Bir şehrin sokaklarını anlam ifade etmez bir gerekçeyle dolaşmak gibi karşılık görmez bir yorgunluk var üzerimde...

Sevgiye sarılıyor olsam da sıcak, yüzünde tebessümlere tutunsam da tercihen, kokusunu duysam da teninin çalıntı, gerekleri yerine getirilmiş olmasına rağmen sonuç vermeyen bir çaba gibi boğazıma takılıyor istemek... Bu, insanın uğruna yaşadığı değerlerin, elinde canı alınmış durması gibi... Nedenini bilmek derde deva olmuyor.

Bir yeltenmenin böyle elinde patlaması, yüzüne gözüne acı bulaştırması can alıyor. Hayatımda kapladığı alana karşılık gelmiyor mu sevmek yoksa?

Bir çocuk düşünün ki vitrinlere bakıyor, bir öyküsü var, küçük yalanları ve istekleri, en önemlisi anlam veremezliği var kendisinden saklanıp cansız bedenlere giydirilen giysilere ya da vitrinde ekşimek pahasına sergide tutulan yiyeceklere...

Aklım cevap yetiştirmek derdinde türkü dolanıyor;

        “Seni sevmek sevmelerden birisi...”