|
Aslında yorgunluk
değil bensizlik beni kendime atan ve
Sihirli değneklerim gibi kelimelerimin endişesi
parmaklarımın ucundan dökülüverdi birden kalemime
Görüyorum;
"her suskunluğu haykırdıkça
sustuklarım sıra sıra düşüyor dilime..."
Bağrılan binlerce "bilinmiş" arasında daha bir seçer buldum kendimi
çığırtkanı en suskun tezgahın meyvelerini
Ve kim ne kadar kendini aryorsa satırlarda arayışı dingin bir öykü gibi
kendime katıyorum
Boğazıma sarılan insanlar çoğalıyor,
Bildiklerinde aradıkları ben bulamadıkları artık
Ve
Anlamadıkları dilden konuşan dil bilmeyen gibi muhasebeleşiyor
"öğrenmesi gerekenler" sütununda
Her sözün arkasından referansını veren kendine ait sadece rivayet bulur
ve aklına getirmez sağında solunda "gördüğü" sahnenin tanıklığını
çünkü;
bir "şeyi" anlamak için ondan "şey" olmak gereği
FARKETMEDİĞİ.... |