Savaş hukuku, savaşan her iki tarafı muhatap alır.  Bir taraf düşük yoğunluklu savaş kisvesi altında yaptıklarını mazur gösteriyorsa karşı taraf için de aynı hak doğar.  Aksi durumda adaletten, barışmaktan, yeni bir sayfa açmaktan bahsetmek hata olur. 

Topluma kazandırma, sofraya kazandırma misali 'yemek pişti' diye çocukları çağırmak olmamalıdır.  Silahı bırakın / ellerinizi yıkayın ve gelin demek, bir şey yapmamaktır.  Tanımlarda buluşmak lazım ki iki tarafı da ilgilendirsin bu adım.  Kendi lugatınızla karşı tarafa bir hak verdiğinizi söylemek kendinizi rahatlatmaktır.  Affederek, topluma kazandırmayı planladığınız kopuk kimdir?  Affettiğiniz suç nedir? 


Mevcut haliyle hayata dönüş, hedefi ıskalamaktadır.  Düşünülen birliktelik ise, bunun için ilk şart karşı tarafı muhatap almaktır, son hamle ile yeniden şekle sokmak / elemek değil.
 
Yapamayacaksanız, hakimin karşısına birlikte çıkmalısınız.  Çünkü önce denge sağlanmalı...

Birilerine bu aracı terk etme fırsatı verecekseniz, doğru tanımlayarak böyle hassas bir konuda isabetli politika üretme olasılığını arttırmalısınız.  Toplum gergin ve bekleyiştedir. 
 


 Köy halkını göçe zorlamak, köyleri yakmak, korkak kurşun kazaları, delil olmaksızın suçlu ilan etmek, infazını vermek, bok sürmek, cop sokmak, işkence etmek, kulak toplamak, susturmak, bezdirmek, ezmek, hakimiyetini yaşamak, affetmek... 

Bilgi çağı, zeka, dürüstlük, hukuk, eşitlik, adalet, demokrasi, AİHM, AB... 

Bingöl, Tunceli, Diyarbakır, Taksim, İstanbul Üniversitesi, Ankara, AİHM... 

Politik zemin, dil, anlayış, kültür, kimlik... 

İnsan Hakları, Eşitlik... 

Türkiye 

Dini tavırdan bir celsede cumhuriyetçi politika üreten, demeçler veren  karizmatik Recep Tayyip Erdoğan'a dönüşme... 

... 

Aslında yıkıyorsun(hem yıkamak hem de yıkmak), çıkıyorsun... 

Toplamıyorsun, karmaşayı yeni düzen diye paketleyip dayatıyorsun... 

Kabul etmeyeni yazının başından sonuna aynı döngüde harcıyorsun...