RIZIK
Kur'ân-ı
Kerîm'de: "Yeryüzünü size boyun eğdiren (istifadeniz için itaatli kılan)
Allah'dır. O halde yeryüzünün sırtlarında dolaşın da Allah'ın size ihsan ettiği
rızıklardan istifade edin."1 hükmü beyan buyurulmuştur. Yeryüzünün insana
boyun eğmesi; işlenmeye ve verimli kılınmaya müsait oluşudur. Faydalı olan
nimetlerin ortaya çıkarılmasını sağlamak ve Allah'ın ihsan ettiği rızıkları
temin etmek, insanların önemli faaliyet sahalarıdır(2). Ziraat, ticaret, zanaat
ve di er faali etlerin sebebi, yeryüzünde mevcut olan nimetlerin ve rızıkların
ortaya çıkarıl ; masıdır. Dolayısıyla rızk kelimesi ve kavramı insan hayatında
önemli bir yere sahiptir. Rızk, dünyada ve âhirette verilen pay ve hisse
mânâsına kullanılmaktadır. Fahrüddin-i Razi: "Arapça'da rızık pay ve hisse
demektir. Cenab-ı Hak: "Rızkınıza (rızkakûm) şükredeceğinize, onu vereni
mi yalanlıyorsunuz?"(Vakıa Sûresi: 82) buyurur. Yani, bu şeydeki
nasibinize, hazz lâfzı kişinin nasibi olup başkasına değil, sadece ona mahsus
olan şey demektir. Bazı ûlema ise "rızk, yenilen veya kullanılan
şeydir" demişlerdir ki, bu bâtıldır. Çünkü Cenab-ı Hak, bize rızık olarak
verdiği şeylerden infakta bulunmamızı emrederek "Ve size verdiğimiz
rızıklardan infak ediniz" (Münafıkûn sûresi: 10) buyurmuştur. Şayet rızk
sadece yenilen şey olsaydı onu harcamak mümkün olmazdı. Diğerleri ise,
"rızk, mâlik olunan şeydir" demişlerdir ki, bu da yanlıştır. Çünkü
insan bazen "Allah'ım bana rızk olarak sâlih bir çocuk, sâliha bir zevce
ver" diye dua eder de, fakat o ne böyle bir çocuğa, ne de böyle bir hanıma
mâlik olamaz. Yine kişi "Ey Allah'ım!.. Bana rızk olarak kendisiyle
yaşayacağım bir akıl ver" der, akıl bir mülk değildir. Ve yine hayvanların
rızıkları vardır, fakat mülkleri yoktur. Din ıstılâhında rızkın mânâsına
gelince; ûlema bunda ihtilâf etmiştir. Ebû'l-Hüseyin el-Basrî, "rızk,
Cenab-ı Allah'ın (cc) bir canlıya bir şeyden faydalanma imkânı verip,
başkalarının onun o şeyden faydalanmasına mâni olmalarını engellemesidir. Biz
`Cenab-ı Allah bize rızk olarak mallar verdi' dediğimiz zaman bunun mânâsı `o
mallardan bize istifade imkânı verdi' demektir. Biz, Cenab-ı Allah (cc)'dan
bize bir mal ile rızıklandırmasını istediğimiz zaman, bununla o malı bize
tahsis etmesini; bir hayvanı rızıklandırmasını istediğimiz zaman, bununla o
rızkı sadece o hayvana tahsis etmesini kastediyonız. Cenab-ı Hak, o hayvana o
rızıktan faydalanma imkânı verip, hiç kimse o hayvanın o rızıktan
faydalanmasına mâni olmadığı zaman, ancak o rızık, o hayvana has olmuş olur.
Mu'tezile rızkı bu mânâda anladıkları için, `haram rızk olmaz’ demişlerdir. Biz
ise (ehl-i sünnet) `haram rizk olur' diyoruz. Arkadaşlarimiz buna iki yönden
delil getirdiler. 1) Lûgat itibariyle rızk beyan ettiğimiz gibi, pay ve nasip
demektir. Haramdan faydalanan kimse için bu haram onun nasibi ve payıdır. Bu
sebeple haramın, onun rızkı olması gerekir. 2) Cenab-ı Hak `Yeryüzünde hiçbir
canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın' (Hûd sûresi: 6) buyurmuştur. Adam,
ömür boyu yaşar, çalışıp çabalamasından başka bir şey yemez. Bu sebeple de
`ömür boyu kendi rızkından hiçbir şey' yemedi' denilmesi gerekir."3
diyerek, rızkın "pay, nasip ve hisse" mânâsına geldiğini izah
etmiştir.
Dikkat
edilirse yeryüzü, rızk temini için müsait bir yapıdadır. Hz. Abdullah b. Mes'ûd
(ra)'dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem (sav): "Rızk temini için
çalışmak (kesbi arzu etmek) her müslüman üzerine farzdır."4 buyurmuştur.
Dolayısıyla mü'minler, helal ve haram hududlarına riayet ederek rızk temini için
gayret sarfetmek mecburiyetindedirler. Nitekim diğer bir hadis-i şerif'te
Resûl-i Ekrem (sav): "Rızkı tamamlanıncaya kadar, hiçbir kimsenin
ölmeyeceği bana vahyedildi. O halde Allahû Teâla (cc)'ya karşı gelmekten
sakınınız. Rızkınızı araştırırken güzel bir yol tutunuz."5 diyerek
müslümanları uyarmıştır. Muhakkak ki; "Güzel bir yol tutmak"tan
maksad, meşrû vasıtalarla helâl kazanç elde etmektir. Hanefi fûkahası:
"Rızk temin etmede en efdal olan yol cihad'dır. Zira cihadda; hem İslâm
dinini aziz kılma, hem de ganimet elde etme söz konusudur. Bu sebeple kazancın
en efdali ganimet olur. Cihaddan sonra ziraatle meşgul olmak ve diğer sanatlar
gelir"6 hükmünde ittifak etmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de: "Artık elde
ettiğiniz ganimetlerden helâl ve hoş olarak yeyin."7 hükmü beyan
buyurulmuştur. İmam-ı Muhammed (rha) "Ganimetin daha önceki ümmetlere
helâl kılınmadığını, ancak ümmet-i Muhammed'e helâl kıldığını, bunun nassla
sabit olduğunu" izah etmektedir.s Resûl-i Ekrem (sav): "Allahû Teâla
(cc) kıyametin kopmasına yakın bir zamanda beni kılıçla gönderdi. Rızkımı da
mızrağımın altında (gölgesinde) kıldı. Bana muhalefet edenleri zelîl ve hakir
eyledi. Her kim kendisini bir kavme benzetirse, o (kimse de)
onlardandır."9 buyurmuştur.
Şurası
kat'iyyen unutulmamalıdır ki, rızk temin etme yolları kat'i nasslarla sabittir.
Herhangi birisinin ihmali, mü'minleri zor duruma düşürür. Zira her mü'min kendi
rızkını temin ederken, diğer mü'minlerin menfaatine olan hizmetleri de üretmek
durumundadır. Ancak en efdal ve en temiz olan rızk elde etme yolunun cihad
olduğu kat'iyyen unutulmamalıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem (sav): "Faiz yemek
için hileli yollara saptığınız öküzlerin kuyruğuna yapışan ziraatle
geçindiğiniz ve cihadı terk ettiğiniz zaman, AllahûTeâla (cc) üzerinize zilleti
musallat kılar. Dinimize dönmedikçe o zilleti üzerinizden sıyırmaz. diyerek,
cihadın asla terkedilmemesini hassaten tebliğ etmiştir. Kur'ân-ı Kerîm'de:
"Allah gökleri ve yeri yaratandır. Üstten (bulutlardan) su indirip, onunla
size rızk olarak türlü mahsüller, meyvalar çıkarandır. Emir ve izni ile
gemileri denizden yürümek için size râm edendir. Akarsuları da yine size
(faidenize) musahhar kılandır. Güneşi, ayı âdetlerinde daim (ve hizmetinizde
kaim) olarak size teshîr eden O'dur. Geceyi, gündüzü sizin (faidenize) tahsis
eyleyen O'dur. Allah size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi. Eğer (Allahu
Teala'nın) ni'metlerini birer birer saymak isterseniz (ne mümkün?) Siz
(ni'metleri) icmâl sûretiyle bile sayamazsınız. Hakikat insan çok zulümkâr, çok
nankördür."11 hükmü beyan buyurulmuştur. Müfessirler "ve âtâ kummin
külli mâse'eltumûh" (size istediğiniz şeylerin hepsinden verdi) hükmünün
mahiyeti üzerinde ısrarla durmuşlardır. Buradaki "min" harfi
cerri'nin teb'iz mânâsı ile ele alınması halinde "Hem size istediğiniz her
şeyden verdi" beyanı ile "Hem size istediğiniz şeylerin hepsini
verdi." şeklinde ele alınabileceğini izah etmişlerdir.ı2 Dolayısıyla
insanın ihtiyaç duyduğu her ni'met ve rızk yaratılmıştır. Nitekim bir başka
âyet-i kerime'de "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkı Allahu
Teala (cc)'ya ait olmasın."13 buyurulmuştur. İmam-ı Şafü (rha) bu âyet-i
kerimenin hükmünün umumî olduğunu, yani her canlının (hissesinin, nasibinin,
payının) Allahû Teâla (cc) tarafından yaratıldığını zikretmektedir.l4 Sonuç
olarak; Allahû Teâla (cc) insanların ve canlıların ihtiyaç duyduğu her şeyi
yaratarak, yeryüzüne depo etmiştir. İnsana düşen; hem bu dünyadaki, hem
ahiretteki rızkı için gayret sarfetmektir.
KAYNAKLAR
(1)
Mülk sûresi:15.
(2)
Geniş bilgi için bkz. Mecmuatû't-Tefâsir, İst. 1979, c. V, sh. 317, 318.
(3)
İmam-ı Fahrüddin-i Razi, Mefiatihûl Gayh, Ank. , Akçağ Yay. c. I. sh. 46I-462.
(4)
Abdullah b. Mahmud el-Mavsili, el-İhtiyar fi Ta'lilil Muhtar, İst.1980 Çağrı
Yay. c. IV, sh.170. Ayrıca, Mecmuaû'l-Enhur (Şerh-u Damaclı), İst. l316, c. II,
sh. 527.
(5)
el-Aclûni, Keşfû'l Hafa, Beyrut 135l, c. I, sh. 231 Had. No: 707. Ayrıca İmam-ı
Şafii, er-Risale, Kahire: 1979, (2. bsm.) sh. 94, Madde: 306.
(6)
Abdullah bin Mahmud el-Mavsili, a.g.e.. c. IV, sh. 170-172. Ayrıca Şeyh
Muhammed b. Süleyman, Mecmuaû'l Enhur (Şerh-u Damad), c. II, sh. 527.
(7)
Enfal sûresi: 69.
(8)
İmamı Muhammed, Siyer-i Kebir, İst. 1980, Evs Yay., c. I, sh. 40.
(9)
İmam-ı Serahsi, el-Mebsut, Beyrut: ty. c. X, sh. 3.
(10)
Sünen-i Ebû Davud. İst. 1401, Çağrı Yay. c. III, sh.740-741 K. Büyû, Ayrıca
İmam-ı Muhammed, a.g.e., c. I, sh. 42-43.
(11) İbrahim
sûresi: 32-34.
(12)
Ebû's-Sûud Efendi, İrşadû'l Akli's-Selim, Kahire, ty, c. V, sh. 48. Ayrıca
İmam-ı Kurtubi, el-Camü li Ahkâmi'I Kur'ân, Kahire 1967, c. IX, sh. 367.
(13)
Hûd sûresi: 6.
(14)
İmam-ı Şafii, a.g.e., sh. 54, Madde:180.