Ünv. hocamın dediğine göre Matematik, bir zaman, üzerindeki kirliliği ve zanları atmak için kendini sınadı. Kendini sınamak, ipin ucundan harekete başlayıp sonunu bulabilmek gibi düşünülebilir.
Hayatına günün modasına uygun yönler veren kalabalık, aynı dar çemberde kendini oyalamaktadır. Felsefeci zannedilecek, dindar zannedilecek, solcu zannedilecek, milliyetçi zannedilecek vs. ve bu zannedişlere istinaden de her birinin tafrasından, ayrıcalığından faydalanılacak, ego tatmin edilecek durumudur bu. İşte bu lugatı kullanan toplumun dinamiklerinden / ürünlerinden sözümona gazeteler, felsefe kongresi ile bir kimlik, imaj nedeniyle ilgilendiler.
Bu ilgi, bilgiyi taşıyabilecek boşlukları / açlıkları / soruları / dili oluşmamış olması nedeniyle doğruyu ıskalamıştır.
Felsefeyle böyle ilgilenen gazeteciler, politikayla, haber niteliğindeki olaylarla, ...vs. gerçeklerle kim bilir nasıl ilgilenmektedir;
...haberin tarafsızlığı / benim penceremden görünenler / aslında görebildiklerim, görmek istediklerim ve bunların gazete çıkarı süzgecinden süzülebilenleri / benim uydurduklarım / mecbur bırakılmışlığım...
Felsefeci gazete(ci)ler şimdi Uzan'lar için kıvırıyor...
------------------------------------------------------------------------------------
Türkiye'den felsefi çıkarımlar;
TBMM'den bir vekil: Eğer allah'a inanıyorsa ahlaklıdır, inamıyor ve ahlaklıysa inandığının farkında değildir...
Laik ahlakın yolsuzluğu sözkonusudur...
Herkes kendi hayatını yaşar...
...............
Irak'a asker gönderme ısrarı, kağıt üstünde insan hakları, zorunlu tükçülük, ulaştığımız demokrasi: 'ya sev ya terket', beş vakit taciz, dik ve örtülü başımız, kendimizi karşımızdakine dayatan iletişim üslubumuz, popülist hakim kültür, ezeriz-ayıklarız ve biz bu işte ustayız, düğün, polisler, ...
... elimin kiri alnındaki leke, gelinin beline kırmızı kurdela, oğlumuza kız isteme, mahallemizin namusu, erkeğin reisliği, kadının önceliği, analığın mübarekliği, kaderciliğin daniskası...
... ve aydınlanmacı birikim.
...............
Eee'si sen işte...