7 / 24 İNTERAKTİF KAMPÜS |
|
|
YIL 1 AY 2 |
28 EYLÜL 2000 |
BEDAVA |
ÖĞRETMENLERİN
FEN EĞİTIMİNDE KULLANILAN DENEYSEL ÇALISMALAR İLE
İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİN İNCELENEREK FEN EĞİTİMİ
MÜFREDAT PROGRAMINDAKİ YERİNİN BELİRLENMESİ
Deneysel
çalışmalar, bugüne dek yapılan araştırmalar sonucu çoğumuzun kabul ettiği
gibi fen eğitiminin gerekli bir parçasıdır. Armstrong (1896:42) "bilgi
tek başına bilgi değil, nasıl kullanılacağı bilindiği zaman değerlidir"
diyerek yüz yılı aşkın süre önce pratik aktivitenin önemini belirterek,
bir çok ülkede ve özellikle İngiltere'de fen eğitimi müfredatında önemli
gelişmelere adım atılmasını sağlamıştır. Artık, deneysel çalışmaların,
şüphesiz yararlı olduğu bilindiğine göre, günümüzdeki araştırmaların
yararlı mı değil mi sorusunda yoğunlaşmasındansa, hangi yollarla, ne zaman
ve nasıl yapılması gerektiği gibi soruların üzerine olması gereği vardır.
Böylece, pratik aktiviteler uygun ve gerekli bir şekilde, öğrencilere daha
faydalı olarak uygulanabilirler.
Okullarda,
fen derslerinde uygulanan deneysel çalışmalar ve amaçları Gott ve diğerleri
(1988) tarafından dört grupta sınıflandırılmıştır:
·
Yetenek
kazandıran aktiviteler; termometre okuyabilmek, mikroskop kullanabilmek gibi
·
Gözlem;
teorik bilgileri kullanarak olayları bilimsel gerçeklerle bağdaştırmak
·
İllüstrasyon;
belirli bir kanunu ya da prensibi kanıtlamak
Araştırma
şeklinde yapılan deneyler; bu tip deneyleri ikiye ayırabiliriz. Birinci
olarak belirli bir kanunu ya da prensibi keşfetmek; ikinci olarak, edinilmiş tüm
teorik ve pratik bilgileri kullanarak bir problemi çözmek.
Yukarıda
belirtilen ilk iki tip aktivite diğerlerinin içinde daima yer almaktadır. Diğer
tiplerde ise öğrenci bilimsel bir çalışma içerisinde yer almaktadır ki,
fen eğitiminin amaçlarından birisi de bu olmalıdır. Fen eğitiminin en önemli
özelliği öğrencilere bilimselliğin ne olduğunu öğretmek, böylece öğrencilerin
bilimsel düşünme yeteneklerinide geliştirmektir. Bu, İngiltere'de fen eğitimi
politikası olarak benimsenmiştir (DES, 1985). Screen (1986) ise fen
derslerinde bilimsel düşünme yeteneğinin öğrencilere kazandırılmasının
bir amaç olarak algılanmasının hep unutulduğuna dikkati çekmiştir. Şimdi
ise bilimsel düşünme yeteneğinden ne anlaşılması gerektiği üzerinde kısaca
durulacaktır.
Fen
derslerinden bahsedilirken iki türlü anlama olayından bahsedilebilir (Gott ve
Duggan, 1995).
Teorik
anlama
Fen
konuları içerisindeki kanunların, bilimsel gerçeklerin ve prensiplerin öğrenilmesi,
burada teorik anlama olarak bahsedilecektir (Boyle Mariotte kanunu, fotosentez
gibi).
Temel
olarak fen konularındaki teorileri pratiğe aktarabilmek, bilimsel düşünme
yeteneğine sahip olmak seklinde açıklanabilir. Hipotez kurabilme, deneyin nasıl
yapılacağının planlanması, deneyin uygun bir şekilde yapılabilmesi, sonuçların
gözlenebilmesi, not edilmesi, sonuçların güvenilir olup olmadığının
kontrolü ve sonuçların değerlendirilmesi gibi işlemler hep bu sürecin içerisindedir.
Fen konularını öğrenirken teorik ve yöntemsel anlama birbirini tamamlayıcı
niteliktedir. Şöyle ki; eğimli bir yerden aşağıya doğru giden oyuncak bir
arabanın ortalama hızı ile arabanın kütlesi arasında nasıl bir ilişki
vardır sorusuna öğrencinin çözüm bulmasını istediğimizde, öğrenci özellikle
hız kavramının ne olduğunu ve zaman ve uzaklık ile bağlantısını
bilmelidir (teorik anlama). Aynı zamanda, öğrenci bu problemi çözebilmek için
zaman, uzaklık ve kütleyi ölçebilecek yeteneğe sahip olmalı, hangi zamanı,
hangi uzaklığı ölçeceğini ve hangi sıklıkta bu ölçümleri yapacağını
bilmek zorundadır (yöntemsel anlama). İnanılmaktadır ki, fen eğitimi bu şekilde
daha da anlam kazanacaktır.
Tabi
ki tüm bu bilgiler öğrencilere belirli bir süreç içerisinde öğretmen
tarafından kazandırılacaktır; bu yüzden öğretmenlerin bu konuda ne düşündüklerinin
bilinmesi, bir temel oluşturmak için önemli bulunmuş ve çalışmaya bu
alanda yön verilmiştir. Deneysel çalışmanın rolü ve amaçlarının,
bizzat yönlendiricileri olan öğretmenler tarafından nasıl açıklandığı,
kritik fakat pozitif bir şekilde ele alınacaktır. Böylece ana amaç, tüm
hatlarıyla laboratuar çalışmalarının nasıl uygulanması gerektiği ile
ilgili olarak, fen eğitimi müfredat programındaki yerinin belirlenmesini sağlamaktır.
Bunun için fen öğretmeni yetiştirme programında deneysel çalışmalar
konusu üzerinde durulmasına dikkat çekilecektir.
Bu
araştırmada veri toplama aracı olarak katılımsız gözlem ve yarı yapılandırılmış
görüşme teknikleri kullanılmıştır. Gözlem tekniğinde doğal ortam
bozulmadığı ve direkt araştırıcı gözüyle ortamın içinde bulunduğu
atmosfer ile birlikte veri toplandığı için, bunun yararlı olacağı düşünülmüştür
(Cohen ve Manion, 1994; Adler ve Adler, 1994). Görüşmelerden önce ilk veri
toplama aracı olarak gözlem tekniğine başvurulmuştur. İngiltere'de, içerisinde
deneysel çalışma olan 30 fen dersi (fizik, kimya, biyoloji) katılımsız
olarak gözlenmiş ve okullarda uygulanan pratik aktiviteler ile ilgili genel
bir bilgi edinilmiştir. Gözlem sırasında, ilgili her detay araştırmacı
tarafından not edilmiştir. Ayrıca, yapılan gözlemler ve okul ziyaretlerinde
öğretmenlerle yapılan resmi olmayan görüşmeler, veri toplamanın ikinci aşaması
olan esas görüşmelerde sorulacak sorulara ışık tutmuştur. Gözlem sırasında
dikkat edilen noktalar aşağıda belirtildiği gibi özetlenebilir:
·
Öğretmenin
konuya nasıl bir giriş yaptığı,
·
Deneyin
organizasyonu, alet edevatın nasıl sağlandığı,
·
Öğrencilerin
gruplanması,
·
Yapılan
aktivitenin tipi, hangi amaç için yapıldığı, teorik ve yöntemsel olarak
nelere
değinildiği,
öğretmenin izlediği yol ve tavrı,
·
Derste
sadece deney ile geçen süre,
·
Öğrencilerin
genel tepkileri.
Görüşmeler,
Türkiye ve İngiltere'de olmak üzere iki grup ile yapılmıştır. Amaç, Türkiye'deki
fen müfredatına deneysel çalışmaları benimsetmek olduğu için ilk grup görüşmelerle
okullarımızdaki uygulayıcı olan öğretmenlerin yanıtları ışığı altında
genel durum saptanması yapılmıştır. İkinci grup görüşmelerde ise İngiltere
fen müfredatında önemli bir yere sahip olan deneysel çalışmaların nasıl
uygulandığı ortaya çıkarılmak istenmiştir. Elbette herhangi bir
sistemdeki bir uygulamanın diğer başka bir sisteme aynen adapte edilemeyeceği
bilinci mevcuttur. Ancak, ülkemizde fen eğitimi müfredatına deneysel çalışmaların
tanıtımı açısından, her iki gruptan toplanan veriler de göz önünde
bulundurulursa, yapılacak girişimin başarısının yüksek olacağı düşünülmektedir.
Birinci grup görüşmeler Türkiye'de orta dereceli okullardaki 24 gönüllü
fen, fizik, kimya ve biyoloji öğretmenleri ile yapılmıştır. Görüşmeler
sırasında ses kaydedici teyp kullanılmıştır. İlk olarak öğretmenlerden
deneysel çalışmaların tipleri ve genel amaçları ile ilgili görüşleri alınmıştır.
Daha sonra yetenek kazandırıcı, araştırma, illüstrasyon ve gösteri
deneylerine birer örnek gösterilip, teorik ve daha çok yöntemsel olarak öğretmenlerin
görüşleri alınmıştır. İkinci grup görüşmeler aynı yöntemle İngiltere'de
halen yapılmaya devam edilmektedir. Toplam 24 öğretmenle görüşülecektir.
Yapılan görüşmelerden elde edilen yanıtlar sınıflandırılarak, nitelik
analizi yapılacaktır. Ayrıca, her iki ülkeden alınan örnek ders kitaplarında
bulunan deneysel çalışmaların nasıl işlendiği incelenecektir.
Yapılan
görüşmelerden elde edilen sonuçlar her iki gruptan alınan verilere göre
ayrı ayrı incelenecektir. Birinci gruptan, 'neden deneysel çalışma'
sorusuna alınan yanıt dört ana grup altında toplanmıştır: Daha iyi öğrenmek
için, öğrencilerin motivasyonunu artırmak için, öğrencilerin bilgilerini
pekiştirmesi için ve öğrencilerin pratik beceriler kazanmaları için. Öğretmenlerin
sınıflandırmasına göre deney tipleri, gösteri deneyleri ve sınıf
deneyleri olarak ikiye ayrılmıştır. Ancak neredeyse deney yapılmamakta, yapılanların
da sadece gösteri deneyi tipinde olduğu belirlenmiştir. Her şeyden önce, öğretmenlerimize
fen derslerini deney yaparak işleme bilinci kazandırılması yanında, olanak
da sağlanmalıdır. Görüşme sırasında gösterilen deneylerin amaçları
ile ilgili verilen yanıtlar her deney için pek değişmemekte, bu da öğretmenlerin
deneysel çalışmaların amaçları ve ne zaman ve nasıl öğrenmeye katkısı
olduğu konusunda bilgilerinin yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır.
Öğretmenlerin
genel tercihlerinin, daha çok gösteri deneyleri ya da öğrencilerin
kendilerinin yapabileceği reçete tipi deneyler olduğu saptanmıştır. Daha
sonra sırasıyla araştırma, beceri kazandırma deneyleri gelmektedir. Ayrıca,
deney yapmak yerine günlük yaşamdan örnekler verme, öğrencilere rol verip,
tiyatro şeklinde konuyu anlatma ve deneyin şeklini tahtaya çizerek ders
anlatma teknikleri, öğretmenlerimiz tarafından geliştirilmiştir. Bu ilk
grupta yapılan görüşmelerde daha çok problemler dile getirilmiştir ve inanılmaktadır
ki bu ana sorunlar deneysel çalışmaların tanıtımı için öncelikle gözönünde
bulundurulmalıdır. Bu problemlerin en başında üniversiteye giriş sınavı
gelmektedir. Çocukların bu sınava hazırlanma isteği, öğretmenleri deney
yapmaktansa sınava hazırlık niteliğinde soru çözmek zorunda bırakmaktadır.
Diğer problemler alet eksikliği, teknisyen bulunmaması, laboratuar eksikliği
ve uygunsuzluğu, müfredatın çok yüklü olması, sınıfların kalabalıklığı,
öğrencilerin laboratuar eğitimlerinin olmaması, öğretmenlerin konu ile
ilgili bilgilerinin yetersizliği ve bu konuda onları yönlendirecek kitap ve
kursların olmamasıdır. Genel ve belki de herkes tarafından bilinen bu
bulguların yanında araştırmanın en çok üzerinde durduğu, görüşmeler sırasında
gösterilen deneyler ile ilgili alınan yanıtların değerlendirilmesi ise
halen devam etmektedir.
İkinci
grupta bulunan İngiliz öğretmenlerden alınan yanıtlara göre, deneysel çalışmaların
amaçları aynen birinci gruptaki gibi sınıflandırılabilir. Pratikte kullanılan
ve öğretmenler tarafından tanınan deney çeşitleri ise şunlardır: illüstrasyon,
beceri kazandıran deneyler, gözlem, çocukların kendilerinin bizzat araştırma
yaptığı deneyler ve gösteri deneyleri. Değerlendirmeler ve görüşmeler
halen sürmekte olup, görüşmeler daha çok gösterilen deneyler üzerine yoğunlaşmıştır.
Her iki grup görüşmede üzerinde durulan konuların farklılığının ana
sebebi, öğretmenlerin verdikleri yanıtların farklı eğilimde oluşundan
kaynaklanmıştır.
Öncelikle
öğretmenlerin verilen dersin ne öğretmesi gerektiği konusunda hassas
olmaları gerekir ve onlar dersin amacına ulaşmak için bir pratik aktivite
uygulamanın en iyi olup olmadığına karar verebilmelidirler. Öğretmenlerin
neden deneysel çalışma yaptıkları konusunda, öğrenmeye ne gibi katkıları
olacağı hakkında kesin yargıları olmak zorundadır.
Yapılması
gereken, öğretmenlerden toplanan bu bilgilerin bir araya getirilerek ne
durumda olduğumuzu keşfetmek ve öğretmenlere rehber oluşturabilecek acil
bir temel atılması, daha sonra öğrencilerden alınan bilgiler ışığında
bir model geliştirmeye çalışılması gereklidir. Sadece deneysel çalışma
yapmak yararlıdır deyip, kargaşaya yol açmaktansa hangi pratik aktivitenin
ne zaman, nasıl ve hangi amaçla yapılması gerektiği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Böylece, fen eğitimi müfredatı daha açıklığa kavuşturulabilir.
Türkiye'de
fen eğitiminde deneysel çalışmalar ile ilgili bir çok eksik olduğu görüldüğünden,
bu konuya, öncelikle öğretmenlerimize yönelik, gerek hizmet öncesi gerekse,
hizmet içi kurslar ile, acil olarak dikkat çekilmelidir. Bu araştırmanın,
sonuç olarak araştırmacılara, program geliştirmecilere, bizzat uygulayıcı
olan öğretmenlere ve eğitim politikacılarına ışık tutacağına inanılmaktadır.
Araştırmanın, öğretmenlerin düşünceleri göz önünde bulundurularak,
olası tartışmalar için yeni bir platform oluşturacağı umut edilmektedir.
Adler,
P.A., Adler, P. (1994). Observational Techniques, Handbook
of Qualitative Research (Denzin,
N.K. ve Lincoln, Y.S., Eds.). London, Sage Publications.
Armstrong,
H.E. (1896). How science must be studied to be useful 'The Technical World', H.E.
Armstrong and Science Education (1973; G. Van Praagh, ed.). London, John
Murray.
Cohen,
L., Manion, L. (1994).Research Methods in
Education, London, Routledge.
Department
of Education and Science (1985). Science
5-16: A Statement Policy, London, HMSO.
Gott,
R., Welford, G., Foulds, K. (1988). The
Assessment of Practical Work in Science. Oxford, Blackwell.
Gott,
R. ve Duggan, S. (1995). Investigative
Work In The Science Curriculum, Buckingham, Open University Press.
Screen, P.A. (1986). The Warwick Process Science Project, School Science Review, 72(260): 17-24.
Designed and Revised by iktisada web masters group
Bu web sitesi en iyi IE 3 veya uzeri ile izlenebilir. Browser`inizin JAVA destekli veya enabled olmasi gereklidir.