Savaşa karşı durmuş meclisisimizin, savaşa karşı durmak için gerekli unsurlara, sorulara hakim olduğundan kuşkuluyum ve savaşa hayır diyen bir sorguyla değil de bir rastlantıyla buraya geldiğimizi düşünüyorum.  Böyle düşünmemin en önemli nedeni, bu tavrımızı pazarlık konusu edebilmemiz(edilebilmesi)dir.  Bu nedenle gururlanmama izin vermedim çok.  Buradan gitmeliyiz sonucunun, gelen trene atlanmasıyla cevaplanmasıdır olan biten.  Nereye gittiği, neden gittiği şimdilik susulan bir sığlık...
 
Duygusal yaklaşımlarla bir ülkenin geleceği feda edilmemeli gerekçesiyle kolaylıkla ikna olabilecek ve TSK'nın da kendine güvenen yönlendirmesiyle daha da bir kişilikli ve kendinden emin evet diyebilecek (ya da rağmen denilebilecek) bir toplumuz.  Gerekçe bulmak hiç sorun olmadı bize, hele ki unutturmak, asla!?
 
Oysa inşaa ettiğimiz bir bütünlüğümüz var.  Geçmişi yanar döner bir ülkenin başı dik insanı nasıl olunabilir ki?