Sanki bir kez ağlasam her şeyin yeniden başlaması anlam bulacakmış gibi geliyor... O kadar hassas oldum ki son günlerde, bir şarkıda kendimi arıyor ya da bir filmde sahnedeki mutluluk ya da hüzün oluyorum... Her şeyi çok kolay olmaya başladım!
Üzerinde bir yorgan var gibi ve ben altında ne olduğumu kendime bile söylemiyor gibiyim. Ama küçük küçük hissediyorum ki o yatağın altında bir yalnız yalnız olmadığını düşlüyor.... Kendine isimler düşlüyor ve o isimlerle gerçekliğe yumuşak inişler yapan bilindiklere asi bir hayal... Denizlerin dalgasında salınan huzurlu bir “ağlamak dolusu öykü” gibi oysa o hayaller şimdi...
Ağlasam sanki barışacağım bu gerçekle ve güçlü olmaya devam edeceğim belki de, belki de birileri beni sevsin istiyorum... Eğer varsa incelikleri inceliklerimle aynı dili konuşan herhangi bir kimse ona inanmak istiyorum şişelerce bira, kadehlerce rakı süresince...
Kimse bilsin istemiyorum bütün bunları, bana ait olmaktan çıkmasınlar diye ya da duygu dilenen biri olmak beni rahatsız ediyor belki de...
Bir bayramdır içinde olduğumuz, öyle söylüyorlar ama ne büyülü bir mutluluk var, ne de harçlık heyecanı... her şey o kadar insan yapımı ki, ne kadar yaşarsan o kadar aslında, ama eğer biraz sorgulamış ve fazla çıkmışsan bu günlerin felsefesinden, kendini kaptıramıyorsun bayram yalanına, her şey korkuların üzerine oturuyor, görüyorsun...
Yürüyorum hasretin, acının üstüne
Sığmıyorum dünyaya, dar geliyor
Geceler mi uzadı, bu karanlık ne
Gönlümün bayramları, şenliği söndü.... bir
pazar yerinde ayaküstü sohbette başlayan bir selamlaşma ile üstelik...
Yalnızlıklarında neler düşünür insanlar? Nereye götürür bu düşünmeleri zamanı? Bir ayrılıklar bütünü sevda dolusu aşk mektubu çıkar en doğal dürtüsünden varlığımızın... Kim bezemeye başlamış en güzel cümlelerle bu duyguyu, adına kim aşk demiş? Kim aşka tarih dolusu edebiyat armağan etmiş, kimdir bu günümüzü zorlaştıran?
Peki kimdir bir taşını eksik koyan? O olasılıklar sürecinin en az olabilir olasılığının merhabasıyla çıkmış olsak bile yola, bunca uğruna sevda tüketilen o doymaz aşk fikrinin göğün göğsünde ne kadar yeri vardır ki?
İnsan ihtiyaçlar toplamı desek, aşk onca ihtiyaçtan biri... Sıranın neresine koysak sırası geliyor işte... O ana hazır bir kendimiz var mı peki, peki o ana hazır bir sevgili..?
Vazgeçtim... yazmaya devam ettikçe ağlamak duygusunu örtüyorum...
İznimle,