II-
FASİT EVLİLİK
A) Fasit Evliliğin Tanımı:
Meydana gelme (in'ikad) şartları tam olmakla birlikte sıhhat
şartlarında eksiklik bulunan evliliğe "fasit evlilik." denir. Evlenme
ehliyeti, icap ve kabul gibi ana unsurlardan birisi olmaksızın yapılan evlilik ise
"batıl evlilik" adını alır.
İbadetler konusunda fasit ve batıl terimleri eş anlamda kullanılır. Namazın fasit
veya batıl olması aynı anlamı ifade eder. Burada ibadetin, ibadet olmaktan çıkması
ve bozulması kasdedilir. Bu konuda mezhepler arasında bir görüş ayrılığı yoktur.
Evliliğin ise özel bir durumu vardır. Çünkü nikah akdi bir yönüyle ibadetlere
benzer. Yukarıda da belirttiğimiz gibi nikah nafile ibadetlerden daha faziletli olup,
insan türünün sürekliliğine, nesep temizliğine ve ahlakın güzelliğine hizmet
eder. Bu yüzden de nikah ibadetlerden sayılır. Evlilik başka bir yönüyle de
muamelelere benzer. Çünkü, başka bir takım sözleşmelerde olduğu gibi nikah da icap
ve kabul île yapılır, şahit bulundurmak gerekir ve kadın mehir adı verilen bir bedel
alır. Bu nitelikler ibadetlerde bulunmadığı için, nikah muamelattan sayılır. (İbadet ve muamelelerde fesat ve butlan için bk. es-Serahsî,
el-Mebsut, XIII, 23 vd.; el-Kasanî, a.g.e., V, 304; ibnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadir, V, 227
vd.; İbn Abidin, reddü'l-Muhtar, IV, 136; Ömer Nasuhi Bilmen, İstilahat-ı Fıkhıyye
Kamusu, II, 22 vd.; Döndüren, a.g.e., s. 57, 58, Delil, Ticaret ve ikt. İlmihali, s.
124 vd.)
Hanefiler diğer ticarî ve medeni
muamelelerde olduğu gibi nikah akdinde de fasit ve batıl ayırımı ilkesini
benimsemişlerdir. Fasit nikah, özellikle kadın ve doğacak çocuklar lehine bir takım
kolaylık ve haklar getirdiği için müctehitler arasında durumu ihtilaflı olan
birtakım evlilikler fasit çeşidine sokulmuştur. Bununla birlikte nikah çeşitlerinin
hangisinin fasit, hangisinin de batıl kapsamına girdiği kesin çizgilerle ayrılmış
değildir. Bu konuda Hanefi müctehitleri arasında da görüş ayrılıkları vardır.
Biz aşağıda başlıca fasit nikah kapsamına giren evlilikleri maddeler halinde
vereceğiz ve bu arada görüş ayrılıklarına da işaret edeceğiz.
B) Fasit Sayılan Evlilikler:
1) Şahitsiz olarak akdedilen evlenme fasittir.
2) Karısının kız kardeşini, hala veya teyzesini bir nikah altında
toplamak, sıla-i rahmin kesilmesine yol açabileceğinden nass'la yasaklanmıştır. (bk. en-Nisa, 4/23; Buhari, Nikah, 27; Müslim, Nikah, 33, 34, 36,
40.) İşte bir kimse iki kız kardeşi veya eşi ile
birlikte bu eşinin hala veya teyzesini bir nikah altında toplarsa, sonraki tarihli
evlilik fasit olur.
3) Evli bir kadınla, evli olduğunu bilmeksizin yapılacak evlenme
fasittir. Çünkü evli bir kadının boşanıp veya kocası vefat edip de iddetini
tamamlamadıkça evlenmesi caiz değildir. (bk.
en-Nisa, 4/24; el-Kasani, a.g.e., II, 268, 269)
Mesela; kocası uzun süredir kayıp olan bir kadın onun vefat ettiğini veya kendisini
boşadığını haber alıp da, başka bir erkekle evlense, ancak daha sonra eski
kocasının sağ olduğu ve kendisini boşamadığı sabit olsa, ikinci erkek bu durumu
bilmeden evlenmişse ikinci evlilik fasit olur.
4) Bir kimsenin üç talakla boşadığı karısı ile hulle'den önce
yeniden evlenmesi fasittir (bk. "Hülle" konusu). Ebü Hanîfe'ye göre burada
tarafların evlenme yasağını bilip bilmemeleri sonucu değiştirmez. Ebü Yusuf ve
İmam Muhammed'e göre, evlenme yasağını bildikleri takdirde nikah batıl olur.
5) Evlenmeleri ebedi olarak yasak bulunan kan, sıhrî veya süt
hısımlarından birisi ile bilerek veya bilmeyerek akdedilecek nikah, Ebü Hanife'ye
göre fasit; Ebü Yusuf ve İmam Muhammed'e göre ise batıldır. Ancak böyle bir evlilik
yanlışlıkla yapılmışsa taraflara şüpheden dolayı had cezası uygulanmaz. Küçük
yaşta ayrılıp birbirinden habersiz yaşayan iki öz veya süt kardeşin bir gün
karşılaşıp, akraba olduklarını bilmeksizin evlenmesi gibi. Böyle bir durumda
hısımlık ortaya çıkınca derhal ayrılmaları gerekir.
6) Süresi sınırlı (muvakkat) nikah fasittir. Ebü Hanife, Ebü
Yusuf ve İmam Muhammed'e göre süresi belirlenen nikah akdi fasit olur. Bu üç
müctehid geçici nikahı, mut'a nikahına kıyas etmiştir. Bir erkeğin evlenme engeli
bulunmayan bir kadına şahitlerin huzurunda; "Seni şu kadar mehir karşılığında
bir ay süreyle veya hac yolculuğu sonuna kadar kendime eş olarak aldım" dese,
kadın da kabul etse, geçici (muvakkat) nikah söz konusu olur. Diğer yandan sürenin
sözle ifade edilmesi gerekir. Kocanın süreyi niyetinden geçirmesi nikahı etkilemez.
Diğer yandan bir kimse yalnız gündüzleri birlikte olmak üzere bir kadınla evlense
nikahları caiz olur. Böyle bir evlilik muvakkat nikah kapsamına girmez. Böyle bir
kadına "gündüzcü (nehariye)" denir.
Ebu Hanife'nin müctehit öğrencilerinden Züfer İbn el-Huzeyl (ö.
158/775)'e göre geçici (muvakkat) nikah geçerli olup, süre şartı geçersizdir.
Çünkü bu fasit bir şart olup, böyle bir şarttan dolayı nikah akdi iptal edilemez ve
sürekli olarak meydana gelmiş olur. (bk.
el-Kasanî, a.g.e., II, 256 vd.; İbn Abidin, a.g.e., II, 481, 484, 825; el-Mevsılî,
el-ihtiyar, III, 86, 87.)
Hanefiler dışındaki üç mezhebe göre de geçici nikahlar geçerli
değildir. Ancak böyle bir nikahın caiz oluşu Abdullah İbn Abbas (r. anhüma)'dan
nakledilmiş ve Ata ile Tavus'un da aynı görüşte oldukları belirtilmiştir. Bununla
birlikte İbn Abbas'ın bu görüşten döndüğü de nakledilmiştir. (bk. el-Cezîrî, el-Fıkh ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, IV, 116, 117;
Bilmen, a.g.e., II, 25.)
C) Fasit Evliliğin Sonuçları:
1) Fasit evlilikte, eşlerin evliliği sürdürmeleri caiz değildir.
Derhal ayrılmaları gerekir. Aksi halde hakim tarafından zorla ayrılırlar. Hakim
ayırdıktan sonra cinsel birleşme olursa zina cezası uygulanır.
Diğer yandan kimi fasit evlilik çeşitlerinde yeniden geçerli nikah
akdetmek suretiyle eksikliği gidermek mümkündür. Mesela; şahitsiz nikah akdinde,
yeniden şahitlerin önünde nikah akdedilebilir. Yine geçici nikah, yeniden süresiz
olarak kıyılabilir. Ancak kan, sıhrî veya süt hısımlığı gibi mutlak evlenme
engeli olan durumlarda eksikliği tamamlama imkanı bulunmaz. (el-Kasanî, a.g.e., II, 335; el-Fetava'ı-Hindiyye, I, 330, 331; Döndüren,
«Nikah» mad. Şamil İslam Ansik., V, 101, 102.)
2) Fasit evlilik, cinsel birleşmeden önce hiçbir sonuç doğurmaz.
Burada gerçek bir evlilik söz konusu olmadığı için "halvet-i sahîha"
cinsel birleşme hükmünde değildir. Eşlerin kimsenin göremeyeceği ve ansızın
gelemeyeceği bir yerde başbaşa kalmalarına "halvet-i sahîha" denir. Eşi
muhsan kılma (zina durumunda recm cezasına ehil hale gelme) veya üçlü boşamada
anlaşmalı evlilik (hülle) gibi istisnalar dışında sahih evlilikte fiilî birleşme
ile sahih halvet aynı sonuçları doğurur.
3) Cinsel birleşme olmuşsa şu sonuçlar doğar: Kadın emsal
mehirle, miktarı belirlenmiş olan mehirden az olanına hak kazanır. Mehir miktarı
önceden belirlenmemişse emsal mehir alır. (el-Kasani,
a.g.e., II, 335; el-Feteva'ı-Hindiyye, I, 330)
Doğacak çocuğun, baba bakımından nesebi sabit olur. Ancak bunun
için çocuk, evlilikten en az altı ay sonra ve en geç bir yılın içinde doğmuş
bulunmalıdır,
Sıhrî hısımlık doğar, iddet ve iddet süresince nafaka gerekir,
iddet dışında nafaka ile miras sahih nikaha ait olup, fasit nikah bunlara hak
kazandırmaz. (Bilmen, a.g.e., II, 22 vd.)
Bu ayrılık boşama sayılmaz ve bu nedenle boşama sayısında bir
eksilme olmaz.
Malikilere göre evlenme engeli bulunan yakın hısımı ile bilmeyerek
evlenme durumunda, şüphe yüzünden had cezası düşer, nesep sabit olur, doğacak
çocuğun malı yoksa bakımını baba üstlenir ve aralarında babalık - çocukluk
yönüyle miras da cereyan eder. (Bilmen, a.g.e., II,
24)