Verdiğiniz örneklerdeki sorun ahlak ile ilgili değil, ahlaka bile egemen olduğunu düşünen ideolojidir.  Bu nedenle ahlakı ideolojiden ve dinden bağımsız tanımlamak, ideolojinin o ahlakı kapsamasını / dışlamasını / yaşama(ma)sını engellemez.  Ahlak-ideoloji ilişkisi ahlak tarafından çözümlenmişse de bağ eğer ideloji tarafından kurulmuşsa ikisini ayrı raflara koyamazsınız.  Doğru olan ideolojiyi tanımlamaktır. 

Bunların dışında ideoloji zaten bir yaşam biçimi ürünüdür.  Yaşam biçimi ahlakı da içerir, ya da ahlaktan süzülerek dünyaya gelir. 

Artık günümüz toplumları, tümevarımdan hareketle değil, tümden gelimle, tüme vakıf olmadan yönetilmektedir.  Tüme varım yönünde devinen toplumda ise bu yönlü politikalar dayatmadır. 

Ahlaktan ideolojiye giden olağan devinme, yeni üretmeyen, dinlemeyen, anlamayan ezberci, kolaycı, popüler tavırlar nedeniyle sağ, orta(?!) ve sol bayrakların altında ideolojiden hareketle dayatılan ahlak şeklinde yaşanılmaktadır. 

Kendiliğiindenliğe bırakmak yerine sağ solu yok saymakta, sol ise sağı.  Bunun nedeni ahlakı birikimden değil de ideolojiden öğreniyor olmalarıdır insanların. 

Bana göre din de bir ideolojidir, bu nedenle ayrıca belirtmedim.