EVLİLİKTE
DENKLİK (KEFAET)
Kefaet sözlükte; denk, eşit ve benzeri olma anlamlarına gelir. Bir
fıkıh terimi olarak; evlenecek eşler arasında dinî, ekonomik ve sosyal bakımdan
yakınlık ve denklik bulunmasını ifade eder.
Evlenmede denklik erkek tarafından aranır. Yani bir erkeğin
evleneceği kadına müslümanlık, nesep, hür olma, meslek ve zenginlik gibi
niteliklerde denk durumda bulunması, özellikle kadını korumak için
öngörülmüştür. Kefaetin esaslarını Hanefi mezhebi belirlemiş, Şafiî ve Malikî
mezhepleri hemen hemen onları izlemişlerdir. İmam Malik ise yalnız müslümanlık ve
ayıplardan salim olmayı denklik için yeterli görmüştür.
İslam müctehitleri arasında kefaetin lehinde ve aleyhinde iki
görüş meydana gelmiştir.
A) Kefaete Karşı Olan Görüş Ve Delilleri:
Hasan el-Basrî (ö. 110/728), es-Sevrî (ö. 161/778) ve Ebu'l-Hasen
el-Kerhî (ö. 340/952) gibi bazı fakihlere göre evlenecek eşlerin mü'min olması ve
bir evlenme engelinin bulunmaması yeterlidir. Bunun dışında, bir denkliğin aranması
gerekmez.
Dayandıkları deliller şunlardır. Allahü Teala şöyle buyurur:
"Allah katında en şerefliniz takva bakımından en üstün olanınızdır."
(el-Hucurat.49/13.) Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "İnsanlar tarak dişleri gibi
eşittir. Arabın yabancıya bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak
takvadadır." (San'ani, Sübülü's-Selam,
Beyrut, 1407/1987, III, 274) Yine Veda Haccı
sırasında irad ettiği hutbede Allah'ın elçisi şöyle buyurmuştur: "Ey
insanlar! Dikkat ediniz. Şüphesiz sizin Rabbiniz bir, babanız birdir. Bir Arabın
yabancı üzerinde, yabancının bir arap üzerinde, bir kırmızının siyah üzerinde,
siyahın da kırmızı üzerinde takva dışında hiç bir üstünlüğü yoktur."
(Ahmed, b. Hanbel, V, 411; el-Heysemî,
Mecmau'z-Zevaid, Beyrut 1967, III, 266.)
Yukarıdaki ayet ve hadisler dünyada mü'minlerin mutlak eşit durumda
olduklarını gösterir. Ayrılık ancak üstün ahlak ve fazilet sahibi olmada ortaya
çıkar. (el-Kasanî, a.g.e., II, 317;
İbnü'l-Hümam, a.g.e., II, 417.)
Diğer yandan Hz. Peygamber döneminde, evliliklerde denkliğin
gözetilmediğine dair çeşitli uygulamalar da bulunmaktadır. Nitekim Bilal el-Habeşî
(r.a.) ensardan bir kız istemiş, denklik bulunmadığı için kız tarafı bu isteği
geri çevirmişti. Durumu haber alan Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Ey
Bilal! Git, onlara; Allah'ın Rasülü size, beni evlendirmenizi emrediyor, de".
Eğer denkliği gözetmek gerekseydi, Allah'ın elçisi böyle bir emir vermezdi. Yine
Ebü Taybe, Beyade Oğullarından bir kız istemiş, ancak denklik bulunmadığı için
kızı vermek istememişlerdi. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Ebü Taybe'yi
evlendirin. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur."
(el-Kasanî,a.g.e., II, 317.)
Evlilikte denkliğe karşı olanlara göre, eğer böyle bir denklik
şart olsaydı, bu kısasta da aranırdı. Halbuki kısasta denklik aranmaz.
B) Kefaeti Kabul Eden Görüş Ve Delilleri:
Çoğunluk müctehitlere göre, evlilikte denklik bir sıhhat şartı
değil, bağlayıcılık (lüzum) şartıdır. Delil şu hadislerdir. Allah'ın elçisi,
Hz. Ali'ye şöyle buyurmuştur: "Üç şeyi geciktirme: Vakti geldiğinde
namazı, hazır olduğunda cenazeyi, dengini bulunca kızı" (Tirmizî, Salat, 13; A. b. Hanbel, l, 105.) "Kadınları denkleriyle evlendirin, onları velileri
evlendirsin. On dirhemden az mehir yoktur." (ez-Zeylaî,
Nasbu'r-Raye, Riyad 1393/1973, III, 196.)
İbnü'l-Hümam (ö. 861/1457), kefaetin lehinde olan hadislerin zayıf
olduğunu, ancak bunların çeşitli yollarla desteklenerek "hasen hadis"
derecesine yükseldiklerini belirtmiştir. (bk.
İbnü'l-Hümam, a.g.e., II. 417)
Hanefîlere göre kefaet altı yerde aranır. Bunlar dindarlık,
İslam, hürriyet, nesep, mal ve meslektir. Şafiîler; din, hürriyet, nesep ve
muhayyerliği gerektiren kusurlardan salim olma konularında denklik ararken, Hanbeliler
din, hürriyet, nesep, mal ve meslek konusunda denkliği gerekli görürler. Malikîlere
göre ise denklik yalnız din ve muhayyerliği gerektiren kusurlardan salim olma konusunda
aranır. (bk. el-Kasani, a.g.e., II, 317 vd.;
İbnü'l-Hümam, a.g.e., II, 417 vd; eş-Şirbini, Muğnil-Muhtac, III, 164; İbn Kudame
el-Muğni, VI, 480 vd.)
C) Denklik Söz Konusu Olan Altı Nitelik:
1) Dindarlık: Dini ilkelere bağlı olmayan ve ahlak
bakımından düşkün olan fasık kişiler, iffetli ve faziletli bir kadına denk
sayılmaz. Böyle bir kadın velisinden izinsiz, dindar olmayan fasık bir erkekle
evlense, velisinin bu evliliği feshettirme hakkı bulunur. Çünkü kocanın fasık
oluşu bir İslam toplumunda utanılacak şeydir. İmam Muhammed'e göre dindarlık ve
takva sahibi olma ahiretle ilgili olup, denklikte dikkate alınmaz. Ebü Yusuf ise gizli
işlenen günahın denkliği etkilemeyeceğini söylemiştir. (el-Kasanî,a.g.e., II, 320; İbnü'l-Hümam, a.g.e., ll,420 vd.)
2) İslam: Burada denklikten maksat, kocanın müslüman
olması değildir. Kadına göre kocanın müslüman oluşu evliliğin sıhhat
şartıdır. Müslüman olmada denklik kocanın babası veya büyük babası bakımından
aranır. Mesela; aile içinde baba ve dede tarafı gayri müslim veya ateist olan bir
erkek, baba ve dedesi müslüman olan bir kıza denk sayılmaz. Bu yüzden izinsiz
yapılan böyle bir evliliği velinin feshetme hakkı doğar. Nitekim, kendisine dilediği
kızla evlendirme yetkisi verilen vekil, müvekkilini yahudi veya hıristiyan bir kızla
evlendirse, denklik bulunmadığı için bu evliliği fesih hakkı doğar. Çünkü özel
yetki verilmedikçe vekalet kefaetle sınırlıdır. (el-Fetava'l-Haniye
maa'l-Fetava'l-Hindiyye, l, 349.)
3) Hürriyet: Çoğunluğa göre köle, hür olana denk değildir. (el-Kasani, a.g.e., II, 319)
4) Nesep: Bu konudaki denklik araplar arasında geçerli
sayılmıştır. Arap olmayanların araplara denkliği yoktur. (el-Kasani, a.g.e., II, 318, 319)
Ancak Hz. Peygamber ve sahabenin uygulamasında gerek arapların kendi
arasında ve gerekse yabancılarla evlenmesinde serbest hareket ettikleri görülür.
Kureyş'in kendi arasında, diğer arapların da kendi aralarında denk oldukları öne
sürülmüşse de bunun aksini gösteren sahabe evlilikleri vardır. Nitekim Hz. Peygamber
iki kızını Hz. Osman'la, Ebu'l-As bin Rabî'i ise Zeyneb'le evlendirmişti. Yine Hz.
Ali, kızı Ümmü Gülsüm'ü Hz. Ömer'le; Hz. Peygamber, halasının kızı Zeyneb'i
Zeyd b. Harise ile evlendirdi. Zeyd azatlı bir köle olup, Zeyneb'e denk olmadığı
açıktı. (bk. ez-Zühayli, a.g.e., VII, 244 vd.)
5) Mal: Eşlerin mal ve servet sahibi olması da
evlilikte önemli bir unsurdur. Ebü Hanife ve İmam Muhammed'e göre malda denklik
servetin bütününü kapsar. Erkeğin mehir ve nafaka dışında, evleneceği kadının
servetine denk bir mal varlığına sahip olması gerekir. Aksi halde veli, izinsiz
akdedilen nikahı feshettirme hakkına sahip olur.
Ebu Yusuf'a göre, mehir ve nafakayı sağlayabilen bir erkek, daha
fazla mala sahip olan zengin bir kadına denk sayılır. Fetva'ya esas olan bu
görüştür. Diğer yandan yalnız nafakayı sağlayabilen, makam ve mevki sahibi
kişilerin de mehir borcunu zenginlik zamanında ödemek üzere geri bırakarak, zengin
bir kadınla evlenmelerinde de denkliğin varlığı kabul edilmiştir. (el-Kasanî,a.g.e., II,319-320; İbnü'l-Humam, a.g.e., II, 222
vd.)
6) Meslek: Evlenecek erkekle kadının velilerinin iş ve
meslekleri arasında bir denkliğin bulunması gerekir. Mesleklerin toplum içindeki yer
ve şerefi devirlere göre değişebildiği için hangi mesleğin hangisine denk
sayıldığını belirlemek güçtür. Bu yüzden örf-adet ve toplumun değer yargıları
dikkate alınarak, problem çözümlenir. Meslekte denklik Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'in
görüşü olup, bu konuda Ebü Hanife'den iki görüş nakledilmiştir. Açık olan
görüşüne göre meslekte denklik aranmamalıdır. (el-Kasanî,a.g.e.,
II, 320; Bilmen, a.g.e., II, 67)
Evlilikte denkliğin sınırlarının geniş tutulması, Hanefî
mezhebinde akıllı ve ergin kadının velisinden izin almaksızın evlenme hürriyetinin
bulunması ile yakından ilgilidir. Kadın veliden izin almaksızın evlenince, her ne
kadar şahitlerin yanında irade beyanında bulunmuşsa da aldatılma ya da korku veya
kaçırılma yoluyla böyle bir evliliğe rıza göstermiş olması muhtemeldir. İşte
veliden habersiz akdedilen böyle bir nikahta, koca kadından, yukarıda belirttiğimiz
denklik maddelerinde daha üstün durumda ise kadın dengi ile evlenmiş olduğu için
nikah kesinleşir ve velisinin kızını geri alma hakkı bulunmaz. Ancak kocada altı
denklik maddesinden herhangi birisi eksik bulunursa kızın velisi bu eksikliği öne
sürerek nikahı feshettirebilir.
Bu duruma göre denklik, temelde kadını korumak için öngörülen
bir denge yoludur.
Kadının hamileliği ortaya çıkmışsa artık veli fesih hakkını
kullanamaz.
Diğer yandan kadın emsal mehirden az bir mehirle evlenmişse veli, bu
nedenle de evliliği feshettirebilir. Ebu Hanîfe'ye göre mehir eksikse kocadan, önce
bunu tamamlaması istenir. Ebu Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise eksik mehirden ötürü
velinin evliliği feshettirme hakkı bulunmaz. Çünkü mehrin on dirhemden fazlası
kadının hakkı olduğundan, bunun üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilir. (bk. eş-Serahsi, el-Mebsut, V, 22, 30; el-Kasani, a.g.e., II,
317, 321; İbnü'l-Hümam, a.g.e., II, 417, 422; Döndüren, Delilleriyle İslam Hukuku,
İstanbul, 1983, s: 259 vd.)