ŞİRK
eş-Şerike
veya eŞ-Şirke şeklinde kullanılan bu kelime, ortaklık mânâsına gelir.ı İki
ortağın sermaye ve emeklerini birbirine katmaları, mirasta, ganimette, alım ve
satımda birbirine şerik olmalarına "şirket" denilmiştir 2 Allahû
Teâla (cc)'ya inanmakla birlikte, kudret ve kuvvette ona denk başka ilâhları da
tanımaktır. Fıkıh'ta, ehl-i kitap da dahil, mü'minlerin dışında kalan her türlü
akaid küfürdür. Resûl-i Ekrem (sav)'in "Küfür tek bir milletir"3
hadis-i şerifi esas alınmıştır. Ayrıca Kur'ân-ı Kerîm'de: "Yahudiler:
`Uzeyr Allah'ın oğludur', nasraniler de; `Mesih (İsa) Allah'ın oğludur'
dediler. Bu, daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında
geveledikleri bir sözdür. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar. Oysa O
(Allah)'dan başka ilâh yoktur. Allah koştukları eşlerden (ortaklardan)
münezzehtir."4 buyurulmuştur. Açıktan açığa Allah'a ortak koşan, birkaç
ilâhın varlığını kabul edenlere "zahiri müşrik" denir. Mecûsiler
"zahiri" müşrik hükmündedir 5 İslâm dininin esaslarına, tevhid
akidesine inanmayan ve bunu açıkça ilân edenlere "hakiki müşrik"
denir. Yahudiler ve nasraniler (hıristiyanlar) bu gruba girerler 6 İslâm
uleması, şirki değişik şubelere ayırarak tahlil etmiştir. Kısaca izah edelim:
1.
Şirkû'l İstiklâl: Birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı işleri gören iki ilâhın
varlığını kabul etmektedir. Mecûsilerin "iyilik tanrısı" ve
"kötülük tanrısı" diye yaptıkları ayrım bunun en güzel örneğidir.
2.
Şirkû't-Tab'id: Bu, bir ilâhın, birkaç tanrının bir araya gelmesi sonucu ortaya
çıktığını kabul edenleri tarifte kullanılır. Hıristiyanların ekanim-i selâse
(üçlü teslis) itikadı bunun en güzel misâlidir.
3.
Şirkû't-Takrib: Bu Allah (cc)'a kendilerini yaklaştıracaklarını zannederek, bir
takım putlara ibadet etmektir. Cahiliyye döneminde Araplar Allahû Teâla (cc)'ya
iman ederler, ancak putlara ibadet ederek, kendilerinin Allah (cc)'a
yaklaşacaklarmı sananlan tarifte kullanılır(7).
4.
Şirkû't-Taklid: Bu atalanrının izinden gitmek sûretiyle,
Allah
(cc)'tan başkasına ibadet edenleri, isimlendirmek için kullanılır.
Bu dört
şubenin kesinlikle küfür olduğu hususunda icmâ hâsıl olmuştur. Bunun dışında
"küfür" olup-olmadığı hususunda ihtilâf edilen iki şube daha
mevcuttur. Bunları da şu şekilde izah etmek mümkündür. Herhangi bir mü'min
Allah (cc)'rn rızası dışında birtakım gayeler gözeterek ibadette bulunursa
şirkû'l-ağraz teşekül eder. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Gösteriş için oruç
tutan, namaz kılan ve tasaddukta bulunan kimse Allah (cc)'a şirk koşmuş
olur.'(8) hadis-i şerifi, ,sirkû'1-ağrazı tarif eder. Bu sebeple riya ile
ilgili bilgilerin farz-ı ayn olduğu hususunda ittifak hâsıl olmuştur 9 Tasavvuf
büyüklerinden Fudayl b. İyaz (rha)'rn "Halk için ameli terketmek riyâdır.
Halk için amel etmek ise şirktir" sözü üzerine iyi düşünmek borcundayız.
Bugün "Halk bize ne der?" endişesiyle kıvranan insanlar;şirkû'l-ağraz
hastalığına tutulmuşlardır.
Üzerinde
hassasiyetle durulacak bir şirk çeşidi de ,sirkû' lesbab'dır. Bunun mahiyetini
Hz. Ebu Bekir Sıddîk (ra)'tan rivayet edilen şu hadis-i şeriften öğrenelim:
"Şirk sizin aranızda karmcanın kımıldamasından daha gizlidir." Hz.
Ebu Bekir: "Ey Allah'ın Rasûlü! Şirk ancak Allah azze ve celle'den
başkasına ibadet edilmek değil midir, yahud Allah'la birlikte başkasına tapmak
değil midir?" Resûl-i Ekrem (sav): "Allah hayrını versin ey Sıddîk!..
Şirk sizin aranızda karıncanın kımıldamasından daha gizlidir. Sana onun
küçüklerini, büyüklerini yahud küçüğünü giderecek bir şey haber vereyim
mi?" Hz: Ebû Bekir: "Hay hay yâ Rasûlallah" dedi. "Her gün
üç defa: "Allah'ım bile bile şirk koşmaktan sana sığınırım.
Bilmediklerimden de senden af dilerim" dersin. Şirk: "Bana filân ve
Allah verdi," demendir. Denktaşlık ise: "Eğer filân olmasa idi, beni
filânca öldürücekti" demendir." Buyurdular(11).
Göıüldüğü
gibi "sebeplerin ve maksatların" putlaştırılması, büyük bir zulüm ve
şirktir. Şirkû'l-esbab ve ,sirkû'l-ağraz korkunç mesafeler kaydetmiştir. Şirkin
her çeşidinden Allahû Teâla (cc)'ya sağınmak ve sırat-ı müstakim dışındaki
bütün yollan terketmek vaciptir. Bugün halkı müslüman ülkelerin yöneticileri,
Allah'a inandıklarını, kitleler önünde ikrar ederler. Ancak belirli
ideolojilerle, insanlann hayatlarına yön vemıeye kalkarlar. Bu sebeple Allahû
Teâla (cc)'ya, kurtarıcı ilân ettikleri "ideologlan" ortak koşarlar.
Bu anlamda "müşrik düzen" tâbiri, isabetlidir.
KAYNAKLAR
(1)
İbn-i Manzur, Lisanû'1 Arab, Beyrut 1955,.c. X, sh. 444-448.
(2)
Mecdu'ddin eş-Şirazî el-Firûzabadî, Kamusû'l Muhit, İst.1304, c. III, sh. 96.
Aynca Ömer Nasuhi Bilmen, Hukuk-u İslamiyye ve lstılâhat-ı Fıkhiyye Kamusu,
İstanbul 1976, c. VIII, sh. 63, Madde: 43.
(3)
Şeyh Nizamüddin ve Heyet: el-Feteva-ı Hindiyye, Beynıt 1400, (3. bsm.) c. VI,
sh. 454.
(4)
Tevbe sûresi: 30-31.
(5)
eş-Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihâl, Beyrut 1395, Dâr’ul-Marife Yay. c. I, sh.
233.
(6)
Aliyyü'l Kari, Şerhû'ş-Şifâ, İst.1309, c. II, sh. 514.
(7)
Hüsnü Aktaş, Medeni Vahşet, Ank. 1981, (3. bsm.)sh. 46.
(8)
Selçuk Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, İstanbul 1981, sh. 80.
(9)
İbn-i Abidin, Reddü'l Muhtar Ale'd Dürri'l Muhtar, Mısır,1972, c.1, sh. 29.
(10) Kuşeyrî
Risalesi, İst.1978, ("İhlâs" mad.) sh. 307.
(11)
İmam-ı Mervezî, Müshed-i Ebû Bekir Sıddîk, İst.1981, sh. 91.