MASLAHAT
Maslahat,
Arapça bir kelime olup, Sa-La-Ha kökündendir, lûgat mânâsı menfaat ve iyiliğe
vasıta olan şey anlamına gelir. Fe-se-de kökünden gelen mefsedet'in zıddır.
Kur'ân-ı Kerîm de: "Biz, imtihan olarak sizi hayır ile de, şer ile de,
deniyoruz"2 buyurulmaktadır. Kelâm ûlemasının "iyilik" ve
"kötülük" (hüsn ve kubh) nedir? suali çerçevesindeki tartışması
usûl-i fıkıh âlimlerinin, maslahat ve mefsedet nasıl tesbit edilir? suali ile
devam eder. Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat'in müçtehid imamları: "Bilgi elde
etmede ilk yol, haber-i sâdıktır. Allahû Teâla (cc)'nuı emirleri maslahatı
kavramamızda ilk yoldur, nehiyleri de mefsedeti gösterir. Delâleti subût-i
kat'i olan ve emir bildiren her hüküm, maslahat'tır." hükmünde
müttefiktirler(3). İmam-ı Gazzalî: "Maslahattan maksad, şer'i şerifin
gayelerini korumak ve gerçekleştirmek ise, bunun hüccet (delil) olmasına hiçbir
selim akıl sahibinin itiraz etmemesi gerekir"(4) dedikten sonra,
zaruriyyat mertebesindeki maslahatları; din, can, akıl, nesil ve malın
korunması şeklinde taksim eder.5
Kur'ân-ı
Kerim'de Allahû Teâla (cc): "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk
etsinler diye yarattım" buyurmaktadır.6 İlâhi teklife muhatap olan her
insan; emrin en yüksek derecesi olan "tevhid akidesini" muhafaza
etmek, en şiddetli nehiy olan "tâgût'a kulluk'tan" kaçınmak
durumundadır(7). Zira, Allahû Teâla (cc)'ya "Şirk" koşmak günahların
en büyüğüdür.s Nitekim Şafii fûkahası, savaşın tek sebebi vardır, o da
"zimmet" ve "emanet'i" inkâr ederek küfre sapanların
öldürülmesi veya yola getirilmesidir.9 Zira küfür mefsedet hükmündedir,
mefsedetin izalesi mümkün olduğundan, her müslüman üzerine vaciptir. Çünkü
Resûl-i Ekrem (sav): "İnsanlarla (Allah'tan başka ilah yoktur) demelerine
kadar savaşmakla emrolundum" buyurmuştur.
Dolayısıyle
cihad hasen li aynihidir hükmünde müttefiktirler. Hanefi fûkahası ise; Resûl-i
Ekrem (sav)'in savaşmayan kadın, çocuk ve ihtiyarların öldürülmemesi ile ilgili
emirlerini esas alarak: "İnsanlar irtikap ettikleri bir ma'siyet yüzünden
cezalandırılırlar. Küfür kalpte gizlidir. Zahire vurulur ve mü'minlere karşı
saldırıya geçilirse, savaş farz-ı ayn olur" hükmünü esas alınmıştır.
Tâgûti güçlerle savaşmak "maslahat"ın en üst derecesidir. Nitekim
İbn-i Abidin: "İrtidat eden ve muharip durumuna geçen kimsenin öldürülmesi
(dinin muhafazası) için zaruridir. Çünkü dinin muhafazası, maslahatların en
üstünüdür"12 hükmünü zikreder.
(Geniş
bilgi için bkz. Akıl emniyeti, Din emniyeti, Can emniyeti, Mal emniyeti ve
Nesil emniyeti maddeleri.)
KAYNAKLAR
(1)
Muhammed Ma'ruf ed-Devalabî, el-Medhal, (İlmü Usûl-i Fıkıh), Beyrut:1965. (5.
bsm.) sh. 301. Aynca Ömer Nasuhi Bilmen, Hukûk-ı İslâmîyye ve Istılâhat-ı
Fıkhiyye Kamusu, İst:1976, c. I, sh.18.
(2)
Enbiyâ sûresi: 35.
(3)
Geniş bilgi için bkz. Ebû İshak İbrahim b. Musa eşŞatibi, el-Muvafakat fı
Usûli',s Şeria, Kahire, A. Diraz Neşri Mtb. Ticariye, c. II, sh.25-28. Aynca
Ömer Nasuhi Bilmen, a.g.e., c. I, sh. 199-201, Madde: 506-511.
(4)
İmam-ı Gazzalî, el-Mustafa min İlmû'I Usûl, Beyrut, 1937, c. I, sh. 287-310.
Ayrıca, Ömer Nasuhi Bilmen, a.g.e., c. I, sh. 200'de: "Bir maslahatın
muteber olması için ona usûli şer'iyyeden biri, külli veya cüz'i bir surette
delâlet eder olmalıdır. Böyle bir maslahat ise umum müctehidlerce (bütün
mezheplerde) makbûldür" denilmektedir.
(5)
İmam-ı Gazzalî, a.g.e., c. I, sh. 288.
(6)
Zâriyat sûresi: 56.
(7) Ebû
Ishak İbrahim b. Musa eş-Şatibi, a.g.e., c. II, sh. 28. Ayrıca Muhammed İbn-i
Cerir, Camiû'l Beyan, Mısır,1324, c. II, sh.13.
(8)
İbn-i Kesir, Tefsiru'l Kur'ân'il Azim, Beyrut: 1969, Darû'I Marife Yay. c. I,
sh. 481.
(9)
İbn-i Hacer Heytemi, Tuhfetu'l Muhtaç, Kahire: 1315, c. IX, sh. 212.
(10)
Sünen-i Ebû Davud, İst: 1401, Çağrı Yayını. (K. Cihad:104), c. III, sh.101 vd.
Had. No: 2640, 2641, 2642.
(11)
İmam-ı Kasani, el-Bedaiû's Senai, Beyrut: 1974, (2. bsm.) c. IV, sh. 3 vd.
Ayrıca İmam-ı Serahsi, elMebsut, c. X, sh. 5 vd.
(12)
İbn-i Abidin, Ukûdu Resmi'l Müfti (fi mecmuat'ir Resail), İst:1325, c. I, sh.
3I8.