Hayat yazdığınız gibi eserim, ezerim, keserim RADİKALliğinde yaşanmıyor maalesef.  Karşınızdakinde gördüğünüz kendinizle yakalandığınızda, karşınızdaki içinizdeki çukura sığınıyor.  Dolayısıyla zaman zaman böyle adamların merdivenleri buraya kadar tırmanma, merdiven yapmaya yeltenme, günlük yaşamı ele geçirme, ... yaşamın felsefesi olmaya doğru cesaretlenmesi söz konusu oluyor.  Bir de aklın yoluna değil de oy çokluğuna dümen kırınca kazanç/politika/adalet vs. toplum baskısının açtığı çukurlara da tutunulduğu oluyor. 

Sonra dünyaya dönüyorsun, yöneticin yeni bir telefon almış ve cebi geçen günlerden daha yüksek bir sesle çalıyor.  E dolayısıyla kendilerini bu seçimden dolayı kutluyorsun; isabetli, verimli, mutlu bir seçim yaptığını vurguluyorsun O kadar paraya.  Bunu yapmazsan ayrıntıları önemsemiyor oluyorsun, ha işin ayrıntılarından zaten yöneticinin görebildiği ayrıntı derecesinde sorumlu olduğundan sorun yok...  Şişiriyorsun tabii, akşama muhabbete çağrılıyorsun, aybaşı kiraya, ay sonları faturalara, maaş günü taksit çukuruna düşürüldüğün kredi kartlarının son ödeme (namı diğer ödemezsen sosyal hayatın biter) gününe, sevgilinin gözünün kaydığı o tabloda saklı 'herşey feda aşkıma' gözü karalığına.. 

Bir de bakmışsın ki, tepende, sözünde, kaleminde hatta belki yalnızlığında bile..