MASAL

 

Ali Nazar Yetmiş İki Canı Birden Ezer

            Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, pireler berber iken, develer tellâl iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken adamın birisi bir kılıç yaptırmış. Kılıcın üzerine de; "Ali Nazar, yetmiş iki canı birden ezer." yazdırmış.

            Yalnız bu adam pek korkakmış. Günlerden bir gün yine karnı acıkır eve gelir. Etrafa bakınır, yiyecek bir şey bulamaz. Kafasını arka tarafa çevirince orada bulunan pekmez küpünü görür. "Pekmezi çanağa katıp içsem karı, bulaşığı görür ve bana çok kızar. İyisimi bunu ben küpün içine kafayı sokayım, anasına yanayım, karnımı iyice doyurayım," demiş. Kafasını küpün içine sokmuş, doyasıya pekmezi içmiş. Daha sonra kafasını küpün içinden çıkaramamış. Nasıl kurtarayım derken, aklına kılıcıyla küpü kırmak gelmiş ve kılıcıyla küpü kırmış. Kafayı küpün içinden kurtarmış. Fakat pekmez kafadan aşağı dökülmüş. Sinekler de kafasına hemen üşüşmüşler. Ali Nazar, elini kafasına bir vuruyor, bir sayıyormuş. Tam yetmiş tane sinek öldürmüş. Kendinin ne kadar kuvvetli olduğunu hissetmiş.

            Ali Nazar, karısından çok korktuğu için dağa, ormana kaçmış. Ormanda gezerken bir mağara görüyor, mağaranın içine giriyor, "Buraya saklanayım", diye düşünüyor. Mağaranın içine bir bakıyor, meğerse mağara devlerin mağarasıymış. Devleri görmüş, çok korkmuş.

            Ali Nazar mağarada bir oda görüyor. Odanın içine bakıyor. Kızları görüyor. Kızlar gergef dokuyorlar. İçeride de üç tane dev varmış. Büyük dev, orta dev ve küçük dev.

            Büyük dev arazideymiş, dışarıdaymış. Ali Nazar, kızların yanına varmış. Ali Nazar'ı gören kızlar şöyle demişler:

-          -          "Sen nasıl geldin buraya, hemen kaybol! Birazdan büyük dev gelir, şimdi seni öldürür"

Ali Nazar : "İyi öyleyse, bana bir yer gösterin de ben oraya gizleneyim." demiş.

Boş bir odaya gizlemişler. Ali Nazar korkudan ne yapacağını şaşırmış. İster istemez uyumak istemiş.

Fakat uyuyamamış. Pürdikkat beklemeye başlamış. Bir, iki derken büyük dev gelmiş:

-          -          "Burada adam kokusu var." demiş. Kızlar:

-          -          "Buraya bir Tanrı misafiri geldi, onu da şu odaya yatırdık." demişler.

Büyük dev hemen diğer devlere seslenmiş : "Hemen bir kazan kaynatın," demiş. Kazanı

kaynatmışlar. Ali Nazar da bu olanları duymuş. Devler kapıdan kızgın suyu döküp, Ali Nazar'ı kebap olarak yiyeceklermiş. Ali Nazar, yatağın içine adam yatıyor gibi şekil verip, kendisi bir kenara gizlenmiş, eline de kılıcını almış.

            Devler Ali Nazar'ın yattığı odaya gelmişler. Kaynar suyu yatağa devirmişler, hemen kaçmışlar. Daha sonra dönüp kebap olarak yiyeceklermiş. Az sonra tekrar gelmişler, bir bakmışlar ki Ali Nazar çakı gibi durup duruyor. Devler bu işe çok şaşırmışlar. "Bu adam niye yanmadı?" diye düşünmüşler.

            Büyük dev bu adamın kuvvetini ölçmek için "Seninle yarışalım." demiş. Ali Nazar kabul etmiş.

            Devlerin mağaralarının önünde kocaman bir taş varmış. Devler her gün bu taşla spor yaparlarmış. Büyük dev bu taşı en yükseğe kaldırırmış. Ortanca dev biraz az, küçük dev de en az bu taşı kaldırırlarmış.

            Bu taşı küçük dev diz kapağına kadar, orta dev göbeğine kadar, büyük dev de ta böyle(eliyle göstererek) kaldırırmış. Sonra Ali Nazar'a "h'a di sen de bu taşı biz gibi kaldır," demişler.

            Ali Nazar "O....o bu mesele değil, bu ufak, ama kaldırdığım zaman bana gönül koymayın, demiş. Bu taşı gökyüzündeki hangi buluta atayım? demiş. Yalnız daha sonra oradan kafanıza düşerse karışmam!" demiş.

            Devler Ali Nazar'ın atacağı taşın kafalarına düşeceğinden korktukları için <len aman tamam vazgeçtik atma!> demişler. Ali Nazar da onları korkutmak için "İllâ atacağım" demiş. Onlar da korktukları için "Aman atma, filân," demişler, daha sonra Ali Nazar "O zaman bir şartla bu taşı havaya atmam." demiş.

            Devler hemen sormuşlar şartın ne?

            Ali Nazar, "Bana biraz hazine verirseniz bu taşı havaya atmam." demiş. Devler "Aman verelim!" demişler.

            Büyük dev, orta deve emretmiş, hemen altını bulun, demiş. Altını bulmuşlar, Ali Nazar'a vermişler.

            Ali Nazar "Ben bunun hepsini götüremem. Bana biriniz yardım etsin." demiş. Orta devin sırtına altınları yüklemişler, Ali Nazar da devin sırtına binmiş, ormanın içinden köyün arka tarafına kadar gelmişler.

            Ali Nazar, deve "Tamam bundan sonra ben giderim." demiş. Köye gelmiş, eve varmış.

            Ali Nazar artık eve zengin bir şekilde gelmiş artık. Bu, karısının hoşuna çok gitmiş. Karısıyla bundan sonra araları düzelmiş. Mutlu bir hayat sürmeye başlamışlar.

            Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevertine.