Primitivist Okuma Kitabı
John Moore
Yazarın Notu: Bu kesin bir ifade değildir, en azından bireysel bir tariftir,
ve anarko-primitivizm’in ne olduğunu genel tanımlar üzerinden araştırmaktadır.
Kısıtlamayı ve dışında tutmayı dilemez, fakat başlığa uygun genel açıklama
verir. Kusurlar, yanlış yorumlar, veya (kaçınılmaz) aşırı genelleştirmeler
için özür dilerim..
Anarko-primitivizm nedir?
Anarko-primitivizm (a.k.a. radikal ilkelcilik, anti-otoriter ilkelcilik, uygarlık
karşıtı hareket, veya sadece, ilkelcilik) anarşist bakış açısıyla
uygarlığın bütününün eleştirisini yapan stenografik bir terimdir, ve
insan yaşamında geniş bir dönüşüm başlatmayı çabalamaktadır. Tam
manasıyla söylersek, anarko-primitivizm veya anarko-primitivistler gibi şeyler
yoktur. Bu akımın başlıca seslerinden biri olan Fredy Perlman, "Savunduğum
tek –ist ismi “cellist(viyolonsel çalan kimse)” demişti. Bu akım içinde
olan bireyler bir ideolojinin parçası olmayı dilemezler, ancak özgür
topluluklar içinde bir başka topluluk ve biyosfer ile uyumlu yaşayan özgür
bireyler olmaya çabalarlar, ve bu yüzden ‘anarko-primitivist’ veya diğer
ideolojik etiketlerle kısıtlanmayı kabul etmezler. En ideal, netice olarak,
anarko-primitivizm benzer projeler ile kendilerini karakterize eden farklı
bireyleri uygun bir şekilde tanımlayan bir sözcüktür. : bütün güç ilişkilerinin
ortandan kaldırılması –örn., kontrol, baskı, tahakküm, sömürü yapıları
– ve bu ilişkileri barındırmayan tarzda toplulukların yaratılması.
Öyleyse, ‘anarko-primitivist’ terimi bu akımı anlatmak için neden kullanılmaktadır?
1986’da, ‘Fifth Estate’ çevresi ‘batı uygarlığı teknolojik yapısının
çözümsel analizi’ni geliştirmekte olduklarına işaret ettiler, yerli dünyanın
yeniden değer biçimi ve ilkel ve orijinal toplulukların karakteri ile birleştirdiler.
Bu fikre göre bizler ilkelcileriz … ‘Fith Estate’ grubu, yenileme ve anti-otoriter
esinlenmelerin kaynağı olarak kabul ettikleri, ilkelliğin yeniden dönüşümü
ile kontrol edilen bir proje olarak uygarlığın bütününün eleştirisine çabaladılar.
İlkelin yeniden dönüşümü anarşist bir perspektifte yer alır, güç ilişkilerinin
ortadan kaldırıldığı bir bakış açısı. ‘Post-modern anarşi ve
ilkelliğin ortaya çıkan sentezleri’ne yönelerek, Fift Estate çevresi şuna
işaret etmiştir:
Biz kendiliğinden anarşistler değiliz, fakat bizim için; yaşayan, bütün
tecrübe, güç ile kıyas edilemez ve bütün ideolojiyi reddeden pro-anarşi
… FE’deki proje olarak işimiz bu harekette kendi ortaklığımız için
imkanları araştırmak, fakat ayrıca anarşizmin ilkel köklerini yeniden keşfetmeye
çalışmak. Aynı zamanda, aramızda Gücün evrimini, mücadele ve eleştiri için
yeni alanlar ileri sürmek diye, modern totaliter hitabenin - insan anlamını
ve buradan dayanışmayı, onu teknoloji ile taklitleyerek yok eden hiper-gerçeklik
- şimdiki tiranını zayıflatmak için ddikkatle gözden geçiririz. Özgürlük
için bütün mücadeleleri desteklemek bu merkezi gereksimedir: otonomlarda
temel üzerine oturtulan gerçekten insani mükalemeyi, birbiriyle öznel
mukabele(karşılıklılık) ve doğal dünya ile yakın ilişkiler kurmayı
yeniden elde etmek.
Amaç asli ve çağdaş anarşinin sentezini, güç ilişkilerinin anarşist
analizinin çoğu gelişmiş şekilleri ile ilkel yaşam tarzlarının ekolojik
olarak odaklanmış, devletçi olmayan, anti-otoriter bakışlarının bir
sentezini geliştirmektir. Amaç ilkele dönmek veya kopya etmek değil, sadece
ilkeli bir ilham kaynağı olarak, anarşinin örnek teşkil eden şekilleri
olarak görmektir.
Anarko-primitivistler için, uygarlık içinde güç ilişkilerinin çeşitliliğinin
geliştiği bir bağlamdır. İlkel toplumlar içersinde bazı temel güç ilişkileri
mevcuttur – ve anarko-primitivistlerin bu toplumları kopya etmeye neden çabalamadıklarının
tek nedeni budur – fakat o, güç ilişkileri, pratik olarak insan yaşamının
tüm görüşlerinde ve biyosfer ile insan ilişkilerinde yaygın ve sağlamlaştırılmış
bir hal alan uygarlığın içindedir. Uygarlık – ayrıca ima edildiği şekilde
mega makine veya Leviathan – kendi momentini kazanan koca bir makine olur ve
hatta onun doğru olduğunu kabul eden yöneticilerin kontrolünün ötesine
gider. İtaat etmenin dahili modelleri(örnekleri) tarafından tarif edilmiş ve
idare edilmiş günlük yaşamın rutini ile güçlenmiş, insanlar makineye,
uygarlığın kendi sistemine köleler olurlar. Sadece bu sistemin ve onun
kontrol şekillerinin yaygın reddi, gücün kendisine karşı isyan, uygarlığı
feshedebilir, ve radikal bir alternatifi soru olarak ortaya atar. Marksizm,
klasik anarşizm ve feminizm gibi ideolojiler uygarlığın görünüşüne karşı
çıkar; sadece anarko-primitivizm uygarlığa, zulmün değişik şekillerinin
yaşamın her türlüsüne sıçradığı ve yayılmış bir hale geldiği sınırları
içersindeki şartlar ve çevreye karşı çıkar – ve, hakikaten, mümkündür.
Anarko-primitivizm, çeşitli muhalif akımlardan – ekolojik bilinç, anarşist
anti-otoriterlik, feminist eleştiriler, Situationist fikirler, sıfır-çalışma
teorileri, teknolojik eleştirmeler – öğeleri içinde barındırır, fakat gücün
hepsinden vazgeçmek için gücün özel şekillerine karşı koymanın ötesine
gider ve radikal bir alternatifi arz eder.
Anarko-primitivizm, anarşizmden veya diğer radikal ideolojilerden nasıl farklı
olmaktadır?
Anarko-primitivizm perspektifine göre, radikalizmin bütün diğer şekilleri,
kendilerini devrimci olarak tanımlasınlar ya da tanımlamasınlar, reformist gözükmektedirler.
Marksizm ve klasik anarşizm, örneğin, uygarlığı teslim almak, yapılarını
bir dereceye kadar yeniden çalıştırmak, kötülüklerini ve baskısını
kaldırmak isterler. Bununla beraber, uygarlıktaki yaşamın 99% ‘u onların
gelecek senaryolarında kesinlikle değişmeden kalmaktadır, çünkü uygarlığı
en az şekilde sorgulamaktadırlar. Hepsinin kapitalizmi ortadan kaldırmak
istemesine, ve klasik anarşizmin ayrıca devleti de kaldırmak istemesine karşın,
ortalama yaşam modelleri çok fazla değişmeyecektir. Endüstrinin işçiler
tarafından kontrol edilmesi ve devletin yerine komşu konseylerin varlığı
gibi sosyoekonomik ilişkilerde bazı değişikliklerin olmasına karşın, ana
modeller değişmeden kalacaktır. İlerlemenin batı modeli sadece ıslah
edilecek ve hala idealmişçesine taklit edilecektir. Yığın toplumu çoğu
insanın çalışması, yapay yaşam, teknolojileşmiş çevre, baskı ve
kontrolün biçimlerine itaat ile esasen devam edecektir.
Sol içersindeki radikal ideolojiler gücü elde etmeye çabalarlar, ortadan
kaldırmaya değil. Bu sebepten dolayı, bireyleri kazanmak ve gücü elde etmek
için stratejiler planlamak için farklı çeşitlerde belli bir kesime has
gruplar –kadrolar, politik partiler- geliştirirler. Örgütler, anarko-primitivistler
için, sadece gürültüdür, belirli ideolojileri güç içersine koymak için
çetelerdir. Politikacılar, ‘devletin sanatı ve bilimi’, ilkelci projenin
bir parçası değildir; sadece iradenin, arzulamanın, karşılıklı olmanın
ve radikal özgürlüğün politikası.
Anarko-primitivizm’e göre güç nerede yer almaktadır?
Tekrardan, anarko-primitivistler arasındaki bazı tartışmaların kaynağı
budur. Perlman kişisel olmayan kuruluşların yaratılışını güç ilişkileri
olarak görür veya, uygarlaşmış sosyal ilişkilerce kaldırılmış olmaya
başlayan ilkel anarşide tariflenen bir unsur olarak onu ortaya çıkarır.
John Zerzan ise sembolik kültürün gelişimini – sayı, dil, zaman, sanat ve
daha sonra tarım gibi sayısız şekillerinde – insan özgürlüğünden
evcilleşme durumuna geçişin araçları olarak yerleştirir. Kökene odaklanma
anarko-primitivizmde önemlidir çünkü primitivizm, üs bir davranışta, suçu
ortaya koymaya, meydan okumaya ve bireysel, sosyal ilişkiler ve doğa ile karşılıklı
ilişkilerimizi planlayan gücün bütün şekillerini kaldırmaya çabalamaktadır.
Kökenleri yerleştirme uygarlığın enkazından neyin güven içinde kurtarılabileceğini
tanımlamanın, ve eğer uygarlığın çökmesinden sonra güç ilişkileri
yeniden başlamayacaksa temelli ortadan nelerin kaldırılmış olacağını tanımlamanın
bir yoludur.
Anarko-primitivistler tarafından ne çeşit bir gelecek planlanmaktadır?
Anarko-primitivist dergi "Anarchy; A Journal of Desire Armed", ‘kökünden
işbirliğine dayalı ve komünel, ekolojik ve feminist, kendiliğinden gelişen
ve vahşi’ bir gelecek planlar, ve bu belki de alacağınız en yakın tanımlamadır.
Herhangi sabit düşüncede planlanan geleceğin ‘ilkel’ olmayacağının üzerinde
durmak önemli olsa da; plan yoktur, yasaklayıcı modeller yoktur. 1979’da
Fift Estate’in dediği gibi: ‘Bizleri mağaralara dönmeyi istemekle veya
uygarlığın konforlarından hoşlandığımızı dile getiren suçlamaları
tahmin etmemize izin verin. Ütopyamız için model olarak Taş Devrini önermiyoruz,
ne de geçimimiz için araçlar olarak, bahçecilik ve avcılığa dönmeyi
belirtmiyoruz. Bu benzer yanlış fikirleri giderici olarak, Anarko-primitivizm
tarafından planlanan geleceğin ‘sui generis’ – geçmiştekinden
yoksundur - olduğunu vurgulamak önemlidir. İlkel kültürler gelecek göz dağı
vermeleri sağlayacaklarından ve bu gelecek, pekala bu kültürlerden alınmış
unsurları birleştirebileceğinden, anarko-primitivist dünya muhtemelen anarşinin
önceki şekillerinden farklı olacaktır.
Anarko-primitivizm teknolojiyi nasıl görür?
John Zerzan teknolojiyi çalışma/üretim/endüstriyelizm bölümlerinin genel
etkisi ve üzerimizdeki ve doğa üzerindeki etkileri olarak tanımlar.
Teknoloji bizim ve doğal dünya arasındaki temsillerin ve bu ayrılıkların
bizi bütün diğerlerine karşı temsil etmesinin doruk noktasıdır.
Teknoloji, içinde çürümekte olduğumuz bu hiper yabancılaşma düzeyinin üretimi
ve yeniden üretimi için gerekli olan her türlü ruhsuzluğu ve zehirlenmişliği
ifade eder. Teknoloji, hiyerarşinin ve şeyleşmenin her aşamasında ortaya çıkan
tahakkümün biçimi ve örgüsüdür. Teknoloji karşıtlığı bunun için
anarko-primitivist pratikte önemli bir rol oynar. Bununla beraber, Fredy
Perlman, “teknoloji Leaviathan’nın cephanesinden başka bir şey değildir,
onun pençeleri ve dişleridir” der. Anarko-primitivistler bu nedenle
teknolojiye karşı çıkarlar, fakat merkezi teknolojinin uygarlık içersinde
kendi iradesi altına alma olduğuna dair bazı tartışmalar vardır.
Bir fark, aletler (veya araçlar) ve teknoloji arasında çizilebilir. Perlman,
ilkel insanların her çeşit alet ve araç geliştirdiğini, fakat hiç
teknoloji geliştiremediğine işaret eder: 'Gerekli şeyler, değnekler ve
kanolar, kazıcı çubuklar ve duvarlar, basit bireylerin yapabileceği şeylerdi,
veya duvar gibi, ara sıra bireylerin işbirliğini gerektiren şeylerdi ....
Araçların çoğu eski zamandan kalmadır, ve [maddi] artan değerler [bu araçlar
güya mümkün kıldı] ilk görünüşlerinden bu yana olmuştur, fakat kişisel
olmayan kuruluşlara sebep olmadılar. İnsanlar, canlı varlıklar, her ikisine
de sebep olurlar.' Aletler, kendine özgü durumlar üzerinde ya bireysel ya da
küçük grupların sınırlı, küçük ölçekli, ürünleridir. Nitekim,
aletler, kontrol ve baskı sistemlerine sebep olmazlar.
Teknoloji, diğer yandan, çıkarma, üretim, dağıtım ve tüketimin büyük
ölçekli birbiriyle ilişkili sistemlerinin ürünüdür, ve böyle sistemler
kendi işleyişlerini ve dinamiklerini kazanırlar. Haddi zatında, kitlesel ölçekte
kontrol ve itaat yapılarını – Perlman’ın deyişiyle kişisel olmayan
kurumları - talep ederler. Fifth Estate’in 1981’de belirttiği gibi:
'Teknoloji hoşlandığımız her hangi bir yolda kullanabildiğimiz basit bir
alet değildir. Sosyal düzenin bir şeklidir, sosyal ilişkiler grubudur. Kendi
kanunlarına sahiptir. Eğer bizler onun kullanımındaysak, onun otoritesini
kabul etmeliyiz. Modern teknolojik sistemleri bir bütün haline getiren işlerin
aşırı büyüklüğü, karmaşık bağları ve sıralanışları, otoriter
yetkiyi gerekli ve serbest yapar, bireysel karar- imkansız yapar.'
Anarko-primitivizm anti-sistematik bir akımdır: bütün sistemlere, kurumlara,
soyutlamalara, suniye, sentetiğe, ve makineye karşıdır, çünkü onlar güç
ilişkilerini biçimlendirir. Anarko-primitivistler bu nedenle teknolojiye ve
teknolojik sisteme karşıdırlar, fakat burada belirtilen fikirler içersinde
aletlerin ve araçların kullanımına değil. Her hangi teknolojik kalıpların
anarko-primitivist dünyada uygun olup olmayacağı konusu üzerinde tartışma
vardır. Fifth Estate, 1979’da şöyle söylemiştir: 'En temel öğelerine
indirilmiş, gelecek hakkındaki tartışmalar makul bir şekilde, sosyal olarak
ne arzuladığımıza dayandırılmalı ve ne kadar teknolojinin mümkün olduğuna
karar vermekte ifade edilmelidir. Hepimiz merkezi ısıtma, bol su ile
temizlenen tuvaletler, ve elektrikli aydınlatma arzularız, fakat insanlığımızın
pahasına değil. Belki hepsi birlikte mümkündür, fakat bekli de değil. '
Peki ilaçlar?
Nihayette, anarko-primitivizm iyileşmeye dair her şeydir – bireylerin içersinde,
insanlar arasında, ve insanlar ve doğa arasında açılmış çatlakları,
Devleti, Sermayeyi ve teknolojiyi içeren, uygarlık boyunca, güç boyunca açılmış
çatlakları iyileştirmek. Alman felsefeci Nietzsche, acı, ve temas edildiği
durum, her hangi özgür toplumun kalbinde olmalıdır, ve bu hususta, o haklıdır.
Bireylerin, toplumların ve Dünyanın kendisi, uygarlığın güç ilişkileri
özelliği tarafından bir derece veya değere sakatlanmıştır. İnsanlar
psikolojik olarak sakatlanmıştır fakat ayrıca hastalık ve rahatsızlık
tarafından fiziksel olarak saldırılmaktadır. Bu, anarko-primitivizm acıyı,
hastalığı ve rahatsızlığı yok edebilir diye öne sürmek değildir!
Bununla beraber, araştırma, çoğu rahatsızlığın uygar yaşam şartlarının
sonucu olduğunu açıklamaktadır, ve eğer bu şartlar yok edilseydi, o zaman
acının, hastalığın ve rahatsızlığın belirli tipleri kaybolabilirdi.
Geri kalana gelince, acıyı kendi merkezine yerleştiren bir dünya, hastalığı
ve rahatsızlığı tedavi edebilecek yollar bularak, acıyı hafifletmenin
takibinde etkin olabilecektir. Bu fikirde, anarko-primitivizm ilaçla tedaviyi içermektedir.
Bununla beraber, yabancılaştıran yüksel teknoloji, Batı’da uygulanan ilaçla
tedavinin eczacılık merkezli şekli mümkün olan tek tedavi şekli değildir.
Anarko-primitivist gelecek içinde ne kadar ilacın bulunabileceği sorusu,
Fifth Estate’in yukarıda teknoloji üzerine yorumlarındaki gibi, ekolojik
merkezli özgür topluluklar içersindeki özgür bireylerin yaşam yollarından
fedakarlık olmadan, ne kadar mümkün ve insanların ne kadar arzuladığına
bağlıdır. Tüm diğer sorular üzerindeki gibi, bu konuya dogmatik bir cevap
yoktur.
Nüfus?
Ziyadesiyle tartışılabilinir bir konu, çünkü bu konu üzerinde anarko-primitivistler
arasında bir fikir ve oy birliği yoktur. Bazı insanlar nüfus azalmasının
önemli olmayacağını tartışırlar; diğerleri ekolojik temeller üzerinde
ve/ya anarko-primitivistlerce tasavvur edilmiş yaşam çeşidini destekleme
noktasında gerekli olacağını tartışırlar. George Bradford, Derin Ekoloji
Ne kadar Derin? İsimli kitabında, kadının üzereme üzerindeki kontrolünün
nüfus oranında bir düşüşe götüreceğini tartışır. Şimdiki yazarın
kişisel görüşü ise, nüfusun azalmış olması gerekecektir, fakat bunun doğal
azalma boyunca meydana gelmesine ihtiyaç olacaktır. – örneğin, insanlar öldüğünde,
hepsinin yeri doldurulmayacaktır, ve böylelikle ortalama nüfus oranı düşecek
ve sonunda sabitlenecektir. Anarşistlerin, özgür bir dünyada, aşırı üremede
doğrultusunda sosyal, ekonomik ve psikolojik baskıların ortadan kaldırılacağı
konusunda uzun tartışmaları vardır. İnsanların zamanını işgal eden çok
fazla ilginç olup biten şeyler olacaktır! Feministler, kadının, cinsiyet sınırlamasının,
ve aile yapısının, ataerkil toplumlardaki gibi kadınların üreme
kapasitelerince tayin edilemeyeceğini tartışmışlardı, ve bu, düşük nüfus
seviyelerinde de sonuçlanacaktır. Öyleyse nüfus, muhtemelen düşecektir,
ister istemez. Bununla beraber, Perlman’ın sadeleştirdiği gibi, nüfus
artması tamamen uygarlığın ürünüdür: 'insan sayılarındaki sabit artış
Leviathan’ın kendisi kadar inatçıdır. Bu olay sadece Leviathanlaşmış
insan varlıkları arasında varolduğu görülmektedir. Doğanın ihtişamı içersindeki
insan toplulukları gibi hayvanlar, kendi çeşitlerini diğer herkesi alanın dışına
itecek noktaya kadar üretmezler.' Öyleyse, Leviathanik sosyal ilişkilerin
feshedilmeden ve komüniter uyum iyileştirilmeden insan nüfusunun
sabitlenmeyeceğini düşünmek için gerçekten hiçbir neden yoktur.
Anarko-primitivistlerce tasavvur edilmiş nüfus seviyelerini öne süren bazı
tefsirci anarko-primitivizm düşmanları tarafından yayılmış garip
fanteziler, kitlesel ölümler veya nazi tarzı ölüm kampları tarafından bu
seviyelerin başarılmış olacaklarını anlatır. Bunlar sadece iftira
taktikleridir. Bütün idari ve askeri aygıtları, ve herhangi çeşit parti ve
örgüt ile Devleti de kapsayan, bütün güç ilişkilerinin feshedilmesine
dair anarko-primitivistlerin kesin kararları, böyle bir şeyin imkansız
kalacağına dairdir.
Anarko-primitivist gelecek nasıl getirilebilir?
64 bin dolarlık soru! (baştan sona şüpheli bir mecaz kullanmak için!)
Burada katı ve hızlı kurallar yok, proje yok. Fazla düşünmeden süratli
bir şekilde söylenen cevap – bazıları tarafından mesuliyetten kaçınma
olarak gözükmekte -, mücadelenin şekilleri isyanın gidişatında doğmaktadır.
Bu gerçektir, fakat ister istemez çok yardımcı değildir! Gerçek şu ki,
anarko-primitivizm güç amaçlayan bir ideoloji değildir. Devleti ele geçirmeye,
fabrikaları teslim almaya, insanları kazanmaya, politik örgütler yaratmaya,
veya insanlara emir vermeye çabalamaz. Yerine, sakini oldukları biyosfer ile
ve bir diğerleri ile birbirlerine bağlı olan özgür topluluklar içersinde
yaşayan özgür bireyler olmalarını ister. Ondan sonra, topyekün bir dönüşümü,
özdeşliğin, yaşamın yönünde, varlığın yönünde, ve aralarında bağlantı
olmanın yönünde bir dönüşümü istemektedir. Bu, güç amaçlayan
ideolojilerin denenmiş ve test edilmiş araçlarının tam tamına gücün her
şeklini yok etmeye çabalayan anarko-primitivist projeye uygun olmadığı
anlamına gelir. Öyleyse etkinin ve varoluşun yeni şekilleri, anarko-primitivist
projeye münasip bir şekil verir ve onunla orantılıdır, geliştirilmesi
gerekir. Bu devam eden bir süreçtir ve öyleyse soruya kolay bir cevap yoktur:
Yapılmak denir ?
Günümüzde, çoğu direniş topluluklarının anarko-primitivist projede önemli
öğeler olduğuna katılmaktayım. Topluluk kelimesi bu günlerde her çeşit
anlamsızlıkta çarpıtılmıştır (örneğin, şirket topluluğu), kesinlikle
çünkü çoğu hakiki topluluklar sermaye ve devlet tarafından yok edilmişlerdir.
Kimi, eğer geleneksel topluluklar, sık sık güce karşı direniş kaynakları
yok edilmişlerse, direnişin topluluklarının yaratılışı – bireyler
tarafından direniş ile, genel faaliyet merkezi olarak şekillendirilmiş
topluluklar – hareket için temelleri yeniden yaratmanın bir yoludur. Eski
bir anarşist fikir, yeni dünyanın eskinin iskeleti içersinde yeniden yaratılması
gerektiğini savunur. Bu, uygarlık çöktüğünde – kendi iradesi boyunca,
bizim çabalarımız boyunca, veya ikisinin kombinasyonuyla – onun yerini
almayı bekleyen bir alternatif olacaktır. Bu gerçekten, pozitif
alternatiflerin yokluğunda, çökme kolayca psikolojik emniyetsizlik ve faşizm
ve diğer totaliter diktatörlüklerin gelişebilmesiyle sosyal boşluk
yaratabilmesi tarafından sebep olmuş karışıklık içine itme olarak
gereklidir. Yazar için, bu, anarko-primitivizmin hem şehirlerde hem dışarıda
direnişin topluluklarını – geleceğin mikro kozmosları (yapabildikleri
kadar) - geliştirmeye ihtiyacı olduğudur. Bunların eylem (özellikle doğrudan
eylem) için temeller olarak eylemeleri gerekir, fakat ayrıca düşünmenin,
davranmanın, iletişim kurmanın, varoluşun yeni hallerinin yaratılışı için
yerler olarak, ve devamı, yeni ahlak duruşları olarak – kısaca, tüm yeni
kurtarıcı kültür. İnsanların gerçek tutku ve arzularını keşfedebilecek
yerler olmaları gerekmektedir, ve örnek alınıcı hareketin eski anarşist
fikirleri içinden, diğerlerine, yaşamın alternatif yollarının mümkün
olduğunu örnekleyerek sunar.
Bununla birlikte, araştırılması gerek n bir çok diğer gerçeklemesi mümkün
olaylar vardır. Anarko-primitivizm tarafından tasavvuf edilmiş dünya çeşidi,
insan deneyiminde önceden tahmin edilmiş özgürlüğün derecesi ve tiplerine
dayanarak tek öncelsizdir ... öyleyse geliştirilebilir direniş ve ayaklanmanın
şekilleri üzerinde her hangi bir limit olamaz. Tasavvur edilmiş geniş dönüşümlerin
çeşidi, yenilikçi düşünce ve eylemin her çeşidine ihtiyaç duyacaktır.
Anarko-primitivizm hakkında daha fazla bilgi nasıl bulabilirim?
“Primitivist Network” (PO Box 252, Ampthill, Beds MK45 2QZ) size bir okuma
listesi sağlayabilir. İngiliz gazete “Green Anarchist” ve Birleşmiş
Devletler magazini “Anarchy: A Journal of Desire Armed and Fifth Estate” in
kopyalarını kontrol edin. Fredy Perlman'nın “Against His-story, Against
Leviathan!” adlı kitabını(Detroit: Black & Red, 1983), çok önemli
anarko-primitivist metin, ve John Zerzan’nın “Elements of Refusal”
(Seattle: Left Bank, 1988) ve “Future Primitive” (New York: Autonomedia,
1994) kitaplarını okuyun.
Anarko-primitivizm içersine nasıl karışabilirim?
Bir yol, Primitivist Network ile kontak kurmaktır. Eğer iki tane birinci sınıf
posta pulu gönderirseniz, PN kontak listesinin bir kopyasını alacaksınız ve
kendinizi eklemiş olacaksınız. Bu sizi diğer anarko-primitivistler ile kontağa
koyacaktır. Earth First! İle alakası olan kimi insanlar da kendilerini anarko-primitivist
olarak görmekteler, ve onlar arayıp bulmaya değer.
Çeviren: Elfun