Sevdiği insanı "yalnızlığım benim" diye çağıran bir şairi
besleyen toplumuz. Bu kadar savaş senaryosu, bu kadar teknik düşünme içinde
insan kalan yanımızı unutuyoruz oysa...
Temize çekme şansımız yok...
Törpüleniyoruz...
Bir omuzda kanayan el, bir ayrılık, bir gidiş, bir kaçış
peşinde miyiz bu gün kurduğumuz ya da mecbur olduklarımızdan...
Memnuniyetsizliğimiz diz boyu, ne diye? Bir çarkın içinde kemiklerimiz kırıla
kırıla una öğütülüyoruz...
Ah kavaklar;
bedenim üşür, yüreğim sızlar
Beni hoyrat bir makasla
eski bir fotoğraftan oydular
Orda kaldı yanağımın yarısı
kendini boşlukla tamamlar
Omuzumda bir kesk el ki
hala, hala durmadan kanar
Ah kavaklar;
acı düştü peşime
Ah, kavaklar ardımdan ıslık çalar
----------------------------------------------------------------------
Bu gün gördüm sevdiğimi. Ama ona onu özlediğimi söyleyemedim.
Söyleyemedikçe de birikti içimde...
-----------------------------------------------------------------------
Belki haftasonu Edward NORTON'un filmini görmeye giderim,
keyifli bir kahve içerim, kendime leziz bir tatlı ısmarlarım...
8/12/2002'de ise asker uğurlama gecesinde rakı içeceğim,
kalabalık eşliğinde yalnız...
Tutunmaya çalışıyorum zamana, beni terk etmesin diye...
Bilir misin;
Ne ceza bu
Ne reva bu kor yara
Ne hazin son
Ne garip bir elveda
Bu ihanet kıyametim
Ya bu hançer felaketim
Bu son, en son hata
En son veda
Biçareyim derdinden
Avareyim gel gör ki...
Klip bir köprünün korkuluklarında çekilmişti. Demet çok güzel
söylemişti bu şarkıyı ve Uzay HEPARI derin bir nükte bırakmıştı bu besteyle...
Klipte Demet korkuluklara tutunuyordu...