|
EĞİTİM
ÖRGÜTLERİNDE YÖNETİM SÜREÇLERİNE KATILMA*
Bülent
AKDAĞ
(Felsefe
Öğretmeni, Marmara Üniversitesi Eğitim Yönetimi ve
Denetimi Doktora Öğrencisi)
Giriş
Eğitimde
yönetim süreçlerini “katılma” kavramı açısından
irdelemek ister istemez “demokrasi”; “söz ve
karar hakkı”, “insan hakları”, “kendi geleceğini
belirleme” gibi kavramlara gönderme yapmayı
gerektiriyor. Bu kavramları dikkate alarak yapılacak
bir değerlendirme ise, yönetim ile felsefe ilişkisini
belirlemenin ilk adımlarını oluşturur. Çünkü, eğitim
yönetiminde “felsefi bakış”, “insan”ı gören
bir bakıştır... Eğitim örgütlerinde katılma sürecinin varlığını oluşturabilmek ve bunu yaşatabilmek
ise, “insanın değeri”ni yönetim süreçlerine
katmak anlamına gelir.
Yeni
bir yüzyıla girdiğimiz şu dönemde içinde yaşadığımız
toplumda ve dünyanın pek çok bölgesinde insanlığın
önünde duran en önemli sorunlardan biri “insan
hakları” olgusudur. 1900’lü yıllar ulusallaşma
ve demokratikleşme hareketlerine tanıklık etmiştir;
2000’li yıllar ise “küreselleşme” kültürünün
baskısıyla geçmektedir. Ancak, tüm olup bitene karşın,
insan haklarının kişiler ve devletler tarafından
“korunan” bir olgu olması gerektiği ve evrenselleştirilmesi
problemi bir türlü çözülememiştir (Kuçuradi,
1996, s.53). Özellikle sivil toplum olma sürecini
tamamlayamamış ülkelerde bu problem daha başat bir
durumdadır. Bunun temel nedenlerinden biri felsefe eğitimindeki
yetersizliktir. Çünkü, Kuçuradi (1996, s.170)’nin
de belirttiği gibi;
....insan
haklarının evrenselleştirilmesinin ön koşulu,
herkesin, özellikle de geleceğin yöneticilerinin
felsefe eğitimidir. Bu eğitim çocukluktan başlamalı;
amacı da insanların, insanın onurunun tehlikede olduğu
noktaları görebilecek bir göz kazanmalarına yardımcı
olmaktır.
Yönetim
Süreçlerinde “Katılma”
Karar
Verme Süreci ve Katılma
Karar
verme süreci bir okul örgütünde, eğitim hedefleri
doğrultusunda seçim yapabilme gücünü ifade eder.
Bir okul yöneticisi, önünde duran maddi kaynaklar ve
insan kaynakları ile yapılacak işler arasında bir örgütleme
ve eşgüdümleme yaparak, okul örgütünün yönetimsel
sürecini planlar; örgüt içindeki iletişim sürecini
etkili bir şekilde işleterek okulu, eğitsel, örgütsel
ve yönetsel amaçları
doğrultusunda yönlendirir.
Karar
verme bireysel bir süreç mi olmalıdır, yoksa bir eğitim
uzmanı olarak kabul edilen eğitim iş görenleri de
karar sürecine katılmalı mıdır ? Geleneksel yönetim
anlayışları açısından baktığımızda, bir yöneticinin
varlığı yadsınmayacak derecede öne çıkarılmaktadır;
ancak, okulun örgütsel yapısını etkileyebilecek türdeki
stratejik kararların alınmasında okul örgütüyle
ilgili tüm bireylerin karara katılması doğru olacaktır.
Öğretmenler, öğrenciler ve veliler, yöneticiyle
birlikte bir ortak karar verme sürecinde bulunmalıdırlar.
Ayrıca, okul yöneticisi, operasyonel kararları verme
sürecinde de, “insan” etmenini hiçbir zaman göz
ardı etmemelidir. Bu konuda Aydın (1998, s.129) şunları
belirtmektedir:
Karar
vermeye katılmanın tartışılmasında kararın niteliği
dikkate alınmalıdır. Verilen karar, bir politikanın
oluşturulmasına mı ilişkindir, yoksa bir politikanın
uygulanmasına mı ilişkidir? Demokratik bir okul yönetiminde
ilgili herkes politikaya ilişkin sorular sorma hakkına
sahiptir. Ancak, ...politikanın uygulanması, öncelikle
yönetimsel bir sorumluluktur. Uygulama işlevini
grupların üstlenmeye çalışmaları örgütün
etkililiğini engelleyebilir.
Kararlara
katılma, karar yetkisinin aktarılması değil,
kararların paylaşılmasıdır. Yoksa her çeşit yönetimde
olduğu gibi, okul yönetiminde de, aktarılmadığı sürece,
karar yetkisi sorumlu yönetici ve makamındır (Bursalıoğlu,
1998, s. 159).
Dereli
(1995, s.263), üyelerin örgüt yönetiminde karar sürecini
etkileme boyutları konusunda şunları belirtmektedir:
1.
Bilgi sağlama: Yönetimin karar aşamasında
tartışma konusu olabilecek bilgileri işgörenlere
vermesi.
2.
Tavsiye ve danışma: Görüş ve fikir alışverişinde
bulunma ve yöneticinin değişik düşünceleri değerlendirme
olanağı bulması.
3.
Birlikte karar verme: Yöneticinin personel ile
birlikte karar vermesi.
4.
Özyönetim: Örgüt üyelerinin örgütle ilgili
kararları bizzat kendilerinin alabilme yetkisi.
Eğitim
örgütlerinde kararlara katılma gerekliliğinin bir
gerekçesi olarak Bursalıoğlu (1997, s.37)’nun şu sözlerini
belirtmek yerinde olacaktır: “Eğitim örgütlerinin
amaçları genellikle değerlere dayalı bulunduğundan,
böyle örgütlerde karar çözümlerini inceleyen organ
ve yöneticiler, her zaman rasyonel olanları
bulamamakta veya seçememektedir.”
Karara
Katılmanın Faydaları:
-Karar
vermeye katılım yoluyla öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin
mesleksel nitelikleri geliştirilebilir.
-Karara
katılma örgüt üyesinin örgütsel ve kurumsal amaç
ve programlarla özdeşleşmesine yardım eder.
-Sağlıklı
bir katılım gerçekleştirildikçe, denetime daha az
gereksinim duyulur.
-Karar
vermeye katılmanın, eğitim programlarına daha içten
ve etkili katkıda bulunmayı özendirici rol oynadığını
gösterir gözlemler literatürde yer almaktadır. (Aydın,
1998, ss.129-133).
-Karar
sürecine katılma artarsa karar yetkisinin kullanılması
derecesi azalmaktadır.
-Katılmanın
faydaları, katılanların kişiliğini güçlendirme,
yetişmelerini sağlama ve birleşme için bir güdüleme
oluşturma şeklinde ifade edilebilir (Bursalıoğlu,
1998, s. 159).
Okul
yöneticisinin birincil görevi, okulda bulunan her
personelin insan olmaktan kaynaklanan temel haklarını
sonuna kadar korumak olmalıdır. Okul yöneticisi, çeşitli
yönetim süreçleri aşamalarında karar verirken bu
olguyu ölçü olarak almalıdır. Bunu sağlayabilmek için
okul yöneticilerinin felsefe, insan hakları ve
demokrasi konusunda bilinçlenmesi ve çağdaş bir bakış
açısı kazanması gerekmektedir.
Planlama
Süreci ve Katılma
Planlama,
bir geleceğe yönelik olarak verilmiş
“kararlar toplamı” sürecini
ifade eder.
Kaya (1996, s.100)’nın da belirttiği gibi;
“...plan, gelecekteki tutum ve davranışların bir
resmi gibidir.... eldeki kıt kaynakların akılcı bir
biçimde kullanılması amacıyla, geleceğe yönelik
olarak yönetim tarafından alınmış kararlardır....”
Ne gariptir ki Türkiye hem genel ülke yönetimi düzeyinde
hem de alt kurumsal düzeylerde çeşitli kalkınma ve
reform planlarını dünyada ilk defa
yapan ve uygulayan bir ülke olmasına karşın,
istikrarlı ve kararlı bir işleyişe bir türlü ulaşamamıştır.
Bunun nedeni, sanıyorum ki önce, bireysel siyasi çıkarlar
ve sonra da planlama sürecinde iletişim engellerinden
kaynaklanan örgütleme ve eşgüdümleme eksikliğidir.
Yeterli derecede enformasyon akışını sağlayamamış
bir yönetim, yapısal boyutları büyüdükçe, başarısızlığı
katmerlenerek artan bir “çıplak kıral” oluverir.
Eğitim
örgütü olarak okullarda da benzer sorunları görmekteyiz.
Okul yöneticisinin makam
tutkusu bireysel planlamayı öne çıkarmakta ve böylelikle
doğal örgütü oluşturan personelle iletişim nahoş
bir duruma gelmektedir. Dolayısıyla birlikte
planlanması gereken, haftalık ders programları, eğitici
kol ve sosyal aktiviteler, okul bütçesi, öğrenci popülasyonu,
derslik mevcutları, nöbet çizelgeleri, eğitimin uzak
ve yakın hedefleri, vb. gibi süreçlerin planlanması,
okul yöneticisinin emirvaki tutumuyla ve bir azınlık
personelle yapıldığından anti-demokratik bir örgüt
ikliminin oluşmasına da kapı aralamış oluyor. Sağlıklı
iletişimin olmadığı ve demokratik bir topluluk
bilinciyle, katılımcı olarak alınmamış kararların
hüküm sürdüğü bir okul örgütünde, kararları,
ya otoriter bir yönetme tarzıyla uygulamak olasıdır
ya da kararlar toplamı sürecini imleyen planlama havanda su dövmekten ileriye gitmez.
Planlama
sürecinde demokratik bir eğitim yöneticisi
olabilmenin ve örgüt üyelerinin katılımını gerçekleştirmenin
temel koşulu, okul örgütü içinde yer alan tüm
personeli, öğrencileri ve velileri doğrudan ya da
dolaylı olarak kendi
geleceğiyle ilgili kararlara katabilmeyi sağlamak
ve bu konuda yasal zeminleri oluşturmak için çaba
harcamaktır.
Yapılan
araştırmalar göstermektedir ki; özellikle öğretmenlerin
okul politikalarının belirlenmesine ve planlama
eylemlerine katılması onları okullarına daha çok bağlamaktadır
(Bursalıoğlu, 1998, s. 159). Otoriter yönetimin
egemen olduğu örgütlerde personel, amaçların tanımlanmasında
ve planlamanın yapılmasında yöneticiye bağlı kaldığında
grupların yaratıcı gücünü kullanmaları olası
olmamaktadır (Aydın, 1998, s.135).
Planlama
sürercine katılmanın örgüte ve örgüt üyelerine
sağlayacağı yararları şu şekilde belirtebiliriz:
-Birey
tüm yeteneklerini kullanmaktadır.
-Personel
gelişimi sağlanmaktadır.
-Farklı
görüşler ve deneyimlerin değerlendirilme olanağı
ortaya çıkmaktadır.
-Daha
sağlıklı planlamalar yapılabilmektedir.
-Daha
sağlam kararlar alınabilmektedir (Aydın,1998, s.135). Diğer
Sayfaya Geç>
|