Dükkanın camını kıran hırsıza taş toplamadığımız için dükkanı yağmalamamıza izin vermemesinden dövünüyoruz 'ah deli kafam, sen ne yaptın, neden taş toplamadın...' diye.

Savaşa karşı durmanın gereğini, nedenlerini unuttuk, ganimetlerin gözümüzü kamaştırması nedeniyle kişiliğimizi yerlere sermiş, treni kaçıranlara fatura çıkarıyoruz.

Doğruluğu savunarak savaşı kınayacağımıza, savaşı savunur şekilde kendimizi yeriyoruz ya, ne diyeyim.

Budur işte bilmemek...

Bir alıntı (Dinle Sözüm / Türkü):

....

Mürşit ile haşrolmayan
Dünyasında ne bilir
Cahilde boş söz çok olur
Kendisini derya bilir

Yükün de lalü gevherse
Yıkma boncuğun hanınan
Sarraf olmayan ne bilsin
Zanneder her taş incidir

....


aklındaki estetikten/esneklikten
karmaşa ve kalabalıktan
yüreğindeki kabarmışlıktan
derisindeki yaralardan
kan sızdırdıkça rahatlayıp
hıncını ehlileştiren bir korkak mıdır insan?

Eylül