Türkiye'nin, stratejisi nedeniyle sahip olduğu fayda sağlama potansiyelinden artık söz etmek mümkün değil.  Dolayısıyla fayda satan, müttefikliğe sığınan ülke olmaktan çıkıp bir birey olabilmek için tavır, kişilik belirlemek lazım.  Bu noktada ise bize yeten halimizin gerçek dünyaya az, hatta yabancı kaldığını görüyoruz. 

Derin devlet alışkanlığımız, içi boşaltılmış atatürkçülüğümüz, kulağımızı çeken asker artık bu ülkenin sustuğu, bastırdığı sorunlara çözüm üretemiyor.  Dolayısıyla biz aynı kürt - alevi tanımları, potansiyel tehlike senaryoları ile çözüm dayatmaktan vazgeçmeliyiz. 

İşe yaramadığının açık kanıtı korkuyu taşımaya devam edişimizdir. Yüzleşmek gerekmektedir.