> Kitaplar arasında

 

Küreselleşme
Light Günlük
Recep Tayyip Erdoğan
Güncel Yorumlar
Amerikan Müdahaleciliği
Stalin'in Cinayetleri

 

 

Küreselleşme

Neo-liberal İddialar, Radikal Yanıtlar

Robert Went,

Yazın Yayıncılık,

Eylül 2001

Dünyada ve Türkiye'de kapitalizmin ve küreselleşmenin sorgulanışı, beraberinde bu konuda ciddi bir literatürün oluşumunu da getiriyor. Robert Went'in "Küreselleşme" adlı kitabı bu konuda yazılan onlarca metinden yalnızca biri.

Genel olarak küreselleşme, bizi ezip geçen ve yaşamlarımızı etkili bir şekilde yeniden biçimlendiren, önlenemez ve geriye çevrilemez bir süreç gibi resmedilir. Oysa küreselleşen kapitalizm dünyanın tamamını daha yaygın bir piyasa diktatörlüğüne, ülkeler arasında ve ülkelerin kendi içinde sosyal eşitsizliğin artmasına, ücretlerin düşmesine, çalışma koşullarının kötüleşmesine, sosyal güvenliğin daralmasına, ekolojik yıkıma ve barbarlığa sürüklüyor.

Went, "Küreselleşme: Yeni olan ne?" diye soruyor ve ayrıntılı bir incelemeye girişiyor. Yazara göre neo-liberal politikalar, zengin OECD ülkelerine katı "kemer sıkma" programlarını, eski devlet kapitalisti SSCB ve Doğu Avrupa ülkelerine "şok terapileri", 3. Dünya ülkelerine ise "Yapısal Uyum Programlarını" dayatıyor. Bunların hepsinde karakteristik özellikler aynı: İhracata dayalı büyüme, daha fazla piyasa, daha az devlet, emek piyasasında esneklik, özelleştirme. Yeni olan tek şey bu uygulamaların alanının genişlemesi!

Yine neo-liberal bir iddia olan "Ekonomik olarak birleşmiş bir dünya" masalının ardında piyasalar, hammaddeler, işgücü ve kârlar üzerindeki önemli anlaşmazlıklar ve savaşlar gizli.

Çokuluslu şirketlerin egemenliği karşısında ulusal hükümetlerin durumuna da değinen Went hem neo-liberal hem de ulusalcı iddiaları yanıtlıyor. Finans piyasalarının "gizli eli" milyarlarca insanın ve bütün ülkelerin boğazını sıkarken; serbest ticaret akışını ve çokuluslu şirket yatırımlarını ülkesine çekmek isteyen ulusal hükümetlerin yapabileceği tek bir şey var, maliyeti düşürmek! Bunun anlamı ise ücretleri düşürmek, işgücünü azaltmak, sosyal güvenlik tasarrufu ve sendikaların ağzını yeterince tıkayabilmiş olmak!

Küreselleşme, sonuçları ve kaynakları açısından ayrıntılı sorgulanıyor. Özelleştirmenin sonuçları, sosyal eşitsizliğin artmasında gelinen korkunç boyut, kadınlar için artan eşitsizlik ve hak kayıpları, ekolojik felaketler ve tüm ülkelerde demokrasinin altının oyuluşu gibi konularda bol miktarda veri sunan bu kitap, bir alternatif arayışına da gidiyor, bu anlamda sosyal mücadelelere ve anti-kapitalist harekete bakıyor.

Bu gidişin tek sonu krizler, kaos ya da uluslararası finans sisteminin çöküşü değildir. Kapitalizmin kâra dayalı mantığı yerine diğer ekonomik ve sosyal öncelikleri yerleştiren bir biçim de olası. Bu alternatifin sosyal hareketler, işçiler, genç aktivistler, kadınlar ve akademisyenler tarafından yürütülecek kolektif tartışmalar sonucu ortaya konulacak enternasyonalist bir yaklaşım olması gerektiğine dikkati çeken Went herkesi başka bir dünyanın mümkün olduğunu birlikte ispat etmeye çağırıyor.

• Selçuk DURAN


Light Günlük

Mahfi Eğilmez

Om Yayınevi – 2001 – 340 s.

7.500.000 TL

Yaklaşık bir yıldır Türkiye derin bir ekonomik bunalımda. Bu bunalım sadece geçtiğimiz bir yıla mı ait? Ya da 90’ların etkisiyle mi başladı? İşte eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez’in elli yıllık Türkiye değerlendirmesi olan Light Günlük, ağırlığı ekonomi olan bir Türkiye günlüğü. Çoğu zaman “flashback”lerle geçmişe gidiyorsunuz. Hiçbir şeyin aslında çok da fazla değişmediğini başlıklara baktığınızda bile anlayabiliyorsunuz. Bu kitabın 5. baskısı. Bu baskıyla birlikte kitaba 2001 yılı da eklenmiş. Kitapta aynı zamanda yazarın gazetelerde çıkmış yazıları da yer alıyor.

Recep Tayyip Erdoğan

Ruşen Çakır/Fehmi Çalmuk

Metis – 2001 – 5.400.000 TL

Fazilet Partisi’nin kapatılmasından sonra bölünen “islamcı” kesimin en çok konuşulan ve tartışılan isminin siyasi bir portresi. Kimdir? Ne zaman ne dedi? Şimdi ne diyor? Belediye başkanı seçilişinin öyküsü. Nelere karşı, nelerin yanında? Kitap sadece Recep Tayyip Erdoğan’ı anlatmıyor, aynı zamanda Türkiye’de islami hareketin bir incelemesini kapsıyor. Bülent Arınç ve Emine Erdoğan’la yapılmış röportajlar da kitapta var.

Güncel yorumlar

I. Wallerstein

Aram Yayıncılık – Eylül 2001 – 245 s. 5.500.000 TL

Wallerstein’ın bu kitabı, adından da anlaşılacağı gibi, son birkaç yıldır dünyada karşılaştığımız olaylar hakkında makalelerden oluşuyor. Davos’da yapılan IMF karşıtı toplantı, İsrail-Filistin barış süreci, Rusya’nın 1991’den bu yana değişen durumu, üniversiteler, ‘son kale’lerden biri olan Çin’in ABD ile karşılıklı durumu, IMF, Birleşmiş Milletler, NATO, müdahaleler, Seattle, küreselleşme, ve son olarak da 11 Eylül hakkında yazarın görüşlerini içeriyor. 

• Gül DÖNMEZ


Savaşın teşhiri

Amerikan Müdahaleciliği

Noam Chomsky,

Aram Yayıncılık;

Eylül, 2001

ABD'nin Afganistan'a saldırmasıyla birlikte son 20 yılın önemli olgularından birisi olan "küreselleşmenin askeri yüzü: savaş ve müdahale" tartışmaları gündeme geldi. Bu konuda savaş karşıtlarına çok sayıda veri sunan bir kitap yayınlandı.

Aram Yayıncılık'tan çıkan Noam Chomsky'nin "Amerikan Müdahaleciliği" adlı kitabı ABD'nin ve Yeni Dünya Düzeni'nin terörist yüzünü çıplak bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitabın yayınlanmasından yaklaşık 2 ay sonra bölücülük yaptığı gerekçesiyle İstanbul 1 No'lu DGM tarafından Chomsky'ye dava açıldı. Böylece bu kitap uluslararası bir komediye de konu oldu. "Amerikan Müdahaleceliği" Noam Chomsky'nin sistem karşıtı bir internet sitesi olan zmag.org'da 1998-2001 arasında yayınlanan makalelerinin bir derlemesinden oluşuyor. Chomsky bu kitapta tüm dünyadaki kritik politik gelişmeleri, Ortadoğu, Balkanlar, Doğu Timor vd. bölgelerde yaşanan olayları yakından takip etmiş ve egemen medyaya alternatif bir yorum stratejisi geliştirmiştir.

Makaleler arasında özel olarak Türkiye ve Türkiye'deki Kürt sorununa yönelik değinmeler de var. Bu doğrultuda dikkat çektiği nokta ABD'nin, örneğin Kosova Krizi'ne insan hakları savunuculuğuna soyunup bombardımanlarla "insani müdahalelerde" bulunurken söz konusu Türkiye, Kolombiya, Endonezya olduğunda binlerce insanın ölmesi için bu ülkelere her türlü desteği vermesi.

Chomsky'ye göre insan hakları ABD egemenlerinin çıkarlarına göre zaman zaman rafa kaldırılıyor veya indiriliyor. İnsan haklarına lâyık halklar olduğu gibi, her türlü kötü muameleyi hak eden Kürtler ve Filistinliler gibi zararlı halklar da var.

Diğer yandan bir halkın insan haklarına layık olduğu düşünüldüğünde bile (Kosova Arnavutları gibi) ortaya çıkan tablo sivil yıkımlara neden olan operasyonlar, binlerce ölü ve onbinlerce mülteci. Chomsky bu hat üzerinden bizi ABD'nin çeşitli zamanlarda dünyanın birçok (Irak, Sudan, Panama, Libya ... vs.) yaptığı sebepsiz saldırılar, "insani müdahaleler" adı altında yapılan katliamlar ve "insan haklarını hak etmeyen" halkların yok edilmesi için Türkiye, Kolombiya, Endonezya gibi devletlere verilen sınırsız destekler gibi konularda da ayrıntılı olarak bilgilendiriyor.

Kitapta Chomsky ile yapılan "Seattle'ın Anlamı" adlı bir de röportaj da var. Anti-kapitalist hareketin dinamikleri, küresel kapitalizmin ekonomik, sosyal ve askeri kurumları üzerinde duruluyor. Kitaptaki son yazı 11 Eylül ve sonrası üzerine.

Bu konuda da Chomsky iki seçenek koyuyor: İşlenen suçlara neyin yol açtığını anlamaya çalışmak bunlardan biri. Bunun için verdiği örnek oldukça çarpıcı: "Clinton hiçbir inandırıcı gerekçe olmaksızın Sudan'ı bombalayarak bu ülkedeki mevcut ilaç stokunun yarısını yok edip bilinmeyen sayıda insanın ölümüne sebep olmuştu. Ölü sayısı bilinmiyor, çünkü ABD, BM'nin başlattığı soruşturmayı engelledi. İkiz Kuleler’e yapılan terörist saldırılar bu ve bunun gibi pek çok zalimliğin seviyesine ulaşmamıştır".

Chomsky'nin koyduğu diğer seçenek ise anlamaya çalışmayı reddetmek. Bunun sonucu ise bizi bekleyen çok kötü olayların gerçekleşmesi ihtimaline katkıda bulunmaktır.

Amerikan Müdahaleciliği; ABD'nin, dünyanın tek süper gücü olma yolunda kazandığı başarıların insanlığa çıkardığı faturayı Chomsky'nin oldukça açık ve iğneli diliyle okumak isteyenler için...

• Zuhal KALAYCI


Stalin’in Cinayetleri

Lev Troçki

Yazın Yayıncılık - İstanbul,

Ekim 2001- 336 sf.

Sınıflar mücadelesi tarihinde öyle aşamalar vardır ki bu tarihin her döneminde ezilenlerin yanında inatla yer almayı sürdürmüş olanlarla, yolundan saparak, bilinçli ya da bilinçsiz karşı saflara katılmış olanlar, barikatın farklı taraflarında birbirlerine kurşun atmaya başlarlar. Örneğin ilk Enternasyonal’de Marks ve Engels gibi işçi sınıfı devrimcileriyle anarşistlerin ayrışması böyle bir andır. Dünyanın ilk ve tek muzaffer sosyalist devriminin patlak vereceği I. Dünya Savaşı sırasında Lenin ve arkadaşlarının Kautsky ile ayrışması da bu anlardan biridir.

Yine böyle bir yol ayrımı, 1920’lerin ikinci yarısından itibaren Rusya’daki devrimin yenilmeye ve geri adımlar atmaya başlamasıyla, yeni bir egemen sınıfın oluşarak devrimin tüm kazanımlarını yok ettiği zaman yaşanmıştır. Devrimin önde gelen iki liderinden biri olan Troçki, tarihsel rolünden vazgeçmeyerek işçi sınıfı mücadelesinden yana tavır almaya devam etmiş, yeni egemen sınıf bürokrasinin temsilcisi Stalin ise yeni tarihsel rolüne soyunarak barikatın sağına geçmiştir.

İşte bu aşamadan sonra bu liderlerden biri, 1927’den itibaren yollandığı sürgünlerde, dünyanın çeşitli ülkelerinde, binbir zorluk, baskı, yalan ve iftiralara karşı, devrimci mücadelesini, yalnız burjuvaziye ve Avrupa’da yayılan faşizme karşı değil, başında kendisinin de yer almış olduğu Rus devrimini yok eden bürokrasiye ve onun ünlü temsilcisi Stalin’e karşı da yürütmek zorunda kalmıştır. Artık bir yanda, sürgün, hapis ve gözaltı koşullarında, çoğu zaman haberleşme olanaklarından bile yoksun, gittiği ülkelerde hakkında yasalar çıkarılan (Norveç’teki “Troçki Yasaları” gibi) ve dünyanın dört bir yanındaki mücadelelere, dört duvar arasında yazdığı ve sıkı sansür uygulanan mektup ve makaleleriyle yön vermeye çalışan Troçki; öte yanda bir ülkenin tüm kaynaklarının kontrolünü ele geçirmiş, büyük bir askeri gücü denetleyen ve Rus devriminin prestijini de kullanarak Komintern eliyle tüm dünyadaki sosyalist hareketi çekip çeviren stalinist bürokrasi vardır.

En çok bilineni 1936 Moskova Duruşmaları olan yalan ve iftira kampanyaları konusunda Troçki’nin kitaptaki bir cümlesiyle sözü bitirelim: “...şu anda Moskova’da işlenmekte olan korkunç suçlar karşısında kelime dağarcığımızın ve duygu çeşitliliğimizin ne kadar yoksul olduğunun farkına varma fırsatını bulduğumu da eklemeliyim.” 

• Cengiz ALĞAN

Sosyalist İşçi Anti Kapitalist Kadın Özgürlüğü Troçkizm
DSİP Tartışma Forumu
IMF'ye Hayır! e-Grup