"Yol üstünde bir çeşmeden payına düşen
Susuz geldiğin yolun, içinde açtığı boşluk kadardır"
 
Ne kadar uzağa düşürsem de kendimden seni
Rüzgara bırakılmış bir kitaptan
En derin yarama inat senden satırlar açılır
Binlerce olmamazlık içinde korkular kollarını dolar boynuma ve
Gözlerimde ağlayamamak, dilimde suskunluk koltuğuna oturur
Aklımdan sinema şeridi gibi yüzünden portreler geçer
Ve bir ağaca bakışın
Bir satırı kendine ait kılman
Bir eşyayı düşüne ortak etmen seni özler içimde
Mutsuz/mutlu bitmesi konuşula duran bir filmin bitmemesi gibi
Sadece bende bir doygunsuzluk olur ikimizden evrene kalan sahneler
Senden payıma düşen o veremeyeceğin
Sensiz sana kadar gelişimin eksik yanından daha çok
Sensizlikle devam ettiğim yolumun her çeşme başında
İçimden bir boşluk daha havalanır
Yüründükçe yollar, her çeşme başı içimde sana dair kuyular kazar
Doyuramam kendimi
Soluksuz ve sessiz bir bekleyiş olursun her gün biraz daha büyüyerek, çoğalarak içimde
Ve yetemediğim her zaman, içimde sana işaret eder
Yetebildiğim kadar ancak sana karşı koyabileceğim
Beklemeden,