Son günlerde gündemde öyle konular var ki insan (hele ki bu tartışmalara ait taraflara bir zamanlar kendini yakın hissetmişse) kayıtsız kalamıyor...

Hep söylerim etrafımdaki insanlara, bir tarafa ait olmak o konunun birincil muhatabı olmak ile ilgilidir ve eğer sizin muhatabınız o tartışmadan çıkması gereken sonuç ise siz taraf değil de etken olmak için dışardan bakan olmalısınız (bunun tarafsız olmakla yakından uzaktan ilişkisi yok). Şimdi bu gündem konularında kendimi koyduğum yer ile tartışmalarda izlediklerim arasında gidip geliyorum. İçimde sürekli bir cevap verme isteği var ama bunu yaparsam konunun içine çekilmiş olacağımın da farkındayım. Konuya asla kayıtsız değilim ve günlüğümde bahsedebilecek kadar da önemsiyorum üstelik...

Avrupa Birliği ve Türkiye...

Hala anlayamadık birey olmak ne demek, kaliteli yaşam sürmek ne demek, kişi (ülke) olmak ne demek... Bütün tartışmaların altında yatan temel eksiklik bu. Bir süreci siz, kendinize özgü yaşarsınız ve varmak istediğiniz bir yer vardır, oraya gidişiniz ise kişiliğinizin yaşama üslubuna bağlıdır. Mesela ÖSS'ye girerken yüksek puan almak derdindeyseniz sayısal çalışmanız gerekir ama siz sözeli kuvvetli birisinizdir. Gidip gelirsiniz sözel ya da sayısal ağırlıklı çalışmak arasında (benim sınava girdiğim zaman ÖSS'de bunların önemi vardı...). Oysa kendinize uygun bir iş için belirlediğiniz bir eğitim olmalıdır ve bu eğitimi en iyi nerede alabileceğinizin farkında olup o okulu hedeflemeniz gerekir. Biz şimdi bu örneğin matematik-sosyal ikilemindeyiz. Oysa öncelikle biz kimiz, ne istiyoruz (kendimiz için) gibi soruların altını doldurmuş olmamız gerekirdi... Şu an bir ipin sağından birileri, solundan birileri ve ortalarından da başka birileri çekiştirip duruyor ve ortada dolayısıyla hiçbir hareket yok. Aynı tarafa güdülenmiş olması gereken insanların birbirinin enerjisini tüketmeye dönük çalışması bir ülkenin başına gelebilecek en önemli kazadır bana göre. İpi sağından, solundan ve ortasından çeken insanların yan yana durmaya katlanamayan sloganları var, oysa bu kadar farklı bakış açılarının aynı yöne bakması sonucunda ne kadar da "eksiksiz"e yakın bir görüş ortaya çıkacaktır...

Oysa ki hepimiz cumhuriyetin temel altı ilkesini ezberlemişizdir, sınanmışızdır... (!?J). Aklı sıra aklı selim insanların yetenekli yöntemleri doğrultusunda eğitimler alıp sonunda bu kadar birbirimize ayrı düşmüşüzdür...

Ayrı olmamız gerekmektedir, böyle yetiştik, yan yana duramayız, ateşle barut... Maazallah kazayla sevişir ve zevk alır kadınla erkek, olmaz... ayrı durmamız lazım... Tek adam şovuna dönen partilerin altında yatan temel dürtü de aynı yerden ivme kazanmıyor mu? Ayrı olmalıyız... cop mop, biliyorsunuz, miting falan sanılır sonra biraradalığımız... bir araya gelip ortak sorunlarımıza çözümler üretip sonra ezberinden yaşayan büyük patrona ters düşeriz... neyimize lazım... otur kuzu kuzu... kuzu kuzu gelme sakın, "bir arada olma" durumu söz konusu olur...