Yaşar Kalafat Web Sayfası

 

 

 

 

Dr. Yaşar KALAFAT

 

 

GÖREBİLDİĞİM DAĞISTAN

(Sosyal-Kültürel-Siyasi-Basın ve Eğitim Hayatı)

VE

DAĞISTAN HALK İNANÇLARI

Dağıstan'ın geleceğine dair Dağıstan aydının yaptığı değerlendirmede, Dağıstan'ın geleceği, Dağıstan'da demokrasi, kanun hakimiyeti ve benzeri değerlerin gelmesine bağlıdır. Bu tür bir gelişme ilkin Rusya'da olabilmelidir. Rusya'da demokrasinin gerçekleşebilmesi nisbetinde Dağıstan'a yansıyacaktır.

Dağıstan Parlamentosunun yetkisi yoktur. Dağıstan'ın gerçek yönetimi Moskova'nın elindedir. Şu anda Moskova'da demokrasinin geleceğine dair bir ümit yoktur. Moskova'nın önünde; Yeniden Komunizm rejimine dönmek, tam demokrasiye geçmek, askeri dikta ile yönetilmek, parçalanmak gibi alternatifler vardır.

Rusya federasyonunun parçalanması halinde; Bir kaç yeni Rus devleti doğar. Ural bölgesinde kurulacak devletle Türklerin değil Rusların devleti olur. Başkurt Türkleri ve Tatar Türkleri kendi devletlerini kurabilirler.

Miktarları çok az olan Türk kesimler yeni Rus devletler kapsamına girerler. 5-6 yıl evvel Ural bölgesinde bir Türk Devleti kurulması fikrini Yeltsin reddetti. 1920-22 yılları arasında kurulan Güney Doğu Rus Devleti kurma girişimleri hala vardır.

Dağıstan'ın en büyük problemi millî bir politika etrafında Dağıstan halkının birleştirilememiş olmasıdır. Dağıstan henüz RF ile birlikte hareket edeceği konusunda kararını verebilmiş değildir. RF'nin tercihi belirlenemediği için Dağıstan'da tercih yapamamaktadır. Dağıstan'ın dinî ve etnik sorunları bu belirsizlik neticesinde çözümlenememektedir.

Dağıstan'da Komünizm hala özlem duyulan bir idare biçimidir. Bilhassa yaşlı Dağıstanlılar Komünizmden yanadırlar. SSCB dağılma döneminde Komünizme karşı olan kadrolar arasında komünizme geçiş başlamıştır. Kanun hakimiyetinin olmayışı, mafya, bilhassa kolay zengin olma, Dağıstan halkını tanımadığı demokrasiye karşı soğutmaktadır.

Dağıstan halkının çoğunluğu Rusya Fedarasyonu ile birlikte hareket etmek istemektedir. Azınlık bir kesim ise Çeçenistan'ın yönetimini tercih etmektedir. Dağıstandaki bu nevi tercihlerde etnik farklılık tayin edici faktör değildir. Kumuk veya Avarlardan dinî veya komunist yönetim isteyenler de vardır. Kumuklar ve Avarlak arasındaki ihtilaf için için kaynamakta olup heran patlama olabilir. Bu görüşler, Dağıstan aydınlarının değişik bağlamlarda dile getirdiği fikirlerin bir özetidir.

Dağıstan'da parti sürecini tamamlamış ve siyasi parti kimliği ile seçimlere katılan büyük partilere ilaveten her etnik kesimin bir siyasi hareketi ve bu harekatın bir kuruluşu ve yayın organı vardır.

Bunlardan; Tenglik (Eşitlik: kumukların, Sadval: Lezgilerin, Birlik: Nogayların, Camaat: Avarların, Tobosaran: Tobosaranların Yedini Dağıstan (Tek Dağıstan): Halklar arası entegrasyonu amaçlıyor, içerisinde her etnik kesimden yazar ve her etnik kesimin sorunları ile yazılar vardır. Dağıstan'da halkların ittifakının sağlanmasını amaçlıyor. Açıktan etnik ırkcılığa karşıdır. Dağıstan halkları konferansına desteği olmuştur. Bazılarına göre de onların yayın organıdır.

Su-barz (Yeni Ay): Lakların, Ayz: Rutulların, Sadeş (Birlik) Darginlerin (kültür ağırlıklı) Simon Ben Kasip Yahudilerin kuruluş ve yayın organlarıdır.

Lenin'in Dağıstan'da hala büyük prestij ve taraftarı var. Bir çok eski komunist ülkede Lenin'in heykelleri yıkılıp kaldırılmıştır. Bazı ülkelerde ise bir kısım heykeller yıktırılırken bir kısım heykellerin muhafazası için sanat eserioldukları gerekçesi ile kanun çıkarılmıştır. Dağıstan'da durum çok farklıdır. Dağıstan'da hala yeni Lenin heykelleri yapılmaktadır. Bir çok resmi ve özel büroda Lenin'in resimlerini görmek mümkündür.

Dağıstan'da Yeltsin'e rağmen Komunist partisi son seçimlerde daha çok oy çıkarmıştır. Yeltsin Dağıstan'a karşı özel hassasiyet göstermektedir. Seçimlerde sosyal demokratlar kazanınca, Dağıstan muhtemel bir cezalandırmaya karşı sancılı günler yaşamıştır.

Dağıstan'da Belediye Başkanlığı seçimleri tek derecelidir. Vatandaşlar oylarını partilere değil, bizzat adaylara vererek seçim yapar. Halen ocak ayı sonunda yapılacak seçimler için tek aday vardır. Diğer adaylar seçimlerden çekilmişlerdir. Said Amirov isimli adayın posterleri ve seçim vaadleri Mohaçkale'nin vitrinlerine asılmıştır.

Amerika'nın Dağıstan'da Misyonerlik faaliyetlerini NGO'lar vasıtasıyla yürüttüğü söylenilmektedir. Merkezleri Mohaçkale'dir. Hiristiyanlık propagandası ile gençleri celbetmeye çalıştıkları iddia edilmektedir.

Ruslar, Dağıstan gençlerini katolikliğe çekmeye çalışıyorlar. Katolik gurubun başkanı bir Avar misyoneridir. Misyonerler, Dağıstan'da daha ziyade Avarlar üzerinde duruyorlar. Avarlar genellikle fanatik görünümlü de bir halktır. Murizmi de daha ziyade onlar temsil eder. Vahabiler de onlar arasında ortam bulmuşlardır. Hiristiyanlık Avarlar arasında ortam bulamaz ise Dağıstan'da tutunamaz.

Kuzey Kafkasya'da İslamî hayat her kesimde aynı yoğunlukta değildir. Adıge gibi bazı bölgelerde oldukça zayıftır. Dağıstan'da ise, oldukça kuvvetlidir. Dağıstan'da da güneyde de Lezgi ve Laklarda'da zayıftır. Dağıstan'da, İslami ortak payda da, Dağıstan halklarını birleştirme ihtimali çok zayıftır. Nogaylar, Tabasaron'lar, Lezgiler ve Azerileri ortak İslam payda da buluşturmak çok zordur.

Dağıstan'da vatandaşların siyasî tercihi itibariyle bir sıralaşma yapılacak olsa Dağıstan'da Komünizm, İslam ve Demokrasiden öncelik alır. Dağıstan'da namaz kılan bir çok İslam halkı Komünizm taraftarı veya sempatizanıdır. 89 bölgeden oluşan RF'nda fakirlik sıralamasında 82. Durumdadır. Dağıstan'dan daha fakir 7 bölge daha var. Çocuk ölümü işsizlik, ücretlerin düşüklüğü itibariyle Dağıstan ön sıradadır. Mafyanın yoğunluğu itibariyle Moskova'dan sonra Mohaçkale ikinci durumdadır.

Dağıstan'ı inanç itibari ile en fazla tehdit eden Vahabilikdir. Vahabiliğin Kuzey Kafkasya'da merkezi Çeçenistan'dır. Vahabilik ifade edildiğine göre telkini yapılan okullarda çocuklar babaları için "kafir" diyebilmekte ve babalarının tutumunu yönetimine ihbar edebilmektedirler.

Vahabi eğitimi yapılan okullarda Ruslar için "Kafir" telkini yapılmaktadır. Kafir kabul edilen Ruslara karşı savaşmış yetişkin nesilin de kafir olarak empoze edilmesi okullarda, çocuk zihinlerinde çelişki doğurmakta ve sosyal huzursuzluklara yol açmaktadır.

Dağıstan'da tedirginlik yaratan bir Çeçen tehditi var. Baynaks bölgesine Vahabi zihniyetli Çeçenler bir süre önce baskın yapmışlardır.

Vahabi Arapların Hotop (Hottam) Çecenistan bölgesinde okulları var. Bu bölge adeta Vahabilerin Çecenistan'daki karargahlarıdır. Bu okulun korunması gibi işlerde istihdam edilmiş askeri birlikleri olduğu ifade ediliyor. Çecenistan'daki komutanlar arasında Vahabiliği benimseyenler oldukça fazla olduğu söyleniyor. Bu merkezin Dağıstanlı vatandaşlardan taraftarları vardır. Çecenistan'da Mahkemeler ve Çecen yönetimi büyük ölçüde Vahabilerin elindedir. Dağıstan'dan seyahet edecek bir yolcu Çecenistan üzerinden geçmek zorunda izse, bu seyahati Çecenistan'ın etrafından dolaşarak yapmak mecburiyetindedir. Can ve mal güvenliği yeterince yoktur.

Dağıstan'da sosyal bir müessese olarak incelenecek kurumların başlıcası "Nizam Şamila" olarak bilinen Şamil Nizamı'dır. Bu yapılanma İmam Şamil tarafından kurulmuştur. Faaliyeti dorukta olduğu tarihi dönemde; askerî, idarî dinî yapılanmanın bir sistemi idi. Batılı litaratürde "Muridizm" olarak geçmektedir. Nizami Şamila veya Muridizm Kafkas kavimlerini İslam etrafında birleştirip ihtilaf ve tutarsızlıkları gidermiş, Çar istilasına karşı birlikte olunmasını sağlamış dinî bir harekettir. Harekat islahı ön gören bir tasavvuf harekatı olarak başlamış, Rus müslemkeleciğine karşı; ruhî vechesi, askeri ve siyasi bir veche kazanmıştır. Hareketin ilk imamları Gimrili Gazi Muhammed, Hamzet Bek ve İmam Şamil'dir. Her üçü ve daha sonrakiler İmamdırlar.

Muridizm, bir tarikat ve tasavvuf yolu idi. En güçlü olduğu dönemde İmamed, 100-150.000 kadar aileye yayılmıştı. Bütün Dağıstan bölgesini Naiblik Sistemi ile yönetiyordu. 5 Naiblik (Yardımcılık) 1 vilayeti oluşturuyordu. Her vilayette dünyevi ve ruhanî iktidarı elinde tutan bir komutan vardır. Her köyde şeriata göre köyü yöneten bir kadı vardı.

Muridizm 70 yıl aradan sonra tekrar faliyete geçmektedir. Geçmişte olduğu gibi kadirilik ve Nakşibendilik ortamında gelişmektedir. Görülebilen kadarı ile Dağıstan'ın dağlık kesiminde Avar'ların hakim olduğu bölgede etkilidir.

İmamet bugün İran'da etkilidir. Ancak Şia imameti Ehli Beyt muhtevalıdır. Her iki imametin arasındaki görünen fark şii-sunni farkıdır. Bu husus iki kesim arasında büyük çelişkidir. S. Arabistan çıkışlı Vahabilik de şer'i nizam muhtevalıdır. Ancak Muridizmle örtüşmez ve şiiliğin tam karşısındadır. Dağıstan İmameti ile Çeçenistan Vahabiliği, hem dinî müessese ve hem de dinî algılama itibariyle farklıdır. İran şiasında "Veleyat" de vardır. Suidi Şeyhleri ve Murizim imamlarında velayet yoktur.

Dağıstan müftüsü Seyit muhammet Abubakarov İmam Şamil'in mensubu bulunduğu Avarlardan, dedesi Hacı Hasmuhammedoviç muridizmi kapsamında Şamil'in safhında yer almış, muhterem bir kimse, İran İslam Devrimi'ne ve Vahabi akımlarına karşı olduğu ifade ediliyor. Türkiye'ye bir kaç defa gelmiş, alanında bilgili, onurlu bir kimse, Dağıstan'daki müslüman halk arasındaki etnik mensubiyettetn kaynaklanan çekişmelerden çok şikayetçi. Burada edinilen bilgiye göre; Müftü, Diyanet İşleri Başkanlığınını toplantılarda Dağıstan ile ilgili alınan kararlar ve yapılan vaatlere başkanlığın icabet etmediği kanaatindedir. T.C.'nden özel yardımdan ziyade kolaylıklar istemektedir.

Müftü Dağıstan halkı ile Türkiye halkı arasında aynı dine mensup olmanın yanısıra son 1-2 yılda güçlü bir ruhi yakınlığın oluştuğunu, bunu muhafaza edip güçlendirmek gerektiğini, İran ve Suidi Arabistan'ın Dağıstan'da yaygın bir prestijinin olmadığını belirtmektedir. İran ve Suidi Arabistan'ın bir prestijinin olmadığını belirtmektedir. Vahabilerin Dağıstan'da bir medreseleri vardır ve malesef taraftarlar da bulabilmektedir.

Dağıstan'ın yüzde 90'ı müslümandır. Dağıstan Hiristiyanları katolik Slavlardır. Bir miktar da Musevi vardır. Son dönemde " 7. Vaftiz" "Şeytana Tapma" ile mücadeleleri olmaktadır. Katoliklerin İslam halka yönelik faaliyetleri olmaktadır. Ayrıca çok az olmakla birlikte bir ara Vahabiler de faaliyet göstermişlerdir.

Dağıstan Müslümanlarında çoğunluk Şafii müslümanlardır. Hanefi mezhepliler azınlıktadır. Nakşibendi ve Sazali tarikatları Dağıstan'da aktiftirler. Ayrıca Kadirilik yaygındır. Ancak burada yaşanılan kadirilik ihtilaflıdır. Şiilik güney Dağıstan'da Derbent'de aktiftir. Mohaçkale'de şii çok azdır.

Dağıstan Müslümanlığın en büyük ihtiyacı Rusca yazılmış İslami yansız anlatan din kitaplarıdır. "Rusca sağlam kaynağa ihtiyacımız var. Hem dinimizi öğrenmek ve hem de sapmalara karşı tedbir almak için gerekiyor. Ayrıca Türkiye'den herkesin okuması gereken "İngiliz Casusun itiraflar" türünden eserleri gençlere okutarak tehdidi göstermeliyiz. Bize İslamî hayatımızda destek vaad eden bir çok ülke ve kuruluş var. Biz T.C.'den başkasına muhatap edinmedik." demektedir.

İran'ın Derben'de bir camisi, Mohaçkale'de ise cemaatleri var. Ancak camiileri yoktur. Suudi Arabistan'da Mohaçkale'de bir cami açmayı denemiş, ancak Dağıstan yönetimi izin vermemiştir.

Halen Dağıstan'da 200'den fazla camii vardır. 10'dan fazla dinî öğretin apan dini okul var. Diyen müftü devam ediyor: "Biz onurlu bir halkız Türkiye'ye yeteri kadar taleplerimizi aksettirdik, bir ses çıkmadı. Bizim Türk Cumhuriyetleri ile yakın ilişkilerimiz var. Onlar coğrafya olarak bize uzak olmalarına rağmen ilişkilerde daha yakınlar. Azerbeycan, Başkurdistan, Tataristan müftülükleri ile yakın ilişkimiz var. Türkiye Mohaçkale'de cami yaptırmak istedi, yardımcı olduk. Türk Kolejlerinin açılmasında destek sağladır. Biz de Türkiye'de mesela İstanbul'da bir dinî temsilciliğimiz olsun, ilişkilerimizi onun vasıtası ile yürütelim, resmi olmasada bize kolaylık sağlansın istedik olmadı.

2-3 yıl evveline kadar, Mohaçkale'de İran İslam Devrimi yanlı bir gazete vardı. Şimdi bu gazete kapatılmıştır, çıkmamaktadır.

Derbent'te şii cemaatin camilerinden birisi İran yanlı olarak bilinmektedir. Mohaçkale Üniversitesinde İran'dan da öğrenciler okumaktadır. İran'ın Mohaçkale'de bir memurlu geçici bir konsolosluk açacağı söylenilmektedir. Vahabistler gurubu, bunlara "Vahabit" deniliyor. Çok aktifler, terörist, silahlı gurublara finans sağladıkları iddia edilmektedir. İran yınlı kesimle ihtilaf halindeler.

Dağıstan'da İran'ın misyonunu açıktan taşıyacak bir kuruluş yoktur. Dağıstan'da İran İslam Devrimini temsilen yapılmış etkili bir faaliyette görülmemiştir. Dağıstan Özerk Cumhuriyetinden sadece Derbent'in halkı büyük ölçüde şii inanç islamlardır. Derbent'deki şii hayat geleneksel şiiliktir. Muharrem ayında yapılan dini uygulamalar, İslamiyeti şii inançlarına göre yaşama şeklidir. Şiiler gibi abdest alınır şiiler gibi namaz kılınır. Ancak imamet ve velayet gibi konuların canlı olarak yaşama geçirildiği görülmemiştir. Yani Nahcıvan'daki, Azerbeycan'daki veya İran'daki bir müctehide Derbent'den Humus toplanılıp gönderildiği tesbit edilememiştir. Şii dünyaya din görevlisi yetiştirme itibariyle İran'ın Kum şehirinin yaptığı bilinirken Derbent'ten Dini eğitim almak üzere Kum'a gitmiş din adamı adayı da tesbit edilememiştir. Dağıstan in görevlisi ihtiyacını büyük ölçüde kendi imkanları ile karşılamaktadır. İran'ın İslam devrimini Dağıstan'a sokma şansıda şimdilik yoktur. Halk dini devlet yapılanmasına büyük ölçüde olumlu bakmaz iken, Vahabi hareket de İran şiasına karşıdır. Derbent şiileri zamanla din adamı ihtiyacını, Azerbeycan ve İran'dan sağlama cihetine gidebilir.

Çecenistan'da müftülerin yağma ve gasp konusunda fetva verdikleri, devlete ait malın halkın malı sayıldığını, halkın kendi malını almakla hırsızlık yapmı olmayacağını, yöneticilerin mal varlıklarını ve mülklerini hırsızlıkla sağladıklarını, halkın çalınmış malının geri alınmasının mubah olduğunu, bu malın geri alınmasının haram olmadığını vaaz edip fetva verdiklerini söylemektedirler.

Çecenistan'da mafyanın çok güç kazanması sonucu kanun adamları ve yöneticilerin kendileri ile mücadele de başaralı olamadıkları için, kesin kurallı tavizsiz şer'î mevzuatı getirdiklerini, toplumun düzelmesi için böyle davranmak zorunda kaldıkları ifade edilmektedir.

Bu açıklamalardan birinci husus daha ziyade Çecenlerden müşteki olan ve biraz da İslama mesafeli davranan kesimlerce, ddiğer husus ise, İslamî yönetime yakınlık duyan ve RF.nuna, Moskova yönetimine karşı olan çevrelerce yapılmaktadır.

Dağıstan'daki İslamî hayat Anadolu'dakinden çok farklıdır. Anadolu'da zikir yapacaklar gündüz camide yapmazlar. Mohaçkalede ikindi namazından sonra zikir halkası olabilmektedir. Ihtikaf denilen belirli bir süre, ramazanda iken 1 ay, az yiyip daima ibadet ederek zamanı geçirmek Mohaçkalede keza alenen yapılmaktadır. Genç kızlar toplum içerisinde mesela açık beklerken tesbih çekebilmektedir. Din adamları halk üzerinde oldukça etkilidirler. Bilhassa imamların cemaat üzerinde büyük prestijleri var.

Dağıstan'da oldukça kesif bir camileşme var. Din görevlilerini büyük ölçüde kendi dini eğitim yapan okullarında yetiştiriyorlar.

Vahabilik, Dağıstan'da 1990'dan sonra bir dönem tırmanışa geçmiş, daha sonra Dağıastan yönetimi engelleyici tedbirler alarak gelişmelerindeki hızın kesilmesini sağlamıştır. Vahabi inanç ve zihniyetine göre ulu kişilere türbe yapmak onları dindarlık adına ziyaret etmek haramdır, günahdır, dinden çıkmak anlamına gelir. Dağlı halkları İslamdan evvel birarada tutan faktör ise törü ve adetler idi. Zamanla bu inançlar İslamî bir görünüm aldılar. Dağlı halk kesiminde dinî hayatı oluşturan ve hayatta tutan bu yapılanma iken Vahabiliye aykırıdır.

Vahabi inançlı bu kesim ile Moskova'nın ilişkileri geçmişte de yoğundu, şimdi de devam etmektedir. Dağıstan'daki Vahabi gelişme bir görünmü ile de Çecen harekatı karekterlidir. Dağıstan'daki Vahabi zihniyetli çevre, Çecenistan'la ilişkili görülmektedir. Mohaçkale'de Vahabi olan ile olmayan kesim arasında iç çatışmaya varabilecek gerginlikler yaşanmaktadır. Vahabiliği, Moskova'nın, Dağıstan kontrolunda bir koz olarak kullandığı ifade edilmektedir.

Yeltsin Moskova'da yaptığı yabancı basın mensuplarının da bulunduğu bir kaç ay evvelki bir basın açıklamasında; Çecenistan-RF. Savaşını anlatırken; Federasyon genelinde kanun hakimiyetini Çecenler bozmuşlardır. Herkesi adeta sindirmişlerdir. Mal ve can güvenliği kalmamıştır. Top atarak şehir merkezlerinde banka soyuyorlardı. Cinayetlerin faili belirleniyordu, araba hırsızlıkları tesbit ediliyordu. Çecenistan'a polis giremiyordu, tutuklama yapılamıyordu. Bütün yolsuzlukların altından Çecenistan mafyası çıkıyordu, demiştir.

Türklük şuuru yüksek ve T.C. sempatisi olan kumuk Türkleri; "Ruslar Kafkasya'da öldürebildikleri Dağıstanlıları öldürmüşler, öldüremedikleri kesimi ya sürgüne tabii tutmuş veya sindirip zulmetmiştir. Tahsilli olmayan gençleri de cevphelere sevkederek imha olmalarını sağlamışlardır… Terekemeler 1930 yılına kadar kimlik kartlarında (Türk) olarak zikredilirdi. Bu tarihte onlara (Ya Azeriyim, Ya Rusum diyecek veya Türkiye'ye göç edeceksiniz denilmiştir". demektedirler.

Rusya Fedarasyonu, Rusya'nın bütün bölgelerinde geçerli olacak bütün etnik kesimleri kapsayacak ve RF.'nda yaşayan her vatandaşı "Rus" olarak tanımlayan bir mevzuat hazırladığı ifade ediliyor. Buna göre fedarasyonun bütün fertleri nüfus kimlik kayıtlarına Rus yazılacaktır.

Rusya Çecenistan'a şartları giderek ağırlaşan ekonomik abluka koymuştur. Kredi, teknoloji ve mal girişini RF. Genelinde Moskova'dan yürütmektedir. Güney Kafkasya'dan Azerbeycan, Gürcistan ve Ermenistan gibi ülkeler üzerinde de Çecenistan'a da konulan ekonomik abluka konusunda etkili olmaktadır. Çecen halkına "yokluk" şeklinde yansıyan bu baskı Çecenistan'da çecen yönetimine karşı sessiz bir muhalefet oluşturmaya başlamıştır.

Dağıstan'dan İsrail'e Yahudi göçü sistemli bir şekilde devam etmektedir. Dağıstan yahudileri (Çıfıt) nin büyük bir bölümünün göçü tamamlanmıştır. Dağıstan Yahudilerinin göçü ile boşalan topraklara Dağıstan'ın bölge halkından Tabasaran ve Lezgiler yerleşmektedir. Dağıstan Yahudileri İbranice konuşmaktadırlar.

Çecenlerin bir boyu olan inguşlar tarih boyunca aynı topraklarda birlikte yaşamışlardır. Çecen-Rus savaşında İnguşlar Rusların tarafında yer alınca, İhtilaf inguş Cumhuriyetinin Çecenistan'dan ayrılmasına yol açmıştır. Ancak Çecen-inguş sürtüşmesi tamamen kapanmamış zaman zaman münferit olaylar yaşanabilmektedir.

Dağlı Halklar Konferansının Dağlı Halkları ortak bir paydada toplama hedef ve girişimlerinin başarı şansı yoktur.

Kuzey Kafkasya halklarında aşırı bir mensubiyet duygusu ve ırkçılık vardır. Hiçbir dağlı etnik kimliğinin yanısıra ikinci bir değer ölçüsü kabul etmez.

Lenin'in iskan politikası hiçbir dağlı halkı tamamen kendi bölgesinde tutmamıştır. Kuzey ve Güney Kafkasya halklarından Çerkez, Abaza, Çecen, Avar, Azeri, Terekeme, Lak, Dargi v.s. den belirli bir bölümü Sovyet Rusya'nın sair bölgelerine iskan etmiştir. Bunların topraklarını Kafkasya'dan başka halklar gelmiştir. Bazan bu halkların yaşadıkları bölgeleri parçalayıp, oluşturduğu idari sınırlarla etnik bütünlüğü bozmuştur. Böylece onlarca coğrafi alananı eski ve yeni sahipleri arasında ihtilaf çıkmıştır. Bu yapılanma ortak menfaat ilkelerini geçersiz kılmıştır.

Dağlı halklar konferansı'nın dinî inanç itibariyle de muvaffakiyet şansı yoktur. Veya çok azdır. Kuzey Kafkasya'da yaygın olan din İslamiyettir. SSCB dağıldıktan sonra Museviler İsrail'e İseviler ise büyük ölçüde Yunanistan'a ve Rusya'ya göçmüşlerdir. İslam halkının büyük çoğunluğu Sunni'dir. (Hanefi ve Şafii) Tarikat olarak Nakşilik ve Kadirilik güçlüdür. Sadece Azeriler Şii'dir. İslamî inanç itibariyle ittifakta fazla zorluk çıkmayabilir. Ancak, İran Azerbeycan üzerinden şii kesimine ilgisiz kalmıyor. Ayrıca Vahabi hareketi de İslam İnançlı dağlı halklar arasına ihtilaf sokmuştur. Bilhassa Çecenistan'ın İslami yorumlama biçiminden sonra.

Kuzey kafkasya Çerkez harekatı kısa ömürlü olmuştur. Çerkez mensubiyet duyguları hala canlı olmakla beraber, Çerkezlerin devamlılık arzeden, genel bir üst kurulu yoktur. Çerkezci hareket Birleşik Kafkasya fikrine bir alternatif ve karşı harekat olarak doğmuştur. Bu karekteri ile de "Dağıstan Harekatından" ayrılmıştır. "Dağıstan" dergisinin çıkışı Birleşik Kafkasya fikrine bir tepki idi. (1995 yılında kurulan, Yalova Dağıstanlılar kültür derneği tarafından 3 ayda bir çıkarılan ve ilk sayısı Ağustos-Eylül-Ekim 1996 yılında çıkmış bulunan Dağıstan dergisi) Şimdilerde Çerkezler kongresinin tırmanan bir faaliyeti yoktur. Bu faaliyetin Dağıstan'a yansımış aktüel boyutu da yoktur. Dağıstan'da fazla miktarda çerkez de yoktur. Çerkez Kongresi Çerkezlerin bir dönem denedikleri Çerkezcilik harekatı olarak hatırlanıyor.

Türkiye'deki Çeçenlerin RF'nunun Çeçenistan politikasını protesto etmek için İstanbul'daki Rusya Federasyonu konsolosluğuna karşı gösterdiği eylemlerin faturası Dağıstan'daki Türkiye'li Türklere (Türk öğrenci ve öğretmenleri-işadamı) çıkmaktadır. Bu eylemleri T.C.nin yaptırdığı, organize ettiğini, bunların ardında devletin olduğu kanaati var. Bu kanaat Dağıstan'daki türklere baskı yapılması şeklinde yansıyor ve zaman zaman bu baskı artıyor. 15 Aralık 1997 tarihinden sonra bu baskılar hafifletilmiştir.

Çeçenistan, Dağıstan'ın kuzey bölgesini istemekte oradan toprak talebinde bulunmaktadır. Çeçenistan'ın kapalı havza olmaktan çıkabilmesi için, Hazar denizine kıyısının olmasını istemektedir. Dağıstan Çeçenistan'ın ülkesinden toprak talebine tepki göstermekte ve gelişme iki ülke arasında gerginliğe yol açmaktadır.

Ruslar'ın bu gelişme karşısında Çeçenlerden öç almak için ihtilafı körükledikleri ifade edilmektedir. Muhtemel bir Çeçen saldırısından bahisle, Ruslar Dağıstan'ı da kontrol altında tutmaya çalıştığı söyleniyor.

Nogay Türkleri; Çeçenistan, Stavropol, Dağıstan'da (30.000) ve Karaay-Çerkez'de (20.000) yaşamaktadırlar. Nogay Türkleri dağınık halde yaşamaya mecbur edilişlerine tepki göstermekte RF'na bağlı veya Dağıstan içerisinde Muhtarlık istemektedirler.

Çeçenler Dağıstan'da 70.000 civarındadırlar. Bunlar Dağıstan'ın yerli Çeçenleri olup Dağıstan'ın Hasovyurt bölgesindedirler. Gürcistan(ın Batsbıc bölgesinde Gürcistan Çeçenleri yaşamaktadır. Ayrıca Çeçenistan Çeçenleri bir arada bir coğrafya da yaşamak istemektedirler. Bu istekleri Çeçenistan ile Gürcistan ve Dağıstan arasında ihtilafa yol açmaktadır. Dudayev'in "Dünyanın neresinde Çeçen var ise Çeçenistan'ın vatandaşıdır" şeklindeki beyanatından sonra Çeçenci harekat hızlanmıştır. RF'nında Çeçenci aktivist cezalandırmak için Çecen diasparasına da çeşitli baskılar uygulamaktadır.

Kumuk Tenglik Harekatı Türklüğü, Prototürklükle başlatıyor. Prototürklük iki ana kola ayrılıyor. Bunlardan birinci kol Turanlar, birbirleri ile bağlantılı muhtelif guruplara ayrılmıştır. Birinci gurupta: Karaçaylar, Kimerler, Skifler (İskitler), Hunlar. İkinci gurupta: Türkler, Türkmenler, Azeriler, Gagavuzlar olup oğuzlar üst boştluğunda toplanmıştır. Üçüncü gurupta: Karluklar, Özbekler, Uygurlar, sarı uygurlar vardır. Dördüncü gurupta: Hazalar, Sabiler, Bulgarlar, Gunlar yer almaktadır. Beşinci gurupta: Çuvaşlar, Tuvalar, Hakaslar, Yakutlar vardır. Altıncı gurupta: Kırgızlar, anabaşlığı altında; kırgızlar, Kazaklar, Altaylar, Karakalpaklar, Nogaylar, Tatarlar, Başkurtlar, Karaçay-Balkarlar, Karaimler vardır. Prototürklerden doğan diğer ana kolda; Hurrit-Uraratular, Sümerler, Kasriler ve Elamlar vardır. Kumruk Türkleri bu iki ana kolun birleşmesi ile oluşmuştur.

SSCB dönemindeki yönetim ile RF dönemindeki yönetimi karşılaştıran Dağıstan halkı, "Eskiden bir düzen vardı. Şimdi sorunların mesulünü bulmak çok zor. Bağımsız Cumhuriyetlerde yönetimlerin insiyatifi var. Federe Cumhuriyetlerin böyle bir yetkisi yok. Zavotlarımız çalışmıyor. Bunları kiralayanlar yağmalanıyorlar. Bütün tesislerimiz çürümeye terkedildi. Bir çok üretim durduruldu. İşsizlik giderek artıyor. Ahlak bozuldu. Hırsızlık arttı" demektedirler.

Dağıstan'daki iç ihtilaflar geçmişte SSCB döneminde Moskova çözümler ve müdehalede bulunurdu. Şimdi RF. Döneminde halklar arası sorunlar için "bu sizin iç meselenizdir, iç işlerinizde serbestsizin, siz çözümleyiniz" diyor ve ihtilafta galip çıkan tarafın yanında yer alıyor. Dağıstan'da her an bir birine bağlı çevre ülkeleri de etkileyen patlamalar çıkabilir.

Dağıstan'daki muhtelif ideolojik kesimler ve siyasi beklentiler;

- Çeçenistan gibi bağımsız bir İslam devleti olmak isteyenler

- Dağıstan mevcut statüsü ile yönetilmeye devam etsin, ancak Moskova'dan daha fazla siyasi kültürel haklar alsın diyenler,

- Mevcut yapılanma, halkların ilişkisi, Moskova'nın sağladığı imkanlardan memnun olmayan bütün ilişkilerin yeniden ele alınması talebinde olanlar,

Dağıstan'daki Türkler bir gurup oluştursun, Türk olmayan diğer kesimler bir gurup olsun diyenler yok. Ancak Türklerin kendi aralarında dayanışmasını isteyenler var,

- Dinî ihtilaftan hareketle tarafların sürtüşmesi, tabanı olan kesimlerce istenmiyor. Daha ziyade menfaat çevreleri bu ihtilafı var gibi gösteriyorlar.

Lezgi iddiaları; Dağıstan halklarından Lezgiler bütün Dağıstan'ın tarihi Lezgi yurdu olduğunu savunmaktadırlar. Bu tez Lezgiler ile Dağıstan halkları arasında ihtilafa yolaçmaktadır. Lezgiler 1997 yılında bir deklerasyon yayınlayarak Lezgi haklarını savunmuş ve iddialarını açıklamıştır.

Kafkasya'dan İsrail'e 1990'dan sonra 5-6 bin kadar Yahudi göçü olmuştur. Bunlardan 500 kadarı Kumuk Türkleri ile evli Yahudilerdi. Şimdi İsrail'de Kumuk Yahudi melezi Dağıstan'lı bir toplum oluşturdular.

Dağıstan halkının Ermenilere sempatisi yoktur. Ermeniler Dağıstan'da sevilmezler.
Şeyh Şamil'in Ermeniler tarafından Ruslara ihbar edilerek yakalanıp esir edildiği anlatılır. Ancak bu konuda bir yayın yoktur.

1997 yılında Mohaçkale'de İstanbul esnafı tarafından Abidin Sungur'ın organizesinde yaptırılan Yusuf Bey Caami'nin demir işçiliğine Mohaçkale'nin Ermeni esnafı da katkıda bulunarak sempati toplamaya çalışmışlardır.

Ermenilerin Azerbeycan'I işgali döneminde Azeri Türklerine duyulan sempati de kısa sürmüştür. Zira Azeriler ülkelerinden geçerek Dağıstan'a geçen herkestzen "Hormet" tabir ettikleri haraçları alarak gerginliğe yol açmışlardır.

Mohaçkale'nin Tarku bölgesi'ndeOsmanlı Türkü asker mezarları vardır. Bunların Dağıstan'daki Ermeni zulmüne son vermek üzere Anadolu'dan gelmiş Türk asker şehitlerinin mezarlar olduğu ifade edilmektedir. Halk bunlara "Türk şehitler" demektedir. Bunların tabiata terkedilmiş mezarlarını Dağıstanhalkı, türbe niyetine ziyaret etmekte ve bunların kahramanlık menkibelerini anlatmaktadır.

Nahcıvan'da ve Lenkeran'da Türk askerinin Ermeni mezalimini önlemek için bu topraklarda şehit oldukları anlatılmaktadır. Türk sempatisini ve Ermeni mezalimini canlı tutmak için mezarlar onartılabilir veya bu konuda kitapçık yaptırılabilir.

Dağıstan'da halk silahlanmıştır. Halk polise güvenmemektedir. Her aile kendi güvenlik tedbirlerini almıştır. Kırsal kesimde silahlanma daha yoğundur. Silahlar muhtelif markadır. Halkın elinde meçhul miktarda kalaşnikof vardır. İddiaya göre bazı milletvekilleri mafyanın içerisindedir. Halk yolsuzluklardan şikayetçidir. Yılbaşı gecesi, bütün gece maytaplarlarla birlikte otomatik silahlarla evlerin baca ve pencerelerinden ateş edilmiştir. Kalmakta olduğumuz Leningrad otelinin 13. katından bu manzaraları izleyerek sıfırın altında 30 derecede yanmayan kaloriferli odada sabahladık

Dağıstan aydını, Müftüoğlu, Dağıstan'daki Türkiyeden Türkler ve Kumuk Türklerinin Türkiyeden beklentileri; Türkiyenin Dağıstan'da bir konsolosluk kurması, T.C. televizyonlarının Dağıstan'dan seyredebilmesinin sağlanması, Dağıstan'da müslüman halkını temsilen İstanbul'da bir dini temsilciliğin kurulması, T.C. Üniversiteleri ile Dağıstan Üniversitelerinin işbirliğinin sağlanılması, Dağıstan'daki Kumuk, Nogay, Terekeme gibi Türk unsurlarının birlikteliklerine dair çalışmalar'ın yapılabilmesi, Kumuk Türklerine Türk Üniversitelerinde daha fazla kontenjan ayrılması, gibi hususlardır.

Ressam Dostumuz İbrahim Alişeva Türkiye ile ilgili duygularını anlatırken, "Ben Türkiye'de Efes'de Dalyan'da bulundum. Türkiye Türkleri Anadolu uygarlık hazinesine çok iyi bakıyorlar. Türkiye Cumhuriyetinde kanun var. Halk kanun hakimiyetinde. Ülkenizde demokrasi var. Türkiye için laiklik bulunmaz bir hazinedir. İran, Irak, Suriye dünyadan dışlandılar. Türkiye şimdiki, laik, demokratik, hukuk güvencesinde kaldıkça, her taraftan insan çekecektir. Kıbrıs meseleniz çözümlenince, herşey çok daha iyi olacak. T.C., İran, Irak gibi ülkelerin hatasına düşmesin. T.C.'nin çok büyük geleceği var.

Biz Kafkas halkı olarak, T.C.'nin göçlerde, tarih boyunca bize gösterdiği yakınlığı unutamıyoruz. Türkiye Türkleri birinci ve ikinci göçte Şeyh Şamil'in mücadelesinde bizi unutmamıştır. Bu uyuliklerini biz de unutamıyoruz.

Türkiye'de bütün Türk Dünyasından öğrenciler okuyor. Biz ABD'de de bulunduk. T.C.'nde bizler kendimizi evimizde hissediyoruz. Artık savaş yöntemi yok. Siyasi sınırlarda mütabakat gerekmez. Türklerin kültür coğrafyası olarak büyük bir atmosferi var. Bundan yararlanılmalı" demiştir.

Tahir Gafurov, Rusla evli Mohaçkale'de yaşayan, Avar sanat adamıdır. "1990'a kadar biz TC'ni çok farklı bilirdik. Şimdi Türkiye hakkında kanaatimiz 180 derece değişmiştir. Şimdi Türkiye hakkında çok olumlu kanaat besliyoruz. 1990'a kadar bizi, Dağıstanlıları Türkiye hakkında çok farklı düşünmeye sevkettiler. TC. Bölgesinde ve Türkçe konuşan halklara önder olabilecek, Türkçe konuşan halkları birleştirebilecek konumdadır." Diyerek bizi çok mutlu kılmıştı.

Dağıstan parlamentosu Dağıstan'daki Vahabi tırmanışını tartışmış, Vahabiliğin Dağıstan için bir tehdit oluşturduğunu kabul etmiş, Vahabi faliyetinin engellenmesi için bir kanun çıkarmıştır. Hukuken yasaklanmasına rağmen Dağıstan'da Vahabiler vardır ve faliyetleri sürmektedir.

Mohaçkale-Dağıstan'daki Devlet Filoloji Üniversitesi Türk Dili Pedagoji Bölümü, 28-29-30 Nisan 1998 günleri için Uluslararası bir Sempozyum yapmayı planlamıştır. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Emperyal Sempozyumlarının amacını açıklarken "Dağıstan'da Kumuk, Terekeme, Nogay, Azeri ve Türk unsurlar var. Bunlara aynı milliyetten oldukları, aralarındaki ihtilafın çözülmesi hlinde daha güçlü bir toplum oluşturacaklarını onlara anlatmak istiyoruz. Türk Dünyasından bilim adamları çağırarak onlara büyük bip potansiyelin parçası olduklarını göstererek kendilerine güvenmelerini sağlamak istiyoruz. Başkurdistan, Tataristan bu tür etkinlikler göstererek RF. Nazarında itibar kazanıyorlar, biz de bu yolu izlemek istiyoruz. Dağıstan'daki Türk olmayan etkin kesime karşı bu tür faaliyetlerle presti kazanacağımızı umuyoruz" demiştir.

Sempozyuma Dağıstan'daki okullara finans kaynağı sağlayan ve anılan bölüme maddi destek olan bir Türk firması da yardımcı olacaktır. Sempozyuma Türkiye'den; Prof. Dr. Ş. Kuzgun, Prof.Dr. D. yıldırım, prof. Dr. Y. Bingöl, Prof. Dr. F. Türkmen, Prof. T. Baykara, Doç. Dr. S. Gökçe, dr. M. Cumbur, prof. Dr. R. Genç, Dr. Y. Kalafat, Prof. Dr. E. Kumukçu, prof. Dr. K.Y. Koproman, Prof. Dr. A.Y. Ocak, Prof. Dr. A. Yuvalı, Prof. Dr. K. Eraslan, Dr. Kudret Altun, Prof. Y. Halacoğlu, Prof. Dr. T. Yazgan, Prof. Dr. F. Kırzıoğlu, Prof. Dr. N. Naşkalı, Doç. Dr. H. Açıkgöz, H. Adıgüzel, Prof. Dr. S. Tural, Dr. İ. Nasrattınoğlu'nun çağrılması düşünülüyor.

Dağıstan'da çeşitli üniversitelerde Türkiye'den bir hayli öğrenci var. diyanet vakfının bir ilahiyet fakültesi var. Özel okulla bir üniversitesi, 3 okul, ayrıca yüksek tahsilde öğrenciler var. Türk işçileri ve öğrencileri büyük bir potansiyel oluşturuyor. Dağıstan'daki Türkler vize türünden işlemleri için her defasında Moskova'ya gitmek zorunda kalıyorlar. Dağıstanlılar ve Dağıstan'daki T.C. vatandaşları Mohaçkale'de bir Türk konsolosluğunun açılması özlemini duymaktadırlar.

Mohaçkale'de kurulacak Türk Konsolosluğu Türkiye'deki Kafkas halklarının işlevlerini de disipline edebilecektir. Sadece Dağıstan Özerk Cumhuriyetine değil, Kafkas Cumhuriyetlerine hizmet verebilecektir. İran Mohaçkale'de gezici bir memurla bir temsilcilik açma hazırlığındadır" demektedirler.

Dağıstan'da yüksek öğrenim gören her genç branşı ne olursa olsun "Dağıstan'da kültür tarihi ve Dağıstan'da kültürel hayat" diye bir ders okur. Bu dersten amaç yarının aydını olacak Dağıstanlının Dağıstan'daki halkları tanıması, halkla ilişkilerinde bu bilgi birikiminden yararlanarak ihtilafları önlemesidir.

Ayrıca branş farkı gözetmeden yüksek öğrenime; estetik, felsefe, etika (ahlak) estetika, sanat ve politoloji (siyasi-yurtdaşlık bilgisi) dersleri verilmektedir. Politoloji kapsamında dağıstan'da hangi siyasi partiler vardır. Parti tarihleri, programları v.s. okutulmaktadır. Böylece farklı etnik kesimlerden siyaset adamlarını aynı partilerde toplamak amaçlanmaktadır.

Dağıstan'daki her etnik kesimin farklı siyasi harekatı olmakla birlikte seçimlerde etnik kimlik gözetilmeden adaylar seçime gitmektedir.

Dağıstan'da çeşitli halklar köylerde ilk eğitimin ilk beş yılını ana dilleri ile okurlar. Daha sonra eğitim dili Rusca olur. Şehirlerde ise ilköğretim birinci sınıftan itibaren Ruscadır. Genel öğretim dili ve yüksek öğrenim dili Rusca'dır. Rusya'da dağıstan dilleri fakültesi vardır. Burada Dağıstan halklarının hepsinin dilleri okutulur. Bu fakülteden mezun olanlar, halkların dillerinden eğitim yapan okullarda öğretmenlik yaparlar. Şehirlerde ilkokulu Rusca okuyan dağıstan halklarından çocuklar 5. Sınıftan sonra, isterlerse haftada 1-2 saat kendi dilleri ile kurs görürler. Bu dersler seçmeli derslerdir.

Mohaçkale-Derbent ve Üstyurt bölgeleri Türk-Dağıstan liselerinde öğrenim gören çeşitli etnik kesimlerden öğrenciler, Ruslara kesinlikle fena söz ettirmemektedir. Ruslara duydukları hayranlığı saklamamaktadırlar. Rusluğa Türk olmaktan daha fazla bir sempatileri var. Rus kültürel kimliğinin prestiji Tür olmaktan daha fazla olduğu iddia ediliyor.

Dağıstan'daki Türk kesim T.C.'nin kültür ve yayın harekatından; Dağıstan'daki Terekeme, Kumuk, Nogay, Azer ve Tatarların Türk olduğu gerçeğini gösteren yayın faliyetleri yapılmasını bekliyorlar. Bu münasebetle ilmi ve ilmi vulgarize eserler, Tv programları, seri yazılar yayınlanılmasını istemektedirler.

Dağıstan'da tanıştığım, Türk Türkologlar bana "T.C. Dağıstan'da Türkçeye önem vermelidir. Türkiyenin ekonomik, siyasi, askeri çıkraları Dağıstan'daTürkçenin yaygınlaşmasına bağlıdır. Bir dönem Dağıstanın remi dili Türkçe idi. Dağıstan'da Türkçenin hakimiyet kazanması Türklüğü Doğu Avrupa kapılarına kadar götürür. 40 yaşının üzerinde her Dağıstanlı Türk olsun olmasın Türkçeyi bilir. Bu imkanı neden değerlendirmiyoruz," demişlerdir.

Dağıstan'da yaygın bir şekilde çocuk müzik okulları var. Rus çocuk parçalaraı ve enstürümanların kullanılmasını öğrenmektedirler. Sporo çok önem verilen Dağıstan'da çocuklar için özel spor okulları var.

Dağıstan kültür politikası Slav kültürüne endekslidir. Dağıstan'da bütün halk kesimlerinin ayrı ayrı çocuk tiyatroları vardır. 6 ayrı halkın ayrı çocuk tiyatrosunun dilleri Rusca'dır. Böylece halkları kültürleri farklı tutulmakta, ayrılıkları pekiştirilmekte, ancak ortak payda olarak Rusca geliştirilmektedir. 300-400 bin nüfuslu Mohaçkale'de iki kukla tiyatrosu vardır. Veliler sıfırın altında 25-30 dereceli havada çocuklarını bu tiyatrolara taşımaktadırlar.

Türkiye'de eğitim dökümanlarına geçen Avar'ların Türk oldukları hususu, Dağıstan'da çok tartışılmaktadır. Tarihte'ki Avar İmparatorluğu Türk ise, Dağıstan Avarları neden Türkçe konuşmamaktadır. Dağıstan türkleri tarihteki Avar Türk İmparatorluğu ile dağıstan Avarlarını farklı etnik kimliklere sahip olduklarını, Dağıstan Avarlarının kendilerine Avar değil Moorul dediklerini belirtmektedirler. Dağıstan Avarları, tarihteki Avar imparatorluğunun uzantısı olduklarını söylemektedirler. Ayrıca Avarlar arasında birbirlerini anlamayan 6-7 ayrı dil konuşulmaktadır. Dağıstan halkları arasındaki töre ve halk inançları müşterekliği Türk Dünyası itibariyle ortaklıklar arzetmektedir.

Dağıstan'da Basın organları ve Trajları: Dağıstan Pravda; trajı 1.000'dır. Günlük bir yayın organıdır. Yayın dili Rusca'dır. Resmi ideolojinin yayın organıdır. Novaye Dale; trajı 30.000'dır. Haftalık bir yayın organıdır. Yayın dili ruscadır. Siyasi, ilmi, kültür konularında problemleri tartışır. Malodor Dağıstana, trajı 20.000'dır. Haftalık bir yayın organıdır. Ciddi tartışmalara yer veren bir gençlik gazetesidir. Hakikat, trajı 10.000'dır. Haftalık bir organdır. Avarca çıkar, Avar kesiminin yayın organıdır. Zamana, trajı 5.000'dır. Haftalık bir organdır. Dargice çıkar, dargilerin yayın organıdır. Gazi Kumu, trajı 3.000'dir. Haftalıktır. Lakca çıkar, Lak kesiminin yayın organıdır. Şadval, trajı 50.000 civarıdır. Lezgice çıkar, Lezgi kesiminin yayın organıdır. İslam (nurul al İslam) trajı 10.000'dir. Haftalık bir organdır. Rusca çıkmakla birlikte her halkıtn dilinden bölümler içermektedir. Ayrıca 1 yıldan beri muhtelif islam kesimlerinin dilinden çıkmaktadır. Dağıstan'da ayrıca çok sayıda küçük gazete çıkmaktadır.

Dağıstan'daki dergiler: Naş Dağıstan, 10.000 trajı vardır. İki ayda bir çıkmaktadır. Yayın dili Ruscadır. Bizim Dağıstan, 10.000 trajı vardır. İki ayda bir çıkmaktadır. Yayın dili Ruscadır. Ayrıca Dağıstan'da her halkın kendi dilinden çocuklar için çıkan dergi vardır.

Edebiyat-Siyasat; Dağıstan'da her halkın kendi dilinden çıkmaktadır. Edebiyat-kültür-siyasat gibi konulara yer verir. Dağıstan-kadın; Dağıstan'da konuşulan çeşitli dillerden çıkar, kadınlara hitap eder. Kafkasya Exo (Yankı), 50.000 civarında trajı vardır. Moskova'da basılır, yayın dili Rusca'dır. Kafkas halklarının çeşitli sorunlarını inceler. Dağıstan'da Zaman gazetesi çıkmamakta ve bu gazete Dağıstan'a gelmemektedir. 1995-96 yıllarında yapılan etüt sonucu çıkarılması tasarlanmış iken vaz geçilmiştir.

Derbent'de Türk kollejlerinin iki fakülteli bir üniversiteleri vardır. Dağıstan Humaniter Üniversitesi'nde iktisat ve işletmecilik fakülteleri faaldir. 4-5 yıldır eğitim vermekte olup yaklaşık 200 öğrencisi ve 70 kadarı türkiye'den 100 kadar farklı statüde öğretmeni vardır. Bu çevrenin Dağıstan Devlet pedegoyi-Filoloji Üniversitesi'nde tür dili Bölümleri vardır. Bölümün Başkanı Emperyal, Kumuk, Yardımcıası Doç. Dr. Rustan K. Sultanoviç Azeri Türküdür. 2-3 yıldır faaliyet göstermektedir. Bu üniversitede Hindistan, Mısır, İran, Irak, Suriye, Vietnam ve Türkiye'den öğrenci vardır. Ayrıca; Dağıstan'da birisi Mohaçkale, birisi Derbent ve birisi de Üstyurtta olmak üzere 3 liseleri var. Takriben 70 kişi civarında öğretmen ve okutman hizmet vermektedir. Bir de yurtları var. dağıstan halkı ve Dağıstan'daki Türkler arasında dürüstlük, çalışkanlık, temizlik ve yardım severlik bakımından büyük prestijleri vardır.

Dağıstan'da "Dağıstan Tv" diye bilinen bir Tv kanalı yayın yapıyor. Bu kanal Rus Tv kanallarından birisinin her gün 3-4 saat yayın yapmasından oluşmuştur. Ayrıca "7. Kanal" diye bilinen bir başka Tv kanalı var. Günde 1-2 saat rusca, Kumukça, Lezgicey, Avarca, Dargice, Nogayca yayın yapıyor. Dağıstan Federe Cumhuriyetinin Radyosu Dağıstan halklarının dilinden yayın yapmaktadır. Bunun amblemi'ni dostumuz Ressam Abdullah bey yapmıştır.

T.C. Dağıstan tarihi, edebiyatı, kültürü konusunda bilgi sahibi olmadığını, yazılı ve görüntülü Türk basınında Dağıstan'ın tanıtılmasının kendilerini memnun edeceğini açıklıyorlar. Temasa geçilmesi halinde Türkiye'yi tanıtan programlar Dağıstan'da Tv. Kanallarında gösterebileceklerini belirtmektedirler.

Moskova'dan yayın yapan Tv.1 Dağıstan'a ayırdığı saatlerde, Dağıstan için ayrılan program bölümlerinde 10-15 günde bir 30-40 dakika Türkçe ve ayrıca Arapca sadece müzik yayınından meydana gelen programlar yapmaktadır. Türkçe ve ayrıca Türkçe yapılan yayınlar, Türkçeyi anlayan ve anlamayan bütün Dağıastan halkları ilgi ile izlemektedir. Bilhassa Türkçe sözlü hafif batı müziği özellikle kumuklar arasında çok ilgi görüyor. Dağıstan'a Türkiye Türklerinin müzigi girdikten sonra Kumuk Türkleri Türkiye Türklerini daha rahat anlamaya başlamışlardır.

Moskova'dan yayın yapan Tv. 2 kanalı Dağıstan'da yaşayan her halk kesimi için, ayda bir gün olmak üzere 30-40 dakika folklor yayını yapmaktadır. Bu uygulama halkları kültürlerini farklı tütmak içindir. Mohaçkale müzelerinde etnoğrafik malzeme sergilenirken de halkların farklılıkları konusuna özel itina gösterilir. Slav/Rus kültürü, bir üst kültürel kimlik olarak uygulama alanı bulmaktadır.

TGRT Dağıstan'da uzun bir süre Tv. Yayını yapmış, ve Dağıstan halkı tarafından yayınları çok tutulmuş, 1997 yılı ortalarında yayınlarını durdurmak zorunda kalmıştır. Yayınların kesilmesine Moskova'nın TGRT'den almakta olduğu yayın ücretini fahiş miktarda artırması sebep olmuştur.

Dağıstan'da Hiristiyanlık propagandası çok yaygın olmasa da yapılmaktadır. İncil Avarcaya çevrilip Mohaçkale'de Avar Muhutinde dağıtılmak istenmiş, taraftar bulup başarılı olunamamıştır. Avarlar dağıstan'ın en dinci İslamî kesimidir. Müridizm, nakşî ve kadirî sufizm geleneği ile geçmişte en güçlü taraftarlarını Dağıstan'da bulmuştur. Avarlar Hiristiyan yapılanmaya imkan vermezler. Ancak Avarlar içerisinde bir Hiristiyan yapılanma gerçekleştirilebilir ise, Hiristiyanlık Dağıstan'a girmiş olur.

Dağıstan halkının Çarlık döneminde, 19 yy.'da Ruslara karşı verdikleri mücadelede Avar olan Şeyh Şamil'e Naib (yardımcı) lık yapmış olan Hacı Murat, öldükten sonra kafatası alınarak Moskova'da bir müzeye konulmuştur. Hacı murat'ın kafatasını almak için Dağıstanda bir mücadele başlatılmıştır.

Avarlar, Dağıstan'da uzun süre dağlık kesimde yaşamışlar ve yaşam biçimleri göçebe ve yarı göçebe şeklinde olmuşdur. Son yıllarda giderek artan bir hızla Avarlar Dağıstan'ın ova kısmına, düz alana, şehir merkezlerine Hazar denizi etrafına göç etmeye ve yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır. Avarların yeni yerleşim bölgeleri tarih boyunca Kumuk Türklerinin yurdu olmuştur. Dağıstan genelinde Avarların nüfus miktarı Kumuk Türklerinden 200.000 kadar fazladır. Bu nüfus üstünlüğü Dağıstan'daki idari ve sosyal yapılanmaya da yansımaktadır. Ayrıca Avarlarda fazla bariz olmasa da nüfus artışı daha fazla ve Avarlar daha mütecaviz bir toplumdur. Kumuk Türkleri "Mohaçkale bizimdir, haklarımızı almak için savaşırız" derlerken, Kumuklar "Dağlık kesim de ova da bizimdir. Savaşırsanız sizin şehir merkezleriniz tahrip olup, bizim gidecek dağlarımız var, siz nereye gideceksiniz" demektedirler. Dağıstan'da her an kumuk-Avar silahlı çatışması çıkabilir. Bu hassasiyet tahrike müsaittir.

Azerbaycan'daki Avarlar, Azerbeycan yönetiminden kendileri için bazı kültürel haklar istemektedir. Bu amaçla zaman zaman girişimleri olmaktadır. Dağıstan Avarları, Azerbeycan Avarlarını destekliyorlar. Bu hal Dağıstan-Azerbeycan arasında ihtilaf oluşturmaktadır.

1997 yılında İmam Şamil adına yapılan etkinlikler Avarlar arasında, ihtilafın çıkmasına yol açmıştır. Bir kısım Avarlar Şamil'in Dağıstan'ı Rus Çarlarına karşı koruyan dinî kahraman olarak görmektedirler. Onlara göre Şamil; Rus istilası ve Slav milliyetçiliğinin karşısında hala sembolik güçtür. İmam Şamil yılı münasebeti ile yapılan konuşmalarda Şamil, Rus dostu ve Ruslar, tarihi Dağıstan dostu olarak gösterilmiştir. Böylece Avar hareketi rusya yanlı Avarlar ve Rus karşıtı Avarlar olarak bölünmüşlerdir. Rusya karşıtı Avarlar azınlıkta olmamakla birlikte sahnede fazla görünmemektedirler.

1997 yılı Dağıstan'da İmam Şamil yılı ilan edilmiştir. Bu münasebetle İmam Şamil muhtevalı etkinlikler gösterilmiştir. Genil kapsamlı bir Sempozyum yapılmış Türkiye ve Dağıstanlıların bulunduğu yerlerden bir çok katılım olmuştur. Sempozyum yapılmış İmam Şamil rozetleri dağıtılmış, çeşitli dallarda ödüller verilmiştir. Faaliyetin amacı, İmama Şamil'in şahsında Avar ve Dağıstan milliyetçiliği yapmaktadır.

Mohaçkale'de Ramazan ayı münasebeti ile birlikte dinî dökümanlar satan bir mağaza açılmıştır. Burada dinî posterler, yayınlar ses kasetlyeri çeşitli dini aksesuvarlar satılmaktadır. İlahîler avarca hazırlanmıştır. Posterlerde, Avar olan İmam Şamil'in resmi ve resmin karşısında ayyıldız vardır.

İfade edildiğine göre Dağıstan'da 1.450.000 civarında Rus Kazağı yaşamaktadır. Toplu halde bir arada bulunan Rus Kazaklarının dağıstan'da 2 reon'ları vardır. Dağıstan'dan Rusya'ya Rus göçü devam etmektedir. Ruslardan boşalan bölgeye Avarlar ve Dargiler göç etmektedirler. Bu göç Rus Kazakların göç etmeyen kısmını rahatsız etmekte Rusya ile Dağıstan arasında sorun olmaktadır.

Geçmişte Rus Kazaklar, Kumuklar ve Nogaylar ortak bir Cumhuriyet ile Dağlılara (Avar ve Diğerlerine) karşı birlik olmuşlar ancak bu Cumhuriyet yaşamamış. Dağıstan'ın Dağlı halkları ile Rus Kazakları da kapsayana Ovalı dayanışma arasında bir ihtilaf çıksa Rusya ovalıların safında ağırlığını koyar. Dağıstan'da Avar yayılması ve Avar hegomonyasına karşı Çeçenler ve Kumuklar ortak cemiyet kurdular ve bu cemiyetin faaliyeti sürmektedir. Avarlar'ın hakimiyetini Avar Siyasiler, Avar gençler ve Avar esnafı-halkı desteklemektedir. Avar karşıtı hareketde aydınların bir fantazisi değil, halka inmiş bir yapılanmadır.

Dağıstan Avarları arasında Şelh Şamil'in Mohaçkaleye yapılacak heykeli konusunda ihtilaf çıkmıştır. Bir kısım Avarlar Şeyh Şamil'in Dağıstan'ın simgesi ve kurtuluş harekatı lideri olduğunu, o'nun Mohaçkaleye heykelinin yapılmasının gerektiğini savunurken, diğer bir kesim, heykelinin şirk olduğunu, İslamiyette heykelin yerinin olmadığını, putperestlik alameti olduğunu, söyleyip yapılmış hazır haldeki heykelin bir meydana dikilmesini engellemektedirler. "Heykele karşı olan kesimin arkasında Vahabi zihniyetliler vardır." denilmektedir.

Dağıstan'da en büyük yabancı yatırım olarak italyanların ayakkabı imalat tesisleri var. Dağıstan'ın gelirini, deri, et ve halı satışı sağlıyor. Dağıstan'ın Türkiye'de tanıtımını yüzde 80-90 Türk-Dağıstan kollejleri sağlamış. Tanıtım ve TC. ile ilişkilerinde Türk vatandaşı olan dağıstanlılar ve Türkiyeli işadamları da etkili olmuştur.

Bir dönem bu okulların öğretmenleri ve bu çevreden olan Dağıstan'da yüksek öğrenim gören gençler Rusca ve sair enfermasyon bilgileri ile Türk işadamlarına yardımcı olmak istemişler, ancak kendilerini ihtilafların ortasında bulunca yıprandıklarını görünce geri çekilmişlerdir.

Dağıstan'da çok büyük yatırım yapan Türk firması yoktur. İstanbul esnafının Mohaçkale'de yaptırdığı Yusuf Bey camiinin ustaları büyük ölçüde Mohaçkale'ye yerleşmişlerdir. Ayrıca fırıncılık ve gıda sanayi ihracatı yapan Türk firmaları çalışmaktadır. İlk yıllar Türk işadamları Ticari yolsuzluklarla Dağıstanlı esnafı kısmen istismar etmişler ile Dağıstanlı esnaf Türk işadamlarına misilleme yapmaktadır. Dağıstan Türkiye ticari ilişkilerine gerçek bir yapı kazandırılmadığı için Türkiyenin çok büyük prestij ve ekonomik kayba uğradığı ifade edilmektedir. Dağıstan'a ilk büyük Türk yatırımı Cumhurbaşkanı Özal döneminde deri sanayinde yapılmış, Türk işadamı büyük kayıplarla bu yatırımı yarım bırakmış daha sonra tesislerin bitirilmesini Almanlar üstlenmiş onlar da yarım bırakmak zorunda kalmışlardır.

Türkiye ile Dağıstan arasındaki ekonomik ilişkiler büyük ölçüde bavul ticaretine bağlıdır. Haftada (Salı, Çarşamba, Cuma günleri) üç uçak seferi vardır. Dağıstan piyasasında Doğu Asya (Bilhassa Çin ve Japon) Avrupa ve Balkanların malları satılmaktadır. Bavul ticareti konusunda T.C.'nin en büyük rakibi Arap Emirlikleridir. Emirlikler uçak ücretlerinde yardımcı olarak, Avrupa ürünlerini ülkelerinden Dağıstan'a sokmaktadırlar. Türk mallarının bir kısmı Azerbeycan üzerinden sevkedilmektedir. Bunlar daha ziyade yağ, bisküvi ve un mamülleridir.

Japonlar, Çin ve Kuzey Kore Dağstan ticaret bağlantılarını Moskova üzerinden yapmaktadırlar. Bu ülkelerin firma merkezleri Moskova'da şubeleri dağıstan'dadır. K. Kore'nin Samsun firması 1997 yılında Dağıstan'ın bütün telefon şebekelerini değiştirip tam otomatik hale getirmiştir.

Mohaçkale sanai bölgesi, Mohaçkale Derbent İstikametinde Hazar Denizi kenarındadır. Burada Sovyet döneminde; deniz otobüs motorları, helikopter motorları, su sporu malzemeleri cam fabrikaları vardı. Şimdi bu tesisler büyük ölçüde atıl haldedir. 4-5 tezgahlı imalathanelerin sadece bir tezgahı amacı dışında üretimde kullanılamamaktadır. Çok sayıda idari bina ambar, hangar boştur, kullanılmaktadır. Özelleştirme adına kiralayanlar çeyrek kapasitesini dahi kullanamamaktadırlar.

Dağıstan'da iki dev hidroelektrik santrali vardır. Ülkenin elektrik ihtiyacı buradan sağlanmaktadır. Dağıstan elektrik üretimi Rusya'ya entegredir. Dağıstan'ın Rusya'dan elektrik'de aldığı olmaktadır.

Dağıstan'ın başlıca zirai ürünü üzümdür. Mohaçkale Derbent arasında 70-80 km uzunluğunda şerit halinde üzüm bağları vardır. Buralar tamamen mamur ve bakımlıdır. Dağıstan RF'nun içki imalat merkezidir. Fedarasyonun en ünlü şampanya, likör, konyak gibi içkileri Dağıstan'da imal edilmektedir. İki büyük çikolata fabrikası içki imal tesisleri ile entegredir. Likörlü, konyaklı, aromalı çikolata üretmektedir.

Rusya Fedarasyonuna iki yıl evvel Türkiye'den ihraç edilen kuru üzüm rekor sevide iken geçen yıl çok büyük düşüş olmuştur. Bu hale Türkiye'nin Yunanistan'a düşük fiyatla kuru üzüm satması yol açmıştır. Yunan ihracatcısı hükümetinden aldığı teşvik ile Rusya'da Türk üzümünü pazarlayarak T.C.'ne rakip olmuşlardır. Bulgaristan ve Polonya Türkiye'nin Rusya Piyasasındaki Turşu ve Sebze pazarını ele geçirmek üzeredir.

Anlatımlara göre Yalım Erez Doğu Asya seyahati sonucu bir ekiple birlikte resmi T.C. uçağı ile Dağıstan'a gelmiştir. Dağıstan hükümeti ile yapılan bir seri görüşmede bazı kararlar alınmıştır. Erez, bazı yatırım vaadlerinde bulunmuştur. Bu arada Dağıstan diller Üniversitesini ziyaret etmiş tamir, inşaat ve teknik yardım vaadinde bulunmuştur. T.C.-Dağıstan ilişkisi itibari ile başlangıçta olumlu yankı yapmış, ancak beklenen gelişme olmayınca T.C. aleyhine de propaganda kampanyası başlatılmıştır. Bu konuda "T.C. işadamları değil, resmi ağızları da vaadlerinde durmuyorlar,yiyip içip hediye alıp gittiler, Yalım Erez'in eşi Kafkasyalı olduğu için Dağıstan'a uğradı, Tür milletvekilleri kendi çantalarını memurlara taşıtıyorlar" tarzında konuşmalar yapılmıştır.

Dağıstan Hükümeti'nin Rusya'ya karşı ekonomik dolandırıcılık yaptığı ifade ediliyor. Çeçenistan olayları sırasında Rusya Kafkas Özerk bölgelerine karşı kredi açmak ve mal sevketmek gibi bir takım hareketlerle Dağıstan'ı yanında tutmak istemiş, Rusya'nın bir hayli ekonomik zararı olmuş. Dağıstanlı Ruslar SSCB dönemindeki prestijlerini yitirince Dağıstan'dan rus göçünü önlemek ve Dağıstan'daki entegre tesisleri atıl kalmaktan korumak için teşvik kredileri vermiş ancak bunların geriye ödemesi Dağıstan müteşebüsü ve yönetimi tarafından yapılmamıştır. Halk dağıstan Hükümetinin Moskova yanlı oldğunu söylerken, Moskova'nın dahi bu tür dolandırmaları önleyemediğini belirtiyor.

Dağıstan'ın nüfusu 2 milyon'dur. Dağıstan'da 8 şehir ve 39 bölge vardır. Şehirleri Mohaçkale, Hasavyurt, Baynaks (Tımurhan Şura) İzbirtaş,s Derbent, Kasbıst, Kızılyurt, kızlar şehridir. Mohaçkale'nin nüfusu 350-400.000 dir.

Dağıstan'ın batısında Hazar Denizi, kuzey ve Kuzey Batısında RF, Batısında Çeçenistan ve Gürcistan, Güneyinde Azerbeycan vardır. Yüzölçümü 50.000 km² dir.

Dağıstan'da Avarlar 600.000 kadar olup Avarca, Lezgiler 350.000 kadar olup Lezgice, Dargiler, 370.000 kadar olup, Dargice, kumuklar 400.000 kadar olup Kumuk Türkçesi ile Laklar 120.000 kadar olup Lakça, Nogaylar 15.000 kadar olup Nogay Türkçesi ile Ayrıca; Terekemeler, Türkçe, Tabasaranlar, Tabasaranca konuşurlar, İslamdırlar. Ruslar, Rusca konuşurlar, hiristiyandırlar. Tat'lar dağlı yahudiler olup Musevidirler. Ermeniler, Ermenice konuşan hiristiyandır.

Dağıstan Parlementosunun 111-130 arasında değişen üyesi var. Bu miktarda 93 Avar, 17'si Dargi, 14'ü Kumuk, 11'i Lezgi ve diğerleri, diğer halk kesimlerindendir.

Dağıstan Cumhurbaşkanı Magometalı Magametov Dargı, Başbakanı Şeyh Saitof Kumuk, Meclis Başkanı Muha Aliyev Avar'dır. Mohaçkale Belediye Başkanı Seyit Amirov ise Dargi'dir.

Dağıstan'ın etkin sanat adamlarından ressamlar; Halilbek Musayasu (ölü) Avar'dır. Muhittin Arabi Cemal (ölü) Kumuk'tur. Askar Sadıca (ölü) Lezgi lup aynı zamanda heykeltraş'tır. Adil Astermirov, Kumuk'tur. Bünyamin Kalayaev, Lak'tır. İbrahim Halil Subyanov, Avar'dır. Edvart Peterburut, Rus'tur. Muhammed Kajlayev, Lak'tır. Galina Kanapatkaya (ölü) Rus'tur. Bela Muradova, heykeltraş, Kumuk'tur. Apandi (Efendi) Muhammedov, Ressam Avar'dır.

Dağıstan'da etkin fikir adamları; Şeyh Şamil, Muhammed Arabî Aktaşı (Yazar-feylazof-ölü) Muhammed Yarakî (Dağıstan Yarak köyünden, Şeyh Şamil'in hocası, sufist), Resul Hamzaov (Şair, Avar), Kazbek Sultanov (Feylozof-Edebiyatcı-kumuk), Kemal Abukov (Edebiyatcı-Kumuk)

Dağıstan'ın etkin siyaset adamları; Ramazan Abdullatifov (Milli Azınlıklar Bakanlığı 1. Yardımcısı-Moskova, Avar) Salav Aliyev (Siyaset ve Bilim Adamı, Kumuk, Kumuk Halk Harekatı Başkanı) Hacı Mohacov (Avar Harekatı Lideri), Muhammed Hacılayev (Lak Harekatı Lideri), Nadir Hacılayev (Lak, Rusya Müslümanlar Birliği, Kafkasya temsilcisi), General Muhuttin Karromonov (Lezgi Harekatı Başkanı)

Kumuk, Avar, Lezgi, Lak Hareketleri sürecini tamamlamış siyasi partiler değillerdir. Ancak seçimlerde siyasi partileri destekleyerek etkili olmaktadırlar.

RF genelindeki Demokrat Parti'nin Dağıstan'da şubesi vardır. Şubenin Başkanı Parancuk Vasili'dir. Keza Komunist Partisi'nin Dağıstan Şube Başkanı Amal Bekov'dur. Dağıstan'da genel seçimlerde Komunist parti daha çok oy almıştır.

Dağıstan'ın halk üzerinde etkinliği olan ünlü kompozitörleri; Murat Koslayev (Lak'dır) Nabi Dogirov (Kumuk'tur, Muhammed Tirmilov (Avar, ölü), Şirvanî Çalayev (Lak'dır), Godfirid A. Kosanov (Lez'gidir.)

Dağıstan'ın uluslararası etkinliği ve Rusya Fedarasyonu'nda prestiji olan ünlü bilim adamları; Şamil Aliyev (Avar'dır Fizik ve Uçak mühendisliği uzmanıdır. Musa Manorov (Lak'dır, Uzay bilimi uzmanıdır) Muhammed Tolboyev (Avar'dır, Fizikci, Uzay bilimi, Uçak sanayi uzmanıdır).

Tenklik Harekatı, 1993 yılında Moskova'da Dağıstan Kumuk Harekatının siyasi geçmişini çalışma, örgütlenme ve amaçlarını (Program ve Tüzük) içeren 100 sahifelik bir Döküman neşretmiştir. Dökümanlar diğer dökümanlarda olduğu gibi Rusca RF. içersinde yazma, kültür ve resmi dil Rusca'dır. Tenglik kumuk Harekatı 1996 yılında Mohaçkale'de yayınlandığı "Kumuk Halk Harekatı Tenglik'in Etkinlikleri-Materyaller ve Yazışmalar" isimli 100 sahifelik kitapçıkta Tenglik'in bağlı üniteleri, Dağıstan yönetimi ve Dağıstan'daki diğer halk hareketleri, Dağıstan'daki örgütler ile olan temaslarını içeren kitapta muhtelif dökümanlar vardır.

Kumuk Halk Harekatı Tenglik; Birleşmiş Milletlerde temsil edilmeyen halklar organizasyonu, Türk Halkları Birliği (Asamplesi), Kuzey Kafkasya Halkları Birliği, Uluslararası Barışı Destekleme Teşkilatı, Kuzey Kafkasya Barış Teşkilatı'nın üyesidir. Tenglik Harekatının Başkanı Proüf. Dr. Salav Aliyev, Kumuk Millî Meclisinin Başkanıdır. Dağıstan Halkları Kongresi Başkanlığı'na getirilmek istenmektedir.

Kumuk Siyasi harekatının örgütü Tenglik'in Kumuk kadın kolları örgütü Umay Ana'nın Başkanı Şair Seyit Hanım Alişeva, amaçlarını açıklarken; "Kumuk kültürel kimliğini belirlemek, tesbit ve tastik etmek için gerekli konuları araştırmak, bu tür faaliyetlerin nasıl yapılacağını belirlemek, uygulamaya geçirmektir" demektedir. Neden buna lüzum gördüğünü açıklarken de "Kumuk kimliği" asimile olup kaybolmaktadır. Kimliğimize, kültürümüze sahip çıkmamız, ekonomik çıkarlarımızla doüğrudan bağlantılıdır. Kumuk aydını demokratik medeni mücadelesini bizlerin önderliğinde aramaz ise, kumuk potansiyeli başka ellerde maceraya sürüklenebilir" demektedir.

Ali Aliyev 1997 yılında Mohaçkale'de neşrettiği 64 sahifelik bir döküman ile Kumuk'ların ve Tenglik'in Dağıstan Hükümetinden beklentileri yayınlanmıştır. Bu dökümanda istekler konularına ve dönemlerine ayrılmış, RF. Geneli itibarile de karşılaştırmalar yapılarak sıralanmıştır.

Dağıstan meselesini anlayabilmek, Kumukları da içerisine alan ileride muhtemel olayları değerlendirebilmek itibari ile anılan döküman özel önem taşımaktadır.

Kumuk Halk Harekatı Tenklik 19 Kasım 1989 da kurulmuştur. Harekatın ortaya çıkışı çok daha evvellere varmaktadır. Kuruluş yıllarında 22.000'e varan tesbitli üyenin bugün daha fazla olduğu ifade edilmektedir.

Tenklik; prgramı ve nizamnamesi, Kumuk halkının Genel dünya Türklüğünün bir parçası olarak görmektedir. Kumuk Türk Halkını korumak, onun; toprak, kültür tarihi sorunlarını çözüçmlemek, SSCB döneminden kalan problemlerine çözüm getirmek amacıyla kurulmuştur. 1930'lu yıllarda 8 Dağıstan bölgesinin yüzde 60-70'ine Kumuk halkı sahipti. Şimdi Kumuk Türklerine ait toprak nisbeeti yüzde 24'e düşürülmüştür.

Tenklik harekatı hedeflerine ulaşmak için 8 kurultay yapmıştır. 1989 yılına kadar 4 halk kurultayı ve 1996 yılına kadar'da dört Tenklik kurultayı yapılmıştır.

Tenklik Harekatı'nın Moskova, Sibirya, Leningrad, Bakü, Kuzey Osetya, Çeçenistan'da komiteleri vardır. Kumuk organizasyonunun her kesim ile teması vardır. Dağıstan'da Tenglik'in 8 Reon ve 4 şehirde komitesi vardır.

Kumuk Halk Harekatı Tenglik'in Dağıstan'da Avarlar, Darginler ve Laklar (Gazi Kumuk) larla ihtilafları vardır. Bu üç halkın dili Türkçe değildir.

Kumukların Dağıstan 'daki en büyük Siyasi Organizasyonu Tenklik'dir. Kumuklularla ilgili faaliyet gösteren diğer kuruluşlar ya tenglik'e bağlıdır veya ortak faaliyetler yürütürler. Kumuk Milli Meclisi, merkezi Mohaçkale'de olup daha ziyade Ekonomi-Ticaret ve benzeri konularda çalışır. Kumuk Gençlik, Başkanı Kamil Taşkın'dır. Kumuk gençliğinin spor kuruluşudur. Umay Ana; Kumukların kadın kuruluşudur. Kadınları organize eder ve bu alanda faaliyet gösterir. Başkanı Şehit Alişeva Hanım'dır. (Tenglik Derneği, 367020 Mohaçkale UI. Gagarine 23 kv. Dağıstan). Düzlük Partisi, Kumuk Siyasi Organizasyonlarından birisidir. Küçüktür. Yeni Ekonomi Partisi, kumuk Harekatında Ekonomik Sorunları ön plana alan bir siyasi partidir. Kumuk Ocağı, kumuk kesiminde sanat, tiyatro, kültür ağırlıklı faaliyet gösteren bir kuruluştur. Kumuk Kültür Merkezi, kumuk Ocağı parelelinde, gençleri, çocukları ve halkı da kapsayan bir örgüttür. Kumuk Gençlik Harekatı, Dünya Türk Gençlik Harekatının üyesidir. Başkanı Şeyh Muhammed Döğüşev'dir.

Kumuklar ellerinden alınan Kumtarkala bölgesini uzun mücadeleden sonra geri almışlar bu maksatla eylemler verilmiş, bölgede kadınlar çadırlar kurup direnişine geçmişlerdir. Kumuk kadınları açlık grevine girmişler, onbinlerce Kumuk grev ve mitingler yapmıştır. Hasavyurt ve Kumtarkola bölgesi eylem bölgesi olarak ilan edilmiştir.

Tenglik Harekatı hedeflerini; Kumuk halkının siyasî ve hukukî haklarının alınmasını, Kumuk halkının bağımsızlığının sağlanılması, Türkcülük ve Müslümanlık şuurunun korunması, Kumuk Türk kültür ve geleneklerinin korunması, kumuk toprak bütünlüğünün sağlanılması, Dağıstan halklar birliğinin sağlanılması, kumukların çoğunlukta bulundukları yerlerde yönetime gelmeleri şeklinde açıklamaktadırlar.

Kumukların Siyasi Harekatı olan Tenglik'i Dağıstan Siyasi polisi adeta tehlikeli harekat olarak belirlemiştir. Zaman zaman Mohaçkale halkını Tenglik'e karşı kışkırtmıştır. Aktif olan Kumuk aydınlarını sürmüş, pazifize edip sindirmiştir. Yönetim Kumuk, Nogay, ve Terekemelerin ittifakından çekinmektedir. T.C. yanlısı bir oluşumun tehditi olarak algılanmaktadır.

Türkiye ile Yunanistan arasında Rum ve Türk halkı insan mubadelesi olunca Batı Trakya'dan Türkiye'ye Türkler gelirken bir kısım Rumlar Yunanistan'a giderken Trabzon yöresi Rumları daha ziyade Dağıstan'a göç etmişlerdir. Dağıstan Rumları Türkiye'de öğrendikleri Türkçeyi bırakmamışlar, çocukları da Türkçe bilen bir Rum kolonisi oluşmuştur. Dağıstan'daki gayri müslimlerden Ruslar Moskova'ya Museviler İsrail'e giderken Rumlar da Batı Tırakya'ya göçe başlamışlardır. Halen bir kısmı Türkçe konuşan grek Dağıstan'da yaşamaktadır.

Aliyev Solan Moğamed Salih Havıc yaptığı açıklamada; kumuk Harekatının Türkiye Cumhuriyeti'nden beklentilerimizi muhtelif vesilelerle T.C.'nin Kafkasya ve Dağıstan Türklüğü ile ilgililerine anlattık. En son İzmir'de 1997 yılında "Tür Halkları Kurultayı yapıldı. Orada da açıkladık. Türk halkları arasında görüş birliği gerekir. Bizim, kumuk Türklerinin meseleleri ihmal ediliyor. Daha doğrusu Türklüğün genel meseleleri arasında talii duruma düşürülüyor. Türk Dünyası ile ilgili alınan kararlarda büyük Türk toplulukları hep öncelik alıyor. Özbekler, Kırgızlar, kazaklar, Türkmenler v.s. hep ön planda oluyor. Sayıları çok olan ve cumhuriyetlerini kurmuş olanlar Türk dünyası örgütlerini kendi sorunları için kullanıyorlar. Bizim Kumuk Türkleri olarak kendi hükümetimiz yoktur. Türklük organizasyonları ise, bizim meselemizi bilmiyor.

Dağıstan Kumuk Türkleri olarak T.C.'nde elli öğrencimiz var. bu bize ayrılan 5 yıllık kontenjandır. Türk-kazak Yesevî Üniversitemizde ise, 30 öğrencimiz var. Öğrenci sorunlarımızın çözümüde Kumuk Türk organizasyonu olan Tenglik (Denklik=Eşitlik) ile muhatap olunmasını istiyoruz. 1998 yılı itibariyle Dağıstan7a 15 öğrenci kontenjanımız ayrılmış. Bu miktardan sadece 5'i Kumuk'tur. Diğer 10 kontenjan içerisinde bize karşı olanlar, Komunistler veya Kumuk olmayanlar var. T.C. Bize ayrıca bir kontenjan ayırsın ve bu konuda Tenglik'I muhatap etsin T.C. 1998 eğitim yılı için Kumuklara 10 ilave kontenjan ayırsın. Dünya Karete şampiyonu Dağıstan Kumuk'lardandır. Ve Taşkın Kumuk Kuruluşunun Başkanı'nın Türkiye'ye davet edilsin, demiştir.

"Dağıstan halklarından Kumuk Türkleri'nin Slavlara/Ruslara daha yakın kesimi oluşturuyor" şeklinde iddialar var. Diğer dağlı kesimler daha haşin. Kumukların ovada yaşamaları Hazar denizin sahillerinin oluşu, Şehirlerinin liman şehri oluşu onları Ruslara daha sık ve daha erken temasa geçirmiştir.

Dağıstan etnografya müzesinde Kumukların Rus Generallerini Hazar liman şehirlerinde karşılayışlarını gösteren yağlı boya tabloları var. diğer dağlı halklar Kumukları "Ruslara buyur etmekle" suçlayabiliyorlar.

Noügay Türkleri Ruslara nazaran daha step karekterli. Onlar Ruslara karşı daha mesafeli Nogaylar türk olduklarını kabul ediyorlar. Ancak, Kumukları bir parçası olmayı reddediyorlar.

İKİNCİ BÖLÜM

DAĞISTAN HALK İNANÇLARI

Dağıstan halk inançlarını kaleme alırken dağıstan halklarından hangi halk olduğu sıralamısın esas almaksızın her halkın doğum evlilik ölüm gibi safhalarına göre bilgi vermeyi planlamıştık. Buna göre Kumuk, Avar, Tabasaran gibi halkların mesala evlenme yaşlarının aynı bölümde karşılaştırma imkanı olacaktı. Ancak bu defa mesela Kumuk halk inançlarını bir bütün olarak bir arada görmek mümkün olmayacaktı. Bu nedenle biz imkan nisbetinde hem karşılaştırmaya yöneldik ve hem de bötünlüğü bozmamaya çalıştık. Bazan da incelediğimiz halkın inançlarına dair derlediğimiz bilgiyi birkaç ayrı ayrı kaynaktan aldık. Bu bizi dipnotu çoğaltmaya götürecekti. Kaynakları ayrı ayrı zikretmek de gerekiyordu. Böylece bazı bildiler tekrarlanmış oldular.

Derlediğimiz bilgileri, Türk inanç kültürünün Ana kaynaklarından teyide gitmedik. Türk Dünyasının diğer kesimlerinden karşılaştırma yapmaya da yönelmedik. Ancak derlenilen bilgilerin bizzat kendileri arasında kaçınılmaz tahliller yapıp kanaatimizi açıkladık. Aksi halde bu tespitlerimizi başka türlü belirtemezdik.

Dağıstan'da bir çok halkın yaşadığını belirtmiş ve bunlara dair bilgi vermiştik. Dağıstan halk inançlarını iki başlık altında ele almak mümkündür. Bunlardan konuşulan dili esas almamız halinde Dağıstan'da Türkçe konuşan halklar (Kumuk, Nogay, Tatar, Terekeme, Azerbeycan Türkü) ile dilleri birbirinden tamamen farklı olan halkları (Avar, Lak, Dergin, Çeçen, Tabasaran v.s.) ele almak gerekir. Bu arada Avarlar gibi bazı bağlı halkların dilleri kendi içlerinde dahi birlik arzetmemektedir. Ayrıca Dağıstan'da miktarları çok az da olsa Rus, Ermeni ve Grek gib ihiristiyanlarla, Çuvut denilen yahudiler de vardır. Biz incelememiz kapsamına gayri müslüm Dağıstan halklarını almadık. Biz Türkçe konuşan Dağıstanlılardan Kumuk ve Tekeme halk inançları üzerinde durduk. Avar gibi Türkçe konuşmayan halkların inançları ile karşılaştırmalar yapmaya çalıştık. Dili esas almadan yahılacak müslüman dağlı halklar arasındaki halk inaç karşılaştırmaları ilginç sonuçlar verebilmektedir. Dağıstan halklarının islama girmeden evvel ortak inanç ölçülerini paylaştıklarını söyleyebiliriz.

İncelememizi kırsal kesime yönelip geniş alan çalışmaları ile malesef sürdürebilmiş değiliz. Bununla beraber, 8-10 günlük zaman zarfında belirlediğimiz inanç kodları itibariyle karşılaştırma yapmaya yetebilecek malzeme bulduk.

Dağıstan'ın Derbent bölgesinde 80.000 civarında Terkeme Türkü yaşamaktadır. Başlangıçta bunlar nüfus kayıtlarında Türk olarak geçiyorlardı. Derbent'in kuzeyinde Terekeme Türkü köyler; Berikey, Velikent, Cemikent, Deliçoban, podar, Karadağlı, Tatlar, Ulu Terekeme, Solek, Şahbozkent, Mehreçkent, Şebede'dir. 12 pareden oluşan Terekeme köylerinden son üçü şimdi yoktur .

İçerisinde Terekemelerin de yaşadığı Rukel köyünde Deşiklidaş (teşiklitaş) diye bilinen taşa çocuklar tedavi için götürülürler. Cuma günleri bu taşın deliğinden hasta çocukları 3 defa geçirirler. Bu esnada 7 renkli iplik ve bir şişe alınır. Şişe deliklidaş'a varularak kurulur. 7 renkli iplik bir çalıya bağlanır. Bu taşa yumurta vurarak kıran da olur. Adak adanırken de bir pirin ismi zikredilir. Tedavi olununca o pire gidilir kimin adağı ise ismi zikredilerek adak yerine getirilir .

Çocuğu olmayan aile Kuklar'a gider. Kuklar Derbent kalesinin karşısındaki büyük mezarlığın içerisinde sonradan korumaya alınmış bir mekan. Derbent Kalesinden Hazar Denizine doğru iki sur iniyor. Halkın inancına göre bu surları Zulkarneyn Yecül-Mecüc'e karşı halkı korumak için ördürmüştür. Derbent mezarlığı kanaatimce Ahlat bilhassa Nokus tarihi mezarlığından küçük. Yinede çok büyük bir mezarlık. 600-700 yıllık mezarların yanısıra halen defin yapılmaktadır. Burada bir kısım tarihi mezar taşları boy, stil ve motifleri itibariyle Ahlat mezartaşları gibi erkek mezar taşlarının alt sırasında; at, suvari ile birlikte at, atın karın kısmının altında bir çift çizme motifleri var. Bu motifler yeni yapılan taşlarda da var. Kadın mezar taşlarında başka simgeler var. Eski ve bilhassa kısmen yeni mezarların taşında muhakkak ayyıldız var. Ayrıca çeşitli kuş resimleri tekli ve çiftli kompoze edilmiş ve çiçek resimleri ile bezenmişler. Son dönemin zengin mezarlarında siyah mermer üzerine meftanın fotoğrafı resmedilmiştir. Kırklar içerisinde izahi gereken bir çok mezar ve türbe bulunan bu mezarlıkta yer alıyor. Malesef çektiğimiz iki makara filminde yandığı bu mezarlıkta Kurklar 40 mermer mezar taşından oluşmuştur. Bunlar balık sırtı 2-3 metrelik mermer mezarlardır. Bir duvarla çeperlenmişlerdir. Çeperin üst başında 2 metre kadar yüksekliği olan üstü kubbeli, önü ayetli ve ocağı andıran diğer mezarlara göre çok yeni üstü badanalı bir yapı var. Ziyaret yerinde ağaçlar, bağlanmış adak çaputlarından gözükmüyor. Halkın ifadesine göre Salman-I Farisi ve kardeşi bu iki mermer sütun mezarda yatmaktadır. Kırklara çocuk dilemenin yanı sıra "er talebi", "murat", "tedavi" ve daha bir çok ihtiyaç için gidiliyor. Kırklara çocuk dileği ile gidenler, orada taştan yapılmış sembolik beşiği sallarken, orada sadaka nezir eder, adakta bulunurlar.

Bu mezarlıkta ayrıca Fethali Han'ın karısı, kızı, oğlu ve kölesinin bulunduğu kümbet tipli bir türbe var. türbedeki kırk anahtarlı Korku taşından her türlü korkunun giderilmesi için su içilerek yararlanılıyor.

Çeşitli dilekler bu arada çocuk istemi ile "Erenler"e gidilir. Erenler Şehbuz Dağındadır. Halk hacca gider Erenler'e gider. Burada da Adak adanır. Erenler'deki kutsal kabul edilen bir taşın deliğinden geçilir. İyi niyetli olmayanların bu delikten geçemeyeceğine inanılır. Kötü niyetli olanları taşın sıkıp bırakmayacağına inanlıır. Buradan getirilen taş parçaları uğur niyetine üzerlerinde taşırlar Erenler kaya'sına bütün dağıstan halkı aynı inaç ve ihtiyaçla gider .

Yöredeki çocuk istemi, yaşamayan çocuklar için gidildiği mekanlardan birisi de "7 kardeş bir bacı kalesi'dir. Burası daha ziyade Tabasaran'ların bölgesindeki kutsal yerlerdir .

Çeşitli uğursuzluklardan korunmak hayır ve bereketi celbetmek için Derbent yöresinde dah aziyade Şii inançlı Türklerde insanlar üzerinde "Beşparmak" taşırlar. Beşparmak çocukların omuzuna nazarlık olarak da takılır. Altından yapılmış beşparmağın Hz. Fadime'nin elini temsil ettiğine inanılır.

Aşerme inancı Derbent'de Tekeme ve Azerilerde de vardır. Kumuk Türklerinde aş; yemek, aşa, yemek yemek iken, aşa; yemek ye demektir. Yaşar aşa, yaşar buyur aş ye demektir. Buradan hareketle aşarmak aş arzulamak, aş yemeği arzulamak anlamında olabilir. Kumuklar hamile kadının annesine "eşine/asina düşkün" demektedirler. Hamile kadına Aylı kadın, yükü hayvana "buaz" denilmektedir. Kumuklarda aşaren kadının aş erdiği şey temin edilir. Yemesi sağlanılmaz ise, annenin vücudunda aşerilen yiyeceğin leke şeklinde çıkacağına inanılır .

Kumuklar ve Avarlar ve bütün Dağlılar çocuk diledikleri için "Pir"e giderler. Veli kız Pir'I belli başlı pirlerdendir. Bu pir Ağaç Aul'dadır. Buraya bekar kızlar eş talebi içinde giderler. "Çaput bağlama" inancı vardır. Burada sadaka dağıtılır. Eskiden çocuk dileyenler çok çocuklu annelerin elbiselerini giyerlerdi. Yetimlere ve çok çocuklu ailelere yardım edilirdi .

Kumuklarda ve Avarlarda "Beşik Kertme" yöntemi ile evlenme geçmişte var iken şimdi hatıraları kalmış. Kumuk Türkleri Beşik kertmeye "Beşikten belgilenen" diyorlar.

Dağıstan'da hamile annenin göreceği rüya onun doğacak çocuğunun cinsiyetinin belirlenmesini tayin eder. Rüyada sarıgül gören kumuk annesinin kızı ve düşünde kırmızı gül görenin ise oğlu olacağına inanılır. Kumuklarda dünyaya gelmiş bebeğin "eşi", "göbek bağlı" köpeğin dahi kazamayacağı kadar derine gömülür .

Kumuklarda Alkarısı'nın isme "Bastırık"dır. Albasması "Bastırık Basa'dır. Alkarısı ve Albasması Avarlarda da vardır. Ancak ismi Avarca'dır. Kumuk'larda da gayıptan tanıdık bir sesle çağırma vardır. Buna "şeytan kıcırdı", şeytan çağırdı, aldattı denir. Böyle hallerde Kumuk "Tövbe Estağfurullah" dter. Kendisinin tanıdık bir sesle çağrıldıağını duyan, bu sese ilgisiz kalıp cevap vermemelidir. Cevap verilmesi halinde cevap verenin başına İblis-cinin bir felaket getireceği inancı vardır. Kumuklarda da geceleri ahırda bağlı atı cinler binebilirler. Buna "Cin hoydokon at", cin binen at denir. Bu biniş atı hasta eder .

Kumuklarda ve Avarlarda cin ile problemi olanlar şifa bulmak için halk arasında "Kocakarı" diye bilinen kimselere giderler.

Ayrıca Alkarısı mumasili "Su Anası" vardır. Su Anasının diğer ismi "si iyesi"dir. Uzun sarı saçları vardır. Aşık olmuş sevgilisi ile gizlice evlenmiş diye hikaye edilir. Bu inançda Avar ve Kumuklarda ortaktır.

Kumuk ve Avarlarda Ana da baba da kırkı çıkmadan evden eşikten dışarı çıkmazlar. Yas evinden gelen kadın kırkı çıkmamış annenin yanına gelmemelidir. Aksi halde anne "kırk" olur. Kırk basmış yani kırk olmuş kadının tedavi için ince ipek iplik sağ elin parmaklarından başlanılarak ayak parmaklarına varıncaya kadar bütün vücuda sarılır. Sonra bu ipek iplik bir ucundan yakılır ve bütün iplik bir anda yanar. Böylece anne kurtulmuş olur. Kırk basmış annenin sütü devamlı olarak akar, kadın üzüntüye kapılır, bunalıma girer. "Kırk düşen" kadının ateşi sürekli çıkar, iner, titrek, terler şuur kaybı olur. Tedavisi için "Kırk kızlar Piri (Pınar)" su getirilir. Bu su ile "Kırk" olmuş kadın üç defa çimdirilir. Bu sudan kadın ayrıca üç defa içer. Kadın için şifa duaları okunur ve şifa dileyen sözler söylenir. Böyle hanımlara 40 adet kurze yedirilir. Kurze içerisine kıyma doldurulmuş hamur yemeğidir .

Kumuk ve Avarlar'da süt çocuğu gece çarşıya çıkarılmaz, muhakkak çıkarılması gerekir ise çocuğun yüzüne "Ocak isi" sürülür. Eline ekmek ufağı sıkıştırılır.

Kumuk ve Avarlarda nazar değmesinin giderilmesi için kurşun dökülür. Hamur yapılır, bu hamur dua okunularak duvara vurulur. "Kim nazar etti ise yüzü bu hamıra çıksın" denir. Ayrıca nazara uğramış insansan "emci kadın"a gidilir. Emci kadın sopa ile nazarlının ayağının bir altına bir üstenü vurur. "Ayağından çıksın bunun çaresi budur" der. Terekelemelerde göze karşı sancak, (kilitli iğne) takılır. Üzerlik yakılır. Seyit Ahmet'in kolyesi suya batırılır, "suyu şifadır" inancı vardır.

Kumuk ve Avarlardan insan isimleri de tespit etmeye çalıştık Ayrıca Dağlı halkların İslamiyetten evvelki isimleri diye de bir döküman bulduk. Avar insan isimleri; Mesela (Altın) kadın ismi Yezilov (Bronz) erkek ismi, Mohulav (Demir) erkek ismi, Dugrucil (Sıkı Kemer) erkek ve kadınlara konulabilen bir isim, Avarlardaki İnsan isimlerindeki mantık Türklerle aynı ancak dil değişince doğal olarak kelimeler de değişiyor .

Avar ve Kumuklarda da köpeğin kurt gibi uluması ölüm haberi olarak algılanıyor. Keza Baykuşun da konduğu damdan bir ölünün çıkacağı şeklinde inanılıyor. Zamansız kışkışan (öten) horozu keserler felaket getireceğine inanılır. Tabasaranlarda da Baykuş (Gugunay) konan evde ölü çıkacağına inanılır.

Avarlarda ölümü haber verecek kimse, papagını ön tarafa düğru düşürür yavaş yavaş yürür yüzü yere eğiktir. Böyle kimselerin ölüm habercisi olduğu anlaşılır. Dağlı halklarda da ölünün üçü, yedisi, yirmisi, kırkı, elliikisi, sene-I devriyesi yapılmaktadır. Ancak bu uygulamalar bilhassa Avarlarda bölgelere (köylere) göre değişiktir. Kumuk ve Avarlarda "ölü helvası" daha mefta defnedilmeden kavrulur, defnedilinceye kadar dağıtılır .

Mezarlıklarda özel Kur'an okunulan çadırlar kurulur. Köylerde ayrı amaçla seyyar çardaklar kullanılır. Avarlarda bunlar mezarın başına götürülür, orada 3 gün Kur'an okunur. Kumukların meskun olduğu Türk Hazar İmparatarloğunun eski başkenti Targu'da ölü evinde Kumuklar 7 gün Kur'an okurlar.

Kumuklarda yas evindeki ağlatıcı deyişler söyleyen kadına "Laylatıcı" veya "Zikra" (zikirci) denir.

Kumuklarda cenaze evinin önünde yakınları bir kaç gün ve gece bekleyerek nöbet tutarlar. Başsağlığına gelenlerin hoca tarafından uyarı ile fatiha okunur, cenaze sahibine geçmiş olsun derler.

Dağıstan'dan hacca hale yaya olarak gidenler çıkabilmektedir. Böylece hacc'ın daha makbul olacağına inanılır. Anadolu'da camiye yürüyerek gelinmesi atılan adım sayısının arttığı nisbetinde hayır işlenilmiş olunacağına inanılır. Türk Dünyasının bir çok yerinde bazı yatırların bulunduğu tepeye yürüyerek çıkalması makbul sayılır. Çıplak ayakla çıkanlar olur. Cenazeyi duyurmak için suvari, atından inerek duyuru yapacağı eve yürüyerek gider. Bazı yörelerdeki mezarlık ve türbe önünden geçen süvari atından iner, atını terkisine alır .

Kumuk ve Avarlarda başlık parası, cehiz gibi uygulamalar vardır.

Kumuklardan bir kimse kan davalı ise Avar'a ve Avarlar'dan bir kimse kandavalı ise kumuk aileye sığınır. Atalık (çocukların belirli bir yaşta başka bir ailenin yanına verilerek yetişmesini sağlamak). Kumuklarda da, Avarlarda da vardır. Avarlar çocuklarını Atalık için Kumuk aileye ve Kumuklar da tercihen Avar ailesinin yanına verirler. Bu uygulama çocuklar 18-19 yaşına gelinceye kadar devam ederdi. Atalık olarak verilmiş gençlerin yeni aileleri tarafından evlendirildikleri dahi olurdu. Bu uygulamalar eski-yeni, köy-şehir olarak farklılık gösterebilmekterir .

Kan davasında, katil öldürülenin evinin eşiğine gider. Orada ölen şahıs ve yaslı aile için dua eder. Sonra katilin bütün ailesinin erkekleri katille birlikte ölen şahsın mezarına giderler. Başları açık ve önlerine eğiktir. Katilin ailesi öldürülen kimsenin ailesine bazı tazminatlar verir ve uzun süre saygılı davranır. Ayrıva öldürülen şahıs bazı yörelerde boynuna bir kefen alır, öldürülen şahsın ailesinden en büyük zatın evine gider. Katili ailesinin en büyüğü getirmiştir. "İsterseniz affedin, isterseniz bağışlamayın" deri. Kapısına gidilen yaşlı zat katilin başını okşar, aileler arasında barışı pekiştirmek için evlilikler yapılır .

Dağıstan'da Tabasaran'lar merkez Haçni kasabasında yaşayan Müslüman bir halktır. Dilleri Türkçe ve Tabasaranca'dır. Tabasaran'ların hepsi Türkçe bilirler. 5-6 kent (köy)ün anadilleri Türkçe olup Tabasaranca da bilirler. Bölgenin yerli halkıdırlar. Bir kısmı "Türk Tabasaran" olarak tanınırlar. Okullarında Rusca, Türkçe ve Tabasaranca öğretilir .
Tabasaran erkekleri için evlenme yaşı 18 ve yukarısıdır. 18 yaştan evvel evlenilmez. Resmi nikahın yanısıra Kebir/imam nikahı da vardır. Tabasaranlarda 2-3 hanımlı evliliklerde görülebilir. Bir Tabasaranın 5 ile 15 arasında çocuğu olabilir. Kız kaçırma yoluyla evlilik de vardır. Kız kaçırmaya "kız çalmak" denir. Eşlerin arasında evlilik için anlaşma olmuş iken, ailelerin büyükleri evliliğe muhalefet etmiş ise, gençler kaçabilirler. Tabasaranlarda iki kardeşten ölenin dul kalan eşini diğer kardeş alarak evlenebilir. Evlenecek kızın kanaatini sorun babalar giderek artmaktadır .

Tabasaranlarda çocuğa, ölmüş ulu atanın isminin konulması çok yaygındır. Çocuk dünyaya gelince toy yapılır. Oğlan çocuğu daha makbul tutulur. Çok konulan isimler arasında İmameddin, Taceddin, Zeyneddin, İsameddin, Ramazan, Hacı Muharrem, Hacı Kurban, Sıraceddin, Güleybed (Gülenyüz), Soybed, İzamed, Zühra, Zahrahanım, Colul (Bekar), Naide, Tahmına, Taşdemir, Demirkaya, Kahraman, Gülbela, Aydın, Pirbela, Gülgez, Sonkıza, Oğlangerek, Yaşar, dursun vardır. Bunlardan Pirbela ziyaretlere gidilerek edinildiğine inanılan çocuklara verilir. Sonkıza, artık kız çocuğunu istemiyorum, keza Oğlangerek, erkek çocuğu istiyorum, Yaşar ve Dursun çocuklarının ölmeyip yaşasınlar anlamında konulan insan isimleridir. Özel Tabasaran ismi ve Tabasaranca isim yoktur. Tabasaranlarda çocuklarının yaşamaları için onlara konulan isimler değiştirilirler. Ömrü kısa olan çocuklar için "ömrü bitti" ömrü bitmiş tabiri kullanılır. Ömrün kesilmesi ile ömrün bitmesi farklı anlamlardadır. Ömrün kesilmesi kaza sonucu ölümü, ömrün bitmesi ise, o kadar yaşayabilmiş olmasını anlatır .

Tabasaran'larda sünnet aşı vardır. Çocuğun doğumunun kırkıncı günü sünneti yapılır. Bugün kolu komşuya yemek ikramı yapılır.

Tabasaranlarda Balanın ilk sacı bir şeye sarılır ve saklanır. Eskiden sünnetin parçası toprağa gömülürdü.

Tabasaranlarda genç kızların kısmetinin tahmini için falcı kadınlara gidilir. Bunların gelecekten haber verdiklerine inanılır. Kısmetleri de tahmin edebileceklerine ihtimal verilir. Ayrıca Pir olan Terek (Ağaç) Dörk (Magara), Mecet (Mescit), Meşe (Orman) lar vardır. Dörk/Magaraya gelinir gece orada yatılır. Orada kurban kesilir. Bu tür kutsal yerlere Pir dtenilir. Bu tür yerlere ayrıca şifa, çocuk, er, iş, aş için de gidilir. Buralardan çeşitli dileklerde bulunulur. Mecit meşe denilen yerlerin ağaçları kesilmez. Kesenler çarpılır, felç olur, ölür inancı vardır. Buralara çaput bağlanılmaz, ub kutsal meşelere dua edilir .

Kars'ta Terek, raflardan oluşan tabakların konulduğu tahtadan yapılmış önü açık dolaba denir. Dağıstan'da Ağaç anlamına geldiğini gördük.

Tabasaranlarda şimşek çaksa, yıldırım düşse, gök gürlese halk Allah'a dua eder. Köyden birinin ineği itse, (ayıp olsa) Molla kurdun ağzını bağlar. Kurt ağzı bağlamak Terekeme ve Kumuklarda da vardır. Tabasaranlarda da Tanrı kavramı Tengri olarak yaşamaktadır .

Derbent'te Kırklar mezarlığında "Pir" diye bilinen bir mekan vardır. Burası çepere alınmış 20-25 m² lik bir alandır. Etrafındaki çalılara adak çaputları asılmıştır. Kapısından girince tam karşıda 1,5-2 metre yüksekliğinde bir ocak vardır. İçerisined pirinç, şeker türünden niyet eşyası konulmuştur. Çeperin içerisinde sağdan yere yatık vaziyette 1,5-2 metre uzunluğunda harfiyattan çıkmış yarı yere gömülü vaziyette mermer bir Anahtar vardır. Buray akısmeti kapalı gençler adak adamaktadır.

Aynı şekilde aynı boyda yine mermerden bir makas da sol yanda vardır. Buraya kısmeti bağlı gençler de adak adamaktadırlar. Burası görülen bir rüyadan sonra eşilerek bulunmuştur. Anahtar Dağıstan'da kapalılığının baht çaresi, makas ise sonradan yapılmış bağlı olmanın çözümüdür.

Derbent'teki Kırklar mezarlığında ayrıca adakla ziyarete gidilen Dudu Hatın türbesi vardır. Dudu Hatun Fethali Han'ın eşidir. Türbede dudu Hatın'ın kızı, oğlu ve eşrafının mezarları vradır. Mezarda açık el, yeşil ziyaret bayrağı, bağlanmış çapıtlar, ay yıldızlı bayrak vardır. Ziyaretin burası kümbet tarzındadır.

Dağıstan yatırlarından birisi de Umamay'dır. Umamay isimli bir kumuk kızı bir gence aşık olur. Oğlan da Umamayı sevmektedir. Umamay camuşlarını beklerken kutsal bir ruha aşık olur. Bunun üzerine Umamay adem evladı aşığına "benden vazgeç ben artık başka bir aleme aidim" der. Bir gün Umamayın comuşları kaybolur. Comuşların ormanda kaybolduğu söylenir. Aşık olunan kutsal ruh/güç kılıcı ile ceviz ağacını vurur. Çıkan kıvalcımla orman yanar. Kız ölüncü "Kabrimi ormana yapın üzerime buğday serpin. Ben ormanın yakılmasına sebep olmakla kuşlara zarar verdim. Buğdayı kuşlar yesinler" der. Zamanla mezarın üzeri yekpare bir taş olmuştur. Halk buraya buğday serper ve dilekte bulunur .

Terekeme Türklerinde gelin eşikten girerken ilkin sağ ayağını atmaktadır. Bunun uğruna ve bereketine inanılır. Ayrıca eşiğin önünde ve kapıda da balta olur. Balta ile kötü ruhların kovulacağına inanılır. Kumuklarda ev sahibi ile misafir eşikte el sıkışmazlar ya içeri girilir veya dışarıda tokalaşılır. Bütün Dağıstan'da eve gelen misafir evin bir ferdi kabul edilir. Misafire gelen her türlü zarar ev sahiplerine gelmiş kabul edilir .

Gudil, Terekeme Türklerinde yağmur duası için gezdirilen geline denir. Gudil yedi ev gezdirilerek pirinç toplanılır ve bununla pilav yapılıp yedi eve dağıtılır. Böylece yağmurun yağacağına inanılır. Tabasaranlarda yağmurun yağması için sadaka verilir. Molla yağmur yağsın diye dua eder. Kurban kesilir. Çok yağan yağmurun durması için baltayı yere vurur. (Ağzını toprağa sancar.) Kuru bir taş bulunur onun ıslanmaması için saklanır. Ayrıca birisi bir yılan öldürmüş ise yağmurun yağmaması isteniyor ise, o öldürülen yılanı görmesi gerekir. Serçe türünden bir kuş vardır. Onun öldürülmesi halinde kar yağacağına inanılır .

Güney Derbent'te birbirlerini seven ve fakat evlenemeyen iki genç intihar ederler. Mezarları yan yana kazılır ve defnedilirler. Yağmur yağar ve bu iki mezarı birleştirir. Halk iki mezarı tekrar ayırır. Mezarlar tekrar birleşirler. Burayı sevgilisine kavuşmada güçlükle karşılaşan gençler ziyaret ederler.

"Pir Yamacı" diye bilinen yer de kutsal kabul edilen ve aşık gençlerin ziyaret ettikleri bir mekanda kayadır. Bu kayayı kimse kıramaz. Kırmaya kalkan felakete uğrar. Burada aşık bir gencin ruhu olduğuna inanılır .

Kumuklarda Çor, kara demektir. Rusca ise Çorni kara demek çor, kara anlamında Ruscaya ne zaman ve nasıl girdi. Anadolu'da ise "çor çıksın o suratına", "çor vursun suratına" veya "çorlu" tanımları vardır. Bu, bilinmeyen bir musubete uğra ve uğramış kişi demektir .

Dünyada Rusca konuşan müslüman aranırsa resmi dili Rusca olan RF'nun müslüman halklarına bakılmalıdır. Milliyetleri tyin eden dil ise, (Rusya misalindeki her ne kadar ana dil değilse de bu soydaşları tenzih ederim) Milleyeti tayin eden din ise, bu soydaşlarımız aralarında Rusca anlaşan müslümanlardır. Bütün türk lehceleri biribirlerini anlayabilecek noktaya gelebilseler, Rusca ile mücadele etmeye hiç gerek yoktur. Zira her Türk lehçesi Rusca'ya çok sayıda kelime vermiştir. Bu kelimeler farklı Türk boylarına Rusca kelime kimliği ile taktim ediliyor.

Kumuk Türklerinde yaşamayan çocuklara yaşaması inancı ile Dursun, Yaşar gibi isimler konulur. Ayrıca; Kalsın, Ölmez, Kıztamam isimleri de verilir. Yaşamayan erkek çocuğa kız elbisesi giydirilir. Ve kulağına küpe takılır. Eskiden bebek korunsun diye bir yatıra satılırdı. Bir dönem komunist yönetim sünneti yasaklamış çıkan diş ve sünnet parçası, çok yaşayan insanların kış dahi olsa evine taşlanır (saklanır/gömülür).

Ruslar alt kültür kesimlerinin kültürel farklılıklarını netleştirmek için gerekeni yapmışlar, Bu farklılıklaştırma politikası için hel halka ayrı tiyatrosu kurulmuş, çocuklar tiyatrolara kukla tiyatroları ile alıştırılmış. Ancak kültür ve eğitim dili üst kimliğin tayin edici kaçınılmaz faktörü rusca olmuştur. Müzik de böyledir. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren mızıka okullarına gider müzik aletlerini tanır, bilgi edinirler. Ancak eğitimde halklar muzikisi sadece folklordur. Büyük kompozitörlerin eserlerinde iletişim dili Rusca'dır. Biz Kafkasya'da gördüğümüz bu uygulamayı Karakalpakistan'da müzecilikte gördük. Nokus'da görme imkanı bulduğumuz Etnoğrafya müzesinde Karakalpak, Türkmen ve Kazak halk icatları farklı salonlarda değişik kültürün ürünleri olarak sergileniyordu. Türk kültürü adeta farklı isimler altında rakip kültürler halinde yarışa itilmişti. Farklılık, üstünlük ve ayrı milliyetler adına sahiplenme, yarışına sokulmuştu. Ancak müze rusca düzenlenmişti. Buroşürler Rusca idi, görevliler tanıtımı Rusca yapıyorlardı. Bu şu demekti, alt kültür olarak Türk halklarının veya diğer halkların kültürü hars olarak kalacak ancak, bunları bağlayıcı, bir arada tutucu faktör, ruhunu Komunizmden alan Slav üst kültürü adına Ruslaştırma için uygulayacaktı. Şimdi komunizm bağlayıcı faktör olarak yok. O aradan çıkınca farklı milli kimlikler adına mensubiyet savaşı başlamış, yeni bağlayıcı faktör ne olmalı, bu halkların aynı ortak tabanı ne olmalı, İslam mı, hangi islam ne manãda?

Kumuklarda erkekler 24-26 yaşlarında kızlar 18 ve daha yukarı yaşlarda evlenirler. Aile reisleri evlendirecekleri kızların kanaatini sorarlar. İki evlilikli Kumuk ailelerde ikinci eşinde sadece imam nikahı yapılır. İmam nikahına "Gebin" denir. Bir ailede ortalama iki-üç çocuk olur. Çoğunluk tek evlilik yapar. Çift evlilik nadiren görülür. Kız kaçırarak evlenme veya kızın kaçması suretiyle evlenmesi Kumuklarda rezalet olarak kabul edilir. Çeçenlerde sık görünen bir evlenme türüdür. Ölen abeğinin dul eşiyle vlenme Kumuklarda nadiren görülürken Nogaylarda oldukça sık görülmektedir. Kafkas halklarında nadiren de olsa büyük ölçüde geçmişte de kalmış olsa"Beşik kertme" yöntemi ile evlenme olmuştur. Kumuklarda kuzenler arasında evlenme olabilmektedir. Dayı, amca, teyze çocuklarının evlenmeleri görülebilmektedir. Dünyaya yeni gelmiş çocuğa ilk ve en çok temenni edilen uzun ömürdür. "Ömrü bol olsun, ömürlü olsun" denir. Ayrıca hayırlı ömür dilenir. Bu arada birisi hapşırınca çevresi ona "Hayır ve yahcılık" der, hayırlar ve iyilikler diler . Kumuklar Anadolu Türk kültürünü uzunsüre N. Hikmet, A. Nesin ve Çalıkuşu ile tanımışlardır. Kumuklar arasında çok sayıda Feride isminin oluşu, "Çalıkuşu" romanından kaynaklanıyor. Kumuk Türklerinde çocuğu olmayan kadın "Enem Hatun"lara gider. Bunlar gün görmüş çok çocuğun doğumuna nezaret etmiş, bilgili ağzı dualı yaşlı kadınlardır. Ayrıca çocuk dileğiyle ziyaretlerine gidilir. Eskiden çocuğu olmayan kadınlar, çok çocuklu kadınlardan kumaş parçaları alır, bununla yorgan diker çocukları dünyaya geldiği zaman ölmesin yaşasınlar diye toplanılmış bu kumaş parçalarından dikilmiş yorganı kullanırlardı. Böylece çocuklarının ölmeyip yaşayacağına inanırlardı .

Kumuklarda hamile kadın (Aylı kadın) a özel ilgi gösterilir. O'nun canının çektiği bir yiyecek olur ise, temin edilip yemesi sağlanılır. Aksi halde "Damla" olur. Damla annenin veya bebeğin vücudunda "ben" çıkmasıdır. Hamile (Aylı) kadının nefsine çok dikkat edilir. Böyle kadın komşunun yemek masasına gelse (yemek yenildiği zaman gelmiş olsa) hemen oradan uzaklaşır. Nefsi bir şey çekebilir. Yemek yemekte olan komşusu ise, yemek sofrasında (masasında) ne kadar yiyecek var ise onları hazırlar ve yemesi için hamile hanıma verir .

Güngörmüş Kumuk aileler, Kumuk Türk geleneklerinin unutulduğundan şikayet ederlerken, "Geleneklerimizin unutulmaları zamanla kimliğimizin yok olması kayıp olup gitmemiz anlamına gelir" deyip üzüntülerini belirtiyorlar. Yaşlılar genç anne ve babaları bilgisizlikle suçlayıp geleneklerini öğrenmeye teşvik ediyorlar. Bu arada geleneklerin ilk çıkışları ve halklar arasındaki gelenek ortaklığının sebepleri araştırılırken; Avarlar, "Biz tarihi Avar İmparatorluğunun uzantılarıyız" demektedirler. Kumuklar "tarihi Avar İmparatorluğu bir türk devleti idi ve orada bir çok dil konuşuluyordu. Konferarosyon İKİNCİ BÖLÜM SAYFA11 dilleri arasındaki farklılık bugünkü Dağıstan Avarlarının dilinin anlaşılamamasına yol açmaktadır" demektedirler. Kafkasya'da Şaban Kuzgun Hoca'nın Hazarlarla ilgili çalışmaları biliniyor ve o kitaptaki Hazarların Türk kimliği bazı araştırmacılarca yargılanıyor. SAYFA 11 Hazar İmparatorluğunun dili konusunda üç iddia var. Bunlar; Hazarlar Türktür, Hazarlar İranî idiler ve Hazarlarda üç dil vardı. Bu diller Türkçe idi, Farscaidi ve Hazarca idi. Avarlar kendilerini Hazarların da kısmen varisi sayıyorlar. Dağlı Museviler ise İbranice konuşuyorlar.

Mohaçkale müzesinde erzak küpü türünden Hazar arkelojik malzemenin teşhir edildiğine şahit olduk. Dağıstan'da "Biz Hazarlardan geliyoruz" diyen toplum daha ziyade Kumuklardır.

Kumuklarda ölü evinin sahipleri aş dökmezler. Aşı, yas evinin yakınları pişirirler. Ölümden sonra din adamları 3 gün içinde bütün dinî işlemi bitirirler. Kumuklardaki Tengri inancını gösteren bir deyişe göre; "Tenğrini yarığı terezeden, terekni yemiş tepsiden" (Tanrının nuru percereden bereketi tepsiden gelir) Bir başka özlü ifadeye göre "tengri salgan namusdan kaçmas" (Tanrının önüne geçilmez) .

Kumuklarda cuma aynı zamanda hafta, 7 gün demektir. Dinî işlem ilk cumaya kadar bitirilmiş olur. Yas evine gelen kadınlara paketler halinde, sadaka verilir. Tarku'da (Hazarların eski başkenti) bu süre değimektedir. Cenazelerde sesli ağlamayı, kuran okuyanlara para verilmesini hocalar yasaklamaya çalışıyor. Kumuk Türklerinde yas 40 gündür. Kırk günden fazla yas olmaz yasın 40. Nıcı gününde yaslı traş olur vey aettirilir. Meftanın yakını olan kadınlar bir yıl boyunca siyah giyerler. Yas evinde neşeli bayram olmaz. Yaslı aile düğün derneğe gitmez. Siyah giyinmek karlara bürünmek yaşlılık alametidir. Kara renk ile kederlilik mesajı verilir .

Kumuklarda cenazenin yıkandığı su, kanalizasyona dökülmez. Çiğnenmeyen yerlere dökülür. Eskiden meftanın binek atı cemaatle birlikte mezara getirilirdi. Defin esnasında gözünden yaş akıtarak ağlayan atlardan söz edilir. Ölünün ardından "un helvası" yapılır .

Kumuklarda ayna ile ilgili inançlar çoktur. Aynaya gece bakılmayacağı, gelin sandığına ayna koymanın iyi olduğu ve ayna kırılmasının hayıra yorumlanmadığı şeklindedir. Tabasaranlarda çay bardağı devrilse, eve yağ geleceğine inanılır. Örümcek görülse, uğurlu bir konuğun geleceği inancı vardır. Pencereye alaca karga konsa, şeker konularak hayıra yorumlanır. Evden gidenin ardından su dökülür.

Kumuk Türklerinde aya, yeni doğmuş aya, ve güneşe saygısızlık edilmez. Bir çok isminde ay ve güneş kelimesi de geçer. Tanrı kelimesi Kumuklarda "Tengri" olarak yaşıyor eski inançlar "Tengriciliğin kalıntıları" olarak bilinir.

Dağıstan'da imama duyulan saygı, muhtara duyulan saygıdan çok büyüktür. Ancak İmam Şamil mumasili imam ve açığa çıkmış imamet organizasyonu da yoktur. Namazı kılan, orucu tutan bir çok Dağıstanlı aynı zamanda komunist inançlıdır. Komunist partiye oy verirler. Kafkasya'da İslam halk kesimlerine farklı şekilde yanşımıştır. Laklar ve Lezgilerde çok zayıf olduğu ifade ediliyor. Nogayları, Tabasaranları, Lezgileri, Azerileri İslamın birleştirici karekterinden hareketle bir araya toplamak çok zordur. Türkiye'nin Dağsıtan'daki prestiji, Türkiye'nin İslamı yorumlayış biçiminden geliyor.

Kumuklarda "itin uluması çok yaman ayıdılar" SAYFA 13 çok uğursuzluk olarak söylenir. Uluyan iti muhakkak öldürürler. O köpeğin öldürülmesi uğursuzluğun giderilmesi şeklinde algılanır. O it öldürülmez ise "git sahibinin başını ye, uğursuzluğun sahibine olsun", "yetsine başına bolsun" denir. Avarlarda Huthut (Baykuş) kuşu'nun görüldüğü evden ölü çıkar inancı vardır. Yıldız kayarsa köpek ulursa bir felaketin olacağına inanılır.

Kumuklarda erkeğin karısının ismini söylemesi de uğursuzluk uygunsuzluk olarak algılanır. Kumuk bilhassa yabancıların yanında eşine ismi ile hitap etmez, ona "Ey", "O" gibi hitap eder. Aynı zamanda gelin kayın atasının yanında erinin adını ağzına almaz. "Ataya hayasızlık" olur. Bu da hayır getirmez. Bu tür telkinler aile içerisinde zamanla verilmiş eğitimle edinilir. "Kızım sana ayıtaman gelinin sen tınla" kızım sana diyorum, gelinim sen dinle. "Kulag as" Kulak ver, dinle.

Kumuk Türklerinde çocuğun süt dişi çıkıncı ailesi "Şapsı" yapar. Şapsı, Fasülye, burcak ve mısış haşlanılması ile yapılan bir nevi ikram yemeğidir. Kumuklarda nazar olmuş çocuk ulu kişiye götürülüp okutturulur. Çocuğu götürme imkã yok ise, okutturulmak için çocuğun kalpağı ulu kişiye götürülür. Çocuğa bazan Henkel (Nuska) yaptırılır. Bu üçken çocuğa takılır. Beşiğe asılır. Anadolu'da muska üç yol ağzına gömülür. Muska üç köşeli olur. Henken böreğide üçgen şeklindedir.

Kurşun dökme bütün Dağıstan halklarında olduğu gibi kumuk Türklerinde de vardır. Ayrıca nazarın giderilmesi için Börü Gözü (Kurt gözü) de etkilidir. Aile fertleri arasında ihtilaf çıkmış ise, geçimsizliği gidermek için Börü Gözü (Kurt gözü) de etkilidir. Aile fertleri arasında ihtilaf çıkmış ise, geçimsizliği gidermek için Börü gözü kız ile oğlan, karı ile koca arasından geçirilir. Bu uygulama bizzat yapılamaz ise, temsilen arkadan arkaya, uzaktan uzağa yapılır.

100-150 yıl kadar evvel Dağıstan'ın Kumuk muhitinde Etne (öldürülen kadın) diye bilinen bir insan ve onunla ilgili inançlar yaşamaktadır. Etne çiğ ete veya iğne çakar, bunu insanların yastıklarının altına veya evlerinin eşiklerinin altına gömerdi. Böylece eşlerin ayrılmasına, insanların ölümüne yol açardı. Ondan korunmak için Henkel/Muska yapılırdı.

Kumuk Türk geleneğinde kına yakma uygulaması ve onunla ilgili inançlar yaşıyorlar. Gelinin eline kına yakılır. Ayrıca gelinin başına saçı saçmak da var. Ancak bu uygulamalar çok azalmıştır. Daha ziyade köylerde görülmektedir. Eskilerde kalmıştır. Toyda bayrak geleneği daha ziyade "Tavlılar" da dağlı halklarda Dağıstan(ın dağlık kesimlerinde yaşamaktadır. Mohaçkale'de Diyanet işlerini yürüten Müftülük binasının çatısında tamamen yeşil bir bayrak vardı. Bayrağın üzerinde hiç bir işaret ve yazı yoktu. Aynı binanın ön cephesine mozaikten büyük bir ay yıldız yapılmıştı. Ay-yıldız Dağıstan'da bütün dinî yapıların ortak simgesi, Türbelerde mezar taşlarında çok yoğundur. Bunun sebebini yüksek tahsil yapan bir gence sordum, bana "Ay-yıldız İslamın ortak simgesidir" dedi .

Kumuk Türklerinde düğünden hemen sonra gelin evden ayrılırken, baba evine tekrar dönmesin diye ardından sembolik taş atılır. Amaç gelini aşağılamak anlamında taşlamak değil, yeni yerinde taş gibi ağır olmasını sağlamaktır .

Avarlar arasında erkeğin asgari evlilik yaşı 18 kızın ki 16 dır. Kızının haberi olmadan kocaya veren ailelere az da olsa rastlanılır. Çoğunluk kızına kanaatini sorar. Avarlarda iki hanımla evlilik sık olmasa da görülür. Eşlerin her ikisi di imam nikahlıdır. İkinci eşlere yasal işlem yapılmaz. Yasalarda onaylamasa da özel uygulamalarla ikinci kadın alınır. Kız kaçırmak suretiyle evlilikler de olur. Ayrıca Avarlar arasında ölen abeğinin eşi ile evlenildiği de olur Bu tarz eevlilik daha ziyade Dargi'lerde vardır. Diğer Dağıstan halklarında eskiden çok görülürken şimdi pek yoktur. Bir Avar aile Dağlık kesimde yaşıyorsa 5-7 çocuğu olur. Şehirde yaşıyor ise 3 çocuğu olur. Avarlar ve diğer Dağıstanlı müslüman halk hiristiyanlara pek kız vermezler. Az da olsa hiristiyan aileden kız alındığı olur. İslam aileye gelin gelen kızın dinini değiştirip İslam olmaya mecburdur. "İmana geldi İslamı kabul etti" denir. Şeklen din değiştirenlere de rastlanır .

Avarlar arasında "Veli kızı" türbesinin çok itibarı vardır. 18 yaşında vefat ettiği söylenilen Veli Kız'a Avar gelinler çocuk dileği ile giderler. Avarlar arasında doğum esnasında zorluk çeken kadınlara yardımcı olacağı inancı ile silah atılır veya ses çıkaran bazı uygulamalar yapılır. Bu tatbikatların doğumu kolaylaştıracağına inanılır.

Avarlarda çocuğun göbeği ve sünnetinin parçası çatı katına, bacaya saklanır. Büyük çaplı olmasa da sünnet toyu yapılır. Avarlarda ilk saç da atılmaz evde saklanılır. Avarlarda bebeğin saçını anne keser. İlk saçın kesim günü bebeğin doğum gününün 40. Gününe rastlatılır. Avarlar da oçcuğun ilk dişi çıktığı zaman 'holo' hazırlanır. Eve davet edilenlere ikram edilir veya komşulara dağıtılır. Holo, fasulye ve mısır haşlanarak yapılır . Anne ve çocuk için "Kırk" ve "Kırk çıkma" inancı vardır. Kırkı çıkmamış anneyi Alkarısı basabilir.

Avarlarda çocuğa ismini babası veya baba tarafından dedesi koyar. İsim ailenin geçmiş büyüklerinden ve millî kahramanlarından konulur. Avarlar arasında sık rastlanılan insan isimleri: Muhammed, Ahmet, Murtazali, Habib, Hafız, Şamil, Hafsat (Hafize). Avarlarda (a) ve (e) ile biten insan isimlerinde bu harfler (t) harfine dönüşüyor. Kelimat (Kelam) Ayrıca (f) harfleri (p) olur. Fadime (Patimat) gibi. Avor (özel), Gitinavas (küçük erkek çocuk, Çeer (kara), Çanakan (Avcı), Ahilci (Bahcıvan), Kebet (Demirci), Mesedo (Altın), Artsulay (Gümüşlü) dür .

Çeer (Kara) nın insan ismi olarak konulmasının, mitolojik muhtevası olmalı. Kara kelilmesinin taşıdığı mistik muhteva bilinirken, Türkler ve akrabası oldukları halklarda da kara kelimesi aynı anlamda geçerken bize göre Rusca'daki çor kelimesi türkçenin bir mahsülüdür.

Avarlarda da zayıf doğan çocuğun ilk isminin değiştirilmesi inanç ve uygulaması var. Nitekim Şeyh Şamil'in ilk ismi Ali iken değiştirilip Şamil konulmuştur .

Avarlarda çocuklara konulan isimlerden hareketle diğer aleme bazı duyurularda bulunulur. Mesela Kıztamam (Kıztamam) artık kız istemiyoruz. Lezgilerde Best (Besti) yeter artık çocuk verme.

Avarlarda nazarlık "Sabab" olarak biliniyor. Nazardan korunmak için hayatın muhtelif safhalarında sabab uygulaması vardır.

Avarlar'da doğumda saçı az olan bebeğin saçının gürleşmesi için başında altın yüzük gezdirilir ve bu esnada " tu tu tu maşallah" denir .

Çocuğu nazardan korumak için de yaşlı büyükler parmaklarını ağızlarından ıslatır, o parmaklarını çocuğun yüzüne sürerler.

Avarlarda ve Kumuklarda Aylı kadınla tartışılmaz, üzüntüye sevkedilmez. O, gece güzgüye (aynaya) bakmaz. Ayli kadın gece yalnız bırakılmaz. Kırklı bala SAYFA 16 evin dışına çıkarılmaz. Çocuğa adı ulu adam koyar. Ad balaya büyüklerin razılığı ile konulur. Nadide ve ulu adlar aranır. Kumuklara has özel ad yoktur. İslamî ve Türk isimleri koyarlar. Avarlar ve diğer Dağıstanlı müslüman halk çocuklarına daha ziyade Kumuk isimleri koyarlar .

Kumuk ve Avarlarda kabire su dökülür. Eskiden bu su dökülen ıbrığın kulpundaki ipek bezi ve tabutun üzerindeki örtü bezi molla alırdı. Şimdi bu tür uygulamalar resmi din yetkililerince yasaklandı. Dağıstan'da İslama dışarıdan giren uygulamalara karşı sistemli ve şuurlu bir mücadele var. Meftanın 52. Gecesi dağlık kesim dağıstanlılarda okutulur. Sene-I devriye uygulaması mescit yetkililerince yapılmaz, aileler evlerinde yaparlar. Dağıstan(da bir'ad ve hurafe ve şirkler için "Bunlar Rus dininden geçmedir" deniliyor .

Kumuklarda dua edilirken "Cennet nasip olsun, başınızdan sadaka olsun", "Verdiğiniz sadaka meftanın ruhuna değsin" denir.

Avarlarda henüz dünyaya gelmemiş çocuğun cinsiyetini tayin için Erem kadına gidilir. Erem kadın doğacak çocuğun cinsiyetini kendi yetenekleri ile tayin edebilir. Hamile hanım sağına dayanarak dinlenir ise oğlunun olacağına, soluna dayanarak dinlenir ise kızı olacağına inanılır. Kızı olana "kız taptı" oğlu olana "oğlan taptı" denir .

Genlik (Göbek) ve sünnet parçası taşlanmasın diye (çiğnenmesin) diye keza saçlar, tırnaklar ayak altında kalmasınlar diye yüksek yerlere dama, duvar deliğine konulur. Gece tırnak kesilmez.

Dağıstan'da hikmetli sözler aradım. Yazıma onları da almayı amaçladım. Ancak Rus kültür zihniyeti, pozitivizm, metaryalist mantalite ve bilhassa Türk diline giren Slavca kelimeler bir çok güzelliğimizi alt üst etmiş arayıp bulmak çok zor. Evliya kelimesi deli kelimesi ile karşılanıyor. "Dünyada evliyalar çok Allah ölmeye acel (ecel) vermiyor", "O eve varma aşa, ya kusturur ya şişirir" (yedirip içirdiğini helal etmeyip burnundan döken insanlar için söylenilmiş bir söz).

Avarlarda genç kızların cehiz düzmesi işi ve başlık parası alınması uygulamaları vardır. Evlenecek kızların kısmetlerinin açılması için, türbelere gidilir, dua edilir. Cinciye gidilir. Muska yaptırılır. "Kısmet sormak" için falcıya gidilip fal baktırılır.

Kumuklarda gerdeten sonra "kanlı mendil" gösterilir. Gerde de başarılı olamayan "bağlı erkek" okunması için imama götürülür.

Avarlarda ölümde mefta toprağa verilmeden evvel 3 gün içinde yemek verilir. Bazan da ölü için yemek mezarlıkta verilir. Bazan yiyecekler poşetlerde hazırlanarak verilir. Buna "sadaka" denir .

Avarlarda erkekler kadınların cenaze de yüz yırtmalarına mani olurlar. "Sabır-sabır-sabır" denilir. Avarlarda erkekler ağlamazlar, bilhassa sesli kesinlikle ağlamazlar. Ağlama Nogay ve Kumuklarda vardır. Dağlılarda Magihan (Maihan) göz yaşıhanı, ağlatan kadınlar vardır. Bunların okudukları Dağıstan edebiyatında bir edebi tür oluşturmuştur. Kumuklarda ölü evinde cemaati ağlatan "Sernap yılay" denir. Kumuk kadınlar cenazenin defininde bulunmazlar.

Dağıstan mezarlarında resim ve heylekler için. "Bunlar bize Rus, Grek ve Ermenilerden geçtiler" kılıç kabzası gibi mezar taşları için de "Üzentidir" denilmektedir.

Mohaçkale'de iki müze var. Biz bunlardan birisini gezebildik. Bu müzede; arkeoloji, etnağrafya, zooloji ve güzel sanatlar bir arada idi. Bizi en fazla heyecanlandıran Şeyh Şamil ve dava arkadaşları ile ilgili resimlerdi. Bu arada Hazar türk İmparatorluğuna ait erzak küpünüde gördük. Ancak inanç muhtevalı bir şey göremedik. Burada Dağıstan halklarından; Kumuk, Avar, Lak, Dargin gibi halkların etnoğrafik malzemeleri ayrı kültürler adına teşhir edilmişlerdi. Dağlı halkların zengin etnoğrafyaları düşünülünce pek zengin sayılmazlardı. Bütün dağıstan'ın iki milyon Mohaçkale'nin ise 300-400 bin nüfuslu olduğu düşünülünce bu bölümler fakir de sayılmazlardı. Derbent'teki müze, kilise binasından bozulma idi. Kapalı olduğu için malesef burayı gezemedik. Türk dünyasındaki dinî müzecilik Anadolu ve Balkanlarda var. Dini-folklorik müzemiz ise pek yoktur.

Naş Dağıstan isimli yayın organının 184-185 ve 186 numaralı sayısında, "İslam öncesi Dağıstan halklarının isimleri" adlı bir inceleme yazısına rastladık. "Erkeklere ve kızlara ait" tarzında ayrılan bu isim listesi Dağıstan'da İslamdan evvel bir ortak kültürün hakim olduğunu gösteriyor. Bu isimler bugün Dağıastan halklarının bir çoğunda ortak olarak yaşamaktadır. Bu isimlerin büyük kısmı Türkiye Türklerinde de yaşamaktadır. Bu listedeki erkek isimleri; Abiy, Avadzi, Aga, Agav, Agay, Adjak, Adil, Ajy, Azamat, Aziz, Aygum, Aydemir, Aydın, Akay, Akbulat, Aldan, Alpan, Alpaş, Alböri, Amadzi, Apudzi, Andunih, Araş, Aratshan, Asev, Atabay, Atav, Atay, Ahberdi, Ahilçi, Ah kubek, Açakan, Aşahan, Bagadur, Bagand, Bagin, Badavi, Baki, Bammat, Barasbi, Bari, Bastamin, Batır, Bahtiyar, Beybulat, Beksultan, Bektemir, Temirbek, Bilal, Biney, Biyakay, Bozigit, Bodon, Borz, Buday, Bulaç, Buragan, Butta, Gagu, Gaydar (Haydar), Galbats, Gebeh, Gerga, Girey, Giray, (Gerey), Gitin, Gugay, Dadaş (Dadam), Dadav, Daku, Daniyal, Dandamay, Dalgat, Denga, Digay, Cagişi, Zepir, Zoruş, Zugum, Zubari, Zulkarnay, Zurkipli, İbat, İbolav, İzamit, İzi, İniv, Inkvaçılav, Irbani, İskender, Kazanbi, Kaitmaz, Kamav, Kumbulat, Kardaş, Kara, Kara, ****Kilas, Kılıç, Lugu, Molaçi, Mamma, Montaş, Mahay, Mirgim, muzar, Nazmet, Nasuh, Özdemir, Özdurmuş, Ölmez, Paşa, Rulat, salak, Satmar, Sotav, sungur, Suragat, Surhay, Sutay, tabur, taymuraz, Tamerlan, Tohtar, telyakoy, Temirbulat, temiş, Tetekay, Turaç, Tolbo, toturbi, Tulpar, Uzayru, Ulakay, Ullubiy, Umav, Umat, Umalat, Urisilav, Uhuma, Uçimi, Hangişi, Hanjar, Hosay, Hasbulat, Hastin, Haybar, Çahay, Çebekan, Çihil, Çepov, Çingiz, Çintir, Çukan, Çupalov, Çupan, Şabaz, Şaasu, Şambal, Şahtemir, Şirav; Şevket, Eldar, Elçin, Erkaylan, Eçilav, Yangiçi, Yaşar, kız isimleri; Ajay, Aybike, Aymisey, Ayna, Aylin, Ayhali, Ayhanım, Anav, Arivat, Arivjan, Asil, Aslı, Atev, Atıy, Katı, Bakanoy, Batuli, Bayzat, Bahşat, Bahu, Bibi hanım, Bike, Bilan, Variget, Gerekmez, Gigili, Ginda, Gusavra, Gülizar, Gülnara, Gulyar, Jensu, Dilara, Dinara, Zaza, Zalum, Zamina, Zarina, Zayra, Zarema, zumrud, Zuri, İzev, İzdek, İngili, Isbat, Isaum, Kacar, Kusham, kızak, Kıştay. Kıstamam, Mecudu, Muy, Nabat, Nazlı, Nargıs, Paguzdek, Papum, Pirhan, Savdat, Soybat, Sidrad, Suat, Sultanat (Sultanum), Suntanu, Suhambike, Soydu, Tojli, Tamam, Tabu, Telehan, Tetey, Taus, Tubhat, Totukuş, Tatuhamım, Totoş, Ukuv, Umgani, Umuv, Umuya, Ulangerek, Uspahi, Fazu, Hasbiçe, Handulay, Hanika, Cıbay, Bubarz, Yakar, Yamarsak'dır.

Her iki alfabede seslerin bir birine takabül etmediğini biliyoruz. Telafuz farkı da isimlerin yazıya farklı aksetmelerini sağlamaktadır. Bununla beraber Arapça ve Farsca olduğu Türk kültürüne İslamiyet üzerinden girdiği sanılan bir çok ismin Dağıstan'da ve Türkiye Türkçesinde İslamiyetten evvel de var olduklarının bilinmesi ilginçtir. Ayrıca Gerekmez, Oğlangerek gibi öteki aleme mesaj verici kelimelerin fonksiyonları ile birlikte bulunmaları inanç ortaklığının geçmişini gösterir. İlaveten dada Posaf türkmenlerinde (büyüğüm), Dadaş Erzurum'da (Erkek büyüğüm) anlamında yaşarken dağıstan'da da bulunmaları önemlidir. Beher ismin etimolojik tahlilleri bizi önemli sonuçlara götürecektir. Mümkün olmalı, Türk kültürünün geçmişinin tayini itibariyle, diğer kavimlerimizde de benzeri isim listeleri çıkarılabilmelidir.

Çalışmamı özetlemem gerekirse, evvelce Karaçay-Balkar ve daha sonrada Çerkezler üzerinde yaptığım halk inancı çalışmalarımdan sonra şimdi Dağıstan halklarından Kumuk, Avar, Tabasaran ve diğerleri ile ilgili çalışmalarım bendeki teorik bir kanaati güçlendirdi. Buna göre Kuzey Kafkasya halklarının geçmişteki dinleri (Türkçe konuşsun veya konuşmasın) Türklerin kadim dinleri arasında izlerini halk inançlarından hareketle takip edebileceğiz büyük bir ortaklık, aynilik var.

Bu konuda yeteri kadar araştırma yaptığım iddiasında değilim. Ancak yapabildiğim tesbitler beni Ata kültü, Kam kültü, Ak iyeler, Kara iyeler, Sacı, Ad verme ile inançlar v.s. itibariyle inancıan mahiyeti aynıdır. Isimlerde değişiklik sadece dillerin farklılığından gelmektedir.

Bizim yaptığımız ferdi çalışma ile Kuzey Kafkasya halklarının mitolojik ve töresel akrabalığını ortaya koymak doğal olarak mümkün değildir. Bu akrabalığın Türk mitolojisi ve Türk töresi içerisindeki yerini belirtmek de şahsi gayretle olacak iş değildir. Bizim yaptığımız teorik bir tesbittir. Bu tesbitin afaki olmadığını göstermeye çalıştık. Bu teorinin önemi de tartışılmayacak kadar açıktır. Biz, temas ettiğimiz bu hizmetin nasıl yapılacağını da biliyoruz. Meselenin halli inançların katoloğunun yapılmasından geçer. Halk inançları 40-50 kod başlığı altında toplanılır, beher kodun karşılığı Kuzey Kafkasya'da mesala dağıstan'dan başlanılarak tesbit edilir. Bu çalışmanın sonucu incelenilen bölge halklarının, halk kültürü itibariyle akrabalık derecesini gösterecektir. Aynı çalışma Türk dünyası genelinde Türk halkları için yapılacaktır. İki çalışmanın verileri tekrar bir arada değerlendirilmeye alınaccaktır. Bizim bu çalışma için yapabildiğimiz sınırlı örneklemelerle belirli alan için olmuştur.

Gözleme dayanan diğer tesbitlerimize gelince, Dağıstan'da ramazan aylarında müslüman halktan ihtikaf'a çekilenler olmaktadır. Dostumuz Abidin Sungur'un nezaretinde Mohaçkale'de yaptırılan muhteşem Yusuf Bey camii'nde biz bir ay ihtilafa çekilen müminlere şahit olduk. Yemekten içmekten büyük ölçüde ellerini çeken bu din kardeşlerimiz bir ay ihtikaf yaşamaktadırlar. Böyle bir ibadet ehlinin sofrasında, ekmeğin ters dönmesinin, yani ekmeğin pişirilirken alta gelen yüzünün yukarı gelecek şeklinde konulmasının ekmeğe saygısızlık olarak kabul edildiğini öğrendim. Ekmek ters çevrilmemeli.

Dağıstan'da ev sahibi misafiri yola koyarken, onu uğurlarken misafirden önce evden çıkar. Kurban ve Ramazan bayramlarında evlerde ve camilerde haşlanmış yumurta ikramı yapılır.

Dağıstan halkı hayırseverdir. Yusuf Bey camii yapıldığı gün Mohaçkale halkı bir gün içerisinde evlerinden taşıyıp getirdikleri halı ve kilimleri camiye sermişlerdir. Caminin demir işçiliğine Ermeniler de yardımcı olmuşlardır. Bu camininbalkon kısmında kadın cemaat erkeklerle birlikte cuma namazı kılmaktadır.

Dağıstan'da ailesi ile birlikte misafirliğe giden çocuk, büyüklerle aynı odada oturtulmaz. O emsalleri ile birlikte ayrı bir odada oturtulur, orada ağırlanır.

Mohaçkale'nin eski adı Anjakale imiş, Mohaçkale isimli birisi buraya bir insan göçü ile gelip kurulmasına vesile oluyor. Hazar denizine de Ruslar Kosbisk diyorlar. Dağıstan'ın eski başkenti temürhanşura'dır. Burada Timur han seferi esnasında şura toplamıştır. Yeni ismi Buynaksk'dır. Bunlarla ilgili efsaneler anlatılıyor.

Yusuf Bey camiini bir baba genç yaşta ölen oğlu için yaptırmıştır. Bir akşam namazına niyetlenirken bütün cemaatle birlikte bir görevli dolaşarak ilkin su ikram etti sonra da Bağdat hurması verdiler. Böylece iftarımızı camide açmış olduk. Dağıstan'da camileşmek çok yoğun, Yusuf Bey cami bir kaç bin cemaatlik bir cami iken akşam namazında takriben 70-80 kişi vardık. Tereavide bu miktar 3-4 katına çıktığı ifade edildi.

Dağıstan sunni müslümanları arasında Şafii inançlılar çoğunlukta. Yusuf Bey camine İstanbul'un şafii cemaatinin de katkısı çok olmuş. Devlet Üniversitelerinden birisi veya İlahiyet Fakültesinin ismi İmamı Şafi idi. Halkda özel bir peygamber sevgisi var. En çok rastlanılan isim Muhammed (Mugomed) dir. Her evde asgari 2-3 Mugomed var.

Kubacı isimli şehri tanıtan bir film gördük. Bu tarihî şehrin mimarisi Türkiye'den Mardin'i andırıyordu. Sokakları tünel gibi ve merdiven'e benziyordu. Bütün şehrin sokakları birbirleri ile irtibatlı ve evler adeta üst üste kurulu idi. Burası el sanatları gümüş işlemeciliği ve menkibeleri ile ünlü bir yer.

Derbent'teki tarihi camiye gittik. Namaz saati olmadığı için kapısı kapalı idi. Burada Muharrem ayında "Sine dövme" uygulaması var. Burası şehrin Cuma mescidi" idi. Gördüklerimizi, gezdiklerimizi ve öğrendiklerimizi büyük ölçüde macit Girişken kardeşimize borçluyum. Allah ondan razı olsun. Ramazan günü Oruç ağız, kar, tipi soğuk demedi geceleri sahura kadar benimle koşturdu. Rusca'yı da çok iyi bilen Antalya'lı bir gencimiz. Mohaçkale'de çok seviliyor ve çok geniş bir muhiti var. O olmasa idi sadece otelde donmakla kalmak aynı zamanda hiç bir randevuma gidemezdim. Allah O'nu ve onu benim yardımıma gönderenlerin hayrını kabul etsin. Beni bir çok yer gibi Müftü Seyit Muhammed Abulbakurov'ada götürdü.

Macit Girişken'le Tarku köyünden yaya dönmek zorunda kaldık. Yolun yarısını da, yolda taşıt rastlarız ümidi ile yaya kat ettik. Suhunetin sıfırın altında 40 dereceye düştüğü bu dağ köyünde biz dönerken hava kararmaya iftar vakti gelmeye başlamıştı. Hazar Türklerinin eski sınır kasabasıanda ilkokul çağındaki çocuklar cuma namazına gidiyordu. Biz Cuma namazına yetişememiştik. Biz camiye girince camide bir kısım cemaat zikr yapıyordu. Namazlardan sonra bütün camaat saf oluşturuyor, bayramlaşır gibi birbirlerinin cumasını tokalaşarak kutluyorlar.

Molaçkale'den Derbent'e giderken İzberboş, Kosbeski, Serdokale, Cemikent gibi yerleşim merkezlerinden geçtik. Bunların hiçbirinde tarihi mahiyeti olan dinî mimariye ve yapılanmaya rastlamadık. Bu konuyu inceleyeceklere İsmail Özcan'ın "Dağıstan'ın Sosyo-Ekonomik Tarihi, İzmir, 1997" isimli eserini tavsiye ederiz.

Dağıstan'da bir çok yeni dost edindik. Bunlardan bir kısmı Türkiye'deki kurultaylardan tanıyorduk. (Seyit Hanım Alişeva, İbrahim Alişeva, ressam Abdullah, Aliyev Sola Mogamedsalih, Havıch, Naide Cumukova, Said Muhammed Abubakorov, Murtazaliyev Ahmet, Abjiyev Abdulakim Mugomedovic, Feride Muratçaeva, Prof. Emperyal, R.K. Sultanovic.) Ancak bir çoğunu orada tanıdık. Tabasaranlardan bizi evine kabul eden Muhammed Muharemov, bize dostumuz Yılmaz Nevruz'un yeğeni ve arkadaşımız Ufuk Tavkul'un teyzesinin oğlu Muhammet Bahçe tanıştırdı. Ömer Doğan günde asgari 3-4 defa çalışmamızın nasıl gittiğini sorarak destek sağlıyordu. Yakup Yücel, Ali Demirbaş, Cafer Barlas, Mehmet Büyükşahin'I unutmayacağım dostluklar gösterdiler. Sami Ünal bey direk ve dolaylı destekleri bu çalışma itibariyle fevkalade büyüktür. Ayrıntıya girip bu güzelliğe gölge düşürmek istemiyorum. Sami Ünal beyin bizzat verdiği yardımının yanında beni Ahmet Murtazaliyev ile tanıştırmış olmasını ayrıca zikredilmesi gerekli bir hayır işi idi.

Dağıstan'da her cuma namazında cenaze namazı kılınmaktadır. Ayrıca cenaze namazlar definden sonra kılınmaktadır. Hafta içerisinde ölen bir kimsenin ölümü ayrıca diğer camilere de duyurulur. Bütün camilerde o ölmüş cenaze namazı kılınmış şahsın tekrar cenaze namazı kılınır. Cenaze namazı cenaze caminin içine alınarak caminin içerisinde kılınır. Drağıstan'da cenaze muhakkak bir gece evinde kalır. Cenaze evden camiye getirilir ve muhakkak camiye bir defa girip çıkması sağlanır.

Biz Dağıstan'da iken bir hoca "sakız oruç bozmaz" tarzında vaazında bir açıklama yaptı. Bu konu tartışıldı ve sakız şekerli, kromalı filan değil ise oruç bozmayacağına karar kılındı.

Dağıstan halklarından Avarlarda "Okur Bayramı" yapılmaktadır. Bu bayram bir nevi bahar bayramıdır. Mart-Nisan aylarında yapılır. Bir zengin tüm masrafları karşılar. Bayramda yenilir içilir, çeşitli eğlence ve sportif faaliyetler yapılır. At yarışı, güreş gibi yarışlar yapılır. Saban toyundan farklı değlidir.

Kafkas halklarında odanın kapısının üzerine iç taraftan diken bitkisi asılmaktadır. Bu dikenin evi ve evdekileri nazar gibi kötü gözlerden koruyacağına inanılıyor.

Bu seyahat münasebeti ile açıklanmasında yarar gördüğüm bir tasarım var. Bu fikrimi muhtelif yazılarımda kısmen açıkladım. İlgili dostlarıma bu görüşümü belirttim. Benim gibi düşünen başkaları da olmalı ki, bu doğrultuda bazı ürünlerde alınmaya başlanmıştır.

Yapılmasını istediğim hizmet, yurt dışında görevli öğretmenleri hatıra yazmaya sevketmektir. Benim bir iki haftalık seyahat notlarım okuyucu bulurlarken; bulunduğu ülkenin dilini rusca gibi öğrenilmesi kolay olmayan bir dille birlikte bilen bu dinamik kadro 3-5 kaldıkları ülkeler için neden yapamayacak olsunlar. Bütün mesele bu fikrin benimsenmesi organize ve teşvik edilmesidir. Yüzlerce okulda binlerce yüksek tahsilli gözlemci, Türk Dünyası öncelikli, Dünyayı türk okurunun önüne getirecektir. Bu işlem için fazla ağdalı metotlar üzerinde durulmamalı, gençlerin yazacakları hatıralara sembolik de olsa teşvik verilmeli, onların yarışmalarda sıralanmaları sağlanmalıdır. Master ve doktora çalışmaların ayapılan teşvikde bunun içinde mutalaa edilebilir. Önemli olan çok sayıda araştıran genç ve çok sayıda araştırılan konu ve bunların hasılası olan çok sayıda araştırma sonucuna ulaşmaktadır. Genel hatıralar yayınlanırken özel ilgil ilanları doğacaktır. Ekonomik, tarihi, siyasi hayatın akademik seviyeside araştırılması kırsal eksimde öğretmenlik yapan gencin şartlarını zorlayabilir. Ancak amatörce de olsa; halk edebiyatı, halk tababeti, halk el sanatları, halk masukisi, halk oyunları, halk inançları, mahalli yemekler v.s. ilgi alanı olarak belirlenebilir. Yüz öğretmenin görevlendirildiği bir ülkede bütün bu alanlarda yapılmış 8-10 çalışma, o ülkenin halk kültürünü ortaya çıkaracaktır. Önemli olan ve zor yapılan halk kültürü tesbitleridir. Kültürel akrabalık ve kültürel zenginliğin gecidi bu köprüden olur. Bir ülkenin halk kültürü bu başlıklar altında toplanıldıktan sonra, başlıklar kendi aralarında ihtisas/branş külliyatları meydana getirirler. Bu safhada 10-15 ülkenin halk tababeti muhtevalı eseri kendi içerisinde bir seri set oluşturur. Buna benzer bir çalışmayı ABD barış gönüllülerince Çarlık rusyası da Kafkasya'da öğretmenleri arasında yapmıştı. Onların amaçları bizi ilgilendirmiyor. Biz, gençlerimizin kazanacakları ilahi rızadan paylarının artmasını diliyoruz.

Kuzey Kafkasya'da önemli gelişmeler olmaktadır. Bu yazımızda Kuzey kafkasya'nın Dağıstan kısmı ile ilgili tesbitlerimizi aktarmaya çalıştık. Daha sonra bulunma imkanı elde ettiğimiz kuzey Kafkasya'nın diğer kesimlerinde de gözlemlerimiz oldu. Türkiye'yi yakından ilgilendiren bu gelişmeler Kuzey Kafkasya halklarının ittifak yapmaları halinde bölgenin ve Türkiye'nin hayrına olacağına inanıyorum. Türkiye aydınının kendisinden beklenen etkinliği gösterebildiğini de sanmıyorum. Kuzey kafkasya halkları planlı bir şekilde bölge dışından ihtilafa itilmektedirler.

1