Bir aşkın başladığı yer ile bittiği yer arasında ne değişir?

Peki bir yanyanalığın?

Nedir kararını veren bu dönemeçlerdeki yönün?

İnsana dair ne varsa sığar içine, ama bir insandan beklenmeyen, onun yenilmez dediğimiz yanının yere vurmasıdır elini yavaşca...

Bir de hayat vardır ki akışında ne dost tanır ne de insan...

Bencilliğimizde miyiz? Bencilliğimizsiz isek nedir bizim tercihlerimizi ortaya koyan, ardımızda dönüp baktığımız hangi "elle tutulur"'u benim diye sararız içimize, sunarız yarına, paylaşırız yar ile?

Yavaaaş yavaş çekilmekte kan damarlarından. Bir akşam vakti, sızladığını bile hissetmediğin yerinden usulca dökülürsün hayatın karmaşıklığına karmakarışık. Bir el uzanır, farkındasızlığın diz boyu popülist.

------------------------------------------------------------------------------------------------

Beline kılıç kuşanan ya da ceketini, cebindeki silahı göreyim diye yavaşca çeken insanlar oldu hayatımda, olmaya devam eden de var. İkisini dinledim. Aşk yüzünden, hep aşk yüzünden...

Yayla yolu diye geçip gittiğimiz, şimdi bize buradan uzak olmayı, yavaşlamayı anlatan o yer; kiminin dudağında ağıt...

Gökyüzünde yıldzlara bakarken "diyemediğim"'le, kaçamak bir anımda yıldızlarda aradığım gözlerine şimdi ağıt ağıt acı yakıyorum, dilimde "bir sonrakini düşünüp de "Nasıl siler?"" dediğim an.

Günlüğüm diyor ki; "bir öncekini silip süpüren bir aşkın içindesin...".

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sanki sonunda bir şey varmış gibi olağan yaşamaya devam edişim canımı sıkıyor...