Şirinevlerde bir meyhanede rastladım kendime... Ellerim dolanıyordu bir
ifadenin damarlarında tek tek, incitmeme telaşı dilinde. Soluğumda bir akdeniz
rüzgarı mı desem karşı yakadan buraya esen, yoksa şöyle dönüp bakınca kırk
yıllık birikintilerimin dengesinde bir ses mi zamana...
Bir meyhanenin dar kokusunda, birilerinin sıradanlıklarının sıkıntısını dile
getirmesiyle birilerinin açık açık söylemeyişi bir şeyleri, bir satırlık tarihte
es geçilecek kadar olağan yanyanalığıyla ifade edilebilir bir yer kaplıyor ne
yazık...
Oysa ne aşklardan, gözlerden, inceliklerden damıtılmış bir duygulanımdır o,
bütün kendisinin dışındakilere zamandaş düşen...
Oysa nasıl da başka dillerde değersizleşmesin diye sakınırdım ifademi...
Bir gençlik telaşı, sıradanlığı, hapis hayatların çıkmaz sokaklarında aranan
özgürlük umudu eşlik ediyordu bana...
Yapayalnız düştüm dilime;
Ben,
ellerim,
bu günüm,
türkü söylerken kapanan gözlerim...