|
çok uzun zaman
önceydin sanırım...
ne yüzüme aldığım o fotoğraf içimde uslandı
ne de zaman denen gidişler kabuk bağladı
uçarı bir çocuk gibi gözlerinin içindeki ışık
saklı saklı kaldı aklımda
bende yitirildikçe gençlik heyecanı
sesime yıllardan alma engebeli yollar yerleşti
gözümde ağlamak dolusu hüzün hazırda bekliyor
ne zamanın kolaylıkları avutuyor hala beni
ne de kolaylıklara tutunanlar içini dolduruyor senden kalan boşluğun
şimdi kapıdan içeri girecekmişsin gibi taptaze bekliyor yüreğim
sanki gelişine, hiç gitmemişsin gibi şaşırmayacağım
bana ilk gelişin ne zamandı
ben sen olmadan ne zaman var oldum
nasıl yetişti yaşım seninle tanışıklığıma bilmiyorum
içimde hep taşıdığım o ağır roman
bir öyküye denk düşen zamanda kaç ömürlük yorgunluğa denk
kendime anlatabilsem sana yetişir mi
her hayat bir yelerde bırakıla bırakıla tüketilmiyor mu
yokluğuna söz bulmakla geçen senli-sensiz zamanın
ellerinsiz nasıl harcandığı da önemli mi
gözlerinde başka gözler
yüzünde başkalarından kalma gülümsemeler diye söz etmedim hiç kendime
bile bile başkalarının, hayatına soluk kattığını
öykünün o yaşlı yüzü ellerinde ben ben seni taşıdı hep
biliyorum, böyle uzak sevmelerin içinde hep yalnızlık dolanır
ve hiç bir sevgili dindiremez artık o sızıyı
gitme demek için ne kadar geç ise
gel demek için de o kadar yabancısın bana
içimde bıraktığın o yaşlı ömür sen diye tükenirken
farkında bir yandan sen diye bir kimsenin olmadığının
bir köy evinde
dağların eteklerinde
yaylalarda
yollarda bulunmaz bir yitik bu his
seni arayışım değildir bu gezinmeler...
benden aldığın yanımı arayışımdır
her defasında sana atfedilen bu şiir şiir günlüğüm |