Hep eskilerdir şiirlerde
Yaşananlara ait sözcüklerdir ard arda dizilen
Eskir resim ve yorulur zaman taşımaktan
Sakın susma...
 
Umut vardır
Bol keseden hoyrata savrulur
Şu anı duyan bir düşe
El vermeye hazırdım ben oysa...
 
Kulağımda sayılarca ses
Aklımda sayılarca isim
Sırtımda sayılarca tırnak izi
Ve hırçın sevişmelerde tüketilmiş nefesimden arda kalmış üç beş soluk
Hepsi yorgun savaşçı
Hepsi akşam deminde
 
Temize çıkanlar hep aldıklarıyla kalır
Oysa düş bilen düşe nazik seyreder
Ve bende düşlerin kıymeti anayasa
Vuruldukça karar sesi boşluğa
Belkilere tutunur bulunur onlar
Belki yaşıyordur
Belki sever
Belki bir daha yapmaz
 
Bir yağmur ki sorma...
Bir suskunluk ki büyük dönemeçlerin habercisi
Bir tarih ki isim siler
İsim sildiren dönüm adsız
Yeni seyir yalanlara emanet
 
Belki bir sonraki düşde saklıdır şu an...
 
Yarım yarım niyetlerle yola çıkılmış
Yolda derlenilmiş toparlanılmış
Gözler yolda ovuşturulmuş ve
Yollara bırakılmış düşlerin üstünde ayak izleri görülmüş
Acısından ağlayana yol kenarı tabelaları
Tabela diplerinde kolay satış pazarı
 
" Belki diner yağmur
Gölgeler düşer yollara
       Belki susar asfalt
       Bahar başlar konuşmaya
 
       Belki yeşildesin sen
       Belki yakınım sana
       Çağırsan duyarım belki
       Susma yalnızlığında
 
       Sözüme düşer adın
       Bir sana dönerim zaten
       Dilime konar tadın
       Düşlere taşınırım ben "
 
 
 
                    " Sana gözlerini anlatırdım
                    Gözlerinden bağlar bahçeler
                    Sana ellerinden söz açardım
                    Ellerinden çocuk sevinçler "
 
 
Bir sahnede son bulurdu yolculuk;
 
      " Pandora'ya kadar giderdi kurbağa
      Sonsuza değin oyalardı suçluyu
      Suçlu oyalanırdı tanrı bile olsa
      Adı aşktı, bir öpücükle düşlere salardı "
 
 
Kutunun başındayım...