Tarihçe: İlk
Çağlardan beri insanlar birbirleri ile yarışmalar yapmalarına rağmen yapılan
bu aktivitelerin faydalı etkilerinin olduğunu geç anlamışlardır. Daha
sonraları bu hareketlerin etkileri tedavi amaçlı kullanılmıştır. Bu konudaki
en eski bulgular M.Ö. 800-1000 yıllarında Hindistan’daki Atharda-Verda
yazıtlarında tespit edilmiştir. Tarihçilere göre ise ilk spor hekimi, M.Ö.
V. yüzyılda hasta ve yaralıları egzersizle tedavi eden Herodicus’tur. Daha
sonra, Hipokrat pekçok hastasını egzersizle tedavi etmiş ve bu tedavinin
önemi hakkında yazılar yazmıştır. M.S. II. yy.’da Galen, yaralı
gladyatörleri tedaviyle görevlendirilmiş ve böylece belirli aktivite
türleriyle özel olarak uğraşan ilk hekim olmuştur. XI. yy.’da İslam
dünyasının en büyük hekimlerinden İbn-i Sina ‘’El Kanun’’ isimli tıp
kitabında egzersizlerin hastalıklardan koruyucu ve tedavi edici etkilerinden
bahsetmiştir.
Yakın çağda beden
eğitimi konusundaki ilk bilimsel çalışmaların başlangıcı 1854 yılında Edward
Hitchcock tarafından Massachusetts’de açılan Amherst Kolej’idir. Prof.
Hitchcock takım doktorluğu kavramını da ilk kez bu okulda
gerçekleştirmiştir. 1885’te kurulan Amerikan Sağlık, Beden Eğitimi ve
Rekreasyon Birliği tüm yönleriyle egzersizin etkilerini incelemeye başlamış
ve bu alandaki gelişmelerin başlangıç noktasını oluşturmuştur. 1928
yılında Dr. Laterject ve Dr. Knoll’un çabalarıyla Uluslararası Spor
Hekimleri Birliği kurulmuştur. 1952 yılında Uluslararası Spor Hekimliği
Federasyonu (FIMS) adını alan bu kuruluş, spor hekimliğinin hızla
gelişmesine öncülük etmiştir. XX. yy. 2. yarısında rekreasyonel ve yarışmacı
olarak spor yapanların sayısındaki olağanüstü artış, sporla tıbbın
birlikteliğini ve işbirliğini de yoğunlaştırmıştır. Böylece değişik
branşlardaki hekimlerin sporculara ve spora katkısı incelenmeye
başlanmıştır. Türkiye de 1966 yılında FIMS'e üye oldmuştur.
Tanım: Spor hekimliği, sadece takım
doktorluğu ile sınırlı olmayan aynı zamanda koruyucu ve tedavi edici
hekimliği de kapsayan multidisipliner bir uzmanlık dalıdır. Başlıca
çalışma alanları Spor fizyolojisi, spor travmatolojisi ve sportif
rehabilitasyon dur.
FIMS'e göre Spor Hekimliği;Elde
edilen sonuçları koruyucu hekimliğe, tedaviye, rehabilitasyona ve sporcuya
uygulamak için hareketin, antrenmanın, sporun ve hareketsizliğin her iki
cinsten ve her yaştaki normal ve hasta bireyler üzerindeki etkilerini
araştıran teorik ve pratik tıp dalıdır.
Buna göre spor
hekimliği uzmanının görevleri şunlardır:
1- Yaralanmış sporcuların
tanısını koymak, tedavisini yapmak, onların uygun şekilde rehabilitasyonunu
sağlayarak en kısa zamanda aktif spor yaşamına döndürmek. Yaralanmış bir
kişiye hekimin yapacağı ilk girişim tanıyı koyup tedaviyi başlatmaktır.
Ancak yaralı kişi sporcu ise onu yalnızca sağlığına kavuşturmak yeterli
değildir; sedanter kişilerden farklı olarak sporcuya önceki performans
düzeyini kazandırmak gereklidir. Bu amaçla spora ve sporcuya özgün
rehabitasyon proğramlarını uygulaması gerekir.
2- Çeşitli spor
branşlarında, o spora özgün en sık görülen yaralanma tiplerini ve oluş
mekanizmalarını inceleyip önleyici tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak.
3- Periyodik kontrollerle
sporcuların sağlık durumlarını ve performanslarını izleyip optimal düzeyde
devam etmesini sağlamak.
4- Değişik spor dallarında
performans geliştirebilecek en uygun antrenman yöntemlerinin fizyolojik
temellerini araştırmak ve antrenörle işbirliği yaparak uygulamaya koymak.
5- Yüksek irtifa, hipotermi,
hipertermi, hava kirliliği vb. gibi değişik çevre koşullarının sportif
performansa etkisini araştırmak, sporcunun değişik çevre ortamına uyumunu
kontrol etmek.
6- Her yaşta yapılabilecek
sportif etkinlikler bulunduğunu gözönünde tutarak bireyleri tıbbi kontrolden
geçirmek ve sonuçlara göre kişiye özgün egzersiz reçeteleri hazırlamak.
7- Çocukluk çağlarından
itibaren fiziksel ve antropometrik ölçümlerle birlikte ebeveynle ilgili
bilgileri de dikkate alarak, çocukları spora yönlendirmede yardımcı olmak.
8- Hareketsiz yaşayan
insanların karşı karşıya oldukları riskleri araştırmak ve bu kişilerin
sağlıklı bir bedene sahip olabilmalari için nasıl egzersiz yapabileceklerini
araştırmak,
9- Kronik hastalıklı
kişilerde (Diyabet, Hipertansiyon, Obesite, Aterosklerotik kalp
hastalıkları, Depresyon, Kanser, Dejeneratif eklem hastalıkaları vb.)
egzersizin bir tedavi amacı olarak nasıl kullanılacağını belirlemek.
Dünya'da
SporHekimliği:Günümüzde spor hekimliği bazı ülkelerde tıpta ayrı bir
uzmanlık dalı olarak kabul edilmiş, bazılarında ise sertifikalı kurslarla
eğitim verilen bir branş olarak uygulamaya girmiştir.
Türkiye'de
SporHekimliği:Ülkemizde ilk Spor Hekimliği Enstitüsü Ege Üniversitesi Tıp
Fakültesi bünyesinde 1973 yılında kurulmuştur. Bunu 1986 yılında GATA’ da
kurulan Spor Hekimliği Bilim Dalı Başkanlığı izlemiş, sonraki yıllarda diğer
üniversitelerin bünyesi içinde spor hekimliği ile ilgili Bilim veya Anabilim
Dalı Başkanlıkları bunu izlemiştir.Bunlar:
1. Uludağ Üniversitesi Tıp
Fakültesi FTR ABD-Spor Hekimliği BD
2. Ankara Üniversitesi Tıp
Fakültesi Spor Hekimliği ABD
3. İstanbul Üniversitesi
Çapa Tıp Fakültesi Spor Hekimliği ABD
4. Atatürk Üniversitesi FTR
ABD-Spor Hekimliği BD
5. Akdeniz Üniversitesi Tıp
Fakültesi Ortopedi ABD-Spor Hekimliği BD
Görüldüğü gibi Spor
Hekimliği ülkemizde henüz tam anlamıyla bir temele oturtulamamıştır. Bazı
üniversitelerde ABD bazılarında ise çeşitli Anabilim dallarına bağlı bilim
dalı şeklinde faliyet göstermektedir.
Halen Türkiye'de bu
bölümlerden mezun 20'ye yakın Spor Hekimliği Uzmanı çalışmaktadır. Bunlardan
büyük çoğunluğu Üniversiteler bünyesinde bir kısmı Sağlık Bakanlığı'nda
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon kadrolarında bir kısmı da serbest olarak
çalışmaktadır. 2001 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı'nın büyük
Hastanelerinde de Spor Hekimliği Uzmanlığı kadroları açılmaya başlanmıştır.
70 milyon nüfuslu
bir ülkenin her ne kadar insanları spor yapmasa da 20 kadar uzman sayı
olarak çok azdır. Zaten mezun olan uzmanlar da Spor Hekimliği kavram
kargaşası nedeniyle verimli olarak çalışamamaktadırlar.