|
Bir en olmazında
hayatın
Ardı ardına dizilen sözcüklerden
Gün ışığı gibi süzülür içime cevapları
O bilinmez diyarların gezilmedik düğümlerinin
Çat kapı içeri girer gibi beklenen gelmeyeceğin
Şaşırır hayatının seyri ki
o zamana hazır bir “kendin” yoktur cebinde
Yakaladın ipi, sıkı tut der yüzündeki al ifade
Sıkı tut, buradan geriye sar ki ve buradan yarına koyul ki
çocukluğundur sana ziyarete gelen, büyüt kendini
her şeyin temize çekilmesi mümkündür işte sana
gününe kadar asılı kaldığın boşluk dolar birden
artık doğan gün, bildik tanımlar canını yakmaz
içine sığma istersen
istersen ocakta yemek unut
arkada en ince inceliklerini duyumsadığın silikleşsin
başka limanların bilinmeyenlerinin büyüsüne kapılır gibi
unut bunca taşıdıklarını
hiçbir bildiğin tanımlamaz seni
yeniden yemek yemeyi öğrenmek gibi
yeni bir dil öğrenmek gibi
ürkek bir başlangıçtır her seferinde aşk
gözlerinde arkasındakileri merak,
gözlerinde kendine tuzağın...
gözlerinden yakalandın cevapsız sorularını verirken
ellerini nereye koysan orası değil
ne kadar öpsen öpmek değil
ne kadar söylesen yeterli değil
elinden tutan o bilmediğin ellerine tutunuyor
bir parkta en yükseğe çıkan salıncaktasınız
burada saklanmış hayatın en güzel anı gibi
sek sek oynayarak tekleyeceksiniz artık
ellerinize elleriniz tutuklu...
dağ yamaçlarında coşkun sular gibi
ineceksiniz artık şehrin bütün tanımları değişmiş gecelerine... |