Karmakarışıklık devam ediyor alabildiğince. Hayatımda biri olmalı ki en yalnız yalnızlığıma cevap verebilir olsun. Diğer insanlara bu kadar fazla olmam ancak o zaman biraz durulur.
Derlenip toparlanmak fikrine bayağı tutundum. Elimi ayağımı çekip buralardan gitmek fikri şu anda kırmaya pek yanaşmadığım sıradanlık çerçevesini çok radikal kıracak görünüyor. Bu bana biraz soluk veriyor. Ama arkasını düşününce son derece cesur olmam gerektiği sonucuna varıyorum. Her şeye yeni baştan başlamak gibi bir durum bu.
Bu gün arkadaşım "sanırım hayat kırkından sonra başlayacak" dedi de... Hakikaten, yaş otuz, yolun yarısı dedikleri duraktayım. Yarınıma baktığımda hala mücadele görüyorum.
Burada birilerini bırakıp gitmek oldukça buruk bir tat bırakıyor ağzımda. Ama burada benim için özel olan insanların dışında da her nedeni terk edebileceğim fikri iyi geliyor. Bu korkup kaçmak değil, kaçmak zaten hiç değil. Buradan gitmek bana göre değil, kanımda türkü türkü çağlarken kırmızı mümkün değil.
Bu yorgun günlerden sıkıldım. Yüzümde ekşi tadı, sağıma bir sıfır yenik, soluma 29 yıl borçluyum zaten.
Canımı sıkıyor kendini tepkisizliğimden dolayı bir yere koyanlar ve ben bunların yanında bu pozisyonda var olmaya devam etmek istemiyorum...
Şimdi hatırladığım bir şarkı; dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf sana benziyor diye usulca sokulup "merhaba" dedim, tanıdık bir huzur aradım şaşkın bakışlarında, bildik bir söz bekledim, eskiden alma, öylesine, konuştu bir şeyler söyledi, beklediğim sözler bunlar değil, anladım ki hiç kimse, hiç kimse sen değil, hiç kimse senin kadar umuduma yol değil... Bu gün dilinize dolanır mı bu şarkı...,?!..