Uzun bir süreçti (miydi?). Her gün yeniden vazgeçip doğru sanılan (denilen, kabul edilen) yola dönüş kararları alınır ve bir türlü varılamazdı gidilmek istenen yere. Gidilmek istenen yerin adı mıydı bu kadar güçlü olan ya da karar alma sürecini var kılan bilmiyorum... Öyle midir?

  Yüzümdeki bakışı birtek yüzüme bakanlar anlayabilirdi, yüzümü görenler değil. Bu yüzden kimseye elim uzanmadı zaten, bu yüzden sadece uzatılan ellerle ilgilendim. Elimi uzatsam boş gelirdim, boş gelirdim çünkü yabancıydım, görebildikleri yerde değildim, taa içimde, bendeydim.

  Bir kent merkeziydi çocukluğum, kimseye demedim saklandığım yerleri, hala bir sığınak gibi dönerim kuytuluğuma ki elimde hep yeni resimler olur yarınlarından çocukluğumun.

  Diyelimki adı üretmeye dönük olmak olsun bu aşksızlığım, diyelim ki kimseyle ben bu gece bitsin diye sevişmem. Parmaklarımın arasından sızar hırsım her seferinde, arzunun arkasından ellerimde, tenimde izi kalır karşı durmaya çalışımın... susarım...

  Güzel günler midir göreceğimiz, yoksa güneşli güzel günler midir bilinmez. Şair tamamlasın anlamı mı istemiş tekrar ederken yeni sıfatlarla yoksa ikisi birbirinden ayrı mı ifadelerin?

  Her türkü söyleyişimde içimin nehirleri akar ve damarlarına kan gelir sesimin...

  Gözlerime kadar varır her seferinde yakın uzaklıklarım... ağlamam...

  Geçen gün ömürden midir, candan mıdır? Nasıl canını acıtır insanın, her gün aynı "başka birisi" olmak?
Tek heceli bir 'ol' emriyle, cehalet uçkurunu çözer bizim buralarda. Padişah diye yalakalananların kökü kurumadı maalesef...

  Vagonlar bir dolup bir boşalır
  ....
  Sararır sırayla fotoğraflar
  Ne hayatlar içimde kalır
  Yarından haber yok
  Dün

  - bitti -