyor. Dünyaya aÇİlmasİ iÇin diğer yolu Kuzey denizidir ve Japon sİnİrİndadİr. Bu sebeple de Karadeniz'i elinde tutmak iÇin ÇeÇen Savaşİnİ gündeme getirdi. A.Mashadov bir buÇuk yİl önce dünya devletlerine ,dünya birliklerine RF'nin savaş hazİrlİklarİ yaptİğİ yönünde Çağrİda bulunmuş. Bu vilayetlerde asker sayİsİ şu kadar,silah sayİsİ şu kadar diye. Savaşİ başlatmak iÇin de Vahabiliği kullandİlar. Kendim tanİk olduğum iÇin söylüyorum,Vahabiliğin iki kolu var. Biri İngilizVahabiliği,diğeri ise RusVahabiliği. RusVahabiliği eskiden SSCB'de Çalİşan Araplarİn oluşturduğu bir sistemdir. Neden? Bunlar kimlerdir? Eskiden SSCB'de eğitim almİş ve KGB'ye Çalİşan Araplardİr. SSCB'nin dağİlmasİyla işsiz kalmİşlar. ArapVahabiliği adİyla Kafkaslara ,Orta Asya'ya, Volga boyuna ,İdil Boyuna getirip yerleştiriyorlar.1999 Ağustos ve Eylülünde Dağİstan'daVahabiliği gündeme getirmekle İslam anlayİşİnİn ikiye bölünmesi sağlandİ. Biri Dağİstan'da İslamiyet'e hizmet eden geleneksel, tarihsel İslam anlayİşİ bir diğeri ise yeni yapİlanmakta olan Vahabilik. Vahabiliğe RF daha fazla destek vermekle Dağİstan'la ÇeÇenistan arasİnda büyük bir savaşİ gündeme getirdi. Bunun arkasİnda ileride ÇeÇenistan'la yapacağİ savaşta Dağİstan halkİnİn ÇeÇenistana destek vermemesi yatİyordu. 1994-96 savaşİnda ÇeÇen halkİna en fazla desteği Dağİstan halklarİ vermişti. İkinci savaşta ise artİk Kuzey Kafkasya halklarİ ,özellikle Çerkesler,KaraÇaylar,rahmetli Zviad Gamsahurdiya'nİ destekleyen askeri birlikler(eski Gürcistan Başkanİ Zviad Gamsahurdiya'nİn başkanlİk döneminin özel bir alayİ var. Gamsahurdiyacİlar olarak tanİmlanİyorlar.Çok iyi savaşİyorlar.),sonra Volga boyu Tatarlar,Orta Asya'dan ,özellikle Özbekler ve Kazaklar(şu anda Rusya aleyhine en fazla savaşİ bunlar veriyor) destek verdiler. Ukrayna halkİ ile Ruslar arasİnda tarihten gelen bir tartİşma var. Ukrayna'nİn batİsİnda Ukrayna MilliyetÇi Gizli Ordusu var. O ordunun da desteği var. Profesyonel askerlerden oluşan bir ordudur. Hatta Ukrayna'nİn başkenti Kiev'de ,Lİvov ve Odessa şehirlerinde halktan ÇeÇenistan'a destek verilmesi adİna ajanslar,araştİrma merkezleri ve bir ay önce Ukrayna -ÇeÇenistan Birlik Partisi kuruldu. İdil -Ural tarafİndan da savaşanlar var. Hattab'la ,Şamil Basayev'le ve Ruslan Girayev'le beraberdirler (savaşİ bu üÇ komutan yürütüyor).

___ Moskova'nİn merkezi idareyi güÇlendirme gibi yeni bir politikasİ var mİ? Var ise o nasİl yansİdİ Rusya halklarİna .

Cumhuriyet ve vilayetlerin RF Anayasasİna uygun birtakİm haklarİ var. Özel fabrikalar kurabilmek gibi, toprağİn halka verilmesi gibi ,halktan yİğİlan vergilerin özel bankalar aracİlİğİ ile diğer 1faaliyetlere yöneltilmesi, diş ülkelerle ve yabancİ işadamlarİyla doğrudan doğruya ilişki kurulmasİ gibi. Putin iktidara gelince bu haklarİnİ ellerinden almak iÇin bir proje hazİrlayİp Federasyon Şurasİna sundu. Bu 1999 Mayİsİnda oldu. Federasyon Şurasİnda Tatarstan'İn Cumhurbaşkanİ Şaymiyev ve Başkurdstan'İn Cumhurbaşkanİ Murtaza Rahimov bu projeye karşİ Çİktİlar. Daha sonra Eylül ayİnda İnguşetiya'nİn Cumhurbaşkanİ Ruslan Auşev,daha sonra Ekim ayİnda Kuzey Osetya'nİn Cumhurbaşkanİ Aleksandr bu öneriye karşİ olduğunu belirtti.2000 Mart seÇimlerinden sonra iki kez bu meseleni gündeme getirmiş. Vilayet ve cumhuriyetlerin sahip olduklarİ haklarİn %50'sinin merkeze geri verilmesini istiyor. GeÇen hafta Altay Cumhuriyeti parlamentosu yeni bir karar kabul etmiş. Bu karara göre federal kurum ve kuruluşlarİn Altay Cumhuriyetine herhangi düzeyde olursa olsun memur atama yetkisi yoktur. İster savcİ olsun ister hakim. Altay'da mevzuat Altay yetkili organlarİnİn Çİkardİklarİ tüzel metinlerden oluşur. RF Devlet Dumasİ, Federasyon Şurasİ buna itiraz etti. Hakasya Cumhuriyetinde de yeni bir fikir gelişmektedir. Bu yİlİn Eylül veya Kasİm ayİnda Hakas halkİnİn yeni ulusal kongresi olacaktİr. Bu kongrede görüşülecek başlİca mesele Hakas halkİnİn İslam dinini resmi olarak kabul etmesidir. SSCB dağİldİktan sonra Hakasya'ya Çin'den Budizm'in yaygİnlaştİrİlmasİ iÇin önemli baskİlar var. Diğer taraftan RF Kiliseler idaresinin halkİn Hİristiyanlaştİrİlmasİ iÇin baskİlarİ var. Bundan kurtulmak iÇin İslam'a geÇmeğe karar verecekler. Bu konuda Kazakistan'İn dini yöneticileri ,Tatarstan'İn dini yöneticileri Başkurdistan'İn dini yöneticileri aktif olarak Çalİşmaktadİrlar. Tanrİ nasip ederse ben de katİlacağİm söz konusu toplantİya. Orada altİ makalem yayİnlandİ. Dünya Türklerinin %90'İ Müslümandİr. Hepimiz Türk olmakla beraber aynİ dine hizmet etmeliyiz. Zaman değişir. Zamanİn talepleri var. Bu taleplerin gerÇekleşmesine ihtiyaÇ var. HiÇ kimse bize gün ağlamayacak.

RF'nin diğer vilayetlerinde de durum pek iyi değil. Her vilayetin valisi bir mafya demek. Her mafyanİn liderinin sadece valilik değil bölgede bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarİ (savcİlİk,polis,banka,vergi dairesi,gümrük birimi ve s.),yargİ birimleri de kontrolündedir. Bu mafyanİn iki gücü var. Birincisi yasal devlet birimlerinin(memurlarİn,polisin )gücü,diğeri ise rahatlİkla cinayet yapacak güÇlerdir. Bu sebeple de ister Moskova'dan olsun ,ister diğer cumhuriyetlerden olsun hiÇbir şey yaptİramİyorlar.RF'nin önemli petrol kaynaklarİ var. Her yİl 135 milyon tondan fazla petrol ihraÇ edilir.Özellikle Japon sİnİrİna doğru olan bölgelerde,Beyaz Rusya ve Ukrayna ile olan sİnİr bölgelerinde. Bu petrolün üzerinde büyük bir Çekişme var. Bu Çekişmede cumhurbaşkanİnİn ,valilerin özel paylarİ var. Eğer payİnİ almazsa o petrolü ihraÇ etmeye kimsenin gücü yetmez. Putin ÇeÇenistan savaşİnİ başlatmakla RF'ni ağİr şartlar altİna sokmuştur. 27 Temmuz'dan(genellikle bunun tarihi yanlİşlİkla Eylül 1999 olarak gösterilir) ÇeÇen savaşİ ikinci kez başlatİldİğİndan bugüne kadar RF'nin savaş uÇaklarİ bombalama yapmak iÇin 8000'den fazla uÇuş yapmİşlar. Bir uÇağİn bir defa bu amaÇla sefer etmesinin maliyeti ABD'de 800.000 ABD dolarİdİr. Ama RF'de 300.000 ABD dolarİdİr. 8000 defadan fazla uÇuş yaptİğİnİ düşündüğümüzde bunun Rusya iÇin maliyeti 2.400.000.000.ABD dolarİ eder. Daha sonra ,ÇeÇnistan'İn yüzölÇümü 17000 km2'dir. Bu alana 8000'den fazla bombalama yapmak üzere uÇuş yapİlİyor,160.000asker sürülüyor ve sİnİr boyunca 140.000 asker yerleştiriliyor ama bütün bunlara rağmen Rusya ciddi kayİplar veriyor. Aslan Mashadov sivil halktan kaybİ azaltmak iÇin savaş başlar başlamaz ülkeden Çİkmalarİnİ sağladİ. Yalnİz askerler kaldİ. ÇeÇen askeri ile Rus askeri yüz yüze geldi. AmaÇ dalga dalga dağlara Çekilerek Ruslara kayİplar verdirmekti. ÇeÇenlerin hedefi Ruslarİn can ve mal kaybİn artİrmaktİ.

___ Ama ÇeÇenler de sİfİra iniyor. Ülkede genÇ kalmadİ .

Halk bağİmsİzlİğİ iÇin mücadele eder.

___ Bağİmsİzlİğİ yaşayacak adam kalmadİ ki!?

Savaşanlarİn %50'si ÇeÇenlere destek iÇin gelmiş diğer milletlerdir. Savaşİn süresini uzatarak RF'nin parasal aÇİdan sİkİntİya girmesi isteniyordu. Şimdi RF'nin bütÇesi bomboş. Uluslar arasİ kuruluşlarİn Rusya'ya verilecek kredilerin durdurulmasİ yönünde kararlarİ var. Putin son bir ay iÇinde kendi temsilcilerini barİşma isteği ile ÇeÇenistan'a gönderiyor. Barİş görüşmeleri ile RF'nin hedeflediği iki şey var. Birincisi zaman kazanmak ve dünya finans kuruluşlarİndan kredi alabilmek.Diğeri ise Afganistan formülünü uygulamak. 1979'dan 1989'a kadar on yİl SSCB Afganistan'la savaş yaptİ.1989'dan sonra Afganistan'dan Çİktİktan sonra Afganistan'da on yİldan fazladİr iÇ savaş sürüyor. İşte ÇeÇen halkİnİn iÇinde iki siyasi akİm vardİr:Mashadov liderliğinde laik devlet kurmak isteyenler,Zelimhan Yandarbiyev'in lideri olduğu şeriatÇİ devlet kurmak isteyenler. Z.Yandarbiyev Kafkasya Halklarİ Konfederasyonu Partisinin başkanlİğİnİ yürütüyor. Fikir ayrİlİklarİ olsa da ÇeÇen halkİ mücadelede birdir. Mücadele konusunda ayrİlİklar yoktur.

___ ÇeÇenistan'a Vahabiliğin girdiği iddiasİ ne derecede doğrudur?

Ruslar yaklaşİk 500 yİldİr ÇeÇen halkİnİ Ruslaştİramamİş. İki günün iÇinde (tarih aÇİsİndan iki gündür) Araplar nasİl onlarİ Vahabileştirsin? Böyle bir şey yok sadece Vahabilerden alİnan maddi destekler var. Maddi desteğin arkasİnda petrolle ilgili oyun var. Kafkaslarda uzun sürecek savaş Hazar denizi boyunca stratejik enerji kaynaklarİnİ kullanİmİnİ engelleyecek. Kazakistan'İn petrolü, Türkmenistan'İn petrolü, Azerbaycan'İn petrolü dünya pazarİna Çİkamayacak ve böylece Arap petrolü işleyecek, para edecek. Suudi Arabistan ve diğer zengin vahabi şeyhleri destek veriyor.

___Az önce Vahabileri ikiye ayİrdİnİz. KGB' nin elinde olan ve gerÇek Vahabiler diye, bu konuyu biraz aÇar mİsİnİz?

Rusya İslam aleyhine faaliyetini güÇlendirmek istediği zaman bu Vahabi ajanlarİ kendi lehine kullanİr. Örneğin Nadirşah HaÇalayev adİnda birisi var. Dağİstan'da kötü davranİşlarda bulundu. Kendisi RF Müslümanlarİ Birliği Teşkilatİ'nİn lideri idi. Aynİ zamanda RF ona destek veriyordu ve Duma'nİn üyesi idi.1996-97yİllarİ arasİnda ÇeÇenistan'a sİğİndİ. ÇeÇenlerin iÇine bir İslam lideri gibi gelmişti. Ama ÇeÇenlerin iÇinde olup bitenleri RF'ye aktarİyormuş. Dağİstan'dakİ savaşİ başlatan oydu. ÇeÇenistan halkİyla Dağİstan halklarİnİn arasİnİ aÇtİ.Daha sonra Moskova'ya kaÇtİ ve halen bugüne kimi saklanİyor.

__ ÇeÇenlerin Dağİstan'a girdiği doğru değil mi?

Hayİr. Orada savaşan Dağİstan İslam Ordusu Teşkilatİdİr. Peki ,neden yapİyor? 33 aile Dağİstan'İ yönetiyor.RF orada hiÇbir şey yönetmiyor. Dağİstan'da 33 millet var. Her milletten biri RF istihbaratİna Çalİşİyor.Devlet göz yummuş bunlarda zenginleşmişler. Zenginleşmekle beraber durumlarİ kendi milletinin yöneticisi olmaya Çevrilmiş. Halkİn ise yaşam koşullarİ Çok kötüdür. Bu durumdaki halk ne yapmalİdİr? İslam'a yöneliyor. İslam da farklİ dilleri konuşan halklarİ birleştiren ideoloji haline geliyor. Eskiden komünizm vardİ. Bugün komünist sistem yok.Ne yapİlabilirse yalnİz İslam dini yapabilir.

__ Orada gayri - müslimler de var.

Hayİr, yoktur.Çok az var.

__ Osetlerin bir kİsmİ...

Osetler Dağİstan'a bağlİ değiller. Kuzey Osetya'da toplam nüfusun %30'u müslümandİr.%70'i Hiristiyan'dİr. Ama nasİl Hiristiyan'dİr? Yalnİz şehirlerde Hiristiyan'dİr, köylerde ise halk inanÇlarİna dayanan inanÇlar taşİyorlar. Şaman inancİ gibi. Kuzey Osetya'nİn başkenti Vladikavkaz şehrinde bir camii var. Kuzey Kafkas'İn en güzel camicisidir. 1902'de Azerbaycanlİ zenginlerden Şemsi Esedullayev tarafİndan yaptİrİlmİştİr. SSCB zamanİnda dahi dokunmamİşlar. Çok güzel mimari bir abidedir.

__ Ermeniler Kafkasya'daki bu gelişmeye nasİl bakİyor?

Ermenilerin yaptİklarİ RF ile işbirliğinden yararlanmaktİr. Ermenistan'da durum Çok ağİrdİr. Nisan'İn sonu Mayİsİn ortalarİna kadar Ermenistan'da iktidar değişikliği beklenir. Ermenistan Sosyal Araştİrma Merkezinin verdiği bilgidir. Son yİllar Ermenistan'dan resmi olarak 900 bin yurttaş ülkeni bir daha dönmemek üzere terk etmiştir. Özellikle gittikleri devletler sİrasİyla Arjantin ,Bolivya,Nikaragua,Şili,Güney Afrika Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu'dur. Yakİn zaman iÇinde daha 500-700 bin arasİnda yurttaşİn ülkeni terk edeceği bekleniyor. Diğer taraftan Ermenistan'da birbiriyle mücadele eden dört güÇ merkezi var:cumhurbaşkanlİğİ ,buna karşİ olan parlamento ve başbakanlİk,eski cumhurbaşkanİ L.Terpetrosyan'İn sahip olduğu kuvvetler,askeri birlikler ve Karabağ savaşİna katİlanlar. Bu dört güÇ birbiri ile mücadele halindedir.

__Karabağ'daki Ermeniler ve Gürcistan'İn güneyindeki Ermenilerden göÇ olmuyormuş, diğerlerinden oluyormuş?ne dersiniz.

Hayİr ,yanlİş. Gürcistan'da 9 Nisan'da cumhurbaşkanlİğİ seÇimleri oldu. Gürcistan'da yaşayan Ermeniler hiÇbir adaya oy vermediler. Gürcüler Ermeniler aleyhinde düşünmeğe başlamİşlar. İster Gürcü muhalefeti ister Gürcü iktidarİ.ister solcu olsun ister sağcİ ister merkezci olsun bu durumdan rahatsİzlar. Ama Azerbaycan Türkleri %100 cumhurbaşkanlİğİ seÇimlerine katİlİp oy kullandİlar.%80'i Eduard Şevardnadze'ye oy verdi. SeÇim sonuÇlarİ ile ilgilendim elde ettiğim bilgi budur.

__ Ermeni bölgesine Gürcistan Cumhurbaşkanİ dahi giremiyormuş?

Rusya-Gürcistan anlaşmasİ gereğince bu yİlİn sonuna kadar Gürcistan'da bulunan Rus askeri üsleri boşaltİlacak. Bundan sonra girebilecek.

__ Gürcistan Ermenilerine dİşardan Çok para giriyormuş.

Evet dİşardan para giriyor. Özellikle Acarİstan'dan. Cavah bölgesinde Rus askeri üssü var. Onlar Acarİstan'İn Başkanİ A.Abaşidze'ye istihbarat,silah,mafya,asker gibi değişik konularda destek veriyorlar. Abaşidze de onlarİn ekonomik faaliyetine olanak tanİyor. Böylece Ermeniler karlİ Çİkİyor. Ermeniler kara borsada silah ticareti yapİyorlar.

__ Avrupa'dan da gelen paralar varmİş?

Zürih'te Dünya Kiliseleri Birliği var. Kafkasya ve Ortadoğu bölüm başkanİ Arikyan soyadlİ Ermenidir. Onun oluşturduğu bir sİra kuruluş var. Bu kuruluşlardan 38'i Azerbaycan'da halkİ Hİristiyanlaştİrmak adİna Çalİşİyor. Milliyetileri İsveÇ,İngiliz,Alman vs. ama Hİristiyan. Para kazanmak isteyen bir Alman yurttaşİ proje hazİrlayarak Kiliseler Şurasİna baş vuruyor. Onlar onayladİktan sonra para veriyorlar. Eğer %50'si kişisel harcamalarİna gidiyorsa da yeni projeler alabilmek iÇin diğer %50'nin hesabİnİ vermelidir.

__ Ahİska Türkleri'nin yerine yerleştirilen Ermenilerden göÇler başlamİş. Orayİ boşaltİyorlarmİş.

2000 sonuna kadar Gürcistan'dan RF askeri birlikleri Çİkmalİdİr. Artİk Vaziyana'dan Çİkmİş. Gürcistan'daki en büyük askeri üs bu idi. Tiflis yakİnlİğİndaki Vaziyana şehrindeydi. Cavah bölgesinden de Çİkmaya hazİrlanİyorlar. Şunu söyleye bilirim ki,Rus ordusu tamamen Çİkarsa Gürcistan tamamen Türkleşecek.

__ SSCB dağİldİ ,peşinden savaş yaşandİ. Bunlar Rusya'da halkİn ruh haline nasİl yansİdİ.? İzleyebildiğim kadarİyla birtakİm problemler ortaya Çİkİyor.

200 bini subay olmak kaydİyla bir milyon SSCB askeri Almanya'dan Çİkarİldİ. Geri gelen subay hiÇbir şeyinin olmadİğİnİ anladİ.Devlet ev vereceğini söyledi. Ama bugüne kadar kimseye ev verilmiş değil. Diğer bir konu RF'nin resmi bildirisinde yer alan rakam var. 500 bin Rus kİzİ kapitalist devletlerinde (Türkiye'de, Avrupa'da, Arap devletlerinde) Çalİşmak üzere bulunuyor.Kİz milletin doğar karnİdİr. Rusya'da bu yoktur. Diğer taraftan Rusya İÇişleri Bakanlİğİnİn yayİnladİğİ bildiriye göre RF'de hapishanelerdeki insan sayİsİ beş milyondur. Bunlarİn %50'si alkolik ve alkollü iken suÇ işlemiş kişilerdir. Bir diğer problem halkİn ekonomik durumunun Çok kötü olmasİdİr. Evlilik yapamİyorlar. En zengin olanlarİ Moskova ve S.Peretsburg'ta oturuyorlar. Diğer vilayetlerde halkİn durumu Çok kötüdür.

__ Slav cumhuriyetleri Rusya ile gelecek ilişkilerini nasİl görüyorlar?

Beyaz Rusya'nİn Devlet Başkanİ yalnİz kendi geleceğini garantilemek iÇin zorunlu olarak Slav birliğine önem verir. Ama bir şey daha var. Örneğin dünyada dört İngiliz devleti va1r:İngiltere,ABD , Yeni Zelanda ,Avusturalya. Ama bunlar hiÇbir zaman dördümüz bir devlet olalİm demiyorlar. Birbirlerine ister kültürel ister ekonomik destekleri var. Dünyanİn yeni koşullarİ var. Yugoslavya nasİl gelip RF ile bir devlet olabilir? Yalnİz birlik ve beraberlik iÇinde faaliyetleri olabilir. Ama bir devlet şeklinde birleşmeleri ihtimali doğru değildir.

Ukrayna neden birleşmiyor? Ruslar Ortodoks kilisesine bağlİdİr.Ama Ukraynalİlarİn %60'İ Katolik kilisesine bağlİdİr. Kiliseler arasİnda yİllardan beri süregelen tartİşmalar vardİr.

Kazakistan yönetimi Kazakistan'İn kuzeyinde Rus devleti kurmak isteyen parti başkanİnİ hapis ettirdi. Sen devletin iÇinde bölücülük yapİyorsun ,senin tüm haklarİnİ vermişim,RusÇa okulunuz var, RusÇa tiyatronuz var ,RusÇa kitaplarİnİz basİlİyor,RusÇa gazeteleriniz yayİnlanİyor,RusÇa televizyonunuz var. Nursultan Nazarbayev bunu yaptİ. Ben Kazakistan'da Nazarbayev'e destek olan, 1991'de bir makale yayİnladİm: Nursultan Nazarbayev GerÇekten Kazakistan'İn Sultanİdİr.RF altİ vilayetin kendisine bağlamasİnİ istiyordu. Her bir vilayetin yüzölÇümü bizim Kuzey Azerbaycan'dan dört defa büyüktür. Nazarbayev'in bugün bir görevi var "Kazakistan'İn toprak bütünlüğünü korumak". Nazarbayev bunu bin tür oyunla Çok iyi yapİyor. Toprak bütünlüğünü korumak adİna kim karşİsİna Çİkarsa hapis ediyor,terör ediyor,ne ederse eder bunu engeller. Nazarbayeve Rus yanlİsİ diyorlar. Değil. Kazakistan'İn petrollerini dünya pazarlarİna Çİkarmak iÇin iki yolu var. Rusya üzerinden ve Çin üzerinden . Bu durumdan kurtarmak iÇin zirve toplantİsİndan bir gün önce Azerbaycan'a gelip H.Aliyev'le anlaşma imzaladİ. "Ben petrolümü Kafkaslardan geÇirmek istiyorum". On tane anlaşma imzalandİ.

__ Bu gelişmeler İşİğİnda ABD'yi nasİl değerlendiriyorsunuz ?

ABD her zaman bize sevgi gösterse de arkasİnda hİyanet var.ABD iÇin önemli olan buradan parasİnİ nasİl kazanacağİdİr. Onun iÇin demokrasi mi var,diktatörlük mü var fark etmez. Solcu mu,sağcİ mİ,dinci mi,merkezci mi oturmuş iktidarda onun iÇin fark etmez. ABD'nin tek ilgili olduğu parasİnİ nasİl kazanacağİdİr.

__ Peki İran'İ nasİl değerlendiriyorsunuz.

Bizim İran'a yönelik faaliyetimizde kendi milli stratejimizi henüz belirlememişiz. Siyasal ,kültürel,ekonomik ,dinsel konularda hedeflerimizi belirlemeliyiz. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin hiÇbir konuda devlet stratejisi ,enstitülerin,partilerin,siyasi güÇlerin hiÇbirinin stratejik programİ yoktur. Azerbaycan'İn temel problemi budur. Önce bilimsel olarak öğrenmeli ,öğrendiklerimizi , yaptİklarİmİzİ,araştİrmalarİmİzİ halkİn düşüncesine getirmeli. Buranİn problemi budur.

__ Kafkasya'daki gelişmeler Rus Kafkas ilişkileri İran'a nasİl yansİyor?

İslam Devletleri Konferansİ'nİn bugün lideri İran'dİr.İran Moskova'ya ÇeÇenistan konusunda destek verdi. " ÇeÇenistan Rusya'nİn iÇ problemidir"dedi.

AÇİklamalarİnda, Kafkasya'daki Ruslaştİrma politikalarİna, İslamiyet adİna yapİlan siyasi faaliyetlere, Ruslarİn halklar arasİ ihtilaf politikalarİna, Kafkas halklarİ arasİ etnik dayanİşmaya, etnik kimliklerin pekişmesine yönelik girişimlere, Arap ve KGB Vahabiliğinin amaÇ ve mahiyetine, Ukrayna, Rusya ihtilafİna, RF'de oluşturulan yedi bölgeli yönetimin geÇmişine, Altay ve Hakasya bölgesindeki gelişmelere, Mafya ile RF devletinin idari kademeleri arasİndaki ilişkilere, ÇeÇen savaşİnİn RF'ye maliyetine, Batİ finans kaynaklarİnİn RF'ye yaptİklarİ mali desteğe, ÇeÇenistan'daki ileriye matuf gelişmelere, Arap Vahabiliğinin bölgedeki ekonomik Çİkarlarİna, ÇeÇenistan'İn Dağİstan'a müdahalesinin iÇ yüzüne, Komünist ideolojiden boşalan yerin İslam ideoloji tarafİndan doldurulmak istenildiğine, Kuzey Kafkasya'daki dini dağİlmaya, Ermenistan'da beklenen yönetim değişikliği ve yaşanmakta olan göÇe, Ermenistan devlet yönetimindeki ihtilaflİ kesimlere, Gürcistan'daki "Gürcü-Ermeni" ihtilafİna, Gürcistan'dan Çekilmekte olan Rus askeri birliklerine, Acara Ermeni ilişkilerine, Rus aile yapİsİnda Çöküntü - sosyal ve ekonomik bunalİma , Slav ittifakİnİn gerÇek yüzüne, Kuzey Kazakistan'da kurulmak istenilen Rus devletine dair bilgi vermektedir.

Bu aÇİklamalardan bir kİsmİnİn üzerinde durmak istiyorum. Uluslar arasİ kuruluşlar RF ve Putin'e maddi yardİm yapmİyor mu? Kimler hangi amaÇla yapİyorlar? AB'nin yaptİğİ yardİm, RF'nu ciddi bir muhatapla görmek istiyor, şeklinde yansİtİlİyor. Almanya'nİn AB ile RF arasİndaki dayanİşmaya özel bir tavrİ ne zaman olacak , diye tartİşİlİyor. ABD'nin RF konusunda ekonomik desteği olacak ise yeni bir Marşal yardİmİ dönemi mi yaşanacak?,deniliyor. Neresinden bakİlİrsa bakİlsİn Türkiye Cumhuriyeti'nin bu ihalede taşeronluğu dahi yapamadİğİ ortaya Çİkİyor. Bize göre , Türkiye Cumhuriyeti,ABD'nin Kafkasya öncelikli yeni ihalelerine kendini hazİrlamalİdİr.

Diğer taraftan bölgedeki muhtemelen islam inisiyatifinde ise, R.F ve bu arada Putin'in desteklendiğini de söylenilmektedir. Buna bağlİ olarak abartİlİ bir tehdidi varmİş intibasİnİn bİrakİlmasİnda da kasİt aranmaktadİr.

RF hakikaten, ÇeÇenistan'da Afganistan formülünü mü uygulamİştİr. SonuÇlarİ aynİyİ andİran bu iki olayİn planlanarak bu noktaya getirildiklerini sanmİyoruz. Zira SSCB Afganistan'a , kendisi Çekildikten sonra Afganistan'da iÇ savaş başlasİn diye girmemişti. RF'de ÇeÇenistan'İ bitmeyen bir iÇ savaşa sokmakla hangi stratejik hedefine varmİş olabilir ki?

Arap Vahabiliğinin İslam adİna Kuzey Kafkasya'ya getirip ÇeÇenistan'da bunalİm yaratİp dünya petrol piyasasİna hakimiyet itibariyle ekonomik Çİkarlar planlamİş olabileceğine de fazla katİlmak mümkün değildir. Zira Rus -ÇeÇen savaşİnİn sonucunu ve RF'deki yönetim değişikliğini , Vahabiliğin Kafkasya'ya girmeye başladİğİ dönemde tahmin etmiş olmasİ mümkün değildi. Vahabi merkezlerin bu bölgedeki petrole dayalİ ekonomik Çİkarlarİnİn izahİ yapİlabilir. Ancak ÇeÇen Savaşİnİn devamİ ile bu Çİkarlarİn izahİ bize göre Çok zordur.

Kuzey Osetya'daki %70'i bulan Hİristiyanlİğİn Şaman/ Kam/Göktengri inanÇ sisteminin üzerine inşa edilmiş olmasİ tespiti bizim iÇin Çok önemlidir. Hİristiyan misyonerliğinin kol gezdiği Çağİmİzda , İslam'İ Vahabi olan olmayan diye bölen Araplarİn kulaklarİ Çİnlasİn. Rejim ihraÇ etmek iÇin yola Çİkan İran'İn da öyle. Ya Tokyo'ya cami yaptİrmaya kalkan Türkiye Cumhuriyeti'ne ne demeli. Halk inanÇlarİ ile ilgilenen bir halk bilimci olarak biz misyonumuzu oynamaya daima hazİrİz.

Gürcistan Ermenileri ve Gürcüleri ile Türkiye aydİnİnİn Azerbaycan aydİnİ ile dayanİşmaya girerek derhal bir diyalog kurmalİdİr. Aksi halde bölgede yerleşmeye başlayan batİ emperyalizmi Ruslardan boşalacak yeri doldurunca biz Türklere yine slogan atmak kalacak.

E. Börüsoy'un Acaralar ile ilgili tespiti bizim iÇin Çok anlamlİ olmuştur. Hİristiyan Gürcüler ,Hİristiyan Ermenilere rağmen Müslüman Türklerle işbirliğini seÇerken , Müslüman Acaralar, Hİristiyan Gürcülerle ihtilaf ve Müslüman Türklerle ittifak halinde iken, Acara -Ermeni ittifakİ iddiasİ bizim iÇin sürpriz olmuştur.

Türk Dünyasİnda özellikle Azerbaycan'da ciddi bir Hİristiyan misyoner ligi vardİr. Ancak bu faaliyetin arkasİnda Ermeni organizasyonlarİnİn Ermeni Çİkarlarİ iÇin yer almİş olmalarİ da Çok önemli bir tespittir.

"Rus ordularİnİn Gürcistan'dan Çİkmalarİndan sonra , Gürcistan'İn tamamen Türkleşeceği" fikri ve rüyasİ benim şahsen şiarİm değildir. Ruslarİn Türkleri Slavlaştİrma girişimlerine tepki gösterirken Gürcülerin Türkleşmelerini savunursam kendime saygİm kalmaz. Neden Türkleşsinler ki, bu kime ne kazandİrİr? Türklüğün buna ihtiyacİ yoktur. Sayİn E. Börüsoy'un kastettiği , bir milletin asimilasyonu değil , bölge halklarİnİn daha demokratik katİlİmİ ile hayata geÇirilen bir yönetimdir. Ona biz de varİz.

Türk halklarİnİn inanÇ yapİlarİna fazla müdahale edilmesi , Türklüğü İslam ortak paydasİnda toplama fikri ise Çok iyi düşünülmesi , hesabİnİn iyi yapİlmasİ gereken bir meseledir.

Karapapak Türkleri arasİnda İran'İn pek cazibesinin olmadİğİnİ gözledim. "1992 yİlİnda İran bölgeden 14.000 genÇ götürüp Kum da din adamİ olarak yetiştirmiş Gürcistan'İn en güÇlü mallarİ İran'da yetiştirmiş. Bölge din görevlisi ihtiyacİnİ Bakü'deki İlahiyat Fakültesi ve Gürcistan'daki medreselerde yetiştiriyor." Tarzİndaki aÇİklamalarİ da pek anlayamadİm. Gürcistan'daki müslüman köyü 100 civarİndadİr. Belki Acaristan'da din görevlilerini İran'dan temin ediyordur. Ayrİca Karapapaklar kendi ifadelerine göre Sunni Müslümanlardİr. Kum ise Şii din eğitim merkezi olarak bilinir. Herşeye rağmen 14.000 rakam bize göre Çok abartİlİdİr.

Ayrİca Türkiye'den cemaat faaliyetlerinin bir uzantİsİ olarak "dershaneler" aÇİlmİş. Tanİştİğİm bir genÇ bu okullarda ilk dini bilgileri almİş sonra kendisine yüksek tahsil imkanİ sağlanİlmİş. Bana bilgi veren gencin ifadelerine göre "medrese" Çevresinin sağladİğİ muhit ve bu muhitin imkanlarİ ile istememiz halinde bütün Kafkasya'yİ dolaşmak mümkündür.

Bu arada, kendi okullarİnda eğitim olabilen Türklere verilen imkanlar tamamen Ermenilere de tanİnmİştİr. Buna göre Gürcistan da miktarlarİ 700.000 olduğu ve bu miktardan 500.000 inin Ermenistan sİnİr bölgede yaşadİğİ ifade edilen Ermeniler, Gürcistan da Ermeni kimliklerini geliştirmek iÇin her imkana sahiptirler.

Gürcistan daki Fethullah Gülen Hoca Efendi'nin okullarİndaki TürkÇü ruhu Gürcistan yönetimini sindirmek istemiş, ancak müslüman halkİnİn tepkisi ile karşİlaşmİştİr. Öğrenciler yönetime karşİ yürüyüş ve miting düzenlemişlerdir. Böylece yönetim geri adİm atİp aldİğİ kararlarİ yürürlükten kaldİrmİş, halen Tiflis de Karadeniz Üniversitesi olarak eğitim veren kurumun binasİnİn Ermenilerden alİp Fethullah Hoca Efendi grubu genÇlere vermiştir. Bu arada Ermeniler de, Fethullah Gülen Hoca dan Okul talebinde bulunmaktadİrlar.

Gürcistan da etnik kesimlerin ne zaman kimden yana tavİr alacaklarİnİ önceden kestirmek pek kolay değildir. Abhazya - Gürcistan savaşİnda Ermeniler Abhazlar'dan yana tavİr koymuştur. Bunda pek de şaşİlacak bir taraf yoktur. Ermeniler Ahİska bölgesine. Her an Ermenistan 'a bağlanacak bir yöre olarak bakmaktadİrlar. Cavahat - Mesketya ve Ahİska olarak bilinen bu bölge yakİndan muhtariyet talebinde bulunmak üzere hazİrlanmaktadİr. Ermenilerin bu yöntemi artİk Çok rastlanİr oldu. Dağlİk Karabağİ da aynİ yöntemle ele geÇirdiler. İlkin muhtariyet sonra Ermenistan'a bağlanma yöntemi. Bu alİşkanlİğİn bir tezahürün de de 2000'in 24 Nisan taşkİnlİklarİna Ermeniler Doğu Anadolu dan toprak talebinin de eklediler.

ÇeÇen -Rus Savaşİnda Ermeniler Rumlara destek Çİktİlar. Bunda da şaşİlacak bir husus yok. Zira; Ermenistan'İn ilk oluşumunu sağlayan ilkin Çarlİk ve sonra da Sovyet Rusya değil mi? Stalin döneminde boşaltİlan Ahİska Türk eyaletine Ermenileri Ruslar iskan etmedi mi ? SSCB dağİldİktan sonra Ermenistan'İ destekleyerek Dağlİk ve Aran Karabağ'İ Ermenilere kim bağİşladİ! Ruslar değil mi!

Şimdi Ermenistan Rusya'yİ da yanİna alarak yeni bir ayrİca hazİrlanİyor. Bu tezgaha göre; Türkiye Cumhuriyeti sözde Soykİrİm iÇin Ermenilerden özür diler ise, Ermenistan Azerbaycan Cumhuriyeti Karabağ konusunu görüşebilecekmiş.

Bu tezgah, iki kardeş Cumhuriyeti, birbirine düşürme uygulamasİdİr. T.C nin bu tür bir haksİz itirafta bulunmaya zorlanmasİ, Ermenilerin T.C nden ileride toprak talebinde bulunmasİnİn ise, Azerbaycan Türkünün isnadİ yapİlacaktİr. A. Cumhuriyetine yapİlan vaad başka bir şey değildir. zira görüşülmesi gündeme getirilen topraklardİr. Azerbaycan dan gazb edilmiştir. İlahi kader Azerbaycan ve Anadolu Türkünün, ortak düşmana karşİ birleştirilmiştir. İhtilaf nifakİna karşİ sİkİ durulmasİ gerektiği inancİndayİz.

Ermenilerin sergilediği zihniyeti biz Türkler İslam alemine, ne de Türk dünyasİna maalesef taşİtamadİk. Ermeninin misyonu Hİristiyanlİkta değil. Gürcistan daki Ermeni bölgesinde, az da olsa Gürcülerde yaşatmakta ve burada Hİristiyan Gürcülerin de doğal olarak kiliseleri bulunmaktadİr. Bu bölgedeki Gürcülerin hiÇbir vatandaşlİk haklarİ verilmemiş iken, Ermeniler sİrf gürcüsüz biz Ermeni bölgesi oluşturmak iÇin, Gürcülerin kiliselerini olmadİk hakaretler yapmaktadİrlar. HiÇbir Ermeni toplumu, iÇerisinde Ermeni olmayan toplumu yaşatmamİştİr. Ermenilik itibariyle azİnlİk kabul etmezler. Gregonyan Türkleri bu zihniyetle asimile ettiler. Müslüman Türkleri kaÇkİn durumuna sokarken, her inanÇtan Kürtleri de sürdüler.

Dostumuz Türkolog Abbas Abdullah Ermenilerin geÇirmekte olduklarİ psikolojik evrelere dair bilgi verirken, bize V.L.Velicko isimli Rus yazarİn " Kafkas" isimli eserinden bahsetti. 1900-1904 Bakü basİlİ olan Kitabİn 148. sahifesinden bize sohbetini yaptİğİmİz konunun belgeleri alarak okudu. Bu kitabİ Türkiye Türk okuruna kazandİrmak isterdik. Günümüzden 100 yİl evvel Rus yazar şunlarİ yazİyordu. "Ermeniler genellikle ticaretle uğraşİrlar. Hanlarİn kamÇİsİ karşİsİnda titremiş, beylerin karşİsİnda diz Çöküp sürünmüşlerdir. Belinde hanÇerli insan görünce renkleri uÇardİ. Bunlarİn en rahat yaşayİp hareket etme imkanİ bulduklarİ yerler Müslüman ülke ve müslüman yönetimlerdir. Yalnİz, yanlİş olarak Ermeni ismi ile adlandİrİlan Karabağ ahalisi müstehna teşkil eder. Albanya ve Ağbanya da yaşayan Gregoryan inancİndan olan dağlİ Türk soyundan gelen 3- 400 yİl önce isimleri Ermeni olmayan halk bundan müstesnadİr. Bunlara HaÇperest Karabağlİ'lar denilirdi. Bunlar Çok kere savaşÇİlİklarİ ile seÇilmiştirler ve diğer haÇlİlar onlarla daima ihtilaf ve savaş halinde olmuşlardİr."

Türk Tarih kültürü son yİllarda din ve mezhep taassubunu bir hayli yenmişti. Gregoryan Türklerin zamanla diğer Gregoryan halk arasİnda eriyerek Ermeni milli kimliğini meydana getirdiği iyice anlaşİlİp anlatİlabilir ise, Ermenilerin yayİlmacİ politikalarİnİn izahİ da kolaylaşacaktİr.

Şuşa üniversitesi Rektörü filoloğ, şair Enver Ahmet Ermeni, psikolojisini anlatİrken "Ermeniler 15 - 20 yİl evvelki korkaklİklarİnİ yendiler. Zira bu nesil Ermenilerin babalarİ Türktür. ....Ermeni anasİ doğurgan değildir. Zafer Türklüğündür.....Ermeniler Karadeniz'e doğru yol almak istiyorlar. Ceviz kurdunun hikayesine göre, cevizin iÇindeki kurt cevizin iÇini yiyerek büyür, büyür cevizin iÇi bitip kurt büyürken cevizin kabbuğu da kalİnlaşİr. Kalİn kabuğu kİramayan kurt ölüme mahkumdur."

Enver Ahmet Hoca bize bir şiirini okudu. " Hora gacİrsan geyretsiz Oğul
Tökülen Gonlara heyretsiz oğul
Arkada vetendi önde vetendi
A namerd, bu veten dünya ile tendi
Ağ saÇlİ ananİn süfresi gandİ
Yurdu viran galdİ,evi talandİ
Bu halgİn taleyi ram etsin seni
Sene Türk deyirler Ona Ermeni"

Bu şiiri E.Ahmet 'den dinlerken, localar şeklindeki bir lokantada akşam yemeği yiyorduk. Hemen önümüzde havuz, sunni şelale ve yüzmekte olan ördekler vardİ. Karşİdan lokanta salonundan müzik sesi geliyordu. Otağİmİza def ve tar Çalan iki sanatÇİ geldi. Karabağ parÇalarİ dinledik.

Bakü' de Azerbaycan Türk MilliyetÇiliğinin şuurlu mensuplarİndan avukat dostum Aydİn Kerimoğlu ile kendisine ait olan Hukuk merkezinde görüştük. Bizi BorÇalİ'ya giderken ve Tiflis'den dönerken uğurladİ. Gürcistan intibalarİmİzİ tartİştİk. Kendisi ile evvelce NahÇİvan, NalÇİk, Dombey, Ankara gibi değişik Türk illerinde bulunmuştuk.

Aydİn Kerimov, "Kİrİm Kafkasya" isimli kitabİmİzİ inceleyerek okumuş, kitabİmİzda tesbiti yaptİğİ şu yanlİşlarİ kendisine teşekkür ederek aÇİklİyorum. Dombay'da asambleye katİlan Haydar, Başkurdİstan'İ değil Tataristan'İ temsil ediyordu. Gagauz eli Moldovya kapsamİndadİr. Evvelce de Makedonya'da bir türbenin ismini yanlİş yazmİş ve Özbekistan'dan Alimcan ile ilgili verdiğim bilgilerde, bazİ Özbek Aydİnlarİ ile ters düşmüştüm.

Aydİn Kerimoğlu dostumuz, Azerbaycan'daki milli etnoloji ile ilgili bir olan Çalİşmasİ yapİlmasİ halinde yardİmcİ olabileceğini belirtip bize şu kİsa malümatlarİ aktardİ.

İngilay, bunlarİn, Strabon'un eserinde ismini zikrettiği 26 halktan birisi olabileceği üzerinde duruluyor. Dilleri Gürcüce'ye yakİn olan bu topluluğun dinleri İslamdİr. Adet ve Ananeleri, Gürcü - Türk karİşİmİdİr. Azerbaycan'İn; Gah, Zakatale, ilÇelerinde yaşamaktadİrlar.Gürcistan'daki kendilerini Gürcü, Azerbaycan'dakiler ise, Azerbaycan Türkü hissederler. Dillerini zamanla yitirmiş Türkler olduklarİnİ söylerler. Kimliklerini saklarlar. Gürcüler bunlarİ Gürcülüğe mal etmek istemelerine rağmen başarİlİ olamamİşlardİr. Türklerle aralarİnda evlenmeler olabilmektedir.

Hapİtlİ, dilleri kendilerine özeldir. Dilleri bilinen bölge dillerinden farlİlİk gösterirler. Azerbaycan'İn İsmailli ve Gebela bölgelerinde yaşarlar. Kendilerini Türk hissetmelerine rağmen gizlerler. Miktarlarİnİn 5.000 civarİnda olduğu tahmin edilmektedir. Dinleri İslamiyet'tir. Gelenekleri Türk halkİnkinden farklİ değildir. Bakü'den başka yerde Hapİtlİ yoktur.

Hİnalİk; Hİnalİk bölgesinde yaşadİklarİ iÇin bu ismi almİşlardİr. Kendilerini Kelt diye bilirler. Dilleri özel olan bu halkİn yurtlarİna da yol muhalefetinden 7-8 ay taşİt ulaşmamaktadİr. Dilleri özel olup Dağİstan dil grubuna mensuptur. Müslüman halktan ananeleri oldukÇa farklİdİr. Başka bir ülkede Kelt yoktur. Türklerle kİz alİp verirler, miktarlarİ 5.000 civarİndadİr.

Kİrİzlİlar, Kafkasya'nİn iki kentinde yaşamaktadİrlar. İbere Kafkas dil grubuna giren bir lisanlarİ vardİr. Diğer Kafkas dilleri ile anlaşamazlar. Müslüman soydaşlarİ yoktur. Azerbaycan'da Guba şehrinde yaşamaktadİrlar.

Buduh; miktarlarİ 1-2000 civarİndadİr. Müslümandİrlar. Dilleri İbere Kafkas dil grubuna girer. Türklerle kİz alİp verirler. Buduk'lardan başka ülkelerde yaşayan kimse yoktur. Buba'da yaşamaktadİrlar.

Üdin;Gregoryan, Hİristiyandİrlar. Bir boylarİ da Gürcistan da yaşamaktadİr. Ermenilerle ilgileri yoktur. Dilleri tamamen ayrİdİr. Azerbaycan'da Gebela'da yaşamaktadİrlar. Gelenekleri Türklere pek fazla benzer.

Aydİn Kerimov'un Azerbaycan'İn etnik yapİsİna dair verdiği bilgi konusunda Eli Şamil, Ansiklopedi Merkezinin hazİrladİğİ Çocuk Ansiklopedisi'nde geniş bilgi verildiğini belirlemiştir.

Bu arada Kars'da aynİ mahallede birlikte yaşadİğİmİz Malakanlarİn domuz eti yemediklerini rakİ iÇmeyi Haram saydİklarİnİ ben Aydİn Kerimov'dan öğrendim. Prof. Dr. Orhan Türkdoğan'İn Malakanlar konulu incelemesini iyi okuyamamİş olmalİyİm.

Azerbaycan gibi diğer Türk ellerimizde milli kimliği savunurken birlikte yaşanİlan diğer haklarİn mevcudiyetlerinin de dikkate alİnmalarİ, milli kimlik belirlenme sürecinin yaşanİlmasİ gerekli olan aşamalarİdİr. Bu gibi sebepler itibariyle Genel Türk milli Kimliğinin inşaasİ döneminde dengeli bir Azerbaycan MilliyetÇiliği tabii karşİlanabilir görüşündeyiz.

Bakü de bir şeyi daha üzüntü ile gözledim. Bütün firma, şirket ve ticari işyerlerinin ismi İngilizce. Bu Çirkinlik itibariyle Bakü, İstanbul'u ve Ankara'yİ aratmaz. Rus dilli tabelalar kalkmİş yerlerini TürkÇe dönem yaşanmadan İngilizce'ye bİrakmİşlar. Bereket versin Azerbaycan basİnİn meydanİ boş bİrakmamİş mücadelelerini sürdürüyor.

Azerbaycan'da Türkiye imajİna gölge düşüren tespitlerimiz de oldu. Teşhiste yanİlİyor olabilirim. Azerbaycan'daki dostlarİn bana sohbet arasİnda yansİttİlar ben de yazİma alİyorum. Bakü'de Çok nefis bir mimari doku var. Tarihi binalar, Çok güzel heykeller ve meydanlar var. SSCB nin hangi döneminde bilmiyorum. Yapİlmİş Çok Çirkin binalar bu güzelliğin iÇerisinde sİrİtİyor. Ancak bu binalar Çirkin de olsalar, şehire yerleştirilirlerken şehrin genel havasİ göz önünde tutulmuş. Biz Reşit Bey Butov küÇesi ( sokağİ) daki Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Bankasİ'nİ gördük. Hakikaten bütün güzelliğine rağmen meydanİ bölmüş. Nerimanov Meydanİndaki Neriman Nerimanov'un heyetinin önünü kapatan apartman binasİ da ne kadar modern olursa olsun oraya yakİşmamİş. Heykeli görebilmek iÇin artİk yanİna kadar gitmek gerekir. Fevvareler Bağİndaki İSR Plaza ve Beynelhalk Bankasİ da İran'İn yapmİş olduğu iş merkezinin yeri kadar iyi seÇilmemiş.

Gürcistan'da son üÇ yİlda üzüm bağlarİ büyük ölÇüde elden Çİkarİlmİş. İlaÇ bulunamadİğİ iÇin bağlar ilaÇlanamamİş, şarap fabrikalarİnİn bir kİsmİ Çalİşmayİnca üzümler para etmez olmuş. Bağ tesisleri bozulup araziye tarla mahsulleri ve yem bitkileri ekilmeye başlanmİş. BorÇalİ yöresinde bağ ziraatİ yerini yİlda beş - altİ defa biÇilen yoncaya bİrakmİş.

KepenekÇi köyünde üÇü de ağma olan üÇ kardeşin bulunduğu bir aile ile tanİştİk. Bunlar Dünya ve Gürcistan olaylarİnİ yakİndan takip edebilen edebiyat, siyaset ve sosyal olaylarİ yakİndan izleyebilen, Mehmet Akif Ersoy ve Necip Fazİl'dan şiirler okuyabilen genÇler. Bunlardan Vasİf, Çok yetenekli Asİf, öğretmen üÇüncü kardeş kİz. Vasİf olan kardeş 95 kasetlik bilgiyi ezbere bilmektedir. Kendisine hak aşİğİ anlamİnda Pir Delisi denilmektedir.

Gürcistan'da halk eskiden mazotla İsİnİyordu. R.F yaşanİlan siyasi gerginlik mazotun fiyatİnİ yükseltince şimdi halk odun ve tezekle İsİnmaktadİr. Kesilen ağacİn yerine hemen yenisini dikmeyi ihmal etmiyorlar.

BorÇalİ Türklerinde "İstanbul", "İzmir", "Türkiye" gibi insan isimleri var. Bunlar Türklüğe, Türkiye'ye duyulan sevginin, hasretin ve verilen değerin ifadeleridir. Bu isimler daha ziyade 1990 dan sonra verilmeye başlanmİştİr. Türklerin üzerindeki baskİ kalkİp, Türkiye'ye gidip gelmeler sİklaşİnca ve Türk Rd. Tv. Kanallarİ bölgede izlenebilir hale gelince bu tür gelişmeler olmaya başlamİştİr. Benden Türkiye ve Türk tarihi kitaplarİnİn istenildiği BorÇalİ'da, biz ismi İstanbul olan Çember Çeviren bir Çocuğun resmini Çektik.

Gürcistan Türkleri arasİnda kesif bir mahalli enformasyon var. Nerede bir Türk öldü, kim, ne zaman, nasİl öldü. Kim Azerbaycan'a gitti. Kim Türkiye'den döndü gibi, hususlarda sözlü iletişim, mekanizmasİ oldukÇa güÇlüdür.

Türkiye Tv. Kanallarİ Azerbaycan ve Gürcistan Türklüğü tarafİndan o derece yakİndan takip ediliyor ki, RTKY nun hangi kanalİ ne zaman kapattİğİ ve neden kapattİğİ Çok iyi biliniyor. Ahlak dİşİ yayİnlar nedeniyle yapİlan kapatmalarİ ise bölgenin Türk seyircisi alkİşlİyor.

Azerbaycan'dan Türk şirketlerinin Çekilmesi Bakü'de günün konularİndan birisi. Bu gelişmeyi muhalefet iÇ siyaset iÇin kullanİyor. Türkiye'ye suÇlayan aydİnlar da var. Bazİ aydİnlara göre ise, bu gelişme doğaldİr, zira 1998 yİlİna kadar Azerbaycan'a petrol gelirlerine dayalİ lüzumundan fazla şirket girdi. Bu dönemde Ortadoğu ve Onu takip eden dönemde R.F krizi patlak verdi. Azerbaycan'da Çok sayİda petrol sondajİ boş Çİktİ. nihayet bütün bunlar Azerbaycan'da krize ve bazİ şirketlerin geriye dönmelerine yol aÇtİ.

Gürcistan'da en fazla hayİflandİğİm olay Mirze Fethali Ahundov'un evinin resmini Çekemeyişim oldu. Burasİnİ bir ara müze yapacaklardİ. Duvarİnda bir kitabe ve M.F.Ahundov'un kabartma maskİ vardİ.

Tiflis'de kaÇİrdİğİmİz fİrsatlardan birisi de Tiflis Azerbaycan Medeniyet Merkezi'ne uğrayamamamİzdİr. Yakİnİndan geÇtik ancak, vakit Çok azdİ. Güzel olan herşeyi dinlemek, temin etmek, tespitlemek, dar zamanda kolay olmuyor. TAM Merkezi'ndeki arkadaşlarla konuşmak, faaliyetlerini, problemlerini ve Türkiye'den beklentilerini Türk okuruna aktarmak isterdim. Şimdilik böyle bir merkez ve onun Türklük adİna faaliyetlerinin olduğunu aktarmİş olayİm.

Türkün yüreği her zaman ve her yerde "sevgi" dolu. Azerbaycan'da genÇ bir arkadaşİmla Rus-ÇeÇen savaşİnİ konuşuyoruz. TürkÇü dostum bu konuda : "ÇeÇenlerin dili başka da olsa, ÇeÇenlerin mağduriyetini düşününce yüreyimin başİ ağrİyor" diyordu.

Azerbaycan Türklüğünü görüşürken, düşünürken İran Türklüğünü; Azerbaycan Türkü ve onun dİşİnda kalan Türk kesim gibi düşünmek, bu kesimi terminoloji de dahi olsa, farklİ tanİmlamak, bazİ Azerbaycanlİlara göre ihanettir. Bir kİsİm yayİnlar ve bu arada Kaşgailerden bazİ aydİnlarİn, Kaşgailiğin İran Türklüğü iÇerisinde farklİ mütaala edilme girişimleri onay bulmamaktadİr. Bir dönem Güney Azerbaycan Türklüğüne İran Türklüğü genelinde öncülük verilmesinin zarureti anlatİlİrken, daha fazla olgunlaşma, subjektif ve objektif şartlar itibariyle belirli bir noktaya gelmiş oluşu ileri sürülüyordu.

Bizim kanaatimize göre, TürkÇü kültürel hareket yerel şartlardan bir dönem iÇin güÇ alabilir, ancak Türk kültürel bütünlüğünü, bölgecilik ve yörecilik hastalİğİna karşİ hassasiyetle korumamİz gerekir.

Sayİn Haydar Aliyev'in Azerbaycan'daki muhaliflerinin bir kİsmİ maalesef Çok duygusal davranİyorlar. Aydİn, milli konularda güncel siyaset ve politik ilişkileri uzun vadeli milli Çİkarlarla karİştİrmamalİ. Konunun beni ilgilendiren kİsmİ milli dayanİşmaya etkisi itibariyle psikolojik tespitlerin yapİlmasİdİr. Bakü'de birkaÇ aksakal dostum bana" Sayİn Demirel havahİt ki (kardeşim Haydar) değir, Azerbaycan'da Demirel ve Türkiye sempatisi yitiriliyor." deyiyorlardİ.

Bu tespitimize bağlİ olarak üzerinde durulacak bir tespitte de bazİ Azerbaycan'lİ TürkÇü dostlarİn bana "Ermenilerin Azerbaycan karşİsİnda başarİlİ olmalarİ Azerbaycan'da Azerbaycan Türkünün 6-7 ihtilaflİ gruba ayrİlmİş olmalarİ etkili olmuştur." Demişlerdi. Bir tarafta birlik ararken diğer tarafta bazİ takİntİlarİmİzİ aşmak zorundayİz.

Eli Şamil ile Hüseyin İsmailov'un başkanlİğİnİ yaptİğİ Azerbaycan İlimler Akademisi Nizami Adİna Edebiyat Enstitüsü Folklor İlmi - Medeni Merkezine gittik. Azerbaycan Folklor Ansiklopedisi II. (Irak - Türkmen cildi) ve Azerbaycan Folklor Ansiklopedisi III ( Gence Folkloru) nu Çİkarmİşlardİr. Sağ olsunlar bana da hediye ettiler. Azerbaycan sosyal bilimcileri faaliyet alanlarİna Irak'İ da alİyorlar ve pek de iyi ediyorlar. İran'da Fars kültür baskİsİ ve Irak'da Arap Kültür Emperyalizmine karşİ Azerbaycan ve Türkiye halk bilimcileri dayanİşma iÇinde olmak zorundadİrlar.

Hüseyin İsmailov Folklor konulu güzel laflar etmeye başlİyor. " Biz Göyceli'de sade toprağİ yok( Sadece toprağİ değil) toprağİn üzerinde kaybolduğu zaman tekrar elde edemeyeceğiz, tabakayİ da kaybetmişiz" başka halklarla birlikte yaşayan Türk halklarİ folklor türünden milli - manevi değerlerine daha Çok sahip Çİkİyorlar. Bu değerler elden Çİkİnca bizim olmayİ daha Çok hak ediyorlar.

Antolojinin III. Cildi'nin iÇ kapağİnda " GöyÇe - Karakoyunlu" haritasİ var. Enstitünün duvarİnda ise Ak Koyunlu - Kara Koyunlu Türk coğrafyasİnİ yansİtan güzel bir harita var. Dedem Korkut Türk coğrafyasİ adeta Akkoyunlu - Karakoyunlu coğrafyasİna tekabül ediyor. Ben Türkiyede Ak ve Kara koyunlu devletlerinin her nedense ihmal edildiği kanaatindeydim. Bu iki büyük Türk devletinin araştİrİlİp ihya edilmiş olmasİ idi. Kürt Türkleri bugün karşİmİza ayrİ bir milli kimlikle Çİkarİlamayacaktİ. Dede Korkut coğrafyasİ, 1300 yİlİ münasebeti ile birÇok yerde haritaya dönüştürülmüştür. "Elm" dergisi de böyle bir harita yayİmladİ.

Hüseyin İsmailov, şimdiler de Anadolu Türk sofizmini inceliyor. Bizden Fuat Köprülü'nün, Türk Mutasavvİflarİ 'nİ ve Hacİ Bayram Veli, Hacİ Bektaş Veli gibi Anadolu ulularİna ait eserler istediler. Kendisi iÇin Diyanet İşleri Başkanlİğİ yayİnlarİndan bir set yaptİk. Türk tasavvufunun giderek araştİrİcİsİ artmaya yüz tuttu.

Ermenilerin, Azerbaycan ve Anadolu ayrİcalİğİ gözetmeksizin hepsinin aynİ kefeye koyup muarİz kabul etmiş olmasİ, her iki kesimden Türklerin ortak düşmana karşİ birleşmeleri itibariyle, şuurlaşmamİza katkİda bulunmuştur. Bu noktada Anadolu ve Azerbaycan Türk mistisizminin ortak tabanİnİ bulunmaya geliştirilmesi gerektiğine inanİyorum.

Folklor ve İlim Medeni Merkezinde H.İsmailov ile BorÇalİ iÇin tasarladİğİmİz halk bilimci kültür şölenini konuşuyoruz. O da bize katİlİyor. Azerbaycan'dan ve Anadolu'dan katİlacaklardan isim belirliyoruz. Kitabİn nerede nasİl basİlabileceğine kadar konuşuyoruz.

İran Türklüğünün demokratik halklarİna olabilmesine yönelik Azerbaycan'da oldukÇa yoğun gayret var. Ancak bu girişimler daha ziyade, tarih, edebiyat, homaset ve biraz da dil alanİn da. Bu teşhisin sağlİklİ değil ise, ciddi girişimler herkesin görebileceği gibi aÇİktan yürütülemediği iÇin ben fazla planlİ bir girişim gözleyemedim. Almanya gibi doğusu ve batİsİ ile birleştiği yİl, işsizlik maaşİ bağlayabilen ve aynİ yİl kalkİnmasİnİ % 100 artİrabilecek bir Azerbaycan göremedim. Halk Güney Azerbaycanlİ esnafİn kuzey Azerbaycan'da yediği ticari kazİğİn, İran Türklerinin Ermeni- Azeri savaşİndaki tavrİnİ etkilediğine dair olaylar anlatİyor.

Bununla beraber duygusal zeminde de olsa temaslar sürmektedir. Dostumuz rahmetli Eli Kemali'nin İran'daki köyünde yapİlan 40 yasİna 12 eylül 1996 günü Azerbaycan katİlan Türkler cemaatİnİn 3-4000 e Çİkmasİnİn sağlanİşİ bir destandİr. Bakü'den bugüne, Azerbaycan Yağcİlar Birliği, Azerbaycan İlimler Akademisi Nizami Edebiyat Enstitüsü, Karabağ Halkİna Yardİm Komitesi, Azerbaycan Sendikalar Birliği, Azerbaycan Ansiklopedisi Tertip Merkezi, Azerbaycan Halk Cephesi, Bakü Devlet Üniversitesi adİna katİlİm olmuştu.

Dr. Visale İbrahim kİzİ, Dünya tatlİsİ genÇ bir tİp doktorumuz, Türk Tİp Tarihi üzerinde Çalİşİyor. Bakü İlimler Akademisi arşivinde konusunda Çalİşmİş ihtisasİnİ Türkiye'de yapmayİ düşünüyor ve RusÇa biliyor. Türkiye'deki müracaatİnİ yerine ulaştİrdİk. Lisans ve lisansüstü Çalİşmalarİ Azerbaycan - Anadolu arasİnda ne kadar yoğunlaşİr ise, o derece isabetli olur kanaatindeyiz. Tanİdİğİmİz Bakü'lü diğer Dr. Kİzİmİz Ruziye Habib kİzİ Ramazanova idi. Eli Şamil'in bürosu aÇİk üniversite gibi, orada sosyal bilimci Vefa Salih ve Ruziye'yi tanİdİm. İkisi de Azerbaycan'da Milli Tehlikesizlik Bakanlİğİnda Çalİşİrken birisi kadrosuzluk sonucu ayrİlmak zorunda kalmİş. Her ikisi de mastİr yapmİşlar. Konularİ muhtelif ülkelerin milli istihbarat teşkilatlarİ imiş. Esasen birkaÇ yİl önce 10 - 12 arkadaş beheri bir ülkeyi bu konudan araştİrma tezi olarak ele almİş ancak bu proje akim kalmİştİr. Hatİrİma 15-20 gün önce ASAM da dinlediğim aynİ konulu konferans geldi.

Dr. Visale İbrahimkİzİ da Anadolu Türk Tasavvufuna merak salmİş. Bizden Mevlana ve Hacİ Bektaş Veli'nin kitaplarİnİ istedi. Temin edip göndereceğiz. Bu maksat iÇin Hacİ Bektaş Veli Araştİrma Merkezi ile Temasa geÇtik, yayİnlarİnİ temin ettik.

Aydİn Kerimoğlu ile Türk Halklarİ Asamblesi'nin mevcut ve gelecekte faaliyetlerini konuşuyoruz. Asamblenin ikinci başkanİ olan dostumuz yeni bir faaliyetin olmadİğİnİ, Dombay Liderler Toplantİsİnda alİnan karar gereğince, Asamble Tüzüğüne Hukuki bir veche verip Asamble Başkanİ Dr. Ömer Hilmi'ye gönderdiğini söylüyor. Asamble münasebetiyle, İzmir'de yapİlan THA Olağan kurultayİnda okunan raporlarİn neşredilip Türk okuruna Çattİrİlmamİş oluşuna hala üzülüyorum. Türk Dünyasİ Araştİrmalarİ Vakfİ Başkanİ Prof.Dr. Turan Yazgan'a yazİp raporlarİn yayİna hazİrlanmasİnİ üstlenebileceğimi belirtim.

Azerbaycan da Azerbaycan - İsveÇ Kültür Derneği'nden Kasİm Kadİm ile tanİştİk. Kendisinden Çuveşistan'da Çuvuş- Azeri Kültür Derneği'nin ve daha bunu gibi Azerbaycan Türklerinin kurduklarİ derneklerin olduğunu sevinerek öğrendik. Biz Türkleri, Ermeni ve Kürt teröristler karşİsİnda haksİz duruma düşüren amil, organize olmayİşİmİz ve bilgi iletişimi ağİmİzİ kuramayİşİmİzdİr. Bu konu TÜDEV toplantİlarİnda Çok kere gündeme getirilmiş kİsmen mesafe alİna bilmiştir. Bu Çevreden Kasİm Kadİm'İnİn ifadesine göre Çuvaş Türkleri Kuran-İ Kerimi TürkÇe'ye Çevirmişler, Ankara Türk Ocaklarİna göndermişler. Ödenek Yokluğundan basİlmayan eseri Çuvuş Azerbaycan Dostluk Cemiyeti Başkanİ Agil Aliyev ve Yuhma Mikayil KalayeviÇ tercüme etmişlerdir.

Çuvaşistan Türk halk inanÇlarİna göre, Çuvaşlarİn atalarİ Dağİstan'İn Gök-kuşağİnİ yol olarak takip etmek suretiyle bugünkü Çuvaşistan'a uÇarak gelmişlerdi.

Azerbaycan'da bir "Terekeme" havasİdİr gidiyor. Tv. Programlarİnda Terekemeler konuşturuluyor, yaşamlarİ inceleniyor. Buralarda Terekeme, yarİ göÇebe hayvancİlİkla uğraşan Türk karşİlİğİnda kullanİlİyor. Türkiye'de Tereke ile Karapapağ eş anlamdadİr.

Vatandaşİn neden lüzum görülmüş bilmiyorum. Sade vatandaşİn kafasİna birtakİm aydİnlar bazİ vesveseler sokmuşlar. Mesala Karapakla- Karakalpak aynİdİr veya ayrİdİr. Karapapaglar sunnidir veya şiidir, gibi halkİ ilgilendirmeyen meseleler güncel hale getirilmek istenilmiş. Halk bu durumdan gerÇek anlamda rahatsİz oluyor ve rahatsİzlİğİnİ aÇİkÇa dile getirirken " biz komşularla böyle konularİ hiÇ düşünmedik ve tartİşmadİk elhamdülillah hamİmİz müslümanİz hemi de Türküz. Bu nifaklarİ şehirliler Çİkarİyor" demektedirler.

Azerbaycan aydİnİ bilhassa akademik Çevrelerin gündeminde yoğun bir "Şah İsmail" temasİ var. Mesala; "Şah İsmail döneminde devletin 28 hariciyecisi Ermeni imiş" "SSCB dağİldİktan sonra Bakü'de yapİlan Şah İsmail heykelinin sarİk - taÇ kİsmİ büyük olmuş" "Haydar Aliyev talimat vermiş 2001 yİlİnda uluslar arasİ Şah İsmail sempozyumu ve büyük bir Şah İsmail heykeli yapİlacak, Şah İsmail ruhu Azerbaycan'da her eve, hazİrlanacak yayİnlarla girecek" gibi. Şah İsmail dönemi Türk tarihi aydİnlatabilir ise, Fars kültür sömürüsüne böylece bir tampon oluşturulabilir ise, Vahit Azerbaycan idealine katkİsİ olur ise, Azerbaycan Türklüğüne,Rus ve Ermeni karşİtİ ruh verilmesine katkİda bulunur ise kanaatimizde hayİrlara vesile olur. Ancak, Şah İsmail vesile edilerek 5-6 asİr evvelinin hatasİ işlenir ise, Tarih bunu vebalini Azerbaycan ve Anadolu Türk aydİnİndan sorar. Bu konu dİş güÇlerin istismarİ itibariyle fevkalade hassastİr. Öyle sanİyorum ki bu konu daha Çok kere gündeme gelecektir. İran, Şah İsmail'e "İran coğrafyasİnİn bir ürünüdür" diyerek sahip Çİkar ise, umulan gelişmeler, ters istikamette de olabilir.

Kars'dan torun karşİtİ olarak bildiğimiz "Neve" kelimesi, BorÇalİ'da torunu takip eden her yeni nesilde ayrİ bir ad alİyor. Bunlar süresiyle "Netice" "Kötüce" "Yadİca" "itice"dir. Aile kültüründeki terminoloji zenginliği itibariyle dikkatimizi Çekti. Hayattaki bir şahİs iÇin, o şahİs Çok zayİflamİş, daimi suretle o hasta ise, işi bitmiş anlamİnda bazen şaka ile takİlmak iÇin " Kİrkİ Çİkmİş" denilmektedir. Böylece o şahİs ölmüş ve ölümünün üzerinden kİrk gün geÇmiş, denilmiş oluyor.

İnanca göre, herkesin bir taşİ vardİr. Bu taş ağİrlaşİp kişinin başİna düşebilir. Bu ifade ile her şahİs da özel bir gücün, kuvvetin varlİğİ kabul edilmiş olur. Bu inancİn şiire yansİmİş örneğini yazdİk:

" Bir yolun yolcusu olursan naşİ( acemi)
Taptar (ögünür) tuz Çöreği her addİm başİ
Yaman ağİr olur kananİn (anlİyanİn) daşİ
Günde bir Gambaz (ebleh)in başİna düşer"

15 Nisan, Muharremlikteyiz. Bugün Bakü'de " Aşure günü" olarak da biliniyor. Bugün şehir iÇi otolar ve metro bedavadİr. Ankara'da Kurban ve Ramazan Bayramlarİ ve arife günlerinde otobüsler ücretsizdir.

Muharrem günü Eli Şamil dostumla birkaÇ camii dolaştİk. Camilerin hepsinde özel merasim yapİlmİyordu. Bazİ camilerde Muharremlik merasimi kİsa sürmüş caminin dİşİna taşmamİştİ. Bazİlarİnda ise caminin iÇi, bahÇeli hatta camiye giden ara sokaklarda bile günün manevi havasİ hakimdi. Sİk sİk, ehli beyt amblemi olarak edilen "alem" parmaklarİ aÇİk madeni el, 2 metre kadar uzunlukta bir sopaya takİlmİş oluyor. Bu sopaya Çeşitli adak bezleri bağlanmaktadİr. Biz bu sahneyi daha ziyade türbe mezarlarİndan hatİrlİyoruz. Bu merasimler gece yarİlarİna kadar devam edebilmektedir.

" Kafkas Müslümanlar İdaresi" binasİ önünde, zincirle dövülerek yas yaşayan halkİn durumunu konuşan bir grup Azerbaycanlİnİn sohbetine katİldİk. Muharremliğin bu şekilde yaşatİlmasİnİn Azerbaycan'a yeni girdiğini, bu tarz zincirle yasİn Azerbaycan'da yakİn zamana kadar olmadİğİnİ, hatta İran'da dahi, her yerde görülen bir uygulama olmadİğİnİ anlatİyordu. Bu kuruluşun amblemi, kİrmİzİ boya ile Çizilmiş sekiz köşeli yİldİzİn üzerinde yeşil Azerbaycan bayrağİ ve ortasİnda ay ve beş köşeli yİldİz şeklinde idi.

Camilerin etraflarİna uygun yerlere "Nezir Kutusu" yerleştirilmişti. Bunlar bana İran ve Kİrİm'daki benzerlerini hatİrlattİ. Anadolu'daki "Camiye Yardİm" kutularİ gibi.

Tiflis'de Kale caminin arka kapİsİnda siyah madeni zemin üzerine sarİ ile, eski harflerle ortaya Allah sağİna Muhammed soluna Ali yazİlmİştİ. Kale caminin ön kapİsİnda ise, " aziz Müslümanlar Kerbala Şehitlerine tuttuğunuz Azadarlİğİ Allah kabul elesin" yazİs5İ vardİ.

Azerbaycan'da Muharremlikte Hedik yapİlİp ikram ediliyor. Eli Şamil'in dostu Ali Penah Bayramlİ'nİn evine hedik yemeğe davet edildik. Ali bey, kİzlarİ, oğlu ve orada tanİştİğİm Ganire Ateşin isimli Tv. Yapİmcİsİ kİzİmİz Çok sİcak insanlardİ. Evin sahibi de Çok zahmetimizi Çekti. Bizi kapİda karşİlayan evin kİzlarİ" Hoş geldiniz hemeşe bize gelesen"diye iÇeriye buyur ediyorlar.

G.Ateşin sormamİz üzerine anlatİyor: "hedik buğday, lobiye, mercimek, kargİdalİ (Mİsİr), bakla, tuz kaynatİlarak yapİlİr. Pişirilme işi bitince üzerine kİzdİrİlmİş soğan konur. Daha sonrada üzerine fİndİk ve ceviz serpilir. Hedik, Muharremliğin 10. günüde ve uşağlarİn (Çocuklarİn) dişi Çİkİnca yapİlİr. Aksakallar hedik yapİlan da kurban bayram da bİÇağa okurlar. Besmele Çekerek başlarlar." Hedik Yedi Komşuya dağİtİlİr. Hediğin ve komşuya sair zamanlarda gönderilen yiyeceğin kabİ hiÇbir zaman geriye boş gönderilmez. Hediği yiyen kimse " Allah kabul etsin" der.

Aşure'nin yapİlmasİ da şöyledir. "Mescite gidilir, nezir paylaşİlİr, camide mersiye okunur. Karasadra (Çarşaf) evin küncünde ( boş köşesinde) yukarİdan yere kadar indirilir. O tayİ (a tarafİ) görünmez. Arkasİna teşt konur. Bu teşt misten almalİdİr. İÇerisinde misten fincan gülnaz (gülsuyu) olur. Perdenin dalİnda ( ortasİnda) üst kİsmİnda imamlarİn şekli ve göyle ( daha yukarİda ) tesbihleri asİlİ olur. Güllap kabİnİn yanİnda kara ipler olur. Herkes ellerinde nezirleri ile gelir ve burada niyetlenirler. Sonra perdenin arkasİna geÇerler. Nezirlerini (pul-para, Çörek,un,şeker;teşte koyarlar.) bunlar daha sonra imkansİzlara ( fakir-fukara) verilir. Burada Allah'a dua edilir. Mesela Allah kömey ol (yardİm eyle) Özün bacar bir enstitüye gireyim. Savaşlar muharebeler kutulsun. (insanlar ölmesin) denir. Teştin yanİnda diz Çökülür. Yüzler tesbih ve resimlere Çevrilir. Niyet edilir. Ölenlere rahmet okunur, sonra güllap sağ el ile alİnİr ele dökülür. Sonra iki elle birden yüz sİvazlanİr. Bu esnada "Allahİm meselli ala Muhammeden ve Ali Muhammed- Bismillahirahmanirahim Eşhedü enna lailahe illallah ve eşhedü anna Muhammeden resulluhllah eşhedü enne eminel mümininen aliyen Veliyullah" denir, daha sonra " Hamİna eyle bize sonunda (her kere ver sonunda bize de ver.)" denilir. Ber, "Allah'a bizi yarattİğİ iÇin hamd edilir, ölmüşlerimize, imamlara, Resullah'a dua ederim. Her zaman M.Emin Resulzade'nin ruhuna fatiha Çevirem (okurum) ayrİca Fethalİ Han Hayİs'İn Nuri Paşa'nİn ruhuna fatiha yollarİm. Allah'dan kasİplara (fakirlere) elsiz-ayaksİzlara kömek (yardİm) isterim. Kalbimde gezdirdiğim bir arzumu niyet eyleyip oradaki kara saplardan (siyah ipliklerden) birini koluma bağlarİm. Sağ-solun dehli yoktur. (sağ-sol fark etmez.) oraya başİ bağlİ ve pak gidilmeli. Oraya diz üstü gidilir ve arka -arka diz üstü kayİtİlİr. (geri dönülür) sonra 40 gün iÇinde arzumuza Çatacak isek, o "kara" kolumuzdan aÇİlİr düşer. O'nu pak bir yere ağacİn dalİna pak toprağa, gül ağacİnİn dibine asar veya gömeriz. Sonra hedikler yenir. Bu uygulama 7 gün sürer. O teşt herkesin ailesinde olmaz. Hususi evlerde olur. O evde ihsan yemekleri verilir. Bu uygulamaya "Teştüstü" denir. Evvelce niyetlenilerek yapİlİr. Ocaklarda teşüstü yİğİlan pul( para) muhtaÇlara verilir.

Ayrİca yağmurun yağmasİ iÇin Allah'a yalvarİlİr. Yere ağaÇ bastİrİlİr. " iman herşeyi aparar" " iman her müşkülü halleder"
Nevruz'da yüz karalanar, (yüze kömür sürülür) elbiseler ters giydirilir. Kİzlar erkek paltasİ (elbisesi) giyerler.

Halk inanÇlarİnda herşeyi ters yapan bir kara iyenin varlİğİna inanİr. O'na "dur" dersen yürü. Elbiseler ters giyilerek ters giden işlerin düzelmesi istenilmiş olunur. Yüzün karalanmasİ bu iyeden korunmak iÇindir.

Hİdrellez'de tandİra yumurta konulur. Ayrİca bir kara diğeri kİrmİzİ iki de kalem konur. Eğer niyet olacak ise yumurtanİn kİrmİzİ kalemle Çizilmiş olacağİna inanİlİr.

Bakü 'de Şem-i Gariban= sine dövme merasimlerini izledik. Bu uygulamaya "Şahsey" denilmektedir. AÇİk şekli Şah Hüseyin (Vah Hüseyin)dir. Dövürüken " Şah şey-Vah şey" Hasan Hüseyin Ya Allah denir."

BorÇalİ Karapapağ Türklerinde cenaze evine taziyeye giden kimseye ev sahibi kapİ eşiğinin dİşİnda karİşİlar. Baş sağlİğİna gelenler orada meftanİn ruhuna bir fatiha okuyup iÇeriye girerler.

Azerbaycan da genÇlerin kİsmetlerini tesbit itibariyle; Yenilen bir elmanİn 10 tane tum / tohum / Çekirdeği toplanİr. Bunlar Ahİr Çarşamba günü niyetli tarafİndan yastİğİn altİna konularak " kesmetim kimdir."diye niyet edilir. O kimsenin rüyaya gireceğine inanİlİr.

Kadir geceleri, ihya geceleri sehere kadar uyak (uyanİk ) kalİnİr. Sonuncu ihya gecesinde mescidde Başta Kur'an saklama Merasimi yapİlİr. Kur'an okunulur bu yerde Kur'an baş üstüne konur. Molla eşliğinde dua edilir. Bu merasim 30 dakika kadar sürer. İyi kalpli insanİn başİndaki Kur'an bir müddet deprenmez.....Kadir gecesinde de niyet edilir. Niyet Çİkacak ise rüyada kişiye ayan olur. Böylece 3 kandil gecesi yatmadan namaz kİlİp dua edilir. Kadir gecesi de bu uygulama yapİlmİş olur.

BorÇalİ'da rüya yorumu (yu hu yozmasİ) olarak bilinmektedir. Rüya da elma görülmesi kİz evladİnİn olacağİ anlamİna geliyor.

Ahİr Çarşamba günü, genÇ kİzlar kaÇ yaşİnda evleneceklerini öğrenmek iÇin bazİ uygulamalar yaparlar. Niyetli kİz saÇİndan bir kİl alİr, buna yüzüğünü bağlar iÇerisi su dolu bir bardağa sarkİtİr. Bunu üÇ defa yapar. Yüzük istikanİn ( bardağİn) sağİna soluna kaÇ defa değer ise, o yaşta evleneceğine inanİlİr.

BorÇalİ'da gelinin eşikten girmeden evvel tabağİ sİndİrmasİ (kİrmasİ) evdeki şer ve hatanİn dağİlmasİ iÇindir. Geline su dağİtİlİr zira suyun aydİnlİk olduğu inancİ vardİr.

Bakü Çevresi Türk yemeklerinden tesbitini yapabildiklerimiz;

Küfte Bozbaş; koyun kİymasİ, Çekilmiş soğan, havuÇ, düğü ( pirinÇ), tuz, İssİot (biber), sarİkök, nane, reyhan kavrulur, karİştİrİlİr. Bunlara yumurta Çalİnİr. Soğan yağda kavrulur. Üzerine su dökülür. Küfte (köfte) lerin iÇine tüzlü kokulu yumrular; kartof (patates) konulur.

Azeri TürkÇesinde yemek karşİlİğİ horek kelimesi kullanİlİyor. Horeklerimizden birisi de dovga'dİr. dovga; katİğ (yoğurt), su karİşİmİnİn iÇine yumurta Çalİnarak yapİlİr. İÇerisine un, düğe (pirinÇ), karİştİrİlİr. Tuz atİlİp göy et (kİrmİzİ et), doğranİr. Ispanak, kişniş, dağ kişnişi, süyüt, yazpuz konur. Nohut ayrİca kaynatİlarak eklenir. Dovganİn türleri; etli dovga, yazpuz dovgasİ, suyut dovgasİ'dİr.

Diğer yemekler; Balİk buğulamasİ, kelem ( lahana dolmasİ), yaprak dolmasİ, arzuman köftesi, ( bunun yapİlmasİ iÇin 3 kilo kİyma gerekir. İÇine tam tavuk konur)

BorÇalİ Karapapağ Türklerinde, adak sahibi kimse, adağİnİ pire veya seyide getirince adağİ alan kimse alİp kabullendikten sonra tekrar geriye vererek "bunu filancaya ver onun durumu daha uygun fakirdir. İnşallah Allah adağİnİ kabul etmiştir" diyerek adak sahibine yön verilir.

BorÇalİ, Türklerinde Pir ziyaretine giden kimse yol boyunda bildiği ayetleri okur ve "Allah Allah Allah" diyerek gitmelidir. Bir köyden başka köye Pir ziyaretine okuyarak giden şahİs yolun nasİl bittiğini fark etmez. Pire gidilirken Allah adİnİn ağİzdan düşürülmemiş olmasİ bize göre, Pir deki hikmetin de Allah'dan kaynaklandİğİna inanmanİn bir tezahürüdür.

BorÇalİ'da Pir Delisi tanİmİ ile halk aşİğİ kastediyor. Bunlara halk bir niyet tutarak gelir. Birisi test yapmak iÇin bunlara gelirken niyetinin değiştirir. İşte bunlar o şahİsİn zihniyetini sezgi yolu ile anlayabilirler, inancİ vardİr. Bunlar kİzgİn peÇin (ocağİn) üzerine oturabilirler. Nesip Baba (Deli Nesip) BorÇalİ'nİn Keşeli köyünden olup bu tip bir kimse idi. Yine bu tipler kaynar suyu başlarİndan dökmelerine rağmen yanmaz, haşlanmazlar., suyun kaynar oluşundan etkilenmezler. Bunlarİn mezarlarİnİn bulunduğu yere sel sularİ gelince yolunu değiştirir, sular mezara dokunmazlar. Bu inanÇ Anadolu'da vardİr. Sel sularİna yangİn alevine, heyelan sonucu yuvarlanan kayalara mani olabilen ulu mezarlarİn varlİğİna inanİlİr.

BorÇalİ Türklerinden ölen kimse iÇin 3, 7, 40,52 ve sevgi devriyesi yapİlİr. Duyulan acİyİ anlatmak iÇin ölünün yakİnlarİnca yüzlerinin yİrtİlmasİ (Çİrİlmasİ) uygulamasİ da vardİr. Üzüntünün Çok olduğunu anlatma anlamİnda yüze toprak atma uygulanmasİ yapİlmaktadİr. Yaslİ yakİnlarİ özel olarak Küllüye gider başlarİna kül atarlar. Kuzeydoğu Anadolu da " toprak başİna, kül başİna tabiri" vardİr. Bu sen ölesin anlamİndadİr. " toprak benim başİma" diyen kederli anne " ölen ben olaydİm, biÇareyim" demiş olur.

BorÇalİ cenaze evlerinde özel ağİtÇİ olmaz. Yaslİ alile şİk ve şuh elbise giyinmez. Ölme olayİ "rahmete gitmek" olarak tanİmlanİr. Yasİ olan aileye el-aba şerik olur yaslİ aile 40 gün traş olmaz. Bazen de 3 günden sonra yakİnlarİ yaslİ kimseyi traşa götürürler. Bu yörede dul kadİn tekrar evlenmez. Dul kalmİş kadİnİn Çocuğu yok ise, evlenebilir.

Meftanİn mezarİna bazİ yörelerde bir şey konulmaz bazİ yörelerde ise "hatime kağİdİ" konulur. Bu üzerinde hatim yazİlmİş bir kağİttİr. Bazİ yörelerde ise kefene hatim yazİldİğİ olur. Meftanİn yuyulduğu (yİkandİğİ) yerde üÇ gün Şem (mum) yakİlİr.

BorÇalİ yöresi Türklerinde ölünün elbiseleri fakire verilir. Ancak; papahİ kemeri ve ayakkabİsİ verilmez. İlginÇ olan Anadolu'da meftanİn ayakkabİlarİ kapİnİn önüne konularak o evde cenze olduğu anlatİlmİş olunur. Ayakkabİlarİ kapİnİ önünden bir fakir alİp gider. BirkaÇ takİm ayakkabİsİ olan bir ölünün diğer papuÇlarİ mürdeşir'e (ölüyü yİkamaya) verilir. Biz, halk inanÇlarİnda ayak- ayakkabİ ile ilgili bir araştİrma yapmİştİk. Ayakkabİnİn saklandİğİna ilk defa rastlİyoruz. Papak, başlİk, şapka ve benzeri giysilerle ilgi derlemelerimizde de baş ve başlİğİn halk inanÇlarİnda özel yerinin olduğunu tesbit ettik, ancak yukarİda ki tesbit bizim iÇin yeni oldu. Ancak Anadolu ve Türkmenistan'da at satİlİrken gem satİcİ vermeyip kendinde saklar.

Anadolu'daki ölen bir kimseye ait eşyalarİn zaman zaman sandİktan veya bohÇadan Çİkarİlİp onlarİn başİnda ağİtla ağlama geleneği BorÇalİ Türklerinde de var. Bu uygulama daha ziyade genÇ önlen civan delikanlİlar iÇin, anneleri ve dul eşleri tarafİndan yapİlİr.bu uygulamaya BorÇalİ Türklerinde "Patlar Dökmek" denilmektedir.

BorÇalİ Türklerinde Toy evi (damatİn evi) gelin getirmeye gittiği yoldan geri dönmez. Başka bir yoldan dönülür. Bu oğlan evinin yol değiştirmesi olarak bilinir. AmaÇ "gelin yolunu yerini iyi bilsin yeni ocağİnda ağİr olsun" dur. Anadolu'da bazİ kimseler cenazeyi kapİdan değil pencereden dİşarİya Çİkarİrlar. Cenazeyi mezarlİğa götürürken sokaklarda dolaştİrİrlar. Cemaat cenazeden dönerken başka bir yolu izler. Cenazeden dönen cemaat muhakkak ellerini yİkar. İnanca göre bunun yapİlmasİndaki amaÇ, ölünün ruhu yerinde kabirde kalsİn, gözü evinde eşiğinde kalmasİn, hortlama tabir edilen olay yaşanmasİn, ölünün ruhu geriye dönmek isterse evinin yolunu bulamasİn ev halkİnİn korkmasİnİn önlenmesidir.

Keşeli - BorÇalİ'nİn şirin bir köyü. Halkİ Karapapağ Türklerinden. Karapapağ deyince, hatİrİma Karakalpakistan'da katİldİğİm Kİrkkİzlar Folklor Sempozyumu geldi. Ben evvelce karakalpak ile Karapapağİ aynİ Türk kesimin, farklİ isimleri olduğunu sanİyordum. Arkadaşİm Eli Şamil hala aynİ kanaatte. Ben yerinde gördüm ki Karakalpaklar daha ziyarde Kazak-Kİrgİz variyantlİ Şimal Türkleri'nin dil özelliklerini taşİrlarken Karapapağlar Oğuz Türklüğünün bir tezahürüdür. Keşeli köyü Derviş Osman'İn Derviş Osman rahmetli Ahmet'in oğlu Ahmet'in babasİ tarihi bir şahsiyet olup "Cİndİr Osman" lakablİ bir kimse imiş. Kuvva-i Milliye'nin bölgedeki isimsiz kahramanlarİndan. Cİndİr (eski ve yİrtİk elbise) giyer Paltarİnİn (giysisinin) altİna sakladİğİ altİnlarİ Türkiye'ye taşİrmİş. Derviş Osman'İn oğullarİ; Savalan-Cebrail, Kaşgar-Mikail, Altay- İsrafil. Bu Çift isimlere genÇlere birinci simlerini başka bir vesile ile de belirteceğimiz üzere babasİ Osman koymuş. Bunlar,Türk coğrafyasİndan dağ isimleri, ikinci isimleri ise dede Ahmet koymuş. Bunlar malum dini karakterli isimler. Köyümüz Nakşibendi köyü. Eli Şamil'e göre Karapapağlar'İn bir kİsİm Şii inanÇlİ müslümanlardİr. Karapapağ'İn şii inanÇlİ olanİnİ ben ilk defa burada duydum. Derviş Osman, Eli Şamil'e katİlmİyor. Yavuz Akpİnar da benim fikrim de, bu aÇİklamayİ, halk inanÇlarİna dair bilgi vereceğim, BorÇalİ'nİn bu yöresini tanİtabilmek iÇin yaptİm.

Nakşi Ahmet Efendi, Bölge Sovyetleşince Türkiye'ye Amasya'ya geÇmiş. Aile geÇmişte ve günümüzde İslamcİ TürkÇü hareketin iÇerisinde yer almİş.

Savalan hukuk tahsili yapmİş, yakİnda Bakü'de branşİnda Çalİşacak. Adaklİ (Nişanlİ) baba Osman köyden kopmaya hiÇ niyetli değil. Yemek masasİna oturuyoruz. Zevde (Kök veya havuÇ) yiyen Osman'a Eli, "hart hart yiyor." (iştahla yiyor) diyor. Burada ev sahibi misafiri iÇin sofra aÇİnca beklerki, misafir ev sahibini yemek masasİna buyur etsin. Ev sahibi misafir tarafİndan yemeğe davet edilmez ise, küsebilir. Bize göre bu uygulamanİn mistik derinliği vardİr. Ev sahibi bu uygulamasİ ile, ikramİn evin sahibi artİk sensin. Sen rİzkİnla geldin. Sen kendini yabancİ hissetme, benim sana yaptİğİm bir lütuf değildir. beni buyur etmekle ikramİ yapan sen olursun, demiş oluyor.

Soframİzda yumurta da var. Derviş Osman aÇİklama yapİyor. "yumurta dövüştürülerek yenilmez. Zira o yumurta bahis, kumar ürünü olur. Kumar haramdİr" diyor. Bu izah şeklinin ben Kars'dan ailemden de hatİrlİyorum. Derviş Osman esasen öyle taassup iÇinde yobaz bir kimse değil. Konuşmasİna ilave yapİyor. Özüm hay huy iÇinde deyirem (şaka yapİyorum.) her yemekten sonra Çay iÇiyoruz. Burada Pekmeze doşab deniyor. Çok nefis ve Çeşitli doşablar tattİk. Köyde her meyve yetişiyor.

Karapapağ'larİn Terekeme kesimi göÇer olup hayvancİlİkla uğraşİrlar. Son dönemlerde tarla ziraatİna başlamİşlar. Eyrikar, Yassİkar, Ağlayan, Oyderesi, Naldöken, Armutlu, BaşgeÇit, Terekeme Türklerinin yaylalarİ olmuştur. Bunlarİn bir kİsmİ maalesef bugün Ermenilerin işgali altİndadİr. Dostumuz ve ünlü GöÇ romanİnİn yazarİ Mevlüt Süleymanlİ'nİn köyü olan Cüceyurt bunlardan biridir.

Eli Şamil, Kaşgar'İn dağ adİ olduğunu aÇİkladİktan sonra, Savalan Güney Azerbaycan'da Erdebil yakİnlarİnda bir dağ adİdİr. Burada bir peygamberin, muhtemelen Yakup Peygamberin yaşadİğİ anlatİlİr. Güney Azerbaycan'lİ Hasan Mescitzade'nin apardİ Sular Savalan'İ şiiri buralarda Çok okunur, diyor. Bölgede Türklük konusunda düşünsel bağda şuurlaşma da daha ziyade edebiyat alanİnda, sözlü edebiyat yazİlİ edebiyata dönüşmüş edebi ürünler verilmiş ancak siyasi, iktisadi, askeri alana henüz yansİmamİştİr. Uluslar arasİ boyuta taşİnmamİş.

1000 haneli köyün hepsi terekeme, Eli Şamil'e göre Terekemelerin bir kİsmİ Kuma-KİpÇak, Derviş Osman'a göre böyle bir tesbit yapmak imkansİz. Kür Çayİ Çevreye hayat vermiş ancak heyelan, toprak kaymasİ Çok fazla. Meyvecilikle ilgili birÇok hikaye, tekerleme, efsane anlatİlİyor. Bölgede erik, kayİsİ, ceviz, üzüm bahÇe ve bağlarİ var. En iyi üzüm "tebris üzümü" Çok sizin safralİk olarak kullanİlİyor. Kolhozlar dağİlİnca herhane 5-10 dönüm üzüm bağİ almİş. Hala üzüm bağİ almak mümkün, bölge iskana, Türk yerleşimine Çok müsait. Rejim deyişince yüzlerce binlerce hane boşalmİş bağlar bahÇeler yeni Türk sakinlerini bekliyor. Gürcü yönetiminin bu bölgeye Gürcü iskanİ iÇin yaptİğİ evler, mahalleler, köyler halinde bomboş. Ermenilerin Güney Gürcistan'İ Türkiye sİnİrİna yakİn köyleri boşaltmalarİ üzerine BorÇalİ bölgesi halkİ onlara köylerini aÇmİş, maalesef R.F. nun taziki ile bunlar da Azerbaycan'İn diğer kaÇgİnlarİ gibi Azerbaycan'da iskan edilmiş Ahİska Türklerini yurtlarİna dönme döneminde BorÇalİ halkİ tekrar heyecanlanmİş ve hala da beklentileri sürüyor ve yardİma hazİrlar.

Bölgedeki milli şuurlanmada Fethullah Gülen Hoca Efendi'nin 1990 lardan sonra başlayan faaliyeti ciddi bir Türkiye sevgisi yaratmİş Cemaatlerin Tiflis ve Batun da iki okullarİ ve bir üniversiteleri var. Sosyal hayata dair bilgi verirken Derviş Osman Anbİlotarya (Sağlİk Ocağİ) mİz var. İlk ve orta okul bizde bir arada 70 civarİnda öğretmen 700 civarİnda öğrencimiz okuyor. Camimiz yok namaz evimiz var. Burada Kurban ve Ramazan bayramlarİnda Kuran-İ Kerim okunur. Cami inşaatİ konusunda şimdi bir tertip iÇindeyiz" demektedir.

Aras Vadisi Türk düğünlerinden tanİdİğİmİz "Bey Şah" Kür boyu Türklerinde de yaşamaktadİr. Bey şahİ burada da dokuz dallİ olmakta ve her ağaÇtan yapİlabilmesine rağmen daha ziyade Çam ağacİndan yapİlİr. Soyulan Çam ağacİndan bazen dal sayİsİ 30' a kadar Çİkabilir. Bey Şahİnİ iki kişi taşİr. Bey Şahİ sağdİcİn evinde gece bezenir. Beyin adamlarİ Şahİ korurlar. Şahİn dalİndan genÇler bir elma uğurlasa (Çalsa, kaÇİrsa) bey o elmayİ satİn alİr. SağdİÇ subay (bekar) olmalİ. Bey sağdİÇlİk iÇin evliyi Çağİrmaz.

Bize göre sağdİcİn bekar olmasİ, kİsİr gecesi, kİzlar gecesi gibi sadece bekarlara hasredilen gece ve günlerin eski inanÇlardaki "kişi oğlu" kültü ile yakİn iygisi vardİr. Zira Altay samanizm'de sadece evli kadİnlarİn katİlabildiği toplantİlar var. Bekarlar veya evlendikten sonraki kişi oğlunda kuvvelerce bir değişme mi oluyor.? Acaba bu nişanlİ , evli, başİ bağlİ, başİ boş, sahiplenme, sahipsizlik kavramlarİ ile mi ilgili?

BorÇalİ yöresi Türklerinde "HonÇa" uygulamasİ var. Buna göre bir tepsinin iÇine kİna ve kİnanİn üzerine mum konur. Bu tepside Çeşitli tatlİlar da olur. Ayrİca ziynet ( takİ) Kİzİl (altİn) olur. Bu tepsi ağacİn olmadİğİ yer de Bey Şahİ'nİn yerini alİr. Oğlan evinden kİz evine gönderilir. Anadolu da bunun büyük ölÇüde benzeri "sini" olarak bilinir. Nişanlİ kİza sini gelir. Hatta Erzurum yöresinde oyunu vardİr. " Deli kİz Sinin Geliyor" diye karşİlİklİ manilerin okunuşu ile oynanİlan bir oyundur.

BorÇalİ yöresi Türklerinde düğün merasiminin son gecesinde " kİna bent" yapİlİr. Erkekler ayrİ kadİnlar ayrİ yerde olurlar. Erkeğin eline yenge kİna yakar. Beyin (damadİn) bir adamİ kİzİn evinden bir koyun veya tavuk getirir, dostlar davet edilir. Beyin yemek meclisinde büyükler olmaz. Sofrada bey elini Çöreğe (ekmeğe) uzatmadan kimse elini ekmeğe uzatmaz. Uzatana Çerme verilir. Çerme, verilen ceza cezalİya Çok yemek yedirme veya onu aÇ bİrakma şeklinde olur.

Aras vadisinde "yetim" den sağdİÇ veya soldİÇ olmaz. Bu konu da bizce Çok önemlidir. Uluğ Türkistan'İn güneyinde yağmur duasİ iÇin hazİrlanan Çocuk bilhassa kİz Çocuk yetim olmalİdİr. Buna "fakirek" denir. BirÇok yerde fala bakİlma veya define aranmasİnda analİ babalİ olma veya olmama kuralİ aranİr. Yetim kişi sahipsiz kişidir. Sahiplenilmeye uygun kişidir. Halk inanÇlarİnda yetimin özel bir konumu var.

Türklerde kişioğlu adeta doğuştan beydir veya onun kişiliğindeki kuvvede bir beylik vardİr. Evlendiği zaman bu beylik unsuru aÇİğa, gün İşİğİna Çİkar. O'nun yeni bir ocağİ ateşlemesi onun beyliğinin başlamasİdİr. Yeni binalara Çatİ safhasİnda bayrak asİlmasİ, düğün bayrağİ, bu anlamda o beyin kendi ocağİnda egemenliğidir. Bunun iÇin damat "Bey"dir. Bey, beylik zenginlik ise, yetimden sağdİÇ veya saldİÇ olmayİşİ da doğaldİr.

Kİzİn evine geldiği akşam gelin bey ile oynatİlİr. Gelinin başİnda kİrmİzİ sarp olur. Gelinin yüzünü kimse görmez. Gelinin elinden tutarak oğlanlarİn oynamalarİ uygun değildir. Bu gece bey kesinlikle gülmeyip kesinlikle ciddi olmalİdİr. Bey güldürülmeye Çalİşİlİr, gülen beye Çerme verilir. Gülmenin cermesini Çeker. Eylencede erkekler kadİn veya polis kİlİğİna sokulur bezenilir. Buna "keÇebörd" denir. Bu gece oğlanİn anasİ da oynatİlİr. Kİz evi bir yİl kİzİnİ evine gitmez kİz da bir yİl atasİnİn evine gitmez. Kİz atasİ kİzİnİn toyunda oynamaz.

BorÇalİ Türk evlerinde " Yaşmak" olur. Gelin yaşmaklanİr, kaynanasİ ve kayİn babasİnİn yanİnda danİşmaz (konuşmaz) yemez, iÇmez, onlarİn adİm Çekmez (söylemez) Erkek, atasİnİn yanİnda uşağİn adİnİ Çekmez. Yaşmak, hörmet demektir. Gelin ile oğlanİn anasİ arasİnda perde vardİr. Gelin, kaynanasİ kaynatasİ, kaynİnİn dediğine cevap kaytarmaz. (cevap vermez) cevap ayİptİr. Yaşmak olunca cevap verememiş olur.

Bu bilgileri aldİğİmİz 53 yaşİndaki Bakü'de yüksek tahsil yapmİş Derviş Osman (Ahmet oğlu Osman Osmanlİ) gibi ikinci bilgi kaynağİmİz olan Enver İslamoğlu da ali tahsilli (yüksek tahsilli), 61 yaşİnda ve o da Keşeli köyünden. O da bizi evinde kabul edip bilgi verip ikramda bulundu. Diğer kaynaklar gibi onun da resmini Çektik.

BorÇalİ'da gelin eşine ismi ile hitap etmez, kaynanasİna hitaben evde konuşurken " oğlun" der. Eşi de ona "Aykİz" veya babasİnİn ismi ile "Yusuf'un kİzİ" veya memleketinden hareketle "Ay Kars'lİ" veya "Ay tembel" der. Bu hitap şeklinde kesinlikle aşağİlama horlama yoktur. Bu doğal ve yaygİn bir uygulamadİr ve hiÇ yadİrganmaz. Türk Dünyasİnİn her kesiminde bilhassa kutsal kesimde görülür. Anadolu'da bu uygulaya " Ses saklama" denir. Uygulamanİn inanÇ derinliklerinde incelik insanlarİn seslerini görünmeyenlerin zararİndan korumaktİr. Kars'da güzel erkek Çocuklarİ nazardan korumak iÇin pasaklİ, fİrtİklİ gibi Çirkin isimler koyarlar. Bu uygulama BorÇalİ yöresinde de var. Ayrİ inancİn başka bir tezahür biÇimi olmalİ.

Enver İslamoğlu anlatİyor. Şah muhakkak gece gitmeli, hükmen Bey Şah'İ gece götürülmeli Şah, sağdİcİn evinde bezenir. Taşİnİrken tezeklere gaz yağİ dökülürek şamdan yapİlİr. Bey Şah'İ sağlİ- sollu olarak aydİnlatİlİr. Bu meşaleler şahİn önünde kara zurna eşliğinde götürülür. Neden buradaki zurma kara'dİr. Neden kara zurna eşlik yapmaktadİr. Zurnalar tasnif edilirken neden bir kİsmİ "kara" dİr. Bize öre düğün iÇerisinde ince -derin bir sİzİ iÇeren mutluluktur. "Hem ağlarİm hem giderim." Sözünde bu sİr aÇİklanmamİştİr. Evinden ayrİlmak yeni bir dünyaya girmek adete parlak bir karanlİktİr.

Yörenin Karapapağlarİnda balaya adİnİ babasİ koyar. Babasİnİn babasİ da koyabilir. Dedenin ismi toruna konularak, neslin yaşatİlmasİ amaÇlanmİştİr. Sovyetler döneminde Gürcistan'da Türkler, Orhon, Altay gibi isimleri Çocuklarİna koyamazlardİ; yasaktİ. Çocuğa ad konulduğu gün Çocuk kİz veya erkek olsun fark etmez, kurbanİ kesilir. Kurbanlİk hayvan, Çocuğa ad koyan verir. Çocuğun, kulağİna 3 defa ezan okunur. Doğduğu gün, ay ile veya dini iÇerikli bir isim koyulur. İkiz Çocuklara Ömer-Osman veya Hasan -Hüseyin adlarİ koyulur. " bazen de Köhne (eski) ad yaşasİn diye babasİnİn dedesinin ismi de konulur.

Dişi Çİkan Çocuğa "Hedik" yapİlİr. Hedik; buğday , kargİdalİ (mİsİr), lobiya, kozlepesi (ceviz iÇi), maş, (küÇük taneli fasülye) ile yapİlİr. Hedikten konu komşuya pay verilir. Hedik gönderilmiş kap boş iade edilmez.

Çocuğun Çİkİp düşen dişi " halvet yer" e atİlİr. Bu esnada " ay sİÇan inci dişimi sana verirem, balta dişini bana ver" denir. Çocuğun ilk saÇİ 1 yaşİnda kİrkİlİr (traş edilir) o saÇ terazide Çekilir. (tartİlİr) Ağİrlİğİnca delleye (berbere) pul ( para) verilir. Çocuğun ilk traşİ sağdan başlanarak yapİlİr.

Kadİnlarİn düşen, dökülen saÇlarİ uygun bir yer kazİlarak yere bastİrİlİr.(gömülür) veyahut böyle saÇlar bir şeye bükülür (sarİlİr) duvarİn taşlİğİna (oyuğuna ) konulur. SaÇ ulu orta yerde taranmaz. Dökülen saÇlarİn (cadİ kün) (cadİ yer) (cadİ) gibi büyü yapanlarİn eline geÇip büyü yapmasİndan Çekinilir. Anlatİlan bir hikayeye göre büyücü kadİn büyü yapacağİ kadİnİn saÇ kİlİnİ aşİk olan zattan ister. O da bulamayİnca bir camuşun derisinden büyücüye kİl getirir. Büyücü büyüsünü bu kİla yapİnca hayvanİn derisi sürünerek aşİk adamİn eline gelir.

Şer karİşan vakitte tİrnağİna cadİ yazİp büyü yaparlar ki Çok mahsurlu görülür. Kesilen tİrnak gündüz kesilmeli. "gece tİrnak kesenin kül başİna" denir. Tİrnak yakİlİr, daha ziyade gömülür. Tİrnak kesildikten sonra el muhakkak yuyulmalİ (yİkanmalİ) el yİkanmaz ise, o elle tutulan yiyecek iÇecek haramdİr. O tİrnağİ kesen bİÇakta haram kabul edilir.

BorÇalİ Türklerinde bebek day duracağİ zaman; " day dur dayİn gelsin, ÇömÇede payİn gelsin "denir. O esnada Çocuğun dayİsİ Çocuğa hediye verir. Bu uygulama doğu Anadolu'da da vardİr. Bebeğe ad verme gibi uygulamalarda, baba tarafİnİn söz hakkİ daha fazla iken, Çocuğun saÇ traşİ ve day durmasİ gibi hallerde anne tarafİnİn etkinliği görülmektedir. Esasen bu gibi tespitler, irdelenilerek bazİ önemli sosyolojik sonuÇlarİn Çİkarİlmasİ mümkündür.

Bey sağdİÇ olarak tayin edeceği kimseye önceden bir hediye verir. Gelini kİzİn atasİ evine Çağİrİnca, akrabalarİ da Çağİdrİp yemek verir. Geline (kİzlarİna) hediye alİr. Buna "ayak aÇma" denir. Gelini damatİn akrabalarİ evine Çağİrİp ona hediye verir; onu yemeğe alİrlar. Buna " toy görmesi" denir.

BorÇalİ yöresi Türklerinde " kirve" Çok önemlidir. Kirve kutsal kabul edilir. Onun adeta dokunulmazlİğİ vardİr. Kirvelik kurumu nesilden nesile geÇer. Kirvenin oğlu, onun oğlu o ailenin kirvesi sayİlİr. Ve kirve ile aynİ itibarİ görürler. Kirve olacak kimseye elÇi gider "razİlİk" alİr. Sonra konaklİk "ziyafet" verir. "kirvenin damİnİn üstünden geÇme , iÇeriye toprak elense kİyamete kadar kirvenin sende hakkİ kalİr." Diye bin inanÇ vardİr. Kirveden kİz alİp verilerek akrabalİk yapİlamaz. Kirvenin nesilden nesile geÇen mirasİ bölününce atadan gelen kirveler ararsİnda da bölünür. Bu hep devam eder. O aile iÇin başka kirve tutulmaz.

Bölge Türklerinde okÇuluk (avcİlİk) Çok gelişmiştir. Kara hava - su her türlü avcİlİk yapİlmaktadİr. Bilhassa balİkÇİlİk Çok yaygİndİr. Köyden Enver İslamoğlu ünlü bir avcİdİr. Kür'ün en kİymetli balİğİ Göygavİt'dİr. Göygavİt kİş ve sonbahar aylarİnda tutulan kİlÇİklİ bir balİktİr. En ağİrİ bir kilo gelir. Bu balİğİn haşlamasİ ve soğutmasİ güzel olur. 10 litre suya bir kilo tuz konur. Su kaynayİnca iÇerisine 5 kilo balİk dökülür. Temizlenmiş balİklar pişince suyun yüzüne Çİkarlar.

Bölgede , Anadolu da olduğu gibi meral (maral) pek vurulmaz inancİ vardİr. Maral avİna gidenler onlarİn Çiftleşme zamanİnda nara atacaklarİnİ bildiği iÇin nara sesini takip ederler. Marallar Çiftleşme zamanİ rakip erkek maralla dövüşür ve bu düello %50 ölümle biter. Yenilenin sürüsü yenenin sürüsüne katİlİr. Yenilen yalnİzlİğa terk edilir, o yİl artİk aşk dövüşü olmaz. Maral boynuzu nazara iyi gelir inancİ burada da vardİr.

BorÇalİ yöresinin diğer balİklarİndan birisi de Kİzİl Balİktİr. 10 -12 kilo kadar olabilen bu balİk kİlÇİksİzdİr. Az rastlanİr, yağda, unda kİzartİlarak hazİrlanİr. Şah mahi ( Şamayi) 300 400 gramlİk bir balİktİr. Haşlama, kİzartma ve kurutmasİ olur. KİlÇİklİdİr. Murza; kİlÇİklİ bir balİktİr. 400-500 gr kadar olur. Kİzartma ve soğutmasİ yapİlİr. AkÇalİ (pullu balİk) bu balİğİn Anadolu da Kars yöresinde ki ismi Sazan'dİr. Kelimenin aslİ Rusca sozan dan gelmekte olup, ifade edildiğine göre manasİ kamİş, saz yiyen demektir. Laho ,diğer isim yayİn balİğİdİr. Buna naha 'da denir. Kars'daki isim lokka'dİr. Çanar ( bİğlİ balİk) bİyİklİ olan bu balİğİn 10 kiloya kadar Çİkanlarİ vardİr. Turna balİğİ pulsuz dişli bir balİktİr. 20-/25 kilo kadar olur. Şimdilerde pek Çİkmamaktadİr. Çopak balİğİ, bir kilo kadar olur. KİlÇİklİ yassİ bir balİktİr. Pulludur. Kurutulur ve kİzartİlarak tüketilir. Sudak, kİlÇİksİz bir balİktİr.

Bölgede birÇoğu av hayvanİ olan bir kuş varlİğİ mevcuttur. Bunlar; vİrgavul 1-1,5 kilo eti olur. Eti Çok lezzetli ve tatlİdİr. Yağda soğanla kİzartİlarak hazİrlanİr. Pilav üstüne konur. Bu kuş Anadolu da sülün olarak bilinir. Keklik, bİldİrcİn, güvercin (müslüman Türk halk tarafİndan pek vurulmaz. Gürcüler avlar ve etini yerler) ördek, gu kuşu Anadolu'da kuğu kuşu olarak da bilinir, sultan tavuğu bataklİk yerlerin su kuşlarİndandİr. Kara batak, yaban kaz'İ kara kaz olarak da bilinir. İsmindeki kara haşin vahşi anlamİna gelen karadan gelmektedir. Yörede ayrİca tavşan, gavan (yabani domuz) oldukÇa yoğundur.

Karapapağ Türklerinde halk takvimi de oldukÇa gelişmiştir. Ünlü bir ifadeye göre" eser gence biter yonca eser Tiflis eyler müflis" rüzgarİn Gence veya Tiflis yönünden esmesi halk tarafİndan denenmiş ve manalandİrİlmİştİr.

Tekrar aile hayatİ ile ilgili inanÇlara geÇelim. Gelin evin eşiğinden iÇeriye girmeden ayağİnİn kabağİna (önüne) kurban kesilir. Eşikte ayağİnİn altİna bir Çini kap konulur. Ayağİ ile sİndİrmasİ istenir. Gelin ayağİ ile bastİğİ bu tabağİ kİrar. Gelin atasİnİn evinden Çİkİnca ardİ sİra su dökerler. Bahtİ aydİn olsun şeker serperler, yeni ocağİnda şirin olsun diye.

Gelin ayağİna kurban kesmek, tabak kİrmak, arkasİndan su serpmek, Anadolu'da da vardİr. Kİrİlan tabakla Çİkarİlan sesin kötü ruhlarİ, cinleri korkutup kaÇİracağİna inanİlİr. Nitekim tahtaya vurulup şeytan kulağİna kurşun denilmesi de, aynİ inancİn tezahürüdür. Anadolu da evin kapİsİna bal sürülerek gelinin tatlİ dilli olmasİ dilenilmiş olunur.

BorÇalİ yöresi Türklerinde gelin arabadan düşende ( inince) arabacİlar hürmet (bahşiş) isterler. Yolda Çocuklar arabanİn kabağİnİ (önünü) keserler. Görüşmek ister beyden veya görevlisinden elam ( hediye ) alİrlar.

Gelin bezedilince (süslenince) başİnİ yengesi hazİrlar. Kemerini erkek kardeşi takar. Bu esnada bir inek veya gebe verir. Gelinin sandİğİna bir kasip balasİ (fakir Çocuk) oturtulur. Onun kalkmasİ iÇinde ona bir hediye veya para verilir. Buna "kemer bağlamak" denilir.

"Kazan aÇmasİ" oğlanİn adamalarİ kİzİn evinden gelenlere yemek veririler. Bu esnada "kazanİn kapağİ aÇİlmİyor" denilir. Kapak aÇİlsİn diye pul hediye verilir.

Mahsul alİnca adağİ olanlar nezir verip kurban keserler. Keşeli köyü sunni olduğu iÇin Muharremlik ayİnda Şii inanÇlİ müslümanlarda olduğu gibi Çok özel uygulamalar olmaz . Ancak bu ayda Sunnilerde de toy düğün eğlence yapİlmaz.

Nevruz ayİnda nevruz pilavİ, baca baca gibi uygulamasİ ve diğer uygulamalar daha ziyade Şii inanÇlİ Türkler arasİnda yapİlİr. Sunni köylerde kurban bayramİ daha coşkulu kutlanİr. Kavut hazİrlama ise hİdrellez de yapİlİr.

BorÇalİ bölgesinde halkİn saygİ ile ziyaretinde bulunduğu birÇok ulu mezar vardİr. Müslüman Türk halk bunlarİn etrafİnda Türk dünyasİnİn birÇok yerinde olduğu gibi bir inanÇ geliştirmiştir. Tespitlerimizin arasİna bu konularİ da aldİk.

Hacİ Mehmet Efendi, Kazak'da Aslanbeyli köyünde ( İnce Deresi) dir. Buraya halk her zaman ve daha ziyade Cuma günleri ziyarete gelir. Burasİ Nakşi Piri olarak bilinir. Burada kurban kesilir. Sadaka paylanİr. Kabir taşİ öpülür. Türbenin yanİnda camii vardİr. Burada gece kalİndİğİ da olur. Seyit Nigari'nin burada gazelleri okunur. Meyhaneler geÇilir. " Nigari semahlarİ" yaşanİr. Türbenin onarİmİ yapİlİr. Burasİ devlet korumasİ altİndadİr.

Hacİ Halil Ocağİ, Kazak'da Oy Deresin'dedir. Burasİ maalesef şimdi Ermenilerin işgal ettikleri bölgenin kapsamİnda kalmİştİr. Hacİ Halil Baba'nİn mezarİ bir dağİn üzerindedir. Burada büyük bir Türk kabristanİ vardİr. Yaylada ölen Türkler burada bastİrİlİr. (defnedilir) burasİ Türkiye'ye 30 - 40 km. mesafededir. Buranİn toprağİndan alİnarak hasret ölenlerin kabrine serpilir. Burasİ daha ziyade Cuma günleri ziyaret edilir.

Pir Sultan Kazak'ta yaylİca kİşlağİnİn eteğindedir. Buraya Seyfettin Altaylİ, Derviş Osman ve Mahmut Hacİ Halil ile birlikte gidip ziyaret ettik. Pir Sultan Baba yedi kardeşten birisidir. "İslam davasİ Şehidi" olarak bilinmektedir. Diğer kardeşleri Ağ Baba, Sarİ Baba, Hacİ Halil Baba, Abdal Dede'dir. Buraya ziyarete gelen halk burada kurban keser. Dilek diler. Sovyet döneminde türbe sürülüp düzlenmiştir. Bir dönem burada mezarlİk varmİş. " beni Pir Sultan Baba'nİn ayağİnİn altİna defnedin" diyen bir zat tarafİndan son dönemde temsili onarİm görmüştür.

Yel dağİ (yel ocağİ) Kazak'İn KepenekÇi köyündedir. Ziyarete gelenler, yolun ağzİna nezir koyarlar. Ocağİn yel hastalİğİna şifalİ olduğuna inanİlİr. Buradaki (adak taşİ) nİn altİna para konulur. Bunlarİ fakirler alİrlar. Niyet edenler bu parayİ alİp niyetlerinde kullanİrlar. Bu uygulama şekli özel inanÇ gizleri saklar. Erbil'de niyetli anne "Çocuğum olsun onun iÇin konuşmadan dileneceğim" şeklinde, Anadolu da Çocuğu yaşamayan anne "kİrk kapİdan kİrk yama toplayİp kundak bezi yapacağİm" diye Ankara da Hacİ Bayram'da adak şekerinden alan kimseler kendi adaklarİ iÇin şeker adarlar.

Şeyh Senan Dağİ, Tiflis'dedir. Kutsal bir dağdİr. Efsanesi meşhurdur. Hİristiyan kİzİna aşİk olan bir Dervişin Şeyhinden beddua alİşİ ve sonra nadim olup Şeyh'inin affİna uğrayİşİnİ anlatİr. Biz bu menkİbeyi Erbil'de de dinlemiş ve yayİnlamİştİk. Uzaktan gelip geÇenler bu dağa " baş indirirler" " onu selamlarlar" Sait - Nursi'nin hayatİnİ anlatan eserde bu dağİn da ismi geÇmektedir. Dağİn efsanesinin Kadim Türklerle ilgili boyutu da vardİr. Türkiye'den gelen Nur Cemaati'nin şimdi burada bir medrese yaptİrmakta olduğu söylenmektedir.

Ulu kabirlerin uzaktan da olsa selamlandİklarİnİ İran ve Türkiye'den de biliyoruz. Ulu dağlara mevsiminde ziyaret iÇin gidildiği zaman bu dağlara yalİn ayak tİrmanİldİğİ inancİ Türkiye'de de vardİr.

BorÇalİ'daki yağmur duasİ Kars yöresinde yapİlan ile tamamen aynİdİr;
" godu godu'yu gördünmü
godu godu'ya selam verdinmi
godu burdan geÇende
kİrmİzİ don giydinmi
yağ yağ yağmur"
Ayrİca; " gün baba gün Çİk
Kİzİl atİ bin Çİk
KeÇel kİzİ burda koy
SaÇlİ kİzİ al Çİk"

BorÇalİ'da dolu yağdİğİ zaman durmasİ iÇin ezan Çekilir (ezan okunur)

Doğum ve evlilikten sonra hayatİn son safhasİ olan ölüm konusunda da bazİ tespitlerimiz oldu. Bu konuya da kaynaklar değiştikÇe kİsa aÇİklamalar getirmek istiyoruz. Bölgedeki inanca göre ölecek kimse rüyasİnda bir kara kuşun kendisini alİp götürdüğünü görür. Bu tespite göre ölüm meleği karadİr veya bazİ kimseler iÇin böyledir. "ölüm teri" ölümden evvelki ter olup bir Çok kişi bu tere şahit olmuştur. "dualİ adam" ulu kişiden vergili adam demektir. Bu tür rüyalar dualİ adamlara anlatİlİp onlardan yorum istenir.

Keşeli köyünde Türk mezarlİklarİna gittik. Halk inanÇlarİna dair maalesef bir tespit yapamadİk. Bunlar müslüman Türk mezarlİklarİ idi. Türk dünyasİnda Aşkabat gibi yerlerde müslüman ve Hİristiyan mezarlarİnİ bir arada gördük. Mimari de etkilenme vardİ. İfadeye göre "Şah Abbas" bir bina diktirmiş (yaptİrmİş) bir odasİ camii diğer odasİ kilise imiş böylesi bir yer de Gürcü kralİ 4. Davut yaptİrmİş bu kralİn annesi KİpÇak Türklerinden imiş, onunu döneminde müslümanlİk korunmuş Müslümanlarİn yaşadİklarİ yerlerde domuz beslenmesi yasaklanmİş"

BorÇalİ yöresinde de Çocuklara verilen isimlerle yaşamalarİ kİz veya erkek olmalarİ veya yeni kardeş istemediklerine dair mesajlar verilir. Mesela; Tamam, Besti, Yeter, Kifayet, Kİz Tamam, Kİz Yeter gibi isimler konulur. Erkek isimlerinin başİna Çok kere "gül" gelir. Gül Mehmet, Gül Ali gibi.

Sİvanlar Türkiye sİnİrİna yakİn dağlİk bölgelerin orman Gürcüleridir. Gürcü yönetimim muhtelif meselelerle değindiğimiz gibi, Karayazİ bölgesinde yaptİrdİğİ bedava evlere Sİvanlarİ iskan etmek suretiyle, Türklerin yerleşim yörelerinde Gürcü nüfusu oluşturmak istenilmiştir. Bu münasebetle; BorÇalİ (Marneuli) ve onun kentlerinde (köylerinde) Bornisi reyonunda, onun köylerinde ve SaraÇlİ kentinde, Dİvanisi (Baş GeÇit) de yüzlerce ev yaptİrdİlar. Maddi yardİm, ev eşyasİ , zirai destek iki dönümlük bedava toprak vergisiz yaşam vaad ettiler. Ancak yapİlan evlerin %99 boş kaldİ. Bu evlerin 25 yİl alİnİp satİlmasİ yasaklanmİştİr.

Gürcülerin bu projesini menfi etkileyen bir faktör de Türk aile yapİsİnİ sağlamlİğİ idi. Türklerde erkekler 20-22 kİzlar 18 yaşlarİnda evleniyorlardİ. Halen her ailenin asgari üÇ Çocuğu olmaktadİr. Özellikle Sovyet döneminde bir Türk ailesinin 10-12 Çocuğu olabiliyordu. Ailesi felakete uğramİş bir genÇ daima ebeveynlerin yanİnda yer alabilmektedir. Müslüman Türklerde alkol aileyi Çürütememiştir. Halen Türklerde Çok evlilik yapİlmamaktadİr. Gürcülere kİz verilmemekte ancak Gürcülerden kİz alİnabilmektedir. Bu arada ifade edildiğine göre Kafkasya da İnguşlar ve Türkmenlere Çok eşli evlilik hakkİ verilmiştir. Eskiden sunni Türkler şii Türklere kİz alİp vermezler iken, şimdi bu tür evlilikler olmaktadİr. Ayrİca eskiden Ermeni ve Ruslardan nadiren kİz alİnİrken şimdiler de hiÇ kİz alİnmamaktadİr. " haşa huzurdan bugün bir Ermeni bana selam verdi" denilmektedir.

Karapapağ'lar da aile reisi evereceği kİzİnİn kanaatinin sorar. Bu konuda baba, anneyi araya sokar. Kİz kaÇİrma yoluyla evlilik vardİr. Kan davasİ ise, Çok nadir görülür. Berdel usulü evlenmeye BorÇalİ'da "al değişik" veya "iki başlİ kohum" deniyor. İki kİz kardeşi alan iki erkek kardeşe de Çok sİk rastlanİlmamaktadİr.

Mahmut Hacİ Halil aynİ zamanda bir halk bilimci. Ondan'da yöredeki halk kültürüne dair Mahmut topladİk; Gürcistan da Türklerinde geline baba evinden Çİkarken "Ocak Taşİ" verilir. Gelin yeni evinde "ağİr" olsun bereketi bol olsun diye. Makedonya Türklerinde yeni geline, ilk geldiği gün "ocak Taşİ" öptürülür. Bereketi celbetmesi iÇin. Anadolu ve diğer bazİ yörelerde gelinin cebine taş konur. Yeni evinde ağİr olmasİ, aklİ baba evinde kalmasİn, sİk sİk kaÇİp eski evine gelmesin diye.

BorÇalİ'nİn bazİ Türk kesimlerinde gelin iÇin kesilen kurbana molla nezaret eder. Gelinin ayağİnİn altİnda nelbeki (Çay tabağİ) kİrİlİr. Gelinin başİna şirni (şeker) dökülür. Şirniye düğü (buğday) katİlİr. Gelin eşikten iÇeri girince bir kapda kor halinde od (ateş) getirilir. Yanİnda demir şiş olur. Gelin od'un etrafİnda 5 defa sağdan başlayarak üÇ defa dolaşİr. Gelinin kucağİna körpe oğlan uşağİ konur. Ayrİca gelinin Çorabİnİn iÇine baba evinden pul (para) koyarlar. Bu parayİ gelinin Çorabİnİ Çİkaran alİr. Gelinin atasİ evinde beline 3 defa kİrmİzİ lent (kurdele) bağlanİp aÇİlİr. Gelin sonra ere verilir. Gelin, bey evine gelince bey tüfeng atar. Bey şahİnda muhakkak "alma"olur. Bey'in beyliği "bey şahİ" kİzİn evine gidince biter, arkadaşlarİ da onu dostÇa döverler. Bazİ görevli arkadaşlarİ da onu korurlar.

Bölgede ölüsü olan 40 gün yasin okutulur. 41. yasinden sonra bunlar mevtanİn ruhuna bağİşlanİr. Mevtanİn ölümünün 51. günü duasİ okunur. Toplanmak gerekmez 52. gün " et kemikten ayrİlİr, mevta acİ Çekmesin" diye duasİ yapİlİr. Cemaatin ardİndan ölümün atİnİ kendiliğinden gabristan'a gittiği görülmüştür. Cenaze kabire konulurken tabut üÇ defa yukarİ kaldİrİlİp indirilir.

Gürcistan müslümanlarİnİn,Türk bölgesinde Türk Tv. Kanallarİ seyredilmeye başlamadan evvel, Türkiye'de dini hayata dair hiÇ malumatlarİ yokmuş Türkiye 'de din adamlarİ mallarİn olabileceğini dahi düşünemiyormuşlar. GeÇmişte Çok yoğun bir propaganda yapİlmİş.

Gürcistan'da müslüman halk Anadolu ve Azerbaycan'da olduğu gibi rüyasİnda ölmüş bir yakİnİnİ görür ise, onun ruhu iÇin hayİr işler.

Gürcistan'İn Sadaklİ yakİnlarİndaki Köhne (eski) kiliseye giden halk burada kurban kesmektedir. Ansiklopedi Araştİrma Merkezi başkanİ arkadaşİmİz, dostumuza göre, TürkÇe konuşan şimdi müslüman olan yöre halkİ bir dönemin Hİristiyan Türklerindendi. Maalesef bölgeye gidip araştİrma yapamadİk, ancak konuya dair bazİ bilgiler edinebildik. Buraya daha ziyade Şamnabad bölgesinin müslüman halkİ gitmektedir. Türk olan bu kimselerin hurafe ve cincilik gibi konularla bir ilişkisi yoktur. Bölge aydİnlarİnİn teşhisine göre bunlarİn bir kİsmİ geÇmişte hİristiyan iken, şimdi müslüman olmuşlardİr. Zira Bünyatov'un "7-9. Asİrlarda Azerbaycan Tarihi" ve DoÇ.Dr. Feride Memmedova'nİn "Albanlar" isimli eserinde bu konuda geniş bilgi olduğu ifade edildi.

Halk, bölgedeki Hİristiyan Türklere veya Hİristiyan Türk iken müslüman olanlara Rum Türkleri, Berzen veya Berzan demektedir. Kelimenin anlamİ Kam veya Şaman gibi bir şey. Berzan önceden bilen keşif sahibi ve Berzan ise, yol gösteren anlamlarİna geliyormuş. Bu toplum geÇmişte Zalga'nİn köylerinde yaşİyorlardİ. Yörenin %90 halkİ bunlardan meydana gelmiştir. İlÇe merkezinde geÇmişte miktarlarİ 7.000 iken halen 3.500 kalmİştİr. Bulunduklarİ köyler; Başköy, Merdiven, Yeddi Kilise, Avranlİ, Ağbulak, reyonu, Tiflis'in merkezi, Marneol ilÇesinde Titseli ve Sigora'dİr. TürkÇe konuşurlar göÇleri SSCB döneminden sonra başladİ. Hala devam ediyor. GöÇ Yunanistan'a yapİlmaktadİr. Yunanistan bunlara Rumca eğitim veren okullar aÇtİ. Evvelce eğitim dilleri RusÇa idi. GöÇ edenlerin geriye dönmelerini Gürcistan hükümeti bunlardan istedi. Evleri halen büyük ölÇüde boştur. İlk göÇleri münferit de olsa 1956 yİlİnda olmuştur. Bunlardan Azerbaycan da da vardİr. Ancak Çok dağİnİktİrlar. Şu anda göÇ edemeyenler %40 olup yaşlİlarİdİr. Ortaks Türkler Anadolu daki kaderlerini 100 yİl sonra Kafkasya da yaşamaktadİrlar.

BorÇalİ'nİn; Marnovi / Sarvan ilÇesinin Candar, KİzİlhaÇlİ, Sarvan, Mamgeli, Mescidli, Görarhİ, Tazekent, Hacİlar, Yuvanalİ, Alget, Amborofya, KarakeÇeli, AkkeÇeli, İlmezli, KepenekÇi, Birinci Kösalİ, İkinci Kösalİ, Boydor, Kürtler, Kaşmaganlİ, Lejbeddin, Daştepe, Şülöyür, Araplİ, KuşÇu, Ağmemmedli, Kocagan, Tekeli, hancagazlİ, KireÇmeganlİ, Kasİmlİ, Beytarafcİ, Baytallİ, Ulaşlİ, Yukarİ Gullar, Aşağİ Gullar, Kİrhİlİ, AşagİSaral, yukarİ Saral, Demye Görarhİ, Ahİllele, Ahİl Mahmutlu, Mamayİ, Mollaoğlu, Sadaklİ, İmir, Hallavar, İmizcala, Büyük Beyler, KüÇük Beyler köyleri tamamen Türk halktan oluşmuştur.

Güllübağ (Türk ve Ermeni) Zop (Türk ve Ermeni) Opret ( TürkÇe konuşan ortodoks/ Rum) Hocornu( Türk ve Ermeni) halktan oluşmuştur. Borhosi ilÇesinin; Aşağİ Koşakilise, Yukarİ Koşakilise, Molla Ahmetli, İmiz Hasan, KoÇulu, Fahralİ, SaraÇlİ, Balaboğanlİ, Kölayİr, Arhİlİ, Hasan Hocalİ, Taşlİ gullar, Esmerler, Ceferli, Deller, Karadiken, Siskala, Arakel, Beyteker, Aşağİ Gülever, Yukarİ Gülever, ZorgöyeÇ, Babakişiller, Sarİmemmetli, Darvoz, Abdallİ, Bolus KepenekÇi, Sorollar, İnceoğlu halkİ tamamen Türktür. Halkİ karİşİk olan köyler; Şemsöy (Türk- Ermeni) Çatak ( Türk- Ermeni) dir.

BaşgeÇit ilÇesinin; Seferli, Deller, Sukala, Dunus, Mahmutlu, Hamamlİ, Armutlu, Memişli, Memişliler, Kİzİlkilise, Şindiler, Azgeyliyen, Dagarhİlİ, Kİzİlhacİlİ, Saca, HüsöyünÇay, Çopuralİlaz, YİrganÇay, Aşağİ Karabulak, Yukarİ Karabulak, Lökcandar, Yavİklİ, Şamdarlİ, Gödekdağ, Sağatlİ, Muganlİ (Bu son iki köy Ermenine sİnİrİna Çok yakİn olduklarİ iÇin can güvenliği sebebiyle maalesef boşaltİlmİştİr.) Aşağİ Orzuman, Yukarİ Orzuman, Ormeşen tamamen Türk halkİ köyleridir. Kİrovisi (Türk ve Gürcü) dür.

Karayazİ ilÇesinin; Soğanlİk, Karacalar, Ahtehle, Karatehle, Sorca, Muganlİ, Birlik, Tazekent, Kösalİ, Nazarlİ, Aşağİ KenenekÇi, (Ulu kişili- Caferli) Candar, zenger, Ulyanafga, Karatepe köyleri Türk köyleridir.

KaraÇöp Bölgesinde; Sagarevcov, Keşali, Tüller, Kazİlar, Karabağlar, Yarmuganlİ, Düzeyram, Lebbeli, köyleri köylerinin halkİ tamamen Türktür.

Lagodehi İlÇesinin; Kabal, Uzuntolo,Genceli, Karacalar köyleri, Lelavi ilÇesinin; Karacalar köyü, Ağbulak ilÇesinin Kösalar ve Şİhlİ köyleri, Zalga ilÇesinin; Encİvan, Tecir, Culuhluve Tecis köyleri, Kabci ilÇesinin; Muhran, Tatuşağİ, Ferma köyleri ve Musteha ilÇesinin hepsinin muhtarlarİ Türktür. İl ve ilÇe amirleri ise Gürcüdür.

Gürcistan'daki Kürtlerin Ermenileşmesi konusu da oldukÇa ciddi bir meseledir. Tiflis'te kent (köy) lerde Kürtler iÇin özel Okul yok. Bunlar Gürcü kültürü iÇinde Gürcü eğitimi alarak yetişiyor ve zamanla Gürcüleşiyorlar. Ermenilerin Gürcüleşmeleri iddiasİ ise, tamamen farklİ bir yapİlanmadİr. Gürcistan'da Ermeniler mal-mülk sahibi olmada ve özel görevlerde prestijli yerlere gelebilmek iÇin, isimlerini bu tür maksatlarla değiştirip Gürcü ismi olmaktadİrlar. Bunlar gerÇek Ermeni kimliğinden vazgeÇmezler.

Gürcistan Kürtleri yezidi inanÇlİdİrlar. Bunlar Ermeniler tarafİndan topraklarİ Ermeniler sürülerek Gürcistan'a gönderilmiş Kürt - Türkleridirler. Miktarlarİ 40.50.000 kadardİr.Ermeniler Ermeni olmayan ve Ermenileştiremeyecekleri toplumlarİ aralarİnda istememektedirler.

Ermenistan'da 2000 yİlİ itibariyle Yezidi ve müslüman Kürt Türkü miktarİ 100.000 civarİndadİr. Ermeni yönetimi bu insanlar dağİnİk bir yerleşim şekli sergilediklerinden kendilerini Ermenistan 'İn homojenliği itibariyle bir tehdit unsuru olarak görmemektedir. Yezidi inanÇlİ olan Kürt -Türklerinin kaderi iki katlİ hazindir. Bir taraftan dini baskİ diğer taraftan İrkİ baskİ. KürtÇü - Ermenici ittifakİ yapanlarİn yüzü ağ olsun! Gürcülerin eline geÇmiş Türk topraklarİnİn zamanla nasİl Ermeniler lehine el değiştirdiğini göremeyen bazİ sözde teorisyenlere bu tespitlerimiz ithaf olunur. Ermenistan Kürtlerinde müslüman olanlarİn hepsi Azerbaycan'a göÇe zorlandİ. Erivan ve Serdarabat'da müslüman Kürt kalmadİ. Bazİ toplumlarİn hafİzasİ zayİf oluyor. Buruki ( kardeşlik) aşiretini Erivan havalisinden katliamla süren Ermenilere, Anadolu Türkü kardeşliğini göstermiş onlarİn Van bölgesi yöresine yerleştirmiş aşiret liderleri Kİmyas Kartal'İ TBBM başkanİ dahi yapmİştİ. Ne var ki bu aşiretten yeni nesiller ASALA ile işbirliği yapabilen PKK'ya destek verebilmiştir.

Azerbaycan'İn kucağİnİ aÇtİğİ Kürt - Türkleri yeni yerleşim yerlerinde de maalesef bazİ tahriklere kapİlabilmekte iskanlarİnİn toplu değil dağİnİk olmasİna, bir bölümü tepki göstermektedir. Gürcistan Kürtleri de dağİnİk olmakla birlikte bir kİsmİ Tiflis'tedirler. Tiflis pazarİnİn hamal esnafİ tamamen Kürtlerden meydana gelir. Ayrİca şehrin temizlik işlemlerini de bunlar yürütüyorlar.

Gürcistan'daki Ermenilerin yoğun olduğu bölgeye Zovohet deniliyor. Buradaki Ermeni taşkİnlİklarİna dair hergün bir haber alİnmaktadİr. 12- Nisan-2000 tarihinde kalmakta olduğumuz köyde bir haber Çalkalandİ. "Ermeniler bayrak kaldİrmİşlar, muhtariyet istiyorlar". Gürcistan'da ifade edildiğine göre 300.000 Ermeni ve gürcüler arasİnda akrabalİk kurulmuş, Bir Çok Ermeni, nüfus kayİtlarİna kendisini Gürcü olarak yazdİrmİş, Gürcü Meclis Başkanİ Jivanye'nin Ermeni asİllİ olduğu iddia ediliyor. Bunlarİ dinlerken doğu Anadolu'da Kürt davasİ adİna hareket ettiğini ileri süren gizli Ermenileri hatİrladİm. Ermenilerin yoğun olduklarİ ilÇelerde kasten yakİlan nüfus daireleri hatİrİma geldi. Bu arada bulunduğumuz köyün öğretmeni güzel bir haber getirdi. "5000 nefer Ahİska Türkü Gürcistan'a dönmüş" her Çok azdan başlar.

Gürcistan Millet Meclisinde 4 Türk Milletvekili var ve bunlarİn miktarİ 5'e Çİkmak üzeredir. Bunlar: Mehemmed Mehemmedov ( Kardabani) " Karayazi bölgesi" Azer Sülyeymanov ve Zümrüt Kurbanof ( Marlooni ) "BorÇalİ bölgesi" Remiz Bekirof (Bornisi bölgesi)dir.

3.Dünya Olimpiyat Şampiyonasİnda Dünya Güreş Şampiyonu Kemandar Mecidof BorÇalİ'nİn Hamamlİ köyündedir. Budakov 3.ve 4. Dünya Güreş Şampiyonasİnda 40 kİzİl Madal ( 40 altİn madalya) almİştİr. SSCB dönemi pehlivanlarİndan 3. Dünya olimpiyatlarİna katİlan GüreşÇi Reşit Pehlivan ve Kardeşi Cimşit Pehlivan BorÇalİ'nİn Görarhİ köyünden olup Dünya şampiyonudurlar.

Salİdor Mursagulov, Alpenist olup Everest dağİnİn tepesine Azerbaycan bayrağİnİ dikmiştir. BorÇalİ'nİn KİzİlhaÇ köyündendir.

Möhsin Senoni (Azerbaycan Halk sanatÇİsİ) 1947 yİlİna kadar Tiflis'de Türk Devlet Tiyatrosu vardİ. Burasİ evvelce 1940 lara kadar Türk Tiyatrosu adİnİ taşİrken daha sonra Azerbaycan Tiyatrosu adİnİ almİştİr.

İbrahim Isfahanlİ (Tiflis'te Türk Rejisördü,1998 yİlİnda ismi Tiflis'de 100.yİlİ münasebeti ile bir caddeye verildi).

Tanrİyel Aliyev (Ressam, Karayazİ Türklerindendir.) Zahit KaraÇöplü (Ressamdİr, KaraÇöp Türklerindendir.)

Ömer KoÇulu (Mimar) Cimşit İbrahimli( Heykeltİraş Nizami ve Köroğlu'nun heykellerini yapan sanatÇİ)dİr.

Zahit Halilov (Azerbaycan İlimler Akademisinin SSCB dönemindeki Prizidenti, Başkanİ) Prof. Dr. Abdullah saik'in oğlu Kemal Talipzade, Prof. Dr. Ferah Halilov, Prof.Dr. Şamil Kurbanov, RiyasiyatÇİ (MatematikÇi) Latif Veliyev, Feylezof Cemal Mustafayev, Prof. Dr.Hamlet İsahanlİ (Hazer Üniversitesi Rektörü) dür.

2000 yİlİ itibariyle Tiflis'de 10 ve Bakü'de 10 olmak üzere 20 Gürcistanlİ Türk Çocuğu tiyatro eğitimi görmektedir. Şevardnadze bu konuda talimat vermiştir. Bu Çocuklar geleceğin Gürcistan Türk Tiyatrosunun yeniden nüvesini oluşturacaklar. Tiflis Türk Tiyatrosu 1947 yİlİnda kapatİlmİştİ. 1998 yİlİnda Devlet Bakanİ'nİn verdiği talimat ile derviş Osman'İn Müdürlüğünü yapacağİ kuruluş yeniden aÇİlacaktİr. Marnevuli'deki Devlet Tiyatrasi, Türk Tiyatrosu olarak faaliyet gösterecektir. Marnovuli'deki bu Gürcü Tiyatrosunda Derviş Osman halen bazİ eserleri TürkÇe sahneye koymaktadİr. Gürcistan'da şehir aydİnlarİ kİrsal kesimde ÇiftÇilik yapmaktadİrlar.

Valah Hacİyeli, (Tiflis Üniversitesi) Filoloji bölüm başkanİ, Türk şair ve yazar) dİr.

BorÇalİ'da Tiflis Devlet Üniversitesinin her fakülte ve bölümünün bir nüvesi vardİr. Buranİn başİnda Prof.Dr. Rektör Mahmut Hacİhalil'dir. Gürcistan'daki diğer üniversitelerin de TürkÇe bölümler vardİr.

Gürcistan'da devlet sektöründe görev alabilmek iÇin Gürcüce bilme şartİ vardİr. Gürcistan'daki Türklerin nüfus kağİtlarİnda milliyet sütununa "Azerbaycan" yazİlmaktadİr. Gürcistan Türkleri bu sütuna "Türk" yazİlmasİnİ istiyorlardİ. Bu uygulama başka bir ülkedeki Türkün nüfus cüzdanİnİn milliyet sütununa "Anadolu" yazmaya benziyor.

Gürcistan'daki Türklerin; iskan, siyasi teşvik, eğitim, meslek seÇme, seyahat, haberleşme gibi her türlü haklarİ verilmiştir. Parlamentoya hangi etnik kesimden seÇilmiş olmasİ bir şey ifade etmez. Etnik kimliğin değil, Gürcistan'İn milletvekilidir. Gürcistan siyasi hayatİnda halen eski bir milletvekili olan İsak Nevrozov, Petrol Nazİrİ (bakanİ) nİn1. muavinidir. Siyasi seÇimler döneminde Türkler %90 aralarİnda temas halindedirler. Bu arada Gürcistan'İn sadece Gor bölgesi Türklerinin soy isimlerinde "ov" ve "of" ekleri yoktur. Bu husus Türklere bir övünÇ kaynağİ olmaktadİr. Gürcistan Türk milli kültürel bayramlarİndan birisi de " Türk saz bayramİ"dİr. Bu bayram Gürcistan'İn her yİl bir Türk bölgesinde yapİlİr. Organizasyonun sedri (başkanİ) Derviş Osman'dİr. Gürcistan da doğum günü yerine "ad günü" yapİlİyor. Aydİnlarİn bu günüde basİnda haklarİnda yazİ yazİlİyor. Saz şairleri toplanİp kutlamaya renk katİyorlar.

KeÇeli köyünü halk bilimi kaynaklarİndan birisi de Novat Mollakİzİ, köyün eski bir ailesinden olan Novat ana 90 yaşİnda ve hiÇ okula gitmemiş. Bizi evinde kabul etti ve sağ olsun sorularİmİza cevap verdi.

Karapapağlar'da kİz istemeye aÇ karnİna gitmelidir. Ev sahibi konuklara "aÇmİsİnİz" der. Görücüler de "size bir teklifimiz var. Bize şirin bir söz söylemezseniz, ikramİnİzİ yemeyiz"derler.

Uşağİ (Çocuğu) gelini, atİ, malİ, davarİ nazardan korumak iÇin, molladan nazar duasİ alİnİr. Dağdoğan ağacİ üÇ kulak (üÇgen) biÇiminde kesilir. Çocuğun sağ ciyniye dikilir. Büyükler sağa "nasihat görürler (uygun bulurlar) ayrİca göy (mavi) göz boncuğu, gelinin omuzuna yakasİna dikilir. Atİn sinesine ve geriyanİna dağdoğan'dan yapİlmİş üÇ kulak takİlİr. Bu ağacİn üstü şişle yandİrİlİr. (yakİlİr) Ev diktirende de evin anlİna at nalİ Çakİlİr.

"Nezar Kesen" iÇin, malİn nazardan korunmasİ iÇin nazar duasİ okunarak "tuz" yakİlİr. Nazardan kurtulmasİ istenilen hayvanİn alnİna nazardan hemen sonra yumurta vurularak kİrİlİr. Tuz Türk halk inanÇlarİnda önemli bir motiftir. Sadece nazardan değil, dostlukta, berekette, yeminde v.s de yeri vardİr. Yumurtanİn inanÇ alanİndaki yeri de geniştir. Binalarda ve beşiklere nazarlİk yapİlİrken yumurta da nazarlİğİn iÇerisine konulur. Anadolu'nun bazİ yörelerinde gelin eve getirilince duvarİna yumurta vurularak kİrİlİr.

Navat Ana ilginÇ bir dua yaptİ. Bölge Türklüğünün Türkiye'ye Bakİşİ ve Türkiye'den beklentileri itibariyle manidar bir dua idi. Navat ana sİk sİk bize "Yaşlandİm, hükümet aylİğİmİ vermedi. Allah Türkiye'nin kömeyi (yardİmcİsİ, koruyucusu) olsun. Ayakta dursun.buralarİn dayağİ (dayandİğİ güÇ) odur." Dedi.

"Nevruz da, ahİr Çerşembe günü herkes evinde olmalİ. Gİrakda (kenarda, dİşarda) heÇ ne (hiÇbirşey) olmamalİ, kalmamalİ, komşuda bir şey bİrakİlmamalİ, borcunu, alacağİnİ ödemelisin üÇ gün sonra evde yahşi(güzel) sufre düzeltiriz. (hazİrlarİz.) kimin üzerinde ne iş var ise, evine gidilir. O'na nevruzluk aparİlar (götürülür). Hayİr işe, taze(yeni) kİz alİp vermeye, elÇiliye bu dönemde gidilir. Kurban ve Ramazan bayramlarİnda bayram namazİndan sonra mezarlİğa gidilir, ölüler ziyaret edilir."

Nevruz da " bİÇak kesmeyen şeyler"den sütlaÇ pişirilir. Pilav ve sütlaÇ bİÇak işlemeyen yiyeceklerdir. Cevan uşaklar (genÇ Çocuklar) kapİ kapİ gezer birbirine pay verirler.

Karapapak'larda "Hal apardİ" inanÇ vardİr. Uşağ üstü olanda, uşağa yatanda doğum vakti gelen arvatİ hal basar. Korunmak iÇin; sarİmsak, soğan arvadİn anlİna Çekerler (koyarlar) yatağİnİn etrafİ dört tarafİndan suresi okunarak dönülür. Demir döver ses ederler. Dövme işi sağdan dönmeye başlanİlarak yapİlİr. "Al arvadİ" "Al karİsİ" inancİ bütün Türk dünyasİnda yaygİndİr. Anadolu ve Uluğ Türkistan'da da sarİmsak, soğan ve demirin koruyucu gücünden yararlanİlİr. "Ses etme" uygulamasİ Kara iyiler sesten rahatsİz olduklarİ iÇin kullanİlİr.

"Başİna herrenmek" bir yalvarİş, yakarİş biÇimidir. Başİna dolayİp ( dolaştİrİp) nezir-sadaka gibi şeyleri verme biÇimidir. "Başİna dönmek" sana gelen gada-bela bana gelsin, demektir. BorÇalİ yöresi Türklerinin ecelin vakti konusundaki inancİ "Yukarİ ki kişi bilir" şeklindedir. Yukarİ ki kişiden kastedilen Allah'dİr. " Kimin vakti olsa o bilir" şeklinde ifade edilmektedir.

Karapapak'lardaki yemin şekline dair evvelce tespitlerimiz olmuştu. Bu defa onlarİ teyit edip zenginleştirdik. Mesela, "o günün İşİğİ hakkİ" "ayİn nuru hakkİ" "ayİn nuruna and olsun" denir. Ay kutsaldİr. Gece eline ahtaba (İbrİk) alİp su üstü gidende (tuvalete gidince) kişi aya karşİ durmaz (aya dönülmez) teze ay Çİkanda Mehemmed peygamberin adİna 3 defa selavat getirilir, yüzüne Çevrilir, dolanmamİz namİna (geÇimimizin sağlanmasİ iÇin) yağİş istenir dua edilir.

Karapapak beddualarİ onlarİn dini nasİl anladİklarİ anlattİklarİnİ takip itibarİyla önemlidir. "Zülfükara rast gelesen" "Kuran sana ganim olsun" " Göze görünmez (Allah) sana kİsmet versin baht vermesin" "sen de oğul uşağlİlarİn cergesine (katarİna) garİşma" "yer hakkİ", "göy hakkİ", "uldİz (yİldİz) hakkİ"," toprak hakkİ", " toprağa and olsun". Karapapak'larda dut ve ceviz ağaÇlarİ ocak sayİlİr. "Dut hakkİ" "ceviz hakkİ" "bereket hakkİ" "ocak hakkİ" yemin şekilleridir. Biz birÇok yerde melekler ve cinler iÇin görülmeyen tabiri kullandİğİ görmüş iken, inanÇ sisteminin en tepesindeki güÇ iÇin "görünmeyen" denilmesi bizim iÇin ilginÇ olmuştur. Ayrİca yer ve gök iyelerine and iÇilmesi ağacİn eski inanÇ sisteminde bir kült oluşturan ocak olarak algİlanmasİ da ilginÇtir.

Karapapakistan da Anadolu daki gibi bir Çok Türk elinde olduğu gibi ateşin su ile söndürülme, söndürülmesi doğru bulunmaz. Ölüsünü rüyada gören kimse diğer Türk kesimlerinde olduğu gibi ruhuna kuran okutur.

Navat anadan yazİmİza Çeşni olmak üzere Karapapak Türklerinden insan isimleri tespiti de yaptİk. Bunlardan bazİlarİ; Bastafa (Bağdİsabah), Elirİza, Valih, Fergiye, Saibe, Elyana, Navat (şiriniyet tatlİlİk), Aga, Hürzet, Dursun, Vağİf, Terman, Arif, Gülnara,Tahir, Nizam, Yusuf,Kemal, Musa, İsa, Halettin, Ayşe, Bayram, Gülsafa, Bahtİsafa, Nenehanİm, Mustafa, Bahtiyar, Feridun, Şöhret, minaraks, Fatma, Telli, Hasan, Hüseyin, Veli, Ali, Eset, Nağİ'dİr.

Kara iyelerle ilgili tespitlerimiz arasİnda; adamİn biri gece İssİz yolda atla giderken yolda bir Çepiş keÇi yavrusu görüp atİna alİr. Çepiş'in ayaklarİ uzamaya ve yere değemeye yaklaşİr. Adam korkak ve Çepiş'i yere atar, kaÇmaya başlar. Çepiş de onun ardİndan koşarak "ayağİm yere değmeden beni attan indirdin ayağİm yere değse idi, bak ben sana neler yapardİm"diye bağİrİr. Bu iyenin tezahür biÇimi Çeşitli anlatİm tarzlarİ ile Anadolu da yaşamaktadİr.

Karapapak Türk halk inanÇlarİndaki diğer bir kara iye de "hamzet"dir. Bu cin hastalİk verici bir güce sahiptir. İnanca göre bazİ kimseler bu cin veya gücü ruhunda taşİrlar. Böyle kimseler 40 İ Çİkmamİş Çocuğun yanİna gitmezler. Çocuğun ailesi de hamzetli kişiyi Çocuğunun yanİna sokmazlar. Hamzet o kişinin "can"İndadİr. İnancİ vardİr. Bu tür kimseyi mal davar doğum yapİnca da yakİn koymazlar. Hamzetli kişi kasİtlİ olarak fenalİk yapmak niyetiyle gelmişse ona mani olunamaz. Sefhen gelip amacİ fenalİk olmayan hamzetli kişinin zararİ dua ile önlenebilir.

Gayİptan bir ses gelebilir. Bu ses bazen insan uyurken onu Çağİrabilir.Çağrİlan kişi Çağrİya itibar etmemeli dönüp bakmamalİ kalkİp gitmemeli sese riyayet eden adam zarar tapar (görür). Ayrİca sesin sahibi cin; keÇi, at vs. donunda görülebilir. Amacİ hof (korku) yaratmaktİr.

Bazİ Karapapak dualarİ da şunlardİr; "Allah yarayanİn olsun, gelinin hayİrlİ olsun, yaradana şükür" bir kimsenin yaşİ öğrenilse o kişinin Çabuk öleceği inancİ vardİr. Hakikaten birÇok yöre de kİrsal yerde insanlar yaşlarİnİ saklarlar. Muhtemelen bu da bir nazardan korunma şeklindir. Ayrİca Çalİşmak da olan bir kimseye kolay gelsin anlamİnda "yorulmayasan" denir.

Kaynaklarİmİzdan Esat Ağaoğlu, orta tahsilli 60 yaşlarİnda bir ÇiftÇi idi. Bize verdiği halk inanÇlarİ ilginÇti.

"Süt nazarİ keser. Bunun iÇin ananİn nazarİ balaya değmez. Adamİn özünün de özüne nazarİ değer. Nazardan korunmak ve kurtulmak iÇin en iyi Çare Kuran'daki ilgili suredir. Akşamlarİ ruhlar öz evlerini ziyarete gelirler. Onun iÇin Kuran okunur. Cuma günü Kuran'İn okunmasİnİn sebebi Kuran Cuma günü gelmiştir... gözü o ocakta olan ruhlarİn ihsanİna belirli günlerde helva kavrulur."

Karapapak Türklerinde Atanİn yeri Çok itibarlİdİr. "Atanİn Goru hakkİ" " Atamİn Goru hakkİ" en büyük yemindir. İsimlerin başİna "ay" önekinin gelmesi sadece şahİs isimlerinde "ay Eset...ay Eli" gibi deyil statü belirten hallerde de kullanİlİr. Mesela " Ay hanİm Çay süz" Çay doldur Çay koy gibi.

Resime yönelmek haramdİr. Namaz kİlİnca Kuran okuyunca resimler ters Çevrilir. Kİble yönünde resim varsa kaldİrİlİr.

Gece aynaya bakİlmaz günahtİr. Rüyada kİrİk ayna görmek yahşi (iyi) değildir. gelinin sandİğİna ayna konulur. Gelin beyin evine gidende kabağİna (önüne) ayna tutulur. Ayrİca gerdeğe girince de geline ayna tutulur. Bu esnada kİrmİzİ büyük bir Çarşafİn arkasİnda gelinin başİ kİrmİzİ ipek tüllerle örtülür. Bu örtünün üzerinde kİrmİzİ goncalar olur. Örtü erkeklerin olduğu kİsmİ böler. AmaÇ yad erkeklerin (yabancİlarİn) gelini görmemesidir.

Bilgi kaynaklarİmİzdan Bilare Abdurrahimoğul (Osmanov) 64 yaşİnda ev hanİmİ 10 yİllİk bir okul hayatİ olan bir kimsedir.

Dilara hanİm kİzlİk soyadİ münasebetiyle yaptİğİ aÇİklama da evlenmeden evvel anlamİnda "bu bir hayta geÇmezden evvel" tabirini kullandİ. Türk halk inanÇlarİnda evlilik, sünnet olma ve benzeri gibi haller hayatİn önemli dönemleri, alem değiştirme farklİ hayata geÇme gibi önemsenirler.

Karapapak'larda Çocuk olsun diye dua edilir, mollaya dua yazdİrİlİr. "hamsİndan baş duaya inanmaktİr (en önemlisi duaya inanmaktİr.)" İnancİ vardİr. Çocuk dileğiyle ziyaretlere mesela Hacİ Mahmut Efendiye götürülür. Buraya halk her türlü ihtiyacİ iÇin Cuma akşamİ "adİna" pazartesi günü ağzİ oruÇ olarak gider. " Hacİ Mahmut babamİzİn kabrini ziyaret edince evvelce Allah'a bağlanİr, tebarek Allah'dan bize Kömek olsun... Hacİ Mahmut Allah'İn en yakİn adamİdİr. Bizim bu işimiz düzelsin ağzİ oruÇ bir kurban kesecem"denir. İşimiz olsa da olmasa da madem buraya sİğİnmİşİz, şeytan yol kapmasİn diye kurbanİmİzİ keseriz.....oraya zil zibil dökülmez. Kurban mübarekin üstüne kesilir. Aynİoyun (diğer ihtiyaÇlar) komşular tarafİndan karşİlanİr. Türbeden toprak alİndİğİ olur. Ancak ayak altİna dökülür, Çiğnenebilir diye büyüklerimiz toprak alİnmasİnİ onaylamazlar. Bu toprağİ şifa niyetine sulandİrİp iÇen dertli olan yerine merhem niyetine sürenler olur. Baba'ya inananİn mezarİna öldüğü zaman bu topraktan atİldİğİ da olur. Türbenin etrafİnda herrenilir (dolaşİlİr) Tavvaf sayİsİ niyete göre 3 veya 7 defa olabilir. Niyetlilerin büyük Çoğunluğu (ahiret) leri iÇin dua ederler. Dünya işi iÇin ondan talepte bulunmak ona baş ağrİsİ vermek olur, inancİ vardİr. Türbedeki dağdağan ve nar ağacİna "niyet bezi" bağlayanlar olur. Türbe Kazak bölgesindedir.

Veysel Karani, Aldaştaki bu türbeye Karapapak Türkleri her türlü ihtiyaÇlarİ iÇin giderler. Türbe ziyaretindeki uygulama tamamn aynİdİr. Yemen ellerindeki Veysel Karani'nin peygamber efendimizin ziyareti münasebetiyle anlatİlan 32 diş ve tesbihin 33 taneli oluşunun bu diş sayİsİ ile ilgili oluşuna dair hikaye burada yatmakta Veysel Karani iÇin de anlatİlmaktadİr.

Seyit Nigari Hazretleri, Karapirimli kentinde (köyünde) yatmaktadİr. Karapir'de Seyit Nigari'nin yanİndadİr. Ziyaretlerdeki uygulama ve inanÇlar diğerleri ile tamamen aynİdİr. Mir Hamza Bulağİ, Seyit Nigari'nin mürididir. Türbesi Cebrailli ilÇesindedir. Buradaki suya adak yapİlİr. Türbenin suyunu şifa ve hayİr işlemiş olmak iÇin iÇenler vardİr. Çocuk olmasİ iÇin niyet tutanlar kİz ve erkek evlatlarİ olunca niyetleri gereği "paltarlarİnİ burada yuyarlar" (giysilerini burada yİkarlar). Anadolu'daki Arap Baba, Karadonlu Can Baba'dan sonra burada da Karapir'i görüyoruz.

Bu ziyaretlere Çocuğu yaşamayanlar yaşamalarİ iÇin, genÇ kİzlar bahtlarİ aÇİlmasİ iÇin, ruhi hastalİklarİn tedavisi iÇin gidilir. " inandİktan sonra kişiye bir dostan da sade insandan da Çare gelebilir" inancİ vardİr.

Dilara ana'nİn atasİ rahmetli İdris, Mir Nigari hazretlerinin mürididir. İdris Baba'nİn istifini yaptİğİ Çok güzel bir hat örneğini bize gösterdi. Biz de onu resimledik. Seyit Nigari'nin gazellerini okuyan Dilara ana, "Meyhana da" tertip ediyor. Bize gazellerinden bir parÇa okudu. Kaynaklarİmİzdan sadece Dilara ana resminin Çekilmesini uygun bulmadİ.

Rüya tabirleri konusunda bize şu bilgileri verdi. Rüyada koyun görmek konaklİktİr, yahşidir. At murat arzuya Çatmaktİr. (muradİn olmasİdİr) su aydİnlİktİr. Kara pisdir.(iyi değil anlamİnda). Ağ ( ak, beyaz) kefen'dir, ölümdür. Güzgün (ayna) aydİnlİk, hoş bahtlİktİr. Para pul sestir, haberdir. Yİlan pistir (fenalİktİr). Köpek (polis, söz horata'dİr)

Dilara ana , üstünde durduğumuz konular iÇin " hİrda - HuruÇ sözler" (boş sözlerdir)". Diyordu. İslam'la din ile ilgili bulmuyordu. Biz, Samsun ve Amasya'da da Nigariyi Pir kabul eden kimselerle görüşmüştük.. Onlar da bize gösterişi, alayİşİ onaylamadİklarİnİ yapİlacak işin hayİr işleyip saklİ tutmak olduğunu söylemişlerdi.

Meyhane (semahhane) ye gitmek iÇin boy abdesti alİnİr. Balaca gede olgun yaşa gelmemiş erkek Çocuk) Meyhane giremez. Bir meyhane meclisinde 50-60 nefer (şahİs) olur. Meyhaneler akşam düzenlenir. Cuma akşamlarİ tercih edilir. Bunlar bir veya iki saat sürebilirler. Meyhanede Çay iÇilir, Çörek yenilir. Sonra da yönetici kadİn Nigari'den bir gazel okur. Eskiden iki üÇ okuyan kimse olurdu. Cemaat sadece dinler. O okudukÇa dinleyenler oynarlar. Okuyan oynamaz. Aşka gelen her mürid kendi kendine oynar (here özüne oynayar) Dİngİr-teneke kutu Çalİnİr. Meyhane'nin özel bir Çalgİsİ yoktur. Meyhane Meclisleri hala devam etmektedir. Bu uygulama Sovyet döneminde de yaşatİlmİştİr. Dilara ana köyde Kuran okutup bir hayli genÇ yetiştirmiştir. Deriş Osman ve biraz da oğlu Savaran da bunlarİn arasİndadİr. Meyhane'yi Kiril harfli metinlerden okuyarak yapanlar da var. Daha ziyade Kef'rali'deki Osmanlİ Hurufatİndan Nigarnameyi ve Nigarinin Divanİnİ takip ediyorlar. Ayrİca Aslanbeyli köyünde ve Kür nehrinin üstündeki köylerde Meyhane uygulamasİ var. Dilara Ana'ya göre Kuran'a inanan meyhaneye katİlİr. Meyhane'nin hususi Paltarİ (özel giysisi)yoktur. Günlük kİyafetle katİlabilinir. Saygİlİ olmak iÇin kara ve yeşil giysiler seÇilir. Dilara ana kİyafet konusunu özetliyor. "Baş döş düzeltilir,bir arada uzun geyinerik Çünkü biz Fatimai Zehrayİz"

Erkeklerin Meyhanesi ayrİ olur. Eski yazİ olmayan metinlerden de meyhana okunur. Erkekler de yeşil ve kara giyerler. Bütün meyhane oyunlarİ bir tek türdür. Oynanan oyunun hİzİnİ gazelin türü tayin eder. Meyhanenin şeriat bağlantİsİ yoruma göre değişmektedir.

Dilara ana bizden Osmanlİ hurafetli Mevlüdi Şerifi, Kuran-İ Kerim'den seÇme sureleri iÇeren küÇük ve büyük boy kitaplar istiyor ve ilave ediyor. "İran ve Arap Çapİndan (baskİsİndan) Çetinlik Çekiyorum. Türk Tabİndan eyi okunur." Diyor.

Görüşmemize dayanamayİp Derviş Osman katİlİyor. Osman İlkin TRT Dİş haberlerin yayİnİnİ güney ve kuzey Azerbaycan'a farklİ seslendirilmesi gerektiğini belirttikten sonra;
" Dağlarİn Atamdİr
Düzlerin Anam
Lil parlİ bulaklar
Gülyüzlü sonam
Men senin eşginle
Alaşam yanam
Adİna vetemin yazam
BorÇalİ" diyor ve hİzİnİ alamayİp,

"Gence bizim Tebris bizim kür bizim
Sevincimiz Şelaleden Gür bizim
İnan Billah bugün sabah sur bizim
Gel menden müjdeni al anam atam

Ay Osman Tebris de titren bedeni
Kes kalbini o gövneden zedeni
Veteni milleti satan gedeni
KİlİnÇ ol yarİya böl atam anamİ" diye ilave ediyor.

Sonra devam ediyor; Meyhane konusu dönemince cezbe'ye biz de ceviz deniyor. Meyhana da baylİ bayanlİ ceviz/cezbe'ye girilebilir ancak katİlİmcİlar 60 yaşİnİ aşmİş olmalİdİr. "Gezbeye Gelen" kafasİnİ taşa duvara vurabilir, birisi ona sahip Çİkİp O'nu korumalİdİr... Hacİ Halil Baba Dağİna kİzlar ilahiler okuyarak Çİkarlar. Bu da bir tür cezbe halidir. Bu ilahilere son dönemde Yunus Emre'nin ilahileri de katİlmİştİr. BorÇalİ'larİn ayrİca " Karadonlu'nun Ağİrİ"diye bilinen bir oyun havalarİ vardİr. Iğdİr'da nefesi, şerri dokunan ve görünmeyen bir güce "Karadonlu" denilmektedir. Kara iyelere tekrar dönmek istemiyoruz ancak, BorÇalİ ve Azerbaycan'da Ardoy diye bilinen bir kara iye daha ziyade, abdestsiz, kimselere görünen Kuran okunan yerlerde gözükmeyen şer bir kuvve vardİr.

Naz Anadan da halk inanÇlarİ bilgisi aldİk. Naz Kazİmova KepenekÇi köyünde yaşayan 80 yaşİnda tahsilsiz bir ev hanİmİdİr. Verdiği bilgilere göre:

Kİrklama, hem anaya hem de balaya yapİlİr. Kİrk kaşİk su bir kovaya " Allahİm Meselli okunarak dökülür. Anne ve Çocuğu bu su ile kİrklanİr. Su başlarİndan dökülürken " Allahİm Meselli Ala Muhammedi, Seni Kİrklayanİn kİrkİndan Çİk"denir. Kİrklamayİ koca avradlar yapar. İlkin anasİ sonra balasİ kİrklanİr. Ayrİca 10.ve 20. günlerinde de Çeyrek ve yarİ kİrklarİ yapİlİr.

Ayrİca kİrmİzİ, sarİ ve mavi üÇ taş muhtemelen akik taşİ kİrk iÇinde hastalanan Çocuğun suyuna konur. Bu su ile koca arvadlar Çocuğu yuyarlar, yuyarken "Allahİm meselli Ala Muhammed" denilir.

Ana kİrklanmadan Çocuğuna süt verir. Kİrklanacağİ gün Çocuğa süt verilmez. Kİrklandİktan sonra ana balasİna döşünü (göysünü, memesini) verir. İlkin sağ döşünden balasİnİ emzirirler. Kİrklama suyu pinhan yere (el-ayak değmeyen yere ) dökülür.

Anayİ Hal Aparmasİndan kurtarmak iÇin, bir hayvan ( inek, koyun gibi) yüreyi suya atİlİr. Al Avradİ onu yer. Ananİn yüreğini salar. Ayrİca al Anasİndan korunmak iÇin tüfek de atİlİr. Bu uygulamada ki suya atİlan yürek, kara iye olan Al karİsİna verilen bir sacİdİr. Böylece onun fenalİk yapmasİndan kurtulmuş olunur. İnanca göre Al Anasİnİn mekanİ su başlarİ ve değirmen arkİdİr. Ayrİca tüfek atİlarak Çİkarİlan ses, kara iyeleri kovmak iÇindir. Al avradİ gelmesin diye kabakca (önceden) bİÇak, tüfenk, gaycİ (makas) Kur'an, kadİnİn odasİna konuluru. Doğum Hasant (iyi) olsun diye anne adayİna efsunlu su iÇilir. Doğum kolay olsun diye gelinin kulağİ Çekilir ve ona sopa atİlİr.

Uşağİ olmayan kadİna maliki (derman) yapİlİr. Kabak ve bal pişirilir. Ana adayİnİn karnİna belenir. O yakİ iki gün orada kalİr. Ayrİca Camİş gübresi pişirilir gelin ana belenir. İÇi ağİr kadİn deriye Çekilir. Bir başka uygulamada da, peteklibal, darÇİn, gülümcan, zencefil, hil, nuheyl, İstot( biber) 4 adet yel cevizi el makinasİn da Çekilir. 1 kilo petekli bala karİştİrİlİr. Gelin aÇ karnİna bir yemek kaşİğİ yer. Sonra Çörek yiyebilir. Geline kartol (patates) pirinÇ verilmez. Düzelir ise, beline yakİ sarİlİr, karnİna küpe yapİlİr, beli Çekilir, tekrar beli Çekilir. 3 yumurtanİn sarİsİna alÇİ karİştİrİlİr. 1 metrelik bir bezle yakİ yapİlİr. Bu yakİ 3 gün belde kalİr.

Çocuğu sürekli ölen anne, meyve ağacİnİn dibine gider, ve "ben hamİ zatİmİ sana verirem sende varİnİ bana ver"der. ÜÇ defa ağacİn dibine "tu tu tu" der. Bu uygulama bir defa yapİlİr. Sonra ayrİca ocaklara ziyarete gidilir. Gezgincilere sadaka verilir. Bu uygulamada da görüldüğü üzere " AğaÇ" "meyve ağacİ" ocak olarak algİlanmİştİr.

Karapapağlar da gelin "ellendirilir" bunun iÇin gelinin başİna bir şiş ve ekmek dolandİrİlİr. " Ayağİn sayalİ, başİn devletli olsun, 7 oğlanla bir sofraya el uzatsİn"denir. Sonra gelin sağ taraftan perdenin arkasİndan gerdeye girer.

Gelin, kaynana ve kaynatasİ ile bir müddet konuşmaz. Bu bir hürmet ifadesidir. Geline ve Çocuğuna dua edilirken " Allah gelinini ve Çocuğuna başacan ( başİna deyin, başİna kadar) versin hoşbaht eylesin, Allah hoşbaht eylesin, oğullu kİzlİ olsun, hoşbaht yaşasİn. Allah rİzkİnİ bol eyle özüne can sağlİğİ ver" denir.

" Karapapaglarda Dili ağİz eylemek" başsağlİğİ dilemek demektir. Örnekler "ahİrİn hayİr olsun, oğlun kİzİn sağ olsun," " Allah seni yarİ yolda koymasİn" denir. Yemin ederken de, " Allah hakkİ" " Allah adİ hakkİ" " balalarİn başİ iÇin" " Kuran hakkİ" denir.

Cuma akşamlarİ, dua edilir. " cümle aleme iÇinde de benim balalarİma ....."denir. yemek yapİlİr. Bunlarİ Çoluk Çocuk yer. " bu gece ölüler geler, onlarİn burnuna yemek kokusu gitsin inancİ vardİr.

Karapapağ'lar da yeriklemek veya aşermek karşİlİğİ "ağzİ tatsİz""ağzİ pis" tabirleri kullanİlİr. Bu durumda olan kadİnlara yemeleri iÇin her arzuladİklarİ şey verilmeli. Bunlarİn " "nefsi körlenmeli" aksi takdirde pis (fena) olur. Uşak (bebek) iÇerde ( ana rahminde) hasta olur. Uşak iÇerden anayİ emdiği iÇin, onun arzusu yerine getirilmemiş olur.

Karapapağ Türklerine göre; "Dünya Kİzİl Öküzün üstünde durur. Yer terpenen de Öküz boynuzluyur" Zelzeleye kİzİl öküzün boynuzunu oynatmasİ yol aÇİyor.

Göy kuşağİ (Gök kuşağİ) nİn altİndan geÇilmez, geÇmek isteyeni o vurur. Ölen şahsİn canİ ağzİndan Çİkar, tamahkar adam geÇ ve zor can verir. Ölen herkezin canİ cennete gider. Narahat ölü (rahatsİz ölü) hortlayabilir. Hortlamasİnİn önlemek iÇin ruhu iÇin helva Çalİnİr. (kavrulur) kurban kesilir, hayrat verilir. Evin dört tarafİ efsunlanİr. Ölecek kişiyi yakİnlarİ da öleceklerini anlayabilecekleri tarzda rüyalarİ görürler. Mesela evinin bir tarafİnİ rüyada uÇmuş olarak gören kadİnİn eşi ölmüştür.

Yemin edilirken diğer tesbitlerimiz de görüldüğü gibi suyun ve ayİn hakkİ iÇin yemin edilebildiği gibi "Bu ağ (ak) yol hakkİ" tarzİndaki "ak" dikkat Çekicidir. Zira "karayol" gidişi olup dönüşü olmayan yas yoludur.

Ayrİca "Bu suyun akarİ hakkİ, antolsun bu suyun aydİnlİğİna" tarzİndaki antlarla suyun akmasİ ve durgun olmasİ önem arzetmektedir. "Aktar su pislik tutmaz" "Durgun su tekin değildir." " Suyun durgun akanİ adamİn yere bakanİ" "Su cennet didarİn görmüştür." Keza suyun aydİnlİğİna ant iÇilmesindeki aydİnlİk da önemlidir. Rüya da su görmek aydİnlİktİr. Yolcunun ardİndan su serpmek, yolunun aydİn olmasİnİ sağlar, inancİ vardİr.

Karapapaklarda " gelinin sonu, (bebeğin rahimdeki eşi) temiz yere bastİrİlİr. Eğer dünyaya gelen Çocuk kİz ise,"Allah bunun dalİnca oğul ver, kİz verme" denilerek temiz toprağa gömülür. Göbeyin parÇasİnİ saklayanlar da olur. Kişinin göbeyinin bastİrİldİğİ (gömüldüğü) yerden zor ayrİldİğİna inanİlİrİ." Göbeyimi oraya mİ bastİrİplar (gömmüşler) oradan ayrİlamİrsan"denir. Bu inanÇ ve söyleyiş Anadolu'da da vardİr.

Karapapaklar da "tİrnak tutulmaz (saklanmaz) yere bastİrİlİr (gömülür) saÇ da yere bastİrİlar. SaÇ yakİlmaz. "yakanİn İğbalİ (ikbali ) yanar" inancİ vardİr. Sünnetin kesilmişi evin yukarİsİna, damİna atİlİr.

Kİna yakİlİnca " iki ay sonra vaht (vakit) kesirem ( vaad ediyorum.) iki ay sonra bir de yahİram (tekrar yakacağİm)" denir. Bu bir nevi adaktİr.

Düğüne aranmaya bir kimse sitem ederken " Ağ sakallİnİzİ kara sakallİnİzİ yİğİp halvet oldunuz Allah mübarek etsin ( genÇ yaşlİ kendi aranİzda eylendiniz........) der.

Erkek bilgi kaynaklarİmİzdan birisi de Karakişi idi. Lakabİ Kİllİgözlü Kara olan bu şahİs 5 yİl eğitim görmüş Keşeli'den rahmetli Halil'in oğlu 73 yaşİnda bir ağsakaldİ.

Verdiği bilgilere göre; "Karapapak'larda eskiden evlenecek kİz oğlanİ, oğlan da kİzİ görmezdi. Baba-ana gözaltİlİyarlardİ.( gözaltİ yapİyorlardİ) Büyüklerin sözünden Çİkİlmazdİ. Şimdi evlilikte genÇler karar veriyorlar. 18-22 yaşlarİnda evleniyorlar" "Allah'İ aldatabilmem (Yalan söyleyemem) kİz istemeye gidince 2-3 ağsakal kişi bir toğlu - koÇ götürür - Allah'İn emri peygamberin şeraatinle senin kİzİnİ...............oğluna diliyirem, der. Kİz babasİ da - o ki Allah yazİp kimse bozamaz,başİna dönüm senin der."

Holabel bir bereket, bolluk, işlerde kolaylİk dilemek duasİdİr.
"Holabel holabel
KİlİÇ keser
Hop dön dürer
Hanİm bize yağlİ gönderer
Holabel holabel
Elinde boyda gelin
Seni gördüm Çayda gelin
Holabel holabel

Katan baştan gelir
Zincir kaşdan gelir
Holabel Çekmeyenin
Bacİsİ oynaşdan gelir
Horabel horabel."

Hacİ adaylarİnİ hacca gönderme konusunda, " El var hacİyİ bizim gibi tantana ile yola koyar. Hacdan gelende de O'nu ziyaret eder orada olanlardan sohbet ederiz." Denilmektedir.

Askerlik konusunda; "Kocak olan delikanlİ askere geder. Geden de büyüklerin elini öper. Sazla sözle cemaatla yola salİnar, gelende de toy yapİlar. Askerliğe gitmeden Ata mezarİna zeyarete giden de olur" konuyla ilgili bir de menkibe anlatİldİ. Dünya şampiyonu Canpolat babasİndan nasihat alİyor. " ölsen de kalsan da sİrtİn yere gelmeyecek ve bana hesap vereceksin Canpolat, her şampiyonadan sonra atasİnİn mezarİna gidip ona hesap verir. Bir şampiyonadan sonra atanİn mezarİnİ ziyarete gecikince, atasİnİ rüyasİnda görür. İntizaren hemen mezarlİğa koşar."

Karapapağlar da yağmur yağmaz havalar kurak gider ise, yağmurun yağmasİ iÇin kurban kesilir, godu-godu gezdirilir.

"Yenidoğmuş ay görülünce yönler aya Çevrilir, şükür Allah ay tazedir, der selavat getirir."
"Köhne hesaba göre (eski zihniyete bakİlİr ise) Dünya Kİzİl öküzün üstündedir. Onu goven dişliyende kuyruğunu sallar boynuzunu oynatİr, yer sallanİr, zelzele olur."

Urfu (ruhu) kimse göremez. Bir Allah bilir. Ruh ağİzdan burundan Çİkar, Çünkü nefes oradan alİnİr. Azrail başİnİn üzerine keser can, ayağİndan itibaren Çİkmaya başlar."

"Toya giden de ayrİ yoldan, toydan dönende ayrİ yoldan gedilir. Bey tutulmuş (bağlanmİş) ise, mollaya gidilir. Beyin anasİ, nişan paltarİndan cİrar özü beyi baştan bağlİyar, gelinin gelende aÇar böylece başkalarİ bağlayamaz."

Karapapak'larda kİz Çİkmayan geline "üzü kara geri göndererler. Böyle gelinin saÇ kesilir. Yenge ve gelin reddedilir. Babasİnİn evine gönderirken eşeğe ters bindirilir.

Ay tutulunca kurtulmasİ iÇin Allah'a yalvarİlİr, kazanİn dibi dövülerek gürültü yapİlİr.

Ağabeyi ölen kardeş , yenge ile evlendirilir, (balalarİ var) denir. Gelinin ille Çocuğu oğlan olsun diye bir balaca oğlanİ yatağa koyarlar., bu Çocuğu gelinin yengesi bir Çift Çorap verir.

Karapapaklarda eskiden kebin (nikah) gizli kesilirdi. Nikahsİz ( dini nikah olmadan) gelini yaptİğİ ekmek yiyilmez, verdiği su iÇilmezdi.( Nikahİn gizli kesilmesi muhtemelen yapİlmasİ ihtimali olan büyüye mani olmak iÇindir. Burada nedense nikah iÇin kİyma veya kesilme tabirleri kullanİlİr. Bizce üzerinde durulmalİ kelimenin batİnİ anlamİ irdelenmelidir. Nikahsİz kadİnİn elinin değeceği şey haram sayİlİr. Zira o cünüp insan ile eş tutulur. Eşi ile birleşmesi zina sayİlİr. Hatta cünüpten de onun durumu daha ötedir. Kİrklanmasİ gerektiği inancİ vardİr.

"Ardoy deyirler bir şey var. Köhne vakitte bir Süleyman Ağa vardİ. Şer vaktİ değirmene un götürür mezarlİktan geÇende aklİndan ardoy geÇir, korkur. Şeyhoğlu Bayram bundan birini tutup, (geÇ gel) deyende tez gelirmiş tez gel deyende tez gelirmiş.Buna hamur yoğurtturuyorlarmİş, kurtulmuyormuş (Çok bereketli imiş bitip tükenmiyormuş) Kİz - gelin yağİşİr suya gedir. Hamİsİ özünü suya verir. Kİzlara ben de (yİkanİm) deyir, paltarİnİ Çİkarİrlar. Paltarİnda iğne variymiş, O'nu o iğne tuturmuş, iğne Çİkanda suya girir kayİp olur."

Karapapağlarda hal karİsİndan korumak iÇin, hal karİsİ tutmuş olan kimsenin bir eşyasİ, korunmasİ istenilen kadİna götürülür. Kanaatimizce Hal karİsİnİ tutan kadİn Hal karİsİndan bir kuvvet almİş oluyor. Bu kuvvet eşyalarİna sirayet ediyor. Bu eşyalarİ yanİnda bulunduran ve korunmak isteyen kadİn Hal karİsİna karşİ bu eşyayİ referans veya karşİ güÇ olarak kullanabiliyor.

Karapapağ halk inanÇlarİnda insan kİlİğİna giren iyelerin olduğuna da inanİlİr. Bu iyeye "ruh" diyenler de vardİr. Hüseyin Ağa Sarİ dere mevkiinde Çayda, suyun kenarİn da bir uşağİ oynuyorken görüyor. Çocuğun elinden tutunca insan evladİ olmadİğİnİ anlayİp korkup kaÇİyor.

Karapapağ Türklerinde üzerine Kar, Yağmur yağmİş koyunun sİrtİna süpürge vurulmaz. Bereketi kaÇar. " bereketi olan yere süpürge Çekilmez. Ev süpürgesi ile koyunun sİrtİ şer karİşan vakitten sonra süpürülmez. Avrat ile kişi ayak-baş yatmaz (birinin başİ diğerinin ayağİna gelecek tarzda yatmazlar). Arabaya süpürge konulmaz.iki er (erkek) ayak baş yatabilir.

Süpürge ile ilgili inanÇlar Anadolu'da da vardİr. Akşamdan sonra ev süpürülmez, süpürge insana dokunmamalİ, iftiraya uğranİlİr. Böyle hallerde süpürgeye tükürür gibi (tu tu tu ) yapİlİr.

Gürcistan Türkleri okulda eğitimi TürkÇe yapmaktadİrlar. Okullarİnda hafta da iki saat Gürcüce okunur. Gürcistan Türklerinde Gürcüce eğitim SSCB döneminde de vardİ. SSCB döneminde RusÇa bütün okullarda okutuluyordu. İngilizce, Fransİzca, Almanca ise, seÇmeli derslerdi. Bu uygulama 1955 yİlİndan sonra konulmuş SSCB döneminden sonra da TürkÇe yüksek tahsil imkanİ verilmiştir.

Gürcü televizyon kanallarİnda TürkÇe yayİn yoktur. Radyo yayİnlarİnda her gün 30 dakika TürkÇe yayİn yapİlİr. SSCB döneminde ilk defa Al Bayrak sonra Şarkİn Şafağİ, Sovyet Gürcistan'İ, Gürcistan gibi aynİ yayİn değişik isimlerle yayİnlanmİş Türk gazetesidir. Gürcistan gazetesinde Süleyman Süleymanlİ isimli bir Türk isim baş yazar olmuştur.

Seyahatimiz boyunca halk inanÇlarİ iÇerikli bir hayli tanİm ve tabir tespiti yaptİk. Bunlardan bazİlarİ; balİkla (keÇiboynuzu), günahİmİ götürürem (itiraf ediyorum), yüzünü turşutmak (yüzünü ekşitmek, asmak, surat etmek), gözünüze su verin ( öğrenin), Allah rahmet eylesin mehite (meftaya Allah rahmet etsin), başİnda karanlİk olmak (başİnİn sİkİntİda olmasİ), üst tutmak (yönelemek yüzünü Çevirmek), Kİbrİs dalaşİ (Kİbrİs savaşİ), Allah iş rahatlİğİ versin (işin kolaylİğİ gelsin), Allah her vakit seni kİzİl kalemli etsin (daima iyi ve güzel yazasİn), dost seni görsün hoştbaht olsun, düşman seni görsün bedbaht olsun, (mutlu ol dostun sevindir, düşmanİn üzülsün), arayİ katmak, (maraza Çİkarmak ihtilafa yol aÇmak), Kurbansİz azatlİk olmaz, şehit vermeden istiklal kazanİlmaz; kanİ kararmak, asabİ bozulmak, lab yahşi (Çok güzel), lele (lala, öğretmen eğiten bilgili büyük), gelbine deymek ( namazlİ niyazlİ kimsenin gİyabİnda yapİlan fenalİğİ hissetmesi), abİr vermek, bi abİr eylemek (hatasİnİn Çirkin hareketini yüzüne vurmak), yaşam binasİ (ev), idare binasİ ( işyeri)

Karapapağ TürkÇesinden tesbitini yaptİğİm isimleri de aktarİyorum. Kaşgo (işaretli alİn, alnİ gaşga, alnİnda işaret olan), kere (koyunun küÇük kulağİ) küre veya Çepne (koyunun orta kulağİ), sine ( gögüs, sin), döş ( meme), Çiğin ( omuz), dal ( sİrt arka), gİca (oyluk), kürek (sİrt), omba (kalÇa), el parmaklarİnİn isimleri (başparmak, şehadet parmağİ, orta parmak, adsİz, ÇeÇele), emlik (yenilme Çağİ gelmiş kuzu), tohlu (altİ aydan sonraki kurbanlİk olabilir kuzu), şişek (iki yaşİnda koyun), ögeÇ ( üÇ yaşİnda koyun), buluka (3-5 günlük buzağİ), cönge (erkek dana), buruk (burulmuş sİğİr), gulun (yeni doğmuş tay), daylak (biraz daha büyük tay), gulan (dişi tay), ürge (erkek tay), aygİr-madyon, kİsrak (Çiftleşmemiş madyan),

Adaklİ nişanlİ kİz veya erkek, deyikli (sözlü kİz veya erkek), göy (güvey), küreken, (damat), günü (kuma), kayİnnene ( kaynananİn anasİ), sözümün canİ ( sözümün özü), hündür gaşank kİzlar (uzun boylu poslu güzel kİzlar), subay (bekar), şad oldum (memnun oldum), Allah beni nazardan salamat eylesin (Allah beni nazardan korusun),kanİ kararmak (müthiş canİ sİkİlmak)

Özüm hay - huy iÇinde deyirem ( şaka yapİyorum) Boğursak ( ineyin buzağİya geldiyi vakit) Beni Bağİşla (bana müsaade et ) dirseklenmek (dirseğine dayanİp dinlemek ), Çay süzmek (bardağa Çay koymak), gözün karnİ yok ki doysun (AÇ gözlülük iÇin söylenir), göyerti (yeşillik, sebze) üstü bezek altİ tezek ( dİş görünüşü güzel ve fakat iÇi Çok Çirkin) ardİ var (arkasİ var, devam edecek)

Bakü'de Azerbaycan TürkÇe'sin den kelimeleri not alİrken Yavuz Bülent Baküler hocamİz., hocam Prof. Dr. F. Kİrzİoğlu'nun Diyarbakİr'dan tesbitini yaptİğİ bir Kerkük hoyratİ okudu, biz de onun ünlü Azerbaycan ses sanatÇİsİ Hanlarova ile bir resmini Çektik;
" Dünya'ya yayah geldim
Yatmadİm Oyah geldim
Ömür der yüz yİl geÇti
Gönül der bayah geldim"

Azerbaycan TürkÇe'sinden ilgimi Çeken diğer kelimelere gelince; yükünü yere koymak (doğurmak, bebeğini dünyaya getirmek, Anadolu da hamile hanİma yüklü denildiğini biliyoruz, nemliyip (nemlenmiş), TürkÇe Allah'İn dilidir. (TürkÇe ilahi bir lisandİr), tutu (ebe, doğum esnasİnda bebeği tutan anlamİnda Anadolu da ben seni tuttum, elime doğdun denir), bir de günüz heyİr (tekrar günaydİn), ne güzel gelip gelip Çatmİşİğ bir yerde (ne güzel bir araya gelip buluştuk), şükür yeri var (şükretmek lazİm), uÇuk sökük (kİrİk dökük), cenap (hürmetli), malİ karasİ (varlİğİ yokluğu, karanİn yokluk anlamİnda kullanİlmasİ bizim karar kelimesinde istenmeyende olsa bir kuvvenin olduğu izahİmİzİ doğruluyor. Zira varlİğİ da yokluğu da veren güÇ nihayet güÇtür ve yokluğa da ham edilebilmelidir), ala yİlan soksun (acaba ala geyik, boz kurt , kİrat gibi bir gargİş türümü), kuru (fakir), kurubey (cİbİlİn kabadayİsİ), birce (bir tanecik, biricik), soruşuram (soruyorum), onurluk (plaket), maruza (bildiri), adİnİ Çekmek (ismini söylemek), dua (alkİş), heyyif (ne yazİk), nezerde tutmak (dikkate almak), öğ (ana) öğsüz (anasİz), garibe (tuhaf), karayara (amansİz tedavisi Çetin olan yara , diğer adİ yaman hastalİğİ veya Çor hastalİğİ biz bu konuyu İstanbul Türkoloji kongresinde 2000 yİlİnda verdiğimiz bir bildiri de tartİşmİştİk.), üreyi kuş pişirmek (kalbi pİr pİr etmek , hasret Çekmek), sufle Çekmek (sofra aÇmak yemek ikramİnda bulunmak), kulak asmak (dinlemek), muayyen etmek (belirlemek ), here bir (her biri) göze değmek (dikkati Çekmek), inam (inanÇ), yuhu görmek (rüya görmek), erkek eşşek sİpalİ dolaşmaz (Çocuğunu her yere götüren babalar iÇin söylenilmiş söz) ay ana gabrine kurban olam men derdim özümden gabah doğmusan (annelerimizi onlar hayatta iken üzeriz öldükten sonra hepimiz her yerde sİzlanİrİz.),

Enver Ahmet Hoca'nİn Ağ göldeki o güzel gece de okuduğu o güzel şiirin daha geniş şeklinde şair;
" Ağardİ saÇİm kİz fikirden den den
Ölüm yaşamaktan asammİş asam
Ay ana kabrine kurban olum men
Derdimi özümden gabah dogmuşsan" bizim iÇin okudu.

09 Nisan'da Türkiye'ye dönecek ekip Bakü'den ayrİlİnca dostum Yavuz Akpİnar ile kitap toplama derdine düştük. Satİn aldİk, Bilimler Akademisinden ve yazarlarİndan hediye olarak aldİk. Derken Azerbaycan İlimler Akademisi Nizami adİna edebiyat Enstitüsünde Prof. Dr. Yaşar Karayev'in başkanlİğİndaki toplantİya katİldİk. Azerbaycan'da güzel bir gelenek var. Sempozyumun resmi kapanİş konuşmasİndan sonra belirli akademisyenler 1-2 saatlik bir toplantİ yapİp, daha öze dönük değerlendirmeler yapİyor ve gelecekteki Çalİşmalarİn rotasİnİ tayin ediyorlar. Bu toplantİda da 30 kadar bilim adamİ vardİ. Dİşarİdan katİlanlara kanaatleri soruluyor ve onlarda muhtelif sorulara cevap veriyorlardİ.

Burada dinlediğim konuşmalardan uluslar arasİ Şah İsmail Sempozyumunun yapİlmasİ iÇin "başlasİn" emrini verildiğini öğrendim. Ne mutlu o sempozyuma katİlacak araştİrmalara. Sonra İrina Melikof hoca hanİmİ dinledik. Anadolu'da heteredoks diye bilinen kesimini kimlik karakteri üzerinde duruyordu. Bir arkadaşİm bana" bu hocanİn Anadolu'da alevi kimliği fikrini ilk ortaya atan değil mi? dedi"Moskova'dan Alla hoca hanİm arkaik diller, ile yanİlmİyorsam Dede Korkut arasİnda ilişki kurabilen bir projeden bahsediyordu... Yavuz beyle, Anar beye gidecektik fazla oturamadan müsaade aldİk. Bu toplantİda lütfedip bana da konuşma imkanİ verildi. Çalİşmalarİndan kİsaca bahsettim.

Muhtelif vesilelerle yazİmda yer vermeye Çalİştİğİm Azerbaycan fikriyatİnİn ilmen oluşturulmasİ Çalİşmalarİnİ burada gördüm. Mesele irdelenirken konulardan birisi" bizin ülkenizde Azerbaycan konusunda yeni Çalİşmalar var mİ, hangi Çalİşmalarİ yapİldİ?.........Azerbaycan da Çalİşan bilim adam var mİ? Azerbaycan'İ derslerinizde işliyor musunuz? Siz sadece Kuzey Azerbaycan'İmİ öğretiyorsunuz..... Azerbaycan'İ Çalİşan genÇlerimize burs sağlayabilir misiniz?" burada hayretle karşİlanacak bir şey yok. Türkiye'den birisi de aynİ sorularİ Türkiye iÇin sorar. Hassasiyet bize göre mahalli milliyetÇiliğin genel Türk milliyetÇiliğini gölgede bİrakmamasİdİr. Zira biz, Türk milliyetÇiliğin genel Türk milliyetÇiliğini gölge de bİrakmamasİdİr. Zira biz biliyoruz ki, Türkiye Türklerini Türk dünyasİna karşİ ilgisiz bİrakanlar, Türkiye Türkleri veya başka bir Türk kesimi değildi.

Azerbaycan üniversitesinden de davet almİştİk. Buradaki toplantİda Azerbaycan Yer Adlarİ konusunda ilkin Tv. Konuşmasİnİ, sonra bildirisini dinlediğim Prof. Dr. Budak Budakoğlu'nu tanİdİm. Ermeni iddialarİna akademik cevaplar veren eserini temin etmiştik. Dede korkut sempozyumu yer adlarİ bilimi itibarİyla Ermeni ve Gürcü iddialarİna cevap vermiş olmak bakİmİndan da önemli idi.

Azerbaycan Üniversitesindeki 25 -30 bilim adamİnİn katİldİğİ toplantİda da güzel aÇİklamalar dinledik. Türk Dünyasİ ortak Üniversitesinin aÇİlmasİ, Türk Dünyasİ araştİrma merkezlerinin arasİnda koordinasyonunun sağlanmasİ, Türkiye'nin bu oluşuma destek sağlamasİ türünden fikirler üretildi. Ayrİca Türk kültürüne hizmet vermiş Türkolog'larİn eserlerinin yeniden basİlmasİ heykellerinin yapİlmasİ istenildi.

GeÇmişteki Türk yönetimlerinin gayri müslimlerin vergi ve askerlikten muaf tutmasİ sonucu Türk kesimlerin Hİristiyanlaşmalarİnİn bu günümüze tesirleri üzerinde duruldu. Bu yİl ikincisinin yapİlmasİ tartİşİlan Türk meseleleri Sempozyumunda ortak Türk dilinin oluşturulmasİ konusunun ele alİnmasİ vurgulandİ.

Toplantİmİzda tanİdİklarİmdan Prof. Reşat GenÇ, Bahtiyar Vahabzade, DoÇ.Dr.Yavuz Akpİnar, Alla hocahanİm, Dr. Cevat Heyet, Prof. Budak Budakoğlu, Prof. Tevfik Melikof isimli uzmanlar katİlmİştİ. Burada fazla kalamayİp Gürcistan'a gitmek üzere yola Çİktİk. Bakü'de Amerikan Üniversitesi kurulmuş gitmeyi görmeyi Çok istedik, olmadİ vakit Çok azdİ.

SONUÇ

Konuya girerken de belirttiğimiz gibi bu Çalİşma fİrsatlarİn değerlendirilmesi zihniyetinden hareketle yapİlamaya Çalİşİlan bir gözlem aktarma işi idi. Evvela bu uygulamanİn yararİna inandİğİmİ, ne kadar sİk ve ne kadar Çok kimse tarafİndan bu tür Çalİşmalar yapİlİr ise, o kadar faydasİnİn artacağİna emin olduğumu belirtmek istiyorum.

Azerbaycan'İn siyasi ve ideolojik fikir anlayİşİnda yeni arayİşlarİn olduğunu gözledim. Bu, tamamen yeni olmayan ve fakat yeni boyutlar iÇeren tespit, Türkiye'yi ve doğal olarak Türk Dünyasİnİn yakİndan ilgilendirmektedir. Türk aydİnİ bu gelişmenin fikri egzersizinin dİşİnda kalmamak zorundadİr.

Gürcistan Türklüğü, potansiyeli, sorunlarİ, ona yönelik muhtelif politikalar ve Türkiye'den beklentileri itibariyle maalesef Türk aydİnİ tarafİndan bilinmemektedir. Bu hal yapİlmasİ gereken işlemlerin ihmali sonucunu doğururken fİrsatlarİn da kaÇmasİna yol aÇmaktadİr. Olayİn sadece Kafkasya'daki bir bölüm Türk'le ilgilenmek olayİ olmadİğİnİ, Türkiye'nin Kafkasya politikasİnİ tayin edecek asil unsurlardan birisi olduğunu, Türk politika oluşturucusu ve ona yön veren aydİnİn yeterince anlamamİş olduğunu gözledik.

Ermeni konusunda Türk aydİnİ daha yeni ve daha ciddi gelişmelere daha fazla hakim olabilecek bir pozisyon alabilir ve almalİdİr. Bu konuda yeni politikalar üretilebilir. Bu tür bir tutum iÇin bölgesel gelişmelerin yabancİ patentli kaynaklardan değil, bizzat alandan yapİlmİş tespitle sağlanİlmİş birinci elden bilgilere ihtiyaÇ vardİr. Enjiyolar Çağİ olan günümüzde milli imkanlarİn kullanİlmasİ itibariyle daha aktif daha cesur olunmasİ gerektiği kanaati doğmaktadİr.

Türkiye - Azerbaycan Türk aydİnİ dayanİşmasİnİ büyük ölÇüde Türkoloji alanİnda sürdürmektedir. Aydİnİmİz Türkoloji'yi hala dar anlamda yani Türk tarihi Türk edebiyatİ anlamİnda anlamaktadİr. Bu kİsİr Çemberi yarİp Türkoloji'ye; Türk siyasi bilimi, Türk teori bilimi, Türk ekonomik hayatİ, Türk ideolojik bilgi birikiminin de eklenilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bürokratla akademisyen arasİndaki dayanİşma protokol nezaketi sİnİrlarİna sİkİşmİşlİktan kurtarİlmalİdİr. Yapİlan tarihi Çalİşmalarİn sonuÇlarİ günümüze taşİnabilmeli, edebi Çalİşmalar sadece bir estetik olma noktasİndan Çİkarİlİp düşünce ve sanat toplumunun sorunlarİna yöneltilebilmelidir.





1