Hayatın içinden akan dingin bir nehir düşünün. O nehir olduğunuzu, hayat karmaşa ile sağınızda solunuzda devam ederken siz kendinizi bunun dışında tutup devam etmektesiniz nereye kadar varabilecekseniz. İçinizde acılar dolusu terbiye taşıyorsunuz, yarım kalmış sözcükler, zamanı bir türlü yakalanamamış ifadeler, küçük riskler, küçültülmüş büyük riskler taşıyorsunuz.

İlerledikçe derinleşiyorsunuz, sürekli yanınızda taşıyorsunuz izlerini geçmişinizin ama gözleriniz bu yüklerle hep yarınlarınızda. Bir denize kavuşur musunuz ya da bilindik gerekleri yerine getirir misiniz önemli midir sizin için? Bunları yapmadığınız sürece anlaşılmayan ve yalnızlığı tercih edecek olan olmanıza rağmen küçük adımları bu doğrularla atmaya devam eder misiniz?

İçinizde biriken derinlikte yoğunluğu azalır acıların, biliyorsunuz. Söylemelisiniz bunu kendinize. Bunu kendinize söylemediğiniz sürece kendinizi koyulduğunuz yolda tutabilir misiniz?

Seçeceğiniz yön, sizi ya hayatın karmaşasına tanık olacağınız yerlerinden geçirecek veya dinginliklerin içinden akıp gideceksiniz yolunuza dingin. Dağlar tanık olacak o zaman seyrinize, ağaçlar, doğa tanık olacak. İçinizdeki aşk silikleşecek yavaşça. Yüzlerini okuduğunuz insanlar görünüp kaybolacak hayatınızdan...

Bir köprünün altından geçerken siz insanlar boğulacak içinizde. İçinizde acıyacak öyküleri. Siz acımayacaksınız çokluğunuzda.

Gözlerinizde bir yıllanmış şarkı, yalnızlığınız, tercih ettiğiniz alışkanlıklar öncesi ayrılıklarınız biraz daha belirginsizleşecek.

Ağlar mısınız?

Bu gün bunları düşünmek canınızı yakmıyor mu, karşısında hayatınızı dizeleyebileceğiniz kişinin? Ellerinize yüzünü almak istediğiniz o bakış şimdi size uzaklardan aşkla değil de anlamazlıklarla bakıyor içiniz acımıyor mu?

Bu gün söylemek istedikleriniz boğazınıza dizilirken, cümleleri bir türlü tamamlayamıyorken canınız acımıyor mu? Sözlere dökebileceğiniz güzelliği gözünüzde dururken buna vakit gelmemesi, geniş zamanlar ummuyorken siz sevginizi söylemek için canınızı yakmıyor mu?

Söyleyebileceğiniz tüm güzel sözler hayatınızın olağan ve size göre seviyeli seyrini bozabilecek anlamlara devşirilebilme olasılığını da içinde taşırken yüreğiniz heyecan yüklenmez mi?

Tamam, gözlerinizi kapatın ve bu günü yarının içinde yerine koyun... Belki biraz da eskilerden bir ses dinlemelisiniz yanında, belki Maria CALLAS.

İçinizde çınlamalı aşkın bu günkü acısı, yarınların sularından umut umut serinlik serpiştirin üstüne... O çağlayan sesten eskinin aşk öykülerini dinlerken bu gün sizin o zamanlarla ne kadar da aynı yere düştüğünüzü düşünün.

Sanki tarihe yazılmıyorsunuz, aşka yazılıyorsunuz.

Siz değilsiniz aşka yazılan, aşkınız aslında ve siz derinleştikçe aşk daha derin yaralar açacaktır, aksi durumda yanınızdaki aşk olmayacaktır.

Ben şimdi dilimde bekleyen sözcüklerin bir yere varmazlığına rağmen onu seven nedenlerimi terk etmeksizin (kendime ihanet olurdu) acıyorum mümkünsüzlüğünde olabilirliğin.

"Olabilirlik" diyorum çünkü gözlerimi kapatınca ne istersem o oluyor...