|
Dr.
Aynur YILMAZ
Çocuklarla
ana babalar inançlar, değerler, yaşam biçimi, giyim zevki, arkadaş seçimi,
ahlak, politik inanç, amaçlar, kişisel alışkanlıklar gibi konularda
farklı düşünüp, çatışma yaşayabilirler.
Saç
uzatmayı örnek olarak ele alalım. Ana-babalar saçın biçimiyle
ilgiliyken, çocuklar için uzun saç çok önemlidir. Saçın kesilmesini
istemek, güçlü bir dirençle karşılaşacaktır. Çünkü uzun saç
gencin kendi isteğini yapma, kendi hayatını yaşama, kendi inanç ve değerlerini
gösterme ifadesidir. Çocuklar davranışlarının ana-babalarını somut
olarak etkilediklerini görürlerse, o davranışı değiştirirler. Uzun
saçı seviyorlarsa, ana-babaları kısa saçtan hoşlanıyorlar diye saçlarını
kesmezler. Şimdi biraz düşünelim: Oğlumun saçının uzun olmasının
bana zararları nelerdir? İşimden atılmam, gelirim azalmaz, arkadaş
edinmemi etkilemez, mesleğimi yapmamı engellemez. Hiç kimse başkasını
incitmediğine inandığı sürece davranışını değiştirmez. Davranışlarını
değiştirmek için zorlanırsa, özgürlüklerini korumak için savaşırlar.
Uzun saç olayında olduğu gibi, bir şeyi yapmama konusunda baskı gördükçe,
o şeyi daha çok yapmak için tepki verirler. Bazıları da ana-babalarından
korktukları için, onların baskılarına boyun eğer ama kendilerini değiştirdikleri
için de onlara karşı öfke duyarlar.
Çocukların,
ana-babaları somut olarak etkilemediği davranışları üzerindeki çatışmalar
çocukların haklarını gündeme getiriyor. Gençler saçlarını
istedikleri boyda uzatmaya, kendi arkadaşlarını seçmeye, istedikleri
elbiseleri giymeye hakları olduklarını düşünürler. Çocuklara
haklarını ya da özgürlüklerini vermek, onları kendi yaşamları olan
bağımsız kişiler olarak kabul etmektir.
Çocuklar
yetişkinlere karşı gelmez. Onların özgürlüklerini ellerinden alma
çabalarına karşı gelirler. Onları değiştirme ya da kendi kafalarındaki
kalıba sokma çabalarına, bezdirmelerine, kendi doğru ve yanlışlarına
göre davranmaya zorlanmalarına isyan ederler.
Kendi
değerlerinizi onlara baskı yaparak değil, değerlerimize uygun yaşayarak
ve düşünce, bilgi ve deneyimlerimizi paylaşarak öğretebiliriz. Çocuklar
örnekle öğrenirler. Ana-babalar tutumlarıyla, davranışlarıyla, yaptıklarıyla,
yapmadıklarıyla, çocuklarını öğretirler. Doğrular, yanlışlar,
istekler, korkular böyle öğrenilir. Dürüst olmalarını istiyorsak,
kendi dürüstlüğümüzü onlara göstermeliyiz. Cömert olmalarını
istiyorsak, cömert olmalıyız. "Yaptığımı yapma, söylediğimi
yap" sözünün etkisiz olduğunu unutmamalıyız. Ayrıca, düşünce,
duygu ve deneyimlerimizi onlarla paylaşırken, görüşlerimizi kabul
edip etmeme özgürlüğünü onlara bırakmalıyız. Nutuk çekmekten çok
paylaşmaya, zorla kabul ettirmek yerine sunmaya, istemekten çok önermeye
dikkat etmeliyiz. Bu arada çocuklarımızı dinlemeye, onların duygu ve
düşüncelerini öğrenmeye önem vermeliyiz.
|