Hayatımda, önemli diyebileceğim o kadar çok şey oldu ki son bir kaç günde...
Oyum
mecliste temsil edilmiyor. Hayatımda önemli yer tutan iki insanın rolleri
değişti. Ben sesi kısık, şiddeti yön değiştirebilir güçte kararlar aldım.
Artık
inşaa ettiğim hayatım mı yoksa hayat mı diye düşünüyorum...
Hayat
zaten beni olduğum gibi kabullenmekle yükümlü. Ben bunun için ek bir çaba
göstermek durumunda değilim. Aksi durumda onu sorumlu tutma hakkına sahip
olmam. İnsanlar birbirinden özgürdür. Ne sırtımda hayat, ne de ben
sırtındayım onun...
Dürüstlük, vicdan, özgürlük, yaşamak, mutluluk, aşk, zeka, çalkanıp
duruyor.
Durulmayı beklemeli miyim bilmiyorum. Kendime doğru bir şeyler yapmalıyım.
Eğer gün doğumuna vereceğim bir tepki varsa günün doğmamasına da bir tepkim
mi olmalı? Yoksa duruma göre pozisyon alan insan olmak yerine gününe
ağırlığınca yön veren, bir uzak bahara hazırlanan insan mı olmalıyım gözü
tamamen kapalı?
Gördüğüm, bilen insanların sorumluluklarını yerine getirmediğidir. Bazen
küçük kalmaktadır sorumluluk, bazen tembellik veya idareten çözüm yeğ
düşmektedir istikrara. Bazen ise, bir diyetin içine serpiştirilmiş
"istediğinizi yiyebilirsiniz" molalarına ihtiyacı vardır kimselerin.
Gerçekçi olmak... Dayanmamak etiğe, arkada bırakılan kültürel birikime, ses
ile dillenmemiş ve mimiklerde gizli özgüven ile onaylanmamış bir "kabul"'e
yüklenmek beni suçsuz kılmıyor, içimi hiç rahatlatmıyor.
Uzun zamandır kendisinden beklediğim dille konuşmayan bir insanın, ona
ihtiyaç duyma halimi hiçe sayarcasına geçiştirme geyiklere tutunup orada
soluk aramasına tanık olmanın yorgunluğu da var üzerimde. E o hayatında
böyle çözümlere ihtiyaç duyacağı bir anında ise?
İnsan insanı kollamıyorsa, insan kendine ait değerlerin uzağında çözümler
arıyorsa, oyalanması için bu kadar fazla mazlemesi varsa böyle de bir
duruma şaşırmak olmaz herhalde.
Milletin iradesi gerçekleşti, hayatımdaki insanların genel tavırları
doğrultusunda bir politika izleyeceklerini düşünüyorum ve ne yazık
ki azınlık olmanın dayanılmaz "yutkunma", "gerçekleri kabullenme", "uzakta
olmanın yalnızlığına çare umma" ve "seviyesi düşük bir sorgulamanın güç
odaklama"sına katlanmak durumunda olacağım...
İçimdeki satır satır çiziklerden yeni yeni cümleler, acılar, ağıtlar çıkar
biliyorum,
susuyorum...
Ümitli konuşmayacağım, o şimdi tatilde...