Bugün;

 

www.egitimcilersitesi.8k.com


..::EĞİTİM ÖĞRETİM ÇIKMAZI::..

 

 

İffet ACAR - Edebiyat Öğretmeni/MANİSA

Ne olacak bu Türkiye’nin hali?”  sorusunun cevabını zaman zaman hepimizin düşündüğü bir gerçek. Hatta artık gülümseyerek sorar olduk. Ama bu sorunun yanıtı gidip gelip, her seferinde eğitime dayanmaktadır. Genel bir ifade olarak eğitim, kişilerde ya da kitlelerde istendik davranışlar oluşturma süreci olarak tanımlanabilir.

İşte bu sürecin ne kadar olması gerektiği hakkındaki görüşler, bu günlerde bir gündem yaratmaya başladı. Yakın geçmişte geçtiğimiz sekiz yıllık eğitimin yerleşme sancıları sürerken, şimdi on iki yıllık bir süreden söz ediyoruz. Çok yakın bir geçmişte büyüklere okuma – yazma öğretmek için başlatılan hareketin anıları olan bir toplumun on iki yıllık bir zorunlu eğitim sürecinden bahseder olması bile büyük bir aşamadır.

Olağan koşullar altında bu çok sevindirici bir gelişmedir. Bütün eğitimci kitlesi de bu görüşü paylaşır. Ancak büyük bir çoğunlukla paylaşılan bir de kaygı vardır. “Eğitimin kalitesi...” acaba gerçekten eğitmeyi mi istiyoruz, yoksa öyle gibi görünmeyi mi?

Bu gün  ilköğretim okullarından mezun olan öğrencilerden liseye devam eden öğrenci sayısı, istatistiklerin verdiği ortalama rakamlara göre, % 75’tir.Geriye kalanlar ya el sanatlarına, ya iş alanlarına ya da daha başka alanlara kaymaktadır. Şu anda düşünülen sistemle bu % 25’lik grubun da eğitim süreci içine alınması öngörülmektedir. Bu çok ideal bir düşüncedir ve herkes tarafından kabul görür. Ancak idealler, ayağı yere basan projelerle desteklenmedikçe bir süre sonra nefessiz kalmaya mahkumdur. Türkiye’nin ise içinden geçmekte olduğu sancılı gelişim sürecinde soluksuz ve desteksiz projelere dayanma gücü de, lüksü de yoktur. Dolayısıyla, özellikle eğitim gibi toplumların geleceğini derinden etkileyecek programlarda iyi düşünülmeli;  hedefler ve öncelikler doğru belirlenmelidir.

Ders geçme ve kredi sistemi gibi bir fiyaskodan, taşımalı eğitimin hali hazırda yaşanan sorunlarından dersler çıkarmalı; öğretmen yetiştiren kurumların belirsiz politikaları, eğitim kurumlarımızın fiziksel yetersizliği göz önünde tutulmalıdır. İş işten geçtikten sonra yanlışları düzeltmeye çalışmanın bir anlamı olamaz.

On iki yıllık eğitim süreci eğer iyi planlanır ve değerlendirilirse ülkenin geleceği garanti altına alınmış olur. Bu büyük bir hamledir. Aynı oranda özveri gerektirecektir. Okullarımızın bu günkü kapasiteyle bu işin üstesinden nasıl geleceği merak konusudur. Hiçbir devlet okulu, sadece devletten gelen kısıtlı ödenekle geçinememektedir.  Zaten yükü çok ağır olan bu okullar bir anda olacak % 25’lik bir artışı nasıl karşılayacaklar? Öğretmenler zaten bir çok sorunla yüklüyken, bir de böyle bir yükü nasıl taşıyacaklar?

Bütün bu sorular ve sorunları çözecek bir projeyi bütün eğitim öğretim kitlesi, merak ve sabırsızlıkla beklemektedir. Her şeye karşın bütün iyi niyetimizle ve destek duygularımızla eğitim adına atılacak her olumlu adımı ve iyileştirmeyi umutla beklemekteyiz.