Aklımdan neler geçtiğini bilemeyecek kadar kulak vermiyorum kendime günlerdir. Gözlerimi sakınıyorum görmekten gibiyim oysa görme, sevme isteği içimde durmadan ve yorulmadan acı verir hızda dolanıyor...

Cumartesi günü hakkında yazacak o kadar çok şey var ki, ama önce durulmalıyım mı, bilmiyorum. Sanırım şimdi değil vakti. Ama akşam dahil olmak üzere dilimde kelimeler sıralı sırasız bekleşiyor.

Bir vakitsiz aralık gibi köşe bucak soluk alıyorum yalnız, kimseyle gerekmedikçe konuşmuyorum, kayıtsızca gereklilikleri yerine getiriyorum, gülmem gerekiyorsa gülüyorum, genelde gergin ve gözlerinin hemen arkasında bulut saklar gibiyim. Dokunsalar ağlarım kıvamında dolanıyorum vaktin bana denk düşen anlarını. Tadımı anlatmak gerekirse;

Masada boş bardaklar, kirlenmiş tabaklar çoğalıyor önümde, bitmesin sabaha kadar. Yakmıyor elimi artık bu kaynar sular....

Sadece işimle ilgileniyorum... İlgilenmeden...