Üniversiteler, herhangi bir görüşün kalesi olmamalıyken rektörlerin kendilerini gururla kemalist çizgide tanımlamalarını bilimsel yöntem cahilliği diye tanımlıyorum.  Kişisel duruşların bilim endişeli bir mekanda yön verici olmaması gerektiğine ikna olmayacak kadar körlüklerine gömülmüş bu insanların, provakasyon ile, aynı tas aynı lugat ile atılacak adımların önünü kestiğini düşünüyorum. 

AKP'nin YÖK'ünün çözüm olabileceği fikrine kesinlikle sahip değilim.  Karşı durulması gereken bir çok nokta olduğu aşikar ama 'doğru' için, dinamik, özgür düşünebilen insanlara ihtiyaç duyulur diye ısrar ediyorum.  Rektörlerin ve bir takım öğretim görevlililerinin aldıkları tavır nedeniyle öğretilmiş olanın dışına çıkamadıkları sonucuna varıyorum.  Aynı, CHP'nin yenilikçi olmak yerine gelenekçi politikalar üretmesi gibi. Kendi bedenlerine, zihinlerine gömülü insanlar gibi... 

Özgürleşmenin önündeki engellerden birinin, aynılaştıran çatılar olduğu kanaatindeyim.  Bütünsellik, devletçilik, milliyetçilik ile birbirine benzeyen, aynı şeyleri düşünen insanlar yaratmak, bu unsurların sığlığına ya da sığ algılandığına işarettir sadece.  Gerçekten korkan, üretmekten, insandan korkan bir siyasi yapınız varsa türban bile sizin kalenizi yıkar.  Özgür ve medeni insanlar bir zeminde birbirlerinin söylediklerini dikkate alarak üretime vesile olurlar.  Şu anda yaşandığı üzere, birileri birilerine kendini dayatmaz.  Bunun, akademisyenlerin ulaşabildikleri iletişim seviyesi olduğunu görmek, çözüme daha çok var diye düşündürmektedir.