İRTİDAT
Önce kelime üzerinde duralım. İrtidat Arapça
bir kelime olup; ridde'nin türevidir. Reddemek, geri çevirmek ve her işten rücû
etmek gibi mânâlara gelir.Istılâhta, iman ettikten sonra, İslâm'dan dönmeye
verilen isimdir.2
Kur'ân-ı
Kerim'de: "Sizden her kim dininden döner ve kâfir olarak ölür ise, işte
onların dünya ve âhirette amelleri geçersizdir ve kendileri de cehennem
ehlidir. Onlar cehennemin ebedî sakinleridir."3 buyurulmuştur.
Mürted
ile kâfir arasında çok önemli bir fark vardır. Şöyle ki mürted, İslâm'ın Allahû
Teâla (cc) indinde yegâne din olduğunu ve kudsiyetini bildiği halde; dünya
menfaati, hırs, hased, kin veya bunun gibi duygularla dinini terketmiştir. Bu
duygular, mürtedi müslümanlara karşı muhatap (savaşçı) durumuna getirir. Çünkü
irtidatla birlikte sahip olduğu ismet-i şahsiyesini kaybetmiştir4 Gayrımüslim
olan kâfir ise davete muhtaçtır. İslâm hakkında doğru bir bilgiye sahip değildir.
İbn-i Abidin: "İrtidat eden ve muharip durumuna geçen kimsenin
öldürülmesi, dinin muhafazası için zaruridir. Çünkü dinin muhafazası
maslahatların en üstünüdür"5 hükmünü zikreder. Hanefî fukahası:
"İrtidat eden erkeğin öldürülmesinde, kadının ise hapsedilmesinde
müttefiktir. Çünkü kadın muharip (savaşçı) durumunda değildir." Bu noktada
şunu hatırlatmakta fayda vardır. Mürted olan erkek derhal öldürülmez; önce
irtidat sebebi araştırılıp, şüpheye düştüğü husus izah edilir ve tecdid-i imânâ
davet edilir. Bütün bunlardan sonra, durum değişmezse ulû'lemr tarafından
öldürülür. Bu cezayı herhangi bir mü'min, kendi şahsî reyiyle yapamaz. Çünkü
velâyete tecavüz câiz değildir. Ulû'lemr, bütün ümmetin velâyetine sahiptir.
KAYNAKLAR
(1)
Doç. Numan Abdürrezzak Samarraî, İslâm Fıkhında Mürted'in Tâhi Olduğu Hükümler,
İstanbul 1970, stı. 17-1 R.
(2)İbn-i
Manzur, Lisanû'I Arab, Beyrut: 1955, c.IV, sh.154.
(3)Bakara
sûresi: 217.
(4)İmam-ı
Serahsî, el-Mebsut, Beyrut D.İhya Neşri, c.IX, sh.109.
(5)İbn-i
Abidin, Ulûdu Resmi'l Müftü (fi Mecmuati'r Resail) İst.1325, e. I, sh.318.
(6)İmam-ı
Merginani, el-Hidaye Şerhû Bidayeti'I Mübtedi, Kahire:1965, c. II, sh.164.
(7)İmam-ı
Serahsî, a.g.e., c. IX, sh.98.
(8)İmam-ı
Serahsî, a.g.e., c. IX, sh.106.